Yazılar

İdrarda Yanma ve Sık Tuvalete Çıkma Şikâyetini Hafife Almayın

İdrar kesesinin iltihaplanması anlamına gelen sistit; idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma ve ani idrar yapma ihtiyacına neden olur. Bu rahatsızlığın özellikle kadınlarda sık görüldüğünü ve çoğu zaman uygun tedaviyle kısa sürede düzeldiğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Üroloji Uzmanı Op. Dr. Elnur Allahverdiyev, “Buradaki kritik nokta enfeksiyonun tedaviye rağmen sürmesi veya bir yılda üç ya da daha fazla kez tekrarlaması durumunda altta yatan nedenlerin araştırılması gerektiğidir. Tekrarlayan sistitin altında işeme ve pelvik taban kaslarının işlev bozuklukları, cinsel ilişkiyle ilişkili faktörler, kabızlık, idrar yollarında taş, mesanenin tam boşalamaması, kontrolsüz diyabet ve diğer ürolojik sorunlar bulunabilir. Bu nedenle tekrarlayan enfeksiyonlar yalnızca antibiyotikle geçiştirilmemeli, nedenleri değerlendirilmeli” dedi.

Tekrarlayan sistit gelişiminde yetersiz sıvı tüketimi, idrarı uzun süre tutma, daha önce geçirilmiş idrar yolu enfeksiyonları, menopoz, diyabet ve idrar yollarındaki taşların rol oynayabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Üroloji Uzmanı Op. Dr. Elnur Allahverdiyev, “Menopoz döneminde östrojen düzeyinin azalmasına bağlı olarak idrar ve genital bölgede meydana gelen değişiklikler, idrar yolu enfeksiyonlarına yatkınlığı artırabilir. Cinsel ilişki sırasında bakterilerin genital bölgeden idrar kanalına taşınması da bazı kadınlarda sistit gelişimini kolaylaştırabilir. Erkeklerde ise sistit daha az görülür ve saptandığında altta yatan nedenlerin araştırılması ayrıca kıymetlidir” dedi.

Op. Dr. Elnur Allahverdiyev

Op. Dr. Elnur Allahverdiyev

Yanma şikâyetine ateş ve bel ağrısı eşlik ediyorsa dikkat

Sistitin tipik belirtileri arasında idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, ani idrar yapma ihtiyacı, idrar miktarının azalması ve alt karın bölgesinde rahatsızlık yer alır diyen Allahverdiyev, “Ancak ateş, titreme, yan veya bel ağrısı, idrarda görünür kan, tedaviye rağmen devam eden şikâyetler ya da sık tekrarlayan enfeksiyonlar varsa daha ayrıntılı bir değerlendirme gerekir. Bu bulgular böbrek enfeksiyonu, idrar yolu taşı veya başka bir ürolojik probleme de işaret edebilir” dedi.

Enfeksiyon varlığını belirlemek için ilk adım: Tam idrar tahlili ve idrar kültürü

Geçmeyen veya tekrarlayan sistitte doğru tedaviyi planlamak için öncelikle enfeksiyonun varlığının ve altta yatan nedenin belirlenmesi gerektiğinin altını çizen Allahverdiyev, “İlk aşamada yapılan tam idrar tahlili ve idrar kültürü, enfeksiyonun değerlendirilmesine, bakterinin belirlenmesine ve uygun antibiyotiğin seçilmesine yardımcı olur. Şikâyetlerin tekrarlaması, tedaviye rağmen sürmesi veya başka bir ürolojik sorundan şüphelenilmesi durumunda ek incelemeler gerekebilir. İdrar akımını değerlendirmek için üroflowmetri, işeme sonrasında mesanede kalan idrarı belirlemek için rezidü idrar ölçümü ve idrar yollarını incelemek için üriner sistem ultrasonografisi yapılabilir. Gerektiğinde bilgisayarlı tomografi veya mesanenin kamera ile doğrudan incelendiği sistoskopi de uygulanabilir. Tetkikler; hastanın yaşına, cinsiyetine, şikâyetlerine, enfeksiyonun tekrarlama sıklığına ve muayene bulgularına göre belirlenir” dedi.

Mesanenin farklı rahatsızlıkları benzer belirtilere yol açabildiğinden, sistit benzeri şikâyetlerin her zaman idrar yolu enfeksiyonu anlamına gelmeyebileceğini de sözlerine ekleyen Allahverdiyev, “Bu nedenle her şikâyette antibiyotik kullanmak yerine, özellikle geçmeyen veya sık tekrarlayan durumlarda nedenin araştırılmasını öneriyoruz. Gereksiz veya kontrolsüz antibiyotik kullanımı, antibiyotik direncine yol açabilir ve asıl sorunun tanı ve tedavisini geciktirebilir” uyarısında bulundu.

Düzenli aralıklarla idrar yapmak sistit riskini azaltabilir

Tedavinin yanı sıra günlük yaşam alışkanlıklarına dikkat etmenin de sistitin tekrarlama riskini azalttığına dikkat çeken Allahverdiyev, “Yeterli sıvı tüketmek, idrarı uzun süre tutmamak, düzenli aralıklarla idrar yapmak, uygun cinsel davranış ve doğru hijyen alışkanlıkları edinmek, özellikle yaz aylarında ıslak mayo ile uzun süre kalmamak alınabilecek önlemler arasındadır. Diyabeti olan kişilerde kan şekeri kontrolünün sağlanması önem taşırken, menopoz döneminde uygun hastalarda hekim değerlendirmesi sonrasında lokal östrojen tedavisi de korunma amacıyla değerlendirilebilir. Korunma yaklaşımı; kişinin yaşına, cinsiyetine, eşlik eden hastalıklarına ve enfeksiyonların tekrarlama nedenine göre belirlenir. Bu doğrultuda kişiye özel düzenlenen beslenme ve davranış değişiklikleri, şikâyetlerin tekrarlama riskini azaltmada önemli bir yere sahiptir” dedi.

 

 

#Sistit #İdrarYoluEnfeksiyonu #Üroloji #SağlıkHaberleri #KadınSağlığı #MesaneSağlığı #İdrarYoluSağlığı #ErkenTeşhis #SağlıklıYaşam #AnadoluSağlıkMerkezi #ÜrolojiUzmanı #Diyabet #Menopoz #Enfeksiyon #Sağlık

Kış sporlarında ve karlı havalarda düşmemek için ne yapmalı?

Kış sporlarında ve karlı havalarda düşmemek için ne yapmalı?

Türkiye’nin büyük bir bölümü kar yağışının etkisi altında. COVID-19 nedeniyle uzun süredir evlerde olan insanlar sömestir tatilini de fırsat bilerek Uludağ gibi karın yoğun olduğu yerlere yöneldi. Kar nedeniyle kaygan zeminin, ayrıca kayak, buz pateni gibi sporların düşme ve yaralanmaları arttırdığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Kenan Keklikçi, “En çok görülen kış sporu yaralanmaları burkulma, kırık ve çıkıklar, kafa travmaları ve ‘Frostbite’ denilen aşırı soğuğa uzun süre maruz kalmaya bağlı ortaya çıkan el ve ayak parmaklarındaki donmalardır” dedi.

Bu yaralanmaların çoğunun, kişilerin fiziksel kondisyonlarını iyi seviyede muhafaza etmeleri, kazalara karşı dikkatli olmaları ve yorgun olarak bu tür aktivitelerden sakınmaları ile önlenebileceği önerisinde bulunan Anadolu Sağlık Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Kenan Keklikçi, kış sporlarında kazadan korunma yollarını ve karlı zeminde dikkat edilmesi gerekenleri paylaştı.

Kış sporlarında kazalardan korunma yolları

  • Kış sporlarına kesinlikle yalnız katılmayın, zor durumlar için yanınızda yardım alabileceğiniz birileri mutlaka olsun.
  • Özellikle soğuğa çıkmadan önce sigara içmeyin.
  • Aktiviteye katılmadan önce kondisyonunuzu belirli bir seviyede tutun.
  • Aktivite öncesi mutlaka iyice ısının. Soğuk kas, tendon ve bağların yaralanmaya açık olduğunu unutmayın.
  • Dizlik, eldiven, kask ve gözlük gibi koruyucuları mutlaka kullanın.
  • Aktivite öncesi, aktivitede kullanacağınız ekipmanların kusursuz olarak çalıştığını ve bedeninize uygun olduğunu mutlaka kontrol edin.
  • Bedeninizi soğuktan korumak ve sıcak tutmak için suya ve rüzgâra karşı korumalı hafif, çok katlı giysiler giyinin.
  • Terliyseniz mutlaka giysilerinizi değiştirin.
  • Her aktiviteye özgü tüm güvenlik kurallarını, aktiviteye katılmadan gözden geçirmeyi unutmayın.
  • Eğer yeteri kadar tecrübeniz yoksa, kalifiye bir eğiticiden “Yaralanma riskini azaltmak için güvenli ve doğru nasıl düşülür?” dersi alın.
  • Günlük hava durumunu takip edin ve uyarıları ciddiye alın.
  • Kayak, snowboard gibi sporlardan önce aktiviteyi yapacağınız bölgenin coğrafi özelliklerini mutlaka öğrenin. (Vadiler, kayalık alanlar, ağaçlık bölgeler, yamaçlar vb.)
  • Sadece çok iyi aydınlatılmış ve iyi bildiğiniz alanlarda geceleri aktiviteye katılın.
  • Cadde ve sokaklarda bu tür aktiviteleri yapmayın.
  • Aktivite öncesinde ve sonrasında bol miktarda su tüketin.
  • Kas, eklem ağrılarınız varsa ve yorgunsanız, bu aktiviteleri erteleyin, katılmayın.

Karlı zeminde sokakta yürürken dikkat edilmesi gerekenler

  • Eller cepte yürünmemeli, eller düşme tehlikesine karşın serbest olmalı.
  • Zemini karda yürümeye uygun ayakkabılar giyilmeli.
  • Büyük adımlar atmaktan kaçınılmalı, acele değil, yavaş ve küçük adımlar atılmalı.
  • Apartman ve bina girişlerindeki kaygan zeminlere ve merdivenlere çok dikkat edilmeli.
  • Mümkün olduğunca yavaş ve dikkatli bir şekilde hareket edilmeli, ani ve hızlı hareketlerden kaçınılmalı.
  • Düşmelere karşı mümkün olduğunca ellerde poşet, çanta taşınmamalı.

COVID-19 korkusu diş sorunlarını arttırdı

COVID-19 korkusu diş sorunlarını arttırdı

Türkiye’de genel olarak ihmal edilen ağız ve diş sağlığı konusu, pandemiyle birlikte daha da problemli bir hale geldi. Hastaların COVID-19 korkusu ile ağız ortamında çalışılan bir branş olan diş hekimliğinden daha da çekinir hale geldiğini belirten, “Pandemi korkusuyla insanlar tedavilerini ve kontrollerini aksatmaya başladılar. Buna bağlı olarak da özellikle diş ve dişeti problemleri hızla ilerledi” açıklamasında bulundu.

Pandemi sürecinde diş sağlığıyla ilgili sorunların, özellikle de var olan küçük çürüklerin büyüdüğüne ya da yeni çürüklerin oluştuğuna dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Diş Hekimi Arzu Tekkeli, “Diş kayıplarından sonra, kayıp yeri implant veya köprü protezi ile doldurulamadığı için kemik kayıpları arttı ve ağız içi denge bozuldu. Hatta hastalar yarım kalan tedavilerini dahi bırakma yolunu seçti, bu da durumun daha da kötüleşmesine sebep oldu” dedi.

En üst düzeyde sterilizasyon önlemleri uygulanıyor

Kliniklerde COVID-19 öncesi de COVID-19 sonrası da her zaman en üst seviyede sterilizasyon önlemlerinin uygulandığının altını çizen Diş Hekimi Arzu Tekkeli, “Her hasta sonrası odadaki tüm ekipmanlar dezenfekte edilmekte ve odalar özel ULV cihazı ile temizlenmektedir. Biz bu süreçte ek olarak hasta randevularını kısa tutarak, hasta aralarını uzattık. Hastane girişinde termal kameralar ile ateş ölçümü yaparak HES kodu sorgulamaya başladık. Hekimler olarak koruyucu ekipman sayımızı arttırdık. Özel maskeler, gözlük, cerrahi önlük ile işlem yapıyoruz. Hastaları korumamız gerektiği kadar kendimizi de korumamız gerektiğine inanıyoruz” şeklinde konuştu.

Evde sağlıksız atıştırmalıklardan ve TV karşısında abur cuburlardan uzak durulmalı

Pandemi sürecinin evde uzun vakitler geçirilen, TV karşısında sürekli bir şeyler atıştırılan bir döneme dönüştüğüne dikkat çeken Diş Hekimi Arzu Tekkeli, “Hastalarımıza tavsiyem şu: Rutin beslenme alışkanlıklarını bozmamaya çalışsınlar. Sağlıksız atıştırmalıklardan ve TV karşısında yenen abur cuburdan uzak dursunlar. Sabah kahvaltı sonrası ve akşam yemeğinden sonra günde 2 kez mutlaka dişlerini fırçalasınlar. Doğal, bitkisel desteklerden faydalanmayı sevenler karanfil, maydanoz ve adaçayı gibi bitkilerden yardım alabilir” önerisinde bulundu.

Migros’tan “E-Doktor” Hizmeti

Migros’tan “E-Doktor” Hizmeti

Migros, tüm Türkiye’de geçerli olan “e-doktor” hizmeti ile Anadolu Sağlık Merkezi’nin deneyimli uzman hekimleriyle hastaneye gitmeden online görüntülü görüşme imkanı sağlıyor.

Migros ve Anadolu Sağlık Merkezi iş birliğinde başlatılan “e-doktor” hizmeti kapsamında, Migros müşterileri hastaneye gitmeden Anadolu Sağlık Merkezi’nin uzman hekimleri ile online görüntülü görüşme yapabiliyor.

Alanında deneyimli uzman hekimlerle görüntülü görüşmek isteyenler, Türkiye’nin 81 ilinde bulunan Migros mağazalarının kasalarından ve Migros Sanal Market’ten alacakları PNR kodları ile Anadolu Sağlık Merkezi’ni 44 44 276 numaralı  çağrı merkezinden arayarak randevularını kolaylıkla oluşturabiliyorlar.

E-doktor uygulamasından faydalanmak isteyenler; ilk randevu sonrasında 1 ay boyunca sınırsız kullanım hakkı olan online tıbbi danışmanlık görüşmesi, online branş doktoru görüşmesi, 2 seanslık online psikolog görüşmesi ve 4 seanslık online diyetisyen görüşmesi gibi farklı seçenekler arasından ihtiyacı olanı seçebiliyor.

Pembe Top Sahada

Pembe Top Sahada

Anadolu Sağlık Merkezi ve Anadolu Efes Spor Kulübü iş birliğiyle meme kanserinde erken tanı bilinci oluşturulması amacıyla gerçekleştirilen Pembe Top Sahada projesi yedincisi yapıldı.

Salgın önlemleri nedeniyle bu yıl maç anında gerçekleştirilemeyen hava atışı için projenin gönüllü destekçisi Neslihan Atagül Doğulu, eski Anadolu Efes Spor Kulübü oyuncusu olan ve ülkemizi NBA’de temsil eden Cedi Osman ve Anadolu Efes Spor Kulübü Kaptanı Doğuş Balbay ile bir araya geldi. Sembolik hava atışı ile Neslihan Atagül Doğulu’nun ellerinden havalanan Pembe Top, farkındalık için bir kez daha yükseldi.