Yazılar

2 bin 600 yıllık antik kent “Knidos”

2 bin 600 yıllık antik kent “Knidos”

Knidos, Muğla‘nın Datça ilçesinde bulunan, Karya dönemine ait antik yerleşim yeridir. Önce bügünkü Datça ilçe merkezinin 1.5 km kuzeydoğusundaki Dalacak Burnu üzerindeki Burgaz mevkiinde kurulmuştur. Daha sonra yarımdanın batı ucundaki Tekir Burnu üzerine taşınmınan yerleşim, 4. Yüzyıl ortalarında 35 km uzaklıktaki, bugünkü kalıntıların bulunduğu yere ne için taşındığı veya yerleşildiği ile ilgili kesin bir tarihi bilgi bulunmamaktadır. En çok kabul gören teori, bu taşınmada deniz ticaretindeki gelişmelerin etkili olduğu yönündedir.

Knidos antik kent

1850’li yıllarında sonunda İngiliz arkeolog Charles Newton, Sultan Abdülmecid’den yetki alarak önce Bodrum’da kazılar yapmış, daha sonra ise Knidos’a gelip kısa bir süre içerisinde her tarafı kazarak ortaya çıkardığı birçok eseri gemilerle Londra British Museum’a götürmüştür. Knidos’u kazıp bulduklarını İngiltere’ye götürme işini bir yılda tamamlamıştır. Yaptığı hizmetlerden ötürü İngiliz Kraliyet ailesi tarafından sör ünvanı takdim edilmiştir. Knidos kazılarıyla ilgili kitabı “A history of Discoveries at Halicarnassus ,Cnidus and Branchidae ” isimli kitabı Google Book’ta bulunabilmektedir. Charles Newton tarafından yapılan kazılar Knidos antik kentine oldukça büyük zararlar vermiştir.

Knidos Antik Kenti’ndeki arkeolojik veriler ışığında, antik harabelerin Helenistik ve Roma Dönemi yerleşimi olduğu kabul görmektedir. 2014 yılında Karya antik kenti üzerinde araştırma yapan belgesel yönetmeni Tekin Gün, Knidos Antik Kenti’nin Akropol alanı sur temellerinin inşasının M.Ö. 4. Yüzyılda yapıldığını ve çevresindeki yerleşimlerin kesintisiz olarak iskan edildiğini belirtmiştir. Şehir surları dışında, doğuya doğru yaklaşık 7 km genişliğinde bir alana yayılmış olan Nekropol (yer altı mezerlığı) yer almaktadır. Knidos, aktif olduğu yıllarda bilim, mimarlık ve sanat alanlarında oldukça ileri bir kentti. Tarihin büyük astronomi ve matematik bilimcisi Eudoksus, doktor Euryphon, ünlü ressam Polygnotos ve dünyanın yedi harikasından biri sayılan İskenderiye Feneri’nin mimarı Sostratos bu kentte yaşamışlardır. Doktor Euryphon ve öğrencileri zamanının ikinci büyük tıp okulunu Knidos’ta kurmuşlarıdr. Eudoksus’un geliştirdiği ve dönemin büyük buluşu olan güneş saati, ören yerinde bugün de görülebilmektedir. 

Bugün bile Akdeniz’den Karadeniz’e giden gemilerin çoğu Knidos açıklarından geçmektedir. Antik dönem şartlarında oldukça uzun bir yolculuğa çıkmış ticaret gemileri için mükemmel bir konaklama yeri olmuştur.

Knidos Antik Kentine yer alana harabeler ise aşağıdaki gibidir;

Nekropolis, Oedion, Antik Mendirek, Küçük Tiyatro/Büyük Tiyatro, Basamaklı Cadde, Diyonsos Tapınağı, Antik Limanlar, Dor Tapınağı, Apollon Tapınağı ve Sunağı, Yuvarlak Tapınak, Korint Tapınağı, Güneş Saati ve Meclis Binası.

Knidos, Datça şehir merkezine 38 km uzaklıkta yer almaktadır. En pratik yöntem kendi arabanız ile ulaşmaktır. Ayrıca Palamutbükü minibüsleri ile de ulaşım sağlanmaktadır.

Pergamon Krallığı’nın başkenti

Pergamon Krallığı’nın başkenti

Pergamon, günümüzde İzmir iline bağlı Bergama ilçesinde yer alan antik kentin adıdır. Pergamon, eski çağlarda Misya bölgesinin önemli merkezlerinden biriydi. MÖ 282-133 arasında da Pergamon Krallığı’nın başkentiydi. Pergamon adı, bir söylence kahramanı olan Pergamos’tan gelir.

Pergamos’un, Teuthrania kralını öldürdükten sonra kenti ele geçirdiği ve kendi adını verdiği sanılır. Başka bir söylenceye göre de Teuthrania Kralı Grynos savaşta Pergamos’tan yardım istemiş, zaferden sonra iki kent kurdurarak birine onun onuruna Pergamon, ötekine de Gryneion adını vermiştir.

Eski kentin kalıntılarını, 1870’lerde Batı Anadolu’da demiryolu döşenmesinde çalışan Alman mühendis Carl Humann buldu. Pergamon’da ilk araştırma ve kazı çalışmalarına da 1878’de başlandı. Kazılar ve onarım çalışmaları günümüzde de sürmektedir.

2011’de UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilen Pergamon, 2014’te ise Dünya Mirası olarak tescil edildi.

Ören yerindeki en görkemli yapılardan bir diğeri, baş döndüren yüksekliğiyle Traian Tapınağı’dır. Tapınağın üç tarafı galerilerle çevrilidir. Dünyanın en dik (yaklaşık 70 derece) tiyatrosu da yine Akropol’de yer almaktadır. 10.000 kişilik tiyatronun 80 sıralı seyir bölümünün en üst sırası ile orkestra arasında 36 m’lik bir kot farkı vardır. Tiyatronun terasının üstündeki Athena Kutsal Alanı, bugün yalnızca temelleri kalan, Bergama’nın en eski tapınağıdır. Tapınak, kentin koruyucu tanrıçası Athena’ya adanmıştır.

Helenistik Dönem’de yaptırılan ve sahip olduğu 200.000 yazma eserle döneminin en büyük 2. kütüphanesi olan Pergamon Kütüphanesi, kent Roma egemenliğine geçtiğinde Antonius tarafından Mısır Kraliçesi Kleopatra’ya armağan edilmiştir. Bergamalılar, kendi icatları olan parşömen kağıdından yapılmış kitaplarla, bu kütüphanede büyük bir kültür hazinesi yaratarak değerlerin gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamışlardır. Akropol’de yer alan tapınaklara göre oldukça sade yapılar olan saraylar, depolar, son derece detaylı şekilde planlanmış su yolları ve yukarı agora da (pazaryeri) oldukça etkileyicidir. Kale Tepesi’nin yamacında yer alan Demeter Kutsal Alanı, Hera Kutsal Alanı ve tiyatro terasının kuzey ucunda yer alan, İon tarzında tamamen mermerden inşa edilmiş Dionysos Tapınağı, baş döndüren yapılardır.

“Tarih Üç Boyutlu Canlanıyor” projesiyle, antik yapıların yanlarındaki panolara karekod sistemi yerleştirilmiştir. Böylece antik kenti gezmeye gelen ziyaretçiler, akıllı cihazlarına indirdikleri ücretsiz bir uygulamayla Kızıl Avlu’nun, Zeus Sunağı’nın, Athena Tapınağı’nın ve Zeus-Asklepios Tapınağı’nın iki bin yıl önceki görüntülerini 360 derece sanal olarak izleme olanağına sahiptir.

Ferhat Kaan Şahin