Yazılar

Duru Pratik ile sofralara hız, sağlık ve pratiklik geliyor

Duru Pratik ile sofralara hız, sağlık ve pratiklik geliyor
Duru Gıda, yaklaşan yaz mevsimi dolayısıyla bakliyat tüketiminde yaşanan düşüşe dikkat çekti.

Yaz mevsiminin gelişi ve hava sıcaklıklarında yaşanan artışlar, beslenme düzeninde bazı değişiklikleri meydana getiriyor. Bakliyat gibi uzun süre pişen gıdaların tüketiminde yaşanan düşüş dolayısıyla sağlıksız atıştırmalıklara eğilim artıyor. Duru Gıda’nın, en doğal ve lezzetli sonuçlar için modern metotlarla birleştirilerek eşsiz bir üretim anlayışıyla geliştirdiği haşlanmış ürünler serisi, sağlıklı ve pratik çözümler sunuyor.

Yaz aylarında fit gözükmek için diyet yapan kişilere sağlıklı beslenmeyi ihmal etmemeleri ve dengeli beslenmeye daha çok özen göstermeleri yönünde uyarılarda bulunuyor. Özellikle yüksek sıcakların görüldüğü dönemde günlük öğünlerinde sağlıksız seçenekleri tercih edenlerin bağışıklık sistemi düşüyor ve hastalıklara yakalanma riski artıyor.

Hububat bakliyat ve yağlı tohumlarda yüzde 6’lık artış

Hububat bakliyat ve yağlı tohumlarda yüzde 6’lık artış

Hububat bakliyat yağlı tohumlar sektörü 2021’in ilk üç ayında Türkiye geneli ihracatını yüzde 12’lik artışla 2 milyar dolara, Ege Bölgesi ise ihracatını yüzde 6 artışla 141 milyon dolara çıkardı.

Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Terci, 2019 yılında 443 milyon dolar olan ihracatlarını 2020 yılında yüzde 14 artışla 505 milyon dolara taşıdıklarını hatırlattı.

“Geçen sene pandemiye rağmen 500 milyon dolar ihracat hedefimizi aştık. 2021’e Ocak ayında 39 milyon dolarlık, Şubat ayında ise önemli bir ivme kaydederek yüzde 64 artışla 53 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirerek başladık. Mart ayında 49 milyon dolarlık ihracatımız var. 2021’in ilk çeyreğinde Ocak-Mart döneminde ihracatımızı yüzde 6 artırmayı başararak 141 milyon dolara taşıdık. Son bir yıllık dönemde hububat, bakliyat ve yağlı tohumlar sektörü yakaladığı yüzde 7’lik ihracat artış hızıyla ihracatını 514 milyon dolara çıkardı. Bu dönemde en çok artış gerçekleşen ihracat kalemlerimizden biri yüzde 74’lük yükselişle hububat oldu. Gıda müstahzarları yüzde 60, küspeler ve hayvansal yemler yüzde 61, şekercilik mamulleri yüzde 15, bitkisel yağlar yüzde 12 artışla en fazla ihracat artışı gösteren diğer ürünlerimiz.”

En fazla ihracat artışı Suriye, Hong Kong ve Bangladeş’e

En çok ihracat gerçekleştiren ilk 5 alt sektörün 75 milyon dolarla bitkisel yağlar, 14 milyon dolarla küspeler ve hayvansal yemler, 11 milyon dolarla yağlı tohumlar, 8 milyon dolarla gıda müstahzarları ve 7 milyon dolarla çikolatalı şekercilik mamulleri olduğunu açıklayan Terci, sözlerine şöyle devam etti:

“2021’in ilk çeyreğinde ihracat gerçekleştirdiğimiz 125 ülke arasında; yüzde 316 yükselişle 21 milyon dolarla Libya, 9 milyon dolarla Yemen, yüzde 24’lük artışla 7 milyon dolarla Almanya, yüzde 116’lık artışla 6 milyon dolarla Hindistan ve Cezayir öne çıktı. 5 milyon dolarla yüzde 39’luk artışla Avustralya ve yüzde 239’luk artışla Lübnan, yüzde 262’lik yükselişle 4 milyon dolarla Çin, BAE ve ABD ihracatımızda ilk 10 ülke arasında yer alıyor. Ocak-Mart döneminde en çok ihracat artışı yaşadığımız üç ülke ise Suriye, Hong Kong ve Bangladeş. Türkiye’nin 2020 yılındaki 18 milyar dolarlık gıda ihracatının 7 milyar dolarlık kısmını sektörümüz gerçekleştirdi. Hububat bakliyat ve yağlı tohumlar sektörü yüzde 41 ile geniş ürün gamıyla ülkemizin gıda ihracatını sırtlayan lokomotif sektörlerden biri. 2021 yılı için ihracatımızı yüzde 10 artırarak, 550 milyon doların üzerine çıkarmak için çalışmaya devam edeceğiz.”

Yayla Argo “Dışa bağımlı olmayan bir üretim için yerli ürün tüketimi şart”

Yayla Argo “Dışa bağımlı olmayan bir üretim için yerli ürün tüketimi şart”

Dünyayı yeniden şekillendiren Covid-19 salgını, yerli üretimin bir ülkenin sürdürülebilir ekonomik performansı için önemini bir kez daha ortaya koydu. Pandeminin ilk evrelerinde ülkelerin içe kapanması ve art arda gelen ithalat yasakları üretimde dışa bağımlılığı en aza indirgemenin gerekliliğini hatırlattı. Salgının ilk şoku ile yaşanan panik market raflarını boşaltırken tüketicilerin en büyük korkusu gıdaya ulaşamamak oldu. Bu dönemde özellikle tarım sektörünün stratejik öneminin daha iyi anlaşıldığını belirten Yayla Agro Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Gümüş, “Ülkeler ancak dışa bağımlı olmayan bir üretim anlayışı ile ayakta durabilirler. Bugünün ve geleceğin en önemli sektörlerinden tarımda da yapılması gereken millileşmektir. Bu noktada sözleşmeli tarımı önemsiyor ve çiftçilerimizi destekliyoruz. Türkiye’de üretimi yeterli seviyede olmayan ürünler dışındaki tüm ürünlerimizi yerli üreticilerden sağlıyoruz. Yerli Malı Haftası’nın yerli ürünlerin önemi noktasında toplumsal farkındalığın artmasına vesile olmasını umuyorum” dedi.

Resmi adı Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası olan Yerli Malı Haftası,  1949 yılından bu yana ülkemizde her yıl 12-18 Aralık tarihleri arasında kutlanıyor. Toplum genelinde tüketim bilincini henüz çocuk yaştayken geliştirmeyi amaç edinen hafta aynı zamanda yerli üretimi ve yerli ürün tüketimini destekliyor. Böylece toplumun ihtiyaçlarını ülkemizin öz kaynaklarından karşılamayı, dışa bağımlılığı azaltarak kendi kendine yetebilen bir ülke olmamızın önünü açmayı hedefliyor.

Yerli Malı Haftası dolayısıyla yayınladığı mesajda “Covid-19 salgını tarım sektörünün stratejik önemini ortaya koyarken gıdaya ulaşmada yerli üretimin önemini de teyit etti” diyen Yayla Agro Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Gümüş, açıklamalarına şu sözlerle devam etti:  “Koronavirüs gıda sektörünü tüketim açısından teğet geçmiş olsa da yeni dünya düzeninde tarıma yatırım yapmayan ülkelerin şansı olmadığını da ortaya koydu. Gıdada arz güvenliğini garantiye almak en büyük önceliklerden biri haline geldi. Bugün sadece pandemi değil küresel iklim değişikliği ve su kaynaklarının azalması da karşımızda birer tehdit olarak duruyor. Bu doğrultuda stratejik öneme sahip olan tarımda millileşme önceliğimiz olmalıdır. Türk tarımının kalkınmasında Devlet, çiftçi ve özel sektörün işbirliği büyük önem taşıyor. Çiftçiler daha fazla desteklenerek tarım özendirilmelidir. Kırsal yaşam koşulları iyileştirilmeli, gençlerin de bu alandaki fırsatları görüp tarımı modası geçmiş bir iş kolu olarak okumaktan vazgeçmeleri sağlanmalıdır. Yayla Agro olarak Türkiye çapında birçok ilde sözleşmeli tarım yaparak Anadolu’nun bereketli topraklarını alın terleriyle işleyen yüzlerce çiftçimizi destekliyoruz. Türkiye’de üretimi yeterli seviyede olmayan ürünler dışındaki tüm ürünlerimizi yerli üreticilerden sağlıyoruz.  Son yıllarda sağlıklı beslenmenin trend olması önümüzde önemli bir fırsat oluşturuyor. Geleneksel lezzetlerimiz, hepsi altın değerinde olan ata tohumlarımız, katkısız koruyucusuz ürünlerimizle genç kuşaklarımızı sağlıklı nesiller olarak geleceğe hazırlamak hepimizin borcu.”

Tarımda dışa bağımlılığı azaltmak için yerli üretimin artışının büyük önem taşıdığını söyleyen Hasan Gümüş, açıklamalarını şu sözlerle bitirdi: “Toprağımızın zenginliği ve çiftçimizin alın teri ile yetişen gıdamızın kıymetini bilmeliyiz. Tarımda verimlilik artışı, yeni teknolojilerin kullanımı ve çiftçilerin desteklenmesi ile yerli üretimi mevcut seviyelerin üzerine çıkarma potansiyeline sahibiz. Yerli üretime verilecek desteklerle sağlanan bu artış gıda güvenliğimizi de garantiye alacaktır. Ayrıca gerek ürün gerekse üretim kalitesinde sanayicilerimizin çok iyi bir noktada olduğu unutulmamalı. Ülke insanımızın ihtiyacını karşılarken çiftçimizin emeğini inovatif ürünlere dönüştürüp dünyanın dört bir yanına da ihraç ediyoruz.”

Yerli mercimeğe sofranızda yer açın

Yerli mercimeğe sofranızda yer açın

Yerli üretimin sürdürülebilirlik açısından önemine dikkat çeken Duru Bulgur Gıda Mühendisi Ece Duru, Yerli Malı Haftası’nda Türkiye tarımının en değerli ve en lezzetli ürünlerinden kırmızı mercimeğin, benzersiz kalitesine ve lezzetine vurgu yaptı.

Duru Bulgur, 12-18 Aralık’ta kutlanan Yerli Malı Haftası’nda tüm Türkiye’ye ‘Yerli kırmızı mercimek’ tüketimi konusunda çağrıda bulundu. Güneydoğu Anadolu bölgesinin bereketli topraklarında yetişen kırmızı mercimek, gerek besin değeri gerek lezzet ve kıvamı açısından ithal olan rakiplerine kıyasla üstünlük sağlıyor. Duru Bulgur Gıda Mühendisi Ece Duru Yerli Malı Haftası’nda, Türk çiftçiler tarafından üretilen mercimeğin ithal olan mercimeğe üstünlüğüne dikkat çekti.

Yerli mercimek kolayca ayırt edilebilir

Ürettikleri mercimeğin yüzde yüz yerli olduğu bilgisini veren Ece Duru, yerli mercimek ile ithal mercimek arasında birçok anlaşılır fark olduğunu söyledi. Yerli mercimeğin daha koyu renkli olduğunu belirten Duru “Piştikten sonra yerli mercimek sarı, ithal olan yeşil bir renk alıyor” derken yerli mercimeğin yuvarlak, ithal mercimeğin yassı olduğunu belirtti. Yerli mercimeğin hem görüntüsü hem de besin değeri açısından daha kaliteli olduğunu söyleyen Duru “360 gram yerli mercimekle 10, ithal mercimekle ise sadece 7 buçuk kase çorba elde ediliyor. İthal mercimek daha geç pişiyor ve kıvam tutturmak için un gibi başka malzemeler eklemek gerekiyor” dedi.

Yerli bakliyat sürdürülebilirlik için önemli

Bakliyatın açlıkla mücadelede kritik bir konu başlığı olduğuna işaret eden Duru Bulgur Gıda Mühendisi Ece Duru “Besin içerikleri açısından dengeli ve sağlıklı beslenmeye önemli ölçüde katkı sağlayan bakliyatlar, ekonomik olarak da gelecekte açlık ile mücadelede başı çekecek” derken yerli üretimin sürdürülebilirlik açısından önemine dikkat çekti. Duru Bulgur Gıda Mühendisi Ece Duru “Bu denli öneme sahip bir besinin ülkemizde sürdürülebilir olması için yerli tohum kullanımını destekliyor, çiftçi ve tedarikçilerimizi bu konuda bilgilendiriyoruz” dedi.

Duru Bulgur’dan sağlıklı beslenme çağrısı

Duru Bulgur’dan sağlıklı beslenme çağrısı

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, Dünya Gıda Günü’nde bu yıl “Büyütelim, Besleyelim; Hep Birlikte Sürdürelim” mesajını paylaşırken, Türkiye’de bulguru sofralara en sağlıklı haliyle kazandırmayı hedefleyen Duru Bulgur’dan da “Sürdürülebilir bir tarım ve sağlıklı bir gelecek adına baklagillerin daha fazla tüketilmesi” çağrısı geldi.

FAO’nun Dünya Gıda Günü özelinde bu yılki farkındalık çalışmalarının pandemiyle beraber daha da anlamlı hale geldiğini söyleyen Duru Bulgur Gıda Mühendisi Ece Duru, dünyada artan nüfusun beslenme ihtiyaçlarını karşılarken; bir yandan da doğal kaynakları, biyoçeşitliliği ve ekosistemin sağlığını korumanın önemine işaret etti. FAO’nun bir yanda açlık tehdidini vurgularken bir yandan da obezite tehlikesine dikkat çektiğini söyleyen Ece Duru, dengeli ve sağlıklı beslenme adına baklagillerin stratejik bir önem taşıdığını belirtti.