Yazılar

1 Ocak’ta bu detoksla yenilenmek mümkün!

1 Ocak’ta bu detoksla yenilenmek mümkün!

Yılbaşı sofrasında kalori saymayı ya da kısıtlanmayı kim ister ki? Hal böyle olunca pek çok kişi; katı kurallara, sıkı diyetlere bir geceliğine ara verip, yılbaşı sofrasında alınan kalorileri yeni yılın ilk gününden itibaren telafi etmenin hesabını yapıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Uzun saatler geçirilecek yılbaşı sofrasında sağlığınızı riske atacak abartıdan kaçınmak, özellikle kalp ve diyabet gibi hastalıklarınız varsa ölçülü davranmak çok önemli. Fit ve zinde görünmek amacıyla uyguladıkları diyete bir geceliğine ara vermek isteyenler ise, yılbaşı sofrasındaki kaçamaklarını, aldıkları kalorileri, yeni yılın ilk gününde yapacakları bazı ufak değişikliklerle dengeleyebilir, metabolizmalarını dinlendirebilirler” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, yeni yılın ilk gününe özel yenileyici 7 altın önerisini sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu, bir de yenileyici bir detoks tarifi verdi.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

 Yeni yılın ilk gününe ılık limonlu su ile başlayın

Limon içeriğindeki asit ile bağırsakların çalışmasını uyararak sindirim sisteminizin aktif kalmasını sağlar. Ayrıca kendine has aromasıyla su içmekte zorlananlara yardımcı olur. Ancak sindirim sisteminin olumsuz etkilenmemesi için su çok sıcak ya da çok soğuk olmamalıdır. Yılbaşı gecesinden kalma ödemi en iyi su atacağından, yeni yılın ilk gününde bol bol su tüketmeye özen göstermek şart.

 Kendinizi aç bırakmayın!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Bir gün önce ‘çok kalori aldım’ diyerek öğün atlamak, hiçbir şey yememek iyi bir fikir olmayacaktır. Çünkü hala açlık hormonları ve iştahınız devrede. Siz kendinizi kısıtladıkça bir sonraki öğünde abartma olasılığınız artar. Bu nedenle yumurta, suda beklemiş ve tuzundan arınmış az yağlı peynir ve yeşilliklerle yapacağınız bir kahvaltı iştah dengesinde önemli rol oynayacaktır. Eğer sabah uyumayı tercih ediyorsanız; öğlene doğru sağlıklı bir kahvaltı yaptıktan sonra, akşam yemeğine aç başlayıp kontrolü kaçırmamak için ikindi saatlerinde ceviz, fındık, badem gibi yağlı tohumlarla ara öğün yapılabilir. Akşam yemeğinde ise sebzeli bir salata hem sizi tok tutacak hem de bir gün önce aldığınız kalorileri dengelemeye yardımcı olacaktır.

Sebze çorbası tüketin

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Sağlıklı beslenme düzenine sahip olmak için önceden planlama yapmak büyük fayda sağlıyor. Örneğin; önceden mevsime uygun sebzeli çorba ya da sebze yemeği hazırlarsanız, yeni yılın ilk gününde hem hafif beslenmiş olursunuz hem de sindirim sisteminizin rahatlamasını sağlarsınız. Ayrıca; ıspanak, kereviz sapı, maydanoz, salatalık gibi sebzeleri blenderdan geçirerek tüketmek içeriğindeki mineraller sayesinde ödem atmanıza ve sindirim sisteminizin aktif kalmasına yardımcı olur. Ancak böbrek hastalığı olan kişiler, tansiyon hastaları, gebeler, emziren kişiler için ödem atıcı bu karışımlar uygun olmayacaktır. Sağlıklı yetişkin kişilerin de bu karışımları rutin değil ara ara tercih etmelerinde fayda var” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Karbonhidratı kısıtlayın

Karbonhidratlar vücutta depolanırken beraberinde su tutar. Yılbaşı sofrasında yediklerimiz veya uykusuzluk vücutta ödeme yol açacağından yeni yılın ilk günü ekmek, hamurlu gıdalar tüketmemek ödem anlamında sizi rahatlatabilir. Ancak kan şeker regülasyonu ile ilgili probleminiz varsa karbonhidratı kesmek kan şekerinizin düşmesine yol açacağından, tam tahıllı sağlıklı karbonhidratları tüketmeye devam etmelisiniz.

 Kefir için, kafeini sınırlandırın

Sağlıklı bir bağırsak tüm sağlığın iyi olmasından dolaylı olarak sorumlu olduğu için, bağırsakların iyi bakterilerle desteklenmesinde fayda var. Kefir içeriğindeki iyi bakterilerle bağırsaklarınızın etkili çalışmasına ve genel sağlığınıza katkı sağlayacaktır. Ayrıca içeriğindeki protein de tokluk sağlatarak iştah kontrolüne dolayısıyla bir önceki akşam alınan kalorilerin dengelenmesine yardımcı olacaktır. Hem ödem atmak hem de sindirim sisteminin rahat olması için yeni yılın ilk günü aşırı kafein alımından ise kaçınmak gerekiyor. Kafeinli içecekler susama hissini ortadan kaldırıp su tüketiminin azalmasına neden olduğundan, bu içecekler azaltıldığında su tüketimi otomatik şekilde artar ve ödem atımı hızlanır.

1 günlüğüne vejetaryen/vegan olun

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Yılbaşı sofrasında alınan kalorilerin ardından yeni günde vejetaryen/vegan beslenmek bedeninize iyi gelecek. Bir günlüğüne de olsa hayvansal besinleri beslenmenizden çıkarmak ve bitkisel beslenmek bağırsakların etkili çalışmasını sağlar, bir gün önce aldığınız kalorileri dengeler. Bitkisel beslenmenin vücutta birçok sağlık parametresini iyileştirdiği bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. Ancak iştah kontrolü sağlamak ve protein bakımından da eksiklik oluşmaması için bakliyat, ceviz, fındık, badem gibi besinleri beslenmenize ekleyebilirsiniz. Ayrıca vejetaryen ya da vegan beslenmeyi uzun vadede sürdürmeyi düşünüyorsanız; besin ögesi eksiklikleri oluşmaması için bir beslenme uzmanından destek almalısınız” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Yürüyüş yapın

Geç yatmış ve kendinizi yorgun hissediyor olabilirsiniz ama yeni yılın ilk gününü sürekli yatarak, hareketsiz şekilde geçirmekten kaçının. Zorlansanız da açık havaya çıkıp yarım saat de olsa yürüyün. Yürüyüş hem mental olarak hem de kabızlık, kilo yönetimi gibi birçok konuda bizi rahatlatır. Bedensel ve zihinsel sağlığınızın yanı sıra sağlıklı kilo verebilmek için de yeni yılda günlük yaşam alışkanlıklarınız arasına mutlaka düzenli ve tempolu yürüyüşü katın, hareketsizlikten kaçının.

 Yenileyici detoks tarifi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, yeni yılın ilk gününde hazırlayacağınız bu karışımın içtiğiniz su miktarını artırmaya ve ödem atımına fayda sağlayacağını belirtirken, malzemeleri ve tarifi şöyle anlattı;

Malzemeler: Yarım küçük zencefil, yarım yeşil elma, yarım limon, taze nane

Hazırlanışı: Yarım zencefil ve elmayı rendeleyin, yaklaşık 1.5 litre su doldurduğunuz şişeye ekleyin. İçine yarım limonun suyunu sıkın ve taze nane yapraklarını da ekledikten sonra tüketin.

 Kışı ‘turp gibi’ geçirmeye katkı sağlıyor!

 Kışı ‘turp gibi’ geçirmeye katkı sağlıyor!

Siyah, beyaz, mor, yeşil, kırmızı… Rengarenk görünümleriyle tezgahları süsleyen, içerdiği çok sayıda vitamin ve mineralle kış aylarının sağlık deposu olan turp, bu sayede kışı ‘turp gibi’ geçirmemize de katkı sağlıyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Uzunoğlu, günde bir orta boy turp tüketerek, günlük C vitamini ihtiyacınızın dörtte birini karşılayabileceğinizi belirterek “Faydaları saymakla bitmeyen turp; antioksidan, çinko, demir, magnezyum, E, A, C, K ve B6 vitaminleri yönünden zengin içeriğiyle kış mevsiminde bağışıklığınızı güçlendirerek sizi hastalıklara karşı koruyacaktır. Yüksek antioksidan kapasitesi sayesinde vücut direncinizi artıracak, virüs ve mikroplarla daha iyi savaşmanızı sağlayacaktır. Buna karşın gastrit, ülser gibi sindirim sistemi problemi veya gaz-şişkinlik şikayeti yaşayan kişilerin tüketmemesi önerilir. Kan sulandırıcı ilaç kullanan kişilerin de turp gibi K vitamininden zengin sebzeleri daha seyrek tüketmesi önerilmektedir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Uzunoğlu, özellikle de Covid-19 pandemi sürecinde riskin arttığı kış aylarında, turp ile gelen 8 faydayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Uzunoğlu

Bağışıklığı destekliyor

Turp içerdiği E, A, C, B6 ve K vitaminlerinin yanı sıra potasyum, kalsiyum, fosfor, magnezyum gibi mineraller sayesinde vücuttaki sistemlerin iyi bir şekilde çalışmasına destek veriyor. Bağışıklığı güçlendirerek kış mevsiminde hastalıklardan korunmaya katkı sağlarken, yüksek antioksidan kapasitesi sayesinde vücut direncini artırıyor, virüs ve mikroplarla daha iyi savaşmanızı sağlıyor.

Bağırsak faaliyetlerini düzenliyor

Yetersiz su tüketimi ve liften fakir beslenme sonucu kabızlık gelişebiliyor. Turp içerdiği su ve liften zengin yapısı sayesinde sindirim problemlerine karşı fayda sağlıyor, bağırsak faaliyetlerinin düzenlenmesine yardımcı oluyor.

Kansere karşı savaşıyor

Antioksidan kapasitesi yüksek olan turp, içerdiği flavonoidler sayesinde vücutta oluşabilecek kanserli hücrelere karşı savaşıyor ve vücudu koruyor. Özellikle kırmızı turp sülfürlü bileşiklerden zengin yapısıyla vücutta oluşabilecek hücre hasarlarını önlemeye katkı sağlıyor.

Kalbi koruyor

Yapılan bilimsel çalışmalar; turpun potasyumdan zengin yapısıyla yüksek kan basıncını düşürmede etkili olduğunu ortaya koyuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Uzunoğlu “Özellikle kırmızı turp içerdiği yüksek antosiyanin içeriğiyle kalp dostudur. Antosiyaninler vücutta antioksidan etki gösterir ve serbest radikallerle savaşır. Düşük kolesterol ve yüksek lif içeriğiyle kolesterol değerlerini düşürmede etki sağlamaktadır” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Kilo kontrolü sağlıyor

Düşük kalori ve yüksek lif içeriği sayesinde uzun süre tokluk sağlayan turp, doygunluğu artırarak kilo kontrolüne yardımcı oluyor. Ayrıca turp ile hazırlayacağınız çorba ve salatalarla daha yüksek hacimde düşük kalorili öğün seçenekleri oluşturabilirsiniz.

Karaciğeri kuvvetlendiriyor

Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Uzunoğlu “Hava kirliliği, tarım ilaçları, stres, sigara gibi vücutta zararlı etkiler yaratan faktörlere maruziyet sonucu antioksidan kapasite zarar görür. Sülfürlü bileşiklerden zengin yapısıyla turp; vücutta antioksidan sistemlerin çalışmasını destekler ve bu sistemde önemli rolü bulunan karaciğere destek sağlar, karaciğeri kuvvetlendirir” diyor.

Cildi besliyor

Cilt sağlığı için çok önemli bir vitamin olan C vitamini, ciltteki kırışıklıkların en aza indirgenmesinde ve cilt pürüzsüzlüğünde kilit rol oynuyor. Turp C vitamini yönünden çok zengin bir besin olarak karşımıza çıkıyor. Her gün 1 adet orta boy turp tüketerek günlük C vitamini ihtiyacınızın yaklaşık yüzde 25’ini karşılayabilirsiniz.

Kan şekerini düzenliyor

Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Uzunoğlu “Liften zengin yapısıyla kan şekeri dengesini  düzenleyen turp, kan şekerinde oluşabilecek ani dalgalanmaların önüne geçmede önemli rol oynuyor. Düşük glisemik indekse sahip turp ile hazırlayacağınız salatalarla C vitamini tüketiminizi artırabilir ve öğünlerinizdeki demir emiliminin de artmasına katkı sağlayabilirsiniz” diyor.

Öksürüğe karşı ballı turp tarifi:

Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Uzunoğlu, soğuk algınlığı ve kış aylarında çok görülen öksürük ile savaşmada turpun yardımcı olabileceğini belirterek; şöyle konuşuyor: “Turp, solunum yolundaki mukusun temizlenmesinde antimikrobiyal özelliklere sahiptir. Yüksek antosiyanin seviyelerine sahip olduğundan vücuttan iltihabı uzaklaştırmada etkilidir. Evde turp ile hazırlayacağınız kür, öksürük ve soğuk algınlığı semptomlarının azaltılmasında faydalı olabilir. Turpun üst kısmı kesilir, iç kısmı oyulur ve 1 tatlı kaşığı bal eklenerek gece boyu bekletilir. Hazırlanan turp küründen her gün 1 tatlı kaşığı tüketebilirsiniz. Daha koyu renkli turpların, beyaz turpa göre antioksidan değeri daha yüksek oluyor ama hem siyah hem kırmızı turpla da yapılabilir. Bu turp kürü bal içerdiği için 1 yaş altı bebeklerin kesinlikle tüketmemesi gerekmektedir. ”

Bu önerilerle kışın tadını çıkarın!

Bu önerilerle kışın tadını çıkarın!

“Hem havaların soğuması hem de virüslerin artışı ile birlikte bağışıklığımız zayıfladı. Peki, kışa sağlıklı girmenin yolları neler?” İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. İrem Aksoy, kış aylarını sağlıklı geçirmenin tüyolarını paylaştı.

Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte giyim tarzı, ruh hali ve beslenme durumunda değişiklikler meydana geliyorsa kış yaklaşıyor demektir. Kış yaklaşırken enerji alımınızın normale göre daha çok arttığını, kilo almaya açık olduğunuzu, yaza göre daha karamsar ve enerjinizin düşük olduğunu hissediyorsanız, yalnız değilsiniz. Kış mevsiminde daha kapalı havalarda ve kapalı ortamlarda vakit geçirmek hem iştah yönetimini hem de duygu durumunu olumsuz etkileyebiliyor. Dolayısıyla mutluluk, canlılık ve zindelik hissi veren serotonin hormonu daha az salgılanıyor.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. İrem Aksoy

Kış aylarını sağlıklı geçirmenin sırrını öğrenmek ister misiniz?

Kış aylarında sağlığımızı tehdit eden patojenlere karşı iyi bir silahımız var ve bunu güçlendirmek bizim elimizde. Kışı sağlıklı geçirmek, vücut direncini artırmak ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek istiyorsanız beslenme durumunuzu gözden geçirebilir ve aşağıdaki tavsiyelere uyabilirsiniz.

  • Kış ayının meyve ve sebzelerinden yararlanılmalı

Kış ayının meyve ve sebzelerinin besin bileşiminde bulunan antioksidanlar, vitamin ve mineraller bağışıklık fonksiyonunu artırarak kış hastalıklarına karşı savunma geliştirir. Turunçgiller, kivi, limon, brokoli, biber ve ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeleri C vitaminini doğal olarak almak için kullanabilirsiniz. Kışın ihtiyacınız olan vitamin, mineral ve antioksidanlar için günde 5-6 porsiyon rengârenk meyve ve sebzeleri tüketmeyi ihmal etmeyin.

  • Soğuklarda tüketebileceğiniz bir kış çayınız olmalı

Kuşburnu, adaçayı, ıhlamur, kara mürver ve nane-limon çayı gibi içimizi ısıtacak çaylara ek olarak zencefil, zerdeçal, tarçın gibi baharatların sağlık yararlarından da faydalanabildiğiniz özel bir tarifiniz olmalı.

  • Kilo almayı sağlayacak davranışların farkında olunmalı

Havaların soğuk olması sebebiyle daha çok kapalı ortamlarda vakit geçirme ve açık hava yürüyüşlerinde azalma enerji harcamanızı azaltacaktır. Bu durumda normal beslenmenize devam etseniz bile kilo almaya yatkınlığınız daha çok artabilir. Açık hava yürüyüşleri mümkün değilse bile enerji harcamanızı arttıracak egzersizler planlayabilirsiniz.

  • Depresyon ve strese karşı bir formülünüz olmalı

Mutluluk hormonu olarak bilinen serotonini arttırmak için beslenmenizde triptofan açısından zengin; tavuk-hindi eti, süt, peynir, yoğurt, yumurta, soya fasulyesi, fıstık ve badem gibi besinlere yer verebilirsiniz. Beslenme durumunuzu iyileştirirken, stresi azaltacak ve sizi mutlu edecek hobiler edinmeyi unutmayın.

Narın az bilinen faydaları

Narın az bilinen faydaları
Sonbahar ve kış mevsiminin en sevilen meyvelerinden biri olan nar, pazar ve market tezgahlarını renklendiriyor. Narı özel kılan, lezzetinin yanı sıra antioksidan içeriği oldukça yüksek bir meyve olması. Bu özelliğini içeriğinde bulunan ve kırmızı rengi veren polifenoller sağlıyor. Ayrıca lif, protein, C vitamini, K vitamini, folat ve potasyumdan da zengin olması sayesinde sağlığımıza çok önemli katkılarda bulunuyor. Peki taneleri kadar suyu ve kabuğu da adeta şifa deposu olan nar hangi sorunlarda etkili oluyor? Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman narın 7 önemli faydasını anlattı; öneriler ve uyarılarda bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

Bir bardak nar suyu tüketirseniz…
Nar C vitamininden oldukça zengin bir meyve. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, bir su bardağı kadar narın günlük C vitamini gereksiniminin yarısını karşılayabildiğini belirterek, “Nar suyu bol miktarda nar tanelerinden hazırlandığı için içeriğindeki C vitamini de artıyor. Ancak diyabetin yanı sıra karaciğer yağlanması ve yüksek trigliserid gibi durumlarda fazla meyve şekeri alınmaması gerektiği için nar suyu yerine, daha az miktarda meyve şekeri içerecek şekilde narın kendisini tüketmek daha uygun olacaktır” diyor.

Sindirim sistemini düzenliyor
Besinlerin sindirilemeyen kısımlarına lif ya da posa adı veriliyor. Lif, sindirim sisteminden geçerken suyu emerek dışkı yapımını kolaylaştırıyor ve bu sayede kabızlık probleminin önüne geçiyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, sindirim problemi yaşıyorsanız narın suyunu değil, posasıyla birlikte tanelerini tüketmeniz gerektiğini vurgulayarak, “Çünkü nar suyu elde edilirken posa kısmı kayba uğruyor” diyor.

Kilo kontrolünü kolaylaştırıyor
Lifin sindirim sisteminde yaşanan kabızlık gibi sorunlarda etkili olması sayesinde, düzenli lif tüketen kişilerde kilo kontrolü de kolaylaşıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, sağlıklı bir yetişkinin günde 25-35 gram lif alması gerektiğini vurgulayarak, “Yenilebilen miktar olarak söylersek; 100 gram, yani bir küçük kase kadar nar 4 gram lif içeriyor. Kilo vermeye çalışan kişiler günde bir küçük kase nar tanesi tüketebilirler” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Bağışıklık sistemini güçlendiriyor
Nar içeriğindeki zengin C, E, K vitaminlerinin yanı sıra kalsiyum, potasyum, magnezyum ve minerallerle bağışıklık sistemini destekleyerek hastalıklara karşı korunmamızda önemli bir rol üstleniyor.

Cildimiz için önemli
Her gün yeteri miktarda C vitamini almak cilt sağlığı için de büyük öneme sahip. Nar içerdiği C vitamini ile ciltte kolajen sentezini uyarabiliyor; bu sayede cilde elastikiyet kazandırıp kırışık oluşumunun gecikmesini ve cildin canlı bir görünüme sahip olmasını sağlayabiliyor.

Kanser riskini düşürebiliyor
Nara kırmızı rengini veren polifenoller antioksidan özellik gösteriyorlar. Vücutta oluşan serbest radikaller bazı besin kaynaklarından gelen antioksidanlar tarafından nötralize edilmezlerse; DNA ve protein gibi biyolojik maddelere zarar verebiliyorlar. Antioksidan içeriği oldukça yüksek bir meyve olan nar vücuttaki biyolojik maddeleri oksidatif hasardan, bir başka deyişle metabolizmanın normal süreçleri esnasında oluşabilen veya çevreden gelen hücrelere zarar verebilen kararsız elektronlardan koruyarak birçok kanser türünün gelişme riskini düşürebiliyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Kalp ve damar hastalıklarından koruyabiliyor
Nar suyunun vücutta kötü huylu LDL kolesterol düzeyini düşürebileceğine dair araştırmalar mevcut. Bunun yanı sıra nar suyu vücutta su seviyesini, dolayısıyla kan basıncını kontrol eden sistemin bir parçası olan serumdaki anjiyotensin dönüştürücü enzim aktivitesini önleyerek sistolik, yani büyük kan basıncını düşürebiliyor. Yine narın meyve olarak yenilen çekirdek kısmındaki yağların da kalp koruyucu etkisi olabiliyor. Narın kabuğu da meyve kısmı kadar polifenoller bakımından zengin ve bu maddeler antioksidan özellik gösteriyorlar. Örneğin; nar kabuğu ekstraktının damar sertliğine neden olan iltihaplanmayı ve damar sertliğine yol açan plakların oluşmasını önleyebileceğine ve bu sayede kalp damar sağlığını koruyabileceğine dair çalışmalar mevcut.
Diş etlerini koruyor
C vitamini eksikliğinde diş eti problemleri yaşanma riski yüksek oluyor. C vitamini bu dokuda yer alan bağların oluşumu için gerekli ve yeterli C vitamini tüketimi diş eti dokusunun sağlıklı kalmasına yardımcı oluyor. Nar da içerdiği C vitamini ile diş etlerinin güçlenmesine yardımcı oluyor.

Kabuğu da taneleri kadar faydalı, ancak…
“Narın kabuğu da taneleri kadar faydalı. Dolayısıyla kabuğunu çay şeklinde demleyerek tüketebilirsiniz” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı nur Ecem Baydı Ozman, şöyle devam ediyor: “Ancak bildiğimiz üzere her şeyin fazlası zarar. Bu nedenle nar kabuğu ekstraktını hekime danışarak, çayını da ılımlı miktarda kullanmaya dikkat edin”

Sağlıklı beslenme ve sağlıklı uyku

Sağlıklı beslenme ve sağlıklı uyku

Yeterli ve dengeli besleniyor ve günlük fiziksel aktivitenizi ihmal etmiyorsanız sağlığınıza olumlu yönde katkı yapıyorsunuz demektir. Ancak, uykunun sağlıklı bir yaşam tarzının temel bileşenlerinden biri olduğunu da unutmamak gerekiyor. Sabri Ülker Vakfı’nın derlediği bilgiler sağlıklı beslenme ve uykunun yakın ilişkide olduğuna vurgu yapıyor.

Yeterli ve kaliteli bir uyku yeni güne vücudumuzu ideal biçimde hazırlıyor. 7-8 saatlik kaliteli bir uyku, sabahları enerjik uyanmanızı sağlayan en önemli etkenlerden. Diyet, egzersiz ve uyku birbirini destekleyen ve sağlıklı yaşamın olmazsa olmaz üç önemli bileşeni diyebiliriz. Üçünün de sağlıklı olma halinin devamı ve yaşam süresi üzerinde olumlu etkileri bulunuyor.  Obezite, kalp damar hastalıkları, yüksek tansiyon, felç, diyabet ve diğer birçok durum gibi belirli hastalıkların önlenmesine destek olmak için uykuya öncelik verilmesi gerekiyor. Uykuyu bir öncelik haline getirdiğinizde, iştahınızın da bu durumdan olumlu etkilenerek, yiyecek seçimlerinizin iyileştiği ve yediklerinizin farkında olarak beslendiğinizi fark edebilirsiniz.

Uyku yeme düzenimizi, yeme düzenimiz de uykuyu etkiliyor!

Ulusal Uyku Vakfı’na (The National Sleep Foundation) göre, yetişkinler için 7 ile 9 saat/gün kaliteli uyku öneriliyor. Bununla birlikte yapılan araştırmalar üç yetişkinden sadece birinin bu önerilere uyum sağladığına dikkat çekiyor. Bir araştırmada, yalnızca dört saat uyuyanların, dokuz saat uyuyanlara kıyasla günde ilave 300 kalori enerji aldığı görülüyor.

Uykusuzluk iştahı ve tokluğu etkileyen hormonları da etkiliyor. Ghrelin hormonu iştahımızı artırırken, leptin, tok hissetmemize yardımcı olmada önemli bir role sahip. Dolayısıyla bu iki hormonun vücuttaki oranları çok önemli. Yeteri kadar kaliteli uyku uyumadığımızda ghrelin ile leptin hormonları arasındaki denge bozuluyor. Uyku kalitesi düşük olan bireylerde, daha yüksek besin tüketimine neden olurken, diyet kalitesinin daha düşük olduğu görülüyor.

 Kaliteli bir uyku için nasıl beslenmeliyiz?

Akdeniz diyeti dediğimiz beslenme modelinin uyku kalitesi ve süresini artıran bir sağlıklı beslenme modeli olduğunu söyleyebiliriz. Akdeniz diyeti, sağlıklı yağ örüntüsüne sahip, antioksidan ve lif içeriği yüksek bir diyet olarak tanımlanıyor. Bu diyetin genel örüntüsüne baktığımızda, zeytin ve zeytinyağından zengin, sebze, meyve, kurubaklagil ve tam tahıllar ile sert kabuklu kuru yemişleri içeren, ayrıca orta düzeyde süt ve süt ürünleri, yumurta, tavuk tüketiminin de yer aldığı bir beslenme modeli olduğunu görüyoruz. Bununla birlikte, kırmızı etin tüketimi sınırlı miktarlarda önerilirken, işlenmiş gıdaların tercih edilmediği de söylemeliyiz. Akdeniz diyetinin olmazsa olmazı olan ve yukarıda belirtilen besinler, vücutta bazı önemli fonksiyonel yapıların (melatonin, serotonin ve D vitamini gibi) etkinliklerini de düzenliyor. Çalışmalar özellikle süt ve ürünleri ile yağlı balıklar ve bazı meyve ve bunların taze sıkılmış şeker içermeyen meyve sularının (vişne ve kivi gibi) uyku süresi ve kalitesi üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini gösteriyor. Bu besinlerin uyku üzerindeki olumlu etkilerine yönelik mekanizmalar henüz net olmasa da vücutta uyku mekanizmaları üzerinde etkin olan serotonin gibi önemli yapıların fonksiyonlarını düzenleyerek uyku üzerindeki olumlu etkilerinin olabileceği belirtiliyor.

Çocuklarda sağlıklı beslenme önerileri!

Çocuklarda sağlıklı beslenme önerileri!

Günümüzde yeterli ve dengeli beslenmeyen insan nüfusunun önemli bir bölümü, yanlış beslenme sonucunda meydana gelen hastalıklara karşı maddi ve manevi mücadele vermektedir. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Derya Fidan, çocuklarda sağlıklı beslenme ile ilgili tüm merak edilenleri anlattı.

Türkiye’deki çocukların önemli bir yüzdesi besinlere erişimde güçlük ve eğitimsizlik nedeniyle yanlış beslenmeye maruz kalmakta. Başta demir ve iyot gibi mikrobesin eksiklikleriyle ilişkili sağlık sorunları ve riskleriyle yaşamaktadır. Bu bakımdan ulusal beslenme politikalarının geliştirilmesi, bilinçli beslenme hakkında topluma bilgi verilmesi ve beslenme ile ilgili farkındalık geliştirilmesi son derece önemlidir.

Bitkisel kaynaklardan gelen protein genellikle tüm gerekli amino asitleri içermez. Günde 28.3 g protein önerisi ile 7 ile 10 yaş arası çoğu çocuğun ihtiyaçlarını karşılanır. Çoğu çocuk ise bundan daha fazlasını tüketmektedir. Fazla protein dönüştürülür ve enerji için kullanılır veya vücutta glikojen ya da yağ olarak depolanır. Nişastalar ve şekerler vücut tarafından emilen karbonhidratlardır. Nişastası yüksek besinler arasında ekmek, makarna, pirinç ve patates sayılabilir. Şekeri yüksek besinler arasında meyve, süt, çikolata ve tatlılar bulunur. Diş çürümenin önemli nedenleri şeker ve tatlı, gazlı ve meyve suları ile ilişkili yüksek asitliktir.

“Yağ Çocukların Diyetlerinin Önemli Bir Parçasıdır!”

Yağ konsantre bir enerji kaynağıdır. Yağ çocukların diyetlerinin önemli bir parçasıdır çünkü enerjiye ihtiyaçları vardır ve yağa bağlı emilen vitaminlere ihtiyaç duyarlar. Yağ kimyasal olarak; doymuş, doymamış, çoklu doymamış veya nadiren trans doymuş yağ olarak ayrılırlar. Doymuş yağlar kan kolesterolünü arttırabilir ve kalp hastalığına yol açabilir. Doymuş yağlar genel olarak tereyağı, sert peynir, kümes hayvanları, et ve et ürünlerinde bulunur.

Çocuklarda Sağlıklı Beslenme İle İlgili Altın Öneriler;

 

  1. Yapılan çalışmalarda, yetersiz ve dengesiz beslenen öğrencilerinin dikkat sürelerinin kısaldığı, algılamalarının azaldığı, öğrenmede güçlük ve davranış bozuklukları çektikleri, okul devamsızlık sürelerinin uzadığı ve okul başarılarının düşük olduğu ortaya konmuştur. Aileler çocuklarının yalnızca okul başarılarıyla değil onların büyüme ve gelişmelerini izleme ve sağlıklı beslenme davranışları geliştirmeleriyle de yakından ilgilenmeli ve kendi beslenme alışkanlıklarıyla da örnek olmalıdırlar.

 

  1. Yapılan birçok çalışmada, son zamanlarda çocuk ve adolesanlar başta olmak üzere her yaş grubunda abur cubur besinlerin tüketiminin arttığı belirtilmiştir. Çocukların enerji alımlarının bir kısmı abur cubur besinlerden gelirken, bu tür besinler daha çok öğle vaktinde tüketilmektedir. Gazlı içecek, meşrubat gibi içecekler, patates kızartması, cips, şekerleme ve dondurma çocuklar tarafından en çok tüketilen abur cubur besinlerdir. Okulda beslenme hizmeti verilmiyorsa çocuğa mutlaka beslenme çantası hazırlanmalıdır.
  2. Çocukların sağlıklı beslenebilmesi için dört besin grubunda bulunan besinlerden yeterli miktarlarda ve dengeli şekilde tüketmeleri gerekmektedir. Çocukların özellikle kemik ve diş gelişimi için imkanlar dahilinde günde 2- 3 su bardağı süt veya yoğurt, 1 kibrit kutusu kadar beyaz peynir tüketmelerine özen gösterilmelidir. Ayrıca, hastalıklara karşı daha dirençli olmaları ve sağlıklı büyüme ve gelişmeleri için her gün en az 5 porsiyon taze sebze veya meyve tüketmeleri önerilmektedir.
  3. Çocuklar için en önemli öğün kahvaltıdır. Bütün gece süren açlıktan sonra vücudumuz ve beynimiz güne başlamak için enerjiye gereksinim duymaktadır. Kahvaltı yapılmadığı takdirde dikkat dağınıklığı, yorgunluk, baş ağrısı ve zihinsel performansta azalma olmaktadır. Bu nedenle güne yeterli ve dengeli yapılan bir kahvaltı ile başlamak öğrencilerin okul başarısının artmasında son derece önemlidir. Çocukların her sabah düzenli olarak kahvaltı yapma alışkanlığı kazanmalarına özen gösterilmelidir. Peynir, taze meyve veya meyve suları, birkaç dilim ekmek, 1 bardak süt çocuklar için kahvaltıda yeterlidir. Özellikle kaliteli protein, zengin vitamin ve mineral içeriğinden dolayı haşlanmış yumurtanın sık tüketilmesi önerilmektedir.
  4. Vücudun düzenli çalışması, tüketilen besinlerin vücuda yararlılığının artırılması, çocukların fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimlerine olumlu katkı sağlamaları açısından fiziksel aktivitenin artırılmasına da önem verilmelidir. Bu nedenle, uzun süreli televizyon seyretme, bilgisayar kullanımından kaçınılmalı, çocukların gerek okul yönetimi ve gerekse ebeveynleri tarafından sevdikleri herhangi bir spor dalı ile ilgilenmeleri teşvik edilmelidir.

Salatanız gerçekten diyet dostu mu?

Salatanız gerçekten diyet dostu mu?

Yaz aylarında özellikle kilo vermek ya da formunu korumak isteyenlerin tek başına ana öğün olarak tüketmeyi tercih ettiği salata, tok tutucu özelliğiyle diyet dostu olarak öne çıkan, serinletici bir yaz lezzeti. Ancak dikkat! Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan “Salatanın içeriği itibariyle besleyici ve tok tutucu olması gerekiyor. Örneğin; ana öğün olarak tüketilecekse içerisinde et, tavuk ya da peynir, kurubaklagil, ceviz, fındık gibi besinlerin olması lazım. Aksi halde sadece yeşil salata ana öğün yerine geçmez.” diyor. Salataya ekleyeceğiniz sirke, limon, taze / kuru kekik, zencefil, çörek otu gibi baharatlarla hem tokluğu artırıp hem de bağışıklığınızı güçlendirebileceğinizi belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan, zeytinyağında aşırıya kaçmamak gerektiğini, lezzet artırıcı sosların da diyetinizi baltalayabileceğini vurguluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan, salatadaki gizli tehlikelere karşı 9 önemli uyarıda bulundu; bağışıklığı güçlendiren, diyet dostu yaz salatası tarifi verdi; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan

Sosları abartmayın

Salataya lezzet katmak için vazgeçilmez olarak görülen soslar, içeriğindeki katkı maddeleri ve koruyucular ile sağlık açısından zararlı olabildiği gibi, yüksek kalorisiyle diyeti de baltalayıcı olabiliyor. Hazır karışım salata soslarında nar ekşisinden sofra şekerine ve bala kadar kalorisi yüksek birçok malzeme bulunabilir. Bu nedenle hazır karışımlı soslardan kaçının.

Zeytinyağında aşırıya kaçmayın

Salatanıza ekleyeceğiniz zeytinyağında ölçüye dikkat etmeli, salata tabağının büyüklüğüne göre yağınızı eklemelisiniz. Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan “Zira ölçüyü aştığınızda salatanın kalorisini çok yükseltebilirsiniz. Öte yandan salatayı tamamen yağsız tüketmek ise salatanın tok tutucu özelliğinin azalmasına neden olacaktır. Bu nedenle salatalarınıza mutlaka 1-2 tatlı kaşığı yağ eklemelisiniz.” diyor.

Dışarıda bu ayrıntıya dikkat edin

Özellikle dışarıda salata tüketirken mutlaka sosu masaya isteyin ve kendiniz ekleyin. Aksi halde sosların yanı sıra lezzeti daha da artırmak için sofra şekeri ilavesi de yapılabiliyor. Limon, sirke ve hardalı ise salatalarınızda kontrollü şekilde kullanabilirsiniz. Ayrıca mayonezli salatalar yerine yoğurtlu salataları tercih ederek salatanızı hem sağlıklı hem de kalorisi daha düşük hale getirebilirsiniz.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Tek çeşit salata tercih etmeyin

Tek çeşit salatayı ana öğün olarak değil, ana öğünün yanında yardımcı yemek olarak tercih edin. Çünkü örneğin tek başına yeşil salatadan oluşacak bir öğün hem gün içerisinde sizi acıktıracak hem de bağışıklığınızın güçlü olması için almanız gereken protein, kalsiyum, vitamin ve minerallerden sizi mahrum bırakacağından bağışıklığınızın düşmesine neden olacaktır. Ana öğün olarak tüketeceğiniz salatanızın içeriğinin et, tavuk ya da peynir, kurubaklagil, ceviz, fındık gibi besinlerden oluşmasına özen gösterin. Ancak salatanızda kullanacağınız malzemeler fazla olduğunda kalorisi de yükseleceğinden aşırıya kaçmayın.

Salatanızda meyveyi abartmayın

Salatanın içine ekleyeceğiniz meyveler lezzeti artırmakla birlikte kaloriyi de artıracağından aşırıya kaçmayın. Örneğin, ana öğün olarak tüketeceğiniz et, kurubaklagil ya da peynir gibi zengin içerikli bir tabak salataya, bir porsiyona denk gelecek şekilde bir adet elma ya da dört adet orta büyüklükte kayısı ekleyebilirsiniz.

 Güvendiğiniz yerlerde salata tüketin

Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan “Yeterince temizliği yapılmamış yeşillikler barındırdıkları bakteriler ve gözle görülemeyen mikroplar nedeniyle besin zehirlenmesinden ishale dek birçok sağlık sorununa yol açabildiğinden, temizliğinden emin olamadığınız yerlerde salata tüketmekten kaçının. Özellikle gebelerde toxoplazma alma riskinden dolayı dışarıda salata yememelerini tavsiye ederim.” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Mutlaka sirkeli suda bekletin

Salatanın yıkanmasından doğranmasına kadar dikkat edilmesi gereken birçok önemli nokta var. Salata malzemelerini özellikle de yeşillikleri akan suyun altında yıkamakla kesinlikle yetinmeyin, gözle görülemeyen mikroplardan arınması için ardından mutlaka sirkeli suda 5 dakika bekletin. 1 litre suya 1 yemek kaşığı sirke eklemeniz yeteli olacaktır.

Kesme tahtasına dikkat edin

Salata malzemelerini doğramak için kullandığınız kesme tahtasında, çapraz bulaş riskine karşı dikkatli olun. Sebze ve çiğ et için kullandığınız kesme tahtasını ayırın.

 Yeşil yapraklı sebzeleri yıkayıp saklarken dikkat!

Sebze ve meyveleri yıkayıp saklamak daha hızlı bozulmalara neden oluyor. Çünkü sebze ve meyvelerin üzerlerinde kendi ürettikleri ve bozulmalarına engel olan bir tabaka var ve yıkanınca bu tabaka ortadan kalkıyor. Fakat büyükşehirlerde yaşayan ve özellikle çalışan insanların pratik salata hazırlama tüyolarına ihtiyacı var. Sebze ve meyveler yıkandıktan sonra iyice kurutularak, uygun hafif hava alan kaplarda 3-4 gün saklanabilir. Fakat yıkanmış sebzelerin çok iyi kurutulmuş olmasına çok dikkat etmek gerekiyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

 Bağışıklığı güçlendiren, diyet dostu yaz salatası tarifi

 Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan, sıcak yaz aylarında hem serinleten, hem ana öğün olarak tüketildiğinde bağışıklığı güçlendiren, hem de tok tutucu özelliğiyle diyet dostu olan bir de yaz salatası tarifi verdi…

Sumaklı Akdeniz Salatası

Bol Akdeniz yeşillikleri içine 3 yemek kaşığı haşlanmış buğday, üzerine ızgarada pişirilmiş tavukları koyun. Sos olarak da 1 yemek kaşığı dolusu sumak ile 1 silme çay kaşığı tuz ve 1 yemek kaşığı zeytinyağı ekleyin.  

Kavunun faydaları

Kavunun faydaları

Güzel tadı, hoş kokusu ve ağızda bıraktığı aroması ile yaz ve sonbahar aylarında en çok tüketilen meyvelerden biri olan kavun, zengin besin içeriğiyle ön plana çıkıyor. Kavun, lifli ve sulu yapısı ile kilo vermeye yardımcı olurken, pek çok sağlık sorunun önlenmesi sürecine de katkıda bulunuyor.  Memorial Kayseri Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Merve Sır, kavunun faydaları ve nasıl tüketilmesi gerektiği hakkında bilgi verdi.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Kalorisi düşük, vitamin ve mineral içeriği yüksek

Kavun düşük kalorili ve oldukça lifli bir meyvedir. 150 gramında yani bir porsiyon kavunda 1,5 gram lif bulunur. Kavunun 150 gramı tat ve su durumuna göre 25-50 kilokalori (kcal) içerir. Çok miktarda sarı ve turuncu meyve beta karoteni açısından zengindir. Lif içeriği yüksek olan kavun bağırsakların çalışmasına da yardımcı olur.

İçeriğinde türüne göre değişebilen çok sayıda önemli mineral ve vitamin vardır. A, C, B1, B2, B5 vitamini ile potasyum, sodyum, kalsiyum, magnezyum, fosfat açısından zengindir. Fitokimyasallar da içermektedir. Likopen ve beta-karoten gibi bitkisel besinler bulunmaktadır.

Bir porsiyon kavunda 11,84 karbonhidrat (g), 2,00 protein (g), 0,18 yağ(g), 1,62 lif (g), 16,20 sodyum (mg), 327,60 potasyum (mg) ve 19,80 kalsiyum (mg), 0,61 vardır.

Kavun, vücut hücrelerini UV ışınlarından koruyan özellikle yüksek bir E vitamini içeriğine sahiptir. Bu fitokimyasallar serbest radikalleri yakalar ve hücre hasarını önler. A vitamini karpuzlarda ve tatlı kavunlarda bol miktarda bulunur. Cildi ve saçı esnek tutar, göz sağlığı için önemlidir.

Ayrıca kavun çekirdekleri; A, B ve C vitaminleri ile magnezyum içermektedir. İçeriğinde demir, kalsiyum ve değerli yağlar bulunmaktadır. Kavun çekirdekleri bütün olarak yutulmamalı, çiğnenmeli, öğütülmeli veya doğranarak tüketilmelidir.

Olgun tatlı bir kavunda % 10 oranında şeker vardır. Bu nedenle 100 gram posa başına yaklaşık 55 kilokaloriyle önemli bir enerji kaynağıdır. Yüksek oranda potasyum ve provitaminin yanı sıra A vitamini ile değerli kalsiyum, C, B1 ve B2 vitamini, fosfor ve demir değerleriyle dikkat çeker. Kavunun ana kısmı yaklaşık % 85’i ​​sudan oluşur.

Özellikle spor aktivitelerinden sonra veya aralarda harika bir susuzluk gidericidir.

Kavunun en çok bilinen faydaları şöyle sıralanmaktadır:

  1. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Düzenli olarak tüketildiğinde içeriğindeki potasyum ve C vitamini bağışıklık sistemini destekler. Bağışıklık sistemi güçlendirdiği için hastalıklara karşı vücut direnci sağlar.
  2. Damar tıkanıklığını önlemede etkilidir. Kalbe ve kansızlığa iyi gelir, tansiyonu düzenler. Kavunu aşırıya kaçmamak şartıyla kalp hastalarının tüketmesi gerekir. Zengin besin değerleri nedeniyle kansızlık sorunu olanlarda etkilidir. Ayrıca kalp krizi riskini düşürür. Kalp damar sorunu olanların özellikle yaz aylarında kavunu düzenli olarak tüketmeleri önerilir.
  3. Böbrek taşları ve kumlarının düşmesine yardımcı olur.
  4. Yatıştırıcı etkisi nedeniyle sinir sistemi üzerinde olumlu etkiye sahiptir. Uyku sorunu olanlara iyi gelir.
  5. İdrar söktürücü özelliği vardır. Kabızlığa iyi gelir.
  6. Cildi nemlendirir, romatizma ağrılarını hafifletir.
  7. Sindirilmesi kolay olan meyveler arasında yer alan kavun, kilo vermek isteyen ancak metabolizma hızı yavaş olanlara önerilir. Diyet programlarında yer alan kavun hızlı bir şekilde kilo vermeyi sağlamakta ve metabolizmayı da hızlandırmaktadır.

 Kavun alırken dikkat etmeniz gerekenler

Olgunlaşması uzun süren kavunu alırken bazı kriterler göz önünde bulundurulmalıdır. Öncelikle olgun olanları tercih edilmelidir. Ancak kabuğu nedeniyle olgunluk derecesi belirlenememektedir. Ancak koku ve kabuğu olgunluğu konusunda ipuçları vermektedir. Bu nedenle kavun alırken kabuğu çok sert olmayan, kabuğunda çatlak veya ezik bulunmayan, hoş ve tatlı kokulu olanları tercih edilmelidir. Kabuğa bastırıldığında hissedilen yumuşaklık olgunluk derecesini belirtmektedir. Olgun kavunlar aromatiktir. Bu nedenle satın alırken yoğun bir koku yayanlar belirlenip alınmalıdır.

Kavunu ikiye bölüp streçleyerek muhafaza edin

Kabuğu sağlam olarak dilimlenmemiş kavun, serin bir yerde bir hafta saklanabilir. Dilimlenmiş kavunlar yakından incelenmeli ve küf kontrolü yapılmalıdır. Küçük ebatta dilimlenen kavunlar çok çabuk bozulur. İkiye kesilmiş kavun buzdolabında sorunsuz bir şekilde saklanabilir ancak streç film ile kaplanmalıdır. Çabuk bozulmaması için dilimleme sırasında kavunun çekirdekleri tamamen çıkarılmalıdır. Kavunlar, üretim sırasında ya da sonrasında kötü hijyen koşullarında patojenlerle temas edebilir. Ayrıca, enfekte kişiler, uygun şekilde hijyenik değillerse patojenleri doğrudan kavuna bulaştırabilir.

Patojenler eller yoluyla veya kontamine mutfak eşyaları (bıçaklar, tahtalar) yoluyla insanlara bulaşabilir. Gıda enfeksiyonu riskini en aza indirmek için, kavun dilimlerken genel mutfak hijyeni kurallarına uyulması önemlidir: Ellerin yıkanması, temiz bıçak ve kesme tahtaları kullanılması çapraz bulaşmayı önleyecektir. Bu kurallar toplu yemek yapan işletmelerde de kesinlikle uygulanmalıdır.

 Çocuklar için de çok yararlı

Aşırıya kaçmamak şartıyla kavun her öğün tüketilebilir. Kavun kahvaltıda tüketilebileceği gibi yemeklerden sonra ve tokluk hissi vermesi nedeniyle ara öğün olarak tercih edilebilir.

A ve C vitamini açısından zengin olan kavun, potasyum ve kalsiyum içeriği nedeniyle çocukların kesinlikle tüketmesi gereken bir besindir. Kolay yenebilir olması, tadı ve kokusu nedeniyle çocuklar tarafından da tercih edilmektedir. 8-9 aylık bebeklerde diğer meyveler gibi ezildikten sonra az miktarda verilmelidir. Çocukların kavuna karşı herhangi bir alerjisi yoksa tüketmeleri kesinlikle önerilmektedir.

Şeker hastaları dikkat etmeli

Şeker içeriği yüksek olan kavunun aşırı tüketimi bazı sorunlara neden olabilir. Şeker hastaları fazla tüketmemeli, en azından ne kadar tüketeceği uzman doktor ve diyetisyenler tarafından belirlenmelidir.  Kavun alerjisi olanlar bu meyveden uzak durmalıdır. Kavuna karşı aşırı seviyede alerjisi olanlarda ‘anafilaksi’ olarak bilinen şiddetli bir reaksiyon ortaya çıkabilmektedir.

Dondurmayı yerken şunlara dikkat edin

Dondurmayı yerken şunlara dikkat edin

Özellikle yaz aylarında 7’den 70’e hemen hepimizin vazgeçilmezi olan dondurma lezzetli olmasının yanı sıra; içerdiği protein, kalsiyum, A vitamini, B12 vitamini, C vitamini ve magnezyum gibi pek çok vitamin ile mineraller sayesinde şifa da sağlıyor. Üstelik bir porsiyon dondurma bir porsiyon şerbetli tatlıdan yüzde 55 ve bir porsiyon sütlü tatlıdan yüzde 23 daha az enerji, bir başka deyişle kalori içeriyor. Ancak yine de dondurmanın şeker içerdiğini unutmayın! Örneğin 2 top dondurma tükettiğimizde yaklaşık 2,5 yemek kaşığı şekere eş karbonhidrat almış oluyoruz. Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan ayrıca çok soğuk yiyeceklerin sindirim sistemi üzerinde hazmı zorlaştıran, özellikle da gaz yapan özelliğe sahip olduklarını belirterek, “Dondurmayı ağzınızda kısa bir süre tutup, vücut ısısına yakın bir ısıda tüketmeyi alışkanlık haline getirin. Sıcaklığını biraz artırarak yutmak sindirim sistemine yardımcı olarak, hazımsızlık gibi sorunların gelişmesini önleyecektir” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Bağışıklığı destekliyor

Hastalıklardan korunmamızda son derece önemli bir rol üstlenen bağışıklık sistemimizi sağlıklı beslenerek sürekli desteklememiz gerekiyor. Dondurma, içeriğindeki A vitamini ve protein sayesinde bağışıklık sisteminin çalışmasına katkı sağlıyor.

Dişleri güçlendiriyor

Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan dondurmanın içeriğindeki fosforun dişlerin, diş etlerinin ve kemiklerin sağlığını koruduğunu vurgulayarak, “Ancak dişlerde çürük oluşumunu önlemek için dondurma yedikten sonra dişlerin mutlaka fırçalanması gerekiyor” diyor.

Kalp sağlığını destekliyor

Sütlü, meyveli ve çikolatalı dondurmalar potasyumdan zenginler. Kalp sağlığı için potasyum çok önemli bir mineral ve eksikliğinde mutlaka takviye ediliyor. Ayrıca potasyum vücudun elektrolit dengesinde rol alıyor ve konsantrasyonun sağlanmasında elzem bir işlev üstleniyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Kasları koruyor

“Dondurma içerdiği magnezyum sayesinde vücuttaki asit-baz dengesinin düzenlenmesine yardımcı oluyor. Kas ve sinir sistemi için kalsiyumla birlikte olmazsa olmazdır. Kalsiyum kasın kasılmasını ve magnezyum da gevşemesini sağlıyor. Bu özelliği nedeniyle bağırsakların çalışması için de çok önemlidir” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan, şöyle devam ediyor: “Tüm bunların yanı sıra magnezyum kan basıncının düzenlenmesi ve damar elastikiyetinin sağlanması gibi 300’den fazla metabolik reaksiyonda yer alıyor. Özellikle çikolatalı dondurmanın magnezyum içeriği yüksektir ve 2 top dondurmayla günlük magnezyum ihtiyacının yüzde 10-15’ini karşılayabilirsiniz.”

Enerji kaynağı

B2 vitamini olarak da bilinen riboflavin içeriğiyle dondurma vücudumuzdaki enerji üretimine destek oluyor. Bu sayede daha enerjik bir bedene sahip oluyoruz. Riboflavinin aynı zamanda mukozayı korumak ve cildin yenilenmesine yardımcı olmak gibi özellikleri de var.

Tok tutuyor

Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan birçok tatlının aksine, dondurmanın tok tutma özelliğine sahip olduğunu belirterek, “Tatlılar tüketildiklerinde kan şekerini hızla yükseltip, ardından hızla düşürüyor. Bunun sonucunda da acıkıyoruz. Dondurma diğer tatlılara göre daha az şeker içeriyor. Bu sayede kan şekerinde hızlı değişikliğe diğer tatlılar kadar sebep olmuyor. Ayrıca içinde bulunan salep ve tarçın gibi baharatların kan şekerini düzenleyici etkileri sayesinde dondurma tüketiminin ardından hızla acıkma problemi yaşanmıyor.”

Kemikler için önemli

Kalsiyumun kemiklerden dişlere, kanda vitamin dengesinden sinir sistemine kadar birçok önemli fonksiyonu var. Gerçek sütle hazırlanan sütlü dondurmadan 2 top tükettiğinizde günlük kalsiyum ihtiyacınızın yaklaşık yüzde 10’unu almış oluyoruz.

Pause Sağlık, Pause Dergi

7 önemli kurala dikkat!

  • Birçok tatlıdan daha düşük olsa da, dondurmanın enerjisi dikkate almaya değer. Bu nedenle yemeklerin ardından değil, ara öğün olarak tüketmeniz çok daha doğru bir tercih olacaktır.
  • Protein oranı yüksek bir besin olduğu için dondurmalar kolayca bozuluyor ve içinde zararlı mikroorganizmalar üreyebiliyor. Dolayısıyla soğuk zinciri kırılmış, yani eriyip tekrar donmuş dondurmayı kesinlikle tüketmeyin.
  • Hızla yutmak, vücut ısısından çok daha düşük bir ısıda dondurmanın mideye ulaşması demek. Bu durum midede kramp oluşumuna yol açabileceği için dondurmayı mümkün olduğunca yavaş yemeye özen gösterin.
  • Diş ve ağız sağlığı açısından, her şekerli besinde olduğu gibi, dondurma yedikten sonra da su içmeyi unutmayın.
  • Şeker içeren bir besin olması nedeniyle haftada 2-3 kez, 2’şer toptan fazla tüketmemeye dikkat edin.
  • Fayda sağlayabilmesi için gerçek sütten ve gerçek meyvelerden yapılmış olanlarını tercih edin.
  • Diyabetiniz varsa diyabetik dondurmayı bir ara öğün gibi düşünüp tüketebilirsiniz.

Pause Sağlık, Pause Dergi

 Evde hazırlanan ‘sağlıklı’ dondurma tarifi

Muzlu-hurmalı dondurma

Malzemeler: 6 adet muz, 6 adet hurma, 6 yemek kaşığı taze yoğurt

Hazırlanışı: Malzemelerin tümünü pürüzsüz oluncaya dek, blenderden geçirin. Ardından bir kaba alıp, derin dondurucuya koyun. Saat başı dondurucudan çıkartın ve karıştırıp tekrar derin dondurucuya yerleştirin. Karıştırma işlemini her saat başı 3-4 kez tekrarlayın. Hem sağlıklı hem oldukça lezzetli olan dondurmanızı ertesi gün tüketebilirsiniz.

Karaciğer sağlığınızı detoks ile koruyun

Karaciğer sağlığınızı detoks ile koruyun

Günlük hayatta maruz kalınan toksik yük tahmin edilenin ötesinde olabiliyor. Vücut, tüketilen besinler, kullanılan eşyalar ve kozmetik ürünler sonucu toksinlere maruz kalabiliyor. Tüm bu toksinlerden vücudu karaciğer arındırıyor ve temizliyor. Daha birçok önemli görevi olan ve vücudun doğal temizleyicisi olan karaciğerin de temizlenmesi ve arınması gerekiyor. Memorial Wellness Beslenme Danışmanlığı Bölümü’nden Dyt. Melis Gülbaş, karaciğer sağlığının korunması için uygun detoks uygulamaları hakkında bilgi verdi.

Karaciğer vücudu temizleyen ve arındıran bir detoks organıdır. Vücuda giren toksinleri ve zararlı bileşenleri ortadan kaldırır. Karaciğer detoksifikasyon mekanizmaları ile tüketilen besinlerin ve sıvıların, solunan havanın, tüm kişisel bakım ve temizlik ürünlerinin, günlük hayatımızda kullanılan eşyalar kaynaklı tüm dış toksinlerin vücuttan temizlenmesini sağlamaktadır. Ayrıca ilaçlar, nikotin ve alkol kaynaklı vücuda giren kimyasal bileşenleri de vücuttan uzaklaştırır.  Maruz kalınan tüm bu toksinleri vücut, yağ doku (adipoz) ile birlikte depolamaktadır.  Vücuttaki toplam toksik yük miktarı arttıkça detoks ihtiyacı da artmaya başlamaktadır. Karaciğer doğal detoks sistemi ile bu toksinleri uzaklaştırmak için çabalasa da maruz kalınan toksin miktarı çok fazla olduğunda karaciğeri desteklemek gerebilmektedir.

Pause Dergi, Pause Sağlık

Bu belirtileriniz varsa karaciğeriniz sinyal veriyor olabilir

Karaciğerde bir sorun olduğunda oluşan belirtiler kronik yorgunluk, eklem ve kas ağrısı, baş ağrısı, hafıza ve odaklanma problemleri, uyku problemleri, göz çevresinde morluklar, şişkinlik ve ödem, gastrit, mide ve bağırsak sorunları, kötü kokan nefes, sürekli yemek yeme isteği ve kilo vermede yaşanan problemler, cilt sorunları ve PMS (Premenstrüel sendrom) olarak sıralanabilmektedir. Bu belirtilerle karaciğer sinyal verebilmektedir. Bu belirtileri yaşayanların karaciğer sağlığını kontrol ettirmesinde fayda vardır.

Detoksa taze ve sağlıklı besinlerle başlayın

Rafine yağlar, kızartılmış, işlenmiş, paketlenmiş besinler vücutta toksinlerin birikmesine neden olmaktadır. Bu besinlerin sık tüketimi ile birlikte karaciğer toksinleri uzaklaştıramadan yenilerine maruz kalmaktadır. İşlem görmüş besinlerden uzak durmak gerekmektedir. Taze sebzeler, meyveler, doğal besinler ve iyi kalite protein kaynaklarını beslenmeye eklemek yapılacak ilk adımlar arasında yer almalıdır. Fermente besinler (ev yapımı turşu, kvass, sirke) ve zeytinyağı, sadeyağ (ghee), Hindistan cevizi yağı gibi kaliteli yağ kaynakları beslenme rutinine eklenmelidir.

Baharatların arındırıcı gücünden yararlanın

Baharatlar sindirim ve bağırsaklardan toksinlerin atılmasına yardımcı olmaktadır. Yemek ve salatalarda baharatlar bolca kullanılmalıdır. Zencefil, zerdeçal, karanfil, karabiber, sumak detoks kapasitesini artırarak karaciğere destek olmaktadır.

Su vücudun temizlenmesi için çok önemli

Su, yaşamın devamı için elzemdir. Toksinlerin vücuttan uzaklaştırılması için su olmazsa olmazdır. Yaşamsal faaliyetler, vücudun ısı ve cildin nem dengesinin koruması, enerji için suya ihtiyaç duyulmaktadır.  Günlük su tüketimi yeterli değilse mutlaka artırılmalıdır. Sindirimi olumsuz etkilememek için su tüketiminin öğünlerle olmamasına özen gösterilmelidir. İhtiyaç duyulan ölçüde su öğün aralarında zamana yayılarak ve yudum yudum içilmelidir.

Bitki çayları, bitkisel sütler ve taze sebze sularını kullanın

Detoks yapılırken güne limonlu su ile başlanmalı ve sonrasında zencefil, karanfil, karabiber ve rezene ile hazırlanan çaylar ile devam edilmelidir. Detoks boyunca yeşil çay tüketilebilir. Yeşil çay kateşinden en zengin çaylar arasında yer alır. Antioksidan kapasitesi ve metabolizma hızını artırır, bağışıklık sistemini güçlendirir. Yine detoks süresince hayvansal süt yerine badem, Hindistan cevizi, fındık sütü gibi bitkisel kaynaklı sütler tüketilmelidir. Yeşil ve mor renkli taze sebzeleri kullanarak antioksidan sebze suları hazırlayın. Bu sebze suları da ilk öğüne eklenebilir.

Aralıklı beslenerek yenilenin

Sindirim sisteminin sürekli aktif olması organlar için fazla salgı ve iş yükü demektir. Aralıklı beslenme yani günde 2 öğün beslenme sindirim sisteminin rahatlamasına ve yenilenmesine yardımcı olmaktadır. Aralıklı beslenme; sindirim sisteminin sürekli aktif olmasının önüne geçerek, enerjinin sistemler arası dengeli kullanımı, sindirim sistemi hücre ve organlarının enzim – asit salgılarının düzenlenmesi ve fonksiyonlarının iyileştirilmesi, hücrelerin yüklerini boşaltabilmesi için gerekli olan zamanı tanımaktadır. Öğünler arasında 6 – 12 saatlik boşluklar bırakılarak vücudun dinlenmesi sağlanmalıdır.

Fiziksel aktivite toksinleri vücuttan uzaklaştırır

Egzersiz,  vücudu toksinlerden arındırır, vücudun yenilenmesine yardımcı olur ve beden enerjisini dengelenmesini sağlar. Fiziksel aktivite terleyerek toksin ve ağır metallerden bedeni arındırabilmenin anahtarıdır. Açık havada uzun yürüyüşler yapılmalı, farklı egzersizler günlük egzersiz rutinine eklenmelidir. Detoks yapılırken stres yaratan durumlardan ve kişilerden uzak durulmalıdır. Kişi gün içerisinde kendisine zaman ayırmalı, parasempatik sisteme geçiş yapmalı ve sakinleşmelidir. Düzenli ve yeterli uyku da vücudun yenilenmesi ve arınmasında önem taşımaktadır. Uyumadan önce ılık bir duş alınması uykuya geçiş yapmayı kolaylaştırmaktadır.

 Bilinçsiz detoks uygulamalarından kaçının

Detosk programları kişiye özel olmalıdır. Bir başkasına iyi gelen yiyecek ve içecekler size faydalı olmayabilir hatta zarar verebilir. Bu nedenle sağlıklı bir detoks programı için uzman yardımı alınması çok önemlidir.