Yazılar

Kuru kayısının ihraç fiyatı 2 bin 765 dolardan, 3 bin 410 dolara yükseldi

Kuru kayısının ihraç fiyatı 2 bin 765 dolardan, 3 bin 410 dolara yükseldi

Türkiye, 2020-21 kuru kayısı sezonuna başarılı bir giriş yaptı. 2020-21 sezonunun ilk çeyreğinde Türkiye’nin kuru kayısı ihracatı miktar bazında yüzde 13,47 düşerken, döviz bazında yüzde 8,3 artış gösterdi.

Türkiye’nin geleneksel ihraç ürünlerinden kuru kayısıda 2020/21 sezonunun ilk çeyreği geride kaldı. Ege İhracatçı Birlikleri verilerine göre; 1 Ağustos – 31 Ekim 2020 tarihleri arasında Türkiye, 25 bin 342 ton kuru kayısı ihracatı karşılığı 82 milyon 291 bin dolar döviz geliri elde etti.

Kuru kayısı ihracatımız, 1 Ağustos – 31 Ekim 2019 tarihleri arasında ise; 29 bin 829 ton karşılığı 75 milyon 974 bin dolar olarak gerçekleşmişti.

2019/20 sezonunda ortalama 2 bin 765 dolara ihraç edilen kuru kayısı, 2020/21 sezonunda, 90 ülkede ortalama 3 bin 410 dolara alıcı buldu. Türk kayısısı dolar bazında yüzde 23 daha katma değerli ihraç edildi.

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2020 yılı kuru kayısı rekoltesinin 85 bin ton olarak açıklandığını belirten Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, kuru kayısı rekoltesinin geçen yıllara göre düşük olmasının ihraç fiyatını arttırdığını kaydetti.

Kuru meyve sektörü 2023 hedeflerini paylaştı

Kuru meyve sektörü 2023 hedeflerini paylaştı

Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlıklı ürünler listesinde yer alan ve Türkiye’nin ihracatında dünya lideri olduğu kuru meyve sektöründe, ihracatçı firmalar, ihracat yetkinliklerini yalın üretim teknikleriyle geliştirmek ve 2023 ihracat hedeflerine ulaşmak için harekete geçti.

Ticaret Bakanlığı Koordinasyonu’yla, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nce 2019 yılı Ocak ayında başlatılan “Turkish Dried Fruits” isimli Uluslararası Rekabetin Geliştirilmesi (URGE) Projesi kapsamında sürdürülen “Yalın Üretim Teknikleri” danışmanlık faaliyeti tamamlandı.

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, “Turkish Dried Fruits” isimli URGE Projesi’nde yer alan 18 firmanın, 9 tanesinin “Yalın Üretim Teknikleri” eğitim sürecinde yer aldığını ve üretim, bakım ve kalite süreçlerinde müşteri memnuniyetinin sağlanması ve karlılığın arttırılması için danışmanlık hizmetinden yararlandığını kaydetti.

Hem müşteri memnuniyeti hem de karlılık artacak

İhracatı arttırmak artırmak için yeni pazar ve müşteri bulmakla sürdürülebilirliğin sağlanamayacağı değerlendirmesinde bulunan Celep, “Müşteri memnuniyetinin sağlanması için müşterinin istediği fiyata, kusursuz ürün ve hizmet, zamanında teslimat çok önemli. Bütün bunları yaparken işletme açısından da karlılığın arttırılması gerekiyor. “Yalın Üretim Teknikleri” eğitimiyle firmalarımızın bu denklemi doğru kurmasına aracılık ettik. Kuru meyve sektörümüzün ana ihraç ürünleri çekirdeksiz kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru incirin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, sağlıklı gıdalar olduğunu Dünya Sağlık Örgütü tescil etmiş durumda. 3 üründe de üretim ve ihracatta dünya lideriyiz. 3 üründe dünyada piyasa yapıcı olmamız için prestij ürün olarak tanımladığımız bu ürünlerin kıymetini ihracatçı firmalarımızın hissetmesi ve ona göre ürünlerini piyasaya sunmaları gerekiyor. URGE Projemize katılan 19 firmamız sektörün güçlü oyuncuları ve Türkiye’nin bu ürünlerde piyasa yapıcı olmasına katkı sağlayacak firmalar. Ortaya çıkacak sinerji ile bugün 1.5 milyar dolar seviyesinde olan ihracatımızı 2023 yılı hedeflerine taşımak istiyoruz” diye konuştu.

Üretim maliyetlerinde 18,3 milyon TL tasarruf sağlandı

“Yalın Üretim Teknikleri” konulu danışmanlık faaliyetinin; Projeye dahil işletmelerin üretim, bakım ve kalite süreçlerinde uygulandığının altını çizen Başkan Celep sözlerini şöyle tamamladı: “Çalışanların geliştirilmesi ve işletme süreçlerinin iyileştirmesine yönelik yalın metodlar kullanılırken, 8 ay süren faaliyet kapsamında 600 bin TL tutarında devlet desteğinden faydalanırken, üretim maliyetlerinde sektör genelinde 18.3 Milyon TL tasarruf sağlandı. Birim zamanda üretim oranı artarken, hata ve fire oranları azaldı ve daha da önemlisi işletmelerde sürekli iyileştirme için düşünsel dönüşümün temelleri atılmış oldu. Proje kapsamında firmaların; “Fire, hata, müşteri iadesi” gibi KALİTE’yle ilgili maliyet arttıran problemlerinin azaltılması, ürün akış süresinin kısaltılması, bu çerçevede makine duruşlarının ve duruş sürelerinin azaltılması, çalışanların iş yapma şekillerinin bazı örnek uygulamalarla iyileştirilmesi ve verimin arttırılması, maliyetin düşmesi, bu çalışmalarla çalışan motivasyonunun iyileştirilmesi hedeflerinde önemli kazanımlar sağlandı. Bundan sonraki süreçte; üretim, kalite ve bakım süreçlerine ilave olarak, depo, stok yönetimi, iç lojistik ve üretim planlama, strateji, bütçeleme ve yalın ürün maliyet yönetimi süreçlerini de içeren ikinci aşama danışmanlık faaliyetine geçilmesi yönünde hazırlıklara başladık.”

Kuru meyve ihracatında çekirdeksiz kuru üzüm lider

Türkiye, 2019 yılında 1 milyar 418 milyon dolarlık kuru meyve ürünleri ihraç ederken, Çekirdeksiz kuru üzüm 523 milyon dolarlık tutarla ilk sırada yer aldı. Kuru kayısı ihracatı 253 milyon dolar olurken, Kuru incir ihracatı 236 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.

Antep fıstığından 131 milyon dolar döviz kazanan Türkiye, 78 milyon dolarlık badem, 29 milyon dolarlık çam fıstığı ihraç etti. Leblebi ihracatı ise; 16 milyon dolar oldu.

Kuru incirin ihracat 30 Eylül’de başlıyor

Kuru incirin ihracat 30 Eylül’de başlıyor

Cennet meyvesi, Hristiyanların noel sofralarının vazgeçilmezi Türk kuru incirinin, dünya sofralarını süslemesi için 2020/21 sezonundaki ilk ihracat yolculuğu 30 Eylül 2020 tarihinde başlayacak.

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Türkiye’nin geleneksel ihraç ürünlerinden kuru incirin ilk ihraç tarihini belirlemek üzere online ortamda Kuru Meyve ve Mamulleri Sektör Kurulu toplantısı ve sonrasında Danışma Niteliğinde Genel Kurul Toplantısı düzenledi. Toplantıda, Türkiye Kuru Meyve Sektör Kurulu’nun kuru incir ihracatında ilk gemi yükleme tarihi olarak önerdiği 30 Eylül 2020 tarihi oybirliğiyle kabul edildi.

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından henüz resmi rekolte açıklanmamış olmakla birlikte, 2020 ürünü kuru incir rekoltesinde önceki yıla göre bir miktar azalma beklendiğini, ürün kalitesinde de gerileme görüldüğünü dile getiren Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, kuru incirin büyük ölçüde elle işlenip paketlenen bir ürün olduğunu, emek-yoğun bir sürecin ve kontrol ve analizlerin sonunda ihracata hazır hale geldiğini kaydetti.

Çin, Rusya ve Kanada Türk incirini çok sevdi

Kuru incir ihracat rakamları hakkında da bilgi veren Celep sözlerini şöyle sürdürdü; “Kuru incir ihracatımız, 2019 sezon başı olan 26 Eylül’den 31 Ağustos 2020 tarihine kadar önceki sezonun aynı dönemine göre miktarda yüzde 16 artışla 66 bin ton, değerde yüzde 5 artışla yaklaşık 231 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu ürün yılında en fazla ihracat gerçekleştirdiğimiz ilk 5 ülke ise 33 milyon dolarlık tutarla Almanya, 32 milyon dolarla Fransa, 31 milyon dolarla ABD, 12,4 milyon dolarla İtalya ve 9 milyon dolarla İsviçre olarak sıralandı. Önemli ihracat artışı sağladığımız ülkeler ise; yüzde 86’lık artışla Çin, yüzde 67’lik artışla Rusya Federasyonu ve yüzde 42’lik yükselişle Kanada oldu.”

9 tarım ilacına daha yasak, 7 tanesine kısıtlama getirildi

9 tarım ilacına daha yasak, 7 tanesine kısıtlama getirildi

Tarım ve Orman Bakanlığı geçtiğimiz haziran ayında hastalık ve zararlı organizmaların ürüne zarar vermesini önlemek için kullanılan 16 tarım ilacını (bitki koruma ürünü) yasaklamışken, 5 Ağustos 2020 tarihinde bu listeye 9 pestisiti daha ilave etti. 7 pestisitin ise; Aralık 2021 tarihinde yeniden yapılacak değerlendirmeye kadar kullanım alanlarının kısıtlanmasına karar verdi.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bu kararını 81 il müdürlüğüne genelge ile duyurduğunu belirten Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, 2009 yılından beri Türkiye’de kullanımı yasaklanan ve kısıtlanan pestisitlerin sayısının 220’e ulaştığını kaydetti.

“Dünya piyasalarında elimiz güçleniyor”

Tüketici taleplerinin, dünya genelinde gıda üretimini şekillendirdiğinin altını çizen Celep, “Dünya genelinde sağlıklı gıda tüketmek isteyen tüketici kitlesinin sayısı hızla artıyor. Pandemiyle birlikte sağlıklı gıdaya yöneliş daha da arttı. Yaklaşık 35 yıldır organik tarım ve iyi tarım uygulamaları ile dünyaya gıda üretiyoruz. Ege Bölgesi’nin tarım ürünleri ihracatı son bir yıllık dönemde 5 milyar doları aşmış durumda. Ege Bölgesi’nde Dikili’de ilk uygulaması hayata geçmek üzere olan Tarım İhtisas Organize Sanayi Bölgelerinin itici gücüyle orta vadede 10 milyar dolar tarım ürünleri ihracatı hedefliyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sağlıklı gıda üretimiyle ilgili hamleleri dünya piyasalarında elimizi güçlendiriyor. Sürdürülebilir üretim ve ihracatı destekleyici bu karardan dolayı Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli nezdinde Tarım ve Orman Bakanlığımıza da teşekkür ederiz” diye konuştu.

“Tarladan çatala kadar olan zincirde, sağlıklı gıdanın bir tercih değil yeryüzündeki bütün canlıların hakkı” diyen Celep sözlerini şöyle tamamladı; “Çevreyi, insan sağlığını ve biyoçeşitliliği koruyan, doğa dostu üretim metotlarını destekleyerek üretim yapma konusunda büyük adımlar atıyoruz. Toprağın yapısını bozan, gıdalarımızın kaynağı olan toprağımızı kaybetmemize yol açabilen pestisitlerden hızla uzaklaşıyoruz. Böylece biyoçeşitlilik kaybının da önüne geçiyoruz” dedi.