Yazılar

Jolly’denTürkiye’nin tanıtımına büyük destek

Jolly’den Türkiye’nin tanıtımına büyük destek

“Hadi Gidelim” sloganı ile bu yıla yenilenerek giren Jolly, kültür turlarına farkındalığı artırmak için yeni bir Türkiye tanıtım kampanyasına başladı. Türkiye’nin birçok noktasına düzenlediği tur sayısını da arttırarak, Türkiye’nin her noktasının gezilmeye ve keşfedilmeye değer olduğundan hareket eden Jolly, bu farkındalığa katkı sunmak amacıyla kültür turlarına özel bir kampanyaya imza attı.

Jolly Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar, “ Jolly olarak 33 yıldır, gönülden hizmet sunduğumuz turizm sektöründe, 2019 yılı hedefimiz Türkiye’nin sahip olduğu tüm güzellikleri daha geniş kitlelere tanıtabilmek. Kültür turlarını Jolly olarak bir sosyal sorumluluk projesi olarak ele alıyor ve Türk misafirlerimizi önce kendi değerlerimizi keşfetmeye davet ediyoruz. “ dedi.

 JOLLY OLARAK KÜLTÜR TURLARINI GELİŞTİRMEYİ MİSYON EDİNDİK

Kültür turlarına ticari kaygı gütmeden adım attıklarını ifade eden VARDAR, yıllar içerisinde ulaşan talep sonucu tur destinasyon sayısının hızla arttığını ve yüksek müşteri memnuniyetinin de 15 yıldır kültür alanına yapılan yatırımda kendilerini haklı çıkarttığını ifade etti. Seyahat acenteleri genelinde toplam 500.000 Türk misafirin kültür turlarından yana tercihini kullandığına değinen Mete VARDAR, sözlerini şöyle sürdürdü:

“ 2019 yılı itibariyle bu sayısının 1 milyon kişiyi aşabileceğine inanıyoruz. Jolly olarak kültürel değerlerimize sahip çıkmayı misyon edindik ve bu alandaki yatırımlarımıza da hız vereceğiz.  Amacımız kültür turlarının ne kadar önemli ve keyifli olduğunu göstermek. Çünkü Türkiye’nin sadece deniz, kum ve güneşinin güzel olmadığını bunun yanında tarihinin, doğasının ve kültürel mirasının da paha biçilmez olduğunu biliyoruz. Temel amacımız kültür turlarını geniş kitlelere duyurmak Türkiye’nin dört bir noktasında çok farklı, çok keyifli tatiller yapılabileceğini göstermek”.

Türkiye’de nüfusun yalnızca yüzde 10’unun seyahat ettiğine ve önemli bir turizm ülkesi olarak bu oranın oldukça düşük olduğuna değinen Vardar, önceliklerinin bunu arttırmak için çalışmak olduğunu da kaydetti. “Özellikle son 15 yıldır kültür turlarına başta Jolly olmak üzere yaptığımız yatırımların ve gösterdiğimiz önemin,  tüketici tarafında bir karşılık bulduğunu görüyoruz” diyen Vardar, önceden tatili deniz, kum, güneş olarak algılayıp yatıp dinlenmeyi tercih eden Türk insanının da artık keşfetme isteğinin yükseldiğini belirtti.

Vardar, “Türk insanı artık ülkesini, doğayı, bilgiyi ve en önemlisi kendini keşfetmek, farklı deneyimler tatmak istiyor. Fransa’da Louvre Müzesi’ni görmek istediği kadar Rize’de Ayder yaylasının havasını da koklamak istiyor. Avusturya’da Fındıkkıran balesini izlemek istediği kadar Fethiye’den Antalya’ya uzanan Likya Yolu’nda tarihe yürüyerek şahitlik etmek istiyor. Türkiye’nin her noktası tarih, müzik, el sanatları ve bin bir güzellik ile dolu. Kısacası Türk halkı yurtdışını keşfetmek için önce ülkesini keşfetmesi gerektiği noktasında yüksek bir farkındalığında sahip” dedi.

 

BÖLGE EKONOMİSİNE KATKI SAĞLIYOR

Türkiye’nin kültür turları için çok geniş bir kaynak sunduğunu dile getiren Vardar, “Türkiye bu noktada çok geniş ve güzel bir yelpazeye sahip. Kültür turları ile beraber insanlar hem yeni keşifler yapabiliyor hem yeni lezzetler, yeni deneyimler, yeni kurallar, görgüler, yeni ortamlar ve yeni insanlar tanıma fırsatı buluyor. Biz düzenlediğimiz bu kültür turları ile sadece ülkesini keşfetmek isteyen insanlara keyifli bir tatil yapma fırsatı sunmuş olmuyoruz, Türkiye’nin 80 iline yaptığımız bu organizasyonlarla ekonominin, ticaretin, oradaki gelenek göreneklerin devamlılığını sağlamak gibi çok önemli bir görevimiz de olduğunu düşünüyoruz. Örneğin Harran’lı bir misafirimiz 30 yıl önce İstanbul’ u ziyaret etmiş.  Kendisi Ayasofya’ yı ziyaret ettikten sonra ilham alarak, Harran’ a dönmüş ve evini Ayasofya’ nın mimarisinden esinlenerek inşa etmiş, bu sayede Harran Konuk Evi ortaya çıkmış. 33 senedir Jolly’ nin bölgeye düzenli tur gerçekleştirmesi ile ekonomik açılım sağlanmıştır. İşte böyle başarı hikayeleri ile motivasyonumuz artıyor ve Türkiye’yi 33 yıldır karış karış gezen bir turizm şirketi olarak bu çok özel destinasyon ve değerlerin yaşatılmasını daha çok kişi ile tanıştırılmasını kendimize misyon edinmiş olmanın haklı gururunu yaşıyoruz.” diye konuştu.

 

JOLLY KÜLTÜR TURLARI PAZAR PAYINI 2019’ DA YÜZDE 30’A ÇIKARTACAK

Kültür turlarının her yıl giderek büyüdüğünü belirten Vardar, “Bu yıl 2018’ de yüzde 20 olan kültür turları pazar payımızı yüzde 30’ a çıkartmayı hedefliyoruz. Deniz, kum, güneş tatilini tercih eden misafire kıyasla, kültür turu tercihi olan misafir hemen hemen yarı yarıya bir bütçe ile tur satın alabiliyor. Bugün GÖBEKLİTEPE gibi bir rota insanlık tarihinin ezberini bozmuş durumda. Dünyanın radarına giren bu değeri önce bizlerin sahiplenmesi gerektiğini düşünüyoruz. 200’ün üstünde tur programı, destinasyon üretiyoruz. Dolayısıyla deneyimleyecek daha çok yer var, deneyimleyecek daha çok tur var. Misafirlerimizin, insanlarımızın Türkiye’yi keşfetmelerini bekliyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

Berfin Beydilli, “Büyük konuşmak, değil büyük işler yapmak istiyorum”

“Büyük konuşmak, değil büyük işler yapmak istiyorum”

Hayata başlarken yaptığı kariyer planını 360 derece değiştiren genç oyuncu Berfin Beydilli, değişen hayatını Pause City’s okurları ile paylaştı. Berfin Beydilli çocukluk hayali olan oyunculuk dışında eğitim alsa da bu aşkı hiç bitmemiş. Tekrar kariyer planlaması yapan genç oyuncu, Şafak Sezer’in başrolünü üstlendiği Göktaşı filmi ile dikkatleri üzerine çekti.

 

“Daha çok başındayım ama uzun ve güzel bir yolun beni beklediğine çok inanıyorum”

 

“Partnerim Bülent Çolak ile güzel bir enerji yakaladık. İlk işim her açıdan benim için çok büyük bir şanstı”

 

“Şafak Sezer çok merhametli, çok insancıl ve yardım sever. İlk filmde Şafak abi ile oynamam benim için büyük şanstı”

 

 

-Berfin seni biraz tanıyalım?

Tabi ki. 24 yaşındayım. İstanbul Üniversitesi İktisat bölümü mezunuyum. Üniversite son sınıftan beri yaklaşık 3 yıldır oyunculuk eğitimi alıyorum. Ailem bu konuda en büyük destekçim… Yapımcılığını Sinehane’nin yaptığı Caner Erzincan’ın yönettiği Göktaşı filminde Nur karakterini canlandırdım. Sevdiğim işi yapıyor olmaktan dolayı mutluyum. Daha çok başındayım ama uzun ve güzel bir yolun beni beklediğine çok inanıyorum.

 

-Oyuncu olmaya nasıl karar verdin?

İzlediğim bir tiyatro oyunundan sonra bu kıvılcım oluştu bende. Oyuncular, oyun sırasında farklı biri, bittiğinde kendileri oluyorlar. Kendinden başka biri olabilme özgürlüğü çok etkilemişti beni. Çünkü hayal kurmayı hep çok sevdim. Başkalarının yerinde hayal ederdim mesela kendimi. Ben olsam ne yapardım nasıl davranırdım diye. İnsanları izlemeyi çok severdim. Sonra okulun staj döneminde okuduğum bölümle ilgili çalışmayacağıma karar verdim. Yaptığın işin seni mutlu etmesi çok önemli çünkü… Oturup düşündüğümde de kendimi en mutlu en özgür hissedeceğim işin oyunculuk olduğunu keşfettim. Bizim işimizde hayal ve hayat arasında çok ince bir çizgi bence. Bir dünya kuruluyor ama baktığımız zaman yine insandan yani gerçek ilişkilerden yola çıkılıyor. Bir şekilde insanların yaşanmışlıklarına dokunuyoruz. Bu da çok özel bir durum bence…

-Oyunculuk eğitimi almaya devam ediyor musun ve kimden?

Başkent İletişim Bilimleri’nde eğitim almaya başladığım dönemde hocam Ali İpin benim bu işe devam etmem ve yapmam için çok cesaretlendirmişti. Ardından Duru Tiyatro’da hocalarımdan sonrasında Craft Atölye’de Harika Uygur’dan eğitim aldım. No:10 Studios’ta Hilal Saral’dan aldığım eğitim en önemli basamaklardan biriydi benim için. Şu anda da Mehmet Ertansel’den eğitim alıyorum. Eğitim sürecinde Duru Tiyatro’nun ‘İki Bekar’ ve İstanbul Halk Tiyatrosu’nun ‘Barut Fıçısı’ oyunlarının yönetmen yardımcılığını yaptım. Bir de bence oyunculukta eğitimin gerçekten sonu yok. Sadece oyunculuk eğitimi olarak da değil sürekli kendini beslemen gerektiğini düşünüyorum. Bunun için binicilik eğitimi aldım, kickbox yaptım, pilates yapıyorum. Yani hep çok keyifli bir hazırlık sürecindeyiz aslında.

 

-Göktaşı filmiyle seni tanıdık proje nasıl geldi biraz bahseder misin?

Yönetmenimiz Caner Erzincan bana filmi ve Nur karakterini anlattığında sıcacık, bol kahkahalı bir iş dinlemek beni çok heyecanlandırdı. Hemen bir audition aldık ve sonrasında oyuncu koçuyla hazırlık sürecimiz oldu. Trakya şivesi olduğu için alanda da çok çalıştım. Trakyalı arkadaşlarımla sohbet ettim, çiçekli ablalarla oturup konuştum, tepkilerini izledim. Şive için kitaplar okudum. Bir de Nur çok farklıydı benden, onun o kilit noktalarını çözümledim. Zaten sette gerçekten çok güzel bir ekiple çalıştım. Partnerim Bülent Çolak ile güzel bir enerji yakaladık. İlk işim her açıdan benim için çok büyük bir şanstı.

 

-Filmde yaşadığın ilginç bir anın oldu mu?

Bizim set arkamız başlı başına komediydi aslında. Özellikle düğün sahnesini çekerken hazırlığım bitti çekim alanına gidiyoruz. Köy meydanı o kadar kalabalıktı ki şok olmuştum. İnsanlar baya başka illerden düğünü izlemeye gelmişler. Bazı teyzeler düğünü gerçek düğün zannediyordu. Adetmiş mesela benim için gelin baklavası yaptırılmıştı. Gerçek takı getirenler olmuştu.

 

-Şafak Sezer ile çalışmak nasıldı?

Ben Şafak abiyle ilgili biraz sinirli ve zor biri diye duymuştum. Bundan dolayı tedirgin ve belki de yanlış ama önyargılıydım. Sonra sete gittik bakıyorum anlatılanlarla alakası olmayan, ekibine sahip çıkan, insanlara yardım eden, çok merhametli ve gerçekten abilik yapan bir Şafak Sezer vardı karşımda. Setimizin sonlarına doğru Şafak Sezer’in eşi Esra abla ile kızları Irmak ve Sudem’de setimize geldi. Çok çok güzel, samimi bir aile tanıdım. Set bitti hala görüşüyorum Şafak abilerle.

 

-Şimdilerde dizi oyunculuğu çok popüler.. Dizi mi film mi dersek ne dersin?

Oynadığın Karakter derim. Çünkü eğer sen karaktere, hikayeye inanıyorsan bir noktadan sonra o sensen artık, dizi ya da film olması önemli değil bence.

 

-Hollywood yıldızları belirli dönemlerde sinemadan uzaklaşır ve Brodway’de tiyatro yapar. Kariyerinin başındasın ama tiyatro yapmak istiyor musun?

 

-Tiyatro sahnesine çok saygı duyuyorum. Bu tabi ki dizi ya da sinemayı kolay buluyorum demek değil. Zaten böyle bir şey düşünsem işime saygısızlık etmiş olurum. Ama o sahneyi ayrı bir yerde tutuyorum bir oyuncu olarak. Bir şeyi yapacaksam da tam olması gerektiğini düşünüyorum. O yüzden her şeyin bir zamanı var.

 

-Beğendiğin oyuncular arasında kimler var yerli yabancı?

Tabi ki sadece söylediğim isimlerle cevabın tam verilmiş olması mümkün değil ama ilk aklıma gelen isimler Haluk Bilginer, Halit Ergenç, Demet Akbağ, Demet Evgar… Yabancı olarak da Meryl Streep, Natalie Portman, Tom Cruise, Cate Blanchett

 

-Kariyerinde gelecek planlaman nedir?

Her şey için gerçekten inanmak ve istemek çok önemli. Ben de bu anlamda yaptığım işlerle, oynadığım karakterlerle gerçekten insanların izlerken yüreğine dokunmak istiyorum. İnsanlar benimle birlikte yaşasınlar izledikleri süre içerisinde bence bu çok önemli. Zaten bunu başarmaya başladığım ya da başarabildiğim noktada kariyer planlamamda doğru yoldayım demektir. İlerleyen dönemlerde geri dönüp baktığımda güzel işler bırakmış olmak istiyorum.

-10 yıl sonra kendini nerede görüyorsun?

Sette görüyorum. Şaka tabi…  Bunu şimdiden kestirmek elbette ki güç… Elimden gelenin en iyisini yaparak ilerlemek en büyük amacım. Bu yolda gerçekten sevdiğim bana destek olan insanlarla ilerliyorum. Bence her oyuncu bir marka ben de kendi markamı en güzel şekilde temsil ediyor olacağımı düşünüyorum. Büyük konuşmak, değil büyük işler başarmak istiyorum.

 

 

 

Başarının  Sırrı

Bu soruya cevap vermek benim için çok erken. Türkiye’de bir yere gelmek çok zor. Mücadele etmek ve her seferinde tekrar tekrar pes etmeden denemek gerekiyor. Ben yolun başındayım. 10 yıl sonra bu sorunun cevabını vermek istiyorum.

 

Jaipur Edebiyat Festivali

Jaipur Edebiyat Festivali -Jaipur-Hindistan 19-23 Ocak

Bu kadar renkli festivalin arasında Jaipur Edebiyat Festivaline yer vermemek olmazdı. Dünyanın en büyük ücretsiz edebi festivaline gereken ilgiyi zamanla görmeye başladı. Festivalde seminerler, çalıştaylar,  canlı müzik oturumları ve kitap imzalama etkinlikleri sadece bir kaçı. Yazarlarla tanışma ve onların ağzından kitapların dinleme şansıda bulacağınız güzel bir festival.

Turkcell Platinum kullanıcıları Kartalkaya’da büyük ayrıcalık

Yarı yıl tatilinde Kartalkaya’yı tercih eden Turkcell Platinumlular yaşadı. Konaklama, yeme-içme konusunda ayrıcalık sahibi olacak olan Turkcell Platinum müşterilerini, pist kullanımında da süprizler bekliyor. 

Müşterilerine hayatın her alanında konfor ve keyif sunan Turkcell Platinum, yarı yılda kış tatilini doya doya dağda kayak yaparak geçirmek isteyenlere bu yıl da ayrıcalıklar dünyasının kapılarını sonuna kadar açıyor. Çocuklarıyla birlikte kayak tatiline Kartalkaya’ya gidecek Turkcell Platinum müşterilerini konaklama indiriminin yanı sıra yeme-içme ve pist alanlarında pek çok ayrıcalık bekliyor.

 

Kış aylarının kayak ve snowboard sezonu, Turkcell’in özel ayrıcalıklar sunan programı Turkcell Platinum ile daha keyifli hale geliyor. Turkcell,  yarı yıl tatilinde çocuklarıyla Türkiye’nin en önemli kış turizmi merkezlerinden Kartalkaya’ya gidecek aileleri, Platinum konforuyla ağırlayacak. İndirimli otel konaklamasından kayak pisti kullanımına, sucuk ekmek keyfinden sıcak içecek ikramına kadar kış boyu pek çok ayrıcalık Platinum müşterilerini bekliyor.

 

Kartalkaya konaklamalarında özel indirim

 

Turkcell  Platinum müşterileri, Grand Kartal, Kartal Otel Kartalkaya, Dorukkaya Resort ve Kaya Palazzo Resort otellerinde en az 2 gecelik konaklamalarında indirim kazanıyor. Bu ayrıcalıktan yararlanmak isteyenlerin, Platinum uygulamasından alacakları şifreyi belirtmeleri yeterli oluyor. Ayrıca Kartalkaya ve Dorukkaya otellerinde geçerli olmak üzere günübirlik kullanımlarda Skipass’ta %20 indirim avantajı sağlanıyor.  Yine alacakları şifre ile sucuk ekmek ve içecek gibi özel ikramlar, Kartalkaya’daki anlaşmalı mekanlarda ücretsiz olarak sunuluyor.