Yazılar

Sıcaklara karşı su ve tuzu artırın!

Sıcaklara karşı su ve tuzu artırın!

Bunaltan sıcaklar, azalan iştah, artan vücut ısısı, aktiviteyle artan terlemeler… Yaz ayları sadece yetişkinler değil çocuklar için de zorluklarıyla geliyor. Ancak sağlıklı gıdaların seçimi ve özenli bir beslenme planıyla çocukların dengeli beslenmesini sağlamak mümkün. Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmre Gökyar, çocukların beslenmesinde dikkat edilecek detaylara dikkat çekiyor.

Her gün yeni bir rekor kaydeden mevsim sıcakları günlük yaşam kalitesini olduğu gibi çocukların beslenme alışkanlıklarını da önemli ölçüde etkiliyor. Kış boyu kapalı alanlarda hareketsiz kalan çocuklar yazın açık havada daha çok vakit geçiriyor, spor yapıyor ve daha çok seyahat ediyor. Sıcaklarla vücut ısısı ve buna bağlı olarak terleme de artıyor ve metabolizma daha fazla suya, şekere ve tuza ihtiyaç duyuyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmre Gökyar, tüm bu etkenlerin çocukların yaz aylarındaki beslenme düzeninin kış aylarına göre daha farklı olmasını gerektirdiğini söylüyor. Ayrıca yaz ishallerinin minikler için önemli bir tehdit olduğuna dikkat çekerek önemli uyarılarda bulunuyor.

Dr. İmre Gökyar

Yaz aylarında çocuklar için 10 beslenme önerisi

Sıcaklarda bol sıvı alımına, hafif gıdaların önemine değinen Dr. İmre Gökyar anne babalar için 10 altın öneriyi şöyle sıralıyor:

Kahvaltıyı atlamayın: Her mevsim olduğu gibi yaz aylarında da kahvaltı günün en önemli öğünüdür. Büyüme ve gelişmesi devam eden çocukların kahvaltısında karbonhidrat, demir ve kalsiyum bakımından zengin olan yumurta, süt ve süt ürünleri tercih edilmelidir.

Dengeli beslenmesini sağlayın: Çocuğunuzun tabağını dörde bölün ve her bölüme farklı bir gruptan besinle yer verin. Artan sıcaklarla kan şekerinde düşme oluşturabileceği için makarna, pilav, patates gibi yiyeceklerin tüketmesine engel olun. Bunun yerine kepekli makarna, bulgur, granola gibi yiyecekleri tercih edin.

Öğün sayısına dikkat edin: Sıcak havalarda çocukların iştahı azalabilir ya da günlük beslenme programları yetişkinler gibi iki ana öğüne inebilir. Bu da ara öğünlerde daha çok abur cubur atıştırmaları anlamına gelir. Çocukların yazın oynarken, yüzerken kaybettikleri kaloriyi yerine koyabilmeleri ya da gereksiz abur cuburdan uzak tutulmaları ve üç ana, üç de ara öğün olarak beslenmeleri gerekir.

Küçük porsiyonlar hazırlayın: Sıcaklarla iştah azalacağı için porsiyonları küçültün. Bunun yerine ara öğün alışkanlığı kazandırın. Öğünlerini sıvı gıdalarla, meyvelerle ve kuru yemişlerle destekleyin. Meyve suları yerine taze meyvenin kendisinin tüketilmesine önem verin.

Bol su içmeye özendirin: Sıcak havalarda terleme ile de su kaybı olacağından kışa göre en az 500 ml daha fazla su tüketmesini sağlayın. Bu da yaklaşık 2 su bardağı su içmeleri anlamına geliyor. Çocukların yeterli sıvı alıp almadıklarını kontrol etmenin en basit ve kolay yolu idrarı kontrol etmektir. Yeterli sıvı alan çocukların idrarı çok açık sarı renkte oluyor.

Ara öğünlerinde hafif yiyecekler hazırlayın: Plaj veya havuza giderken yanına kraker ve bisküvi gibi glisemik indeksi yüksek gıdalar koymayın. Bunun yerine meyve salatası, ayran, yağsız esmer ekmekle yapılmış tost, kuruyemiş, kuru meyve gibi yiyecekler tercih edin.

Kızartmalardan uzak tutun: Yemeklerinde mutlaka hafif, az yağlı ve bol lifli sebzeleri kullanmayı tercih edin. Hem zararları hem de yüksek kalori değerleri nedeniyle kızartmalardan, ketçap, mayonez içeren yemeklerden uzak durulmalıdır.

Süt ve süt ürünleri tüketmesini sağlayın: Büyüme ve gelişme için artan D Vitamini sentezine destek için günde en az 1 porsiyon süt veya süt ürünleri tüketilmesi sağlanmalıdır.

Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmre Gökyar

Şekerli gıdaları kısıtlayın: Yazın karpuz, kavun gibi doğal şeker de içerse, şeker oranı yüksek gıdaların yanı sıra dondurma gibi çocukların dayanamadığı tatlı içeren yiyecekleri kısıtlamaya çalışın. Böylece fazla kalori alımının yanı sıra kan şekerinin ani düşüp inmesi gibi sorunların da oluşmasına engelleyebilirsiniz.

Uyku öncesi yiyeceklerden uzak tutun: Çocukların yaz mevsiminde uyku saatleri değişebilir. Daha geç yatan çocuklarda uykuya yakın zamanlarda atıştırma ya da yemek isteği oluşabilir. Oysa sağlıklı bir uyku için uyku öncesi ortalama 2 saat öncesi beslenmenin kesilmesi gerekir. Atıştırması gerekiyorsa da şeker oranı düşük, çabuk hazmedilir meyveleri tercih edin.

İSHALDEN KORUYACAK ÖNERİLER

Yazın çocuklar açısından en büyük tehlikelerin başında ishal geliyor. Her zaman ishal nedeni sadece besin zehirlenmeleri değil, birtakım virüs ve bakteriler olabiliyor. Enfeksiyon ishallerinin sık görülmesi nedeniyle bazı tedbirlerin de alınması şart! Özellikle süt, süt ürünleri, dondurma, pasta kreması, et-tavuk gibi gıdalarda zararlı virüs ve bakteriler çabucak üreyebildiğinden ishale yol açma olasılığını yükseltiyor. İşte bu nedenlerle, bu tip ürünlerin saklama koşulları ve tazeliği ilk dikkat edilmesi gereken konulardan biri.

Dr. İmre Gökyar, çocuklarınızı ishalden koruyacak temel önerileri de şöyle sıralıyor:

  • Sıcak hava yiyeceklerin çabuk bozulmasına neden olduğu için yaz aylarında açıkta satılan yiyeceklerin tüketilmemesine özen gösterin.
  • Sebze ve meyvelerin çok iyi yıkandığından emin olun.
  • Kremalı yiyecekleri mümkün olduğunca bekletmeden taze taze tüketin. Dolapta 24 saatten fazla beklediyse tüketmeyin.
  • Et, tavuk, balık ve süt gibi besinleri açıkta bırakmayın. Uygun koşullarda muhafaza edilmesini sağlayın.
  • Mikroplar eller yoluyla çocuk çabuk vücuda girer. O nedenle ellerini sık sık yıkaması için destekleyin ve özendirin.

Çocuğunuza tuvalet eğitimi verirken baskıcı olmayın

Çocuğunuza tuvalet eğitimi verirken baskıcı olmayın

Pek çok ebeveyn çocuğuna tuvalet eğitimi verirken zorlanıp bu süreci nasıl geçirmesi gerektiğini tam olarak bilemiyor. Uzm. Kl. Psk. Şeyma Aykut, bu süreçte yaşanan problemlerin ebeveynlerin kaygılarından kaynaklandığını belirtiyor.

Tuvalet eğitimi çocuk gelişiminin önemli aşamalarından biridir. Ancak bu eğitim birçok anne baba için oldukça kaygı verici bir süreçtir. Tuvalet eğitimindeki ciddi problemlerin birçoğunun çok kaygılı anne ve babalardan kaynaklandığını söyleyen Uzm. Klnk. Psk. Şeyma Aykut, çocuğa tuvalet alışkanlığı kazandırırken ilk olarak çocuğun tuvalet eğitimine hazır olup olmadığını gözlemlemek gerektiğinin altını çiziyor. Uzm. Klnk. Psk. Aykut, çocuk ıslak ya da kuru bezinden rahatsız oluyorsa, gündüzleri en az 2 saat kuru kalıyorsa, kakasını gizlenerek yapıyor ve yaptıktan sonra haber veriyorsa, öğlen uykularından kuru kalkıyorsa, tuvaleti geldiğinde bunu mimikleriyle, duruşuyla, işaretlerle veya sözel olarak ifade etmeye başlamışsa tuvalet eğitimine hazır olduğunun düşünülebileceğini belirtiyor.

Belirli bir düzen izlemek çocuğun tuvalet alışkanlığı kazanmasına yardımcı olur

Kas kontrolünün tamamlandığı 1,5 yaştan sonra, eğer çocuğun hazır olduğuna dair belirtiler de tamamsa tuvalet eğitimine başlanabileceğine dikkat çeken Uzm. Klnk. Psk. Aykut, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ortalama olarak kız çocukları 29 ay, erkek çocukları ise 30 aylıkken tuvalet eğitimine hazır hale gelir. Çocuğun bu eğitime hazır olması kadar sizin bu süreci nasıl yönettiğiniz de oldukça önemlidir. Öncelikle çocuğa tuvaleti gösterip ne işe yaradığını, artık bez kullanmayacağınızı, bu sürecin nasıl olacağını anlatabilirsiniz. Kitaplardan ve oyuncaklardan da yararlanabilirsiniz. Tuvalet eğitimi verirken belirli bir düzen izlemek çocuğun bu alışkanlığı kazanmasında faydalı olacaktır. Örneğin gündüzleri “Tuvalet zamanı geldi, bir bakalım” diyerek saat başı tuvalete oturmasını sağlayabilirsiniz. Daha sonra tuvalete çıktığı zamanları not alarak diğer günlerde ona göre tuvalete oturtabilirsiniz.”

Tuvalet eğitimi sırasında çocuğu korkutmayın, zorlamayın

Tuvalet eğitimi sürecinde baskıcı ve zorlayıcı olunmaması gerektiğini hatırlatan Uzm. Klnk. Psk. Şeyma Aykut, “Örneğin; çocuğa sürekli “Tuvaletin geldi mi” diye sorarsanız, çocuk bu duruma direnç gösterebilir” diyor. Tuvalet alışkanlığının bir anda kazanılamayacağını ve çocuktan çocuğa değişebileceğini anlatan Aykut, bazı çocuklarda birkaç gün süren bu eğitimin bazı çocuklarda daha fazla sürebileceğinin altını çiziyor.

Bu süreçte ebeveynlerin sabırlı ve kararlı olması gerektiğini söyleyen Uzm. Klnk. Psk. Aykut, önerilerini şöyle sürdürüyor: “Eğitime başlamadan önce ve eğitimi verirken çocuğu hiçbir zaman korkutmamalı, zorlamamalı ve baskıcı olmamalısınız. Çok baskı ve denetleme çocuğunuzun bu dönemde takılı kalmasına, verme ve bırakmayı zorluk olarak görmesinden dolayı cimriliğe, aşırı mükemmeliyetçiliğe, bağımlı kişiliğe, tatmin olmamaya, aşırı titiz bir kişi olmasına neden olabilir. Çocuğunuzun bir birey olduğunu ilk hissettiği bu dönemde doğru yaklaşım çocuğunuzun kendine güvenen bir birey olmasını sağlayacaktır. Sizin çocuğa yaklaşımınız ve tutumunuz gelecekteki karakterinin temellerini oluşturacaktır.”

Anne babalar dikkat! Bu şikayetler kalpten kaynaklanabiliyor!

Anne babalar dikkat! Bu şikayetler kalpten kaynaklanabiliyor!

Dünyada ve ülkemizde ölüm nedenleri arasında birinci sırada yer alan kalp hastalıkları yenidoğanlarda ve bebeklerde de daha fazla tanı alıyor. Öyle ki günümüzde yaklaşık her 100 bebekten biri doğuştan kalp hastalığı ile dünyaya geliyor. Gelişen tanı, tedavi ve izlem metodları sayesinde gebelikte ve doğar doğmaz kalp hastalığına doğru tanı ve yaklaşım imkanı artıyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Ayabakan, ülkemizde doğuştan kalp hastalıklarının dünya genelindekine benzer sıklıkta görüldüğünü belirterek “Genetik faktörler,  gebelikte geçirilen bazı enfeksiyonlar, sigara, ilaç kullanımı, gebelikte maruz kalınan toksik maddeler ve annenin kronik hastalıkları doğuştan kalp hastalığına neden olabilecek faktörler arasında yer alır. Hastalık bazen hafiftir, hemen bulgu vermez ve çocuk büyüyünce belirtiler ortaya çıkabilir. Bazen de doğar doğmaz belirtiler gösterir. Bu nedenle özellikle yenidoğanlarda yani doğduktan sonraki ilk 4 hafta içinde ve bebeklerde kalp ve damar hastalıklarına karşı ailelerin çok dikkatli olmaları gerekir” diyor. Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Ayabakan, yenidoğanlarda ve bebeklerde kalp hastalıklarına işaret eden belirtileri anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Morarma

Morarma, vücudun düşük oksijenli kan ile beslendiğini gösterir. Dilde, ağız içinde, dudaklarda ve tırnaklarda mor renk değişikliğinin görülmesi kalp hastalığına işaret edebilir. Morarma bebek ağladığında belirginleşebileceği gibi sürekli ve ağlamazken de olabilir. Ancak bu morarmayı bebek üşüdüğünde dudaklarında ve tırnaklarında izlenen morarmadan ayırt etmek gerekir. Burada genellikle ayırt edici olan, dilde ve ağız içinde morluk olmasıdır ve bu durumun üşümekten değil, kalp hastalığından olma ihtimali yüksektir.

Hızlı nefes alıp verme

Morarma dışında bebeğin hızlı nefes alıp vermesi kalp hastalığına işaret edebilir. Nefesinin sıklığı uykuda veya sakinken daha iyi fark edilebildiği için ebeveynlerin bebeklerini uyurken gözlemlemeleri, olağandışı bir durumda mutlaka çocuk kardiyoloğuna başvurmaları önemlidir.

 Aşırı terleme

Yenidoğanlarda ve bebeklerde doğuştan kalp hastalığının önemli olduğuna işaret eden belirtilerden biri de aşırı terlemedir. Ortamın ısısı normal olmasına rağmen, yenidoğanın ve bebeğin anneyi veya biberonu emerken terlemesi; yorularak emmeyi yarıda bırakması, bu nedenle tam doyamadığı için uykusuz kalması ve huzursuz olması, yeterince kilo alamaması, sık hastalanması (özellikle zatürre veya bronşit geçirmesi) kalp hastalığı için önemli belirtiler olabilir. Bu bulgulardan biri veya birkaçı varsa bebeğin bir çocuk kardiyoloğu tarafından değerlendirilmesi gerekir.

 Tedavide zaman kritik önem taşıyor!

Doğuştan kalp hastalıklarının çoğunun tedavisinin ameliyatla yapıldığını ve zaman kaybedilmemesinin kritik önem taşıdığını vurgulayan Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Ayabakan “Genellikle düzeltici ameliyatların mümkün olan en erken zamanda yapılması tercih edilir. Fakat bazı karmaşık hastalıklar aşamalı operasyonlar gerektirir. Kritik hastalıklarda zaman çok önemlidir ve doğumdan sonra kısa sürede müdahale edilmezse hasta kaybedilebilir. Bu durumda yapılacak müdahaleyi hızla planlamak ve işleme kadar geçen sürede bebeği en iyi koşulda tutmak için bebeğin doğmadan önce tanı almış olması zaman kazandırır. Erken yenidoğan döneminde kateter yöntemiyle yapılan bazı balon/stent girişimleri de bebeği sonraki aşamalara hazırlar. Bazı kalp hastalıklarında ise tedavi ameliyata gerek olmadan kateter yöntemiyle uygulanabilir” diyor.

Reis Gıda “Çocuk Sanat Festivali”nde

Reis Gıda “Çocuk Sanat Festivali”nde

Zorlu PSM’de düzenlenen “Çocuk Sanat Festivali” sona erdi.  Dört gün süren festivalde 3-15 yaş arası çocuklar, resimden müziğe, danstan karikatüre, senaryo yazarlığından fotoğrafa kadar çok sayıda atölyeye katılma fırsatı buldu. Festivalde, Reis Gıda “Lezzet Atölyesi” ve “Bakliyatlarla Resim Atölyesi” ile çocuklara eğlence ve bilgiyi bir arada sundu.

Türkiye’nin ilk ‘’Çocuk Sanat Festivali’’ olan ve 4 gün süren etkinlik; tiyatro oyunları, sahne performansları, konser ve söyleşiler gibi birbirinden renkli etkinliklere ev sahipliği yaptı. Çocuklara bakliyatı sevdirmek için çeşitli çalışmalar sürdüren Reis Gıda da etkinlikte yerini aldı ve çocuklarla bir araya geldi. Reis Gıda Beslenme Uzmanı Dilara Koçak, Reis Gıda standında çocuk gelişiminde bakliyatın önemi ve israf hakkında bilgiler verdi. Reis Gıda atölyeleri ile eğlenceli ve bilgi dolu zaman geçiren çocuklara fasulye deney kiti hediye edildi.