Yazılar

Çölyak hastalarına özel ürünler

Çölyak hastalarına özel ürünler

Söke, glutensiz ürünleriyle hem çölyak hastalarının hem de gluten hassasiyeti olanların yanında.

Söke, çölyak hastalarının ve gluten hassasiyeti olanların da yanında yer alıyor. Glutensiz beslenme şekline göre üretilen Söke Glutensiz Ekmek Unu, gözenek yapısı ve lezzetiyle ekmek yapımı için ideal olmakla beraber, paketin içinden çıkan kuru mayası ile de yapımı çok pratik. Söke Glutensiz Ekmek Unu ile yapılan yüksek lifli, besleyici ve lezzetli ekmekler sofraları süslüyor. Söke’nin diğer bir ürünü Söke Glutensiz Un da tüm glutensiz beslenme ihtiyaçlarına göre beklentileri karşılayarak birbirinden lezzetli tarifleri sofralara taşımayı, ve yaşam kalitesini artırmayı destekliyor. Söke Glutensiz portföyünde ayrıca, lezzet dolu, yumuşacık, kabaran kekler için de kakaolu kek ve sade kek unları mevcut.

Çölyak hakkında bilinmeyenler

Çölyak hakkında bilinmeyenler

Bebeklik çağından yaşlılığa kadar her dönemde ortaya çıkabilen çölyak hastalığı, belirtileri ve yol açtığı rahatsızlıklar nedeniyle “binbir surat” olarak bilinir. Buğday, arpa, yulaf ve çavdarda bulunan glüten maddesi, genetik yatkınlığı olan kişilerde ince bağırsaklarda tahribata neden oluyor. Hastalığın en etkin tedavisi ise glütenden uzak durmak. Acıbadem Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Gastroentroloji Uzmanı Prof. Dr. Şafak Kızıltaş, migren, depresyon, kemik erimesi, infertilite, huzursuz bağırsak sendromu gibi birçok hastalığın temelinde yatan çölyak hakkında doğru bilenen yanlışları anlattı.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Şafak Kızıltaş

Çölyak modern çağın hastalığıdır!

Hayır, aksine kökeni milattan öncesine dayanan bir hastalıktır. Dünyanın en yaygın genetik hastalığı olan çölyak, ince bağırsağı ve birçok organı tutan, bağışıklık sistemini etkileyen bir hastalık. Eski Yunancada karın anlamına gelen “coeliaca” kelimesinden adını alan hastalığın izlerine M.Ö. 1. yüzyılda bile rastlanıyor. Arkeolojik kalıntılar insanoğlunun Mezopotamya’daki ilk ıslah edilmiş buğdayla beslenmeye başladığından itibaren bu hastalığa yakalandığına gösteriyor. İlk tanı ise 1888’de İngiliz patolog Samuel Gee’nin hastalığın histolojik bulgularını ince bağırsak biyopsilerinde göstermesiyle konuldu. Hastalığa yol açan etken maddenin buğdaydaki glüten olduğu da 1950’lerde kesinleşti.

Yaygın bir hastalık değildir!

Aksine, dünyada en yaygın görülen hastalığıdır. Hastalığın tanımlandığı ilk yılarda görülme sıklığının 4 bin ila 5 bin kişide bir olduğu düşünüldüğünü belirten Gastroentroloji Uzmanı Prof. Dr. Şafak Kızıltaş “Oysa bugün yapılan çalışmalar, birçok toplumda ve ülkemizde çölyak hastalığının her 100 kişiden birinde gözlendiğini ortaya koyuyor. Bu oran Kuzey Avrupa’da 60-70 kişide bire, Batı Avrupa’da da yüzde 5-6’ya çıkıyor. Tanımlanan hastaların sayısına bakıldığında, bunun buzdağının su üstündeki bölümü olduğu benzetmesi yapılabilir. Saptanamayan hastaların çok daha büyük bir kitle olduğu düşünülüyor” diyor.

Çölyak, genetik bir hastalık değildir!

Hayır! Bu hastalık genetik geçişlidir. Çölyak, tek yumurta ikizlerinden birinde varsa diğerinde de yüzde 75 oranında görülüyor. Birinci derece akrabalarda yüzde 20, ikinci derece akrabalarda da yüzde 5 oranında rastlanıyor.

Çocuklukta ortaya çıkar!

Bu hastalığın ortaya çıkış bulguları çok farklı olabilir. Süt çocukluğu, oyun çocukluğu gibi erken dönemlerde ortaya çıkabildiği gibi, 70 ve 80 yaşlarda tanımlanabilen geç olgular da bulunmaktadır. Yani çölyak, her yaşta görülebilen bir hastalıktır.

Tek belirtisi şişlik ve karın ağrısıdır

Çölyak’ın birçok belirtisi vardır. Klasik bulguları karın ağrısı, ishal, kansızlık, kilo alamama, boy kısalığı, fiziksel ve ruhsal gelişme geriliği, diş minesinde sorunlar ve kemik erimesidir.

Çölyak yalnızca sindirim sisteminde hastalık yapar

Aksine, çölyak tüm vücut sistemlerinde çeşitli hastalıklara neden olabilir. Kadınlarda adet düzensizliği, kısırlık, hamilelikte sık düşükler çölyaktan kaynaklanabildiğini belirten Gastroentroloji Uzmanı Prof. Dr. Şafak Kızıltaş, çok farklı hastalıklara yol açabileceğini vurgulayarak şu bilgileri veriyor: “Çölyak, karaciğer fonksiyonlarında sorun, kalp kası bozukluğu, D ve B grubu vitamin eksikliği, folik asit eksikliği, dermatit, ağızda aft, ülser, nörolojik bozukluklar, depresyon, böbrek ve eklem hastalıklar gibi farklı sorunlara neden olabilir.”

Huzursuz bağırsak sendromunun nedeni çölyaktır

Huzursuz bağırsak sendromu, farklı bir hastalıktır. Ancak Çölyak görülme sıklığının, dispepsi (karında ağrı, gerginlik, erken doyma, iştahsızlık, bulantı, geğirme) ve huzursuz bağırsak sendromu sorunu olan hastalarda yüzde 2-3 ‘e çıktığı bilinmektedir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Glüteni azaltmak çölyakı tedavi eder

Bir çay kaşığının sekizde biri kadar un tüketilmesi halinde bile, alınan glüten hastalığı tetikliyor. Mekanizma şöyledir: Yiyeceklerin bağırsaklardaki emilimi sırasında vücudun savunma mekanizması glütene karşı savaş açar ve antikorların ince bağırsaktaki fırçamsı yüzeye saldırmasıyla bağırsak duvarında hasar olur. Bu hasar nedeniyle besin maddeleri emilmeden sindirim sistemi yoluyla atılır. Glütenli besinlerin az tüketilmesi sorunu bir parça hafifletse de tedavi etmez. Çölyak hastaları bu sorunla karşılaşmamak için içinde hiç glüten barındırmayan yiyecekler yemelidir.

Tanı için kan tetkiki yaptırmak yeterlidir!

Yalnızca kan tetkiki yeterli değldir. Tanı için en önemli yöntem, hekimin muayenesi, hastanın öyküsünün iyi dinlenmesi ve hekim farkındalığıdır. Kan tetkiklerinde çölyak antikorlarına bakılldığını belirten Gastroentroloji Uzmanı Prof. Dr. Şafak Kızıltaş çölyak antikorlarının (Anti-EMA IgA, Anti-ttg IgA ) pozitifliği oranı hastalıkta yüksek olduğuna dikkat çekerek ince bağırsak biyopsilerinin alınması gerektiğini belirtiyor.

Bazen ince barsak biyopsileri de yeterli gelmeyebilir. Bu gibi durumlarda doku tipi tayininin yapılması ( HLA DQ2-HLA DQ8 ) önerilmektedir. Çölyak hastalarının yüde 95’inde bu doku tipleri pozitiftir, bu nedenle Çölyak hastalığının olup olmadığını göstermede önemli rol oynar.

Glüten içeren yiyeceklerden uzak durmak yeterlidir

Çölyak’ın tedavisinde en etkin yöntem, glüten içeren yiyecekleri yememek olsa da, yine glüten içeren temizlik ve kozmetik ürünlerinden de uzak durulması gerekir.

Glütensiz yiyecek diyetine zaman zaman ara verilebilir

Bu hastalığın tedavisinde en önemli adım, glüten tüketimine son verilmesidir. Üstelik bu diyet, hiç ara verilmeden ömür boyu sürdürülmesi gerekir. Diyetine özen gösteren kişilerin ince bağırsağında 6-12 haftada düzelme başlar. Bir yılın sonunda da hastaların yüzde 70’inde tam iyileşme sağlanır. Bir yılda düzelmeyen hastalarda bağışıklık sistemini baskılayan bazı ilaçlar kullanılır.

Glüten alerjisini çölyak ile karıştırmayın

Glüten alerjisini çölyak ile karıştırmayın

Arpa, buğday, çavdar gibi tahıllarda bulunan glüten, günlük beslenmemizde tükettiğimiz neredeyse tüm gıdalarda karşımıza çıkıyor. Birçoğumuz glütenden etkilenmezken çölyak hastaları ve glüten alerjisi bulunan kişiler glüten nedeniyle önemli sağlık sorunları yaşıyor. Dyt. Besna Dalgıç, çölyak, glüten alerjisi ve glütensiz beslenmeye dair önemli bilgiler veriyor.

Glüten, başta buğday olmak üzere arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan bitkisel protein… Bu proteinin günümüzde birçok hastalıkla ilişkisi olduğu düşünülüyor. Glüten ile ilişkili hastalıkların başında çölyak geliyor. Çölyak hastalığı olan bireylerde glüten içeren gıdaların çok az miktarda tüketimi bile özellikle sindirim sistemi üzerinde karın ağrısı, karın şişkinliği, gaz, ishal ya da kabızlık gibi belirgin rahatsızlıklara neden oluyor. Dyt. Besna Dalgıç, glütensiz beslenme ile bu rahatsızlıkların önüne geçilebildiğini belirtiyor.

Çölyak tanısı alan kişilere ömür boyu glütensiz diyet önerildiğini anlatan Dyt. Dalgıç, glüten alerjisinin ise çölyaktan farklı olduğuna dikkat çekiyor. Dyt. Dalgıç, glüten alerjisi ya da hassasiyeti durumunda glüten alımı ile hemen ortaya çıkan aşırı duyarlılık dışında yorgunluk, bacak ağrıları, baş ağrısı, döküntü, zihin bulanıklığı, dikkat eksikliği ve depresyon gibi geç başlayan belirtiler de görüldüğünü söylüyor. Glüten alerjisinin yıllar içinde iyileştiğini ifade eden Dyt. Dalgıç, irritabl bağırsak sendromu, romatoid artrit, multipl skleroz (MS), tip 1 diyabet, sedef, graves hastalığı ve hashimoto tiroidinin glüten ile ilişkili olan hastalıklar olduğunun altını çiziyor.

Buğday yerine pirinç tüketebilirsiniz

Dyt. Besna Dalgıç, hem çölyak hastalığında hem de glüten alerjisinde glütensiz beslenmenin belirtilerin ortadan kalkmasını sağlarken hastalığın seyrini olumlu yönde etkilediğini belirtiyor. Dyt. Dalgıç, glütensiz beslenmeye ilişkin şu bilgileri veriyor: “Buğday, arpa, çavdarın yanı sıra ekmek, makarna, bulgur, pasta, börek, un ilave edilen çorbalar, soslar, hazır gıdalar gibi bunlardan yapılan tüm besinlerin beslenmemizden çıkarılması gerekiyor. Glütensiz beslenmedeki en büyük zorluk mutfak kültürümüzde geniş yer tutan bu tahılları beslenmeden çıkarmak oluyor. Buğday, arpa, çavdar yerine pirinç, mısır, nohut, mercimek, fasulye gibi kurubaklagiller, karabuğday, amaranth, kinoa tüketebilirsiniz. Ayrıca ‘glütensiz’ ibaresi bulunan un, makarna, şehriye, çikolata, kraker ve irmik gibi besinleri de tercih edebilirsiniz.”