Yazılar

Hindistan’ın aşılarını Emirates taşıyor

Hindistan’ın aşılarını Emirates taşıyor

Emirates, ülkedeki ciddi COVID-19 salgınını kontrol etme mücadelesinde Hindistan’ı desteklemek için acil tıbbi ve yardım malzemelerinin taşınması amacıyla Dubai ile Hindistan arasında bir insani yardım hava köprüsü kurdu.

Emirates, uluslararası STK’ların yardım malzemelerini ihtiyaç duyulan yerlere hızla ulaştırmalarına yardımcı olmak amacıyla Hindistan’daki dokuz şehre tüm uçuşlarında “imkan ve yer olduğu kadar” ücretsiz kargo kapasitesi sunacak.

Geçtiğimiz haftalarda, Emirates SkyCargo, Hindistan’a tarifeli ve özel kargo uçuşlarında ilaç ve tıbbi ekipman taşımaya başladı. Bu hava köprüsü girişimi ise, Emirates’in Hindistan ve STK’lara sunduğu desteği bir üst seviyeye taşıyor.

Emirates ve Dubai Sağlık Otoritesi tıbbi kayıtları tutacak

Emirates ve Dubai Sağlık Otoritesi tıbbi kayıtları tutacak

Dubai, COVID-19 testi ve aşılamayla ilgili yolcu tıbbi kayıtlarının dijital doğrulamasını yapan dünyanın ilk şehirlerinden biri olacak.

Emirates ve Dubai Sağlık Otoritesi (DHA), Dubai’yi COVID-19 testi ve aşılamayla ilgili tıbbi kayıtların dijital doğrulamasını yapan dünyadaki ilk şehirlerden biri olarak konumlandırmayı amaçlayan bir Mutabakat Zaptı imzaladı.

Mutabakat Zaptı, Emirates’in Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı Şeyh Ahmed bin Saeed Al Maktoum ve Dubai Sağlık Otoritesi Genel Müdürü Awadh Al Ketbi tarafından imzalandı.

Şeyh Ahmed konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Dubai Havalimanı’nda temassız belge doğrulamasını da sağlayacak olan COVID-19 tıbbi kayıtlarının dijital doğrulamasını yapmak için yeteneklerimizi birleştiriyoruz. Bu, yolcu deneyiminin yanı sıra dünyanın dört bir yanındaki uçuş noktalarının giriş gerekliliklerine uyumunu, güvenilirliğini ve verimliliğini büyük ölçüde iyileştirecektir. ”

Şeyh Ahmed sözlerine şöyle devam etti: “Dubai, topluluklar ve ekonomiler için çok önemli olan seyahat ve hava taşımacılığını kolaylaştırırken, bulaşıcılık kontrolü için etkili ve dengeli yaklaşımların uygulanmasında öncü olmaya devam edecektir.”

Mutabakat Zaptı çerçevesinde, Emirates ve DHA, COVID-19 enfeksiyonu, testi ve aşılaması ile ilgili yolcu sağlık bilgilerinin güvenli ve yasalara uygun bir biçimde etkili şekilde paylaşılmasını, depolanmasını ve doğrulanmasını sağlamak amacıyla DHA onaylı laboratuvarların BT sistemlerini Emirates’in rezervasyon ve check-in sistemlerine bağlamak için birlikte çalışacak. Projeye, yolcuların önümüzdeki aylarda yararlanabilmesi için “aktif” uygulamaya geçirilmek üzere en kısa sürede başlanacak.

Egzersizle akciğerlerinizi güçleniyor

Egzersizle akciğerlerinizi güçleniyor

Tüm dünyayla birlikte ülkemizi de derinden etkileyen Covid-19 enfeksiyonu önce akciğerleri tahrip ederek nefes darlığı, öksürük, solunum yetmezliği ve zatürreye neden olurken, bazen organ yetmezliğine kadar gidebiliyor. Bu biyolojik ajana bağlı gelişen tablonun düzelmesinde; ilaçlar, sağlıklı beslenme ve güçlü bağışıklık sisteminin yanı sıra bilinçli ve düzenli yapılan, eklem ve kas hareketlerine eklenen solunum egzersizleri de çok önemli rol oynuyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Halil Koyuncu, “Gerek Covid-19 enfeksiyonuna karşı akciğerleri güçlendirerek korunmada, gerekse Covid sonrası iyileşmenin hızlandırılması ve akciğerlerin yenilenmesinde kas ve eklem hareketleri ile birlikte yapılacak solunum egzersizleri büyük önem taşımaktadır. Böylelikle, vücuda taze hava girişi sağlanmış, kirli hava da vücuttan atılmış olacaktır. Bu egzersiz veya hareketler, hastayı yormayacak şekilde gün içerisinde düzenli yapılmalıdır.  Oturarak ya da yarı yatar pozisyonda yapılabilir. Egzersiz aralarında dinlenme molaları verilmelidir” diyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Halil Koyuncu, akciğerleri güçlendiren ve yenileyen 7 önemli egzersizi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Boyun hareketleri

Başın öne, arkaya, yanlara eğilme ve omuzlara doğru çevrilmesi şeklinde verilir. Günde en az 5 kez yapılır; 10-15 set olarak uygulanır. Bu hareketler, yardımcı solunum kaslarını; özellikle öndeki kasları çalıştırır.

Omuz hareketleri

  • Her iki omuz, aynı anda yukarı kaldırılır. Kollar yanda tutulur. Hareket yapılırken burundan nefes alınır; sonra iyice aşağıya bırakılır ve ağızdan nefes verilir. Günde en az 5 kez yapılır; 10-15 set olarak uygulanır.
  • Omuzlar, kürek kemikleri birbirine değecek şekilde arkaya doğru hareket ettirilir. Bu işlem esnasında, göğüs ön kasları da gerilmiş olur. Yine hareket anında, burundan nefes alınır, sonra ağızdan verilir. Nefes alma, üç saniye ise, verme daha uzun tutulur.
  • Kollar yere paralel olacak şekilde öne uzatılır. Sonra, kollar önden sağa ve sola doğru hareket ettirilir. Hareket yaparken nefes alınır, sonra verilir.

Sırt ve bel hareketleri

Belden öne eğilme, arkaya kaykılma, yanlara eğilme ve dönme hareketleri, hareket yönünde kas kasılmasını, karşı yöndeki kasların gerilmesini sağlar. Bu hareketler günde en az 5 kez yapılır; 10-15 set olarak uygulanır. Hareket anında nefes alma, harekete son verirken nefes verme işlemi yapılmalıdır.

Diyaframatik veya karın egzersizi

Akciğerler için temel egzersizdir. Oturma veya yarı yatar vaziyette yapılır. Baskın olan el karın üzerine ve diğeri göğüs üzerine konulur. Üstteki el hiç hareket etmemelidir. Karın üzerindeki elle, diyaframın hareketi kontrol edilir. Derin bir şekilde nefes verilir, sonra burundan derin bir nefes alınır, karın şişmeye başlar. El öne doğru hareket eder. Sonra ağızdan nefes verilir. Bu birkaç defa yapılır. Akciğerlerin kapasitesini arttırır.

Göğüs egzersizleri

  • Üst bölüm egzersizi: Eller göğüs ön üst bölümüne konulur. Parmak uçları orta hatta birbirine değer. El ayaları göğse temas eder. Akciğerlerin tepe kısımları çalıştırılır. Burundan nefes alınır. Parmak uçları bu esnada birbirinden uzaklaşır. Sonra, ağızdan nefes verilir. Bu süre uzun tutulmalıdır. Parmak uçları bu defa birbirine yaklaşır.
  • Göğüs yan bölüm egzersizi: Bu defa eller, göğüs yanlarına konulur. Yine nefes alınıp verilir. Sadece bu bölgeler çalışmalıdır. Parmak uçları uzaklaşır ve sonra yaklaşır.
  • Göğüs alt bölüm egzersizi: Eller önde ve alt kaburgaların üzerine konulur. Nefes alırken parmak uçları uzaklaşır, sonra nefes verirken yaklaşır. Bu egzersizler, akciğerlerin orta bölümlerini çalıştırır.
  • Arka bölüm egzersizi: Göğsün arka bölümlerine eller konulur. Parmak uçları içte, kaburgaların bitim yerlerinde uç uca getirilir. Nefes almada, parmaklar uzaklaşır, verirken yaklaşır. Bu egzersizler de akciğerlerin tabanlarını çalıştırır.

Balgam çıkarma

Bu işlem de, akciğerin havalanmasına yardımcı olur. İçerisinde birikmiş olan sıvı ve balgamın atılmasını sağlar. Tüm solunum kasları birlikte çalışır. Oturur pozisyonda olan hasta, burundan derin nefes alır ve sonra kuvvetli ve derinden bir öksürme işlemini yapar. Akciğerlerin en dip tarafındaki sıvının atılmasını gerçekleştirmiş olur.

Yürüyüş ve yüzme

Normal eklem ve kas hareketlerinden sonra, kasların kuvvetlendirilmesi ve kalp-damar, akciğer ve kasların dayanıklı hale getirilmesi için aktif olarak egzersizler yapılabilir. Yürüme ve yüzme olabilir. Kol veya bacak bisikleti ile yürüme bandı yardımcı olabilir. Bunlar ilerleyen dönemlerde uygulanır.

Abdi İbrahim’den Covid-19 aşısı

Abdi İbrahim’den Covid-19 aşısı

Türk ilaç sektörünün lider markalarından Abdi İbrahim, COVID-19 aşılarını en üst standartlarda üretebilme kapasitesine sahip olduğunu gösteren üretim izin belgesini aldı. Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut, ‘‘Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı denetimler sonucu vermiş olduğu bu izin, dünya standartlarında aşı üretimi yapabileceğimizin kanıtıdır” dedi.

Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut, Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı incelemeler ve denetimler sonucunda, Abdi İbrahim’e mRNA bazlı aşılar ile inaktif aşıları üretim ve dolum yapma onayını verdiğini belirterek, ‘‘Sağlık Bakanlığı’ndan aralık ayında mRNA bazlı veya inaktif aşılar için beşerî aşı üretim ve dolum yapma izin belgesini aldık. Aşı üretim ve dolumu için hem altyapınızın hem de kalite sistemlerinizin yüksek düzeyde olması gerekiyor. Bakanlığın yapmış olduğu denetimler sonucu verilen bu izinle, AbdiBio tesisimiz ve aşı üretim konusunda yeterliliğimiz bir kez daha tescillenmiş oldu” dedi.

Ani gelişen unutkanlıktan uyku bozukluklarına dikkat

Ani gelişen unutkanlıktan uyku bozukluklarına dikkat

Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak kabul edilen COVID-19 (SARS CoV-2) salgınının başlangıç ve devam sürecinde bildirilen bilimsel raporlar, hastalığın sadece solunum yollarını değil; beraberinde veya bazen tek başına nörolojik sistemleri de etkilediğini ortaya koyuyor. Geliştirilen aşılar yüreklere su serpse de, önüne geçilemeyen bir hızla tüm dünyada yayılmaya devam eden ve şimdiden milyonlarca insanı enfekte eden COVID-19 ile ilişkili nörolojik semptom ve bulgulara gün geçtikçe yenileri ekleniyor. Yüksek ateş, halsizlik, öksürük ve nefes darlığı gibi hastalığın sık bilinen belirtileri olmadan; baş ağrısı, tat ve koku alamama, baş dönmesi, dengesizlik, görme kayıpları, bilinç bulanıklığı veya kaybı, ani gelişen unutkanlık, felçler, el ve ayaklarda ilerleyici kuvvet kaybı ve uyuşma, nöropatik ağrı gibi nörolojik belirtiler COVID -19 enfeksiyonunun ilk sinyali olabiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Kaya özellikle akciğer enfeksiyonunun ağır seyrettiği hastalarda diğer bulgulara ek olarak nörolojik belirtilerin tabloya eklenebildiğine dikkat çekerek, “Hastalığın nörolojik belirtilerinin toplum tarafından tanınması, hastaların tedavi olanaklarına zaman kaybetmeden ulaşmalarında en önemli faktördür.” diyor.  Acıbadem Fulya Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Kaya, Covid-19’un 7 nörolojik sinyalini anlattı, önemli uyarılarda bulundu.

Şiddetli baş ağrısı

Baş ağrısı Covid-19’un oldukça yaygın görülen belirtilerinden birini oluşturuyor. Öyle ki hastalarda görülme sıklığı yüzde 40’a kadar yükselebiliyor. “Covid-19’a bağlı gelişen baş ağrısında daha önce olmayan şekilde ve şiddette tüm başta ağırlık hissi oluşur, bazen de bıçak saplanır gibi keskin karakterlidir.” uyarısında bulunan Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Kaya, uykudan uyandıracak kadar şiddetli olabilen ağrının genelde ağrı kesiciyle geçmediğini vurguluyor. Covid-19 enfeksiyonu nedeniyle gelişen baş ağrısının migrenden daha farklı özellik sergilediğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Kaya, “Bu ağrı çift taraflı, tüm başı tutan, ağrı kesiciye rağmen azalmayan, dirençli bir ağrıdır. Günlerce devam eder ve şiddeti günler içinde artabilir.” diyor. 

Yaygın kas ağrıları

Yaygın kas ağrıları da Covid-19 enfeksiyonunun sık görülen belirtileri arasında yer alıyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Kaya bu hastalığa bağlı kas liflerinde gelişen iltihabi tutulum nedeniyle nadir de olsa kas hücrelerinde kayıp ve güç kaybı da gelişebileceğini belirtiyor. Ağrı kesicilerle azalmayan vücutta, kol ile bacak kaslarında ve eklemlerde şiddetli ağrı, dokununca hassasiyet gibi şikayetler Covid-19 enfeksiyonu iyileştikten günler sonra bile devam edebiliyor.

Kol ve bacaklarda yaygın uyuşma

Covid-19 enfeksiyonunun erken veya geç döneminde kol ve bacaklarda yaygın uyuşma, ağrı ve güç kaybı şikayeti ile gelişen nöropati, bir başka deyişle vücuttaki sinir uçlarında tahribat gelişmesi belirtileri ortaya çıkabiliyor. Nöropati yürüme güçlükleri, ellerini kullanmakta zorluk, el ve ayaklarda yanma, karıncalanma gibi duyu bozuklukları ve ağrılara neden olabiliyor. Bazı Covid-19 hastalarında ani başlayarak hızla ilerleyen, bacaklardan kollara, hatta solunum kaslarına kadar tutulum gösteren Guillain Barré Sendromu da gelişebiliyor.

Ani gelişen unutkanlık

İleri yaşta, özellikle demansı olan hastalarda ve aynı zamanda komorbid, başka deyişle daha önce felç geçirme, hipertansiyon, diyabet veya kalp hastalığı olduğu bilinen Covid-19 hastalarında bilinç değişiklikleri de gelişebiliyor. Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Kaya ani oluşan unutkanlık, davranış değişiklikleri ve hafıza kusurları gibi belirtilerin Covid-19 hastalığında genellikle ileri yaştaki kişilerde ilk belirti olarak ortaya çıkabileceği uyarısında bulunarak, şunları söylüyor: “Covid-19 enfeksiyonu doğrudan beyin hücresini etkilemesi dışında; vücutta yaratmış olduğu yoğun iltihabik olaylar nedeniyle meydana gelen metabolik bozukluklar ve oksijenlenmedeki azalmaya bağlı değişikliklere yol açıyor. Bunun yanı sıra virüs tarafından tetiklenen sitokin fırtınası sonucu oluşan çoklu organ yetmezliğinin gelişmesi de ensefalopati olarak tanımlanan tabloya neden oluyor”

Uyku bozuklukları

Covid-19 pandemisi nedeniyle evde uzun süre zaman geçirmek ve stres uykunun süresi ile kalitesini olumsuz yönde etkiliyor. Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Kaya, pandemi sürecinde toplumda uykuya dalma güçlüğü ve  uykusuzluk sorunlarının daha fazla görüldüğünü belirterek, “Covid-19 çevresel ve sosyal koşullara bağlı olarak uyku ve uyanıklık ritminin bozukluğu gibi uykuyla ilişkili hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabileceği gibi, daha önce var olan uyku hastalıklarının kötüleşmesine de yol açabiliyor. Uyku bozuklukları ileri yaşta ve özellikle demans hastalarında Covid-19 ‘un habercisi olabiliyor. Daha önce var olmayan sürekli uyku hali gelişmesi, gece gelişen halüsinasyon ve yer ile zaman karışıklığı gibi durumlar hastalığın belirtisi olarak karşımıza çıkabiliyor.” diyor.

Baş dönmesi ve dengesizlik

Covid-19 enfeksiyonu işitme ile denge sinirinde hasar yaparak kulak çınlaması ve baş hareketleriyle tetiklenen baş dönmesi veya sallantı hissi gibi şikayetlere yol açabiliyor. Aynı zamanda ani işitme kayıplarına da neden olabiliyor.

Tat ve koku kaybı

Covid-19 enfeksiyonunun başka bulguları olmadan; tek belirtisi olarak tat ve koku kaybı gelişebiliyor. Bu enfeksiyonun diğer koku alma bozukluğu yapan viral enfeksiyonlardan farkı, burun tıkanıklığı olmadan ciddi koku alamama sorunu yaşatması. Araştırmalarda bunun nedeninin ACE-2 olarak adlandırılan bir enzimin burun içindeki koku alma alanında yüksek miktarlarda bulunması ve koronavirüsün vücuda girişine izin veren kapı işlevi görmesi olduğu ortaya kondu. Covid-19 enfeksiyonuna bağlı tat ve koku kaybı bazen yaklaşık 2-4 hafta içerisinde tamamen düzeliyor.

İnmeye neden olabiliyor!

İnme, Covid-19 enfeksiyonunun nörolojik belirtileri arasında yer alıyor. Covid-19 enfeksiyonu hem doğrudan vücudun nörolojik yapılarını hem de kanın pıhtılaşma özelliklerini ve damar yapısını etkileyerek inmeye neden olabiliyor. İleri yaş, hipertansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği ve kalp hastalıkları gibi faktörler inmeyi tetikliyor. Ancak Covid-19 enfeksiyonunda genç kişilerde de hiçbir risk faktörü olmadan beyin damar tıkanıklıklarına bağlı inme gelişebiliyor.

Endokrin hastaları Covid-19 konusunda daha hassas olmalı

Endokrin hastaları Covid-19 konusunda daha hassas olmalı

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 virüsünün kronik hastalıklara olan etkisi en çok merak edilen konular arasında yer alıyor. Genel olarak yaşlı bireylerde ve erkek cinsiyette Covid-19 enfeksiyonunun daha ağır seyrettiği bilinmekle beraber, her geçen gün artan vaka sayıları özellikle kronik hastalıkları bulunanları tedirgin ediyor. Diyabet, obezite, tiroid ve hipertansiyon gibi kronik hastalıklarda da Covid-19 virüsünün farklı etkiler gösterdiğini belirten Memorial Ankara Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Ethem Turgay Cerit, bu rahatsızlıklarda Covid-19 virüsünün etkileri ve yapılması gerekenler ile ilgili 4 önemli soruya yanıt verdi:

1-Endokrinolojik hastalıklar Covid-19 enfeksiyonu riskini artırır mı?

DİYABET: Diyabet hastalarının en çok merak ettiği konulardan biri diyabetin koronavirüse yakalanma riskini artırıp artırmadığıdır. Pandeminin başında ilk çıkan makaleler bu yönde veriler ortaya koymuş olsa da daha sonra yayınlanan güvenilir bilimsel veriler ışığında diyabetli hastaların Covid-19 enfeksiyonuna yakalanma riskinin diyabetli olmayan bireylerden fazla olmadığını göstermektedir.

OBEZİTE: Güncel veriler ışığında obezitesi olan bireylerin normal kilolu bireylere göre Covid-19’a yakalanma riskinin daha fazla olduğu söylenebilmektedir. Bilindiği gibi Covid-19 virüsü vücuda ACE2 reseptörleri aracılığıyla giriş yapmaktadır. Obezitede yağ dokusu artışına paralel artan ACE2 düzeyi ve Covid-19’un ACE2’ye olan afinitesi nedeniyle obezlerde normal kilolu hastalara göre daha yoğun viral yüke maruz kaldıkları söylenebilir. Obezitesi olan bireylerde sıklıkla eşlik eden başka hastalıkların olması ve immün yanıt oluşturma kapasitelerinin normal kilolu bireylere göre düşük olması Covid 19’a yakalanma açısından ek bir risk oluşturmaktadır. Ayrıca bağışıklık sistemi üzerinde çok önemli role sahip olduğu bilinen vitamin D düzeylerinin obezitesi olan bireylerde yaygın olarak düşük görülmesi de Covid-19 açısından obez bireyler için ek bir risk faktörü olarak düşünülebilir.

HİPERTANSİYON: Yapılan araştırmalar ışığında hipertansiyon hastası olmanın ya da kullanılan antihipertansif ilaçların Covid-19’a yakalanma riskini artırmadığını söyleyebiliriz.

TİROİD: Tiroid hastalığı olan kişilerde Covid-19 enfeksiyonu riskinin arttığına dair veri bulunmamaktadır.

BÖBREKÜSTÜ BEZİ VEYA HİPOFİZ HASTALIKLARI: Böbrek üstü bezi veya hipofiz hastalığı olan hastaların Covid-19 enfeksiyonuna yakalanma riskinin toplum genelinden fazla olduğuna dair veri bulunmamaktadır. Ancak örneğin kortizol fazlalığı ile seyreden cushing hastalığı ve cushing sendromunun bağışıklık sistemini baskılayarak bireyi enfeksiyonlara karşı daha duyarlı hale getirme potansiyeli olduğu akılda tutulmalıdır.

2-Endokrinolojik hastalıklar Covid-19 enfeksiyonunun seyrini nasıl etkiler?

DİYABET: Diyabet hastalarında her türlü enfeksiyon daha şiddetli seyretmektedir. Diyabet hastalarında bağışıklık sistemi dengesi bozulurken, inflamatuar sitokin yanıtının arttığı görülmüştür. Artan bu aşırı sinyallerin virüse bağlı akciğer hastalığını alevlendirmesi ve çoklu organ yetmezliği riskini artırması mümkün olmaktadır. Yapılan çalışmalar kontrolsüz diyabetilerin Covid-19 enfeksiyonlarının daha ağır seyrettiğini ve ölüm oranlarının daha yüksek olduğunu göstermiştir.

OBEZİTE: Pandemi süresince farklı ülkelerde yapılan çalışmalarda obezite varlığında hastalık seyrinin daha kötü olduğu, yoğun bakım ihtiyacının ve ölüm oranlarının normal kilolulara göre yüksek olduğu gösterilmiştir.

HİPERTANSİYON: Hipertansiyonu olan hastalarda Covid-19 enfeksiyonunun daha ağır seyretme ihtimali bulunmaktadır.

TİROİD: Tiroid hastalığına sahip olmanın Covid-19 enfeksiyonu seyrini olumsuz etkilediğine dair veri bulunmamaktadır.

BÖBREKÜSTÜ BEZİ VEYA HİPOFİZ HASTALIKLARI:  Böbreküstü bezi veya hipofiz hastalıkları olanlarda özellikle hastalığın kontrol altında olmadığı durumlarda Covid-19 enfeksiyonunun daha şiddetli seyredebileceği düşünülebilir.

3-Covid-19 enfeksiyonu endokrin hastalıklara yakalanma riskini artırır mı? 

DİYABET: Ortaya çıkan her türlü enfeksiyon metabolik kontrolü bozmaktadır. Dolayısıyla zaten başlangıçta metabolik kontrolü iyi olmayan prediyabet (şeker hastalığı riski yüksek bireyler) olgularında Covid-19 enfeksiyonu nedeniyle kan şekeri düzeyleri daha da bozulup aşikar diyabet ortaya çıkabilmektedir. Covid-19 enfeksiyonu sırasında ani kan şekeri yükselmesi ve geçici veya kalıcı diyabet görülmesi mümkün olabilmektedir.

OBEZİTE: Karantina ve pandemik yaşam koşullarının yol açtığı hareketsizliğin obezite riskini artırması kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.

HİPERTANSİYON: Covid-19 enfeksiyonu seyri sırasında kontrolsüz tansiyon yükseklikleri ile karşılaşılabilmektedir.

TİROİD: Covid-19 enfeksiyonu sırasında veya sonrasında tiroid bezinde subakut tiroidit benzeri bir iltihaplanma, ağrı ve tiroid fonksiyon bozuklukları görülme ihtimali artmaktadır.

BÖBREKÜSTÜ BEZİ VEYA HİPOFİZ HASTALIKLARI:  Hipofiz bezi ACE2 eksprese edebildiğinden virüs için direkt hedef organ haline gelebilmektedir. Covid-19 enfeksiyonunun hipofiz ve böbrek üstü bezi fonksiyonlarında bozukluğa yol açabilme potansiyeli bulunmaktadır.

4-Covid-19 sürecinde endokrinolojik hastalığı bulunanlar nelere dikkat etmelidir?

DİYABET: Covid-19 sürecinde diyabet hastalarının ilaçlarını düzenli kullanmaları, kan şekerlerini evde daha sık takip etmeleri, yeterli sıvı tüketmeleri, sağlıklı beslenme önerilerine uymaları ve imkan varsa bahçede yoksa evde günde 5 bin adım olacak şekilde yürüyüş yapmaları önerilmektedir. Bu öneriler sayesinde bir yandan kan şekeri regülasyonu,  diğer yandan hem kilo kontrolü, hem de kişilerin psikolojik olarak kendilerini daha iyi hissetmeleri sağlanır. Kan şekerinin sürekli olarak 250-300 mg/dl’nin üzerinde seyretmesi, ayakta yeni gelişen yara, göğüste şiddetli baskı hissi veya ağrı, kontrol edilemeyen tansiyon yükselmesi gibi ihmal edildiği takdirde ciddi sorunlara yol açabilecek belirtiler konusunda diyabetli bireylerin dikkatli olmaları ve hastaneye gitmekten çekinmemeleri gerekmektedir.

OBEZİTE: Obezitesi olan hastalara pandemi sürecinde yüksek kalorili beslenme düzeninden kaçınması, kalori kısıtlaması ile hafif de olsa kilo kaybı sağlamaya çalışması önerilmektedir. Ayrıca hafif-orta düzeyde egzersiz ile sedanter yaşam tarzından kaçınılması gibi yaklaşımlar da vücudun bağışıklık sisteminin virüse karşı daha dirençli olmasına katkı sağlayabilmektedir.

HİPERTANSİYON: Mevcut veriler ışığında kullanılan tansiyon ilaçlarının hiçbirinin Covid-19 enfeksiyonuna yakalanma riskini artırmadığını ya da hastalığın daha ağır seyretmesine yol açmadığını söyleyebiliriz. Bu nedenle hipertansiyon ilacı kullanan hastaların ilaçlarını kesmeden aynı şekilde devam etmeleri gerekir. Ayrıca her zamanki tuzsuz sağlıklı beslenme önerilerine uymaları da son derece önemlidir.

TİROİD: Tiroid hastalıkları için kullanılan ilaçlar bağışıklık sistemini zayıflatmaz. Covid-19 için verilen genel öneriler tüm tiroid hastaları için de geçerli olmaktadır.

Tiroid bezinin az çalıştığı bir durum olan hipotiroidide tiroid hormonu (levotiroksin) alan hastalar eğer ilaç dozlarında yakın dönemde bir değişiklik yapılmadıysa ilaç dozlarını değiştirmeden rutin kontrollerini ileri bir tarihe erteleyebilir. Doz değişikliği yapılan hastalar ise kontrol zamanlarını hekimleri ile görüşerek belirlemelidirler.

Tiroid bezinin fazla çalıştığı durumlarda (graves hastalığı, hipertiroidi) ve antitiroid ilaç (metimazol, propiltiyourasil) kullananlarda zamanında tiroid fonksiyon testleri yapılarak ilaç dozu ayarlamak gerekmektedir. Uzun süre test yaptırmadan antitiroid ilaçların kullanılması doğru olmamakla birlikte, hastalar ilaçlarının dozlarını kendileri değiştirmemeli ve doz değişikliği kararını kendilerini takip eden hekimlere bırakmalıdırlar.

Hipertiroidi nedeniyle antitiroid ilaç (metimazol, propiltiyourasil) kullanan hastalar; boğaz ağrısı, ateş yüksekliği, gribal enfeksiyon gibi bulgular olursa ilaçlarını kesip en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak, kan sayımı (özellikle nötrofil) testlerini yaptırmalı ve kendilerini takip eden hekimler ile irtibata geçmelidirler.

Tiroid kanseri tedavisi için tiroid cerrahisi uygulanmış hastalar (sonrasında radyoaktif iyot almış veya almamış olabilir) Covid-19 enfeksiyonu açısından ilave risk taşımamaktadır. Tiroid kanserlerinde kemoterapi ve radyoterapiye (ışın) çok çok nadir durumlarda gereksinim duyulmaktadır Tiroid kanseri metastazı nedeniyle ışın tedavisi almış, halen kemoterapi alan hastalarda Covid-19 enfeksiyonu riski biraz artabilmektedir. Bu hastaların koruyucu tedbirleri daha sıkı uygulaması gerekmektedir.

BÖBREKÜSTÜ BEZİ VEYA HİPOFİZ HASTALIKLARI:  Addison (böbrek sütü bezi yetmezliği) ve hipofiz yetmezliği olan hastalar hayati önemi olan steroid tedavilerini ve almakta oldukları diğer ilaçları kesmemeli ve düzenli kullanmaya devam etmelidir.  Bu hastaların olası bir Covid-19 enfeksiyonu veya şüphesi durumunda aldıkları steroid ilaçlarının dozları artırılmalıdır. Bu nedenle hastalık tanılarını mutlaka Covid-19 tedavi planını yapacak olan sağlık ekibi ile paylaşmaları son derece önemlidir.

İnegöl AVM’ye Güvenli Hizmet Belgesi

İnegöl AVM’ye Güvenli Hizmet Belgesi

İnegöl AVM, COVID – 19 ile mücadele kapsamında yaptığı düzenlemeler ve uygulamaya aldığı önlemlerle, COVID-19 Güvenli Hizmet Belgesi almaya hak kazandı. Türk Standartları Enstitüsü (TSE) Tarafından verilen COVİD-19 Güvenli Hizmet Belgesi ile AVM, misafirleri ve çalışanlarının sağlığı için aldığı önlemleri uzman bir kurumca tescilledi.

Metro Türkiye’nin alışveriş arabaları otomatik dezenfekte ediliyor

Metro Türkiye’nin alışveriş arabaları otomatik dezenfekte ediliyor

Metro Türkiye, Kovid-19 salgınına karşı mağaza içinde aldığı önlemlere bir yenisini daha ekledi. Metro Türkiye’nin tüm mağazalarında uygulanmaya başlanacak sistem ile alışveriş arabaları artık her kullanımdan sonra el değmeden otomatik olarak dezenfekte edilecek.

Metro Türkiye’nin tüm mağazalarında uygulanacak yeni sistem ile alışveriş arabaları artık her kullanımdan sonra el değmeden, sensörlü dezenfeksiyon üniteleriyle otomatik olarak dezenfekte edilecek. Uygulama Metro Türkiye’nin İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir ve Antalya mağazalarında 15 Eylül itibariyle başlarken Eylül ayı sonuna kadar ise tüm mağazalarda hayata geçirilecek.

Ekici’de COVID-19 Güvenli Üretim Belgesi sahibi oldu

Ekici’de COVID-19 Güvenli Üretim Belgesi sahibi oldu

Süt ürünleri sektörünün  önde gelen markalarından biri olan Ekici, Türk Standartları Enstitüsü tarafından verilen Covid-19 Güvenli Üretim Belgesi’ni almaya hak kazandı.

Antalya Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikasında toplam 42.000 m2’lik alanda, günlük 480 ton süt işleme kapasitesine sahip olan Ekici, COVID-19 salgınının Türkiye’de ilk görüldüğü günden itibaren çalışanlarının ve tüm paydaşlarının sağlığını gözeten üst düzey hijyen tedbirleri ve güvenli üretim uygulamalarını hayata geçirdi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın önderliğinde, TSE tarafından yayınlanan COVID-19 Hijyen, Enfeksiyon Önleme ve Kontrol Kılavuzu’na göre belirlenen kriterleri yerine getiren şirketler, yapılan denetimler sonucunda güvenli üretim yaptığını gösteren ‘Covid-19 Güvenli Üretim Belgesi’ne sahip oluyor.

Salgının aileler için tehlikeli oluşturduğu oranı giderek artıyor

Salgının aileler için tehlikeli oluşturduğu oranı giderek artıyor

Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor. Hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip ediyor.

Salgının Kendileri veya Aileleri için Tehlike Oluşturduğunu Düşünenlerin Oranı Artıyor.
Ipsos’un Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasında; ilk dönemden bu yana “vatandaşların salgını kendileri için ne oranda tehdit olarak algıladıkları” izleniyor. Ciddi tehlike oluşturduğunu düşünenlerin oranı salgının ilk haftalarında %58’lere ulaşmışken, daha sonra uzun bir süre %50’inin altında seyrettiği görülmüştü. Hatta bu oran, normalleşme sürecinin ilk haftasında %37’lere kadar düşüş göstermişti. Ancak; son iki hafta içinde tekrar %50’inin üzerine çıktığı görülüyor ki bu da artan vaka sayılarıyla doğrudan ilişkili.

Endişeli miyiz Rahat mı?

Hem normalleşme sürecinin başlaması hem de yaz dönemine girilmesiyle beraber bireylerin sosyal hareketliliğinde artış yaşandı. Bu esnada bazı vatandaşların bireysel tedbirleri yeteri kadar almadığına da şahit olundu. Ancak; toplumun geneline bakıldığında aslında endişeli ruh halinin salgının başından bu yana süregeldiğini görüyoruz. Vatandaşların %64’ü bugün ilk günkü kadar endişeli, %10’unun ise zaman geçtikçe endişesi daha da artmış durumda. Fotoğrafın diğer tarafına bakılacak olursa, sadece çok küçük bir kesim (%5), salgın konusunda kendisini her zaman rahat hissetmiş. Vatandaşların beşte biri ise zaman geçtikçe rahatladığını beyan ediyor. Bu rahatlamanın tedbirlerde gevşemeyi beraberinde getirip getirmediği ise önemli…

Çoğunluk 21 Eylül 2020 Tarihinde Yüzyüze Eğitimin Başlamasını Beklemiyor…

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk geçtiğimiz günlerde 2020-2021 eğitim-öğretim yılı için 31 Ağustos 2020 tarihinde okulların uzaktan eğitimle açılacağı, 21 Eylül’de ise sınıf düzeyine göre kademeli olarak yüz yüze eğitime geçileceğini açıkladı. Diğer taraftan artan vaka sayıları nedeniyle okullarda yüz yüze eğitim yapılıp yapılamayacağına dair genel kamuoyunda tartışmalar devam ediyor. Toplumun bu konuda tahminini sorduğumuzda, %63’ü 21 Eylül’de okulların açılmasını beklemediklerini ifade ediyor. Sadece dörtte birlik bir kesim bu tarihte yüz yüze eğitime geçiş yapılabileceğini düşüncesinde.

 

Salgın Sürecinde Yaz Günlerini Nasıl Geçiriyoruz?

Bu sene olağan bir yaz yaşanmadığı malum. Salgın, tatil alışkanlıklarından eğlence anlayışına kadar birçok konuya etki etti. Evde daha önce yapılmayan veya daha az sıklıkla yapılan faaliyetler birçok insan için alışkanlık haline geldi. Örneğin geçtiğimiz hafta 18 yaş ve üzeri bireylerin büyük çoğunluğu (%90) televizyon online platformlardan film- dizi izlemiş. Dikkat çekici bir nokta, vatandaşların yarısının salgın öncesine bu tür programları kıyasla daha sık izlediklerini dile getiriyor olması.

Son yıllarda oyun, eğlence sektörünün ana aktörlerinden biri olmayı başarmıştı. Salgınla beraber evde geçirilen sürenin artmasıyla oyunlara ilginin de arttığı görülüyor. Daha önceden sadece gençlerle tanımlanan sektör, farklı platformlarıyla bugün 7’sinden 70’ine herkesi hedefliyor. Geçtiğimiz hafta bireylerin %69’u bilgisayar, cep telefonu, tablet veya oyun konsolunda oyun oynamış, salgın öncesine kıyasla daha fazla yaptığını belirten de önemli bir kesim var.

Salgın özellikle normalleşme dönemi öncesinde aile ve arkadaşlardan ayrı kalmamıza yol açmıştı ve özlemimizi telefon veya bilgisayar üzerinden görüntülü görüşerek gidermeye çalışmıştık. Görülüyor ki toplumda bu alışkanlık halen devam ediyor. Tüm bu verilere bakıldığında teknolojiyi daha fazla kullandığımız söylenebilir.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik araştırmada elde edilen verilerle ilgili yaptığı  değerlendirmede;  “Vaka sayılarında bahar aylarına geri döndüğümüz gibi endişe seviyesi olarak da o zamandaki seviyeye dönmüş durumdayız. Her dört kişiden üçü endişe içinde. Daha önceki haftalarda da gözlemlediğimiz üzere normalleşme sürecinin gidişatından memnun olmayanların oranı yüksek, yaklaşık her üç vatandaştan ikisi okulların 21 Eylül’de yüz yüze eğitime geçemeyeceğini düşünüyor. Kendisi ve yakınları açısından tehlike hissedenlerin oranı Haziran başında %37’ye kadar düşmüştü ancak Ağustos ayı itibarı ile %53’e yükseldi ki bu oran Mart ayından beri ölçtüğümüz en yüksek seviye. Vaka sayılarındaki yükselişin yanı sıra toplumsal ruh halimiz de dalganın ikinci zirvesini yaşadığımızı işaret ediyor.” dedi.