Yazılar

Ramazan’da düşük kalorili tatlı alternatifi: dondurma

Ramazan’da düşük kalorili tatlı alternatifi: dondurma

Diyetisyen Ayşegül Bahar, Ramazan ayında tadını meyvesinden ve zengin içeriğinden alan dondurmaların hafif ve ferahlatıcı özellikleriyle en iyi tatlı seçenekleri arasında olduğunu söylüyor. Dyt. Bahar, “Özellikle yoğun bir iftar yemeği sonrasında şerbetli tatlılara alternatif olarak 1-2 top dondurma ile hem tatlı arzunuzu kırar hem de mide ağrısı ve hazımsızlık gibi sorunların gelişmesi olasılığını azaltırsınız” diyor.

Ramazan ayında özenle hazırlanan, çekirdek ailemizle paylaştığımız sofralar her akşam büyük bir heyecan ile çeşit çeşit lezzetlerle donatılıyor. Bu lezzetlerin arasında tatlılar da ayrı bir yer teşkil ediyor, yemek sonrası keyfinde hepimizin ortak noktası oluyor. Diyetisyen Ayşegül Bahar, özellikle Ramazan ayı gibi uzun süre aç kalınan günlerde kan şekerinin aniden yükselmemesi için meyvelerin kendi tadı ile lezzetlendirilmiş dondurmalar gibi hafif tatlılar tüketilmesini öneriyor.

 Şeker ilavesiz, kendi meyvesiyle tatlandırılmış dondurmalar en iyi tatlı seçeneği

Tatlı tercihimizi şerbetli olanlar yerine sütlü, şekersiz ve tadını meyvesinden alan tatlılardan yana kullanmamız gerektiğini belirten Dyt. Bahar şöyle devam ediyor: “Şekerini direkt meyvesinin şekerinden alan, ilave şeker konulmayan dondurmalar Ramazan boyunca ilk tercihiniz olsun. Örneğin şeker ilavesiz hurmalı dondurma, tatlı ihtiyacınızı karşılamak için ideal bir alternatif. Aşırıya kaçmadığınız sürece güllaç, meyveli yoğurtları da tüketebilirsiniz. Taze ve kuru meyveler de zengin besin değerleri ile tatlı ihtiyacınızı karşılamanız için son derece uygundur. Ramazan’da sofralarımızdan eksik olmayan hurma gibi tadını meyvesinden alan, zengin içerikli dondurmalar hafif ve ferahlatıcı özellikleriyle en iyi tatlı seçeneklerindendir. Özellikle yoğun bir iftar yemeği sonrasında şerbetli tatlılar yerine 1-2 top dondurma ile hem tatlı arzunuzu kırar hem de mide ağrısı ve hazımsızlık gibi sorunların gelişmesi olasılığını azaltırsınız.”

Hurmanın faydaları saymakla bitmiyor

Şeker ilavesiz hurmalı dondurmanın hem besleyici hem de sağlıklı olduğunun altını çizen Dyt Ayşegül Bahar, hurmanın faydalarını şöyle anlatıyor: “Ramazan sofralarında hepimizin ortak noktası hurma son derece sağlıklı besindir. Hurma, zengin lif içeriği sayesinde tokluk süresini uzatır ve sindirimi düzenleyerek Ramazan’da sıklıkla yaşanan sindirim sistemi sorunlarının giderilmesine yardımcı olur. Ayrıca hurma yüksek potasyum içeriği sayesinde kalp ve damar sağlığını korur ve yüksek tansiyonu önler. Kendinizi daha zinde hissetmenizi sağlar. Antioksidan içeriği sayesinde beyin sağlığını korur ve hafızayı güçlendirir. Fosfor, potasyum, kalsiyum ve magnezyum gibi hurmanın içerdiği çeşitli mineraller kemik sağlığını korumak için gereklidir. Tadını meyvesinden alan, şeker ilavesiz hurmalı dondurma ise hurma tüketimi için farklı bir alternatiftir.”

Ramazan’da bağışıklık sistemini güçlü tutmamın yolları

Ramazan’da bağışıklık sistemini güçlü tutmamın yolları

Özellikle içine bulunduğumuz dönem itibariyle yaklaşan Ramazan Ayı’nda oruç tutarken sağlığımızı koruyabilmek daha da önem kazandı. Özellikle de bağışıklık sistemimizi koruyarak Ramazan’ı sağlıklı geçirmenin mümkün olduğunu belirten Uzman Diyetisyen, Uzman Klinik Psikolog Merve Öz, Ramazanda hem kilo kontrolünü sağlayacak hem de bağışıklık sistemini güçlü tutacak önerilerde bulundu…

BAĞIŞIKLIĞI AKTİFLEŞTİRMEK İÇİN MUTLAKA SAHURA KALKIN!

Vücudumuzda en çok enerji ihtiyacı olan iki sistemin bağışıklık ve sindirim sistemi olduğunu hatırlatan Dyt. Merve Öz, iki sistemin aynı anda çalışmasının çok da mümkün olmadığını, sindirimi durdurmanın bağışıklığı aktive ettiğini söyledi. Ramazan ayı içerisinde de sahurla iftar arasında geçen sürede bağışıklık sisteminin aktive olacağını fakat vücudun strese girmemesi için mutlaka sahura kalkılması gerektiğinin altını çizen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi’nden Uzman Diyetisyen, Uzman Klinik Psikolog Merve Öz  şöyle konuştu: “sahura kalkılmadığında yaşanan uzun süre açlık nedeniyle vücut strese gireceğinden, bu durum bağışıklığın düşmesine neden olabilmektedir. Bu nedenle Ramazan ayını; iftar, iftarla sahur arasında 1 ara öğün ve sahur olmak üzere 2 ana, 1 ara öğün ile geçirmekte fayda var.”

SAHURDA HAFİF VE DOYURUCU YİYECEKLER TERCİH EDİN

Sahurda mümkün olduğunca tüm besin öğelerini içerecek bir sofraya oturulması gerektiğini söyleyen Dyt. Merve Öz, “Besleyici bir çorba, yumurta, peynir, zeytin, yeşillik, salatalık, domates ideal olacaktır. Yulaf/siyez ezmesi severler sahurda bu seçeneği değerlendirebilirler. Fakat en güzel protein kaynaklarından biri olan yumurta, yulaf/siyez ezmesinin yanında tüketilmeli.”

TÜM VÜCUT SİSTEMİNİN ÇALIŞMASI İÇİN İFTARLA SAHUR ARASINDA SU İÇİN

Güçlü bir bağışıklık sistemi için su olmazsa olmazlar arasında yer alıyor. Tüm vücut sistemlerinin çalışması için suyun gerekli olduğunun altını çizen Dyt. Merve Öz, “Su, toksinlerin vücuttan atılmasına, besinlerin hücrelerimize taşınmasına, bakterilerin ve virüslerin etkisiz hale gelmesine yardımcı olur. Bu nedenle Ramazan ayı boyunca iftarla sahur arasında yeterli miktarda su içmeye çalışın. Bununla birlikte yeterli su alınmadığında, çay ve kahve de vücuttan su atımını hızlandıracağı için vücuda zarar verebilir. Ramazan ayı boyunca olabildiğince çay ve kahve tüketiminizi azaltıp daha çok su tüketmekte fayda var.” Diye konuştu.

ANTİOKSİDAN ALMAK İÇİN ARA ÖĞÜNDE MEYEVE YİYİN

Meyvelerde bolca bulunan antioksidan moleküllerin hücre hasarını önlemeye yardımcı olarak bağışıklık sistemini güçlendirdiğini hatırlatan Dyt. Merve Öz, şu bilgileri verdi: “Meyvelerde bulunan yüksek lif oranı sindirim sisteminin çalışmasını kolaylaştırarak bağırsaklarda bulunan yararlı bakteriler için uygun ortam oluşturur. Bağırsaktaki yararlı bakterilerimizin sayısı ne kadar fazla ise bağışıklığımız da bir o kadar güçlü olur.”

RAMAZAN İÇECEĞİNİZ KEFİR OLSUN                       

Kefirin içeriğinde bulunan probiyotikler sayesinde kefirin bağışıklık güçlendiren çok belirgin bir etkisi olduğunu anlatan Dyt. Merve Öz, “Bağırsak florasını düzenleyen kefir, ramazan ayında yaşanan konstipasyon (kabızlık) probleminin giderilmesine de yardımcı olur. Ayrıca kefirin glisemik indeksinin düşük olması ve yüksek protein içeriği ile midede uzun süre kalarak tokluk hissi sağlanabilir” diye konuştu.

İFTAR SOFRASINDA MUTLAKA SALATA OLSUN

Orucu açarken yiyecekleri sınırlandırmak her ne kadar zor olsa da sağlıklı bir Ramazan geçirmek ve elbette kilo almamak için bazı noktalara dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatan Dyt. Merve Öz şunları anlattı: “Orucu açıp çorbanızı yedikten sonra 15 dakika ara verin. Daha sonra ana yemeğe geçin. Beynimize doyma sinyali 20 dakika sonra gittiği için iftarda yemek öncesi ara vermek, yavaş yemeği sağladığı gibi porsiyon kontrolünü de kolaylaştırır. Ayrıca başlangıcı çorbayla yapmak doyma hissinin başlamasını ve kan şekerinin ani yükselmesine engel olacaktır.  Ayrıca iftarda ana yemeğinizin yanına mutlaka salata yapın. Salata mide hacmini doldurarak kalorili yiyeceklerden çok yemenizi engelleyecektir. Ayrıca salatadan alacağınız lif bağırsak tembelliğinizi rahatlatacaktır.”

RAMAZANDA KİLO KONTROLÜNÜDE SAĞLAYIN

Fazla kilo, kalp rahatsızlığı ve diyabet dâhil olmak üzere birçok hastalık için risk oluşturduğu için,  ideal kiloda olan kişilerin kilolarını korumak, kilo fazlası olan bireylerin de fazlalıklarından kurtulmak için Ramazan ayı boyunca fazla karbonhidratlı ve yağlı beslenmemeye dikkat etmeleri gerektiğinin altını çizen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi’nden Uzman Dyt. , Uzman Klinik Psikolog Merve Öz, ”Sahurda ve iftarda kızartma ve hamur işi tüketilmemelidir. En kaliteli karbonhidrat ekmek olduğundan pilav, makarna, bulgur pilavı ve pide yerine ekmek tüketilmelidir. Pide, beyaz undan hazırlandığından, kan şekerinde ani artışa neden olmaktadır. Ayrıca lezzeti nedeni ile sınırları aşmanıza neden olduğundan, pide yerine tam buğday, siyez, tam tahıllı ekmeği tüketilmelidir. Tatlı yerine ise mevsim meyveleri tercih edilmelidir.”

YÜRÜYÜŞÜ İHMAL ETMEYİN

Bağışıklık sisteminin güçlü kalmasını sağlayan en önemli unsurlardan birinin de egzersiz olduğunu hatırlatan Dyt. Merve Öz,  “Düzenli yapılan egzersiz hem fiziksel hem de ruhsal sağlığımızı destekleyerek bağışıklığımızı güçlendirmektedir. Engel bir durum yoksa kendinizi çok yormadan her gün 30 dakika yürüyüş yapmayı ihmal etmeyin” dedi

Yeni Yıl sofranızda bol sebze, salata ve ızgara etlere yer verin

Yeni Yıl sofranızda bol sebze, salata ve ızgara etlere yer verin

Yeni yıl akşamının en keyifli anları şüphesiz çeşit çeşit lezzetle süslenen sofralarda çıkıyor. Ancak yılbaşı gecesi ne tükettiğine dikkat etmeyenler yılın ilk gününü sağlık sorunlarıyla karşılıyor. Diyetisyen Yusuf Öztürk, yılbaşı akşamı doğru beslenmenin ipuçlarını paylaşıyor.

Bu sene yılbaşı sofrasında arkadaşlarımızla, sevdiklerimizle bir araya gelemeyeceğiz ama bu akşamımızın sıradan olacağı anlamını taşımıyor. Ailemizle birlikte evimizde güzel bir gece geçirmek için zengin sofralar kurmaya devam edecek, her şeye rağmen yeni yılı heyecan ve umutla karşılayacağız. Peki, yılbaşı akşamı ne tüketmeli, ertesi gün sindirim sorunlarıyla karşılaşmamak için ne yemeliyiz? Sağlıklı ve dengeli beslenmenin en önemli şartının düzenli aralıklarla, azar azar ve sık sık beslenmek olduğunu hatırlatan Diyetisyen Yusuf Öztürk, bu beslenme biçiminin yılbaşı akşamında da sürdürülebileceğini belirtiyor. Özellikle akşam fazla besin tüketileceği hesaplanarak gün içerisinde aç kalmanın, düzenli beslenmemenin yapılabilecek en büyük hatalardan biri olduğunun altını çizen Dyt. Yusuf Öztürk, “Sabahtan başlayarak tüm öğünleri mutlaka düzenli ve yeterli almak gerekir ki akşam yemeğine kadar metabolizmamız yavaşlamasın, sindirim faaliyetleri devam etsin” diyor.

Tatlı tercihiniz sütlü veya meyveliden yana olsun

Dyt. Öztürk, yılbaşı yemeğinde daha az yağlı ve sindirimi kolay olan yiyeceklerin tercih edilmesini öneriyor. Bol yağlı ve soslu etlerin sindiriminin zor olduğuna dikkat çeken Dyt. Öztürk, “Ana yemeğimiz et grubu olacaksa daha çok sebzeli, ızgara, haşlama veya fırında hazırlanmış bir et yemeğini tercih etmeliyiz. Yemeğe çorbayla başlayıp çiğ sebzelerden hazırlanmış salatalarla birlikte ana yemeğimizi tüketebiliriz. Yılbaşı akşamı sütlü ve meyveli olan tatlıları tercih etmeliyiz. Şerbetli hamur tatlıları kan şekerini hızlı yükseltip aynı hızla düşürdüğü için hem uzun süreli tokluk sağlamaz hem de vücudumuzu çok fazla yorar. Sindirim sistemimiz o akşam her akşamkinden fazla çalışacağı için sindirimi daha kolay, meyveli ve sütlü tatlıları tüketmemiz daha doğru olacaktır. Alkollü içeceklerden alkol oranı en az olan içecekleri tercih ederek karaciğerimizi korumaya çalışın ve iki kadehi geçmemeye özen gösterin” diyor.

Yılbaşı akşamı en çok tüketilen besinlerden biri de şüphesiz kuruyemişler Diyetisyen Yusuf Öztürk, besin içeriği zengin olan kuruyemişlerin mutlaka ölçülü tüketilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Dyt. Öztürk, kuruyemiş tabağında daha az fındık, fıstık, ceviz badem; daha fazla leblebi ve kuru meyveye yer verilirse hem sindirimin daha da zorlaşmasına engel olacağını hem de kalori alımının azalacağını hatırlatıyor.

Korona bağışıklık sisteminizi güçlendirecek besinler tüketin

Korona bağışıklık sisteminizi güçlendirecek besinler tüketin

Koronavirüs hepimizin hayatını çok etkiledi ve etkilemeye de devam ediyor. Vaka sayıları ve ölüm sayısının artmasıyla herkese endişe yaratıyor. Koronavirüse yakalanma riskimiz de şu günlerde çok yüksek görünüyor. Besin Alerjisi Derneği üyesi Alerji Diyetisyeni Ecem Tuğba Özkan, koronavirüse karşı bağışıklığımızı yükseltmek için nasıl beslenmemiz gerektiğini çok detaylı bir şekilde anlattı.

Koronavirüsünden korunmak ve hasta olduktan sonra iyileşebilmek için etkisi netleşmiş mucize bir besin yoktur. Ancak yapılan çalışmalar sonucunda bağışıklık sistemi güçlü bireylerde hastalık riskinin düşük olduğu görülmüştür.

Doğru beslenme ve sıvı alımı hayati önem taşır. Dengeli beslenen insanlar, daha güçlü bağışıklık sistemleri, daha düşük kronik hastalık ve bulaşıcı hastalık riski ile daha sağlıklı olma eğilimindedir. Bu yüzden vücudunuzun ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral, diyet lifi, protein ve antioksidanları almak için her gün çeşitli taze ve işlenmemiş yiyecekler yemelisiniz.

Fazla kilo, obezite, kalp hastalığı, felç, diyabet ve belirli kanser türleri riskinizi önemli ölçüde azaltmak için şeker, yağ ve tuzdan kaçının. Sağlıksız ve dengesiz beslenme, yetersiz uyku, enfeksiyon riskinde artışa ve hastalık sürecinde kişilerin iyileşmesinde gecikmeye neden olmaktadır.

Alerj Diyetisyeni Ecem Tuğba Özkan

Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek altın değerinde bazı öneriler;

  • Öğünlerinizde çeşitliliğe önem verin: A, C, D, E, B 2, B 6, B 12 vitaminleri, folik asit ve demir, çinko, bakır gibi eser elementlerin yetersiz alımı  bağışıklık sistemini tehlikeye atar ve kişileri enfeksiyonlara yatkın hale getirir, bunun için her öğün tabaklarda besin çeşitliliği sağlanmalıdır.
  • Besinlerin temizliğine önem verin ve iyi pişmiş olmasına dikkat edin: Koronavirüsün gıdalarla bulaştığına dair bir bulgu olmasa da gıda hazırlama süreçlerinde temizliğin en üst düzeyde sağlanması, et ürünleri başta olmak üzere; pişen tüm yiyecekler iyi pişmiş olarak tüketilmelidir.
  • Yumurta ve süt ürünleri tüketin: Yumurta ve peynir uygun koşullarda saklandığında uzun süre dayanabilen ve kaliteli protein içeren besinlerdir. Vücudun hastalıklara savaşabilmesi için her gün yeterli protein alınması gerekmektedir. Ayrıca probiyotik takviyeli yoğurtlar ve kefir gibi ürünler de bağışıklık sistemini destekleyici etki gösterdikleri için her gün tüketilmeli.
  • Kompleks karbonhidrat içeren gıdalar tercih edin: İyi bir glisemik kontrol, enfeksiyon riskini ve şiddetini azaltmaya yardımcı olur. Bu süreçte kompleks karbonhidrat tüketimi kan şekerindeki dalgalanmalara engel olur, iyi glisemik kontrol, pnömoni olasılığını da azaltır. Basit karbonhidrat olan beyaz undan yapılmış ekmekler  yerine kompkeks karbonhidrat içeren tam tahıllı gıdalarla yapılan ürünler tercih edilmelidir. Örneğin normal ekmek yerine tam buğday ekmeği, pirinç pilavı yerine bulgur pilavı, mısır ekmeği yerine yulaf ekmeği tercih edilebilir.
  • C vitamini önemli: Narenciye grubu meyveler ve yeşil yapraklı sebzeler bağışıklık sistemini destekleyici C vitamininden zengin olduğu için bu meyvelerin tüketimine ağırlık verilmeli, salatalara taze limon sıkılmalı.
  • Balık tüketin: Balık, kırmız et ve kümes hayvanlarına kıyasla daha fazla yağ içerebilmesine rağmen genel olarak aynı miktardaki diğer etlerden daha az enerjiye sahip olduğu için tüketiminin artırılması gereken yiyeceklerdendir. Bu sebeple haftada en az 2 gün, mevsimine uygun, yağlı balık tüketilmesi faydalı olacaktır.
  • Zararlı yağlı gıdalardan uzak durun: Yemeklerde doymuş yağlar (örneğin yağlı et, tereyağı, hindistancevizi yağı, krema, peynir, gibi) yerine kalp ve damar sağlığı için koruyucu olan doymamış yağlar (örneğin balık, avokado, fındık, zeytinyağı, soya, kanola, ayçiçeği ve mısır yağı) tüketilmesi faydalı olacaktır.
  • Gıdaları taze tüketin: Önemli vitaminlerin kaybına yol açabileceğinden sebze ve meyveler fazla pişirilmemeli, konserve veya kurutulmuş sebze ve meyve kullanırken, tuz veya şeker eklenmemiş çeşitleri seçilmelidir.
  • Tuzdan kaçının: Hipertansiyon veya böbrek hastalıklarına olumsuz katkı sağlayabileceği için günlük tuz tüketimi 5 g’dan (yaklaşık 1 çay kaşığı) düşük olmalı ve iyotlu tuz kullanılmalıdır
  • Evde yemek yemeyi tercih edin: Diğer insanlarla temas oranınızı azaltmak ve koronovirüse maruz kalma olasılığınızı azaltmak için evde yemek yemeyi tercih edin. Restoranlar, kafeler gibi kalabalık sosyal ortamlarda hijyen her zaman mümkün değildir. Enfekte kişilerden gelen damlacıklar yiyeceklere bulaşabilir.
  • Bol su tüketin: Günde 2-2.5 lt su tüketimi önerilir. Bol su tüketmek fazla zararlı maddelerin vücudumuzdan atılmasına, mineral dengesi ve tansiyon dengesi için faydalı olacaktır.
  • Zerdaçal ve karabiber: Yetişkin yaşta olanlar baharat olarak günde 1 tatlı kaşığı zerdeçal ile beraber karabiber tüketilmesi antioksidan etkilerinden dolayı faydalı olacaktır. Zerdaçal ve karabiber birlikte kullanıldığında daha fazla antioksidan etki göstermektedir.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİMİZİ GÜÇLENDİRMEK İÇİN ÖRNEK BESLENME PROGRAMI 

 KAHVALTI

Kuşburnu veya ekinezya çayı

Haşlanmış yumurta

Beyaz peynir

Zeytin veya ceviz içi

Avokado

Bol yeşillik, kırmızı veya yeşil biber

Tam buğday ekmek

ÖĞLE

90 g et  (haftada 2 gün balık, 3 gün beyaz, 2 gün kırmızı et)

Haşlanmış, zeytinyağı ilaveli sebze yemeği (brokoli, tatlı patates, karnabahar, havuç)

Bulgur pilavı

Salata (marul, havuç, maydanoz, limon suyu)

İKİNDİ

3-4 yemek kaşığı yulaf

1 su bardağı süt

1 adet meyve (kivi, turunçgiller, nar)

1 avuç içi kadar yağlı tohum, kabak çekirdeği

AKŞAM

Balkabağı çorbası/mercimek çorbası

Kıymalı sebze yemeği (haftada 2 gün kıymalı kurubaklagil yemeği)

4 yemek kaşığı yoğurt (mümkünse probiyotik takviyeli)

Limonlu mevsim salata

Tam buğday ekmeği

Alerj Diyetisyeni Ecem Tuğba Özkan son olarak beslenmemizin düzenli olmasının bizleri koronavirüse karşı daha kuvvetli olmamızı sağlayacağını ve bu nedenle dengeli ve düzenli beslenmenin çok önemli olduğunu belirtti.

Turşunun gücünden faydalanın!

Turşunun gücünden faydalanın!

Bir yandan Covid-19 enfeksiyonu, bir yandan mevsimsel hastalıklar derken bağışıklık sisteminin güçlü olması her zamankinden çok daha önemli. Lezzetli olduğu kadar bağışıklığı güçlendirmeye katkı sağlamasıyla da öne çıkan besinlerden turşuya sofralarda yer vermek gerektiğini belirten Acıbadem Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Öneş, “Turşu yararlı bakterilerden oldukça zengin bir besindir ve başta bağırsak sağlığı olmak üzere bağışıklığın güçlenmesinde, metabolizmanın hızlandırılmasında ve kan şekerinin dengelenmesinde sağlığa olumlu katkıları bulunur. Yapılan son bilimsel çalışmalar ise turşunun kanserden koruyucu etkilerinin de olabileceği yönündedir. Ancak bu kadar çok faydası bulunan bir besinin kurulması, saklanması veya tüketilmesi sırasında yapılabilecek birtakım hatalar yararlı bakterilerin yerine zararlı bakterilerin sayısını arttırarak sağlığı olumsuz etkileyebilmektedir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Öneş, turşu kurarken, tüketirken ve saklarken dikkat edilmesi gereken 10 önemli kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Turşu yapacağınız besinleri özenle seçin

Turşusunu kuracağınız meyve ve sebzelerin taze, zedelenmemiş ve kaliteli olmasına özen gösterin. Eğer çürümeye veya bozulmaya başlamış bir meyve veya sebzeyi turşu kurmak için kullanırsanız turşu oluşum mekanizmasında gerekli olan yararlı bakterilerin oluşmasını/ çalışmasını engelleyebilir ve zararlı bakterilerin artmasına neden olarak besin zehirlenmelerine yol açabilirsiniz.

Plastik yerine cam kapları kullanın

Turşunuzu kuracağınız kabın cam olmasına dikkat edin. Çünkü sağlığa uygun olmayan plastik kapların yapımında kullanılan kanserojen maddeler turşunun içerisine geçebilir ve bu durum sağlık için oldukça büyük bir risk yaratır. Sağlık için riskinin yanı sıra küresel ısınmayı arttırmamak için de plastik kullanımını en aza indirmemiz gerektiğinden turşu kurmak için en iyi tercihin cam kaplar olduğunu unutmamak gerekir.

Turşu kurmadan önce besin ve kap temizliğine dikkat edin

Turşu kurarken kullanacağınız besinlerin öncesinde çok iyi temizlenmiş olması gerekmektedir. Aynı şekilde kullanacağınız kap, kaşık, kepçe vb. malzemelerin de iyi temizlenmesi gerekmektedir ancak bu malzemelerde temizlik malzemesi kalıntısı da kalmamasına dikkat edilmelidir. Kalıntı temizlik malzemeleri sağlık için risk oluşturmakla beraber mayalanmanın oluşmasını da engeller.

İçme suyu kullanın

Besinlerinizi koyacağınız tuzlu salamura suyun temiz olması oldukça önemlidir. Bu nedenle güvenli olmayan kaynaklardan alınmış veya çok beklemiş suların içerisinde zararlı bakterilerin olduğu unutulmamalı ve turşu için asla kullanılmamalıdır. Temiz olmayan su ile hazırladığınız turşunun içerisinde zararlı bakteriler çok fazla üreyeceğinden besin zehirlenmelerine yol açabilir.

Tuzu kararında kullanın

Uzman Diyetisyen Ece Öneş “Turşu için tuz olmazsa olmazdır. Turşunun oluşum mekanizmasındaki yararlı bakterilerin üremesi ve zararlı bakterilerin oluşumunun engellenmesi için yeterli miktarda tuz varlığı çok önemlidir. Turşunun tuzu az konulduğunda yumuşama ve suda bulanıklaşma görülürken; tuzu fazla konulduğunda ise olgunlaşma süresi uzadığı gibi tadı da fazla tuzlu olacaktır. Bu nedenle hazırlanacak salamura suyunun 1 litre suya 80 gram tuz eklenerek (yüzde 8’lik tuzlu su) hazırlanması oldukça önemlidir” diyor.

Kaya tuzu tercih edin

Eğer turşunuzun yumuşamasını istemiyorsanız tuz tercihinizi kaya tuzundan yana kullanın. Sofra tuzuyla yapılan turşular kaya tuzuyla yapılan turşulara göre çok daha kısa sürede yumuşamaktadır. Kaya tuzu kullandığınızda da yüzde 8’lik (1 litre suya 80 gram kaya tuzu) tuzlu su hazırlamanız yeterli olacaktır.

Sirke ve limon tuzu kullanın

Eğer turşunuzu taze fasulye gibi asitliği az olan bir sebze veya meyveyle kuracaksanız turşu oluşumunu sağlayabilmek için daha fazla tuz koymanız gerekir. Ancak tuzu ne kadar arttırırsanız sağlık açısından o kadar risk oluşturacağından tuz yerine limon tuzu kullanarak aynı mekanizmanın gerçekleşmesini sağlayabilirsiniz. Turşu oluşumunda zararlı bakterilerin kontrolsüz üremesini engelleyen sirkeden de turşu yapımı sırasında destek alabilirsiniz.

Karanlıkta, uygun sıcaklık ve uygun sürede bekletin

Turşunuzu kurdunuz, sıra geldi bekletmeye. Turşunuzun karanlıkta ve 18-20 derecede beklemesi gerekmektedir. Eğer 20 derecenin üzerinde bir sıcaklıkta bekletilirse zararlı bakterilerin hızla artması söz konusuyken 18 dereceden daha düşük bir sıcaklıkta bekletilmesi ideal bir turşu oluşumunu engeller. En ideal bekletme süresi ise genellikle 4-6 haftadır.

Beyaz tabakayı takip edin

Sebze veya meyveleriniz mayalanmaya başladıktan sonra en üst kısımda oluşan beyaz tabakanın takip edilmesi ve görüldüğü anda hemen alınması gerekir. Bu tabaka hemen alınmazsa küf oluşmasına ve dolayısıyla turşunun bozulmasına neden olur. Eğer uygun oranda tuz eklenmediyse ve/veya uygun sıcaklıkta bekletilmediyse beyaz tabaka görülme olasılığı daha yüksektir.

Tüketirken dikkat!

Uzman Diyetisyen Ece Öneş “Turşunun sağlığa yararları oldukça fazladır ancak tuzlu bir besin olduğu ve sodyum içeriğinin yüksek olduğu unutulmamalıdır. Örneğin beyaz lahananın 100 gramında 12 mg sodyum bulunurken 100 gram lahana turşusunda yaklaşık 300 mg sodyum bulunmaktadır. Bu nedenle eğer hipertansiyon hastasıysanız, herhangi bir kalp-damar hastalığınız varsa, kronik böbrek yetmezliği hastasıysanız, sık sık ödem problemleri yaşıyorsanız veya mide problemleriniz varsa turşunun sık tüketilmesi size yarar sağlamadığı gibi zarar verecektir” diyor.