Yazılar

Aşırı sıcakta hangi içecekler içilmeli?

Aşırı sıcakta hangi içecekler içilmeli?

Altınbaş Üniversitesi Gastronomi Bölümü Öğr. Gör. Merve İşeri, aşırı sıcağın vücutta sıvı, mineral ve elektrolit kaybına yol açtığını belirterek yazın içilmesi gereken içeceklerle ilgili önemli uyarılarda bulundu.

Altınbaş Üniversitesi Gastronomi Bölümü Öğr. Gör. Merve İşeri, aşırı sıcakların görüldüğü yaz aylarında insan vücudunun normalden çok daha fazla su kaybı yaşadığını belirterek, “Sıcak yaz günlerinde vücuttan birçok mineral, elektrolit ve sıvı atılır. Bu kaybın takviye edilerek yerine konması bedensel fonksiyonların yerine getirilmesi için çok önemlidir” dedi. Öğr. Gör. Merve İşeri, dehidrasyondan nasıl korunulması gerektiğini şöyle anlattı:

Pause Sağlık, Pause Dergi

“Su, içinde hiçbir katkı bulunmayan, şeker ve tuz yüklemesi yapmayan; insan vücudunun en şiddetle gereksinim duyduğu içecektir. Sık sık su ile vücuda takviye yapılması gerekir. Su içmeyi sevmeyenler sularını salatalık, limon, çubuk tarçın, karanfil, çilek dilimleri veya buz küpleri ile zenginleştirerek tatlandırabilirler. Ancak şeker veya tuz eklemekten kaçınılmalıdır.”

Süt ve ayranın faydaları

Süt ve ayranın da protein, karbonhidrat, kalsiyum ve elektrolitler açısından zengin olduğunu ve vücudu desteklediğini belirten İşeri, “Özellikle terleme ile vücuttan atılan sodyumun yerine konmasında süt önemli rol oynar. Benzer şekilde, ayran da vücudun kaybettiklerini geri kazandırırken aynı zamanda probiyotik özelliği sayesinde sindirim sisteminin düzenlenmesine yardımcı olur” değerlendirmesi yaptı. Merve İşeri, ayranın tuzsuz veya az tuzlu içilmesi gerektiğini de vurguladı.

Taze sıkılmış sebze ve meyve sularının da içerdikleri vitamin ve mineraller açısından zengin ve lezzetli alternatifler olacağını kaydeden İşeri, “Özellikle salatalık veya karpuz gibi su içeriği yüksek olan sebze meyvelerle hazırlanan meyve suları sağlıklı bir tercih olur” dedi.

Meşrubat ve alkolden kaçınılmalı

Öğr. Gör. Merve İşeri, sıcak havalarda içilmesi kesinlikle tavsiye edilmeyen içecekler konusunda ise şu bilgileri verdi: “Yazın içerisinde yüksek oranda şeker ve katkı maddesi bulunan sporcu içecekleri ile gazlı veya gazsız meşrubatlar, hazır meyve suları ve büyük oranda su kaybına neden olan alkollü içeceklerden kaçınmak gerekir.”

Kahve uyandıktan bir saat sonra içilmeli

Kahve uyandıktan bir saat sonra içilmeli

Gastronomi uzmanı Merve İşeri, stres hormonu olarak da bilinen kortizolün en yoğun olduğu zaman diliminin uyandıktan sonraki 1 saat olduğunu belirterek, “Bu süre içerisinde kafein alımı bu hormonun salgılanmasını artırır ve aynı zamanda kafeinin fizyolojik etkilerini azaltır” dedi

Altınbaş Üniversitesi Gastronomi Bölümü Öğr. Gör. Merve İşeri, günün ilk kahvesini uyandıktan bir saat sonra içmenin sağlık açısından daha yararlı olacağını belirtti. Sabahları gün ışığı ile insan vücudunda  kortizol hormonu salgılandığını belirten Merve İşeri, “Aynı zamanda stres hormonu olarak da bilinen kortizolün sağlıklı bir vücutta en yoğun olduğu zaman dilimi uyandıktan sonraki 1 saatlik süredir” dedi. İşeri şu bilgileri verdi:

“Bu süre içerisinde kafein alımı kortizol salgılanmasını artırır ve aynı zamanda kafeinin fizyolojik etkilerini de azaltır. Kısacası hem vücuttaki stres hormonu seviyesi sağlıklı seviyelerin üzerine taşınabilir iken hem de kafeinin uyarıcı etkileri azalır. Kahve tüketimini uyandıktan yaklaşık 1 saat sonrasına bırakmak bu açıdan çok daha sağlıklı olacaktır.”

Kahvenin asidik bir içecek olduğunu da vurgulayan Merve İşeri, “Sabahları açken kahve içildiği zaman mide asidinin artması tetiklenir. Gastrit, reflü gibi rahatsızlıkları olanlar ağırlıklı olmak üzere mide yanması, sindirim rahatsızlıkları gibi şikayetleri artırabilir” uyarısında bulundu.

Kahvenin faydaları

Kahvenin kalorisinin çok düşük olduğunu ve bir bardak kahvede ortalama 2 kalori bulunduğunu belirten İşeri, “Bu nedenle şekersiz ve sütsüz içilmesinde yarar var” dedi.

Kahvenin polifenol adı verilen antioksidanları da barındırdığını kaydeden Merve İşeri, “Polifenol vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Ancak hazır çözünebilir kahvelerde geçtikleri işlemlerden ötürü polifenoller oldukça azalmakta, aromatik ve faydalı özelliklerini kaybetmektedir” diye konuştu.

Merve İşeri, kahvenin sağlığa diğer yararları konusunda şu bilgileri verdi: “Kahvenin içerisinde bulunan B2 ve B3 vitaminleri bağırsaklarda yiyeceklerin sindirilmesine yardımcı olarak vücudun ihtiyacı olan enerjiyi depolamasına yardımcı olur. Magnezyum ve potasyum içeren kahve kalp ve kemik sağlığı için faydalıdır.”

 

Fazla tüketilmesinin zararları

Tüm besinlerde olduğu kahvede de günlük tüketim miktarının sınırlandırılması gerektiğini ifade eden İşeri, “Günde en fazla 3-4 bardak tüketilmesi bir yetişkin için önerilmekte, çocuklar için yüksek kafein oranından ötürü önerilmemektedir. Fazla tüketildiğinde, kahve içerisinde bulunan kafein kalp basıncını yükseltir, diüretik etkisinden ötürü fazla idrara çıkılmasına sebep olarak vücutta su kaybına neden olur, vücudun biyolojik saatini değiştirebilir ve uykusuzluk problemlerine neden olur. Aynı zamanda, stres hormonunun artmasına neden olarak anksiyete, gerginlik ve panik atakları tetikleyebilir. Kahvenin sağlıklı tüketimi, gün içerisinde öğün aralarında ve günde 3-4 bardağı geçmeyecek şekilde olmalıdır” dedi.

Ekmeklik buğdayda glüten ve alerjen belirtiler

Ekmeklik buğdayda glüten ve alerjen belirtiler

Altınbaş Üniversitesi Gastronomi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Haydar Özpınar, ‘Ekmeklik Buğday Türlerinde Alerjen Proteinlerin Saptanması’ konulu araştırmasıyla Türkiye’de ilk defa buğday türlerindeki alerjen protein olan Amilaz Tripsin Inhibitörü çeşitlerini ve miktarlarını saptadı.

Prof.Dr. Özpınar, Almanya Potsdam Üniversitesi Beslenme Bilimleri Enstitüsü ile ortaklaşa yürütülen ve Alexander von Humboldt Vakfınca desteklenen projeyle, Türk ve Alman halklarının tükettikleri ekmeklik buğday unlarındaki alerjen proteinlerin ilk defa incelendiğini vurguladı.
Yapılan çalışmalarda bazı ekmeklik buğdaylarda sindirim bozukluğuna neden olabilecek Amilaz Tripsin İnhibitörü  (ATI) olarak bilinen bir alerjen protein miktarının yüksek bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Haydar Özpınar, bu tür alerjen protein miktarı yüksek buğday tohumlarının belirlenmesinin insan sağlığı için büyük önem taşıdığını belirtti.

Türkiye’de ilk defa yapıldı

Almanya ile birlikte yürüttükleri ortak çalışma hakkında bilgi veren Prof. Dr. Haydar Özpınar, 2019 yılında düzenlediği ‘Ekmek ve Önemi’ konulu konferanstan sonra ekmeklik buğdayların alerjen proteinler açısından incelenmesi gerektiğine inandığını, bu nedenle de bu tür bir çalışmayı  gerçekleştirdiğini söyledi. “İnsan sağlığı tespiti için geliştirilmiş olan aletler kansere sebep olan veya sağlığı olumsuz etkileyen diğer proteinleri saptamakta kullanılıyor fakat ne yazık ki bu gelişmiş teknoloji, gıdalar üzerinde ülkemizde hiç kullanılmadı” diyen Prof. Dr. Haydar Özpınar,

“Buğdayda glutene bağlı oluşan çölyak hastalığı ve semptomları biliniyor. Ancak, yine buğdayda bulunan Amilaz Tripsin Inhibitörleri (ATI) olarak adlandırılan alerjen proteinler konusunda yeterince bilgi yok. Ekibimle birlikte Türkiye’de ilk defa farklı bölgelerden toplanan ekmeklik buğday unlarında Amilaz Tripsin Inhibitörleri ve bunların miktarlarını araştırdık” açıklamasını yaptı.

“Bazı unlarda alerjen oranı çok yüksek”

Araştırmaya konu olan Amilaz Tripsin İnhibitörlerinin ne oldukları ve nasıl oluştuklarına dair bilgiler aktaran Prof. Dr. Haydar Özpınar, şunları söyledi: “Amilaz; Diyetimizde önemli yer teşkil eden karbonhidratları, özellikle nişasta ve Oligosakkaridleri parçalayarak bunların sindirilmesini sağlar. Pepsin ise yine gıdalarda bulunan proteinleri parçalayarak son ürün olan aminoasitlerin oluşumuna, yani proteinlerin sindirilmesine yardımcı olur. Bu iki faydalı enzim inhibe edilirse (etkisiz hale getirilirse), bu besin maddeleri sindirilememekte ve bağırsağımızda patojen mikroorganizmaların artışına neden olmaktadır. Bu durum, çeşitli sindirim bozukluklarına yol açabilmektedir. Araştırmamız kapsamındaki incelemelerde, bazı ekmeklik buğday unlarında bu inhibitör proteinlerin oranlarını çok düşük bulurken, bazı unlarda ise çok yüksek oranda yer aldıklarını saptadık.”

Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan destek

Proje kapsamında çalışmaların devam ettiğini belirten Prof Dr. Haydar Özpınar, araştırmanın amacının insan sağlığına zararlı olan alerjen maddeleri saptamak ve bunların ekmek üretiminde mümkün olduğunca kullanılmamasını sağlamak olduğunu belirterek projede Tarım ve Orman Bakanlığı TAGEM’in yanı sıra İstanbul Halk Ekmekle birlikte hareket ettiklerini, ürün toplamada her iki kurumdan da destek aldıklarını söyledi.

Okan Üniversitesi Gastronomi Bölümü ile Bonfilet işbirliği

Okan Üniversitesi Gastronomi Bölümü ile Bonfilet işbirliği

Kırmızı et sektörünün önemli temsilcilerinden Bonfilet, Okan Üniversitesi Gastronomi Bölümü ile yeni bir iş birliğine imza attı.

Et üreticileri arasında ilk marka-üniversite iş birliği olması açısından büyük önem taşıyan anlaşma kapsamında Bonfilet, Okan Üniversitesi Gastronomi Bölümü’nün bilimsel ve akademik faaliyetlerine katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Gerçekleştirilen iş birliği kapsamında Ar-Ge çalışmalarından ürün teminine, sertifika programlarından ders içeriklerine ve organizasyonlara kadar birçok alanda birlikte çalışılması hedefleniyor. Bilimsel ve akademik faaliyetlere katkıda bulunmayı amaçlayan anlaşma, et üreticileri arasındaki ilk marka-üniversite iş birliği olması açısından da büyük önem taşıyor.