Yazılar

Topraktan sofraya uzanan yolcuk

Topraktan sofraya uzanan yolcuk

Gıdanın, topraktan sofraya uzanan yolculuğunda “gıda güvenliği ve soğuk zincir” insan sağlığı için oldukça önem taşıyor. Beykoz Üniversitesi’nin, Lojistik Derneği (LODER) iş birliği ile düzenleyeceği 11. Tarım-Gıda ve Soğuk Zincir Lojistiği Sempozyumu, 28 Nisan 2021, Çarşamba Günü saat 09:30-17:00 arasında çevrim içi olarak gerçekleştirilecek. Etkin ve verimli soğuk zincir lojistiğinin öneminin tartışılacağı sempozyum, soğuk zincir lojistiğinin sürdürülebilirliği için standartlar oluşturulmasına katkı sağlamayı amaçlıyor.

Gıda tüketimi, basit bir günlük fonksiyonun ötesinde, insan sağlığı ve mutluluğu için büyük önem taşıyor. İnsanın sağlık ve mutluluğuna giden yol ise “güvenilir gıda”dan geçiyor.  Güvenilir gıda deyince, her türlü bozulma ve bulaşmaya yol açan etkenden arındırılarak tüketime uygun hale getirilmiş gıda anlaşılıyor. Güvenilir gıda için gıdaların uygun koşullarda taşınması ve depolanması gerekiyor. Gıdaların doğru taşınması için ise “soğuk zincir” olmazsa olmaz… Üretim aşamasından başlayıp sevkiyat, depolama ve tüketim aşamasına kadar geçen süreçte tarım ve gıda ürünlerinin düşük sıcaklıkta saklanmasına “soğuk zincir” deniliyor.

Çevrim içi sempozyum tüm gün sürecek

Günümüzde tüketicilerin güvenilir gıdaya ulaşma isteğinde önemli bir artış yaşanırken, Beykoz Üniversitesi “gıda güvenliği” ve “soğuk zincir” konusunun masaya yatırılacağı bir sempozyum düzenlemeye hazırlanıyor. Beykoz Üniversitesi ve Lojistik Derneği’nin (LODER) iş birliği ile düzenlenecek 11. Tarım-Gıda ve Soğuk Zincir Lojistiği Sempozyumu, 28 Nisan Çarşamba Günü saat 09:30-17:00 arasında çevrim içi olarak gerçekleştirecek. Sempozyumun bu yılki ana teması, “Gıda Güvenliği ve Soğuk Zincir” olarak belirlendi.

Açılış konuşmasını Rektör Durman yapacak

  1. Tarım-Gıda ve Soğuk Zincir Lojistiği Sempozyumu’nun açılış konuşmasını Beykoz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman yapacak. Sempozyum Başkanlığını ise Beykoz Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Y. Birol Saygı yürütecek. Beykoz Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bengisu Bayrak Shahmiri ve Lojistik Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Tanyaş’ın da açılış konuşmasını yapacağı sempozyum, üç oturum halinde gerçekleştirilecek.

Sempozyumun amacı ne?

İnsan sağlığını doğrudan etkileyen tarım ürünleri ile gıdaların, depolanması ve dağıtılması sırasında karşılaşılan zorlukların ve gereksinimlerin tüm taraflar tarafından bilinmesini amaçlayan sempozyum, etkin ve verimli soğuk zincir lojistiğinin önemini artırmayı hedefliyor. Soğuk zincir lojistiğinin sürdürülebilirliği için standartlar oluşturulup, taraflar arasında iş birliği ortamı geliştirmeye katkı sağlamayı amaçlayan sempozyumda, gastronomi bakış açısıyla tarım-gıda tedarik zinciri de değerlendirilecek. 11. Tarım-Gıda ve Soğuk Zincir Lojistiği Sempozyumu’nun birinci oturumunda “Tarım-Gıda Tedarik Zinciri, Gıda Sanayinde Gıda Güvenliğinin Önemi, Gıda Güvenliği ve Soğuk Zincir Lojistiği, Avrupa Birliği ve Türkiye’de Gıda Güvenliği ile Hazır Gıda Sektöründe Soğuk Zincir ve Yeni Uygulamaları” konusu ele alınacak. Oturumun moderatörlüğü Beykoz Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. H. Suavi Ahıpaşaoğlu yapacak.

Pandemi sonrası gıda kayıpları

Sempozyumun ikinci oturumunda “Akıllı Şehirler ve Kentsel Tarım başlığı altında Tarımda Kooperatiflerin Fonksiyonu, Tarım- Gıda Kısa Tedarik Zincirleri ve Bölgesel Ağlar, Toplu Beslenme Sistemlerinde Pandemi Sonrası Yaklaşımlar ve Gıda Kayıpları ve Atıkların Önlenmesi” konuları ele alınacak. İkinci oturumun moderatörlüğünü ise Beykoz Üniversitesi Rektör Yardımcısı, İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Baki Aksu yürütecek. “Gastronomi ve Mutfakta Soğuk Uygulamaları” panelinin gerçekleştirileceği üçüncü oturum ise Bilgi Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Dr. Dilistan Shipman’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilecek.

 “Devlet girdi maliyetlerini düşürmedikçe gıda fiyatları düşemez”

 “Devlet girdi maliyetlerini düşürmedikçe gıda fiyatları düşemez”

Son haftalarda gıda fiyatlarında yaşanan belirgin artışlar ülke gündemine oturdu. Tüketiciler tepkilerini sosyal medyaya taşırken, Ticaret Bakanlığı da market, pazar ve toptancı hallerinde baskınlar yaparak sorunu çözmeye çalışıyor. Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) ise çözümün yanlış yerde arandığına, öncelikle girdi maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Son dönemde artan gıda fiyatları ve bu çerçevede yürütülen uygulamalar konusunda bir basın açıklaması yapan TGDF Başkanı Şemsi Kopuz, sorunun maliyetlerdeki artış olduğunu, üretici ve esnafa baskı yaparak bir çözüme ulaşmanın mümkün olmadığını vurguladı. Kopuz, temel gıda ürünleri bazında rafa mal koyan işletmeler üzerinde oluşturulan baskının, gıda zincirinde telafisi mümkün olmayan zararları beraberinde getirdiğinin altını çizdi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine bakıldığında tarım ve gıda sektörü girdi maliyetlerinin son aylarda ciddi şekilde arttığının görüldüğünü belirten Kopuz, buna bir çözüm bulunmadan gıda fiyatlarının düşmesini beklemenin sonuçsuz kalacağını ifade etti. TGDF Başkanı Kopuz, basın açıklamasında şunlara dikkat çekti:

“Devletin resmi verilerine göre yem fiyatları %23 oranında arttı”

“Geçtiğimiz günlerde yayınlanan TÜİK Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi Kasım 2020 verileri, gıdadaki fiyat artışının nedenini açık şekilde gözler önüne seriyor. Devletin resmi verilerine göre Kasım ayı itibarıyla 2020 yılında hayvan yemi, gübre, bina ve araç gereç bakım masrafları gibi kalemlerde toplamda %15,35’lik bir artış yaşandı.

Traktör gibi tarımsal üretimde kullanılan makinelerin bakım masrafı yılın 11 ayında %36,69’luk artış gösterdi. Aynı dönemde hayvan yeminde yaşanan artış %23,37 düzeyinde, gübredeki fiyat artışı %16,66 düzeyinde oldu. Artışın Aralık ve Ocak aylarında da sürdüğü tahmin ediliyor. Bu artışlar doğrudan çiftçimizi, esnafımızı ve üreticimizi etkiliyor.”

“Üretimin maliyeti artarken ürünün fiyatı aynı kalamaz”

Kopuz açıklamasında girdi maliyetleri yanında birçok başka maliyetin de olduğuna değindi:

“Bunlar sadece girdi maliyetindeki artışlar. COVID-19 nedeniyle yaşanan satış daralmasının yarattığı finansman maliyeti başta olmak üzere; lojistik, depolama, işçilik, enerji, ambalaj, dağıtım gibi kalemlerde yaşanan artışlarla beraber; et, süt, ayçiçek yağı gibi temel gıda ürünlerinde toplam maliyet artışı %30’un bile üzerine çıktı.

Gıda üretiminin maliyeti bu oranda artarken gıda fiyatlarının sabit kalmasını beklemek yanlış olur. Son dönemde gıda işletmelerine yapılan baskınlar bu sorunu çözemez, sadece kamuoyunda oluşan fahiş fiyat ve haksız kazanç algısını körükler, tarım ve gıda sektörüne duyulan güveni sarsar.”

“Gıda fiyatlarında artış bu dönemde dünyanın sorunu”

Gıda fiyatlarının sadece ülkemizde değil dünyada da artış gösterdiğini ifade eden Kopuz, FAO gıda fiyatları endeksinden veriler de aktardı:

“Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) gıda fiyatları endeksi, geçtiğimiz yıl Mayıs-Aralık ayları arasında %18 oranında yükseldi. Beş temel gıda fiyatının ortalamasından oluşan endeks Aralık ayında önceki yıla oranla %6,4 düzeyinde arttı. En büyük artış %25,7 ile bitkisel yağlarda oldu. Bu durum hem dünya çapında girdiler bazında yaşanan fiyat dalgalanmalarının, hem iklim değişikliğinin, hem COVID-19 salgınının ortak bir sonucudur.”

“Baskınlar vatandaşı çiftçisine, esnafına düşman ediyor”

TGDF Başkanı Şemsi Kopuz, açıklamasını daha önce yürütülen benzer uygulamaların sonuçlarına dikkat çekerek sonlandırdı:

“Maliyetlerin düşürülmesine yönelik adımlar atılmadan üreticiyi fiyat düşürmeye zorlayan uygulamaların uzun vadede fiyatları olumsuz yönde etkilediği daha önce de görüldü. Baskınlar sonrasında depolarda ürün kalmadı, fiyatlar yükseldi. Fiyat ithalatla dengelenmeye çalışıldı, üretim düştü, fiyatlar daha da yükseldi.

Bugün bu konuda bir çözüm aranıyorsa, öncelikle tarımsal girdi maliyetlerinin düşürülmesi yönünde adımlar atılmalıdır. Aksi takdirde bu uygulamalar vatandaşı çiftçisine, esnafına düşman etmekten başka bir sonuç doğurmaz. Temel gıda ürünlerinde rafa mal koyan işletmelerin üzerindeki baskı, gıda zincirinde telafisi mümkün olmayan zararları da beraberinde getirir.”

Açıkta satılan bu ürünlere dikkat!

Açıkta satılan bu ürünlere dikkat!

Yılbaşına sayılı günler kala gıda sağlığına dikkat edin. Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Samim Saner yılbaşı sofraları için tüketicileri açıkta satılan ürünlere karşı uyardı.

Yılbaşı sofralarının vazgeçilmez sağlıklı atıştırmalıklarından kuruyemişler, yemeklerin lezzetini arttırmak için kullandığımız baharatlar ve birbirinden farklı tariflerle hazırlanan bakliyatlı mezeler yılbaşı sofralarında ilk sırada yer alacak. Yılbaşı sofraları için alışverişe çıkacaklara Samim Saner önemli püf noktalarını şu şekilde sıraladı;

 

Yılbaşı ile kuruyemiş, kuru meyve ve bakliyat satışları artış gösteriyor. Tüketiciler, tazelik ya da organik algısı nedeniyle açıkta satılan ürünlere yöneliyor. Oysa ki açıkta satılan bu kategorideki ürünler, uygun koşullarda kurutulmamış ve muhafaza edilmemiş ise üzerinde çoğunlukla gözle görülmeyen bir küflenme oluşuyor ve bu küf, Dünya Sağlık Örgütü’nün bir numaralı kanserojen olarak belirlediği aflatoksin denilen toksini üretiyor. Saner, aflatoksinin karaciğer kanserine davetiye çıkardığına dikkat çekerek açıkta satılan, nerede, kimin tarafından üretildiği belli olmayan, üzerinde tavsiye edilen tüketim tarihi bulunmayan ürünleri satın almamak gerektiğini belirtti.

Yasal izinli ürünleri tercih ediniz

Kuruyemiş, baharat ve bakliyat gibi ürünleri satın alırken mutlaka ürünlerin resmi kontrollerden geçmiş olduğundan emin olun, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan izinli olan ürünleri tercih edin.

Ambalaj ürünü koruyor

Yılbaşında özellikle tercih edilen karışık kuruyemişler, badem, fındık, leblebi gibi kuruyemişlerle baharat ve bakliyatlardaki ambalaj, hijyenik olarak el değmeden üretilen ürünü tüketicilere ulaşana kadar dış etkenlere karşı korurur.

Samim Saner, bu maddelere dikkat edilmesi aflatoksin küfünün yol açabileceği karaciğer kanserinden korunmak anlamına da geliyor diyerek tüketicileri uyardı.