Yazılar

Dünyanın her yerinden gelen kahve

Dünyanın her yerinden gelen kahve

Kolombiya’dan Kenya’ya Kahve Dünyası’nın dünyanın en değerli kahve çekirdekleriyle özenle hazırladığı farklı aromalara sahip yöresel filtre kahvelerine El Salvador ve Antigua yöreleri eklendi. Her biri birbirinden farklı aromalar barındıran yöresel kahveler, Kahve Dünyası’nın usta ellerinde özenle hazırlanarak doyumsuz bir lezzete dönüşüyor. Ayrıca çekirdek ya da öğütülmüş olarak paketlerde satışa sunulan bu filtre kahveler, kahve keyfini evde ya da işyerinizde sürdürmenize de imkan veriyor.Kenya, Kolombiya, Santos, Guatemala ve Kosta Rika yörelerine kısa bir süre önce El Salvador ve Antigua’yı da ekleyen Kahve Dünyası’nın filtre kahvelerinden biri mutlaka sizin için!

El Salvador

El Salvador Kahvesi, adını taşıdığı ülkenin batısındaki volkanik bölgede yetişen tek kökenli ve dünyanın en iyileri arasında sayılan yüksek kaliteli kahve çekirdeklerinden özenle işleniyor. Bal tatlığında güçlü ve dengeli bir gövdeye sahip olan kahve, damakta hafif baharat notaları ile kırmızı elma aromasından gelen olağanüstü bir lezzet bırakıyor.

Antigua

Guatemala’nın Güney kıyısına yakın bir konumda yer alan Antigua bölgesinde yetiştirilen kaliteli Arabica çekirdeklerinden üretilen Antigua Kahvesi, bitter çikolata ve karamel tatlığına, hafif narenciye notaları ile baharatlı volkanik topraktan gelen canlı bir asitliğe sahip. Antigua kahvesi aynı zamanda Winner Cup Of Excellence ödülüne sahip özel kahveler arasında da yer alıyor.

Boğaz manzarasına karşı kahvaltı keyfi

Boğaz manzarasına karşı kahvaltı keyfi

Conrad İstanbul Bosphorus, yöresel Türk lezzetlerini enfes Boğaz manzarasıyla buluşturduğu Summit Bar&Terrace’taki geleneksel Pazar kahvaltılarına devam ediyor.

Her pazar günü 10.00-14.00 saatleri arasında servis edilen geleneksel Türk kahvaltısında; Çengelköy salatalığı, domates, biber, Yedikule marulu, maydanoz ve dereotu ile başlayan lezzet serüveni, Türk kahvaltı kültürünün vazgeçilmezi Anadolu’dan petek bal, kaymak, ev yapımı reçel, marmelat seçenekleri ve tahin-pekmez ikilisiyle devam ediyor.

Acuka, peynir tabağı, Kanlıca yoğurdu gibi tatların ardından servis edilen ıspanaklı ve peynirli su böreği, domates sosunda pişirilmiş dana sosis, gözleme, sucuklu ya da pastırmalı yumurta, menemen ve omlet seçenekleri ise kahvaltıyı tadına doyum olmaz bir ziyafete dönüştürüyor.

Serpme kahvaltı, yetişkinler için 130 TL, 6-12 yaş arası çocuklar için yüzde 50 indirimli ve 0-6 yaş çocuklar için ücretsiz sunuluyor.

Kahvaltıya gelen misafirlerine otoparkı ücretsiz kullanabiliyor.

 

Fairmont Quasar Istanbul’un Pazarlama ve İletişim Direktörü Buket Oğuz oldu

Fairmont Quasar Istanbul’un Pazarlama ve İletişim Direktörü Buket Oğuz oldu

Konaklama sektöründe 23 yılı aşkın tecrübeye sahip Buket Oğuz, Fairmont markasının Türkiye’deki ilk oteli olan Fairmont Quasar Istanbul’a Pazarlama ve İletişim Direktörü olarak atandı.

Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği Bölümünden mezun olan Oğuz, profesyonel iş yaşamına 1996 yılında The Marmara İstanbul’da Halkla İlişkiler Temsilcisi olarak başladı. Bu otelde Halkla İlişkiler Müdürü pozisyonuna yükselen Buket Oğuz, 2001 yılında Hilton İstanbul’a geçiş yaparak Pazarlama ve Halkla İlişkiler Müdürü olarak çalıştı. Ardından Ceylan Inter-Continental Istanbul’da Pazarlama İletişimleri Müdürü olarak kariyerine devam etti.

2002 yılında Mövenpick Hotel Istanbul’un açılış ekibinde Halkla İlişkiler Müdür olarak görev alan Oğuz, 2010 – 2019 yılları arasında Türkiye’deki Mövenpick Otelleri’nin Pazarlama İletişimleri Direktörü olarak grubun dört otelinden sorumlu oldu. Ocak 2020’de Fairmont Quasar Istanbul’un Pazarlama ve İletişim Direktörü görevini üstlenen Buket Oğuz, otelin tüm pazarlama iletişimleri ve halkla ilişkiler faaliyetlerini yürütecek.

Gıda güvenliği için uluslararası buluşma

Gıda güvenliği için uluslararası buluşma

Gıda Güvenliği Derneği tarafından 4 – 5 Haziran 2020 tarihleri arasında 7.’si düzenlenecek olan Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresi’ne kayıtlar başladı. Katılımcılar, İstanbul Grand Cevahir Hotel Convention Center’da gerçekleştirilecek olan 7. Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresi’ne online kayıt yaptırabiliyorlar.

Ülkemizde gıda güvenliği bilincinin gelişmesi amacıyla 2004 yılından bu yana çalışmalar yapan Gıda Güvenliği Derneği tarafından düzenlenen ve gıda sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getiren 7. Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresi’nde birçok ulusal ve uluslararası uzman konuşmacı yer alacak. Bu yıl “Bugün ve gelecekte güvenli gıda” mottosuyla, 4 – 5 Haziran 2020 tarihlerinde İstanbul Grand Cevahir Hotel Convention Center’da gerçekleştirilecek olan 7. Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresi’nde Tarım ve Orman Bakanlığı ve Uluslararası Gıda Koruma Birliği – IAFP’ın yanı sıra pek çok ulusal ve uluslararası destekçi kurum yer alacak.

Jabbar “3leme”

Jabbar “3leme”

Jabbar “3leme” adını verdiği üç şarkılık EP’sini dinleyicilerle buluşturdu. ‘Raf’ ve ‘Geçmiş Değişmez’ şarkılarıyla çıktığı zirvedeki yerini “Yineleme” albümüyle perçinleyen Jabbar, Universal Müzik Türkiye etiketiyle çıkan yeni EP’siyle de adından sıkça söz ettirecek.

EP’nin çıkış parçası ‘Sen Git’ için çekilen video klibi YouTube üzerinden dinlemek için:

https://youtu.be/MElbSwMjVHU

Jabbar’ın enerjik melodileri kendine has çarpıcı sesiyle harmanladığı albümdeki tüm şarkıların söz ve bestesi de kendisine ait. Jabbar’a ‘Yaz Beni’ şarkısında hip hop müzisyeni Grogi eşlik etti. Jabbar, EP’si hakkında “Umarım kesişir yollar ve bu şarkılar da size arkadaş olur” dileğinde bulundu.

İşte “3leme”de yer alan tüm şarkılar:

1. Yaz Beni ft. Grogi

2. Sen Git

3. Hep Olsan

G-tops “Dial”

G-tops “Dial”

Epic Istanbul sanatçısı G-tops, 2020 yılına söz ve bestesi kendisine ait olan yeni teklisi “Dial” ile hızlı bir başlangıç yapıyor!

Rap dünyasında ses getirecek genç sanatçı Bora Gündoğan namı değer G-tops, kendi hayatından esinlenerek yazdığı başarılı sözleri ve alışılmışın dışındaki müzikal kimliği ile bu sene adından çokça söz ettirecek. Daha önce yayınladığı “Da Win G” albümüyle de dikkatleri üzerine çeken sanatçı, 2020 yılında yayınlayacağı şarkıların başlangıç noktası olan “Dial” ile müziğe sıradışı bakış açısını ortaya koyuyor.

Klip yönetmenliğinin Mustafa Özen’in üstlendiği “Dial” klibi, dikkat çeken sahneleriyle şarkıyla aynı gün dinleyicilerin beğenisine sunuldu.

G-tops, Wiz Khalifa gibi ana akım sanatçıların hayat tarzlarını benimseyerek The Notorious B.I.G, Eminem, N.W.A ve Wu-Tang Clan benzeri isimlerin de söz yazma tekniklerinden etkilenip şiirsellik ve şarkı yazma konularında kendini geliştirmeye devam ediyor.

Henüz 15 yaşında yaşadığı “çarpıcı” olaylar G-tops’ı gerçek tutkusu rap’e yöneltti. Hayalini sanatsal düşünce biçimiyle rap müziğini kullanarak gerçeğe dönüştürmeye karar verdi. G-tops kelimelerle oynama tutkusundan aldığı keyfi hayranlarıyla paylaşmaya devam edecek.

Rap müziğe farklı vizyonu ve yaratıcılığıyla özgün bir katkı sunan G-tops’ın yeni teklisi “Dial” Epic Istanbul etiketiyle şimdi tüm dijital platformlarda!

 

Rosalía “Juro Que”

Rosalía “Juro Que”

26 Ocak Pazar gecesi Grammy Ödülleri’nde ilk defa sahne alan Rosalía’nın “En İyi Latin Rock, Urban veya Alternatif” ve “En İyi Çıkış Yapan Sanatçı” ödüllerine adaylıkları bulunuyor.

Merakla beklenen Grammy Ödülleri performansından önce hayranlarını sürpriz bir şarkıyla şaşırtan Rosalía, “JURO QUE” şarkısıyla flamenko ve pop türlerini başarıyla harmanlıyor. Alanındaki başarısıyla birçok büyük isimden destek alan İspanyol sanatçıya Tanu Muino’nun yönettiği klipte Netflix’in “Elite” dizisiyle son zamanlarda adından söz ettiren İspanyol oyuncu Omar Ayuso eşlik ediyor.

“JURO QUE” ile flamenko kökenlerine dönüş yapan Rosalía, sevdiği kişiden ayrılmak zorunda kalmanın verdiği kalp kırıklığını eşsiz sesi ve yaratıcılığı ile ustaca işliyor.

Rosalía’nın yeni şarkısı “JURO QUE” şimdi tüm dijital platformlarda!

 

62. Grammy Ödülleri Sahiplerini Buldu

62. Grammy Ödülleri Sahiplerini Buldu

Los Angeles Stapless Center’da ikinci kez Alicia Keys’in sunumuyla düzenlenen 62. Grammy Ödül Töreni’nde dün helikopter kazasında hayatını kaybeden ünlü basketbolcu Kobe Bryant da anıldı. Billie Eilish “Yılın Kaydı”, “Yılın Albümü”, “Yılın Şarkısı”, “En İyi Yeni Sanatçı” ve “En İyi Pop Vokal Albüm” dallarında Grammy kazandı. Demi Lovato ise yeni şarkısı ‘Anyone’ı ilk kez sahnede söyleyerek duyurdu.

Kazanan sanatçılarımızın listesi aşağıdaki şekilde:

Yılın Kaydı

BAD GUY
Billie Eilish

Yılın Albümü

WHEN WE ALL FALL ASLEEP, WHERE DO WE GO?
Billie Eilish

Yılın Şarkısı

BAD GUY

Billie Eilish

En İyi Çıkış Yapan Sanatçı

Billie Eilish

En İyi Pop Vokal Albümü

WHEN WE ALL FALL ASLEEP, WHERE DO WE GO?
Billie Eilish

En İyi Dans Kaydı

GOT TO KEEP ON

The Chemical Brothers

En İyi Dans / Elektronik Albüm

NO GEOGRAPHY
The Chemical Brothers

En İyi R&B Performansı

COME HOME

Anderson .Paak Featuring André 3000

En İyi R&B Albümü

VENTURA
Anderson .Paak

En İyi Derleme Soundtrack

Lady Gaga & Bradley Cooper — A Star Is Born

En İyi Soundtrack Şarkısı

Hildur Guðnadóttir — Chernobyl

En İyi Film Şarkı Sözü

I’ll Never Love Again, A Star Is Born

En İyi Aranjman, Enstrümantel ya da A Capella

Jacob Collier – Moon River

En İyi Aranjman, Enstrüman ve Vokal

Jacob Collier – All Night Long

En İyi Klasik Entrümantel Solo

Nicola Benedetti

Çalışma saatlerini azaltsak

Çalışma saatlerini azaltsak

İNGEV Başkanı

Vural Çakır

Türkiye’de işsizlik yüzde 14 düzeyinde; 4,6 milyon işsiz var ve her dört gençten birisi işsiz.

Acı rakamlar, kim ne kadar bu rakamların ardındaki kişi ve aile trajedilerini  hissedebiliyor bilmiyorum, yaşamadan hissetmek de zor.

Elbette bu rakamların ortaya çıkmasında yöneticilerin rolü vardır, ama bunlar yöneticileri eleştirmek için veri olsundan ibaret kalmamalı. Rakamlar üzerinden istatistik analizler çıkarmak da önemlidir ama bunlar analiz  olsundan öte anlam taşımalı.  Yani herkes biraz da “bana düşen nedir” diye de düşünebilmeli.

 

Başkalarının ne yapması gerektiği konusundaki iri laflardan önce.

Hepimize  biraz daha fazla sorumluluk yükleyen toplumsal sorunlar  bunlar.  Ancak, kissel sorumluluğun nerde ve nasıl yerine getirilebileceği konusunda cevap aramaktan çok  pratik faydası olmayan tartışmalarla zaman geçirdiğimiz de  bir gerçek.

Aslında  nereden, hangi siyasal ve sosyal  pozisyondan bakarsanız bakın, işsizlikle ilgili söylenen  çözüm formülü gelip aynı cümlelere takılıyor;  “İstihdam artırıcı yatırım yapılmalı, teknolojiye ve sanayileşmeye önem verilmeli, rant yaratma esaslı inşaatçılıktan vazgeçilmeli” gibi stratejik cümleler;  veya  her şirket 1 kişi istihdam etsin gibi pragmatik ve romantik öneriler.

 

Bir temel tespitten yola çıkmalıyız; işsizlik ülkeler arasında dönemsel seviye farkları olsa da bütün Dünya’da  var olan bir sorun. Ortadan hiçbir zaman kalkmıyor,sıfırlanmıyor. İçinde yaşadığımız sistemin alışılagelmiş manşet cümleleriyle de, yani yatırım yaparak da işsizlik ortadan kalkmıyor. Az veya çok işsizlik her yerde.

Kulakları çınlasın, son yılların en çok okunan yazarı  Harari İngev’in lansman konferansında teknolojik gelişmeler ve robotik devrimin çok büyük bir nüfusu  işsiz ve daha kötüsü gereksiz kılabileceğini söylemişti. Sistem onlara artık birer “value for money marketing “ hedefi  tüketiciler olarak bile ihtiyaç duymayacaktı.

Zaman zaman “eğitim verelim ve insanların iş bulma şanslarını artıralım” gibi önerilerle karşılaşıyorum Bunu birçok Suriyeli destek çalışmalarında da görmek mümkün,  “suriyelilere mesleki eğitim verelim ki iş bulsunlar” şeklinde. Elbette eğitimin kötüsü olmaz, zararı da bulunmaz. Hatta yararı da vardır.  Ama, şunu akılda tutmalıyız. Birçok eğitim iki insandan birisini işgücü piyasasında iş bulma konusunda daha şanslı hale getirir, toplam istihdamı ise artırmaz. Ali karşısında Veli veya Osama daha avantajlı hale gelir.

Teknolojik gelişim ve dijitalleşme de toplam istihdamı artırmaz, aksine toplamda istihdam ihtiyacını azaltır.

Yapıları gereği karlı büyümeyi esas almak zorunda olan şirketler de verimliliği teknolojjiyi daha iyi kullanarak gerçekleştirmeyi hedeflerler.   Verimlilik dediğiniz  aslında daha az insanla daha çok çıktı sağlamaktır; bir çok yerde kişi başına düşen ciro ile ölçülür. Şirketler daha az insanla daha çok iş yapmak isterler.

Yani her şirket ilave 1 kişi almaz. Mümkünse  teknolojiyi kullanıp 1 kişi azaltır.

 

O halde sistemin  doğal akışı işsizlik üretir.Yazıyı sonuca bağlamak için bir de bölüşüme göz atalım.

 

Hep örneklediğimiz  gibi 26 ailenin serveti dünya nüfusunun yarısına eşit. Nüfusun yüzde 1’i üretilen gelirin yüzde 82’sine sahip. ABD’de bir tekstil CEO’sunun 4 günlük geliri , Asya’daki işçisinin ömür boyu gelirine eşit. Biz İngev’de Türkiye’nin durumu benzer şekilde detaylandırma çalışmalarına devam ediyoruz.  Ama, TÜİK datası genel yapısı ile benzer bir bölüşüm dengesizliği içinde olduğumuza işaret ediyor zaten.

 

O halde bir büyük bölüşüm problemi var; dünyada ve Türkiye’de. Bu bölüşüm problemine dokunmadan, “hadi yatırım yapılsın” la istihdam meselesi çözülemeyecektir.

İki belirlememiz oluştu; büyük bir bölüşüm sorunu ve büyük bir isşizlik sorunu içindeyiz.

Buradan “kutunun dışında”bir  öneri geliştirebiliriz; mevcut istihdam haftalık 45 saat olan yasal çalışma süresine dayanıyor. Haftalık çalışma süresini indirip, mesela 36 saat yapsak (aynı ücretlerle) , ortaya çıkacak açık için işveren bir ilave istihdam ihtiyacı duyacaktır.  İstihdamda büyük adımı böyle attık işte.

Ama ya kaynak, ilave istihdam için kaynak nerede? İşte o da bölüşüme radikal müdahalede.

 

Kamu dahil bütün işverenlere çıkacak ek istihdam maliyeti bölüşümdeki  radikal değişimlerle sağlanabilir.  Yani dünya nüfusunun yüzde 1’I, servetin yüzde 82’sine değil,mesela yüzde 70’ine  sahip olsa hayat kaliteleri çok mu kötü olur ?

Özel sektörde  ve kamuda yönetici ücretlerine tavan getiren uygulamalar (New York borsasında böyle adımlar atılıyor),  gelir ve kurumlar vergisindeki  düzenlemeler ihtiyaç duyulan ek kaynakların yaratılmasına imkan verebilir.

Bu paradigma değişikliğinde  uğraşılması gereken birçok teknik ve sosyal sorun çıkabilir. Ama “hadi yatırım yapılsın” dan ibaret bir temel bakış açısını hep birlikte tekrar etmektense, bazılarımızın da “outbox” düşünmeye başlaması iyi olmaz mı?

 

Başarılı Olmak İçin Kadınlar Zeki ve Özgüvenli, Erkekler Geniş Çevreye Sahip Olmalı…

Başarılı Olmak İçin Kadınlar Zeki ve Özgüvenli, Erkekler Geniş Çevreye Sahip Olmalı…

King’s College London tarafından ilki 13 Kasım’da düzenlenen World Questions adlı etkinlikler zincirini desteklemek üzere bir araştırma gerçekleştirildi. Bu araştırma ile kadın-erkek eşitliği konusundaki artılar ve eksiler global kamuoyu nezdinde masaya yatırıldı.

Kadın Liderliği Global Enstitüsü, Politika Enstitüsü ve Ipsos MORI işbirliğinde 28 ülkeden 20 bin bireyle gerçekleştirilen bu araştırma ile; Kadın-erkek eşitliğinin mevcut durumu, kadınların ve erkeklerin hayatta öne çıkmaları için önemli olan unsurlar, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamadaki engeller ve bunların müsebbibleri, bu konudaki olumlu gelişmeler ve gelecekte ne gibi aksiyonlar alınması gerektiği konuları detaylarıyla irdelenmiş oldu.

 

Araştırmamıza göre ülkelerinde cinsiyet eşitliğine erişildiğini düşünen erkeklerin oranı global ortalamada %18, bu konuda kadınların sadece %9’u hem fikir.

Kadınların hayatta öne çıkmasında erkeklere kıyasla öne çıkan önemli unsurların başında zeka geliyor (%28) bunu ikinci sırada kendine güvenmek (%26) ve üçüncü sırada ise hiçbir zaman pes etmemek (%25) izliyor.

 

Erkeklerin hayatta öne çıkmaları için kadınlardan farklı olarak en önemli unsurların başında bağlantılara sahip olmak (%22) geliyor. Geniş bir çevreye sahip olan erkeklerin hayatta öne çıkabilecekleri düşünülürken kadınlarda ise bu özellik erkeklere kıyasla önemli bir unsur olarak görülmüyor. Global kamuoyu aynı zamanda erkeklerin politik bağlantılarının olmasının da hayatta öne çıkmaları için önemli olduğunu düşünüyor ve yine kadınlarda başarılı olmaları için bu unsur erkeklere kıyasla çok da önemli gözükmüyor.

 

Araştırmaya Türkiye’den katılan bireyler de kadınların hayatta öne çıkmaları için yukarıda belirtilen ilk 3 unsurun önemli olduğunu düşünüyor. Fakat, Özgüvenli Olmak (%31) ilk sırada belirtiliyor. Türkiye’de kadınların başarısı için Özgüven önemli bir unsur olarak görülüyor. Erkeklerin Türkiye’de hayatta öne çıkmaları için gerekli en önemli 3 unsurun başında Politik Bağlantılara Sahip Olmak (%32) geliyor, bunu Çok Çalışmak (%29) ve bağlantılara sahip olmak (%28) izliyor.

Araştırma kapsamında cinsiyet eşitliğine ulaşmaya engel olan faktörlerin de kamuoyu tarafından değerlendirilmesi istendi. Buna göre global kamuoyu kadın-erkek eşitliğine ulaşmayı engelleyen faktörlerde faturanın büyüğünü işverene kesiyor. Global kamuoyu cinsiyet eşitliğini engelleyen önemli üç faktörü şu şekilde sıralıyor: işverenlerin ücret eşitsizliğine kayıtsız kalması (%22), işverenlerin çalışma ve aile hayatı dengesini sağlamak için kadınlara yardımcı olmaması (%21) ve işverenlerin kadınları üst düzey pozisyonlara getirmemesi (%18). Araştırmaya Türkiye’den katılan bireyler ise kadın-erkek eşitliğine ulaşmayı engelleyen en önemli üç faktörü şöyle sıraladı: Hükümetin eşitliği ön plana çıkarmaması (%32), Cinsiyet eşitliğine ulaşmada erkeklerin yardımcı olmaması (%28) ve Polisin kadına yönelik şiddeti yeterince ciddiye almaması (%25).

 

Cinsiyet eşitliğine ulaşmadaki engeller kadar başarılar da araştırma kapsamında değerlendirildi. Son 25 yılda kadın-erkek eşitliği konusunda atılan en önemli adımları global kamuoyu şu şekilde sıralıyor: Hükümet ve politikada kadınların temsili (%35), Kadınların eğitime eşit erişim sağlaması (%32) ve iş hayatında kadının üst düzey görevler alması (%30).

 

Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerde cinsiyet eşitliği konusundaki en önemli 3 pozitif gelişmeyi hemen hemen benzer şekilde sıralıyor. Sadece, iş hayatında kadının üst düzey görevler almasını ilk sırada belirtiyorlar (%35).

Ve gelecek 25 yıla baktığımızda, cinsiyet eşitliğine ulaşmak için üzerinde durulması gereken en önemli konular global kamuoyu tarafından şu şekilde sıralanıyor: Kadınların hükümet ve politikada temsil edilmesi (%39), Kadınların iş hayatında üst düzey pozisyonlara gelmesi (%36) ve Kadınların CEO-Yönetim kurulu görevlerine getirilmesi (%32).

 

Araştırmaya Türkiye’den bireyler ise cinsiyet eşitliğine ulaşmak için gelecek 25 yılda üzerinde durulması gereken en önemli iki konu global kamuoyu ile aynı: Kadınların hükümet ve politikada temsil edilmesi (%46), Kadınların iş hayatında üst düzey pozisyonlara gelmesi (%39). Fakat cinsiyet eşitliğine ulaşmada odaklanılması gerektiği düşünülen üçüncü en önemli konu, global ortalamadan farklı olarak, Medyada kadının temsil edilmesi (%35) olarak belirtiliyor. Bu veriden hareketle günümüz medyasında erkek egemen bir algının olduğu ve bunun kadınların lehine çekilmesi gerektiği söylenebilir.