Yazılar

Aşı olma konusunda istekliyiz

Aşı olma konusunda istekliyiz

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması’nın 63 dönem verileriyle vatandaşların; aşı olmaya yönelik tutumları, bugüne kadar aşı olmamış bireylerin farkındalıklarının ne yönde ilerlediği, aşı hakkında olumlu / olumsuz düşünenlerin çevrelerini nasıl yönlendirdikleri, salgının ülkemiz için tehlike oluşturup / oluşturmadığı gibi görüş ve değerlendirmeleri​ mercek altına alındı.

BUGÜNE KADAR AŞI OLMAMIŞ BİREYLERİN %65’İ AŞI SIRASI GELDİĞİNDE AŞI OLMA NİYETİNDE.

Aşı olmayan kişilerin %65’i aşı olma niyetini belirtirken %16’sı aşı yaptırmayacağını, %19’u da aşı yaptırıp yaptırmayacağı konusunda kararsız olduklarını ifade ediyor… Aşı konusundaki bu tutumun temel nedeni aşı olup/olmama ile ilgili karasız olan bireylerin; yeni bir aşı olmasından dolayı gelecekte yaşanacak yan etkilerinin olma olasılığı…  Aşı karşıtı olanlar ise; belirtilen bu nedenin yanı sıra aşının koronavirüse karşı kendilerini korumayacağı inancını da aşı olmama sebebi olarak belirtiyor.

Ipsos Türkiye

HER 4 KİŞİDEN 3’Ü AŞI KONUSUNDA OLUMLU DÜŞÜNCEYE SAHİP Toplumun %76’sı bugüne kadar sırası gelip aşı olmuş ya da sırası geldiğinde aşı olacağını söylüyor. Salgınla mücadelede aşı olmanın önemi tüm sağlık kuruluşları / bilim adamları tarafından sürekli dile getirilirken toplumun %11’i aşı olmayacağını, %13’ü ise bu konuda net bir karar verememiş durumda.

Ipsos Türkiye

AŞI KONUSUNDA OLUMLU OLAN KİŞİLERİN %74’Ü ÇEVRELERİNE DE AŞI YAPTIRMALARINI ÖNERİYOR.

Ipsos’un yapmış olduğu araştırmada; bugüne kadar aşı olmuş ya da sırası geldiğinde aşı yaptıracağını söyleyen kişilerin %62’si çevrelerindeki kişilere de aşı yaptırmalarını öneriyor. Aşı karşıtlarının ise sadece %8’i öneride bulunduğunu söylerken,  %30’u çevresindeki kişilere aşı olmamaları konusunda ikna etmeye çalışmakta.

Ipsos Türkiye

KORONAVİRÜSÜN TÜRKİYE İÇİN CİDDİ BİR TEHLİKE OLUŞTURDUĞU DÜŞÜNCESİ AŞI YAPTIRMIŞ VEYA YAPTIRMA NİYETİNDE OLANLAR NEZDİNDE DAHA YÜKSEK Koronavirüsün Türkiye için tehdit oluşturduğu düşüncesi aşı konusunda olumlu olan kitle için daha baskın bir görüş. Bu kitledeki her 10 bireyin 8’i Koronavirüs’ün Türkiye için ciddi tehdit oluşturduğu düşüncesinde. Aşı karşıtlarının ise sadece %59’u bu görüşte…  %17’si ise Türkiye için bir tehdit oluşturmadığını düşünüyor.

Ipsos Türkiye

AŞI KONUSUNDA OLUMLU TUTUM İÇİNDE OLANLAR KENDİLERİ VE AİLELERİ İÇİN DE TEDİRGİN. Ülkemiz Türkiye için belirtildiği gibi; aşı olan ya da olma niyetinde olan bireyler Koronavirüs’ün kendileri ve aileleri için de ciddi bir tehdit oluşturduğu görüşünde. Aşı karşıtlarında ise tehdit algısı daha düşük seviyede ve hatta  %29’u tehdit oluşturmadığı inancında…

Ipsos Türkiye

KENDİLERİNİN YA DA AİLELERİNDEN BİRİNİN KORONAVİRÜSE YAKALANACAĞI ENDİŞESİ YİNE AŞI OLAN YA DA OLMA NİYETİNDE OLANBİREYLER NEZDİNDE DAHA YÜKSEK.  Bugüne kadar aşı olmuş ya da sırası geldiğinde aşı yaptıracağını söyleyen kişilerin %62’si kendilerinin ve ailelerinden birinin bu virüse yakalanacağı konusunda çok endişeli. Aşı karşıtlarında ise bu endişe düzeyi çok daha düşük… Sadece %39’u çok endişeli olduğunu belirtirken, %27’si ise bu konuda endişeli olmadığı söylüyor.

Ipsos Türkiye

HER NE KADAR ENDİŞE DÜZEYİ YÜKSEK TE OLSA AŞI KONUSUNDA OLUMLU TUTUM İÇİNDE OLANLAR GELECEK KONUSUNDA DAHA UMUTLU. Aşı konusunda olumlu düşünen bireylerin yaklaşık yarısı salgın konusunda zor günleri geride bıraktığımız inancında. Aşı karşıtlarının ise 1/3’ü daha olumlu düşünürken %45’i daha zor günlerin bizleri beklediği görüşünde. Aşı konusunda kararsız olanlar bu konuda da arada kalmış. 1/3’ü daha umutlu iken, 1/3’ü umutsuz diğer 1/3’ü ise bu konuda fikrinin olmadığını belirtiyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Son haftalarda aşı kampanyası genç yaş gruplarına doğru hızla genişledi. Gerek yetkililer, gerek uzmanlar, kanaat önderleri, sanatçılar haklı aşı olmaya davet ediyorlar. Bu çağrı her dört vatandaştan üçünde karşılık buluyor. %13’lük bir kesim aşı yaptırma konusunda henüz emin değilken, %11’lik bir grup sırası geldiği halde aşı yaptırmamış veya sırası geldiğinde yaptırmayı düşünmediğini belirtiyor. Aşı yaptırmış veya sırası geldiğinde yaptıracak olanlar bu kararlarından daha emin görünüyorlar. Bu kesimdeki her dört kişiden üçü çevresine de aşı yaptırmalarını tavsiye ediyorlar. Emin olmayan grubun %80’nden fazlası bu konuda bir fikir belirtmemeyi tercih ediyor. Aşı yaptırmayan veya yaptırmayacak olan grup ise yine ağırlıklı olarak çevresine bir yönlendirme yapmaktan kaçınırken %30’u çevresine de aşı yaptırmamalarını tavsiye ediyorlar.

Sidar Gedik

Aşı olma veya olmama niyeti aslında bu konuya farklı yaklaşım içinde olan grupları ayırt etmemiz için bir ölçüt sağlıyor. Aşıya olumlu bakan kesimin çok daha endişeli olduğunu söylememiz lazım. Bu kesimdekiler içinde her on kişiden sekizi salgını Türkiye için ciddi bir tehlike olarak görürken aşıya yakın durmayan kesimde aynı fikirde olanların oranı on kişide altı. Kendileri ve aileleri için tehlike görüp görmediklerini sorduğumuzda aşıya olumlu bakanların %54’ü salgını ciddi bir tehlike olarak gördüğünü belirtirken, aşıya uzak duran kesimde bu oran %38’e kadar düşüyor. Kendisinin veya yakınlarından birinin koronavirüse yakalanmasından endişe edenlerin oranı aşıya olumlu bakanlarda %62 iken aşıya uzak duranlarda %39.

Tüm bunların sonunda aşıya uzak olan kesimin geleceğe dair daha iyimser olmasını bekleyebilirsiniz. Ama ilginçtir ki durum pek öyle değil. Önümüzde daha da zor günler olduğunu düşünenlerin oranı aşı taraftarlarında %30 iken aşı karşıtlarında %45, yani bir buçuk kat daha fazla. Aşı olmayanların aslında bu fikre kökten karşı olmadıklarını görüyoruz, aşıdan uzak durmalarının en öne çıkan nedeni uygulamadaki aşıların yeni olmalarından dolayı muhtemel yan etkilerinden çekiniyor olmaları.

Nihayetinde toplumun büyük kısmı aşı olmuş veya sırası geldiğinde olacaklar. Geri kalan kesimin aşı konusunda rahatlatılmaya, bilgilendirilmeye ihtiyacı olduğu görülüyor. Bu kesimin de güven duyduğu noktada aşı olmaya yaklaşacaklarını söylersek yanılmış olmalıyız.

Ipsos: Vatandaş bireysel tedbirleri esnetti

Ipsos: Vatandaş bireysel tedbirleri esnetti

Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor. Ipsos’un gerçekleştirdiği Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasının 27. Döneminde ülkemizin en önemli sorunları mercek altına alınıyor.

Vatandaşlar salgının yakın zamanda kontrol altına alınmasını beklemiyor. Bu görüş hem küresel hem de ülkemiz için geçerli. Ipsos’un yaptığı araştırma sonuçlarına bakıldığında; salgının başlamasından bu yana 8 ay geçmesine rağmen, salgının kontrol altına alınması için en az 6 ay daha zaman gerektiği görüşü halen yaygın. Öte yandan dikkat çekici bir husus bu konuda fikrim yok diyenlerin oranı. Mayıs ayında salgın ne zaman kontrol altına alınır fikrim yok diyenler %11 iken, bu dönem bu oran %28’e ulaşmış durumunda. Belirsizliğin topluma gitgide hakim olmaya başladığını görüyoruz. 

SALGINLA İLGİLİ BELİRSİZLİK TOPLUMUN MORALİNİ BOZUYOR.

Ipsos’un araştırma verileri bize, artan bu belirsizliğin toplumun moralini çok ciddi bozduğunu açıkça ortaya koyuyor. Her 10 kişiden 8’i (%77)  salgınla ilgili belirsizliğin moralini çok bozduğunu ifade ediyor. Bu durumu moral bozucu olarak tanımlamayan %9luk bir kesim var.

AŞIYI BEKLERKEN BİR YANDAN BİREYSEL ÖNLEMLER ESNEMEYE BAŞLAMIŞ.

Ipsos’un önceki dönem araştırma verilerinden; salgının başlamasıyla beraber toplum nezdinde bilime verilen değerin arttığını öğrenmiştik. Aşıya dair değerlendirmeler de bu veriyi destekler nitelikte. Toplumun %67’si aşı bulunmadan salgının sona ermeyeceğini düşünüyor. Bu oran Mayıs döneminde de benzer bir seviyedeydi. Öte yandan zaman ilerledikçe bireysel tedbirlerin gevşemeye başladığı anlaşılıyor. Mayıs döneminde toplumun üçte biri, bireysel  tedbirleri esnetmeye başladığını ifade ederken, bugün toplumun yarısı tedbirleri esnettiğini kabul ediyor.  Bu durum; vaka sayılarının bu kadar arttığı bir dönemde salgınla mücadele açısından endişe verici… 

TOPLUMDA %20LİK BİR KESİM SALGININ ABARTILDIĞINI DÜŞÜNÜP BİREYSEL TEDBİR ALMAYI GEREKSİZ BULUYOR

Ipsos’un gerçekleştirdiği araştırmada bulunan dikkat çekici verilerinden birisi de salgının abartıldığını düşünenlerin oranı. Vatandaşların 5’te 1’i (%19), salgının abartıldığı kanısında. Hatta yine %19luk kesim bireysel tedbir almayı gereksiz bulduğunu açıklıyor. Nüfusun büyüklüğü hatırlandığında; bu yönde düşünenlerin sayısının çok fazla olduğu söylenebilir. Diğer bir ifadeyle, toplumda çok sayıda insan salgını diğer vatandaşlar kadar ciddiye almıyor.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmelerinde şunları iletti;  “Salgının 2.dalgası tüm ülkelerde etkisini tüm yıkıcılığı ile hissettiriyor. Ülkemizde her dört kişiden üçünün morali bozuk… Vaka sayılarının bahar aylarını kat kat aştığı ülkeler var. Yeniden kısıtlamalar, yeniden karantinalar başladı veya başlamak üzere. Sağlık çalışanları, Sağlık Bakanlığı, bilimsel otoriteler sürekli olarak tedbir çağrıları yapıyorlar.  Tüm bu atmosfere rağmen haftalık araştırmamızın son döneminde çok çarpıcı bir bulgumuz var. Toplumda, salgına küçümseyen bir açıdan bakan kesimler var; salgının abartıldığı düşünen azımsanmayacak bir grup insan var, bazılarına göre salgın kontrol altına alındı bile. Süreç uzadıkça aldıkları tedbirleri gevşettiklerini, hatta bireysel tedbir almayı gereksiz gördüğünü belirtenler var.

Meşhur dizideki gibi “kış geliyor” (winter is coming) hatta salgın anlamında kış geldi bile, ama bunun farkına varamayan, hatta umursamayan bu grup büyük tehlike arz ediyor. Ve maalesef bu kesim, ihmal edilebilecek kadar küçük bir grup değil. Toplum sağlığı için yarattıkları büyük riskin farkında olmayan milyonlarca insandan bahsediyoruz. “

Önce Sağlık mı Ekonomi mi?

Önce Sağlık mı Ekonomi mi?

Ipsos, Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile; Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koyuyor ve hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip ediyor. Araştırmanın 11. Döneminden verilerle hazırlanan derlemede; ülkemizde normalleşme takvimi kapsamında geçici olarak faaliyetine ara verilen işletmelerin tekrar açılmasına dair iki temel yaklaşıma ilişkin vatandaşların görüşü alındı. Buna göre her 10 kişiden yaklaşık 6’sı (%58) ekonominin daha uzun sürede toparlanması anlamına gelse dahi salgınla mücadelenin birinci öncelik olması gerektiğini ve bu nedenle işletmelerin açılmasını erken bulduklarını belirtiyor. Karşıt görüş ise %32 düzeyinde ve ülke ekonomisi için işletmelerin açılmasının doğru bir karar olduğunu savunuyor.

SALGININ EKONOMİK FAALİYETLERE ETKİSİ

Genel kamuoyu en çok yeme içme (%72) ve konaklama (%67) sektörlerinin salgından olumsuz etkileneceğini öngörüyor. 2019 yılında turizm gelirini bir önceki yıla göre %17* artışla kapatan ülkemiz için bu sene turizm açısından zor bir yıl olacak. Salgının risk yarattığı diğer bir alan ise yüz yüze eğitime ara verilip uzaktan eğitime geçiş yapıldığı eğitim sektörü. Vatandaşların %66’sı önümüzdeki dönem olumsuz etkilenecek ilk 3 sektör arasında eğitim sektörünü dile getirdi. Her 10 kişiden 4’ü ise telekomünikasyon (%43) ve medya-bilgi sektörü (%42) için bir fırsat yaratacağını düşünüyor.

NORMALLEŞME DÖNEMİNDE ALIŞVERİŞ
Salgının bireylerin alışveriş davranışları üzerinde de ciddi etkileri oldu. Bu dönemde online alışveriş eğiliminin arttığını hatta daha önce hiç online alışveriş yapmamış kişilerin ilk kez bu kanalı kullandıkları gözlemlendi. Normalleşme ile beraber yeni kazandığımız alışkanlıkları sürdürüp sürdürmeyeceğimiz veya eski alışkanlıklarımıza dönüp dönmeyeceğimiz merak edilen konular arasında yer alıyor. Araştırmada bireylere mağaza ve marketten alışverişi ilk ne zaman yapmayı düşündüklerini sorduk. Buna göre toplumun yarısından fazlası (%64) halihazırda marketten alışveriş yapıyor, bu oran mağazadan alışveriş için %16 seviyesinde. Haziran-Ağustos döneminde başlayacaklarla beraber toplumun çok büyük kısmının marketten alışverişe daha çabuk adapte olduğunu görüyoruz. Öte yandan, mağazadan alışverişe daha temkinli bir yaklaşım var.

SALGIN DÖNEMİNDE HARCAMA EĞİLİMLERİ

Salgının ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerinin bireylerin alışveriş davranışlarına da yansıdığı görülüyor. %80 gibi oldukça büyük bir oranda, vatandaşlar bu dönem daha az harcama yapmaya çalıştıklarını ifade ediyor. Bu eğilimin farklı sosyo-ekonomiden bireyler arasında farklılık göstermemesi de dikkat çekici.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik araştırmada elde edilen verilerle ilgili yaptığı  değerlendirmede şunları iletti; “Her üç kişiden ikisi son hafta içinde süpermarkete giderek alışveriş yaptı, geri kalanlar ise ya bu hafta süpermarket alışverişi ihtiyacı olmayanlar, ya onlar için alışveriş yapan bir yakını olanlar ya da online alışveriş yapanlar… Geçtiğimiz haftalarda ekonomi yeniden az farkla da olsa ülkenin en önemli sorunu haline gelmişti. Araştırmamıza katılanların %80’i salgının vurduğu ekonomik darbe ile mücadele için daha az harcama yapacaklarını belirtiyorlar. Ancak ekonominin bu kadar gündem teşkil etmesi salgının yarattığı sağlık endişesinin artık yok olduğu anlamına da kesinlikle gelmiyor. Her üç kişiden biri ekonominin düzelmesi ve işsizliği önlemek amacı ile işletmelerin açılmaya başlaması fikrini destekliyor. Ancak; toplumun %60’ı ekonominin olumsuz gidişatına rağmen işletmelerin açılması için henüz erken olduğunu düşünüyor. İşin ilginç yanı bu şekilde düşünenler arasında çalıştığı iş yeri faaliyetine ara vermiş olanlar da var. Salgına dair endişelerin azalmamasında son hafta içinde vaka sayılarında yeniden artış görülmesinin de etkisi olabilir.”

Tüm dünya evde

Tüm dünya evde

Ipsos’un düzenli olarak gerçekleştirdiği Koronavirüs Salgını ve Toplum Genel Kamuoyu Araştırmasının 4. Dönem özet sonuçları açıklandı. Buna göre; geçen 4 haftanın sonunda her 10 kişiden 9’unun bu virüse yakalanacak olmaktan dolayı endişeli olduğu görülüyor.

Ipsos Koronavirüs ve Toplum Araştırmasına göre; Vakanın ilk görüldüğü hafta Salgının bir kaç ay sonra kontrol altına alınacağını düşünenlerin oranı %45 iken, 2- 6 Nisan’da %40’a düştüğü görülüyor. Salgının altı ay veya daha fazla zamanda kontrol altına alınacağını belirtenlerin oranı ise Mart ayının ilk haftası %24 iken Nisan ilk haftasında %37’ye yükselmiş durumda… Tüm dünyada etkili olan koronavirüsün ülkemizde görüldüğü ilk hafta sonunda %24 olan bu görüşün  dördüncü haftanın sonunda %13 arttığı görülüyor.

Evde kalmaya en fazla birkaç hafta dayanabileceğiz

Her ne kadar endişe düzeyi yüksek olsa da vatandaşların evde kalmaya ancak birkaç ay daha dayanabileceklerini görülüyor.

Sokağa çıkmaya, normal hayata dönmeye özlem duyuyoruz fakat salgın sona erse bile hayatımızın ciddi bir şekilde değiştiği konusunda da hem fikiriz.

Ipsos Koronavirüs ve Toplum Araştırmasına göre Türkiye’de kamuoyunun %70’i koronavirüs salgını bir süre sonra sona erse bile hayatımızın ciddi bir şekilde değiştiğini belirtiyor.

Virüsün Haziran’a Kadar Kontrol Altına Alınacağı Konusunda En Kötümser Ülkeler Avustralya, Birleşik Krallık ve Japonya.

Ipsos’un Türkiye’de kamuoyunun nabzını tuttuğu Koronavirüs ve Toplum Araştırmasın’na ek olarak 15 ülkede yürüttüğü bir başka araştırma ile de global kamuoyunun nabzını tutmaya devam ediyor. Ipsos’un 15 ülkede toplam 28 bin kişi ile gerçekleştirdiği global araştırmasına göre; Japonya, Birleşik Krallık ve Avusturalya Haziran’a kadar virüsün kontrol altına alınacağı hususunda en kötümser ülkeler olarak izleniyor. Verilen yanıtlara bakıldığında en negatif düşünen ilk sıradaki ülke Avusturalya %32, Birleşik Krallık %27 ve Japonya %19… Öte yandan Haziran’a kadar kontrol altına alınacağı konusunda en iyimser ülke Vietnam %92, Brezilya %85 ve Meksika %84 olarak görülüyor.

Evde Kalanların Oranı Dünyada Oldukça Yüksek

Ipsos Global araştırmasına göre her beş kişiden dördünün kendini eve kapattığı görülüyor. Bu konuda en çok görüş bildiren ülkeler ise; İspanya %95, Vietnam %94, Fransa %90, Brezilya %89, Meksika %88, Rusya % 85, ABD ve Hindistan ise  %84…

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik şu değerlendirmeleri iletti:

“Koronavirüs salgını sürecinde değişen sosyal hayatla birlikte tutum ve davranışlarımızda da değişiklikler görülüyor. Biz Ipsos olarak bu süreçte hem tüketiciler hem de kamuoyu nezdinde toplumun nabzını düzenli olarak tutuyoruz. Sadece ülkemizde değil doksana yakın ülkedeki global ofislerimiz ile de bu süreçteki bilimsel araştırmalarımızı sürdürüyoruz.

Türkiye’de Koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymak ve hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip etmek üzere başlattığımız Koronavirüs ve Toplum Araştırmamızın dördüncü dönem sonuçları gösteriyor ki salgın konusundaki endişe düzeyi oldukça yüksek. Buna karşın evde kalmaya ancak birkaç ay dayanabileceğimiz ve bu salgın bir süre sonra sona erse bile hayatımızın ciddi bir şekilde değiştiği görülüyor.

Global araştırmalarımıza baktığımızda ise; kendi kendini izole edenlerin sayısı iki hafta önce zirveyi görmüştü o zamandan bugüne  çok az hareketlilik gözlemledik. Genel olarak baktığımızda bunu şöyle okuyabiliriz; araştırmayı yaptığımız ülkelerde sadece hükümetler önlem almıyor, vatandaşlar da kurallara çoğunlukla uyarak evde kalmayı destekliyor.”

Ipsos “Ülkenin En Önemli Sorunu Artık Koronavirüs”

 Ipsos “Ülkenin En Önemli Sorunu Artık Koronavirüs”

 

Halkın endişe düzeyi %79’dan 15 puan artış ile %94’e çıktı...

Türkiye’de Koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymak ve hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip etmek üzere; Ipsos’un düzenli olarak gerçekleştirdiği Koronavirüs Salgını ve Toplum Genel Kamuoyu Araştırmasının 3. Dönem özet sonuçları açıklandı. Buna göre kamuoyunun endişe düzeyi ilk döneme göre 15 puan artış ile %94’e çıktı.

 

Ülkenin En Önemli Sorunu Artık Koronavirüs

Ipsos’un 2010 yılından bu yana düzenli olarak gerçekleştirdiği ve Türkiye’de kamuoyunun nabzını tuttuğu Türkiye Barometresi Araştırması’nda düzenli olarak takip edilen “Türkiye’nin En Önemli Sorunu Nedir?” Sorusu Koronavirüs ve Toplum Araştırması’nda da soruldu. Buna göre Ocak 2020’de Türkiye’nin en önemli sorunu Ekonomi olarak belirtilirken (%55); toplumun %84’ünün şu an için en önemli sorun olarak Koronavirüsü belirttiği görüldü.

Ipsos’un Koronavirüs Salgını ve Toplum Genel Kamuoyu Araştırmasından çıkan bir diğer çarpıcı bir bulgu ise şu şekilde iletildi: 13-16 Mart 2020 tarihli araştırmada bireylerin %45’i, virüsün birkaç ay içinde sona ereceğini düşünüyordu. 26-30 Mart tarihlerine gelindiğinde ise salgının birkaç ay içinde biteceğini düşünenlerin oranı %36’ya geriledi. 6 aydan daha uzun sürede biteceğini düşünenlerin oranı ise %24’den %32’ye yükseldi. Buna bağlı olarak da halkın endişe düzeyi %79’dan 15 puan artış ile %94’e çıktı.

“Koronavirüs Kişisel Ekonomim İçin Tehlike Oluşturuyor” diyenlerin oranında ciddi bir sıçrama görülüyor.

Ipsos’un Koronavirüs Salgını ve Toplum Genel Kamuoyu Araştırmaına göre salgının kişilerin kendi ekonomilerine etkisi konusunda da tedirginlikleri artmış gözüküyor. İlk vakanın açıklanmasından bugüne gelindiğinde ekonomileri için ciddi bir tehlike oluşturuyor düşüncesinde %44’den %69’a ciddi bir sıçrama görülüyor.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili olarak şunları iletti:

“Sağlık boyutu başta olmak üzere sosyal ve ekonomik etkileri ile tarihe geçecek ve belki de düzeni değiştirecek bir dönem yaşıyoruz. Koronavirüs /Covid-19 salgını toplumda tutum ve davranış değişikliklerine neden olabilir, oluyor ve olacaktır. Ne kadar süreceğini henüz kestiremediğimiz bu dönemde biz Ipsos olarak güvenli yöntemler ile yapacağımız bilimsel araştırmalar ile kamuoyunun ve tüketici davranışlarının nabzını tutmaya devam ediyoruz. Sağlık Bakanlığı’nın «ilk vaka görülmüştür » açıklamalarından hemen sonra iki farklı çalışma ile haftalık olarak çalışmalarımızı başlattık. Burada paylaştığımız Koronavirüs ve Toplum Genel Kamuoyu Araştırması’na ek olarak Hane Tüketim Panelimiz üzerinden verilerle tüketici davranışlarını da net bir şekilde gözlemlemeye ve raporlamaya devam ediyoruz.»

Ipsos’da görev değişimi

Ipsos’da görev değişimi

Ipsos’un pazarı anlama, marka konumlandırması, marka büyümesi ve alışverişçi araştırmaları ve danışmanlığı konusunda uzman hizmet birimi olan Market Strategy & Understanding’in başına Beste Yıldız getirildi. Yıldız, bu görevinde Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik’e bağlı olarak; şirketin İcra Kurulu’nda ve Yönetim Konseyi’nde yer alarak ve Türkiye’deki tüm Market Strategy and Understanding organizasyonu kendisine bağlı olacak şekilde çalışmalarına başladı.

Beste Yıldız kimdir?

Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olan Beste Yıldız, çok uluslu firmalarda edinilmiş 20 yıllık bir tecrübeye sahip. Kariyerinin ilk yedi yılında pazar araştırma sektöründe çalıştı. 1999-2001 yılları arasında Bileşim International’da Proje Uzmanı olarak çalışan Yıldız, 2001-2006 arasında ise ACNielsen’de Kıdemli Müşteri Temsilcisi olarak görev yaptı. Beste Yıldız, daha sonra 2006-2014 yılları arasında AvivaSA’nın pazarlama departmanında sırasıyla İş Geliştirme Müdürü ve Müşteri Yönetimi Müdürü olarak sorumluluk aldı. Burada Müşteri Odaklı Dönüşüm Programı’nı hayata geçirerek Müşteri Bağlılık Programı, Yatırım Danışmanlığı Hizmeti, VIP Müşteri Programı gibi müşteri deneyimi projelerinin lansmanını yaptı ve yönetti.

 

Haziran 2014’te NN Hayat ve Emeklilik’e Müşteri Deneyimi ve Pazar Araştırmaları Müdürü olarak transfer oldu; toplam 5 yıl süre ile sırasıyla Müşteri Deneyimi ve Pazar Araştırmaları Müdürü, Müşteri Deneyimi ve Kurumsal İletişim Müdürü ve son olarak Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı pozisyonlarında görev yaptı. Bu süreçte Müşteri Tutundurma Komitesi’ni kurdu ve yönetti; Müşteri Bağlılık Programı, NPS Programı ve Online Satış Platformu’nu hayata geçirdi, müşteri memnuniyet düzeyini üst seviyelere çıkardı. Beste Yıldız, evli ve 3 çocuk annesidir.

Ipsos: Korona virüs Hane içi tüketimini nasıl etkiliyor?

Ipsos: Korona virüs Hane içi tüketimini nasıl etkiliyor?

Sağlık Bakanlığının Türkiye’de Korona virüsü görülmüştür açıklamasını yaptığı 10 Mart sonrası hane halkı alışveriş davranışlarında belirgin değişimler gözlendi.

Ipsos Hane Tüketim Paneli’ne üye olan dijital hanelerinden iletilen kayıt sayıları 11-17 Mart tarihinde bir önceki haftaya kıyasla %21 arttı.

 

En çok artan kategoriler arasında başı virüsten korunmak ve dezenfekte olmak için kullanılan ürünlerden Kolonya ve Sirke çekiyor.

Sonrasında ise gıda ürünlerinden evde stoklanabilen makarna, bakliyat ve un gibi ürünlerde artış görülüyor.

Makarna tek başına toplam alışveriş büyümesinin 4’te 1’ini gerçekleştiriyor, özellikle 11, 16 ve 17 Mart tarihleri makarna alımlarının en yüksek seyrettiği günler.

Yine bu dönemde en çok satın alımı olan kategoriler ise; Bisküvi, Makarna, Süt, Bakliyat, Çikolata kapamalı ürünler, Peynir, Ev temizlik ve Kağıt ürünleri oldu

Okulların tatil olması ve «Evde Kal Türkiye» söylemlerinin yayılması ile birlikte özellikle 16-17 Mart tarihlerinde satın alımdaki hareketlilik arttı. İlk tepki ile alınan kategorilere ek olarak «Dondurulmuş Gıda, Toz şeker, sıvıyağ ve çöp torbası alımında artış oldu.

Konuyla ilgili olarak Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik şu değerlendirmeleri iletti: “Sağlık boyutu başta olmak üzere sosyal ve ekonomik etkileri ile tarihe geçecek ve belki de düzeni değiştirecek bir dönem yaşıyoruz. Koronavirüs /Covid-19 salgını toplumda tutum ve davranış değişikliklerine neden olabilir, oluyor ve olacaktır. Ne kadar süreceğini henüz kestiremediğimiz bu dönemde biz Ipsos olarak durmak yerine gündelik hatta saatlik değişen koşulları daha sık ve yakından izleme taraftarıyız.

Bulunduğumuz dönemde yanıtlanması gereken yeni sorular var, öyle ki bazı soruları henüz düşünemedik bile. Davranış ve tutumda oluşabilecek trend değişiklikleri mevcut gerçeğin yansımasıdır. Bazı sektörler veya kategorilerde hiçbir değişiklik olmazken bazıları bu değişiklikleri görebilir. Sonuçta bu değişiklikler bireyin değişen doğasındaki yeni gerçeği yansıtır. Bu gerçeklerin bazılarının kalıcı olabileceğini, bundan sonraki “normalin” ilk hali olduğunu da unutmamalıyız.

Salgına dair yayınlanan çeşitli istatistikleri incelerken araştırmanın gidişatı anlamakta ne kadar önemli olduğunu fark ediyoruz. Hepimiz sürekli olarak gidişata dair güvenilir veri ihtiyacı içindeyiz. İşte bu yüzden biz Ipsos olarak güvenli yöntemler ile yapacağımız bilimsel araştırmalar ile toplumun nabzını tutup bilgi boşluğuna alan tanımayacağız.”

Ipsos Hane Tüketim Paneli Hakkında

Bu bültende paylaşılan sonuçlara Ipsos Hane Tüketim Paneli’ne dijital üye hanelerin 5000 tanesinden alınan verilere dayanmaktadır.

Ipsos Hane Tüketim Paneli 35 ile yayılmış yaklaşık 14,000 haneden oluşmaktadır ve Türkiye’yi sosyo-ekonomik statü, hane büyüklüğü ve bölgeler açısından temsil edecek şekilde seçilmiştir. Sürekli bir örneklemden haftalık satın alım verisi toplanmaktadır. Toplanan veriler ~21 milyon haneye projekte edilmektedir. Haneler HTÜ satın alma bilgilerini her gün “günlük” üzerine kaydeder, bu günlük haftalık olarak toplanır ve gerekli kontrollerden sonra işleme alınır. Günlüklerde aşağıdaki bilgiler toplanır:

  • Satın alınan ürün grubu
  • Marka (boyut ve çeşit detayında)
  • Satın alınan miktar
  • Alışveriş sıklığı
  • Satın alınan yer
  • Fiyat

Ipsos araştırma: Kadınlara Kontrollü Özgürlük İstiyoruz…

Kadınlara Kontrollü Özgürlük İstiyoruz…

Ipsos’un düzenli olarak gerçekleştirdiği, Türkiye’nin en geniş kapsamlı yaşam tarzları araştırmalarından biri olan ve sonuncusu Şubat ayında raporlanan Türkiye’yi Anlama Kılavuzu Araştırması, Kadın konusuna da çok çeşitli açılardan eğiliyor.  Türkiye temsili olarak yaklaşık 16 bin kişi ile yüz yüze görüşmelerle gerçekleştirilen Türkiye’yi Anlama Kılavuzu araştırmasından çıkan bazı veriler şu şekilde:

  • Her 10 kişiden 6’sı erkek ve kadının çocuk bakımında eşit roller üstlenmesi gerektiğini düşünüyor. (%58) Bu oran geçtiğimiz döneme göre 4 puan düşüş gösterdi.

 

  • Her 10 bireyden 7’si erkek ve kadının aile bütçesine birlikte katkıda bulunması gerektiğini düşünüyor. (%71)

 

  • Her 10 bireyden 8’i gelecekte kariyerin kadının hayatında daha ön planda olacağını düşünüyor. (%83) Bu oran geçtiğimiz döneme göre 16 puan artış gösterdi (%67)

 

  • Her 10 bireyden yaklaşık 7’si erkeğin çalışmayıp kadının çalışması beni rahatsız eder diye düşünüyor. Bu oran kadın ve erkeklerde eşit seviyede yer alıyor. (%67)

 

  • Her 10 bireyden yaklaşık 4’ü kadınların kariyer yapmak yerine iyi bir eş ve anne olmaya daha çok önem vermesi gerektiğini düşünüyor. (%37) Bu oran kadınlarda %33 seviyesinde

 

  • Bireylerin yarısı kadının çalışması için kocasının rızasının olması gerektiği görüşünde. (%55) Bu oran geçtiğimiz döneme kıyasla 4 puan yükseldi.
  • Her 10 bireyden 8’i, Türkiyede kadına yönelik siddetin arttığını düşünüyor. (%83)
  • Her 10 bireyden yaklaşık 9’u, kadına yönelik şiddetin toplumun çok önemli bir sorunu olduğunu düşünüyor. (%85)

 

“Kadınlara Kontrollü Özgürlük İstiyoruz”

 

Sonuçları değerlendiren Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik şunları iletti: “Türkiye’de kadın erkek eşitliği, kadının ekonomik hayata katılımı, kariyer yapması konularında genel olarak olumlu tutumlar içerisindeyiz ve kadınları bu konuda destekliyoruz. Fakat bu destek koşulsuz verilmiyor. Kadınlara kontrollü özgürlük istiyoruz. Kadınların çalışma yaşamına katılması eşlerinin izni olduğu sürece destekleniyor. Toplumun %55’i kadının çalışması için kocasının rızası olması gerektiği görüşünde. Bu oranın geçtiğimiz döneme göre 4 puanlık bir artış gösterdiğini de görüyoruz.

 

Bu sonuçlar hem kadın hem erkek bireylerden alınan ortalama sonuçlar. Yine de bu noktada durup hemen “kadınlar da eşitsizliği destekliyor”, hatta “eşitsizliği tercih ediyor” dememek lazım. Kadın erkek rolleri ve eşitsizlik öğrenilen şeyler. Kadınlar doğal olarak bu eşitsizliği öğreniyor ve kanıksıyor. Eğitim yaşamından istihdama kadar her alanda gelişim sağlanması için eşitlik vurgusu çok önemli. Bu eşitliği sağlamak için de kadınlar, erkekler ve toplumun tüm kesimlerinin ne düşündüğünü ve daha önemlisi neden böyle düşündüklerini oturup etraflıca irdelememiz gerekiyor. Türkiye gibi nüfusun yarısını kadınların oluşturduğu ancak farklı alanlardaki yönetim kademelerinde eser miktarda kadının bulunduğu, hatta çoğu kademede bulunamadığı bir ülkede kadınları ve kadınlara dair yaygın toplumsal algıyı anlamak önemli.”