Yazılar

İçeceksiz yemek siparişleri artı

Ev dışı yemek siparişlerinde bireyler %38 daha fazla ödeme yapmamak için “içeceksiz” siparişe yöneliyor.

Türkiye’nin hızla büyüyen hazır yemek ve ev dışı tüketim pazarındaki dinamikleri, dünyanın ve ülkemizin lider araştırma şirketi; Ipsos Yeme-İçme Paneli’nin en güncel verileri ile izleniyor. Yapılan araştırmaya göre; tüketiciler artık ev dışı sipariş sepetlerini daha bilinçli yönetiyor. Bu önemli eğilimi Ipsos’sun bilimsel veriye dayalı bireylerin ifade, tutum ve davranışlarının incelendiği panel raporu ile ortaya koyuyor.

Panel sonuçlarına göre, içeceksiz yemek siparişi yükselişteBunun temel nedeni; İçecekli siparişler, ortalama olarak %38 daha fazla ödemeye yol açıyor olması… Bu maliyet farkı, tüketicileri ev dışı tüketim kararlarında “içeceksiz” sipariş vermeye ve bütçelerini optimize etmeye yönlendiriyor. Ipsos verileri, bu stratejik tasarruf eğiliminin sektördeki geleceği nasıl şekillendireceğine işaret ediyor.

Hazır Yiyecek Pazarında Hacim ve Harcama Artışı… Genel tüketim eğilimlerine ilişkin bulguları, pazarın hacimsel ve parasal olarak büyümeye devam ettiğini doğruluyor. Hazır yiyecek ve içecek tüketimleri, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %3 oranında artış gösterdi. Haziran 2025 dönemi verilerine göre, bir birey ayda ortalama 30 kez hazır yiyecek ve içecek tüketimi gerçekleştirirken, bu tüketimlere toplamda 7.489 TL harcadı. Bu rakamlar, tüketicinin ayda yaklaşık 5 kez ev dışı tüketim yaptığını ve tek seferde ortalama 254 TL ödediğini ortaya koyuyor. Bu yoğunluk ve yüksek harcama, hazır yemek pazarının Türk tüketicisinin günlük yaşamındaki merkeziyetini gözler önüne sermektedir.

Ipsos Türkiye

Tüketim Kanallarında Dağılım Nasıl ? Mekânda tüketim liderliğini sürdürüyor. Tüketicilerin hazır yiyecek ve içecekleri nasıl edindiğine bakıldığında, mekân içi tüketimin ezici liderliği dikkat çekiyor. Yapılan her 100 hazır yiyecek ve içecek tüketiminin 64’ü mekânda gerçekleştirilirken, eve sipariş ve gel-al yöntemleri arasındaki denge de netleşiyor. Eve sipariş yöntemiyle gerçekleşen tüketimlerin oranı %17 iken, tüketicinin mekâna giderek siparişini aldığı gel-al (take-away) yöntemi %19 ile eve siparişin hemen önünde yer alıyor. Bu dağılım, fiziksel mekânların sosyal deneyim ve hızlı ulaşılabilirlik açısından hala pazarın ana damarı olduğunu gösteriyor.

Ipsos Türkiye

Restoran tipleri çoğalıyor… Hazır yiyecek ve içecek tüketimindeki restoran tercihlerinde, genel çeşitlilik geçen yılki seviyelere benzer kalırken, ortalama bir birey Ocak-Haziran 2025 döneminde yaklaşık 7 farklı restoran tipinden tüketim gerçekleştirdi görülüyor. Ancak, tüketim tipleri içindeki paylar önemli bir değişime bir trendin başlangıcına bir yönelimin sinyaline ışık tutuyor.  Geçen yıl tüketimlerde en yüksek paya sahip olan Kebapçılar%19,4’ten %12,1’e düşerek belirgin bir kayıp deneyimlerken, bu düşüşten en çok faydalanan restoran tipi Lokantalar oldu. Lokantalar, payını önemli ölçüde artırarak %15,6’dan %18,7’ye yüksedi ve en üst sıraya yerleşti. Her 100 tüketimden 19’u bu geleneksel mekânlarda gerçekleşti. Bu değişim, tüketicinin tercihlerinde hızlı kebap yerine, esnaf lokantası tarzı daha geleneksel, ev yemekleri ve uygun fiyatlı seçeneklere yöneldiğini ortaya koydu. Kafeler/Tatlıcılar/Fırınlar da paylarını artırarak yükselişe geçerken %9,2’den %10,9’a, Fast Food ve Diğer kategorilerindeki paylar geçen yıla yakın seviyelerde kaldı.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

 Burger Pazarında Kırmızı Et-Tavuk Burgere yeniliyor. Hazır yemek pazarında en yüksek büyüme oranlarından birini yakalayan Hamburgerler %24 büyüme kategorisinde, tüketici tercihleri belirgin bir dönüşüm izleniyor. Türk toplumu ağırlıkla vaz geçemediği tercihi kırmızı et liderliği de sarsılıyor. Genel büyüme verisine göre,Tavuk Burger, kırmızı etin bir adım önüne geçerek popülaritesini artırmış ve pazarın ana itici güçlerinden biri haline gelmiştir. Tüketicilerin bu kategoride hem lezzet hem de maliyet/sağlıklı beslenme algısı açısından tavuk ve vegan alternatiflere yöneldiği söylenebilir.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

 Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik, araştırma verilerini şöyle yorumladı; 

“ Tüketici trendlerine dair en gözleme açık davranışlardan biri de dışarıda yeme-içme konusudur. Ipsos Yeme-İçme Paneli’nin son verileri, Türkiye’de hazır yemek tüketim eğilimlerini inceleyerek bu gözlemlerin verilere dayanan gerçeklerini ortaya koyuyor.

Türkiye’yi cinsiyet, yaş, sosyo-ekonomik statü ve bölge bazında temsil eden, 14 yaş üzeri 3.500 bireyle gerçekleştirilen çalışma sonuçlarına göre Ocak-Haziran 2025 döneminde, kişi başı ayda yaklaşık 5 kez hazır yeme-içme gerçekleştiği ve her seferinde ortalama 254 TL harcandığı görülüyor. Hazır yiyecek ve içecek tüketimi, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %3 artıyor. Bireylerin %64’ü bu tüketimlerini mekânın kendisinde gerçekleştirirken, %17’si eve sipariş vermeyi ve %19’u gel-al yöntemini tercih ediyor.

Ipsos Türkiye

Piyasadaki fiyat artışlarına karşılık, tüketicilerin bütçesindeki harcama kısıtları; tüketimde daha uygun alternatifler sunabilen lokantaların liderliği ele geçirmesine neden oluyor: İlk 6 ayda her 100 tüketimden 19’u lokantada, 12’si kebapçı-lahmacuncuda, 11’i ise dönerci-iskendercide gerçekleşiyor. Lokantalardan sonra en büyük pay artışı simitçilerde görülmekte. Pay artışı dikkat çeken hamburgercilerde ise tavuk burger tercihinin kırmızı etin önüne geçmesi, yine ekonomik koşullara bağlanabilecek bir trend olarak öne çıkıyor.
Ekonomik baskı altındaki davranışın bir başka göstergesi de her üç yemekten birine eşlik eden içeceğin giderek yemekten uzaklaşmasıdır: Sadece yiyecek içeren siparişler, içecek eşlikli siparişlere göre %38 daha fazla ödemeye yol açıyor ve bu durum içeceksiz tüketimin artmasına neden oluyor. İçeceklerden elde edilen kârın buradaki ciro kaybını ne oranda karşıladığı, restoranlar için önemli bir araştırma konusu ve olası aksiyon noktası olma niteliği taşıyor.
Tüketiciler, tüketim sayısı olarak henüz hazır yeme sektöründen uzaklaşmasa da bu tüketimin niteliğinin önemli değişimlere uğradığı açık. Bu değişimlerin nasıl devam edeceğini ve kalıcı olup olmadıklarını ilerleyen dönemlerde hep birlikte göreceğiz.

Olimpiyatlar dünyada heyecan yarattı mı?

Dünyanın ve ülkemizin lider araştırma şirketi Ipsos’un gerçekleştirdiği Ipsos Global Advisor araştırma verilerinden derlenen bulgular bu dosyada yer almaktadır. Ülkemizin de içinde olduğu 33 ülkede gerçekleştirilen araştırmanın katılımcıları; çoğu ülkede 16-74 yaşları arasında ve Kanada, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nde 18-74 yaşları arasındaki 24,531 yetişkini kapsamaktadır

Yapılan çalışmada;

  • Dünya; ‘Paris Yaz Olimpiyatları’yla ne kadar ilgili?
  • “Paris Olimpiyatları Dünya’nın bir araya gelmesi için önemli bir fırsat olacak.” ifadesine ne derece katılım gösteriliyor.
  • Çalışmaya katılan ülkelerin genel ortalamasına bakıldığında; dünyanın bir araya gelmesi için önemli bir fırsat olduğunu düşünenlerin ortalaması yüzde kaç?
  • Olimpiyatlar ülke toplumlarını bir araya getirir mi?
  • Olimpiyatlara katılan takımları sayesinde toplumlar ülkeleri ile gurur duyuyorlar mı? Türkiye’nin bu konudaki düşüncesi olumlu / olumsuz ne yönde? Toplumun yüzde kaçı ne düşünüyor?
  • Bu seneki olimpiyatlarda en çok ilgilenilen spor dalı sizce hangisi gibi konularda, bireylerin ifade, görüş tutum ve düşüncelerini içeren bültenimizi bilgilerinize paylaşırız. 

PARİS YAZ OLİMPİYATLARI İLE NE KADAR İLGİLİSİNİZ?

Bu sene Paris’te gerçekleşecek olan yaz Olimpiyatlarına olan ilgi, 2020 Tokyo Olimpiyatları’na olan ilgiye göre çok daha yüksek.  Hemen hemen tüm ülkelerdeki ilgi düzeyi artarken, Türkiye’de bireylerin ilgisi önceki olimpiyatlara olan ilgi ile benzer seviyede (%56)

Ipsos Global Advisor

 PARİS OLİMPİYATLARI DÜNYA2NIN BİR ARAYA GELMESİ İÇİN ÖNEMLİ BİR  FIRSAT MI? 

Paris Olimpiyatları’nın Dünya’nın bir araya gelmesi için önemli bir fırsat olacak ifadesine katılanların oranı % 75. Otuz üç  ülke ortalamasında toplumların %75’i Paris Olimpiyatları’nın, Dünya’nın bir araya gelmesi için önemli bir fırsat olduğu görüşünde buluşuyor.  Türkiye’de de bu oran %78 ancak  2020 Tokyo Olimpiyatları’nda bu oran 3 puan daha yüksekti.  Bu konuda en düşük katılımı gösteren ülkeler Japonya ve Fransa…

 Ipsos Global Advisor

OLİMPİYATLAR ÜLKEMİ BİR ARAYA GETİRİR…

Bu ifadeye 33 ülkenin ortalamasında katılım yüksek olsa da (%72), Polonya, Almanya, Fransa ve Belçika gibi Avrupa ülkelerinde yaşayan bireylerin bu konudaki görüşleri daha olumsuz. Türkiye’de ise Olimpiyatların ülkemizi bir araya getirceği konusunda hem fikir olan kişilerin oranı %77 ile genel ortalamanın üzerinde…

Ipsos Global Advisor

OLİMPİYAT TAKIMLARIMIZ ÜLKEMLE GURUR DUYMAMI SAĞLIYOR…

Her 10 kişiden 8’I,  Olimpiyatlara katılan takımları sayesinde ülkeleri ile gurur duyduklarını belirtiyor. Türkiye’de, gurur duyduğunu belirtenlerin oranı, ülkeler ortalamasının üzerinde.  Avrupa ülkelerinde yine bu konuda olumlu görüş bildirenlerin oranı daha düşük.

 Ipsos Global Advisor

OLİMPİYATLAR GELECEK NESİLLERE SPOR YAPMALARI İÇİN İLHAM VERİYOR.

Olimpiyat oyunlarının gelecek nesillere spor yapmaları için  ilham vereceğine katılanların oranı %80 ve bu oran,  yıllar içinde değişmiyor.

Türkiye’de bu ifadeye katılım oranı, ülkeler ortalamasının üzerinde ancak Tokyo Olimpiyatları döneminde bu konudaki katılım oranı daha yüksek.

Ipsos Global Advisor

OLİMPİYATLARDA EN ÇOK İLGİLENDİĞİNİZ SPOR DALI…

İlgilenilen spor dalları her ülkenin başarılı olduğu ya da daha çok ilgilendikleri spor dallarına göre farklılık gösteriyor. Türkiye Kadın Voleybol Takımı’mızın başarısından dolayı, bu seneki olimpiyatlarda en çok ilgilenilen spor dalı ülkemizde voleybol olarak öne çıkıyor. Futbol ve basketbol ise ilgi duyulan diğer 2 spor dalı.  Okçuluktaki başarımızdan dolayı, diğer ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye’de ilgi daha yüksek.

Ipsos Global Advisor

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI; “ Paris 2024 Olimpiyatları’nın heyecanı uzun zamandır içimizde taşıyoruz. Dünyanın birlik ve bütünlük ruhuna ihtiyacı olduğu bu zamanlarda, sporun birleştirici gücü hepimize iyi gelecek.  Ipsos, Olimpiyat Oyunlarına dair ülkelerdeki bakış açısında ilişkin 33 ülkede 24 binden fazla kişi ile bir araştırma gerçekleştirdi. Global Advisor Araştırması’nın sonuçlarına göre, oyunlara ilgi pandemi gölgesinde gerçekleşen Tokyo Olimpiyatları’na kıyasla daha yüksek. Hem 2021 hem de 2024 araştırmalarında yer alan ülkelerde, Türkiye hariç tümünde Tokyo Olimpiyatları’na göre ilginin arttığını görüyoruz. Türkiye’de ise üç yıl önceki ilgi seviyesi ile bu seneki ilgi aynı (%56).

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK

Genel olarak tüm ülkelerde Paris Olimpiyatları’nın insanlar üzerinde olumlu, birleştirici bir etkisi olduğu düşünülüyor. Her dört kişiden üçü (%75) oyunların, Dünya’nın bir araya gelmesi için önemli bir fırsat sunduğunu söylüyor. Türkiye’de de bu oran %78, ancak 2020 Tokyo Olimpiyatları’nda 3 puan daha yüksekti.  “Olimpiyatlar ülkemi bir araya getirir.” ifadesine katılan kişiler, 33 ülke ortalamasında yüksek oranda olsa da (%72), Polonya, Almanya, Fransa ve Belçika gibi Avrupa ülkelerinde yaşayan bireylerin bu konudaki görüşleri daha olumsuz. Türkiye’de ise her on kişiden sekizi Olimpiyatların ülkemizi bir araya getirceği konusunda hem fikir. Müsabakaların başlaması ve başarılı sonuçların gelmesiyle bu oranın daha da artacağını, heyecan yükselirken birlik ruhunun ülkemizi saracağını öngörebiliriz. Türkiye 18 branşta 102 sporcusu ile madalya arayacak.  Dünyada ve Türkiye’de her on kişiden sekizi, Olimpiyatlara katılan takımları sayesinde ülkeleri ile gurur duyduklarını belirtiyor.

Olimpiyat Oyunları, sahip olduğu ruhla en büyük ilham kaynaklarından biri. Bir sporcunun yarıştığı en yüksek düzeydeki müsakabaları seyreden bir çocuğun bu başarıdan etkilenmemesi çok zor. Araştırmamızın sonuçlarına göre de on kişiden sekizi, Olimpiyat Oyunları’nın gelecek nesillere spor yapmaları konusunda ilham verdiğini söylüyor.  “Bu seneki Olimpiyatlarda en çok ilgilendiğiniz 3 spor dalını belirtir misiniz?” sorusuna verilen cevaplar, her ülkenin başarılı olduğu ya da daha çok ilgilendikleri spor dallarına göre farklılık gösteriyor. Türkiye Kadın Voleybol Takımı’mızın başarısından ötürü, Türkiye’de en çok ilgilenilen spor dalı voleybol. Türkiye, futbol ve basketbol alanında temsil edilmiyor ancak bu iki spor, ülkemizde en çok ilgi duyulan sporlar arasında. Okçuluktaki başarımızdan dolayı da diğer ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye’de ilgi daha yüksek.

Olimpiyatlar, sadece sporun değil, aynı zamanda birlik, beraberlik ve ilhamın da simgesi. Türkiye olarak, sporcularımızın başarısıyla gurur duyuyor, onların azmi ve çabasıyla ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceklerine inanıyoruz. Sonuçlar ne olursa olsun, onların ülkemiz için gösterdiği her çaba, bizler için büyük bir gurur kaynağı.Paris 2024 Olimpiyat Oyunları’nda yarışacak tüm sporcularımıza gönülden başarılar diliyorum.

Dünya Enflasyonla mücadele ediyor. Peki Türkiye’de durum ne?

Dünya Enflasyonla mücadele ediyor. Peki Türkiye’de durum ne?

Ipsos tarafından gerçekleştirilen ekonomi dosya içeriği; Ipsos Tüketici Güven Endeksi, Dünyanın Endişeleri ve Gündeme Dair isimli araştırma verilerinden derlenmiştir. Endeks Ipsos’un dünya çapında 29 ülkede gerçekleştirdiği bir çalışmadır.  Ülkenin en önemli sorunu ne? Güven endeksi gerilemiş durumda mı? 29 ülke ortalamasında en önemli sorun ne? Finansal politikaların doğruluğu yanlışlığı nedir? Uzmanların dışında halkın bu konulara dair algısı nasıl? Yirmi Dokuz ülke arasında Türkiye’nin bu konulara yönelik durumu nedir? Bu dosyada enflasyonu mercek altına alırken vatandaşın değerlendirmesi, beklentisi, yükselme veya düşüşe yönelik düşünceleri, işsizlik, kişisel yaşam standartları gibi başlıklar için de geçerli olan İfade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ : Son 1 ay içinde Türkiye’de Tüketici Güven Endeksi 3.2 puan gerilemiş durumda ve Haziran ayında Arjantin’den sonra en düşük güven endeksine sahip ülke durumunda. Finansal piyasalar açısından tüketicilerin piyasaya olan güveni, hem yatırım araçlarını arz edenler hem de talep edenler açısından büyük önem taşımaktadır. Tüketicinin hem tüketim isteği hem de bunun reel olarak ne kadar gerçekleşebileceğini ölçümleyen tüketici güven endeksleri mevcut  fotoğrafı belirgin bir şekilde ortaya koymaktadır.

Ipsos Türkiye

Dünyanın Endişeleri Enflasyon 29 ülke ortalamasında da en önemli 3 problem içinde en öne çıkan konular sırasıyla ilk üçte; enflasyon, yoksulluk ve eşitsizlik, suç olarak sıralanıyor.

Ipsos Türkiye

ENFLASYON BİR NUMARA

Ülkeler ortalamasında %40 olan enflasyon, Türkiye’de %56 oranında belirtiliyor. Mayıs ayında ise Türkiye’de enflasyonun en önemli 3 problem içinde belirtilme oranı %44 oranındaydı. Geçen bir ay içinde enflasyonun sorun olarak belirtilme oranı 12 puan artmış durumda.

Ipsos Türkiye

BİREYLERİN % 84’Ü İÇİN EKONOMİ EN ÖNEMLİ PROBLEM

Gündeme Dair çalışmasında da ekonomi son bir senedir Türkiye’nin en önemli problem olarak belirtiliyor. Şubat ayında yaşadığımız deprem ve Mayıs ayındaki seçimlerden dolayı doğal afetler ve siyaset toplum için önemli bir sorun olarak belirtilse de Haziran ayında yine bireylerin %84’ü için ekonomi en önemli problem.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE EKONOMİSİNİN GENEL DURUMU Türkiye ekonomisinin mevcut durumuna yönelik görüşlerde son 2 ayda çok bir değişim olmasa da geleceğe yönelik beklentilerde olumsuz görüşlerdeki artış dikkat çekici. Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu ; Covid-19 pandemisinin arkasından yaşanan yüksek enflasyon pandemisi ülkeleri, tüketicileri farklı seviyelerde de olsa etkiledi, etkilemeye de devam ediyor. Enflasyon hala en büyük endişe konusu. Ipsos’un Dünya’nın Endişeleri Araştırması sonuçlarına göre her on kişiden dördü ülkesi için en çok endişelendiği 3 konu içinde enflasyonu belirtiyor. Yoksulluk, işsizlik gibi diğer başlıkları da göz önüne aldığımızda endişe yaratan başlıca konuların ekonomi ile ilgili olduklarını tespit ediyoruz. 29 ülke arasında Türkiye enflasyondan en çok endişe duyan (Singapur ile birlikte) 3. ülke, ilk sırada üç haneli enflasyonu yaşayan Arjantin var.

Ipsos olarak tüketici güvenini bireylerin ekonomiye, kişisel finansal durumlarına, tasarruflarına, önemli yatırımlar yapmaya dair değerlendirmeleri üzerinden hesaplıyoruz. İndeksin ölçüldüğü 29 ülke ortalamasında (47,4) Haziran ayında durağan bir seyir gözlemlendi, Mayıs’a (47,2) kıyasla aynı seviyede kaldı diyebiliriz. Ülkeler enflasyon ile mücadelede izledikleri farklı süreçlerden geçiyorlar, örneğin geçtiğimiz ay içinde Almanya’da resesyon haberlerinin arkasından tüketici güveni sert bir şekilde düşerken İngiltere’de yükseldi. Mayıs ayında Türkiye’ye ait tüketici güven skoru her ne kadar hala ortalamanın oldukça altında olsa bile 2019 yılından bu yana en yüksek seviyesine ulaşmıştı (39,1). Ancak Haziran ayında ise 3,2 puanlık bir gerileme oldu, 35,9’luk tüketici güven skoru ile Haziran’da Türkiye 29 ülke içinde Arjantin’in ardından sondan ikinci sırada yer aldı.

Ipsos Türkiye olarak yaptığımız düzenli “Gündeme Dair” araştırmasının Haziran ayındaki katılımcılarının %84’ü de diğer araştırmalarımızdaki gibi ülkemizin en önemli sorunu enflasyondur dediler. Geçen yıl aynı dönemde yine %80lerin üzerinde olan bu oran seçim sürecinde %73’e kadar gerilemişti. Şubat sonrasında gözlemlediğimiz görece iyimserlik Haziran ayında yerini yeniden olumsuza dönmeye başladı, eğilimin nasıl devam edeceğini Temmuz sonuçları ile daha iyi görebileceğiz. Görece iyimserlik tanımının altını çizmek gerek, şöyle ki ekonominin durumunu kötü olarak görenlerin oranının %74’den %64’e düşmesini kast ediyorum, nihai durumu iyimserlik üstün çıkıyor şeklinde göremeyiz, Mayıs itibarı ile gelinen noktada hala üç kişiden ikisi ekonominin durumunu kötü olarak değerlendiriyordu. Haziran’da ise kötümserlerin oranını 2 puanlık artışla %66 olarak tespit ettik. Benzer bir durumu ekonominin geleceğine dair tahminlerde de görüyoruz, Şubat’ta önümüzdeki birkaç ay içinde ekonomi kötüleşir diyenlerin oranı %56 iken Mayıs’ta %35’e düşmüştü. Ancak ekonominin kısa vadeli geleceğine dair kötümser olanların oranı Haziran’da yeniden %51’e tırmandı. Bir ay içinde %16’lık bir yükseliş.

Sidar Gedik

Ülkemizde vatandaşlar ekonominin gidişatını döviz kurlarının üzerinden değerlendirirler. Tüketici güveni ile farklı göstergeler arasındaki ilişkiyi analiz ettiğimizde döviz kurlarının seyri ile büyük bir korelasyon içinde hareket ettiklerini tespit ederiz. Haziran ayında TL’de yaşanan değer kaybı tüketicinin güveninde de bir erozyon yaratmışa benziyor. Yabancı para birimlerinin önümüzdeki aylarda TL karşısında değer kazanmaya devam edeceğini düşünenlerin oranı Mayıs’tan Haziran’a %65’ten %72’ye yükseldi. Enflasyonun yılın geri kalan aylarında yükseleceğini düşünenlerin oranı da %63’ten %69’a yükseldi. İşsizlik, yaşam standardı, kişisel harcamaların artması gibi farklı parametrelerin hepsinde Haziran ayında daha da olumsuza dönen bir tablo söz konusu. Negatiften daha da negatife doğru bu hareketin devam edecek bir trend olup olmayacağını Temmuz’da göreceğiz. %34’lük asgari ücret artışı ve memur maaşlarında yapılacak düzenlemelerin bu değerlendirmelere nasıl etkisi olacağını takip edeceğiz.” Dedi.

Kara Cumada satışlar mercek altında!

Kara Cumada satışlar mercek altında!

Ipsos tarafından gerçekleştirilen ANTİKRİZ MONİTÖRÜ araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; “Kasım Alışverişleri” mercek altına alınıyor.

Her yıl Kasım ayının belirli aralıklarında gerçekleşen büyük indirim günlerini ülkemizde bireyler nasıl geçirdi?  İnsanları bu yıl bu kampanyalara yaklaşımı ne yönde oldu? Bu tür süreçleri faydalı mı buluyorlar mı? İhtiyaç duyulan ürünlerin indirimli fiyata alabilenler var mı? Alışveriş konusunu tetiklediğini düşünenler var mı? Markaların kampanyalarında uzayan saatler, son günler, son saat uyarıları etkili oldu mu? İhtiyac olsa bile; sırf  bu kampanyalara karşı durmak için satın alma yapmam diyenler, tamamen karşı olanlar var mı?  Bu kampanyayı çok uzun süre bekleyenler oluyor mu ? Etkisi, katkısı, artı eksi faydasını anlamak gibi pek çok soru ile bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

EN ÇOK TERCİH EDİLEN ÜRÜN KATEGORİLERİ BU YIL NE OLDU?

Kasım kampanyaları sırasında alışveriş yapanların %70’i özellikle bu kampanyaları beklediğini söylüyor. Temizlik ürünleri ve giyim / konfeksiyon bu kampanyalar sırasında en çok tercih edilen ürün kategorileri.

Ipsos Türkiye

KASIMDA EN ÇOK SATIŞ YAPAN KANALLAR HANGİLERİ,EN ÇOK SATIŞ YAPAN KANALLAR HANGİSİ… 

En çok satış yapan kanallar hangileri? Kasım alışverişleri indirim kampanyaları çerçevesinde, internet üzerinden, Google ve Facebook reklamları, remarketing çalışmalarının ve Influencer marketing strateji planlamalarının kamuoyuna yansıma kampanya yoğunluğu neredeyse her birey tarafından hissedildi denilebilir. Doğal olarak da; E-ticaret şirketleri bu kampanya ve reklamlardan en fazla fayda sağlayan olduğu bilimsel olarak rakamlarla tespit ediliyor.

Ipsos Türkiye

TOPLUM BU KAMPANYALARDAN NE KADAR HABERDAR? 

Her 10 kişiden 7’si Kasım ayında firmalar tarafından yapılan indirim kampanyalarından haberdar ve bu bireylerin yarısı bu kampanyalar sırasında alışveriş yapmış.

Ipsos Türkiye

 TOPLUMDA İHTİYACI OLSA BİLE KASIM KAMPANYA SÜRECİNDE ALIŞVERİŞ YAPMAMAYA ÇALIŞANLARIN ORANI NE?

Bireylerin yarısına göre bu kampanyalar ihtiyaç duyulan ürünlerin iyi fiyata alınmasını sağlıyor. Ancak bireylerin %61’i bu kampanyaların gereğinden fazla alışveriş yapmaya sebep olduğunu düşünüyor.  Diğer taraftan her 5 kişiden 1’i bu kampanyalara karşı olduğunu ve her 10 kişiden 3’ü bu dönemde özellikle alışveriş yapmamaya çalıştığını belirtiyor.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  Kasım’da alışveriş hakikaten başka mı?

Kasım kampanyalarının ortaya çıkışı Çin’deki Bekarlar Günü’ne, yani yalnızlığa atıfla tamamen 1’lerden oluşan 11.11 (11 Kasım) gününe dayanıyor. Çin merkezli online alışveriş platformu Aliexpress tarafından 2009’dan itibaren 11 Kasım’larda uygulanan indirimler daha sonra tüm dünyaya yayıldı ve yılın en önemli alışveriş sezonlarından biri haline geldi. Black Friday (Kara Cuma) markası ile onlarca ülkede bir alışveriş çılgınlığına tanık oluyoruz. Cuma gününün İslam dinince kutsal olması nedeni ile halkın çoğunluğunun Müslüman olduğu ülkelerde  farklı markalar kullanılabiliyor. Ülkemizde “Efsane Cuma”, “Efsane Kasım” gibi versiyonlarını görüyoruz. Körfez ülkelerinde “Beyaz Cuma” markasının kullanıldığını da duydum.

Ipsos Türkiye

Online alışveriş platformları ile başlamış olsa da diğer alışveriş kanallarına da yayılmış ve oldukça popülerleşmiş bir kampanya dönemi söz konusu. Her on kişiden yedisi bu kampanyalardan haberdar. Haberdar olanların yarısından fazlası ise bu dönemde kampanyalar kapsamında alışveriş yapmışlar. Bu alışverişler hala ağırlıklı (%70) salt online kanallarda yapılıyor olsa da sadece mağazalardan Kasım kampanyası alışverişi yapan %20’lik bir kesim de var.

Alışveriş yapanların %70’i ihtiyaçlarını gidermek için bu dönemi beklediklerini belirtiyorlar. “İhtiyaç” kelimesini özellikle kullandım, çünkü en yoğun alışveriş yapılan kategoriler temizlik ürünleri ve giyim. Temel ihtiyaç olmayan elektronik, dekorasyon gibi kategorilerdeki alışveriş oranı düşük.

Toplum olarak Kasım kampanyalarına yönelik pozitif bir yaklaşım içinde olduğumuzu söylemeliyim. “İhtiyacım olsa bile bu dönemde alışveriş yapmamaya çalışıyorum” ifadesine katılım oranı sadece %32. Belirttiğim gibi bu dönem ihtiyaçları gidermek üzere beklenen bir dönem. “Kasım kampanyalarına tamamen karşıyım” ifadesine katılıyorum diyenlerin oranı ise sadece %22. Her ne kadar on kişiden altısı bu dönemde ihtiyacından fazla alışveriş yaptığını belirtiyor olsa bile araştırmaya katılanların yarısı bu dönemin “ihtiyaç” duyulan ürünleri uygun fiyatlara alabildikleri bir dönem olduğunu düşünüyor.

Yüksek enflasyon ile mücadelede tüketiciler için temel ihtiyaçları en uygun fiyatlarla giderebilmek çok önemli. Çok daha fazla fiyat araştırması yapıldığını ve bu amaçla daha fazla alışveriş noktası ziyaret edildiğini tespit ediyoruz. Kasım kampanyalarının bu anlamda tüketicilere büyük bir fırsat sunduğu kesin.

Türkiye’de FIFA Dünya kupası heyecanı var mı?

Türkiye’de FIFA Dünya kupası heyecanı var mı?

Ipsos Global Advisor araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde “2022 FIFA World Cup” var. 34 ülkede gerçekleştirilen araştırma verilerinde; tüm maçları seyredecek olan bireylerden, dünya kupası ile ilgili hiç bir fikri olmayan ya da hiç duymadım diyenlere kadar incelendi. Genel ortalamaya göre bu yıl finale kalacak diye en fazla adı ifade edilen ülke hangisi? Dünya kupası sosyal etkinlik olarak değerlendiriliyor mu? Bireyler bu maçları kimlerle izleyeceğini belirtiyor gibi başlıklarda bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

TÜRKİYE’DE 2022 FİFA DÜNYA KUPASI’NI İZLEYECEĞİNİ İFADE EDENLERİN ORANI % 55… 34 ülke ortalamasında bireylerin %17’si futbola tutkulu olduğunu ve mümkün olduğunca tüm maçları seyredeceğini belirtiyor. Türkiye’de bu oran %15. Mümkün olduğunca maç izleyeceğini söyleyen bireylerin oranı Birleşik Arap Emirlikleri’nde en yüksek olan. 2022 FİFA Dünya Kupasında herhangi bir maçı izlemeyeceğini söyleyenlerin oranı ise %40.Ipsos Türkiye

MAÇ İZLEME ORANI BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİNDE EN YÜKSEK…

Türkiye’de bireylerin %15’i 2022 FİFA Dünya Kupasında mümkün olduğunca çok maç izleyeceğini, %28’i de önde gelen ülkelerin maçlarını seyredeceğini dile getiriyor.  Maç izlemeyecek olan ya da 2022 FİFA Dünya kupasından haberi olmayanların oranı ise %40. 34 ülke ortalamasında bireylerin %17’si futbola tutkulu olduğunu ve mümkün olduğunca tüm maçları seyredeceğini belirtiyor. Türkiye’de bu oran %15. Mümkün olduğunca maç izleyeceğini söyleyen bireylerin oranı Birleşik Arap Emirlikleri’nde en yüksek. 2022 FİFA Dünya Kupasında herhangi bir maçı izlemeyeceğini söyleyenlerin oranı ise %40.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE’DE BİREYLERİN 1/3’ÜNÜN 2022 DÜNYA KUPASI HAKKINDA HİÇ BİLGİSİ YOK. ÇOK BİLGİLİ OLANLARIN ORANI İSE % 15.  Ipsos araştırma şirketinin gerçekleştirdiği araştırmanın verilerine göre; 34 ülke ortalamasında her 10 kişiden 3’ü 2022 FİFA Dünya Kupası ile ilgili bir fikri olmadığını, duymadığını söylüyor.  Türkiye’de ise 2022 FİFA Dünya Kupası ile ilgili hiç bir bilgisi olmayanların oranı %35. Oldukça bilgili ve biraz bilgili olanların oranı ise %31.

Ipsos Türkiye

ARAŞTIRMA VERİLERİNE GÖRE GLOBAL ORTALAMADA FİNALE KALACAK İKİ ÜLKEDEN BİRİ %21 İLE BREZİLYA…  Tüm ülkeler ortalamasında Brezilya%21 ile finalde oynayacak iki takımdan biri olarak en yüksek skoru elde ederken, Türkiye’de Almanya %22 ile ilk sırada belirtiliyor. Ama sonuçta final oynayacağı düşünülen iki ülke hem dünyada hem de Türkiye’de Brezilya ve Almanya.

Ipsos Türkiye

TÜM DÜNYADA OLDUĞU GİBİ TÜRKİYE İÇİNDE 2022 FİFA DÜNYA KUPASI SOSYAL BİR ETKİNLİK. Bireylerin %84’ü maçları ailesi ya da arkadaşları ile birlikte seyredeceğini söylüyor. Dünya kupası bir sosyal etkinlik olarak görülüyor. Dünyada bireylerin %85’i, maçları arkadaşları ya da aileleri ile birlikte seyredeceğini söylüyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  Kendimi iyi bir futbolsever olarak görürüm, 2018 FİFA Dünya Kupası’nda bir maçı stadyumda izleyerek futbolseverlik kariyerimin zirvesine eriştim. Ancak yaklaşan Dünya Kupası öncesinde gerçekleştirdiğimiz araştırmanın benim açımdan da ilginç sonuçları var. Futbol, üzerine en çok yazılıp çizilen spor. Çok popüler. İnsanların hayatlarında o kadar çok yer tuttuğu düşünülüyor ki kitleleri yönlendirmede bir araç olduğu da ileri sürülüyor. Meşhur 3 f formülünü duyanlar vardır, 20. Yüzyıl ortalarında Portekiz’de Salazar rejimi tarafından toplumu uyuşturmak amacıyla uygulandığı iddia edilen formül; fado-fiesta-futbol.

Bu iddiaya göre futbol işte bu kadar etkili. Peki araştırmamızın sonuçları ne diyor? FİFA Dünya Kupası kayda değer bir kitle için hiçbir şey ifade etmiyor. Araştırmanın yapıldığı 34 ülkedeki katılımcılar içinde her on kişiden üçü turnuvayı duymamış bile. Çok az seviyede bilgi sahibi olanları da dahil ettiğimizde %56’lık bir kesim konuya oldukça uzak. Türkiye’de kupayı hiç duymamış olanların oranı üçte biri aşıyor.

Kendisini (benim gibi) tutkulu bir futbol izleyicisi olarak tanımlayan ve maçları mümkün olduğunca izleyeceğini belirtenlerin oranı %17.  Kendi ülkesinin takımını ve popüler takımları izleyeceğini söyleyenleri de dahil ettiğimizde turnuvayı görece yoğun şekilde takip edeceklerin oranı %40’a ulaşıyor. Ancak bir diğer %40’lık kesim bu dev organizasyonu hiç duymamış bile. Çıkarılabilecek sonuçlardan biri şu, futbolu takip edenler kadar hiç ilgi duymayan bir kitle de mevcut. Öte yandan futbolsever kitle o kadar yoğun ilgi sahibi ki bu kitlenin daha büyük bir kitle olduğu algısı oluşuyor.

2018’de izlediğim maçın öncesinde kentte Brezilya’nın da maçı vardı. Kupayı en fazla kez kazanmış bu ülkenin taraftarlarının yarattığı atmosfer büyüleyici idi. Bu yüzden araştırmamıza katılan her beş kişiden birinin Brezilya’yı finalde göreceklerini düşünmesi bana normal geliyor. Ama bizim ülkemizdeki futbolseverlerin beşte biri için Gary Lineker’in meşhur sözü bu kupada da geçerli “Futbol basit bir oyundur; 22 kişinin 90 dakika topu kovaladığı sonunda her zaman Almanların kazandığı bir oyundur.”

 

Kapalı mekanlara aşı olmamış kişiler alınmasın!

Kapalı mekanlara aşı olmamış kişiler alınmasın!

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması  69. dönem verileriyle vatandaşların; alışveriş merkezi, cafe ve restoran gibi kapalı alanlara aşı olmamış kişilerin alınıp /alınmaması, 2 doz aşısını yaptırmamış kişilerin alınmaması gibi bir kararın alınması, için aşı olunması ya da düzenli olarak pcr testi yaptırılması kuralının getirilmesi, pcr testi zorunluluğunun getirilmesi kararını, bugüne kadar aşı olmamış ama olma niyetinde olanları, Çocuğu okula gidecek olan ebeveynlerin aşı olması veya olmayanların ise düzenli olarak pcr testi yaptırma zorunluluğunun getirilmesi gibi konularda ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

 HER 10 KİŞİDEN 6’SI KAPALI MEKANLARA 2 DOZ AŞISINI OLMAMIŞ KİŞİLERİN ALINMAMASI GEREKTİĞİ KONUSUNDA HEM FİKİR.

Toplumun %61’i alışveriş merkezi, iş yeri ya da restoran kafe gibi yerlerin kapalı alanlarına aşısı olmayan kişilerin alınmaması gerektiğini düşünüyor. Aşı olmuş kişiler nezdinde bu oran %73’e çıkarken, beklenildiği gibi bu karara karşı çıkanlar bugüne kadar aşı olmamış kişiler. Aşı olmayan kitlenin  %53’ü böyle bir uygulamaya karşı olacaklarını belirtiyor. Aşı olmuş kişilerin ise sadece %17’si bu tür bir uygulamayı doğru bulmayacağını belirtmekte.

 Ipsos Türkiye

İŞ HAYATININ SEKTEYE UĞRAMAMASI İÇİN AŞI OLMA YA DA DÜZENLİ OLARAK PCR TESTİ YAPTIRILMASI ZORUNLULUĞUNUN GETİRİLMESİNİ TOPLUMUN 2/3’Ü DOĞRU BULUYOR.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca son açıklamasında iş hayatının sekteye uğramaması için aşının kural haline gelmesi gerektiğini aşı olmayan kişilerin ise düzenli olarak PCR testi yaptırmaları gerektiğini söyledi. Toplumun %60 civarı böyle bir kararın alınmasını doğru buluyor.  Bugüne kadar aşısını olmuş kişilerin böyle bir uygulamaya olumlu yaklaşımları %70. Aşı olmamış kişiler ise özellikle aşı olma mecburiyeti konusunda daha tepkililer. Bu kitlenin %40’ı aşı mecburiyetine karşı olduklarını belirtiyor. PCR testi konusunda ise aşı olma konusuna göre daha olumlular.

Ipsos Türkiye

 KAPALI MEKANLARA AŞI YA DA PCR TESTİ YAPTIRILMASI KURALI GETİRİLMESİ DURUMUNDA AŞI KARŞITLARININ %64’Ü HİÇBİRİNİ YAPTIRMAMA DÜŞÜNCESİNDE…

Aşı olmamış ama aşı olma niyetinde olan kitlenin %58’i aşı yaptıracağını, %20’si de düzenli olarak pcr testi yaptırabileceğini belirtirken, aşı karşıtı olanların %64’ü hiç bir şey yapmayacağını belirtmekte

OKULLARIN AŞILIP YÜZYÜZE EĞİTİME GEÇİLMESİ İÇİN DE EBEVEYNLERE AŞI VEYA PCR TESTİ ZORUNLULUĞU GETİRİLMESİNİ EBEVEYNLERİN %65’İ DOĞRU BULUYOR.

Okulların yüz yüze eğitime başlayabilmesi için ebeveynlerin 2 doz aşılarını olmuş olması ya da olmayanların düzenli olarak pcr testi yaptırması zorunluluğun getirilmesini ebeveynlerin %65’i desteklerken, % 17’si bu karara karşı çıkmakta, %18’i de fikrinin olmadığı belirtmekte. Bugüne kadar aşı olmamış ebeveynlerin %39’u böyle bir karar çıkması durumunda aşı yaptıracağını,  %18’i de düzenli olarak pcr testi yaptırmayı tercih edeceklerini belirtirken, her 4 veliden 1’i aşı olmayacağını ve pcr testi yaptırmayacağını söylüyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Bilim insanlarının, devlet başkanlarının tüm çağrılarına rağmen aşı konusunda tam fikir birliği oluşamadı. Aşıya temelden karşı olanbir grup var, ayrıca özel olarak Covid-19 aşılarına dair tereddütleri olan kayda değer büyüklükte bir kitle de var. Bugüne kadar bu gruplara yönelik çağrılar tavsiye ve yüreklendirme esaslıydı. Geçen hafta ABD’de Pfizer-Biontech aşısının tam onay alması ileartık bu yaklaşımın değişmesi ihtimali var. Nitekim ABD’de bunun ilk örneklerini görmeye başladık. Bu arada Türkiye’de de sağlık bakanı, tavsiyeden ileri gidecek uygulamaların ilk işaretlerini verdi. Bu, çok hararetli bir tartışmanın fitilini ateşledi. Biz bir süredir bu konuyu soruyoruz, aşı olmayanların kapalı mekanlara alınmaması gerektiğini düşünenlerin oranı Temmuz ayı başında %50 iken Ağustos’ta bu oran %60’ın üzerine çıktı. Aşı olmuş olanlar arasında bu düşüncede olanların oranı %73’e varıyor. Öte yandanhenüz aşı olmamış olan her iki kişiden biri bu uygulamaya karşı. Her on kişiden altısı iş yerlerinde aşının bir kural kural haline getirilmesi fikrini destekliyor, aşı olmayanlara PCR testinin kural haline getirilmesi fikri de benzer seviyede destek görüyor.

Ipsos Türkiye CEO'su Sidar Gedik

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Aşı olmuş olanların %72’si iş yerlerinde aşının kural olması düşüncesine katılıyor, aşı olmayanların da üçte biri aynı fikirde.  Yine henüz aşı olmayanların yaklaşık yarısı düzenli PCR testi yaptırılması fikrini onaylıyor. Buradan henüz aşı olmamış olsa bile aşıya dair katı bir negatif tutumu olmayan bir grup olduğunu anlayabiliyoruz. Nitekim aşı olmamış olanlara kapalı mekanlara girişte aşı veya PCR testi mecburiyeti getirilmesi halinde aşı olacağını belirtenler var. Mesela henüz aşı olmamış ebeveynlerin %39’u zorunlu olması halinde çocuğunun okula gidebilmesi için aşı olacağını belirtiyor.  Tüm bu kurallar, zorunluluklar ihtimaline rağmen aşıya karşı olmaya devam eden bir kitlenin varlığını da es geçemeyiz. Çok kabaca özetleyecek olursak henüz aşı olmamış olanların %45’i (tüm örneklemin %12’si) aşıyakarşı değil/aşı olacaklar, %35’i (tüm örneklemin %9’u) tereddütlü yani zamanla  aşı olmaya karar verebilirler, %20’si (tüm örneklemin %5’i) ise aşıya karşı. Örneklemimizin %95’inde aşıya kökten bir karşı çıkma yok. Kökten aşı karşıtı olanları hariç tutarsak, %21 oranındaki, zaman içinde aşı olabilecek kitleye odaklanmak gerekli. Toplumsal bağışıklık için çok değerliler.

50 yaş üstü 3. Aşıya sıcak bakıyor

50 yaş üstü 3. Aşıya sıcak bakıyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması  64. dönem verileriyle vatandaşların; son dönemlerde Türkiye’de görülmeye başlanan Delta Varyantından haberdar olup/ olmadığı, bu yeni varyantın salgının üzerindeki etkisi, insanlar üzerinde uyandırdığı endişeleri, elli yaş üstü  birinci ve ikinci doz aşılarını olan kişilerin üçüncü doz aşı ile ilgili ifade, tutum, davranış ve değerlendirmeleri incelendi…

 50 YAŞ ÜZERİNDEKİ KİŞİLERİNİN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU 3. AŞIYI YAPTIRMA NİYETİNDE.

Sağlık Bakanlığının 50 yaş üstü bireylere 3. Doz aşı randevularının açıldığını açıklaması sonrasında 50 yaş üstü aşı olmuş bireylerin %81’i 3. doz aşı olma niyetinde. Ancak aşı olmuş bu yaş grubunun %8’i 3. doz aşıyı olmayacağını, %10’u ise yaptırıp yaptırmayacağı konusunda emin olmadığını belirtmekte.

 

DELTA VARYANTININ SALGIN ÜZERİNDE OLUMSUZ ETKİSİ OLACAĞINI DÜŞÜNENLER ÇOĞUNLUKTA.

Özellikle Fransa ve İngiltere’de hızlı yayılan yeni varyant ile iligli geçen yaz mevcut olan virüsten çok daha bulaşıcı olduğu kaygısı Avrupa’da hakim. Türkiye’de Delta Varyantından haberdar olanların %48’i bu yeni varyant etkilerinden dolayı salgının çok daha uzun süreceği kanaatinde… Toplumumuzun %35’i de biraz daha uzun süreceği düşüncesinde. Toplamda her 10 kişiden 8’i bu varyanttan dolayı salgının süresinin uzayacağı görüşünde.

HER 10 KİŞİDEN 8’İ DELTA VARYANTINI BİLİYOR.

Ipsos Araştırma Şirketinin gerçekleştirdiği araştırmaya göre dünyada çok hızlı bir şekilde yayılmaya başlayan ve Türkiye’de artan Korona virüsün Delta Varyantından toplumun %77’isi haberdar.  Uzmanların  dünyada yaptığı açıklamalarda delta varyantının diğer koronavirüs mutasyonlarına göre daha hızlı yayıldığı ve belirgin semptomlarının soğuk algınlığı belirtilerine daha çok benzediği görüşünde toplanmasına rağmen, sürekli gündemde olan bu konuyu toplumun %23’lük bir kesimi ise duymadığını belirtiyor. Özellikle aşı yaptırma niyetinde olmayan kesimde bu varyantı duymama oranı %40’a kadar yükseliyor.

 

DELTA VARYANTININ OLUMSUZ ETKİSİNDEN DOLAYI KENDİLERİNİN VE/ VEYA AİLELERİNDEN BİRİNİN KORONAVİRÜSE YAKALANACĞI ENDİŞESİ DE ÇOK YÜKSEK. 

Delta varyantından dolayı bu varyanttan haberdar olan her 10 kişiden 8’i kendilerinin ve/ veya ailelerinden birinin koronavirüse yakalanacağı konusunda endişeliler. Bu virüsten endişe duymadığını belirtenlerin oranı ise %16.

Ipsos CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu;

Kısıtlamalar, maske kullanımı, temizlik önlemleri ve aşı ile salgına karşı mücadelede mesafe kaydettiğimizi düşünürken virüs karşımıza yeni varyantları ile çıkmaya başladı. En son varyant ise “delta”. Uzmanlar aşıların bu varyanta karşı da etkili olduğu belirtiyorlar. Ancak ; yine de bu yeni durum bir çok insan için rahatsız edici, endişe verici olmaya devam ediyor.  Salgın ile ilgili bilgilerin ne kadar yakından takip edildiğini, ne kadar hızlı yayıldığını “delta varyantını duydunuz mu” sorusuna gelen yanıtlardan görüyoruz, her dört kişiden üçü varyantı duymuş bile. Bu haberin moralimizi olumsuz etkilediğini söylemek lazım, her on kişiden sekizi yeni varyant nedeni ile kendisinin veya ailesinden birinin hastalanmasından endişeli. Yine her on kişiden sekizi bu varyant nedeni ile salgının  sona ermesinin daha uzun zaman alacağını düşünüyor.

Tehlikenin bu yeni versiyonuna karşı elimizdeki mücadele araçlarından en önemlisi aşı, 50 yaş üstündeki vatandaşlara yapılan üçüncü doz aşı olmaları çağrısı karşılık buluyor. Bu gruptaki her on vatandaştan sekizi üçüncü doz aşıyı da olmaya niyetli. Uzmanlar, aşının yanısıra maske-mesafe-temizlik önlemlerinin de devam etmesi gerektiği uyarısını yapıyorlar. Savaş bitmedi. Birbirimizi korumaya devam etmeliyiz.

Aşı olma konusunda istekliyiz

Aşı olma konusunda istekliyiz

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması’nın 63 dönem verileriyle vatandaşların; aşı olmaya yönelik tutumları, bugüne kadar aşı olmamış bireylerin farkındalıklarının ne yönde ilerlediği, aşı hakkında olumlu / olumsuz düşünenlerin çevrelerini nasıl yönlendirdikleri, salgının ülkemiz için tehlike oluşturup / oluşturmadığı gibi görüş ve değerlendirmeleri​ mercek altına alındı.

BUGÜNE KADAR AŞI OLMAMIŞ BİREYLERİN %65’İ AŞI SIRASI GELDİĞİNDE AŞI OLMA NİYETİNDE.

Aşı olmayan kişilerin %65’i aşı olma niyetini belirtirken %16’sı aşı yaptırmayacağını, %19’u da aşı yaptırıp yaptırmayacağı konusunda kararsız olduklarını ifade ediyor… Aşı konusundaki bu tutumun temel nedeni aşı olup/olmama ile ilgili karasız olan bireylerin; yeni bir aşı olmasından dolayı gelecekte yaşanacak yan etkilerinin olma olasılığı…  Aşı karşıtı olanlar ise; belirtilen bu nedenin yanı sıra aşının koronavirüse karşı kendilerini korumayacağı inancını da aşı olmama sebebi olarak belirtiyor.

Ipsos Türkiye

HER 4 KİŞİDEN 3’Ü AŞI KONUSUNDA OLUMLU DÜŞÜNCEYE SAHİP Toplumun %76’sı bugüne kadar sırası gelip aşı olmuş ya da sırası geldiğinde aşı olacağını söylüyor. Salgınla mücadelede aşı olmanın önemi tüm sağlık kuruluşları / bilim adamları tarafından sürekli dile getirilirken toplumun %11’i aşı olmayacağını, %13’ü ise bu konuda net bir karar verememiş durumda.

Ipsos Türkiye

AŞI KONUSUNDA OLUMLU OLAN KİŞİLERİN %74’Ü ÇEVRELERİNE DE AŞI YAPTIRMALARINI ÖNERİYOR.

Ipsos’un yapmış olduğu araştırmada; bugüne kadar aşı olmuş ya da sırası geldiğinde aşı yaptıracağını söyleyen kişilerin %62’si çevrelerindeki kişilere de aşı yaptırmalarını öneriyor. Aşı karşıtlarının ise sadece %8’i öneride bulunduğunu söylerken,  %30’u çevresindeki kişilere aşı olmamaları konusunda ikna etmeye çalışmakta.

Ipsos Türkiye

KORONAVİRÜSÜN TÜRKİYE İÇİN CİDDİ BİR TEHLİKE OLUŞTURDUĞU DÜŞÜNCESİ AŞI YAPTIRMIŞ VEYA YAPTIRMA NİYETİNDE OLANLAR NEZDİNDE DAHA YÜKSEK Koronavirüsün Türkiye için tehdit oluşturduğu düşüncesi aşı konusunda olumlu olan kitle için daha baskın bir görüş. Bu kitledeki her 10 bireyin 8’i Koronavirüs’ün Türkiye için ciddi tehdit oluşturduğu düşüncesinde. Aşı karşıtlarının ise sadece %59’u bu görüşte…  %17’si ise Türkiye için bir tehdit oluşturmadığını düşünüyor.

Ipsos Türkiye

AŞI KONUSUNDA OLUMLU TUTUM İÇİNDE OLANLAR KENDİLERİ VE AİLELERİ İÇİN DE TEDİRGİN. Ülkemiz Türkiye için belirtildiği gibi; aşı olan ya da olma niyetinde olan bireyler Koronavirüs’ün kendileri ve aileleri için de ciddi bir tehdit oluşturduğu görüşünde. Aşı karşıtlarında ise tehdit algısı daha düşük seviyede ve hatta  %29’u tehdit oluşturmadığı inancında…

Ipsos Türkiye

KENDİLERİNİN YA DA AİLELERİNDEN BİRİNİN KORONAVİRÜSE YAKALANACAĞI ENDİŞESİ YİNE AŞI OLAN YA DA OLMA NİYETİNDE OLANBİREYLER NEZDİNDE DAHA YÜKSEK.  Bugüne kadar aşı olmuş ya da sırası geldiğinde aşı yaptıracağını söyleyen kişilerin %62’si kendilerinin ve ailelerinden birinin bu virüse yakalanacağı konusunda çok endişeli. Aşı karşıtlarında ise bu endişe düzeyi çok daha düşük… Sadece %39’u çok endişeli olduğunu belirtirken, %27’si ise bu konuda endişeli olmadığı söylüyor.

Ipsos Türkiye

HER NE KADAR ENDİŞE DÜZEYİ YÜKSEK TE OLSA AŞI KONUSUNDA OLUMLU TUTUM İÇİNDE OLANLAR GELECEK KONUSUNDA DAHA UMUTLU. Aşı konusunda olumlu düşünen bireylerin yaklaşık yarısı salgın konusunda zor günleri geride bıraktığımız inancında. Aşı karşıtlarının ise 1/3’ü daha olumlu düşünürken %45’i daha zor günlerin bizleri beklediği görüşünde. Aşı konusunda kararsız olanlar bu konuda da arada kalmış. 1/3’ü daha umutlu iken, 1/3’ü umutsuz diğer 1/3’ü ise bu konuda fikrinin olmadığını belirtiyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Son haftalarda aşı kampanyası genç yaş gruplarına doğru hızla genişledi. Gerek yetkililer, gerek uzmanlar, kanaat önderleri, sanatçılar haklı aşı olmaya davet ediyorlar. Bu çağrı her dört vatandaştan üçünde karşılık buluyor. %13’lük bir kesim aşı yaptırma konusunda henüz emin değilken, %11’lik bir grup sırası geldiği halde aşı yaptırmamış veya sırası geldiğinde yaptırmayı düşünmediğini belirtiyor. Aşı yaptırmış veya sırası geldiğinde yaptıracak olanlar bu kararlarından daha emin görünüyorlar. Bu kesimdeki her dört kişiden üçü çevresine de aşı yaptırmalarını tavsiye ediyorlar. Emin olmayan grubun %80’nden fazlası bu konuda bir fikir belirtmemeyi tercih ediyor. Aşı yaptırmayan veya yaptırmayacak olan grup ise yine ağırlıklı olarak çevresine bir yönlendirme yapmaktan kaçınırken %30’u çevresine de aşı yaptırmamalarını tavsiye ediyorlar.

Sidar Gedik

Aşı olma veya olmama niyeti aslında bu konuya farklı yaklaşım içinde olan grupları ayırt etmemiz için bir ölçüt sağlıyor. Aşıya olumlu bakan kesimin çok daha endişeli olduğunu söylememiz lazım. Bu kesimdekiler içinde her on kişiden sekizi salgını Türkiye için ciddi bir tehlike olarak görürken aşıya yakın durmayan kesimde aynı fikirde olanların oranı on kişide altı. Kendileri ve aileleri için tehlike görüp görmediklerini sorduğumuzda aşıya olumlu bakanların %54’ü salgını ciddi bir tehlike olarak gördüğünü belirtirken, aşıya uzak duran kesimde bu oran %38’e kadar düşüyor. Kendisinin veya yakınlarından birinin koronavirüse yakalanmasından endişe edenlerin oranı aşıya olumlu bakanlarda %62 iken aşıya uzak duranlarda %39.

Tüm bunların sonunda aşıya uzak olan kesimin geleceğe dair daha iyimser olmasını bekleyebilirsiniz. Ama ilginçtir ki durum pek öyle değil. Önümüzde daha da zor günler olduğunu düşünenlerin oranı aşı taraftarlarında %30 iken aşı karşıtlarında %45, yani bir buçuk kat daha fazla. Aşı olmayanların aslında bu fikre kökten karşı olmadıklarını görüyoruz, aşıdan uzak durmalarının en öne çıkan nedeni uygulamadaki aşıların yeni olmalarından dolayı muhtemel yan etkilerinden çekiniyor olmaları.

Nihayetinde toplumun büyük kısmı aşı olmuş veya sırası geldiğinde olacaklar. Geri kalan kesimin aşı konusunda rahatlatılmaya, bilgilendirilmeye ihtiyacı olduğu görülüyor. Bu kesimin de güven duyduğu noktada aşı olmaya yaklaşacaklarını söylersek yanılmış olmalıyız.

Vatandaşlar etkinliklerin artık açılmasını istiyor

Vatandaşlar etkinliklerin artık açılmasını istiyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması’nın 60 dönem verileriyle vatandaşların; salgınla mücadele hakkındaki duygu durumlarına, kademeli normalleşme çerçevesinde hafta saat uygulamalarına ilişkin, salgının ülkemiz üzerindeki etkisi ve sosyal hayata yönelik ifade, görüş ve değerlendirmeleri​ mercek altına alındı.

 VATANDAŞLARIN YARISI TİYATRO-BALE- OPERA YA DA KONSER GİBİ ETKİNLİKLERİN BELLİ ÖNLEMLER ÇERÇEVESİNDE İZİN VERİLMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR.   

Ipsos Araştırma Şirketi tarafından pandeminin başından beri yürütülen toplumun nabzına yönelik ölçümlemelerde, kamuda uygulanan diğer kısıtlamalara benzer şekilde; tiyatro-bale-opera ya da konser gibi etkinliklerde uygulanan kısıtlamalar toplumun %40’ı tarafından doğru bulunuyor. Ancak; toplumun yarısı ise bu tür etkinliklerin belli önlemler alınarak uygulanmasından yana… Bu etkinliklerde uygulanan kısıtlamaların tamamen kaldırılmasını isteyen kitlenin oranı ise sadece %10.

Ipsos Türkiye

HER İKİ KİŞİDEN BİRİ SALGINLA MÜCADELENİN İYİ GİTTİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR

Mayıs ayında uygulanan tam kapanma süreci sonucunda Haziran başında vaka sayılarında sağlanan düşüş toplumun salgınla mücadele konusunda daha pozitif düşünmesini sağlamış. Nisan başında salgınla mücadelenin kötü gittiğini düşünen kişilerin oranı %60 iken, Haziran ayına gelindiğinde bu oran %38’e gerilemiş durumda. Mücadelenin iyi gittiğini düşünenlerin oranı ise %30’dan %50’ye yükseliyor.

Ipsos Türkiye

SALGININ ÜLKEMİZ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ KONUSUNDA TOPLUM DAHA İYİMSER.

Vaka sayılarındaki düşüşle beraber toplumdaki olumlu hava salgının ülkemiz üzerindeki olumsuz etkilerinin azalacağı düşüncesini beraberinde sağlamış. Vaka sayılarının 30binlere ulaştığı Nisan ayında toplumun sadece %8’i salgının ülkemiz üzerindeki etkileri konusunda daha iyimserken bu oran Haziran ayında %45 seviyesine çıktı.

Ipsos Türkiye

HER İKİ KİŞİDEN BİRİ SALGINLA MÜCADELENİN İYİ GİTTİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR

Mayıs ayında uygulanan tam kapanma süreci sonucunda Haziran başında vaka sayılarında sağlanan düşüş toplumun salgınla mücadele konusunda daha pozitif düşünmesini sağlamış. Nisan başında salgınla mücadelenin kötü gittiğini düşünen kişilerin oranı %60 iken, Haziran ayına gelindiğinde bu oran %38’e gerilemiş durumda. Mücadelenin iyi gittiğini düşünenlerin oranı ise %30’dan %50’ye yükseliyor.

Ipsos Türkiye

KADEMELİ NORMALLEŞME SÜRECİNDE HEM HAFTA İÇİ HEM DE CUMARTESİ GÜNÜ UYGULANAN 22:00- 05:00 ARASI UYGULANAN SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI DESTEKLENİYOR.

01 Haziran’dan itibaren hafta içi sokağa çıkma yasağının başlama saati 21:00’den 22:00’ye uzatıldı. Cumartesileri uygulanan tüm gün sokağa çıkma yasağı ise kaldırılıp hafta içinde olduğu gibi saat 22.00-05:00 arası uygulanmaya başlandı. Kademeli normalleşme sürecine verilen desteğe paralel bu kısıtlamalar da toplum tarafından kabul görüyor. Hafta içi uygulanan kısıtlamalara toplum %59’u, Cumartesi uygulanan yeni kısıtlamayı da toplumun %65’i doğru bulduğunu belirtiyor.

Ipsos Türkiye

TOPLUMUN YARISINA YAKINI KADEMELİ NORMALLEŞME SÜRECİNİN DEVAM ETMESİ GÖRÜŞÜNDE.

Toplumdaki bu olumlu havaya rağmen, yine de vatandaşlar temkinli. Kademeli normalleşme sürecinin devam etmesi görüşünde olanların oranı %46. Hatta %12’lik bir kesim daha da fazla kısıtlama getirilmesi gerektiğini düşünüyor.

Ipsos Türkiye

Gidişata dair olumsuz bakışta düzelme var. Mücadele kötü gidiyor diyenlerin oranı %60’tan %38’e geriledi. Zor günleri geride bıraktık diyenlerin oranı ise %18’den %38’e yükseldi. Haziran’ın ilk haftasına baktığında daha iyimser hissedenlerin oranı Mart sonuna kıyasla 5-6 kat artmış durumda.

Yine bir iyimserlik dönemine girdik. Ancak bu sefer daha temkinliyiz. Daha önce de bir kaç kez tecrübe ettiğimiz gibi, vaka sayılarında düşüş gördükçe üzerimizdeki kısıtlamaların gevşemesini istiyoruz, fakat bu kez bu gevşeme kademeli bir şekilde olmalı diyenlerin oranı dikkat çekici. Neredeyse her iki kişiden biri kademeli normalleşmeyi işaret ediyor.  Sokağa çıkma zamanlarındaki farklı kısıtlamaların tamamen kalkması gerektiğini düşünenlerin oranı ancak %10 ile %30 arasında değişiyor. Yine tiyatro, opera, bale ve konser gibi etkinliklerin herhangi bir kısıtlama olmadan yeniden başlamasına destek verenlerin oranı da sadece %10 civarında. %40’a yakın bir kesim bu etkinliklere yönelik yasakların aynen devam etmesi gerektiğini ifade ederken geri kalan %50’lik kesim önlemlerimizi alarak etkinliklere yeniden başlamalıyız diyor. Burada da normalleşmenin kademeli olması gerektiğine dair kanaati net olarak görüyoruz. Bu uzun savaş gösterdi ki kısa vadeli zaferlere aldanmadan mücadeleye sabırla etmemiz şart. Psikolojik ve ekonomik gerekçeler ile bir an önce nomalleşmeye ihtiyacımız var ancak yeniden başa dönmemek için bunu bilinçli ve planlı yapmaya mecburuz. Önümüzdeki haftaların hızlanan aşı kampanyasının etkisiyle olumlu haberler getirmesini umuyorum. Hem ruh halimizin nasıl olacağı, hem de normalleşme takvimimiz buna göre belirlenecek.

Ipsos Türkiye

 

Gençler bayramda kapanmayı destekliyor

Gençler bayramda kapanmayı destekliyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasının 55. dönem verileriyle vatandaşların; Ramazan’da tam kapanma ile ilgili kararlarını, misafirliğe gitmek veya misafir ağırlamanın sağlıkları açısından riskli görülüp görülmediği, bayram ziyaretlerinin yerini alan görüntülü görüşmelere yönelik ifade ve değerlendirmelerine yer verilmektedir…

BUGÜNLERDE MİSAFİRLİĞE GİTMEK VEYA MİSAFİR AĞIRLAMAK SAĞLIK AÇISINDAN CİDDİ RİSKLİ GÖRÜLÜYOR.

Araştırmamızda, salgının çeşitli faaliyetleri yaparken sağlık üzerinde ne derece risk oluşturduğunu soruyoruz. Misafirliğe gitmek veya misafir ağırlamak toplumun çoğunluğu tarafından ciddi riskli bulunan eylemler. Bu faaliyetlerin riski olmadığını düşünen kesim oldukça sınırlı (sırasıyla %7; %6).

Ipsos Türkiye

VATANDAŞLARIN ÜÇTE İKİSİ ÖNÜMÜZDEKİ YAKIN DÖNEM İÇİN MİSAFİR AĞIRLAMA KONUSUNDA KENDİNİ RAHAT HİSSETMİYOR.

Bu faaliyetleri yapma konusunda bireylere kendilerini ne zaman rahat hissedeceklerini sorduğumuzda ise %15-%17’si hâlihazırda misafirliğe gittiklerini veya misafir ağırladıklarını ifade ediyor. Önümüzdeki 3 ay içeresinde diyenlerle beraber bu oran toplumun üçte birine tekabül ediyor. Ancak herkes bu kadar rahat hissetmiyor. Hatta toplumun dörtte biri bunun 1 seneden fazla zaman alacağını ifade ediyor. Bu konuda daha da güçlü bir tutum sergileyen %18’lik bir kesim ise hiç bir zaman rahat olamayacaklarını belirtiyor.

Ipsos Türkiye

TOPLUMUN ÇOĞUNLUĞU RAMAZAN’DA TAM KAPANMA KARARINI DOĞRU BULUYOR.  Ipsos’un Koronavirüs Salgını ve Toplum araştırmasında dönem dönem vatandaşlara en az 15 gün süreli tam kapanma uygulanması durumunda görüşleri soruldu. Tam kapanma kararı öncesinde vatandaşların %75’i bu tür bir kararı destekleyeceklerini ifade etmişti. Son dönem araştırmamızda, tam kapanma kararıyla birlikte toplumun destek düzeyinde bir değişiklik olup olmadığını ele aldık. Buna göre vatandaşlar benzer bir düzeyde (%70) Ramazan’da uygulanan tam kapanmayı doğru bulduklarını ifade ediyor. Dikkat çekici bir nokta ise bu eğilimin farklı yaştan bireyler arasında benzer olması. Diğer bir ifadeyle gençler de bu kararı üst yaş grubu kadar destekliyor.

Ipsos Türkiye

BAYRAMDA GÖRÜNTÜLÜ GÖRÜŞME, BU SENE ŞARTLAR NEDENİYLE YÜZYÜZE GÖRÜŞMENİN YERİNİ ALACAK. Bu sene salgın nedeniyle bireyler Ramazan Bayramı’nı evlerinde geçirecek. Görüntülü görüşme salgın döneminde toplumda hâlihazırda çok yaygınlaşmıştı, bayramda da vatandaşların iletişim tercihinde ilk sırada geliyor. Bireylerin %44’ü yakınlarıyla görüntülü görüşme yaparak bayramlaşacaklarını ifade etti. Bu iletişim yöntemini %34 ile telefonla arayarak bayramlaşma takip ediyor. Aile ve komşularla yüz yüze bayramlaşma ise çok daha sınırlı bir düzeyde kalacak. Bayram kahvaltısı yapma (%41) halen birçok evde bayramla ilgili planlarda üst sıralarda geliyor, ancak bayram yemeği yeme eğilimi o kadar yaygın değil (%19). Bayramda çocuğa harçlık verme, çocuğun bayramlıklarını giymesi gibi çocuğa özgü ritüelleri ise bireylerin bir bölümü bu bayramda da devam ettirecek (sırasıyla %26; %20).

Ipsos Türkiye

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları iletti: “ Her on kişiden yedisi Ramazan’da uygulanan tam kapanmayı hala destekliyor. Sağlığımızı korumak, virüsten sakınmak bayram geleneklerimize baskın çıkıyor. Bu bayramın her zamanki gibi olmayacağını kabullenmiş ve buna göre hazırlanmaya başlamış görünüyoruz. Yüz yüze bayramlaşma hane halkı ile sınırlı kalacak, diğer yakınlarımız ile ya görüntülü görüşmeler ya da telefon ile bayramlaşacağız. Her dört kişiden biri ise bayramda herhangi özel bir şey yapmayacağını belirtiyor. Her on kişiden yedisi, sadece bayram vesilesiyle değil, genel olarak da misafirliğe gitmeyi veya misafir ağırlamayı çok riskli buluyor. Ancak bu riski sınırlı bulan ve bu nedenle de hali hazırda misafirliğe devam eden ya da bir ay içinde rahat hissedip başlayacak olan yaklaşık %20 oranında bir kesim var.  Biz bu beşte bir oranını salgın başından beri görüyoruz, daha önceki dönemlerde de toplumun yaklaşık beşte biri salgının abartıldığını, kendisinin hastalanmayacağını düşünüyordu.

Öte yandan tam diğer uçta bir başka beşte bir ise bir daha hiç bir zaman kendisini rahat hissederek misafirliğe gidemeyeceğini ya da misafir ağırlayamayacağını belirtiyor. Yaklaşık her üç vatandaştan biri ise ancak gelecek yıldan itibaren bu manada rahat hissedecek. Huzur içinde sosyalleşme zaman alacak” dedi.

Ipsos Türkiye