Yazılar

Deprem sonrası güven sıkıntısı

Deprem sonrası güven sıkıntısı

IPSOS DEPREM ARAŞTIRMASI ve IPSOS 2023 BEKLENTİLER verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; deprem felaketinin ülkemizin geri kalan şehirlerinde yaşayan vatandaşlarda nasıl bir ilk etki yarattığı, 2023 yılına girerken ülkemizdeki bireylerin yüzde kaçı bu sene yaşadığı şehrin bir doğal felakete uğrayacağını düşündüğü, oturulan konutların depreme karşı dayanıklılığı hakkında vatandaşın ne kadar bilgi sahibi olup, olmadığı?…

Kendi yaşadığı ilde böyle bir afetin yaşanabileceği endişesi taşıyıp / taşımadığı, evinde deprem çantası olan hanelerin oranı?… Bu kadar geniş bir bölgeyi kapsayan bu depremde; diğer illerde yaşayan bireylerin yüzde kaçının depremin etkilediği bu bölgede yaşayan akraba ya da  arkadaşının olup olmadığı, depremlerin ardından başlayan arama-kurtarma-destek çalışmalarının ilk 24 saat ve genel olarak performansını nasıl değerlendirdiği, hangi kurum ve kuruluşları ne kadar başarılı bulduğu?… Bireylerin, depremlerden sonra bölgelere yönelik yardım kampanyalarına katılım gösterebildi mi, nasıl destekledi? Hangi resmi kurum, sivil toplum kuruluşları vasıtası ile nakdi yada ayni yardımda bulunulduğuna dair başlıklarda bireylerin ifade, tutum ve davranışlarına yer verilmiştir.Deprem sonrası güven sıkıntısı

ÜLKEMİZ NE YAZIK Kİ DEPREM KUŞAKLARI ÜZERİNDE BULUNAN BİR COĞRAFYADA BULUNMAKTADIR. Deprem kuşakları üzerinde bulunan bir coğrafyada bulunmaktadır. Geçmişten günümüze kadar da pek çok deprem sonrası; yaşadıklarımız sonrasında insanlar can ve mal kaybına uğramıştır. Vatandaşlar; “Ülkemde büyük bir şehri doğal bir afet vuracak”  ifadesi konusunda ne düşündüğünüzü belirtir misiniz? Sorusunu şöyle yanıtladı;  2023 senesine girerken Türkiye’deki her 3 bireyden 2’si ülkemizde büyük bir doğal afet olacağını düşünüyordu.

Yaşanan deprem sonrasında ise depremin vurduğu 10 il dışında yaşayan bireylerin %43’ü böyle bir afetin kendi ilinde yaşanmasının çok büyük ihtimal olduğunu, %42’si de böyle bir ihtimalin olduğunu düşünüyor. Toplamda bireylerin %85’i kendi ilinde böyle bir afetin yaşanabileceği endişesini taşıyor. Deprem sonrası güven sıkıntısı

 TÜRKİYE’DE YAŞAYAN BİREYLERİN ÇOĞUNLUĞU KENDİ İLİNDE DE BÖYLE BİR AFETİN OLACAĞINI DÜŞÜNSE DE TOPLUMUN SADECE %24 Ü kONUTUNUN DEPREME DAYANIKLI OLUP OLMADI KONUSUNDA BİR ARAŞTIRMA YAPTIRMIŞ. Diğer dikkat çekici bir husus ise bireylerin %27’si oturdukları konutun depreme dayanıklı olmadığını, %36’sı da dayanıklı olup olmadığı konusunda emin olmadığını belirtiyor.

Ipsos Türkiye

EVİNİZDE DEPREM ÇANTASI VAR MI? HAZIRLAMAYI DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ? Bugün evinde deprem çantası olan hanelerin oranı %31. Ancak bu depremden sonra evinde deprem çantası olmayan bireylerin %73’ü deprem çantası hazırlamayı düşünüyor.

Ipsos Türkiye

ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARINDA EN BAŞARILI BULUNAN KURUM VE KURULUŞLAR… Depremin vurduğu 10 il dışında yaşayan bireylerin arama kurtarma çalışmalarında en başarılı bulduğu kurum ve kuruluşlar Madenciler, AFAD ve AHBAP.

Ipsos Türkiye

 GENİŞ ÇAPLI BÜYÜK AFETLERDE BİR ANDA ZARAR GÖREN HER BİR ALANA YARDIM ULAŞTIRMAK ZAMANLA YARIŞMAYI GEREKTİRİR… Depremin vurduğu 10 il dışında yaşayan bireylerin %51’i, arama kurtarma çalışmalarının ilk 24 saatindeki performansının başarılı olmadığını düşünüyor. Ancak tüm süreç göz önünde bulundurulduğunda her 3 kişiden 2’si arama kurtarma çalışmalarını başarılı olarak değerlendirirken her 3 kişiden 1’i ise başarılı olmadığı görüşünde.

Ipsos Türkiye

 ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARINA MADENCİLER DAMGA VURDU… Depremin vurduğu 10 İl Dışında yaşayan bireylerin, arama kurtarma çalışmalarında en başarılı bulduğu kurum ve kuruluşlar; Madenciler, AFAD ve AHBAP.  Yüz civarında ülkeden gelen arama kurtarma ekipleri, AFAD, İtfaiyeciler, gönüllüler ile birlikte çalışamaya başlayan madenciler, girilemeyecek enkaz alanlarına girmeyi başardı. Yer altında ve göçük anında çalışma tecrübesi olan madenciler, kendilerine özgü “Domuz damı” denilen tahkimat şekliyle enkazlara girip, hem kendilerinin hem de diğer kurtarma ekiplerine sağlam ve güvenli çalışma alanı yaptı. Onlarca canın kurtarılmasında varlık gösterdi.

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

Ipss’un Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  2000’lerin üçüncü on yılı başlarken hepimiz çeşitli umutlar besliyorduk. Ancak bundan sonraki nesillerde de anlatılacak çok acı bir döneme girdiğimizi maalesef bilmiyorduk. Henüz iki ay geçmişti ki Covid-19 salgını hayatlarımızı alt üst etti. Tüm Dünya’daki alt üst oluş hala tam olarak sona ermiş değil. Bu kısa değerlendirmeyi hazırlamak için Sağlık Bakanlığı’nın ilgili web sayfasına baktığımda yaklaşık 2.5 yıl içinde 101 bin canı Covid-19 yüzünden yitirdiğimizi gördüm. İnsanın en önemli özelliklerinden biri, unutuyoruz. Yaşadığımız 6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri o kadar korkunç bir felaket ki, bir anda yitirdiğimiz insan sayısının Covid-19 nedeni ile 2.5 yılda yitirdiklerimize yakın olmasının endişesi içindeyiz.

Ipsos Türkiye

Objektif araştırmalar, toplumda hakim düşünce ve duyguları anlamak için çok önemli çalışmalar. Ancak depremlerin vurduğu 10 şehrimizde şu dönemde çok hayati konular varken araştırma yapmayı doğru bulmadık. Deprem felaketinin ülkemizin geri kalan şehirlerinde yaşayan vatandaşlarda nasıl bir ilk etki yarattığını araştırdık. Şunu not etmek önemli; deprem ülkemizin gerçeği olduğu kadar çelişkisi de. Deprem, beklemediğimiz, farkında olmadığımız bir tehlike asla değil, ancak buna rağmen hazırlık yapmadığımız bir olay. 2023 yılına girerken ülkemizdeki her üç kişiden ikisi bu sene yaşadığı şehrin bir doğal felakete uğrayacağını düşünüyordu. Bu oran araştırmanın yapıldığı 36 ülke arasında Endonezya’dan sonra en yüksek ikinci orandı. Kahramanmaraş Depremlerinden sonra deprem bölgesi dışında yaşayan her on kişiden yaklaşık dokuzu kendi şehrinde de bir deprem yaşanması ihtimali olduğunu düşünüyor. Yani artan bir şekilde bu tehlikenin farkındayız. Ama? Ama dört kişiden üçü oturduğu konutun depreme karşı dayanıklılığını ölçmemiş. Üstelik her üç kişiden ikisi depreme dayanıklı bir konutta yaşadığından emin olmadığı halde, On kişiden yedisinin deprem çantası olmaması bir yana, bu gruptaki dört kişiden biri bundan sonra da bir deprem çantası hazırlamayı düşünmüyor bile.

Bu insanlar deprem bölgesinde değiller, evet çok yakından izlediler ama yine de tam olarak konunun ciddiyetine vakıf olmayabilirler diyebilirsiniz. Ben de durum pek öyle değil derim, çünkü kendisi deprem bölgesinde yaşamasa da her on kişiden altısının o bölgede bir yakını var, ve bu gruptakilerin yarısından fazlasının yakınları hayatlarını kaybettiler veya yaralandılar. Bahsettiğim yaman çelişki de bu. Bunun üstesinden gelmeye mecburuz.

Deprem sonrasındaki gelişmeleri uzaktan takip eden kitle içinde ilk 24 saatteki arama-kurtarma-destek çalışmalarının performansından memnun olmayanların oranı daha yüksek. Öte yandan bu kitlenin izlenimleri ilerleyen günlerde bu çalışmaların daha başarılı yürütüldüğü yönünde. En başarılı bulunan kurum-kuruluşlar madenciler, AFAD ve AHBAP ekipleri. Araştırmamızı yaptığımız dönem 14-16 Şubat günleri, o günler itibarı ile en başarısız bulunan kurum ise hükümet.
Toplumun deprem bölgesi ile dayanışma-yardım kampanyalarına nasıl bir büyük bir katılım gösterdiğini çevremizden gördük. Araştırmamız da bunu doğruluyor, her on kişiden dokuzu bu kampanyalarda yer almış. Nakdi yardımda bulunanların önde gelen tercihleri AFAD ve AHBAP olmuş. Ayni yardımlarda ise belediyeler öne çıkıyor.

Mucize kurtuluşlar uzun zaman devam etti. Gerek ülkemizin gerekse Dünyanın dört bir köşesinden yardıma koşan diğer ülke ekipleri gece-gündüz demeden çalıştılar. Yardım kampanyalarına katılan her yüz kişiden dördü bizzat bölgeye giderek arama-kurtarma-destek çalışmalarında bulunmuşlar. Ancak ben bu değerlendirme için çalışırken artık enkaz kaldırma çalışmaları başlamış halde. Bir yandan da geçici barınma için çadır kentler, konteyner kentler için çalışmalar sürüyor. Aldığımız büyük yara kanamaya devam ediyor, daha çok uzun yıllar bu yaradan kan sızacak. Diğer illerde yaşayan her üç kişiden ikisi önümüzdeki aylarda bölgede hayatın yeniden kurulması için para yardımı yaparak veya çalışmalara katılarak katkı vermek istiyor.

Bu olağanüstü değerli bir dayanışma refleksi. Bu refleksin yanına şu yaman çelişkimizden kurtulmayı da eklesek? Hangi şehirde yaşıyor olursak olalım, bireyler ve kurumlar olarak bulunduğumuz yerde binalarımızı depreme hazırlıklı hale getirelim. Deprem felaketi ile mücadelede en önemli tepkimiz bu olmalı. Tekrar edeyim, buna mecburuz, bu bizim gelecek nesillere borcumuz.

Ipsos araştırması; İlaç firmaları güven sıralamasında geride kaldı!

Ipsos araştırması; İlaç firmaları güven sıralamasında geride kaldı!

İÇİNDE GÜVENİ EN ÇOK ETKİLEYEN 2 KONUDA TÜRKİYE’DE TEKNOLOJİ FİRMALARI TÜRKİYE’DE EN ÇOK GÜVEN DUYULAN SEKTÖR. Dünya’da da olduğu gibi Teknoloji firmaları Türkiye’de de en çok güvenilen sektör olarak ilk sırada belirtilen sektör. Türkiye’de bu sektöre duyulan güven Dünya ortalamasının üzerinde olsa da bu sektöre en yüksek güven Çin ve Hindistan’da.

Ipsos Türkiye

 TEKNOLOJİ FİRMALARI DÜNYA GENELİNE GÖRE DAHA İYİ DEĞERLENDİRİLİYOR. Türkiye’deki teknoloji firmalarının “güvenilir / sözünü yerine getirmesi” ve “açık ve şeffaf olması” konularına katıldığını belirten bireylerin oranı Dünya genelinde bu sektördeki firmalara verilen skorlardan daha yüksek. Yine bu konularda en yüksek katılım skorunu veren ülkeler Hindistan ve Çin.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye

 HEM DÜNYADA HEM DE TÜRKİYE TEKNOLOJİ SEKTÖRÜNDEKİ FİRMALARIN İŞLERİNİ İYİ YAPTIĞI VE İYİ YÖNETİLİYOR OLMASI, ÜLKEMİZDE BİREYLERİN EN ÇOK KATILDIĞI 2 KONU BAŞLIĞI: Teknoloji sektöründeki firmaların yaptığı işi iyi yaptığı konusunda katılım hem Dünyada hem de Türkiye’de %50’nin üzerinde. Bu sektördeki firmaların iyi yönetildiği konusu da 2. sırada katılımın yüksek olduğu diğer bir konu.

Ipsos Türkiye

ŞEFFAF OLMAK VE VERİLEN SÖZLERİN YERİNE GETİRİLMESİ GÜVENİ ETKİLEYEN EN ÖNEMLİ 2 UNSUR.  Bir sektöre / kuruma güvenmeyi etkileyen en önemli unsurlar %36 ile sözlerini yerine getirmesi, %35 ile de açık ve şeffaf olması. Türkiye’de de aynı konular daha yüksek skorla yine ilk 2 sırada belirtilen unsurlar. Dünya genelinden farklı olarak çevresel olarak sürdürülebilir politikalar izliyor olması Türkiye’deki bireyler için daha önemli bir konu olarak öne çıkarken ürün fiyat / değer ilişkisi dünya geneline göre daha az önem verilen bir konu.

Ipsos Türkiye

DÜNYADA KURUMLARA YA DA SEKTÖRLERE DUYULAN GÜVEN OLDUKÇA DÜŞÜK.  TÜRKİYE’DE EN ÇOK GÜVEN DUYULAN SEKTÖR TEKNOLOJİ.  İlaç şirketleri dünya genelinde %34 ile en çok güven duyulan sektör olarak öne çıkıyor. Ancak genel olarak sektörlere olan güvenin çok yüksek olmadığı görülüyor. Teknoloji firmaları ve yiyecek içecek firmaları ilaç şirketlerinden sonra %33 ile 2. sırada güven duyulan sektörler. Türkiye’de ise sıralama daha farklı. Türkiye’de bireylerin en çok güven duyduğu sektör %40 ile teknoloji firmaları. 2. ve 3. sırada ise Bankacılık ve Enerji sektörü geliyor (%36). Sosyal Medya şirketleri ise hem Dünyada hem de Türkiye’de güvenin en düşük olduğu sektör.

Ipsos Türkiye

 Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  Yakın zamanda Türkiye’de yaptığımız bir araştırma sonuçlarına göre mutluluk duygusunun bileşenleri içinde güvende hissetmek var.  Karşı karşıya olduğumuz birey, kurum, durum ile ilgili güven hissi içinde olmadığımızda mutlu olmak zorlaşıyor. Güven işte bu kadar kritik.  Ipsos’un 2022 Ağustos-Eylül döneminde 14 ülkede yaptığı Güvenilirlik Araştırması sonuçlarına bu bilgi ile baktığımızda daha büyük önem kazanıyor.

Dünyada da Türkiye’de de insanlar güvenebilmek için karşısındaki kurumun söz verdiğini yerine getirmesini ve bunu yaparken şeffaf olmasını bekliyor.

Ipsos Türkiye

En etkili iki kriter bunlar. Salgın dönemindeki hayatta kalma mücadelesinde önemli rol oynayan ilaç firmalarının ülkeler ortalamasında en çok güven duyulan firmalar olmasını anlayabiliyoruz. Ancak yine de Türkiye’de ilk sırada değiller, ülkemizde güven sıralamasında ilk sırada teknoloji firmaları var. Türkiye ile birlikte Çin, Hindistan, Güney Afrika Cumhuriyeti, Suudi Arabistan ve Brezilya teknoloji firmalarına en çok güven duyulan ülkeler.

Türkiye’de teknoloji firmalarının işlerini iyi yaptıkları ve bunu yaparken de iyi yönetildiklerini düşünenlerin oranı ülkeler ortalamasının üzerinde. Ayrıca Avrupa ülkeleri ile kıyasladığımızda hepsinden yüksek. Güven duygusunun iki önemli parametresi sözünü tutma ve şeffaflık konusunda da araştırmaya Türkiye’den katılanlar teknoloji firmaları için ülkeler ortalamasına göre daha olumlu fikir beyan ediyorlar. Benim ilgimi çeken noktalardan biri ise Çin ve Hindistan’dan araştırmaya katılan her on kişiden yedisinin teknoloji firmalarını sözünün eri ve şeffaf olarak değerlendirmeleri. Dünyanın en hızlı gelişen ekonomilerini oluşturan bu iki dev ülkede milyarlarca insanın teknoloji şirketlerine yönelik bu kadar güçlü bir güven duygusu içinde olmaları gelecekte neler getirecek acaba?

Üniversite öğrencilerin yüzde 86’sı devlet yurtlarını tercih ediyor

Üniversite öğrencilerin yüzde 86’sı devlet yurtlarını tercih ediyor
Ipsos tarafından gerçekleştirilen Anti Kriz Monitörü verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; üniversitelinin barınma tercihi mercek altına alındı.
Öğrencilerin ne kadarı yaşadığı şehir dışında bir üniversiteye gitmeyi planlıyor, konaklama tercihi nerelerde olacak, devlet yurtları ve diğer alternatifleri değerlendirecek olanların oranı ne? Devlet yurtlarında yer gelmediğinde öğrencilerin yüzde kaçı; özel yurtları tercih edecek ve veya arkadaşları ile birlikte kiralık ev bakacak? Yurtlarda yer gelmemesi durumunda bu öğrencilerin yüzde kaçı okulunu dondurup memlekete geri dönecek? Özel yurtlar öğrencilerin yaklaşık tamamı tarafından pahalı bulunurken devlet yurtları için bu oran ne? Gibi birçok başlıkta bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

2022-2023 EĞİTİM- ÖĞRETİM YILINDA ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN %65’İ YAŞADIĞI ŞEHİR DIŞINDA BİR ÜNİVERSİTEYE GİDECEK…

Her 10 üniversite öğrencisinin 7’si yaşadığı şehirden başka bir şehirde üniversiteye gittiğini söylüyor. Yaşadığı şehirde üniversiteye gidecek olanların oranı da %34.

Ipsos Türkiye

YAŞADIĞI ŞEHİRDEN BAŞKA BİR ŞEHİRDE OKUYACAK ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN ¾’Ü YURTLARDA KALMAYI PLANLIYOR.

Başka şehirlerden okumak için geldikleri şehirde yurtta kalmak isteyen öğrencilerin oranı %74. Bu öğrencilerin %14’ü de ev kiralamayı düşünüyor. Yurtta kalmak isteyen öğrencilerin tercihi devlet yurtlarında kalmak (%86). Özel yurtta kalmak isteyen öğrencilerin oranı ise sadece %8.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

DEVLET YURDUNDA YER GELMEMESİ DURUMUNDA BU ÖĞRENCİLERİN %39’UNUN 2. TERCİHİ ÖZEL YURTLAR.
Devlet yurtlarında yer gelmediğinde öğrencilerin %39’u özel yurtları tercih edeceğini, %32’si de arkadaşları ile birlikte kiralık ev bakacağını belirtiyor. Yurtlarda yer gelmemesi durumunda bu öğrencilerin %10’u okulunu dondurup memlekete geri döneceğini ifade ediyor.

Ipsos Türkiye

ANCAK GEREK DEVLET GEREKSE DE ÖZEL YURT FİYATLARI ÖĞRENCİLER TARAFINDAN PAHALI BULUNUYOR.

Özel yurtlar öğrencilerin yaklaşık tamamı tarafından pahalı bulunurken devlet yurtları için bu oran daha düşük olsa da yine de her 10 öğrenciden 8’i devlet yurtlarının ücretlerinin de pahalı olduğu görüşünde.

Ipsos Türkiye

EĞİTİM İÇİN GEREKLİ OLAN BÜTÇE ÖĞRENCİLERİN %95’İNİ ZORLUYOR.

Üniversite öğrencilerinin %55’i eğitimleri için gerekli olan bütçenin kendilerini ve ailelerini çok zorladığını belirtirken, %40’ı biraz zorladığını belirtiyor. Toplamda eğitim bütçesi hemen hemen tüm öğrencileri zorluyor. Başka şehirden okumak için gelen öğrencilerin daha fazla zorlandığı görülüyor. Bu öğrenciler nezdinde çok zorlandığını söyleyenlerin oranı %64.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu : Yıllar içinde ülkemizdeki üniversite sayısı önemli ölçüde arttı, ancak bu gelişme yine de öğrencilerin çoğunun üniversite eğitimi için başka bir şehire gitmesinin önüne geçememiş görünüyor. Araştırmamıza katılan üç üniversite öğrencisinden ikisi eğitim için halen yaşadığı şehir yerine başka bir şehire gideceğini belirtiyor.
Başka bir şehire gitmek durumunda olanların oranı bu kadar yüksek olunca da doğal olarak barınma ihtiyacı söz konusu oluyor. Halen yaşadığı şehirdeki bir üniversiteye gidecek olanlar içinde bile her beş öğrenciden biri evinde kalmayacağını belirtiyor. Tabi başka şehire gidenlere baktığımızda yurt ihtiyacının ne kadar önemli olduğunu görüyoruz, her dört öğrenciden üçü yurtta kalmayı amaçlıyor. Tüm öğrencileri hesaba kattığımızda öğrencilerin yarısı demek…
Yurtta kalmayı düşünen öğrencilerin içinde her on kişiden dokuzu devlet yurtlarını hedefliyor.

Ipsos Tür.kiye CEO’su Sidar GEDİK
Üniversite eğitimi öğrencilerin ailelerinin bütçesini zorlayan bir süreç, öğrencilerin %95’i ailelerinin az ya da çok zorlandığını belirtiyor. Hal böyle iken yurt ücretleri de zorlayıcı geliyor. Hemen hemen tüm öğrenciler özel yurt ücretlerini olması gerekenden pahalı buluyor. Öyle ki; her on öğrenciden biri devlet yurdunda yer bulamazsa kaydını dondurup beklemeyi düşünüyor.
Özel yurtlara bakış böyle iken devlet yurtlarının fiyatları uygun bulunuyor diye düşünebiliriz ancak maalesef tablo öyle değil, her on öğrenciden sekizi devlet yurtlarını da olması gerekenden pahalı buluyor. Ekonomik koşulların ağırlığı, yüksek enflasyon başka birçok alanda olduğu gibi üniversite eğitiminde de ciddi anlamda zorluk yaratmış halde.

Her iki kişiden biri alışverişte kredi kartı kullanıyor

Her iki kişiden biri alışverişte kredi kartı kullanıyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Anti Kriz Monitörü verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; toplumun kredi kartı kullanımına yönelik tutum davranış verileri var… Toplumda kredi kartı sahipliği ne durumda? Kredi kartı kullananlar, dönemlik kart borcunun tamamını ödeyenler, dönemlik borcun biraz azını yatıranlar ve minimum tutarı ödeyenlerin oranları ne? Aynı zamanda nakit ödemeyi tercih edenler, taksitli ödemeyi tercih edenler var mı gibi birçok başlıkta bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

KREDİ KARTI İLE ALIŞVERİŞLERDE TAKSİTLİ ÖDEME TERCİHİ

%71. Finans piyasalarında ve teknolojide yaşanan güncel gelişmelere paralel olarak dünya genelinde ödeme araçlarındaki çeşitlilik gün be gün artmıştır. Eğer taksitli ödeme imkanı varsa kredi kartı sahiplerinin %71’i alışverişlerinde taksitli ödemeyi tercih ediyor. Kredi kartı harcamaları ile tüketim harcamaları arasında bir paralellik bulunmakla beraber alışverişlerde taksitli ödemelere doğru bir eğilim gözlemlenmektedir. Her zaman tek çekim ödeme yaptığını söyleyenlerin oranı %25.

Ipsos Türkiye

ALIŞVERİŞLERDE KREDİ KARTI KULLANIMI OLDUKÇA YAYGIN BİR DAVRANIŞ. SADECE NAKİT ÖDEMEYİ TERCİH EDENLERİN ORANI

%14. Türkiye’de kredi kartı kullanımı giderek yaygınlaşmış ve her 10 kişiden 9’u alışverişlerinde kredi kartı kullandığı görülmüştür.  Alışverişlerin hemen hemen tamamında kredi kartı kullanan bireylerin oranı %49. Bu kişilerin çoğunlukla kredi kartı tercih etmesinden temel sebep gelirlerinin nakit ödeme yapmak için yeterli olmaması (%55) ya da ödemeleri  bir sonraki aya erteleyebilmesi (%32).  Alışkanlık olduğu için hep kredi kartı kullananların oranı ise %36.Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

KREDİ KARTI KULLANAN BİREYLERİN YARISINA YAKINI DÖNEMLİK KART BORÇLARININ TAMAMINI ÖDÜYOR.

Dönemlik kart borcunun tamamını ödediğini söyleyen kart sahiplerinin oranı %46 iken, %%21’i dönemlik borcun biraz azını yatırdığını belirtiyor. Minimum tutarı ödeyenlerin oranı

ise %26.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE’DE HER 10 KİŞDEN 7’SİNİN KULLANDIĞI BİR KREDİ KARTI VAR.

Bireylerin %61’inin kendine ait bir kredi kartı bulunmakta. %9’unun ise kullanmakta olduğu bir ek kart var. Toplamda kredi kartı kullanan bireylerin oranı %70.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu : Araştırmamıza katılan her on kişiden üçünün bir kredi kartı yok. Bu aslında kredi kartı piyasasında henüz hala gidilecek bir yol olduğunu gösteriyor.

Kredi kartı sahibi olan her iki kişiden biri “tüm alışverişlerini” kredi kartı ile yaptığını belirtiyor. Kredi kartı bilinçli kullanım gerektiren bir ürün. Bireyin finansal kapasitesi dahilinde kullanıldığında hiç kuşkusuz çeşitli avantajlar sağlayabiliyor, mesela her on kart sahibinden yedisi taksitli alışveriş imkanlarından faydalanıyor. Öte yandan tüm alışverişlerini kredi kartı ile yapanların yarıdan fazlası bu davranışın nedeni olarak nakit ödeme için gelirinin yetersizliğini belirtiyor. Yüksek enflasyon ile mücadelede kredi kartı iki ucu keskin bir bıçak gibi. İpin ucunun kaçma ihtimali var, kredi kartı kullanıcılarının %29’u bu duruma yakın, bu kesim ya ancak minimum ödeme tutarını ödeyebiliyor ya da onu dahi ödeyemiyor.

Ipsos Türkiye