Yazılar

Kalp krizine karşı önleminizi alın!

Kalp krizine karşı önleminizi alın!

Günlük yaşamın getirdiği zorluklar, beslenme şekli ya da genetik özellikler gibi birçok neden ile tüm dünyada ve de toplumumuzda kalp rahatsızlıkları sıkça görülmektedir. Bu rahatsızlıkların başında ise genellikle, genç-yaşlı demeden herkeste görülebilen kalp-damar hastalıkları gelmektedir.

“Burada önemli olan, ölümcül olabilen bu hastalık grubunun; erken tanı ve tedavisidir. Günümüz tıbbının bize sunduğu birçok teşhis yöntemi, pahalı olmak ile birlikte hastalara zarar verebilmektedir. Ancak yapmış olduğumuz; kolay, tekrarlanabilir, ucuz ve hastaya zarar vermeden uygulanabilen bir test olan, ‘Egzersiz Stres Ekokardiyografi’ uygulaması ile kalp krizi riskinin, yüzde 90-95 oranında ölçülebilmesi mümkün” diyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nihat Özer, açıkladı!

Egzersiz Stres Ekokardiyografi (SE) Testi Nedir?

Egzersiz Stres Ekokardiyografi, kalbin yapısal değerlendirilmesini yapan kalp ultrasonografisi (ekokardiyografi) ile fonksiyonel değerlendirmesini yapan efor testinin birleştirilmesinden oluşan bir testtir. Kalbin; kapakları, zarı, kası ve damarlarının var olan ve gelecekte olabilecek hastalıklarını yüzde 90-95 doğruluk oranı ile tespit edebilmektedir. Kalp ile ilgili kötü sonuçlar doğuran (kalp krizi, ölüm vb) olasılıkları tahmin etmek açısından değeri yüksek bir testtir. Stres ekokardiyografinin diğer önemli avantajları ise; radyasyon ve kontrast madde gibi damar yoluyla verilen ve hastaya zararları olabilen maddelerin kullanılmamasıdır. Egzersiz EKG testinin yapılamadığı durumlarda (bacak damar hastalığı, kas kemik yapı kısıtlılığı) ise “İlaçlı Stres Ekokardiyografi’’ yapılmaktadır.

Test Öncesi Yapılması Gerekenler Nelerdir?

SE için ortalama 4-6 saatlik açlık gereklidir. Ayrıca bu 6 saatlik sürede sigara içilmemesi ve kafein içeren gıda veya ilaçların alınmaması gerekir. Bu test öncesinde, kalpte kanlanma bozukluğunu engelleyecek bazı ilaçların 48 saat öncesinde kesilmesi gereklidir. Buna testi isteyen doktor karar verecektir. Alınmasına izin verilen ilaçların testten 3-4 saat önce az miktarda su ile yutulmasında mahsur yoktur.

Stres Ekokardiyografi Uygulaması Nasıl Yapılır?

Test hazırlığı; göğüse elektrotların takılması ve test ilaçla yapılacaksa, damar yolunun açılmasından oluşur. Test süresi yaklaşık 30-60 dakikadır. Bu inceleme, göğsün üzerinde belli noktalardan kayıt alınarak yapılır. Kalbin, dinlenme görüntüleri kaydedilir. Tercih edilen stres yöntemine bağlı olarak; egzersiz testi veya ilaçlı uygulama yapılır. Günlük pratikte daha ziyade, engeli olmayanlar için; kısa süren, ilaç kullanılmayan, damar yolu açılmayan efor testi kullanılır.  Egzersiz görüntüleri alınır. Daha sonra toparlanma dönemi görüntüleri kaydedilir. Kalp ritmi, kan basıncı izlenir, EKG kayıtları alınır. Test sırasında kalbin hızlı ve kuvvetli atması çarpıntı olarak algılanır. Bu durum normaldir. İlaçlı test sırasında ise; yanaklarda sıcaklık hissi ve kızarma, saçlı deride karıncalanma gibi belirtiler de normaldir. İşlem esnasında; göğüs, kol ve çenede ağrı ve huzursuzluk hissedildiğinde, baş dönmesi, göz kararması ve nefes darlığı durumlarında hemen işlemi yapan doktora haber verilmelidir. Hasta işlemden sonra bir süre dinlendirilir. Testin yorumu, farklı fazlarda alınan görüntülerde, kalbin kasılma gücünü kıyaslayarak yapılmaktadır. Stres ekokardiyografik incelemede elde edilen bulgular, doktor tarafından hastaya anlatılır ve yazılı bir rapor halinde hemen verilir.

Stres Ekokardiyografi Uygulaması Kimlere Yapılır?

Özellikle, ailesinde; kalp hastalığı ya da kalp hastalığı açısından risk faktörleri (sigara, hareketsiz yaşam, kilolu olmak, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol) olan kişilerin damar hastalığı açısından taranması için oldukça yüksek duyarlılıklı bir testtir. Daha önceden kalp hastalığı olan ya da bu sebeple işlemler gören (stent, bypass ameliyatı, kapak ameliyatı, ritim işlemleri) ve yahut ilaç tedavisi gören hastaların, hastalıklarının durumlarını belirlemede ve tedavilerini yönlendirmede oldukça etkin bir yöntemdir. Böylece hastaların, tekrardan gereksiz anjiyografi gibi veya diğer ileri tetkiklere gerek kalmadan değerlendirilmesi ve tedavilerinin takibi tam yapılabilmektedir. Bunun yanı sıra değerlendirilmesi problem yaratabilen; kalıcı kalp pili, EKG’de sol dal bloğu, bazı özel bulguların varlığında ve yüksek tansiyonlu hastalardaki sol karıncık kalınlaşması veya kapak hastalıklarındaki EKG değişiklikleri bulgularının varlığında tercih edilen alternatif iyi bir yöntemdir. Kalp hastalarının (kalp yetmezliği, stentli, bypasslı, kapak hastası) başka sebeplerle olacakları ameliyat öncesi durumlarının değerlendirilmesinde oldukça etkin bir testtir.

Stres Ekokardiyografi Uygulaması Kimlere Yapılmaz?

Stres ekokardiyografi; akut kalp krizi sırasında (ilk iki gün), kararsız göğüs ağrısı varlığında, kontrol altına alınamayan kalp yetersizliğinde, kontrol altına alınamayan ciddi ritim bozukluklarında, semptoma neden olan ciddi aort kapak darlığı, kalp kası ve zarı iltihabında, akciğer damarına pıhtı atması ve kalpten çıkan ana atar damar yırtılması durumlarında yapılmaz. Bunların dışında risksiz bir tarama metodudur.

Kadının kalbi erkeklerden daha mı hızlı çarpıyor?

Kadının kalbi erkeklerden daha mı hızlı çarpıyor?

Kadınlar ve erkekler arasındaki farklar sıralanmaya başlayınca konu dönüp dolaşın kadının duygusallığına, hassasiyetine geliyor. Öyle ki kadın kalbinin hassaslığından bahsediliyor. Peki, ya söylenenlerin tıbbi olarak bir doğruluğu var mı? Kadın ve erkek kalbi farklı mı çarpıyor? Daha hassas olmak kadınları kalp hastalıklarına karşı daha korunaksız mı yapıyor? Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, kadın ve erkek kalbi arasındaki farklılıkları sıralarken “Erkekler ve kadınlar arasında pek çok fark var. Erkeklerin ve kadınların kalbinin farklı ‘çarptığını’ söyleyebiliriz. Kalp ve dolaşım sisteminde hem hastalık riski ve semptomları hem ilaca verilen yanıt açısından önemli ayrımlar bulunuyor. Ancak kadınlar, kalp ve damar sağlığı açısından biraz şanssız görünse de sağlıklı bir yaşam tarzı ile risklerin önüne geçebilir. Örneğin, sadece egzersiz ve sigaradan uzak durmak bile kadınları bu hastalıklardan koruyabilir” diye konuşuyor.

Kalbin yapısı ve etki şekli temelde hem kadınlarda hem de erkeklerde aynı ancak boyut, işlev ve risk faktörlerine verilen tepki açısından çeşitli farklıklar görülüyor. Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, bu farklılıkları şöyle sıralıyor:

 

  1. Erkeklerin kalbi kadınlara göre daha büyük. Kalp ağırlı, kiloya göre hesaplanıyor. Erkeklerde kalp, vücut ağırlığına göre yaklaşık 5,7 gr/kg olurken kadınlarda sadece 4,8 gr/kg. Buna göre kadınların kalp ağırlığı ortalaması 200-280 gram iken, erkeklerde 250-390 gram arasında değişiyor.
  2. Bir kadının kalbi, oksijen ihtiyacını karşılayabilmek için erkek kalbinden daha hızlı çarpıyor. Kadın kalbi dakikada ortalama yaklaşık 70 kez atarken erkeklerde bu sayı 60’a düşer.
  3. Kalp hastalığı tanısı alanların yüzde 57,8’i erkek ve yüzde 42,2’si kadın. Ancak kalp hastalıkları kadınlarda daha şiddetli ilerliyor.
  4. Kadınların kalp hastalığından hayatını kaybetme oranı erkeklere göre yüzde 8 daha fazla. Bunun en önemli nedeni ise birçok kadının riskin farkında olmaması ve kalp krizi belirtilerini doğru yorumlayamaması.
  5. Kalp krizi kadınlarda farklı belirti gösteriyor. Sol göğüs boşluğunda keskin ağrı ve şiddetli gerginlik gibi klasik belirtiler onlarda daha az görülüyor. Ancak nefes darlığı, kürek kemikleri arasında ve üst karın bölgesinde ağrı, bulantı ve kusma olasılığı daha yüksek. Bu nedenle kadınlar kalp krizi işaretlerini tam olarak tespit edemediğinde geç kalabiliyor.
  6. Diyabeti olan kadınların kalp hastalığından hayatını kaybetme riski, erkeklere oranla yüzde 50 daha fazla. Araştırmalar; diyabet, sigara ve obezite ile psikolojik ve sosyal stres faktörlerinin kadınları daha olumsuz etkilediğini gösteriyor.
  7. Damar hastalıklarına kadınlar daha geç yakalanıyor. Tanı alan hastalar arasında kadınlar, erkeklerden ortalama 10 yaş daha büyük oluyor.

Kan yapısı da farklı

Kadın ve erkek kalbindeki farklılıkların yanı sıra kan ve damar yapısının da cinsiyete has özellikleri olduğunu vurgulayan Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, şunları söylüyor:

“Kadınların kanlarında neredeyse dörtte bir daha az hemoglobin (kırmızı kan hücrelerinde depo edilen, demir açısından zengin protein) bulunur. Hemoglobin kandaki oksijeni taşıdığından, organlara oksijen taşınması erkeklere oranla daha düşük olur. Oksijen kaynağı yaşla birlikte azalıyor. Erkekler için bu oran yılda yüzde 1 oranında gerçekleşirken kadınlarda yüzde 0.8 düzeyinde azalma oluyor.”

Damarları daha ince

Kadınların damar yapısı erkeklere oranla daha ince ve hassas olduğu için küçük plak (damarda biriken yağ) parçaları bile büzüşmeye neden oluyor. Küçük trombüsler (kalp ve damar iç yüzüne yapışan kitle) damarları tamamen kapatabiliyor. Kadınlık hormonlarının hastalıklar üzerine etkileri hakkında bilgi veren Kardiyoloji Uzmanı Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, şu noktalara dikkat çekiyor:

“Doğal östrojenin yağ metabolizması ve dolayısıyla kolesterol seviyesi üzerinde olumlu bir etkisi bulunuyor. Bu, genç kadınların vazokonstriksiyona (damar daralmasına) daha az yatkın olmasının nedenlerinden biri. Ayrıca kadınlık hormonları damar genişletici etkiye sahip. Bu etki kadınları en azından menopoza kadar koroner kalp hastalıklarından korumaya da yardımcı oluyor. Ancak menopoza giren kadınlar verilen hormon replasman tedavisinde dikkatli olunmalı. Çünkü bu hormonların kan pıhtılaşması üzerinde etkileri var. Özellikle sigara, yüksek kolesterol veya tansiyon gibi diğer risk faktörleri varsa, tromboz riski artar. Doza bağlı olarak, doğum kontrol hapları yoluyla verilen hormonların da tromboz, kalp krizi ve felç riskini artırabileceği unutulmamalı.”

Risk faktörlerinin etki düzeyi değişiyor

Sağlıksız bir yaşam tarzı kadınları daha çok vuruyor. Sigara içen kadınlarda kalp hastalıkları riskinin erkeklere göre daha yüksek olduğunu kaydeden Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, “Ayrıca diyabet, erkeklere kıyasla kadınlarda kalp krizi riskini iki kattan fazla artırıyor. Günlük stres ve depresyonun da kadınlar üzerindeki etkisi büyük” diyor.

Kadınlar hastalığı hafife alıyor

Hastalığa yaklaşım da kadın-erkek arasındaki farklardan biri. Genelde kadınların kalp sorunlarını hafife alma eğiliminde olduğunu söyleyen Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, “Göğüs ağrısı ve çarpıntıyı, olağanüstü duygusal durumlara yoruluyor. Geçici ve önemsiz bir rahatsızlık olarak düşünülüyor. Oysa erkekler kadınlara oranla şikayetlerini daha dikkate alıyor ve doktor önerilerine daha iyi uyuyor” diye konuşuyor.

Kalpte yaşanan rahatsızlıklar ciltte nasıl belirti verir?

Kalpte yaşanan rahatsızlıklar ciltte nasıl belirti verir?

Kalp hastalıkları günümüzde en sık hastalık ve ölüm sebebidir. Yaşla birlikte sıklığı artmakla birlikte şeker hastalığı, yüksek kolesterol, sigara, yüksek tansiyon, bel bölgesinde yağlanma, hareketsiz yaşam bilinen en önemli risk faktörleridir. Risk faktörlerinin artması ile birlikte sıklığı da artmaktadır. Risk faktörleri neticesinde kişide ani kalp krizi olarak ya da yaşla birlikte ilerlemiş aterosklerotik hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ceyhan Türkkan, kalpte yaşanan rahatsızlıkların ciltte nasıl belirti gösterdiğini anlattı. 

Ateroskleroz en basit anlatım ile damar duvarında yağ birikmesidir ve genetik, beslenme, hareket gibi birçok faktörün rol oynadığı ilerleyici bir hastalıktır. Ateroskleroz kalp damarları ile birlikte beyin damarları, bacak damarları, böbrek ve barsak damarları öncellikli olmak üzere vücuttaki bütün damarları etkiler. Kişiden kişiye de öncelik sırası değişir. Damarlar dışında kalp kasını veya kalp kapakları etkileyen hastalıklar da kalp yetmezliği veya ritim bozuklukları olarak da karşımıza çıkabilir.

Tüm bu hastalıklar bazen gözle görülür şekilde bize ipuçları verebilir. Bunları fark etmek, erken tanı koyup, risk faktörlerini azaltmamızı ve hastalığın seyrini yavaşlatmamızı veya durdurmamızı sağlayabilir. Peki bunlar nelerdir?

1.Göz çevresinde yağ birikintileri: Yüksek kolesterol varlığında bazı kişilerde göz çevresinde düzensiz sınırlı, sarımtırak renkli yağ birikintileri olabilir, ateroskleroz ve artmış kalp krizi riski ile ilişkilidir.

2.Yağlanmış göbek: Göbekten alınan kilolar herkeste şeker hastalığı, yüksek tansiyon, ateroskleroz ve artmış kalp krizi riski ile ilişkilidir.

3.Yemek sonrası karın ağrısı: Kişinin kilosundan bağımsız yemek sonrası gelişen, bir süre devam eden ve sonra geçen karın ağrısı ateroskleroz hastalığının belirtisi olabilir.

4.Bacak ve ayaklarda şişme: Her iki bacakta gelişen, bastırınca iz bırakan, cildi geren bazen kaşıntıya sebep olan şişlikler kalp yetmezliğinin bulgusu olabilir, tek taraflı olması genelde toplardamar hastalıklarında görülür.

  1. Saçlarda dökülme: Erken yaşta ortaya çıkan kellik mekanizması net olmasa da saç köklerini besleyen ince damarın yetersizliği sonucu olabilir, bu da genel damar hastalığının bir belirtisi olabilir.
  2. Bacak kıllarında azalma: Ateroskleroz sonucu bacak damarlarında darlıklar ve tıkanmalar bacaklara giden kan akımında azalmaya ve bacak kıllarında dökülmelere sebep olabilir, genelde yürümekle bacak ağrısı ile birliktedir.
  3. Yanaklarda kızarıklık: Kalp kapak hastalıklarında, özellikle de mitral kapak darlıklarında özlenir ve hastalığın ilerlemiş olabileceğini gösterir.
  4. Dudaklarda morarma: Özellikle doğuştan gelen kalp hastalıklarında görülen, bebeklik çağında ağlamakla artan, ilerleyen yaşlarda efor sonucu belirginleşen, kirli ve temiz kanın karışması sonucu dudaklarda morarma görülebilir.
  5. Cinsel fonksiyonlarda azalma: Sertleşme sorunu ateroskleroz sonucu damar hastalığının belirtisi olabilir, sigara kullanımı ile çok yakın ilişkilidir.
  6. Nabız atışlarında belirginleşme veya düzensizleşme: Kalp ritim bozukluklarında, kalp kapak hastalıkları ile birlikte veya yüksek tansiyon sonucu görülebilir. Yaşla birlikte felç riskinde artış görülür.

Kalp sağlığınızı riske atmamak için hayati öneriler!

Kalp sağlığınızı riske atmamak için hayati öneriler!

Vücudun sağlıklı ve zinde olması için günlük yaşantımızın bir parçası haline gelmesi gereken spor, tüm faydalarına rağmen Covid-19 enfeksiyonu sonrası kuralına uyulmadığında hayati riske neden olabiliyor! Acıbadem Taksim Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Turfan “Antrenmanlara başlamadan önce kişinin günlük yaşam aktivitelerini rahatça tamamlayabilmesi ve aşırı yorgunluk ya da nefes darlığı gibi şikayetleri olmadan 500 metreyi rahatça yürüyebilmesi gerekiyor.” diyor. Peki Covid-19 enfeksiyonundan sonra spora başlamak için en doğru zaman hangisi? Yeniden ağır antrenmanlara başlamadan önce neler yapmalı? Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Turfan, sporu günlük yaşam alışkanlığı haline getiren ancak Covid-19 enfeksiyonu nedeniyle ara vermek zorunda kalanlara, yeniden spora başlamadan önce uyulması gereken kuralları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

 2 hafta ara verilmeli!

Covid-19 enfeksiyonundan sonra güvenli bir şekilde egzersize başlamak sadece profesyonel sporcular için değil amatörler ve fiziksel aktiviteye önem verenler için de dikkatle atılması gereken bir adım. Çünkü bu virüsün belirtileri arasında miyokardit adı verilen ağır seyredebilen kalp kası iltihaplanması, kalpte ritim problemleri ve hızlı başlayan kalp yetmezliği gibi tablolar yer alıyor. Pandeminin ilk günlerinden itibaren gözlemlenen bu duruma değinen Acıbadem Taksim Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Turfan, kalp kası hasarını gösteren belirtilerin hastalığın kötüye gittiğine işaret ettiğini ve vakaların yüzde 8-17’sinde kalp tutulumu olduğunu belirterek “Covid-19 geçiren sporcularda ve kişilerde bu enfeksiyonun net bir şekilde kontrol edilmesinden önce egzersize yeniden başlamak erken oluyor. Çünkü hastalığın evriminin ve potansiyel uzun vadeli kalp ve akciğer komplikasyonlarının daha iyi açıklığa kavuşturulması gerekiyor. Öte yandan egzersiz eğitiminin, kardiyovasküler rahatsızlıkların gelişiminin önlenmesine katkıda bulunabileceğini unutmamalıyız” diyor. Kalp tutulumu olmayan ve belirti göstermeden Covid-19 geçiren sporcuların 2 hafta spordan uzak kalması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Murat Turfan, “Hastalık belirtisi gösterenlerde bu süre iyileşmenin ardından 4 haftayı bulabilir. Her iki durumda da iyileşme döneminin sonunda kalp tutulumunun olmadığına dair olumlu sonuçlar varsa kişi yeniden egzersizlere, antrenman programlarına dönebilir.” diyor.

 Ağır antrenman öncesi tetkik şart

Covid-19 öyle bir virüs ki enfeksiyon geçirildikten sonra belirti göstermeyen kalp kası hasarına yol açabiliyor. Bu nedenle özellikle ağır antrenmanlara başlayacak olanların bazı kan testleri, EKG, maksimal egzersiz testi gibi yöntemlerle değerlendirilmesi gerekiyor. Kalp kası iltihabı tanısı alınması halinde hastalığın ciddiyetine göre spordan 3-6 ay uzak durulması şart.

Spora yeniden başlamanın ölçüsü 500 metre yürüyüş

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Turfan “Antrenmanlara geri dönmeden önce kişinin günlük yaşam aktivitelerini rahatlıkla yapabilmesi, aşırı yorgunluk ya da nefes darlığı olmadan 500 metre yürüyebilmesi gibi noktalara dikkat edilmeli. Ayrıca kalp atış hızı, egzersizin zorluk derecesi, uyku, stres, yorgunluk ve kas ağrısı gibi noktalar da iyi değerlendirilmeli. Aşırı yorgunluk gibi bir durum çıkarsa kişi hemen dinlenmeye çekilmeli ve en az 24 saat dinlenmeli.” diyor.

Egzersize geçişin beş aşaması

Kişinin sağlığına tam olarak kavuşmasının ardından egzersizlerini de programlayabileceğini kaydeden Doç. Dr. Murat Turfan, spora dönüşün beş aşamasını şöyle sıralıyor:

  1. Aşama: Egzersize yeniden başlandığında en az iki gün, günde 15 dakika veya daha az süreyle yürüme, koşu, sabit bisiklet gibi hafif aktiviteler yapılabilir. Egzersizin yoğunluğu maksimum kalp atış hızının yüzde 70’inden fazla olmamalı. Yaşınızı 220’den çıkararak maksimum kalp hızınızı bulabilirsiniz. Örneğin, 35 yaşındaysanız Covid-19 sonrası yapacağınız ilk egzersizde kalp atış hızınız 130’un altında olmalı. Bu ilk aşamada direnç antrenmanı yapılmamalı.
  2. Aşama: Üçüncü gün 30 dakika ya da daha az süreyle basit egzersizler yapılabilir. Egzersiz yoğunluğu maksimum kalp atış hızının yüzde 80’inden fazla olmamalı.
  3. Aşama: Dördüncü gün yürüyüş ya da basit egzersiz sürenizi 45 dakikaya çıkabilirsiniz. Karmaşık egzersizlere geçebilirsiniz. Maksimum kalp atış hızınızın yüzde 80’inden fazla olmayan yoğunlukta, hafif direnç antrenmanı yapabilirsiniz.
  4. Aşama: Beşinci ve altıncı gün bir saat boyunca normal egzersiz yapabilirsiniz. Yoğunluk maksimum kalp atış hızının yüzde 80’inden fazla olmamalı.
  5. Aşama: Yedinci günde tam aktivitelerinize geri dönebilirsiniz.