Yazılar

Covid migreni taklit edebiliyor!

Covid migreni taklit edebiliyor!

Bir yılı aşkın süredir tüm dünyanın başını ağrıtan Covid pandemisi migren hastalarının hayatını zorlaştırdı. Acıbadem Maslak Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Pınar Yalınay Dikmen “Bu zorlu süreçte kaygının artması, uyku düzenindeki bozulma, yaşanan sosyal izolasyon, fiziksel hareketsizlik ve farklı beslenme alışkanlıkları migren ataklarının sıklığının artmasına neden olabiliyor.” diyor. Prof. Dr. Pınar Yalınay Dikmen; pandemide migrene karşı alınabilecek basit ama etkili önlemleri anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık

Baş ağrınıza bu belirtiler eşlik ediyorsa!

Toplumumuzda en sık görülen şikayetlerin başında yer alan baş ağrısında çoğu zaman gelişigüzel ağrı kesiciye başvurulduğunu ancak bunun yanlış olduğunu vurgulayan Acıbadem Maslak Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Pınar Yalınay Dikmen, bilinçsiz ve sık kullanılan ağrı kesicilerin sağlığa önemli zararlar verebildiğini söylüyor. Bir yılı aşkın süredir dünyayla birlikte ülkemize de çöreklenen Covid-19 pandemisinde baş ağrısı şikayetinin özel bir önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Pınar Yalınay Dikmen “Baş ağrısı Covid-19’un sıkça karşılaşılabilen bir belirtisidir. Ek olarak bu enfeksiyon sırasında bulantı, kusma gibi migreni taklit eden bulgular da olabilir. Her zaman tanıyıp, bildiğiniz migren atakları sırasında yaşadığınız baş ağrısından farklı biçim ve özellikleri olan yeni bir ağrı yaşıyorsanız ve beraberinde ateş, öksürük, yorgunluk, yaygın kas ve eklem ağrıları, nefes daralması gibi Covid-19’u düşündürebilecek ek şikayetleriniz varsa mutlaka doktorunuz ile iletişime geçmeniz gerekir.” diyor.

Pause Sağlık

Cep telefonu ile migren tanısı konulabiliyor!

Günlük yaşam alışkanlıklarımızı kökünden değiştiren pandemi döneminde online sağlık hizmetleri ülkemizde de hızla yaygınlaşırken, hastaneye gitmeden online muayene ile migren tanısı ve tedavisinin mümkün hale geldiğini belirten Prof. Dr. Pınar Yalınay Dikmen “Eğer öykünüzde herhangi bir kırmızı bayrak var ise, yani doktorunuz baş ağrınızın migren dışında başka bir nedenden kaynaklandığını düşünür ise sizi hastaneye davet edip beyin görüntülemesi veya laboratuvar tetkikleri yaptırmanızı isteyebilir.” diyor.

Pause Sağlık

Baş ağrısı günlüğü tutun!

Ayda 15 gün ve daha fazla ağrılı gün sayısı olanların kronik migren hastası olarak adlandırıldığını ve bu hastaların gecikmeden hekimleri ile online görüşerek tedaviye başlamaları gerektiğini belirten Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Pınar Yalınay Dikmen şöyle konuşuyor: “Eğer doktorunuz tarafından daha öncesinden migren tanınız var ise, doktorunuz koruyucu tedavi kararını son aylardaki ağrı sıklığınıza bakarak verecektir. Ayda kaç günü ağrılı geçirdiğinizi hatırlamak kolay olmayabilir, bu nedenle ağrılı günlerinizi kaydetmenizi, yani bir baş ağrısı günlüğü tutmanızı öneririm. Bu sizin için en uygun tedavi seçeneğinin belirlenmesi için doktorunuzun çok işine yarayacaktır. Eğer ağrılarınız ayda 4 günden az ise, migren atak tedavisi için size önerilen ve iyi gelen ilaçları alarak süreci yönetebilirsiniz. Ancak ağrılı gün sayınız ayda 4-14 gün arasında ise migren için düzenli kullanmanız gereken bir tedaviye ihtiyacınız olabilir. Doktorunuz ile online görüşüp, migrenin atak ve koruyucu tedavisi için size en uygun olan seçeneği kararlaştırabilirsiniz.”

Pause Sağlık

Migrenden korunmanın 10 etkili yolu!

  1. Uzun süre aç kalmaktan kaçının, öğün atlamayın.
  2. Yetersiz ve uzun süreli uyku migreni tetikliyor. Uyku düzeninize dikkat edin. Akşam aynı saatte yatıp sabahları aynı saatte kalkın.
  3. Birçok migren hastasında ataklar zihinsel gerginlik, çatışmalı durumlar ve stresle başladığından, stresi yönetmeyi öğrenin.
  4. Migren atağından kaçınmak için yeterli miktarda su içmeye çok dikkat edin, su içmek için susamayı beklemeyin.
  5. Fiziksel aktivite migrene karşı çok büyük önem taşıyor. Bu nedenle hareketsizlikten kaçının, düzenli yürüyüşler yapın. Evde egzersizi ihmal etmeyin.
  6. Bilimsel çalışmalar; D vitamininin migrenden koruyucu etkisi olduğunu gösteriyor. Bu nedenle günlük ihtiyacınız kadar D vitamini aldığınızdan emin olun. Ancak D vitamini yağda erir, yani fazlası vücudunuz için zararlıdır. Bu nedenle doktorunuz önerdiği miktarda D vitamini kullandığınızdan emin olun. Yine doktorunuzun önerisi ile Vitamin B2, Magnezyum ve Koenzim-Q-10 kullanabilirsiniz.
  7. Baş ağrısı günlüğü tutarak ataklarınızın sıklığını, onları tetikleyen nedenleri kaydedin. Böylece ağrınızı başlatan nedenleri fark edip onlardan kaçınabilmeniz mümkün olur.
  8. Migren düzen seven bir hastalık olduğundan; günlük alışkanlıklarınızı sağlıklı ve düzenli bir hale getirin.
  9. Aşırı kafein, sigara ve alkolden kaçının.
  10. İçinize kapanmayın, yüz yüze olmasa bile arkadaşlarınızla görüntülü sohbet etmeyi ihmal etmeyin.

COVID-19’un etkileri uzun dönem etkileri devam edecek

COVID-19’un etkileri uzun dönem etkileri devam edecek

Bugüne kadar milyonlarca insanı etkileyen COVID-19 virüsü, hastalığı hafif atlatanlarda bile uzun dönem etkileri ile endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Bu rahatsızlığın; geçmeyen yorgunluktan nefes problemlerine, tat ve koku kaybından bel ve sırt ağrısına kadar pek çok etkisi, hastalar negatife döndükten sonra da görülebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Özgür Mollaoğlu, COVID-19 enfeksiyonunun uzun dönem etkileri konusunda merak edilen soruları yanıtladı.

Memorial Şişli Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Özgür Mollaoğlu

  1. COVID-19 sonrası en sık görülen şikayetler nelerdir?

“Uzun süreli COVID-19”, virüsle ilk kez enfekte olduktan sonra haftalar veya aylar sürebilen veya enfeksiyondan bir süre sonra ortaya çıkabilen bir dizi semptomdur. Bu süreçte hastalık hafif seyredebilir veya belirtileri olmayabilir. “Uzun süreli COVID-19” yaşayan kişiler;

Geçmeyen yorgunluk,

Düşünme veya konsantre olma zorluğu (“beyin sisi”),

Baş ağrısı,

Koku veya tat kaybı,

Ayakta dururken baş dönmesi,

Kalp çarpıntısı ve taşikardi,

Göğüs ağrısı,

Nefes almada güçlük veya nefes darlığı,

Öksürük,

Eklem veya kas ağrısı,

Depresyon veya kaygı,

Ateş gibi semptomlar yaşayabilmektedir.

 

  1. COVID-19 enfeksiyonu olan bir kişinin bulaştırıcılığı ne kadar süre devam eder?

COVID-19 enfeksiyonu sonrası immün sistemi baskılayan hastalığı olmayan ve immün sistem baskılayan ilaç kullanmayan hastalar 10 günden sonra izolasyonları sona ermekte ve bulaştırıcılık özelliklerinin olmadığı kabul edilmektedir. Ancak İngiltere (B.1.1. 7),  Güney Afrika (B.1.351) ve Brezilya (P.1) mutasyonlarının pandemide baskın hale gelmesiyle yeni çalışmalar yapılmış ve yeni görüşler ortaya çıkmıştır. Daha bulaşıcı olduğu bilinen bu mutasyonlarda izolasyon süresinin 14 gün olması gerektiğini ifade eden yani bulaştırıcılık sürelerinin daha uzun olabileceğini söyleyen çalışmalar mevcuttur.

 

  1. COVID-19 belirtileri olan ya da temaslı bir kişinin test sonucu negatif çıktıysa tekrar pozitife dönme ihtimali var mı?

Kişide hastalık belirtileri varsa ancak test sonucu negatif ise yine de maske, mesafe, hijyen ve sosyal izolasyon tedbirlerine uymaya devam etmesi önemlidir. Bulaşın ilk günlerinde test sonucu negatif çıkabilmektedir. Mutasyonlu COVID-19 virüsü ile birlikte de ilk birkaç test negatif çıktıktan sonra pozitif sonuç tespit edilen vakalara rastlanmaktadır. Bu nedenle kişinin COVID tanısı almış gibi gerekli önlemleri almaya devam etmesi gerekmektedir.

 

  1. COVID-19 tedavisi almış ve iyileşmiş bir kişide hastalık hala pozitif çıkabilmektedir. Bu durumda ne yapılmalıdır?

Bu konuda yapılmış pek çok çalışma vardır. Bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde ve hastalığı ağır geçirip, çeşitli etken maddeli ilaçları kullanarak geçiren bireylerde pozitiflik daha uzun ( 20 güne kadar) sürmektedir. Bazı yayınlarda 86 güne kadar uzayan PCR pozitif sonuçlarına rastlanmıştır. Fakat bunların çevrelerine hastalığı bulaştırmadıkları gösterilmiştir. Testlerin ölü virüs parçacıklarını tespit ettikleri bilinmekte ve testlerin cut-off değerleri (virüs miktarını belirleyen sınırlar ) farklı olabilmektedir. Bunun yanında hastalığı hafif ya da orta şiddette evinde geçirmiş kişilerde de uzayan COVID PCR test sonuçlarına rastlanmaktadır. Bu kişilerden alınan burun, geniz ve boğaz sürüntülerinde canlı virüs saptanmamakta ve bu kişilerin bulaştırıcı olmadığı varsayılmaktadır. Bir çok ülkede izolasyon süresinden (genellikle 10 gün) sonra yeni temas öyküsü yoksa tekrar test yapılmamakta ve izolasyon sürelerine son verilmektedir.  Hastalığın klinik bulguları düzelmiş ve ortalama 10-14 günlük süre geçmişse negatif test sonucuna güvenilebilir.

5.Tat ve koku kaybı durumunda ne yapmalıdır?

Tat ve koku kaybı yitiminde tedavi kapsamında bazı ilaçlar, B-kompleks vitaminleriyle birlikte, diğer vitamin ve mineral takviyelerinin kullanılması önerilebilmektedir. Koku kaybında kullanılan bir tedavi yöntemi ise koku rehabilitasyonudur. Koku rehabilitasyonu Kulak Burun Boğaz uzmanları tarafından uygulanan, evde de rahatlıkla yapılabilen tedavilerden biridir. Uzayan, tam ya da kısmi koku kaybı durumlarında uygulanabilir. Koku rehabilitasyonunda birtakım koku egzersizleri bulunmaktadır. Kahve, lavanta, mentol gibi güçlü kokularla koku siniri uyarılmaktadır.

 6.COVID-19 enfeksiyonu sonrası tat ve koku kaybı ne kadar sürede geri gelmektedir?

Bazı hastalarda koku ve tat problemleri COVID-19’un tek semptomu olabilmektedir. COVID-19 nedeniyle koku alma rahatsızlığının görülme oranları yapılan ilk çalışmalarda %33,9 iken son yapılan çalışmalarda %75’e kadar yükselmiştir. Genel olarak koku ve tat problemleri kadınlarda erkeklerden daha sık görülmektedir. Tat ve koku kaybının gitmesi ve daha sonra geri gelmesi kişiden kişiye değişebilmektedir Genellikle ortalama 4 haftada düzelmektedir, ancak 6 ay a kadar süren vakalar izlenmiştir.

7.Solunum şikayetleri devam eden hastalar nasıl bir yol izlemelidir? Solunum fonksiyon testi yapılmalı mıdır?

Hastalığa bağlı olarak nefes problemleri yaşayan hastalar mutlaka doktora başvurmalıdır. Bu konuda solunum fonksiyon testi doğru tanı konulabilmesi ve tedavi planlaması açısından önerilmektedir. Akciğerlerin çalışma performansını ölçmeye yarayan solunum   fonksiyon testi  hastalık süreci bittikten 1 aydan önce önerilmemektedir. 1 ay sonrasında  şikayetleri  devam eden hastalara  solunum fonksiyon testi  yapılabilir.

8.COVID-19 enfeksiyonu atlatmış ama nefes problemleri devam eden kişiler ne yapmalıdır?

COVID-19 virüsü bazı hastalarda akciğerleri önemli ölçüde etkilemektedir. Hastalığı hafif atlatan kişiler dahi negatife döndükten sonra nefes problemi ya da göğüs bölgesinde hassasiyet hissedebilmektedir. Bu durumda mutlaka uzman yardımı alınmalıdır. Bu tür sorunlarda solunum rehabilitasyonu önemli bir çözüm sunabilmektedir. “Pulmoner Rehabilitasyon” yani solunum fizyoterapisi; kişiye özgü olarak planlanan, akciğer hastalarının tedavisini amaçlayan, kişilerin günlük yaşamda daha kaliteli nefes alıp vermesini hedefleyen rehabilitasyon programıdır. Solunum fizyoterapisi genellikle hastalığı noninvaziv solunum desteği, ventilatör desteği ile geçiren hastalara da hastaneden taburcu olduktan sonra hastanın kalp ve akciğer durumu değerlendirildikten sonra önerilmektedir. Bu tedavi uzman solunum fizyoterapistleri tarafından uygulanmalıdır.

 9.COVID-19 sonrası vücut ağrıları devam ediyorsa ne yapılmalıdır?

COVID sonrası yorgunluk, kas ağrıları, konsantrasyon bozuklukları sık görülen şikayetlerdir. Hastalığı ve oluşturduğu psikolojik durumun da bunda etkisi olmaktadır. Hastalık sonrası mutlaka doktora başvurarak tetkikleri yaptırmak kontrolden geçmek gerekmektedir. Ağrıların devam ettiği durumlarda uzman hekim gerekli görürse D vitamini ve magnezyum takviyeleri uygulanabilmektedir.

 

  1. COVID-19 enfeksiyonu kalp ve beyni de etkiler mi?

COVID-19  enfeksiyonu atlatmış kişilerde kalp ve beyin dahil çoklu organ etkileri olabilmektedir. COVID-19, akciğer, böbrek ve deri fonksiyonları dahil olmak üzere vücut sistemlerinin hepsini olmasa da çoğunu etkileyebilir. Çoklu organ etkileri ve otoimmün hastalıklar COVID-19’dan sonra ortaya çıkabilmektedir. COVID sonrasında kişi bir rahatsızlığı olduğunu düşünüyorsa, tanı ve tedavi seçenekleri için ilgili tıbbi branş ya da branşlara başvurması gerekmektedir.

 11. Hastalığı atlatmış kişilerin bel, boyun ve sırt ağrıları geçmiyorsa ya da geçmeyen yorgunluk ile karşı karşıya iseler ne yapmalılar?

COVID-19’a yakalanan bireylerde hastalık boyunca ya da sonrasında bel, boyun, sırt ve ense bölgesinde ağrılar ve kronik yorgunluk görülebilmektedir. Test sonucu negatife döndükten sonra İş ve sosyal hayatlarına geri dönüş yapan bireylerin bu nedenle yaşam kalitesi olumsuz etkilenebilmektedir. Bu durumda doktora bilinçsiz kas gevşetici ya da ağrı kesici kullanımından kaçınılması ve mutlaka doktora başvurulması önemlidir. Çeşitli fizik tedavi uygulamaları ya da uzman kontrolünde medikal tedaviye başlanması gerekebilmektedir. Bu sayede şikayetlerden kurtulup ağrısız bir yaşama kavuşmak mümkün olabilmektedir.

12.COVID-19 atlatmış bir kişi antikor üretmiş midir? Önlem almayı bırakabilir mi?

Antikor üretimi kişinin kendi bağışıklık sistemiyle alakalı bir durumdur. COVID-19 enfeksiyonu sonrası hastalığın şiddeti, hastanın yaşına ve diğer hastalıklarının varlığına bağlı olarak az ya da çok antikor üretilmektedir.  Bu antikorlar zamanla, ortalama 3-6 ay içinde azalmaktadırlar. Antikorların tekrar hastalanmayı 3-6 ay civarında engelleyebileceği varsayılmakla birlikte yeni mutant virüslerin ortaya çıkması ile beraber koruyuculuk azalmakta, bu sürelerden daha önce tekrar Covid-19 geçiren kişilerin artmaya başladığının bilinmesi gerekir. Antikorlar uzun süre koruyuculuk sağlamadığı için ve mutasyona uğramış varyantların ortaya çıkmasıyla beraber tekrar vakalarının artmasından dolayı tedbirlerin, hastalanmadan önceki gibi devam ettirilmesi gerekmektedir. Bu sebeple “maske, mesafe, hijyen” kurallarına herkesin uymaya devam etmesi gerekmektedir.

 

  1. COVID-19 enfeksiyonu sonrası beslenme nasıl olmalıdır? Gündelik hayatta nelere dikkat edilmelidir?
  • Sağlıklı beslenme kuralları çerçevesinde tuz ve şekerden uzak durarak, vitamin içerikleri yüksek, bol, taze sebze ve meyve tüketilmelidir.
  • Sağlıklı protein kaynakları olan beyaz et ve balık tüketilmeli ve günde 2-2,5 litre su içilmelidir. Bağışıklığın güçlü olması düzenli ve kaliteli bir uykuyla doğru orantılıdır. Günde uykuya 7-8 saat ayırmak gerekmektedir.
  • Pandemi döneminde evlerde fazla zaman geçirmek hareketsiz kalmaya ve fazla kilo alımına neden olabilmektedir. Bu dönemde de düzenli egzersiz yapılmalı ve gündelik hayatta daha fazla hareket edilmelidir.
  • 50 yaş ve üzerinde olanlar egzersiz yapmadan önce bir hekime danışmalı ve yapabilecekleri egzersizleri mümkünse bir fizyoterapistle belirlemeleri gerekmektedir.
  • Mümkün olduğunca kalabalıktan uzak durarak burun ve ağzı kapatacak şekilde maske kullanarak, evi sık havalandırarak önlemlere devam edilmelidir.
  • Hastaların çoğuna virüs yakınlarından, aile içinden bulaştığı görülmektedir. İşe gitmek durumunda olan aile bireylerinin dışarıda daha dikkatli olmaları, kalabalık, havasız ortamlarda bulunmaktan kaçınmaları gerekmektedir.
  • Hasta kişiyle temas şüphesi durumunda herhangi bir şikayet olmadan dahi evde izolasyona başlamaları önemlidir.

Ramazan’da Covid-19’a karşı bağışıklığı güçlendirecek 10 altın kural

Ramazan’da Covid-19’a karşı bağışıklığı güçlendirecek 10 altın kural

Covid-19 yaşam tarzımız ve beslenme biçimlerimizde önemli değişimleri beraberinde getirdi. Pandemi hız kesmeden devam ederken Ramazan ayı ile birlikte bu dönemde sağlıklı beslenme daha da fazla önem kazandı. Yayla Agro Sağlıklı Beslenme Departmanı Diyetisyeni Nihal Tunçer, Ramazan ayında Covid-19’a karşı bağışıklığı güçlendirecek altın değerinde bilgiler paylaştı. Yapılan bazı çalışmalarda oruç tutmanın bağışıklık sistemini onardığı sonucuna ulaşıldığını belirten Tunçer, ancak oruç tutmadan önce tanısı konulmuş bir sağlık problemi olanların mutlaka doktorları ile görüşerek karar vermeleri gerektiğinin de altını çizdi.

İşte Diyetisyen Nihal Tunçer’in Ramazan’da Covid-19’a karşı bağışıklığı güçlendirecek 10 önerisi…

1 – Yeterli ve dengeli bir beslenme planı içerisinde oruç tutun

Ramazan orucunun bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerini inceleyen bazı çalışmalarda, oruç tutmanın bağışıklık sistemini onardığı sonucuna ulaşılmıştır. En az 3 günlük oruç sonrası, vücudun yeni beyaz kan hücreleri üretmeye başladığını ve bağışıklık sistemini enfeksiyonla savaşmak için canlandırdığını gösteren çalışmalar mevcut. 3 günlük oruç ile vücudun glikoz ve yağ depolarını tüketmeye başladığını ve önemli miktarda beyaz kan hücresi oluştuğunu destekleyen çalışmalar, oruç sırasında bağışıklık sisteminde bir zayıflama değil artış olduğunu vurguluyor. Yapılan çalışmaları bütün olarak değerlendirdiğimizde; genel sağlıklı beslenme kurallarına bağlı kalarak, yeterli ve dengeli bir beslenme planı içerisinde oruç tutmak Covid-19 virüsüne karşı bağışıklığınızı düşürmezken artırır gibi görünüyor. Ancak; Covid-19 yeni bir hastalıktır ve risk faktörleri ile ilgili sınırlı sayıda çalışma vardır. Oruç tutmadan önce tanısı konulmuş bir sağlık problemi olanlar mutlaka doktorları ile görüşerek karar vermelidir.

2 – İftar ve sahur menülerinde protein alımına dikkat edin

Oruç tutmanın sağlık için atfedilen faydalarından yararlanabilmek ve güçlü bir bağışıklık sistemi için iftar ve sahur menülerinin yeterli, dengeli bir besin içeriğine sahip olması gerekiyor.   Hücre yapım ve onarımda görev alan proteinler bağışıklık sistemimiz için vitamin ve mineraller kadar önemlidir. Protein tercihi haftada 2-3 gün hayvansal kaynaklı besinlerden yana yapılabileceği gibi, 2-3 gün de bitkisel proteinlerden seçim yapılmalı.

3 – Yüksek protein ve lif içeren bakliyatları tüketin

Bitkisel kaynaklı proteinler yüksek protein ve daha düşük doymuş yağ içerir. Buna karşılık hiç kolesterol içermezler. 8-10 yemek kaşığı kuru fasulye veya nohut yemeği, yaklaşık 15 gram protein sağlar. Bitkisel protein kaynaklarından özellikle kuru fasulye, nohut, barbunya, mercimek gibi kuru baklagiller proteine ek olarak yüksek lif içerdiklerinden dolayı Ramazan ayında en sık karşılaşılan problemlerden biri olan konstipasyon (kabızlık) probleminin çözümüne de yardımcı olacaktır. Sebzeler yüksek miktarda kompleks karbonhidrat, çok düşük proteine sahiptir. Sebze yemeklerine ve salatalara haşlanmış fasulye veya nohut ilavesi ile besleyici değeri artırabilirsiniz.

4 – Ev yapımı yoğurt gibi fermente gıdalar tercih edin, yoğurda keten tohumu ekleyin

Fermente gıdalar ve yüksek lifli beslenme bağırsak bakteri çeşitliliğini artırarak, bağışıklık sistemini güçlendirir. İftar menülerinizde ev yapımı yoğurt veya lif ile zenginleştirilmiş yoğurtlu mezeler bulandırabilirsiniz. İçerisinde hiç lif bulunmayan yoğurda ilave edeceğiniz 1-2 yemek kaşığı keten tohumu ile lif miktarını 3 grama çıkarabilir, hem de keten tohumunun yüksek omega-3 oranı ile bağışıklığınızı daha çok destekleyebilirsiniz.

5 – İftarda yemeğe çorba ile başlayın

İftar sofralarındaki diğer bir önemli nokta ise; yemeğe çorba ile başlayıp, çorbanızı içtikten sonra 10-15 dakikalık kısa bir mola vermektir. Bu kısa mola iftar sofrasında daha kontrollü yemek yemenize yardımcı olurken, kan şekerinizin ani bir şekilde yükselmesini önleyecektir.

6 – Sahurda gün boyu tok tutacak besleyici seçenekler tercih edin

Sahurda ne yersek yiyelim 4-5 saat sonra acıkma hissi başlayacaktır. Önemli olan bu acıkma hissinin dayanılabilir olması ve günlük rutinimizi engellememesidir. Sahurda kahvaltılık; yumurta, peynir, zeytin, bol yeşillik, meyve tercih edilebileceği gibi kahvaltı etmek istemeyenler için çorba iyi bir tercih olacaktır. Ancak bu çorba, besleyici ve protein değeri yüksek, mercimek çorbası, sarı bezelye çorbası gibi baklagillerden tercih edilmeli. Çorbanızın içine 2 yemek kaşığı chia tohumu eklemek, daha uzun süre tok kalmanıza yardımcı olacaktır.

7 – Su içmeyi unutmayın

 Covid-19 döneminde dehidratasyon (sıvı kaybı) riski daha fazla olduğundan sıvı tüketimine özen gösterilmesi gerekir. Virüse karşı alınan tedbirlerin başında gelen ve zorunlu bir kural olan maske kullanımı, özellikle tüm gün maske kullanması gerekli olan kişilerde dehidratasyon riskini artırabilir. Maske ile soluk alıp verirken, normale göre solunum kat sayısı artıyor ve daha fazla soluk alıp vermeye başlıyoruz. Vücuttan kaybolan sıvı miktarı artıyor. Oruç tutan bireylerde sık rastlanan sıvı kaybı; halsizlik, dikkat dağınıklığı, baş ağrısı ve zayıf bir bağışıklık sistemi ile karakterizedir. Sıvı kaybının artacağı bu günlerde hem daha güçlü bir bağışıklık sistemi, hem de daha sağlıklı bir şekilde oruç tutabilmek adına iftar ve sahur vakitleri arasında sıvı alımı mutlaka artırılmalı. Özellikle çay, kahve gibi diüretik etkisi olan içecekler yerine sıvı ihtiyacını karşılamada ilk tercih su olmalıdır. Günde 1 veya 2 şişe maden suyu da özellikle gün içerisinde terleme ile kaybolan mineral dengesini desteklemek ve sıvı ihtiyacını karşılamak adına iyi bir tercih olacaktır.

8 – Uykunuzu almaya dikkat edin

 Uyku ile bağışıklık sistemi arasında da çok sıkı bir ilişki vardır. Yetersiz ve kalitesiz bir uyku hastalıklara yakalanma riskini artırır. Yetişkin bir bireyin her gece 7 saat veya daha fazla uyuması gerektiğini aklınızdan çıkarmayın.

9-Yaşamınıza hareket katın

Covid-19 nedeniyle evlere kapansak da her gün yürüyüş ve hafif egzersizler yapmayı ihmal etmeyin. Egzersiz, stres hormonlarının da salınımını yavaşlatıp vücudun bağışıklık sistemini aktive etmiş olur. Hafif tempolu yürüyüş; evde esneme, gerinme gibi çok terletip sıvı kaybına sebep olmayacak egzersizler bu dönem için idealdir.

10 – Sosyal mesafe kurallarına dikkat etmeye devam

Ramazan ayının vazgeçilmesi aile ve sevdiklerimizle kalabalık iftarlarda bir araya gelmek olsa da bu Ramazan ayında Covid-19 virüsüne karşı, halen en güçlü silahımız olan sosyal mesafemizi korumaya devam etmek adına kalabalık sofralardan ve iftar davetlerinden uzak durmalıyız.

SunExpress’in uçuş ekibi aşı olmaya başladı

SunExpress’in uçuş ekibi aşı olmaya başladı

 Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress’in uçuş ekipleri, T.C. Sağlık ve Turizm Bakanlıkları ile iş birliği içinde yürütülen Covid-19 virüsüne karşı aşı uygulaması kapsamında aşı olmaya başladı.

SunExpress, uçuşlarda görevli ekiplerinin yanı sıra misafirlerle ve uçaklarla doğrudan temas kuran tüm çalışanlarını Sağlık ve Turizm Bakanlıkları iş birliği ile başlatılan turizm çalışanlarının aşılanmasına yönelik programa dâhil etti. Hava yolu ayrıca, aşı olan uçuş ekiplerinin Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan genelge doğrultusunda 48 saat süreyle uçuşlarda görevlendirilmeyeceğini ve sağlık durumlarının yakından takip edileceğini bildirdi.

 

Covid negatife dönse de bu 5 kurala dikkat!

Covid negatife dönse de bu 5 kurala dikkat!

Yüzyılın salgın hastalığı Covid-19’dan korunmak için maske, sosyal mesafe ve temizlik kurallarına uymak kadar sağlıklı beslenerek güçlü bir bağışıklığa sahip olmak da büyük önem taşıyor. Tüm bu önlemlere rağmen Covid enfeksiyonuna yakalanıp iyileşenlerin de ‘Covid-19’u atlattım’ diye düşünmeyip, iyileştikten sonra da sağlıklı beslenmeye dikkat etmeleri gerekiyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Roksi Menase “Covid-19 enfeksiyonu geçirip iyileşseniz de virüse tekrardan yakalanabilme ihtimaliniz var; ayrıca vücudunuz hastalık sonrası bir toparlanma süreci yaşar. Bağışıklığınızı güçlü tutmak ve toparlanmaya destek olmak için vücudunuzun ihtiyacınız olan vitamin, mineralleri karşılamalısınız. Bazı besinler diğerlerine göre daha fazla vitamin, mineral ve antioksidan içeriyor. Covid sonrası dönemde de bu besinleri mutlaka günlük rutininize eklemenizde fayda var.” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Roksi Menase, Covid sonrası vücut direncini artıran 10 besini ve Covid negatife dönse de dikkat edilmesi gereken 5 kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Nar

Nar mevsim meyveleri arasında antioksidan gücü oldukça baskın bir meyve. İçerisindeki polifenoller sayesinde hücre hasarını azaltıyor. Bunun yanında hastalık sürecinde oluşan inflamasyonu azaltmaya yardımcı oluyor. Narı yarıya bölüp salatalarınıza ekleyebilir veya ikindi vakti ara öğün olarak yoğurdunuzun içerisine ekleyebilirsiniz. Eğer kemoterapi tedavisi görüyorsanız nar tüketmek sizin için sakıncalı olabilir.

Turunçgiller

Turunçgil ailesinden limon, portakal ve mandalina C vitamininden zengin olmaları sebebiyle  mutlaka tüketilmesi gerekenlerden. Bu meyveler, C vitamini ve antioksidan içeriği ile serbest radikallerle savaşıyor ve bağışıklık sisteminizi güçlendiriyor. Ayrıca turunçgillerin içerisindeki hesperidin ve apigenin gibi flavonoidler beyin sağlığını koruyarak nörodejeneratif bozuklukları önlüyor. Her gün 1 limonu salatanıza ekler ve 1 adet portakal tüketirseniz günlük C vitamini ihtiyacınızı takviyeye gerek kalmadan karşılayabilirsiniz.

Yumurta

Yumurta kaliteli bir protein kaynağı ve ihtiyacımız olan tüm amino asitleri bir arada bulunduran bir besin. Yumurta Covid-19 geçirdikten sonra hücre hasarını toparlamak için artan protein ihtiyacınıza destek olur. Vücudunuzdaki iyi kolesterolü artırarak kalp sağlığınızı korur. Yumurtayı kahvaltıda haşlanmış olarak veya öğlen yemeğinizin yerine omlet şeklinde tüketebilirsiniz.

Balık

Kaliteli protein kaynaklarından balık güçlü bir bağışıklık için günlük beslenmenizde yer alması gereken bir besin. İyot, protein ve sağlıklı yağ içeriğiyle vücudunuz için oldukça faydalı. Haftada 1 tüketeceğiniz balık; inme ve kalp krizi geçirme riskini azaltıyor. Önemli bir nokta balığın pişirme yöntemi. Kızartma işlemi balığın yağ oranını artırıyor ve sağlıklı besin içeriğini azaltıyor. Balığı pişirirken mutlaka haşlama, ızgara veya fırında yöntemleri kullanılmalı.

Brokoli

Beslenme ve Diyet Uzmanı Roksi Menase “Brokoli; koyu yeşil renkli bir sebze olmasıyla vitamin deposu olduğunu gösteriyor. C vitamini, K vitamini ve biyoaktif bileşikler içermesiyle bağışıklık sisteminizi güçlendiriyor, inflamasyonu azaltıyor. Zengin lif içeriği kalp-damar sağlığınızı koruyor. Aynı zamanda sindirimi kolaylaştırarak, kabızlık probleminden koruyor. Lahanagiller ailesinden olan lahana ve brüksel lahanasını da tüketmeyi ihmal etmeyin. Eğer fazla gaz şikayeti yaşıyorsanız brokoli tüketiminizi sınırlandırabilirsiniz” diyor.

Havuç

Havuç; koyu turuncu rengini betakaroten adında çok değerli bir antioksidandan alıyor. Bu antioksidan bağışıklık sistemimizi güçlendiriyor. Fakat bunun yanı sıra A vitamini, K vitamini, potasyum içeriğiyle kan akışını düzenliyor. Tansiyon problemi olan kişileri olumlu etkiliyor. ‘Havuç çok şekerli’ demeyin. Eğer kan şekeri çok yüksek seyreden bir diyabet hastası değilseniz havucu mutlaka salatalarınıza, yemeklerinize ekleyin veya ara öğünlerde tatlı isteklerinizi bastırmak için 1-2 adet tüketin.

Zencefil

Zencefil, gingerol adında inflamasyonu azaltıcı güçlü bir bileşiğe sahip olmasıyla oldukça sağlıklı bir besin. Bağışıklık güçlendirici etkisinin yanı sıra mide bulantısı sıkıntılarına iyi geliyor. Bakteri ve virüslere karşı koyarak hasta olma riskinizi azaltıyor. Covid-19 sırasında veya sonrasında mide bulantısı yaşıyorsanız zencefil çayı tüketmeyi deneyebilirsiniz.

Bal

Bal, doğal olduğu takdirde içerisinde çok değerli antioksidanlara sahip bir besin. Hastalık sırasında oluşan öksürük semptomlarını azaltıyor ve uyku kalitesini artırıyor. Covid-19 sonrası hala öksürük semptomları yaşıyorsanız günde 1 tatlı kaşığı bal tüketmeyi deneyebilirsiniz. Bunun yanı sıra tatlı bir besin olmasıyla paketli gıda tercih etmek yerine sağlıklı bir besin ile bu ihtiyacınızı karşılayabiliyorsunuz. Tüketirken mümkün olduğunca işlenmiş olmasından kaçınmak ve toksik madde oluşumunu engellemek adına yüksek ısıya maruz bırakmamak gerekiyor. Ayrıca 1 yaş altı bebeklere bal verilmemeli.

Badem

Badem, bolca E vitamini, magnezyum ve lif içeriyor. İçerisindeki sağlıklı yağlar kötü kolesterolü düşürerek kalp sağlığınızı güçlendiriyor. Ayrıca E vitamini gibi güçlü antioksidanlar sayesinde bağışıklık sisteminizi destekliyor. Uyku bozukluğu yaşıyorsanız badem tüketebilirsiniz, bademin uykuyu düzenleyici etkisi bulunuyor. Badem tüketirken dikkat etmeniz gereken bir özellik çiğ olması, kavrulmuş bademler yüksek tuz ve yağ içeriği ile fazla tüketiminde kilo artışı ve kolesterol yüksekliğine sebep olabiliyor.

Su

Beslenme ve Diyet Uzmanı Roksi Menase “Su tüketimi hayatın her evresinde olduğu gibi Covid-19 virüsü ile mücadelede ve iyileştikten sonra da oldukça önemli. Ateş ve enfeksiyon ile vücudunuzun kaybettiği suyu geri koymak gerekiyor. Bu nedenle toparlanma evresinde su tüketmek çok önemli. Günde en az 8-10 bardak su tüketin. Sıvı desteği olması adına çorba ve bitki çayları tüketebilirsiniz.

Dikkat! Covid negatife dönse de;

  •  Her renkten besin tüketmeye devam edilmeli.
  • Dengeli beslenmeli.
  • Yeterli protein tüketilmeli.
  • Bol bol su tüketmeli.
  • İşlenmiş gıdalardan, şekerli, gazlı içeceklerden ve paketli hazır gıdalardan uzak durulmalı.

Bodrum Belediyesi’nden açıklama

 Bodrum Belediyesi’nden açıklama

Bazı basın yayın organlarında çıkan bir takım haberlere ilişkin Bodrum Belediyesi tarafından bir açıklama yayımlandı.

Yapılan açıklamada şu bilgilere yer verildi:

“Tüm dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan Covid-19 (coronavirüs) salgını nedeniyle alınan tedbirler kapsamında evlerinde kalmak zorunda olan vatandaşlarımızın, yaşanan bu zorlu süreçte kültürel, sanatsal ve yerel konularla ilgili aktivitelerden uzak kalmamaları,  salgın sürecinde neler yapmaları konularında bilgi sahibi olmaları açısından bir takım programlar düzenlenmiştir. Bodrum Belediyesi tarafından organize edilen, “Hayat Sohbetleri” adı altında canlı yayın programları, Belediyemizin düzenlediği bir etkinlik olduğu için kullanılan mekânlarla ilgili bir ücret alınması söz konusu olmamıştır.

Her yıl geleneksel olarak düzenlenen yılbaşı meydan konserleri bu yıl yaşanan pandemi süreci nedeniyle gerçekleştirilemediği için sosyal medya üzerinden yayınlanan bir eğlence programı hazırlanmıştır. Hazırlanan bu paket programda Bodrum ilçesinde yaşayan ve yıllardır yerelde faaliyet gösteren ses ve sahne sanatçılarına yer verilerek, bu zorlu pandemi sürecinde sanatçılarımıza bir kez daha destek olunmuş, destek olunmaya da devam edilecektir.

Belediye sosyal medya hesaplarından yaklaşık 10 bin kişinin erişim sağladığı yılbaşı özel eğlence programı Kenttv ekranlarından da ücretsiz olarak izleyiciler ile buluştu.

Öte yandan, bahse konu paylaşımlarda yer aldığı gibi Bodrum Belediyesi Ocak ayı Olağan Meclis toplantısı için canlı yayın satın alması yapılmamıştır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Covid-19 geçirmişseniz kalp kontrolü yaptırın!

Covid-19 geçirmişseniz kalp kontrolü yaptırın!

Covid-19, akciğerlerde ağır hasar ve solunum güçlüğü ile tanınsa da hastalığın yol açtığı kalp problemleri giderek daha sık karşılaşılan sorunlar arasında dikkat çekiyor. Her geçen gün bir yenisi yayınlanan çalışmalar da, Covid-19’un kalpte yol açtığı kısa ve uzun vadeli etkilere dair endişeleri derinleştiriyor. Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Sezer, Covid-19’un kalpte yol açtığı sorunları “kalp krizi, ritim bozuklukları, kalp kası iltihabı, kalp zarı iltihabı ve kalp yetersizliği” olarak beş ana başlık altında toplarken hastalık geçirenlerde kalp muayenesini öneriyor. Prof. Dr. Murat Sezer, kalp hastalarının Covid-19’u daha ağır geçirebildiğine dikkat çekerek iyileşmenin ardından kalpte manyetik rezonans (MR) görüntülemesiyle yapılacak kontrolün önemini vurguluyor.

Covid-19 kalp hastalarında ağır seyrediyor

Salgının Çin’de ortaya çıktığı günden bu yana geçen zamanda koronavirüs kaynaklı çeşitli kalp problemleri gözlemleniyor. Dünyanın farklı yerlerindeki doktorların deneyim paylaşımları ile Covid-19’un neden olduğu kalp sorunlarının gerçek boyutunun da ortaya çıktığını anlatan Prof. Dr. Murat Sezer, “Araştırmalara göre Covid-19 geçiren her 5 ya da 10 hastadan birinde değişik derecelerde kalp problemleri ortaya çıkıyor ve bu hastalarda Covid-19 daha şiddetli seyretme eğiliminde oluyor.” diyor. Öncesinde bir kalp rahatsızlığı olup olmadığı bilinmeyen kişilerin koronavirüsü atlattıktan sonra kalpleri manyetik rezonans (MR) ile görüntülendiğinde bu kişilerin yüzde 70 – 80’inin kalbinin değişik bölgelerinde devam eden iltihabi reaksiyonlar görülebiliyor. Bu hastaların önemli bir kısmının Covid-19’u hiçbir belirti vermeden geçirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Murat Sezer, “Peki, Covid-19 kalbi nasıl etkiliyor?” sorusuna ayrıntılı bir şekilde cevap veriyor.

  • Kalp krizini tetikliyor

Araştırmalar, Covid-19’un kalbe yönelik etkilerinin başında kalp krizi olduğunu gösteriyor. Bu hastalarda kalp krizi riskini artıran mekanizmalardan özellikle ikisinin öne çıktığını anlatan Prof. Dr. Murat Sezer, “Zaten kalp damar hastalığı olanlarda Covid-19’un iltihabi etkisi sebebiyle damarda daralmaya yol açan kolesterol plağı yırtılıyor ve ortaya çıkan pıhtı, kalbi besleyen damarları tıkayarak kalp krizine neden olabiliyor. Ayrıca hastaların akciğerlerindeki hasar dolayısıyla kanda azalan oksijen miktarı da kalp krizini tetikleyebiliyor. Kalp krizine yol açan başka bir durum ise, kalp kasını besleyen mikro dolaşımda pıhtılaşma ile tıkanmaların ortaya çıkmasıdır.” diyor.

  • Ritim bozukluğu tek belirti oluyor

Kalpte görülen sorunların ikinci sırasında ritim bozuklukları geliyor. Koronavirüs hastalarında iyi veya kötü huylu ritim bozuklukları ile sık karşılaşılıyor. Her 5 Covid-19 hastasından 4’ünde ritim bozuklukları görülebiliyor. Bu bozuklukların kalpte elektrik iletimini sağlayan yolların iltihabına bağlı olarak ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Murat Sezer, “Hatta başka hiçbir belirtiye sahip olmayan bazı hastalarda çarpıntı hissi, ilk ve tek şikayet olabiliyor.” diye bilgi veriyor.

  • Kalp kası iltihaplanıyor

Covid-19’a yakalanan hastalarda kalp kası iltihabı görülmesi de sık rastlanan bir durum olabiliyor. Hastaların bir kısmında bu iltihap zamanla çözülürken bazılarında iyileşmenin uzun sürebildiğini kaydeden Prof. Dr. Murat Sezer, “İyileşme sonrasında bile kalpte standart görüntüleme yöntemleri ile görülemeyen yara izleri kalabiliyor.” diye konuşuyor.

  • Kalp zarı iltihaplanıyor

Hastaların bir kısmında kalbi çevreleyen zarlarda iltihap ve sıvı birikimi izlenebiliyor. Bazen hiç belirti yaşanmadığı gibi bazen de iltihabın ve toplanan sıvının ciddiyetine bağlı olarak keskin göğüs ağrısı gibi şikayetler veya nefes darlığında artış da yaşanabiliyor. Covid-19 tutulumuna bağlı olarak kalp zarı yaprakçıkları arasında biriken sıvı, standart görüntüleme yöntemlerinden ekokardiyografi ile kolaylıkla tanınabiliyor ve çoğunlukla kendini sınırlandırıp zamanla emilerek kaybolabiliyor.

  • Kalp yetersizliği yaşanıyor

Covid-19 gibi insan vücudunu tamamen etkileyen hastalıklar kalbin üzerindeki yükü artırıyor. Bu artan yük hastaların bir kısmında büyük sorunlara yol açmazken halihazırda kalp hastalığı olan hastalarda ve /veya Covid-19 sebepli kalp kası iltihabı gelişen hastalarda ise kalp, işini zorlukla yapabilir hale gelebiliyor. Kalp yetersizliği olarak tanımlanan bu durumda kalbin pompa gücünün azaldığını dile getiren Prof. Dr. Murat Sezer, yaşanan durumu “Kalp akciğerlerdeki kanı uzaklaştıramıyor, akciğerlerde biriken sıvı nefes almayı daha da zorlaştırıyor.” diye anlatıyor.

Hastalık sonrası kalp muayenenizi yaptırın

Covid-19 geçiren kalp hastalarında virüsün yol açtığı hasarın tespit edilebilmesi tedavi planlaması açısından büyük önem taşıyor. Kalbin manyetik rezonans (MR) görüntüleme yöntemiyle tetkik edilmesinin koronavirüs sebepli ödem ve iltihap gibi durumları görmek, etkilenen kalp fonksiyonlarını ve hasarlı bölgeleri tespit etmek için önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Murat Sezer, “Böylece ileri dönem için risk belirlemesi yapabilmek veya uygun tedavi ve önerileri hastalara sunmak mümkün hale gelebilir. Özellikle önceden kalp hastalığı olanlarda koronavirüs sonrası kalp MR’ının hastalığın yol açtığı sorunların tespitinde altın standart olacağı öngörülüyor.” diyor.

Egzersizden önce 2-4 hafta dinlenme

Özellikle hastalığın bitişinden sonra yoğun egzersiz programlarına dönmeden önce 2-4 hafta kadar istirahat ve kardiyolog muayenesi öneriliyor. Muayenede kalpte iltihap ya da fonksiyon bozukluğu saptanması durumunda ise istirahat süresinin 4-6 aya kadar uzayabildiğini belirten Prof. Dr. Murat Sezer, sözlerini “Gebelik, kanser veya romatizmal hastalık gibi özel durumlarda ise hastanın takipli olduğu hekime danışması ve kendisine önerilenlere harfiyen uyması Covid-19’un uzun dönemdeki etkilerini en aza indirmek adına doğru bir adım olacaktır.” diye noktalıyor.

Kovidli hastalara eve yemek

Kovidli hastalara eve yemek

Kadıköy Belediyesi korona virüsüne yakalanmış ve karantinada olan hastalara VavaCars işbirliğiyle sıcak yemek ulaştırıyor ve ihtiyaçlarını karşılıyor.

Pandeminin başından bu yana ihtiyaç sahibi, yalnız yaşayan 65 yaş üstü yurttaşlara sıcak yemek dağıtımı yapan Kadıköy Belediyesi, semptomlu ya da semptomsuz tüm kovidli hastalara karantina süreleri boyunca sıcak yemek dağıtıyor. Kişisel önlemler ve hijyen kurallarına riayet edilerek yapılan dağıtımda hastalarla doğrudan temas edilmiyor, yemekleri kapılarına bırakılıyor. Yemek dağıtımı sürecinde uluslararası VavaCars şirketi de belediyeye araç tahsis etti. 16 Aralık’ta başlayan ortak çalışmada, üç araç şimdilik iki ay için planlandı. VavaCars şirketi Nisan ayında da 65 yaş ve üstü Kadıköylülerin günlük ihtiyaçlarının temini için zabıta ekiplerine araç tahsisinde bulunmuştu.

COVID-19 geçiren kişiler hakkında merak edilenler!

COVID-19 geçiren kişiler hakkında merak edilenler!

Aralık 2019 da Çin’de ilk vakaların görülmesi ile başlayan ve tüm dünyaya yayılan daha sonradan SARS-CoV-2 olarak adlandırılan virüsün neden olduğu COVID-19 pandemisinin ilk yılını geride bırakmak üzereyiz. Peki, şuanda tüm Dünya’da merak konusu olan COVID -19 aşıları hakkında neler biliyoruz? COVID-19 geçiren kişiler aşı olmalı mı? Hastalığı geçiren kişiler tekrar COVID-19 olabilir mi? Antikor testleri ve koruyuculuk hakkında bir yıllık deneyimler ve yorumlar… Tüm merak edilenleri Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları/Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Serkan Atıcı yanıtladı.

Aralık 2020 sayılarına incelendiğinde Dünya’da 80 milyondan fazla vakanın görüldüğü, 1.7 milyondan fazla kişinin de hastalık nedeni ile kaybedildiğini görmekteyiz. İlk vakanın 11 Mart 2019 görüldüğü ülkemizde vaka sayısı 2 milyonu geçmiş olup, maalesef 20 bine yakın kişide COVID-19 nedeni ile hayatını kaybetmiştir. Pandeminin ilk dönemlerinde maske, mesafe, hijyen gibi kontrol önlemlerini tartışırken günümüzde başta COVID-19 aşıları olmak üzere tartışılan konularda, COVID-19 hakkında merak edilen sorularda, bilimsel gelişmeler ışığında güncellenmiştir.

Uzm. Dr. Serkan Atıcı ‘’Özellikle COVID-19 geçiren kişi sayısının fazla olması ve giderek de bu sayının artması, bu kişiler hakkında değişik soru ve sorunları da beraberinde getirmiştir. Bazen insanlarda kafa karışıklığına yol açan, bazı hasta veya yakınlarının kimi zamanda meslektaşlarımızın çeşitli iletişim yolları ile bizlere sormuş olduğu, bizimde toplumu bilinçlendirmek için önemli olduğunu düşündüğümüz COVID-19 geçirmiş kişiler hakkındaki en çok merak edilen soru ve sorunlar ile ilgili gelişmeleri güncel bilimsel bilgiler ışığında paylaşmak istedik.’’ dedi.

COVID-19 Geçirerek İyileşen Kişi Tekrar Aynı Hastalığı Geçirebilir mi? Geçirirse Daha mı Ağır Geçirir?

Bir yıllık tecrübeler göstermiştir ki iyileşen kişiler arasında tam oran bilinmese de bazı kaynaklarda %0.01-%0.1 olarak belirtilen oranlarda hastalığı tekrar geçirme riski vardır. Bununla ilgili hem ülkemizde hem de dünyanın çeşitli yerlerinde örnek vakalarda mevcuttur. Burada ki en büyük yanlış algı basında çıkan ya da çevreden duyulan münferit örneklerin herkes için genellemesinin yapılmasıdır. Herkesin immün sistemi yapısı aynı olmadığı gibi COVID-19 geçiren kişilerin immünizasyon yani hastalığa karşı koruyuculuk oluşturup, oluşturamama, koruyuculuk oluşturmuş ise ne düzeyde koruyuculuk oluşturduğu, oluşan koruyuculuğun ne kadar süre ile hangi oranda kişiyi koruyacağı gibi parametrelerde değişmektedir.

Bu noktada çokça kullanılmaya başlanılan ve giderek yaygınlaşan SARS-CoV-2 antikor testlerine de bir alt başlık açmakta da yarar var. Antikorlar immünsistemin bileşenlerinden biri olan humoral immünitenin antijenlere (virüse veya aşıda bulunan viral bileşenlere) özgül ürettikleri yanıtlardır. Antikor yanıtı bize bazı yorum imkânı sunsa da SARS-CoV-2 virüsüne karşı gelişen antikor yanıtının ne kadar süreceği, ne zaman azalarak sonlanacağı, kişiyi hangi oranda ne kadar süre koruyacağı günümüzde tam olarak bilinmemektedir. Bunu zaman ve bu zaman içerisinde yapılacak bilimsel çalışmalar gösterecektir. COVID-19 atlatan bazı kişilerinde antikor geliştiremediği de gözlenmiştir. Bu durum kişinin immünize olmadığını göstermeyebilir. İmmünsistemin farklı bölgelerinin (hücresel immünite) aktivasyonuna bağlı gelişen immünizasyon sayesinde bu kişilerde de koruyuculuk sağlanmış olabilir. Bu sebeplerden dolayı hastalığı geçiren kişilerin koruyuculuğum hala devam ediyor mu yaklaşımı ile farklı zamanlarda, tekrar tekrar antikor seviyeleri baktırmalarının bilimsel bir temeli yoktur.

İkinci kez hastalığı geçiren vakalar incelendiğinde bunların bir kısmının hastalığı ilkinden hafif veya asemptomatik olarak geçirdiğini, çoğunun benzer şiddette, bir kısmının da ilkinden daha ağır geçirdiğini, hatta dünya literatürün de ikinci kez geçirilen hastalık esnasında kaybedilenlerin olduğunu söylemek mümkündür. Hastalığın ikinci kez geçirilmesinin kesin olarak ilkinden daha ağır olacağı algısı da yanlıştır.

Özetle; COVID-19’u ikinci kez hatta ikiden de fazla kez geçirmek mümkün olmakla birlikte hastalığın ilk bir yılı gibi kısa bir döneme bakıldığında ikinci kez geçirenlerin oranı çok düşüktür. Başta bu virüse çok sık ve yoğun maruz kalan sağlık çalışanları olmak üzere tüm insanların hastalığı geçirse dahi rehavete kapılmadan, kontrol önlemlerine ve alınan tedbirlere maksimum derecede dikkat etmeleri doğru bir yaklaşım olacaktır.

COVID-19 Geçiren Kişinin COVID-19 Aşısı Olması Gerekir mi?

Uzm. Dr. Serkan Atıcı, ‘’Bu konuda şu an için netleşmiş bilimsel görüş birliği yoktur. Çeşitli uzman görüşleri mevcuttur. Tekrar hastalığa yakalanma oranının %0.1 in altında olduğunu, geçirilen hastalığın sağlıklı bireylerin %90-95’inde şu anki saptamalara göre 6 aya kadar koruma sağladığını, hastalığı geçiren kişilerde aşının lokal veya sistemik etkilerinin nasıl olacağına dair yeterli verinin bulunmayışını da dikkate alarak özellikle son 1-2 ayda, hatta 6 ay öncesine kadar hastalığı geçirenlerin, bu dönem için aşı olmamasını öneriyoruz. Bu konudaki bilgiler netleşip, ortak görüş birliği oluşana kadar farklı sağlık durumu olan kişilerin hekimleriyle görüşüp uzman görüşü doğrultusunda hekimi ile birlikte ortak karar vermeleri doğru olacaktır.’’ dedi.