Yazılar

Aile dostu işveren “Nestlé”

Aile dostu işveren “Nestlé”

Nestlé, yeni ebeveyn destek politikasını hayata geçiriyor.

Çalışanlarının ve ailelerinin hayatını kolaylaştırmayı amaçlayan Şirket, “Küresel Ebeveyn Destek Politikası” kapsamında yeni bebeği olan anne çalışanlarının izin sürelerini 18 haftaya, baba olan çalışanlarının izin süresini ise 4 haftaya çıkarıyor.

Evlat edinen çalışanlarının da aynı haklara sahip olmasını sağlayan Nestlé ayrıca, mevcut esnek çalışma koşullarını koruyarak ebeveynlere aynı veya benzer alandaki pozisyonlarını sunmaya devam edecek. Küresel politika, Nestlé Türkiye’de 30 Nisan 2021 tarihinden itibaren uygulanacak.

Dünyanın 186 ülkesinde faaliyet gösteren Nestlé, saygıyı temel alan değerleri çerçevesinde yarattığı Çeşitlilik ve Kapsayıcılık kültürünü bir adım öteye taşıyor. Tüm dünyadaki şirketlerinde, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin yeni bebeği olan çalışanlarına bu özel dönemlerinde destek olmak ve aile yaşamlarını kolaylaştırmak amacıyla birçok yeni olanak sunuyor.

Uygulamalar Ebeveyn Olan Her Çalışanı Kapsayacak

Küresel Ebeveyn Destek Politikası ile Şirket, hamileliğin ilk gününden başlayarak birincil ve ikincil ebeveynler ile çocuklarının gelişimine katkı sağlayacak uygulamalar başlatıyor. Nestlé, Türkiye’de gıda sektöründe birçok şirkete örnek olacak Aile Dostu İşveren uygulamaları ile ayrıca evlat edinmeyi ve emzirmeyi teşvik ediyor.

Anneler 18 Hafta, Babalar 4 Hafta İzinli Olacak

Nestlé, Ebeveyn Destek Politikası kapsamında, çocukların birincil bakımını üstlenen annelerin yasalar dahilinde 16 hafta olan doğum izni sürelerini, 2 hafta daha ekleyerek, 18 haftaya çıkaracak. İkincil bakımı üstlenen babaların 5 günlük izin hakkını ise 4 haftaya uzatacak. Ebeveynlerin her ikisinin de Nestlé çalışanı olması durumunda anne ve babalar eş zamanlı izin kullanabilecekler. Yeni uygulamalar kapsamında artırılan izin süreleri, evlat edinen çalışanları da kapsayacak. Şirket, hamile çalışanlarına ve emzirme dönemindeki annelere daha sağlıklı ve elverişli bir iş ortamı yaratmak hedefiyle, halihazırda ofis ve fabrikalarda var olan emzirme odalarının konfor ve içeriğini geliştirecek. Yanı sıra, izin dönüşü süreçlerinde çalışanların, mevcut esnek çalışma düzeni içerisinde aynı veya benzer alandaki pozisyonlara dönmelerini sağlamaya da devam edecek.

Çalışanlarımızın Aile Yaşamı için Anlamlı Bir Alan Açıyoruz

Nestlé Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü İlkay Kayganacı yeni Ebeveyn Destek Politikası’nın, çeşitlilik yönetiminde öncü olan Nestlé’yi daha kapsayıcı ve ilham verici bir kurum haline getirdiğini belirterek “Bebeklerin ve onların yaşamını temelden etkileyen anne babaların iyilik halini gözetmek, kuruluşumuzdan bu yana şirketimizin temel prensibi olmuştur. Bugün Nestlé Türkiye’de, merkez ofis, saha ve fabrika çalışanlarımız ile 3 bin kişilik kocaman bir aileyiz. Yeni olanaklarla güçlendirdiğimiz aile dostu işveren uygulamalarımız ile ayrım gözetmeksizin, tüm Nestlé anne ve babalarının kendilerine ve çocuklarına ayırdığı zamana saygı duyarak, ebeveynlik süreçlerinde huzur ve güven içinde hissetmeleri için çaba gösteriyoruz. Çalışanlarımızın yaşamlarındaki en önemli dönemlerden biri olan bu süreçte, onların yanlarında olmak, bizim için bir politikadan daha fazla anlam taşıyor. Kişisel kariyer hikayemde, Nestlé’de 21 yıla dayanan uzun bir geçmişim var, bu sürede Şirketimizin her zaman anne babaları destekleyici politikaları ile çalışanlarının yanında olduğunu ben de bizzat yaşadım. Çalışan bir anne ve çocuğumun gelişim çağında süreci deneyimleyen bir yönetici olarak, bu yeni ve daha da iyileştirilmiş olanakların aile yaşamındaki karşılığının ne denli önemli olduğunun farkındayım. Bilhassa pandemi ile birlikte giderek güçleşen iş ve aile yaşamı dengesinin kurulmasında, çalışanlarımızın aile yaşamı için anlamlı alan açtığımıza inanıyorum. Yeni politikamız, fırsat eşitliğini ve çeşitliliği destekleyen bir işveren olma yönündeki taahhütlerimizi daha da güçlendirecek” dedi.

Nestlé çikolatası Karaca Hatır Mod ile buluştu

Nestlé çikolatası Karaca Hatır Mod ile buluştu
Nestlé’nin çikolatası Karaca’nın Hatır Mod Sütlü Türk Kahve Makinesi ile buluştu.

Sütlü içecek hazırlama özelliğine sahip Hatır Mod ve Nestlé Sıcak Çikolata’nın dolu dolu tadı ile birbirinden lezzetli içeceklere imza atmak artık çok kolay.

Nestlé’nin 100 yılı aşkın çikolata uzmanlığıyla, “çikolatanın içilebilir hali” olarak ürettiği Nestlé Sıcak Çikolata ile Karaca’nın Hatır Mod Sütlü Türk Kahve Makinesi, ocak ayında başlayan mükemmel birlikteliğine devam ediyor. Köz tadında Türk kahvesi ve sütlü içecek hazırlama özelliğiyle dünyada ilk ve tek olan Karaca Hatır Mod’da yoğun çikolata tadına sahip Nestlé Sıcak Çikolata ile dilediğiniz kadar farklı çeşitte ve lezzette içecek hazırlayabiliyorsunuz.

Nestlé ve Starbucks’ın iş birliği büyüyor!

Nestlé ve Starbucks’ın iş birliği büyüyor!

Nestlé ile Starbucks’ın küresel iş birliği Türkiye’de faaliyete geçti.

Anlaşmalar kapsamında Nestlé Türkiye, Starbucks premium kahve karışımı ve Starbucks öğütülmüş kahve olmak üzere portföyüne iki yeni ürün ekledi. İş birliğinin diğer ayağında, Nestlé Professional İş Birimi, Türkiye genelinde benzin istasyonu, otel, hastane ve işyeri gibi gıda hizmeti veren ev dışı tüketim noktalarında hizmet vermeye başladı.

Dünyanın 187 ülkesinde faaliyet gösteren Nestlé, Starbucks ile yaptığı küresel anlaşmanın akabinde, Starbucks markasını Türkiye’deki tüketici ürünleri ve gıda hizmeti kanallarında genişletmek üzere harekete geçti. Nestlé’nin iki iş birimi, Nestlé Professional ve Nestlé İçecekler’in liderliğinde iş birliğinin ilk faaliyetleri başladı.

Anlaşmanın, Nestlé İçecekler İş Birimi liderliğinde yürütülen ayağında Nestlé Türkiye, Starbucks premium kahve karışımları ve Starbucks öğütülmüş kahve olmak üzere, portföyüne iki yeni kategori ekledi.  Starbucks kahve kategorisinde yer alan öğütülmüş kahvelerin yanı sıra premium kahve karışımları da Türkiye’de ilk kez tekli paket formatında Migros’larda satışa sunulmaya başladı.

Nestlé’den ister soğuk ister sıcak çikolata

Nestlé’den ister soğuk ister sıcak çikolata

Kışın içi ısıtan, evdeki keyifli anlara eşlik eden Nestlé Sıcak Çikolata, güncellenen içeriğiyle yepyeni bir forma kavuştu. Nestlé çikolatanın damaklarda bıraktığı dolu dolu tat, bundan böyle hem sıcak hem soğuk hazırlanabilen Nestlé Sıcak Çikolata ile farklı içim alternatifiyle sunuluyor.

Sıcak su ya da süt ile karıştırılabilen sıcak çikolata, artık soğuk süt ile de karıştırılıp aynı homojen kıvama kavuşuyor.

Migros gıda israfına dur diyor

Migros gıda israfına dur diyor

Migros, gıda israfının önlenmesine yönelik dünya çapındaki “10x20x30” girişimine Türkiye’den katılan tek perakende şirketi oldu. Dünyanın önde gelen 12 gıda perakende ve gıda sağlayıcı şirketinin öncülük ettiği girişimin her üyesi 20 tedarikçi firmasını değer zinciri boyunca etkili bir çözüm geliştirmek için davet etti. Bu doğrultuda, Migros girişime gönüllü olarak katılan tedarikçileriyle birlikte kollektif olarak harekete geçerek, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın ilgili taahhüdünü destekliyor ve 2030 yılına kadar gıda imha ve kayıp oranlarını yarıya indirmeyi hedefliyor.

Migros Ticaret A.Ş. İcra Başkanı Özgür Tort, “Gıda perakendecisi olarak sürdürülebilir tarım ve gıda kaynaklarının verimli kullanımı ile birlikte gıda israfının önlenmesi öncelikli konularımız arasında yer alıyor. Gıda kayıp ve imhalarımızı azaltmak ve tüketilebilir durumdaki gıdaların yeniden değerlendirilmesini sağlamak için beş senedir ölçümleme, analiz ve iyileştirme çalışmalarımıza hız verdik. Eş Başkanlığını üstlendiğim Consumer Goods Forum’un Gıda İsrafının Önlenmesi koalisyonunda dünyanın önde gelen üretici ve perakendeci firmalarıyla bu alanda çözümler geliştiriyoruz. Son olarak, Dünya Kaynakları Enstitüsü (World Resources Institute –WRI) tarafından başlatılan “10x20x30” girişimine 20 tedarikçi firmamızla birlikte katılarak, Türkiye’yi temsil etmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bu girişim ile perakendeci ve üretici firmalar güçlerini birleştirip etki alanlarını daha da genişletiyorlar. Bu girişime katılarak 2030 hedefimizi destekleyen tüm tedarikçi firmalarımıza teşekkür ediyorum” dedi.

Migros’un daveti ile AEP Anadolu Etap Penkon Gıda ve Tarım Ürünleri, Agrobay Seracılık, Cemre Ekolojik Sebze Meyve, Coca Cola İçecek, Eti, Gedik Piliç, Güres Grup, Kor Yumurta, La Lorraine Unlu Mamuller, Meysan, Nestlé, Torku (Panek,Panagro), Sağdıçlar (Bando),Sek Süt, Seyran Gıda, Sütaş, Şölen, Tat, Tadım, Ülker gönüllü olarak girişime dahil oldu.

 

NESCAFÉ Xpress Şeker İlavesiz iki yeni ürüne imza attı

NESCAFÉ Xpress Şeker İlavesiz iki yeni ürüne imza attı

Son dönemde kahveseverlerden çeşitli vesilelerle kendisine ulaşan şekersiz soğuk kahve talebinden yola çıkan NESCAFÉ Xpress, iki yeni ürün seçeneğiyle tüketicilerin karşısına çıktı: Kahvesini sütlü sevenlere Şeker İlavesiz ve Tatlandırıcısız NESCAFÉ Xpress Café Latte, sade sevenlere Şeker İlavesiz ve Tatlandırıcısız NESCAFÉ Xpress Americano.

NESCAFÉ Xpress yeni ürünleri hem TV ve dijital reklam filmlerinde hem de sosyal medya kanallarında “Bunu sen istedin!” söylemini merkeze alan bir kampanya ile tanıttı.

 

Nestlé Türkiye “Artan Gıda Geleceğimizdir”  

Nestlé Türkiye “Artan Gıda Geleceğimizdir”

Dünyanın lider beslenme, sağlık ve iyi yaşam şirketi Nestlé, yaşam kalitesini artırmak ve daha sağlıklı bir geleceğe katkıda bulunmak amacı doğrultusunda önemli bir adım attı. Gezegenimizi korumak ve gelecek nesiller için daha temiz bir çevre bırakmak amacı ile sosyal teknoloji girişimi Fazla Gıda ile bütüncül atık yönetimi kapsamında iş birliği yaptı. Artan Gıda Geleceğimizdir sloganıyla yürütülen güç birliği sayesinde bugüne kadar 1.554 ton gıda israfı ve 735 ton karbon salımı engellendi, 900 bini aşkın artan ürün israf olmadan ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı.

Dünyanın 187 ülkesinde varlık gösteren ve 114 yıldır ülkemizde faaliyetlerini sürdüren Nestlé, iklim değişikliği ve gıda atığı ile mücadele etmek için teknoloji çözümleri üreten bir sosyal girişim olan Fazla Gıda ile, bütüncül atık yönetimi kapsamında iş birliği yaptı. Bugün ülkemizde 4 fabrikasında 10 kategoride 800’ün üzerinde ürün sunan Nestlé Türkiye, Ağustos 2019 tarihinden beri yürüttüğü çalışma kapsamında, artan gıda ürünlerinin tamamını Fazla Gıda’nın uzmanlığıyla çevreye ve topluma geri kazandırıyor.

Nescafé’den Keyf-i Türk

Nescafé’den Keyf-i Türk

Nescafé, yeniden yorumladığı Türk kahvesi ile kahve severlerin karşısında. 82 yıllık kahve uzmanlığıyla birleştirerek geliştirdiği Nescafé 3ü1 Arada Keyf-i Türk, bir yıllık ürün geliştirme sürecinin ardından tüketicilerle buluştu.

Nescafé 3ü1 Arada ailesinin yeni üyesi Keyf-i Türk, Türk kahvesinin sütle harmanından ortaya çıkan yeni nesil bir kahve olarak Şubat 2020’de raflarda yerini aldı. Türk kahvesi ve farklı geleneksel lezzetleri içeren yumuşak içimli bir hazır kahve karışımı olan Keyf-i Türk, hem kahve hem de fal keyfini her an her yere taşıma pratikliği sunuyor.

Nestlé’ye “Sıfır Atık” Belgesi

Nestlé’ye “Sıfır Atık” Belgesi

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Türkiye genelinde başlatılan “Sıfır Atık Projesi” kapsamında, Nestlé Türkiye’nin Bursa Karacabey’de bulunan gıda ve Kestel’de bulunan su dolum tesisi, atık hacminin azaltılması ve geri dönüşüm konusundaki çalışmaları ile “Sıfır Atık Belgesi” almaya hak kazandı.

Yaşam kalitesini artırmak ve daha sağlıklı bir geleceğe katkıda bulunmak için çalışan Nestlé hayata geçirdiği tüm projelerinde, bireyler ve aileler, topluluklar ve gezegen için değer yaratmayı hedefliyor. Bu anlayış doğrultusunda operasyonlarının çevreye etkisini sıfıra indirerek, bu bilinci topluma yaymaya odaklanan Nestlé’nin Bursa’daki iki tesisi birden Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen “Sıfır Atık Belgesi”ni almaya hak kazandı.

Nestlé Türkiye’nin Karacabey’deki gıda ve Kestel’deki su dolum tesisinin gönüllülük esasıyla dahil olduğu sertifikalandırılma süreci kapsamında; kaynakların sağlıklı ve verimli biçimde kullanılması, atıkların asıl kaynağında yönetim altına alınması, azaltılması ve ayrıştırılarak geri kazanılması faaliyetleri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerince denetlenerek, belgelendirildi.

Bir kahve alır mıydınız?

Nestlé Türkiye İçecekler Genel Müdürü Pınar Öney Bilsel

Bir kahve alır mıydınız?

Dünyada geldiğimiz noktanın önemli dinamiklerinden biri rekabet… Buna paralel olarak da markaların stratejik mücadelesi, reklam kampanyaları ve bunların önemi her geçen gün katlanarak artmakta. Yeni ekonomide marka, hayatta kalabilmenin en önemli dayanaklarından biri haline getirilmekte…  Öyle ki bir marka isminin altında; üretici,  ürün, tüketici üçlemesinde bütünlüğü sağlayan, imaj, kalite, stil, fiyat ve hattâ kültür kavramlarını sıralayarak tüketici kararlarında etki edebilmektedir. Reklam markalarını konuk aldığımız Brand Desk köşemizin bu ayki konuğu Nestle Türkiye İçecekler Genel Müdürü Pınar Öney Bilsel… Kendisi ile Cumhuriyet döneminin ilk doğrudan yatırımlarından biri olan Nestle’nin  Nescafé  soğuk kahve pazarını konuşurken, yabancı bir ülkede kurumsal bir marka kültürü oluşturmayı, stratejilerini, reklam kampanyalarını da sizler için konuştuk.

—–Osmanlı sarayının resmi çikolata tedarikçisi unvanını aldığı bilinen tek çikolata firmasıyız. Bu O dönemde bir nevi kalite belgesine sahip olmak anlamına da geliyordu.

—-80 yıllık bir markayız ama kendimizi sürekli yeniliyoruz.

—–Nescafé Xpress soğuk kahve pazarının kurucusu ve yüzde 75 pazar payı ile pazar lideri.

—–Gerçek başarının tesadüfen elde edilen iyi sonuçlar olmadığına inanıyorum.

Nestlé ülkemizde uzun zamandır bulunan bir marka. Yabancı bir ülkede marka yaratmak, kurumsal bir marka olabilmek… Nasıl bir süreç, neler gerektiriyor? Nestlé bu ülkede faaliyet gösteren en köklü markalardan biri. Bu coğrafyadaki hikayemiz 1875 yılında piyasaya sunduğumuz bebek maması ürünlerine kadar uzanıyor. Osmanlı sarayının resmi çikolata tedarikçisi unvanını aldığı bilinen tek çikolata firmasıyız. Ki bu o dönemde bir nevi kalite belgesine sahip olmak anlamına da geliyordu. Bunun ardından ilk satış ofisimizi 1909 yılında Karaköy’de açtık. Bu dünyada Londra ve Paris’ten sonra üçüncü satış ofisimizdi.  Cumhuriyet döneminin ilk doğrudan yatırımlarından biri olarak da 1927 yılında Feriköy’de ilk çikolata fabrikasını kurduk.  1938 yılında Nestlé uzmanlarından Dr. Max Morgenthaler tarafından geliştirilen üretim süreci sonucunda tamamen doğal, kaliteli ve saf çözünebilir kahve elde ediliyor. 80 yıllık bir markayız ama kendimizi sürekli yeniliyoruz. Trendleri takip etmesi ve tüketiciyi dinlemesi bir marka ile birçok farklı talebe hizmet edilmesi önemli. Damak tadına, alım gücüne, kahveyi hazırlama çeşidine göre herkese hitap ediyoruz. Mesela şu an en trendy çekirdekten kahve. Nescafé Milano Superiore çekirdeklerimizle her türlü damak tadına hitap edebiliyoruz. Türkiye gibi gündemin çok hızlı değişebildiği bir ülkede yeni kahve kategorilerini Türkiye’ye getirmeye devam eden, her koşulda yatırım yapan ve koşullar ne olursa olsun ürün prensiplerini asla esnetmeyen bir markayız. Bu sayede bizi 55 milyon kişi tüketiyor. 13 milyon hanede tüketiliyoruz.

Karşılaştığınız sorunlar oldu mu? Kahve kültürü ve damak tadı sürekli değişiyor ve gelişiyor. Buna uygun olarak yeni lezzetlerin benimsenme süreci vakit alabiliyor. Biz de aslında bütün işlerimizde daha uzun soluklu düşünerek hareket ediyoruz. Türkiye’de soğuk kahvenin ilk çıktığında örneğin Nescafé Xpress Türkiye’ye ilk olarak 2008 yılında getirildiğinde dağıtımı Nestlé bünyesinde değildi. Geniş bir dağıtım ağıyla pek çok yere ulaşıyordu. Yine de tüketicide soğuk kahve tüketimi geleneği olmadığı için pazarda bir karşılık bulamamıştı. Bunun üzerine Nescafé Xpress’i dağıtımı da dahil olmak üzere tamamen Nescafé bünyesine katarak yepyeni bir stratejiyle yola çıktık. Bunun için kahve tüketim alışkanlıklarını, soğuk kahvenin güçlü yanlarını ve hedef kitlemizi tüm ayrıntılarıyla masaya yatırdık. Doğru hedef kitleye, odaklı bir şekilde ulaşmamızı sağlayacak bir yol haritası oluşturduk.  Bedensel ve zihinsel olarak ayık tutmada etkili bir içecek olarak ilk etapta iyi bir yolculuk arkadaşı olarak konumlandırdık. Ürünü benzin istasyonlarına, çok iyi satışa sahip bakkallara ve gençlerin yoğun olduğu bölgelere yerleştirdik. Kahvenin soğuk da içilebileceği algısını yerleştirmek için ürün dağıtımlarına ağırlık verdik. Böylece hem tüketicilerin ürünü deneyimlemesini hem de ürün tanıtımını sağladık. Bu stratejiyle çok başarılı sonuçlar aldık.

Soğuk kahvede Pazar payınız nedir? Nescafé Xpress soğuk kahve pazarının kurucusu ve yüzde 75 pazar payı ile pazar lideri. İçime hazır soğuk kahve ile pazara girdiğimizden beri çift haneli büyüme rakamları ile hızlı tüketim sektörünün (FMCG) en hızlı büyüyen kategorisi ve ürünü. Soğuk kahvenin 5 senedir ortalama büyüme hızı yüzde 55 oldu. Nescafé Xpress çay, gazlı içecekler, meyve suları, enerji içecekleri dahil tüm içecekler dünyasındaki payı yüzde 4’e ulaştı. Yine sıfır noktasında olan kategori bilinirliği yüzde 70, marka bilinirliği yüzde 80 gibi ciddi oranlara çıktı.  Nescafé Xpress gençler arasında en beğenilen ve cool bulunan markalardan biri haline geldi. Önümüzdeki dönemde de kahveyi “ferahlamak için içme” trendinin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de artacağını ve sıfırdan oluşturulan bir kategori olarak soğuk kahvenin hızlı büyüme trendini sürdüreceğini düşünüyoruz.

Sektörde ilk markalardan biri olmanız markalaşma yönünde, rekabet ortamında avantaj sağlıyor mu? Nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye’de yeni bir kategori yaratan ve hazır kahve pazarını ortaya çıkaran bir markayız. Ancak ilk olmak sürdürülebilir başarı için yeterli değil. Zamansız bir marka olabilmek sürekli yeniden yaratma ve kendini geliştirmeyi gerektiriyor. Asıl hikayemiz kategorinin yaratıcısı olmamızın ötesinde. Sektöre en büyük katkımızın kaliteli kahveyi dünya genelinde geniş kitlelere ulaştırmak olduğuna inanıyorum. Çünkü tüm kahve severler iyi bir kahve keyfini hak ediyorlar. Her yeni jenerasyonla birlikte kahve tercihleri ve damak tatları değişiyor. Daha farklı çözümler ve çeşitlilikle tüketicilere daha pratik, lezzetli ve kaliteli kahve keyfi sunmak her geçen gün daha da kritik önem kazanıyor. Global anlamda araştırma ve yeni ürün ve sistemler geliştirmeye en yüksek yatırımı yapan kahve markası olarak trendleri şekillendiriyor, kahve severlerin nabzını her zaman çok yakından tutuyoruz.  Portföyümüzde tüketicilerin her istediği anda, istediği ortamda içebileceği geniş bir ürün yelpazesi bulunduruyoruz. Geliştirdiğimiz her üründe tüketicinin en beğeneceği çözümü arıyor ve bunu garanti edecek şekilde ürünlerimizi geliştirerek piyasaya sunuyoruz.

Markamız ilk günden bu yana ikonik marka imajını daha da güçlendirerek yeniliyor, yeni jenerasyona etkin ve doğru iletişim stratejileri ve medya planlaması ile ulaşıyor. Kahveye ve tüketicilerimize olan tutkumuz karşılıksız kalmıyor. 5 yıldır üst üste Türkiye’nin en sevilen kahve markası seçiliyoruz ve kahve kategorisindeki liderliğimizi sürdürüyoruz.   Kahve keyfinin gelecek nesillere taşınması için doğru tarım uygulamaları, kahve tarımını cazip kılmak ve yüksek kalitedeki kahve çekirdeğinin sürdürülebilirliğini sağlamak gerekli. Bu konuda 2010 yılında açıkladığımız Nescafé Plan çerçevesinde çiftçileri destekliyor ve kahveyi “Saygıyla Üretiyoruz”.

Markanızı koruma metodolojiniz nedir? Nasıl geliştiriyorsunuz? Başlangıç noktası “Değerlerimiz” ve koşullar ne olursa olsun değerlerimizden ödün vermemek. Kalite, lezzet, tüketici odaklı olmak, inovasyon.  Marka vaadimiz insanları hayatta her zaman yeni fırsatlar bulunduğu konusunda uyandırmak, yeni sohbetler ve yeni dostluklar başlatmaya; eski olanları da canlandırmaya teşvik etmek, cesur fikirler bulmalarına yardımcı olmak, dalgın olup anı kaçırdıkları zamanlarda uyandırmayı sağlamak, yani bir şeyleri başlatmaktaki itici güçleri olabilmek. Nescafé’nin değişen zamana ayak uydurmasını ve her zaman genç kalmasını sağlayan ise kuruluş hikayesinin temelinde yatan yenilikçi yaklaşım. Her zaman genç, araştıran, değişen koşullara en dinamik şekilde ayak uyduran bir yapımız var. Yeni kahve dünyasındaki inovasyonlarımızı insanların ihtiyaçlarını anlayarak geliştiriyoruz. Köpüklü kahveler, soğuk kahveler, kahve makineleri gibi farklı lansmanlarımız var.

Aynı zamanda ürünlerimizi de gelişen damak tadına uygun olarak yeniliyoruz. Örneğin, 3ü1 arada ilk çıktığı zamana göre şuan bambaşka bir lezzette. İçerdiği kahve çekirdekleri ile daha dolu dolu zengin bir tada sahip. Geçmişe göre daha kahveli saha zengin bir tat. Hayatlarının her zaman içerisindeyiz, ikonik ve sevilen anları temsil ediyoruz. Nescafé 3ü1 arada ile üniversite öğrencilerinin her daim yanındayız. Backpack ekibimizle birlikte 2 milyon gence dokunarak onlara kahve tadımları yapıyoruz. Nescafé Gold’un tadını da yine Türk tüketicisinin damak tadına göre geçen sene yeniledik. İçinde kahve çekirdekleri bulunan daha zengin bir tat.

Hedef kitleye ait hangi içgörüler üzerinden nasıl ilerliyorsunuz? Araştırma yaptırıyor musunuz? Tüketicilerin zamanla değişen beklentilerini anlamaya ve bunlara uygun yeni ürünler geliştirmeye büyük önem veriyoruz. Bu yüzden Ar-Ge yanımız çok güçlü. Günümüzde kahve severler kalite, pratiklik ve mükemmel lezzete eşit derecede önem veriyor. Biz de tüm bunları bir arada sunabilmek için Ar-Ge’ye ciddi yatırım yapıyoruz. Nestlé her yıl dünyanın dört bir yanındaki 29 Ar-Ge merkezinde yürütülen Ar-Ge çalışmalarına 1,7 milyar dolar yatırım yapıyor. Nescafé de bu yatırımdan ciddi pay alıyor. Ayrıca düzenli olarak gerçekleştirilen tüketici araştırmalarıyla insanların değişen damak tatlarının ipuçlarını önceden görüyor ve her seferinde mükemmel kişiselleşmiş kahve deneyimini ortaya koyuyoruz Ayrıca ürünlerimizin rekabete olan üstünlüğünü sürekli test ediyoruz. 2009’dan beri 300’ü aşkın Tüketici Tercih Testi gerçekleştirdik. Yani ürünlerimizi rakiplerimizle karşılaştırıp tercihleri araştırıyor, tüketicileri dinliyoruz. Sadece tat olarak değil, yine tüketicilerime sorarak onların sevdiği, beğendiği şekilde iletişim stratejilerimizi oluşturuyoruz. Reklam kampanyalarımızda bile kullandığımız ünlüler’i mutlaka tüketiciye soruyoruz.

En yeni reklam kampanyanızı hazırlarken reklam stratejinizi saptarken nasıl bir ön hazırlık yaptınız? Son olarak yenilenen Nescafé 3ü1 Arada’nın iletişiminde yeniliğe gittik. Kerem Bursin’li reklam filmimizde Nescafé 3ü1 Arada’nın ünlüsünden bile ünlü olduğunu vurguladık. Nescafé her dönemin değişen ihtiyaçlarını yakından takip ederek trendleri belirleyen bir marka. Değişen damak tadına en mükemmel kahve deneyimini sunabilmek için gençlerin favorisi Nescafé 3ü1 Arada’nın üretim teknolojisini yeniledik. İlk olarak Türkiye’de kullanılan bu yeni üretim teknolojisinde Nestlé Coffee Mate taneciklerini artık kavrulmuş ve hiç olmadığı kadar ince öğütülmüş kahve tanecikleriyle birlikte harmanlıyoruz.  Bu sayede kahve severlere her yudumda daha yoğun ve zengin bir kahve deneyimi sunuyoruz. Markamızın eğlenceli dünyasını yansıtan reklam filmimizde yenilik mesajımızı başından sona vurgularken, ünlü kullanımı anlamında ters köşe bir yaklaşım benimsedik.  Genelde ünlü kullanımlarında ünlünün hep ön planda olduğunu ve markanın bu ünü yakalamaya çalıştığını görürüz. Bizde durum tersine döndü ve Nescafé 3ü1 Arada’nın lezzetiyle tüm ilgiyi üzerine toplaması nedeniyle Kerem Bursin bile geride kaldı. Başından sonuna çok heyecanlandığımız ve bu büyük değişimi anlatmak için çok doğru bir yol olduğuna inandığımız bir işti. Bu reklamla Marketing Türkiye dergisi tarafından 2018 yılının en başarılı 10 reklam kampanyasından biri seçildi.

Kampanya sonrası eğer talep azalıyorsa nasıl bir tedbir alırsınız? Nescafé markası sadece kampanya özelinde talebi olan bir marka değil. Tüketicilerimiz ihtiyaçında, Top of Mind’ında olan bir marka aynı zamanda da Türkiye’nin en sevilen kahvesi. Tabiki dönem dönem değişkenlikler gösterse bile pazardaki güçlü liderliği hiç değişmedi.  Ekip olarak ana hedefimizi değiştirmeden, ürün kalitemizden hiç bir şekilde ödün vermeden farklı kanallarda iletişim çalışmalarına devam ediyoruz. Elbette her bir kampanyanın başlangıçta belirlenen hedeflerini gerçekleştirmesi önemli. Bu konuda her bir kampanya sonrasındaki değerlendirmeleri bir sonraki çalışmalarımıza entegre ediyoruz.

Kitle iletişim araçlarından hangisi ile yapılan reklamın daha ikna edici olduğunu düşünüyorsunuz? İletişimde artık tek bir kanaldan tek tip tüketiciye hitap etmek çok eskide kaldı. Omni channel strateji dediğimiz tüketicinin iletişime en açık olduğu zamanları yakalayıp TV; dijital, medya, açık hava, PR vb. her türlü iletişim kanallarını kullanıyoruz. Artık önemli olan kategori özelinde tüketicinin algısının en açık olduğu anı yakalamak…  Tabi dijitalleşme ile birlikte daha hızlı bir dünyada yaşamaya başladık. Bizler için en büyük fırsat artık tüketicilerimizle dolaylı değil doğrudan iletişim kurabilmek. Onlar da aynı şekilde bizimle iletişim kurmak istiyorlar. Sosyal medya hesaplarımız aracılığı ile tüm taleplerini, bizlerle ilgili düşüncelerini doğrudan hızlı şekilde alabiliyoruz.  Bir de tabi dijitalde Programatik sayesinde hedef kitleye, doğru anda, doğru kişiye en receptive anında yakalıyor kendi mesajlarımızı iletebiliyoruz. Geribildirimi daha kolay alıyoruz. Eskiden dijital dünya da spesifik kanallar seçerek, tüketicilerimize en doğru şekilde ulaşmaya çalışıyorduk ve tabi doğru hedef kitleye ulaşmak için de uzun zaman ve emek harcıyorduk. Programatik sayesinde, yaptığımız işleri yüksek getirisi olacak şekilde kurguluyoruz.

Bunu bir örnekle açıklayabilir misiniz?  MY Cafe, kahve makinesi kampanyamızda Hepsi Burada ile bir iş birliği yaptık. E-ticaret kullananların %92’si Türkiye’de arama motorlarını kullanıyor. Ulaşmak daha kolay gibi görünse de tabii daha bilinçli kullanıcılar oldukları için onlara ulaşmanın yanı sıra onları ikna etmek de gerekiyor.  İlk önce kahve makinesi sahibi olan kişilere yeniden kampanyamızı anlatmamıza gerek olmadığı için bu kişileri listeden çıkardık. Sonrasında Nescafé Gold kahvesi ile ilgilenen kişileri hedefledik, çünkü onlar potansiyel My Cafe kullanıcıları idi. Kahve makinesi almaya ilgili kişiler için de reklam gösterimi yapıldı. Arama bazlı reklamlarımızı kitlemizin davranış, karakter ve amacına uygun hale getirdik. Sonuç olarak yaz aylarında soğuk kahve tüketiminin daha yüksek olduğu aylarda 50% daha az yatırım ile 16% daha fazla satış gerçekleştirdik.

Reklam stratejisi oluştururken sizin için en önemli üç neden, öncelik nedir? Doğru hedef kitleye, doğru mesajı, doğru iletişim kanalında verebilmek. Mesajı dolaylı olarak değil direk en basit ve dikkat çekecek şekilde anlatabilmek. Çünkü günümüzde birçok farklı işle meşgul oluyoruz ve yoğunluğumuz, sıkıntılarımız çok farklı. Mesajı daha anlaşılır ve basit şekilde sunmak çok önemli.

Global marka oluşturabilmek konusunda genel anlamda sizce neden sıkıntı yaşıyoruz? Neler yapılmalı? Burada en önemlisi global geçerliliğe sahip bir kimlik ve değerlerin bulunması; kaliteden ödün vermemek, tüketici odaklı olmak, inovasyon gibi. İster global ister lokal olun, markanızı bir yönde ilerletmenin temelleri aynıdır. Yaptığınız tüm çalışmalarda tüketiciyle ilgili olduğunuzdan, anlaşıldığınızdan ve tutarlılık sağladığınızdan emin olmak gerekir. İtibar ve güven ise en önemlisi. Glokal kavramı ile aslında global markalarında global değerlerini kaybetmeden lokalleşmelerini anlatıyor. Çünkü lokali anlamak ve doğru iletişim kurmak global markalar içinde çok çok önemli.  Mesela 3ü1arada ya da Gold. Global olarak 80 yılın getirmiş olduğu kahve uzmanlığımız ile tüketicilerimizin tat beklentilerini karşılayacak şekilde 3ü1 aradayı Türk tüketicisinin damak tadına uygun olarak geliştiriyoruz. İletişim kampanyalarımızı da Türk tüketicisine uygun olarak kurguluyoruz.

 Sizce başarının sırrı nedir? Gerçek başarının tesadüfen elde edilen iyi sonuçlar olmadığına inanıyorum.  Bu yüzden başarıyı bir işe duyulan büyük inançla, bu işe verilmiş büyük emek, tutarlılık ve bunlar sayesinde elde edilmiş somut sonuçlarla bir bütün olarak ele almak gerek. Bu hem bireysel kariyer yolculuklarımız için hem de markalar için geçerli bir yaklaşım.