Yazılar

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nden esnafa büyük destek

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nden esnafa büyük destek

Bursa Büyükşehir Belediyesi, vaka sayılarındaki artışla birlikte özellikle esnafı yakından ilgilendiren kapsamlı bir destek paketini daha uygulamaya aldı. İş yeri kapanan esnafa su indiriminden, belediye alacaklarının ötelenmesine kadar bir dizi uygulama ile Bursalı esnafın bu süreci en az hasarla atlatması amaçlanıyor.

Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanı Alinur Aktaş: “işyerleri kapanan işletme sahiplerinin mesken su faturalarına 1 Aralık’tan itibaren, süreç bir ay sonra normalleşse bile en az 3 ay boyunca yüzde 50 indirim uygulayacağız. Süreç uzarsa bizler de süreyi uzatacağız. Yine genelge kapsamında işyerlerini kapatmak durumunda kalan işyeri sahipleri ve bu işyerlerinde çalışan vatandaşlarımız için 70 bin adet gıda destek paketi hazırlıyoruz. Paketlerimiz kaliteli ve bir aileye yetecek şekilde olacak” dedi.

Rusya’dan hava yolu şirketlerine uçuş izini çıktı

Rusya’dan hava yolu şirketlerine uçuş izini çıktı

Rusya Federal Hava Taşımacılığı Ajansı (Rosaviatsiya), bazı ülkelere dönük charter ve tarifeli seferlerin arttırılmasına, bazı ülkelerde ise yeni uçuş noktalarına uçulmasına izin verdi.

Rusya Federal Hava Taşımacılığı Ajansı (Rosaviatsiya); Dominik Cumhuriyeti, Tanzanya, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Küba, Maldivler gibi ülkelere yeni uçuşlar veya uçuşların arttırılması için izin verdi.

Azur Air ve Rossiye, Dominik Cumhuriyeti için yeni tarifeli uçuş izinleri aldı. Buna göre Azur Air Moskova ve St Petersburg’dan Santo Domingo, Puerto Plata and Samana El Catey’e; Rostov-on-Don, Samara ve Ufa’dan Punta Cana, La Romana, Santo Domingo, Puerto Plata and Samana El Catey’e ve Kazan’dan Punta Cana, Santo Domingo, Puerto Plata ve Samana El Catey’e uçuş izni aldı.

Azur Air ayrıca, Kazan’da La Romana’ya haftada bir uçuş yapmak için de izin aldı.

Rossiye Airlines ise Ufa, Novosibirsk, Rostov-on-Don, St. Petersburg, Krasnoyarsk, Vladivostok ve Kazan’dan Punta Cana’ya uçuş izni aldı.

Öte yandan, Royal Flight Chelyabinsk, Rostov-on-Don, Ufa, Samara, Perm, Yekaterinburg, Kazan ve St. Petersburg’dan Kahire’ye yeni seferler düzenlemek için izin aldı.

Rosaviatsiya ayrıca, NordStar’a Rostov-on-Don’dan; Nordwind’e ise Vladikavkaz, Grozny, Nizhny Novgorod, Omsk, Tomsk, Yaroslavl’dan Kahire’ye uçmaları için izin verdi.

Rosaviatsiya ayrıca, mevcut tarifeli uçuş sayılarının arttırılması için de izinler verdi. Buna göre, haftada bir olan Azur Air’in Moskova-Coya Coco (Küba) uçuş izni haftada 3’e, haftada iki olan Nordwind’in Moskova Varadero (Küba) uçuşu haftada 4’e, haftada 7 olan Aeroflot’un Moskova-Maldivler uçuşu haftada 14’e çıkarıldı.

Ural Airlines Zhukovsky ve St. Petersburg’dan Sharjah ve Abu Dabi’ye; Zhukovsky, Moskova, St. Petersburg, Kazan, Novosibirsk, Rostov-on-Don, Samara, Ufa’dan ise Dubai’ye uçuş izni aldı. Rossiya’ya St Petersburg-Dubai; Azimut’a ise Mineralnye Vody-Dubai uçuş izni verildi.

 

Azur Air St.Petersburg, Kazan, Rostov-on-Don, Novosibirsk ve Moskova’dan; Nordwind ise Moskova’dan Zanzibar (Tanzanya) için tarifeli uçuş izni aldı.

Rus hava yolu şirketlerinin yeni uçuş izinleri aldığı ülkeler arasında Türkiye de var. Buna göre, Royal Flight Voronezh-İstanbul; Nordwind Nizhny Novgorod, Novokuznetsk, Murmansk, Tomsk, Ulyanovsk, Yakutsk, Yaroslavl, Omsk’tan İstanbul’a, Nalchik’den ise Antalya’ya uçuş izni aldı.

Nordwind Airlines St Petersburg’dan Djerba’ya (Tunus) ve Rodos’a (Yunanistan), St Petersburg, Anapa ve Soçi’den Selanik’e (Yunanistan) uçuş izni alırken, Azur Air ise St Petersburg-Selanik arasında uçuş yapabilecek.

Rosaviatsiya’nın tarifeli uçuş izni verdiği diğer hatlar ve hava yolu şirketleri şöyle:

Rossiya: St Petersburg’dan Goa’ya (Hindistan)

Nordwind: Ufa, St. Petersburg, Novosibirsk, Krasnoyarsk, Kazan ve Yekaterinburg’dan Akabe (Ürdün)

Azur Air: Krasnoyarsk’dan Liege’ye (Belçika)

Nordwind: Moskova’dan Burges ve Liege (Belçika)

Pobeda: Moskova’dan Birmingham’a (İngiltere)

Azur Air: Zhukovsky’den Palma de Mallorca’ya (İspanya)

Azur Air: Moskova’dan Köln’e (Almanya)

Nordwind: St Petersburg’dan Köln’e

Aeroflot: Moskova’dan Varna’ya (Bulgaristan)

Yakutia Airlines: Khabarovsk ve Vladivostok’dan Tokyo’ya (Japonya)

Azur Air: Tahran ve Çek Cumhuriyeti’ne

RedWings, AZUR air, Azimut ve Nordwind Kazakistan’a; Nordwind ‘e Katar, Kuveyt ve Kırgızistan’a uçmak için yeni izinler aldı.

20 yaş altındakiler uçağa nasıl binecek?

20 yaş altındakiler uçağa nasıl binecek?

Pegasus Havayolları, salgın kapsamında getirilen yeni kısıtlamalarla ilgili bilgilendirme açıklaması yaptı.

Pegasus’tan konuyla ilgili yapılan açıklama şöyle:

”01.12.2020 tarihinden itibaren geçerli olan hafta içi gece saat 21.00 ile sabah 05.00 ve hafta sonları uygulanacak olan sokağa çıkma kısıtlamasından uçuşu olan misafirlerimiz muaftır. Misafirlerimiz mobil uçuş kartı, bilet görüntüsü gibi uçuşu olduğuna dair bir belge ibraz ederek seyahate katılabilirler.

20 yaş altı yolcuların yanlarında veli/vasi olması şartıyla uçuşlara kabul edilecek.

20-64 yaş arasındaki yolcular seyahatine dair belgeyi göstermesi yeterli oluyor.

65 yaş ve üzeri yolcuların uçuş öncesinde seyahat izin belgesi ibraz etmeleri gerekiyor.

Lüleburgaz Belediyesi’nden Sevgi Mutfağı Projesi

Lüleburgaz Belediyesi’nden Sevgi Mutfağı Projesi

Lüleburgaz Belediyesi, kentteki ihtiyaç sahibi vatandaşlar için Sevgi Mutfağı Projesi’ni hayata geçirdi. İhtiyaç sahipleri vatandaşların adreslerine haftanın 7 günü yemek dağıtacak.

Lüleburgaz Belediyesi koronavirüs salgınında ihtiyaç sahibi vatandaşların yanında olmaya devam ediyor. Salgının başladığı günden bu yana 620 aileye 210 bin TL’lik nakdi destek sağlayan belediye, şimdi de ihtiyaç sahibi vatandaşlar için haftanın 7 günü sıcak yemek dağıtımı yapacak. Bu kapsamda Sevgi Mutfağı Projesi’ni harekete geçiren belediye Lüleburgaz Yıldızları Kadın Akademisi’nde çalışmalara başladı. Çalışanların dezenfeksiyon tünelinden geçip maske, eldiven, bone ve galoşla önlem aldığı mutfakta yemekler el değmeden hazırlanıyor.

“Kimse yatağına aç girmeyecek”

Sevgi Mutfağı’ndaki çalışmaları yerinde inceleyen Lüleburgaz Belediye Başkanı Murat Gerenli, “Bu uzun zamandır üzerinde çalıştığımız bir konuydu. Lüleburgaz’da hiç kimsenin yatağına aç girmesini istemiyoruz. Bu nedenle gerçek ihtiyaç sahiplerini doğru bir şekilde belirlemek için önce Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü’müzü kurduk. Pandeminin getirdiği şartlarda bunu hızlandırmak için arkadaşlarım büyük bir özveriyle çalıştılar” diye konuştu.

Test; Yakında ayrılacak mısınız?

Çağdaş şiddet

Brand City – Vural Çakır

Çağdaş şiddet

Fiziksel şiddetin iyi birşey olmadığı konusunda en azından genel bir mutabakat var.  Arada aile içi şiddetin ve özellikle kadına şiddetin abartıldığını, aile birliğini bozacak şekilde kullanıldığını, kolun kırılsa da yen içinde kalması gerektiğini söyleyenler olmuyor değil. Ama yine de kimse “ben gerektiğinde “döverim” diye ortaya düşecek densizliği göstermiyor.

Şiddetin “modernize” edilmiş, yeni teknolojik versiyonu için aynısını söyleyemeyiz. Muhtemelen bu yazıyı okuyanların büyükçe bir bölümü ya bu yeni şiddeti birisine uyguladı veya kendisine uygulandı. Yani arkadaş sen ya şiddet mağdurusun veya şiddet uygulayıcısısın; hatta ikisi birdensin.

Acele edip, itiraz etmeden önce aşağıdaki birkaç test sorusuna göz at istersen, sonra rakam bakalım:

 

Hiç sana  “ akşam o saatte “whatsapp” ta ne yapıyordun” diyen oldu mu?

Hiç kimseye “ mesajımı okudun, niye bana cevap vermedin “ dedin mi?

“Niye o fotoğrafı beğendin” sorusunu bir yerden hatırlıyor musun?

Fotoğrafını veya mesajını sana sormadan başka birilerine gönderdiler mi, sen gönderdin mi?

Cevap vermediğin halde Israrla sana mesaj gönderen oldu mu?

Birileri hakkında dedikodu anlamına gelecek mesaj gönderdin mi başkalarına? Lakap taktın mı mesela?

Cinsel içerikli taleplerle ( tabi izinin dışında) karşılaştın mı?

Listeyi daha uzatmak mümkün…  Sosyal medyanın başlıca İletişim aracı haline dönüşmesi ile birlikte, şiddet de işte bu yeni “ modernize” haline büründü.

 

Sosyal medyayı ilgilendiren diğer bütün alanlarda olduğu gibi,  hatta genelde olduğu gibi, hayat önden gidiyor. Kendi düzenini ve kültürünü, bazen oldukça vahşi biçimde oluşturuyor.   Yeni gelişen elbette kendi yeni sorunlarını da getiriyor. O sorunları teşhis etmen, ayıklaman ve bunlara müdahale için bir toplumsal anlayış birliği geliştirmen ise hiç kolay olmuyor.

“Modernize edilmiş şiddet” yani Siber şiddet, sosyal medyanın karşına çıkardığı en önemli sorunlardan biri. İngev’in yeni tamamladığı araştırma raporuna göre toplumun yüzde 77’si siber şiddetin ne olduğunun farkında değil veya pek az haberdar.  Yaptığının ne olduğunu bilmiyor, sanki normalmiş gibi yapıyor.

Tehlikeyi görüyorsun, örneğin sosyal medya aracılığı ile birisini taciz etmek yeni İletişim formları içinde normalize olmuş. Hem taciz ediyorsun ve hem de  “Allah Allah bunda ne var ki” diyorsun. Aslında yapılan evde çocuğunu döven adamın yaptığı. O da çocuğunu adam olsun diye dövüyor, yoksa dizini dövecek, gayet normal olaraktan babalık görevini yapıyor?

İngev’in çalışması gösteriyor ki 18 yaş üstü insanlarda siber tacize uğramışların oranı yüzde 22. Her beş kişiden biri siber taciz kurbanı.  Ayrıca, epeyce bir farkında olmayan da vardır. Facebook ve Instagram tacizin en yoğun kullanıldığı platformlar. İlk gençlik aşamasında olanlar için Instagram, erken orta yaş aşamasında olanlar için ise facebook. İnsanları özellikle onları yakından tanıyanlar taciz ediyor; sevgililer, arkadaşlar, akrabalar…

Neyin şiddet olduğunu bilememek bir sorun. Herhangi bir biçimi ile siber şiddete maruz kalan için ne yapacağını, nasıl davranacağını bilememek de sonraki sorun. Siber şiddet mağdurlarının yüzde 63’ü kendi başlarına mücadele etmeye çalışıyorlar. Kimseye söylemeden.  Yasal yollara başvurma çok çok az olduğu gibi, bu yolların bilinirliği düşük, etkinliği de zaten ayrı bir konu.

Sosyal medya platformlarının toplumdaki birincil İletişim biçimi olacağı ve etkinliğini artırmaya devam edeceğini tahmin etmek zor değil.  Akıllı telefon kullanım yaşı hızla düşüyor,  çocuklar artık 6-7 yaşlarında bu yeni İletişim ortamına katılıyorlar. Ebeveynlerin koyduğu kullanım kısıtlılıklarını aşmayı da biliyorlar. Hangimiz bilmedik ki?

Hayatın ve sonraki hayatların Temel iletişimi öncelikle sosyal medya üzerinden akacak. İyileri ile ve kötüleri ile.  Siber Şiddet kötülerden birisi; 6-7 yaşından itibaren karşılaşılacak bir potansiyel tehdit.

Şiddetin, tacizin fiziksel formları ile baş etme konusunda epeyce yol aldın. Kişisel olarak, toplum olarak, yasalar olarak. Bu mesafeyi geriye vermeni isteyenler olsa bile ileriye doğru devam etmeni engelleyemeyecekler.

Ama siber şiddet, siber zorbalık, siber taciz gibi terimler için daha yolun başındasın. Farkında olmak, bu sözcükleri dillendirmek, anlamlandırabilmek bile önemli.  Henüz durumun ciddiyetini anlamamış olan regülasyonlardan, yasa ve yönetmeliklerden daha önemli.

Şiddetin bu “ modernize” versiyonu ile mücadeleye başlamanın zamanıdır.

İNSANİ GELİŞME İÇİN KAPSAYICI KENT

İNSANİ GELİŞME İÇİN KAPSAYICI KENT

Vural Çakır-Brand City

Birleşmiş Milletler (BM)  2016 yılında  önündeki 15 yıl için faaliyetlerini belirleyecek olan sürdürülebilir kalkınma hedeflerini (SDG)  tanımladı. BM ve Üye ülkeler öngörülen bu 17 ana hedef doğrultusunda çalışmaları yoğunlaştırılacaktı.

Amaçlar genel sözler olarak bırakılmadı. 169 küresel alt hedefle detaylandırıldı. Bu  alt hedeflerin performans ölçümü için de 234 gösterge belirlendi. Umarız Pratik hayat da gerçekten bu şekilde ilerler. BM vizyon açısından etkili ama yapısal durumu nedeniyle aksiyon açısından o kadar değil.

17 ana hedefin 11 nolu olanı  şehirlerin ve insan yerleşimlerinin kapsayıcı,güvenli , dayanıklı ve sürdürülebilir kılınmasını amaçlıyor.

Kentler dünya yüzölçümünün sadece yüzde 3’ünü oluşturuyor ama, nüfusun yüzde 60’ını barındırıyor. Bütün tahminler bu nüfus oranının artmaya devam edeceği doğrultusunda. Yani hayatımızın kalitesini olumlu ve olumsuz olarak etkileyebilecek pek çok değişken kentde toplulaşıyor.

11 nolu hedefin ilk kelimesinin kapsayıcılık olması bir sıralama rasgelmesi değil. Son yıllarda teknoloji ve telekom şirketlerinin büyük çabalarıyla da akıllı kent (smart city) tanımı çok kullanılmaya başlandı. Akıllı kent bir yönetme ve  işletim sistemi olarak önem taşıyor.  Kentin güçlü bilgi ağlarına sahip olması ve günlük kent yönetim hizmetlerinin bu bilgi ağı sayesinde daha hızlı, daha verimli hale getirilmesini öneriyor

Kapsayıcı kent (inclusive city) ise öncelikle bir “işletim sistemi” değil bir yönetim felsefesi. Tıpkı insani gelişme gibi yönetsel önceliklerinizi, kent hayatına yaklaşımınızı,kaynaklarınızı nasıl yönlendireceğinizi belirleyen bir bakış açısı. Bir vizyon.

Kapsama kentde yaşayan her bir bireyin onurlu , kabul edilebilir seviyede bir yaşam kalitesine kavuşturulması anlamına gelir. Hiç kimseyi dışlamadan,dışarıda bırakmadan.

Kent kaynakları  öncelikle ihtiyaç sahibi  hemşehrilerin hayat kalitesini yükseltmeye ve bütün bireyleri  organik kent hayatının  içine almaya, herkesi içermeye ayrılır.   Özellikle son son otuz yılda neredeyse  kent yaşamına damgasını vuran “seks and city” tüketim  kültüründen farklı  bir  kentsel yaşam kültürü oluşturmayı öngörür.

Türkiye gelir dağılımı adaletsizlikleri konusunda  OECD ‘nin en zayıf durumdaki ülkeleri arasında. Nüfusun yüzde 14’ü sürekli yoksulluk içinde; nüfusun yüzde 28,7’si ciddi maddi yoksunluk çekiyor. İşsiz sayısı yaklaşık 4 milyon ve neredeyse her dört gençten birisi işsiz.

Yaşlı bakım hizmetlerinin mevcut içeriği ve kapasitesi ile asla başedemeyeceği bir ileri yaş nüfusu geliyor.

Engellilerin  kent yaşamına  eksiksiz olarak katılabilmesini sağlayacak”engelsiz şehir”lerden çok uzaktayız. Tam aksine yol yapımından ulaşım hizmetlerine, sinemalardan lokantalara, bina asansörlerinden işyeri mimarilerine kadar tamamı  engellerle dolu bir mekanizma  çalışıyor.

Kapsama politikaları, bütün bu konuları öncelikli olarak adresler. Ekonomik, sosyal ve kültürel adaletsizlikleri azaltmayı, eşitlikçi ilişkileri teşvik etmeyi ve sosyal çeşitliliği doğal bir durum olarak tanımayı gerektirir.

Sosyal kapsama politikaları ile ihtiyaç sahiplerine yardım  etmek ve  destek olmak bir sadaka değil zorunlu bir toplumsal görevdir.

İnsanların gündelik hayatlarının etkileyen kararlara katılımını sağlayacak derinlikli bir demokrasi anlayışı da kapsayıcı kent yönetim politikaları için gereklidir.  Yapılan yeni bir avm veya konut projesi, değiştirilen bir imar planı,artan bir kat yükseklği  bir anda insanların alıştıkları gündelik hayat kalitesini habersizce ve geri dönülemez şekilde etkileyebilir. Buna kimsenin hakkı olmamalıdır.

İnsani gelişme ve Kapsayıcı kent politikaları bunları somut aksiyon planlarına bağlamayı amaçlıyor.  Sürdürülebilir şehir için  BM’in  sağladığı alt hedefler de aslında  bunları tanımlıyor Yerel yöneticilerin başucunda bulunması gereken alt hedeflerden bazıları şöyle:

Herkesin güvenli ve uygun fiyatlı konutlara ve temel hizmetlere erişiminin sağlanması;gecekondu mahallelerinin iyileştirilmesi

Kırılgan durumdaki insanların kadınların,çocukların, engelilerin ve yaşlıların ihtiyaçlarına özel önem verilmesi, yol güvenliklerinin geliştirilmesi

Herkesin güvenli ,uygun fiyatlı, erişilebilir ve sürdürülebilir ulaşım sistemlerine erişiminin sağlanması

Hava kalitesine,belediye atık yönetimine ve diğer atık yönetimlerine özel önem verilerek kişi başına düşen olumsuz çevresel etkilerin azaltılması

Özellikle kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engellilerin güvenli, kapsayıcı ve erişilebilir yeşil alanlara ve kamu alanlarına erişimlerinin güvence altına alınması.

Yoksulların ve kırılgan durumdaki insanların korunması temel alınarak afetler nedeniyle ölümlerin ve etkilenen insanların önemli ölçüde azaltılması

Önümüzdeki yerel seçimlerin insani gelişme için kapsayıcı kent politikalarının güçleneceği bir aşama olmasını diliyoruz.