Roma Ruhu Ataköy’de Hayat Buldu
Bazı mekânlar vardır; sadece yemek sunmaz, insanlara kendilerini iyi hissettiren bir atmosfer de yaratır. İstanbul’un gözde semtlerinden Ataköy’de konumlanan Romu Ristorante, tam da bu anlayışla doğmuş bir yaşam alanı. Kurucusu Damla Dadgar’ın hayalinden gerçeğe dönüşen Romu, İtalyan mutfağını Akdeniz ruhu ve Türk misafirperverliğiyle buluştururken; kadın girişimciliğini, sosyal sorumluluğu ve toplumsal dayanışmayı da merkeze alıyor. Damla Dadgar ile Romu’nun kuruluş hikâyesini, mutfak felsefesini ve başarı yolculuğunu konuştuk.
Röportaj: Burak Eroğlu

Romu Ristorante’nin hikâyesini sizden dinleyelim. Roma’dan Ataköy’e uzanan bu yol nasıl başladı?
Romu, benim en büyük hayalimdi. İsmini Roma’nın kuruluş efsanesindeki Romulus’tan alıyor. Ataköy 5. Kısım’da, İstanbul’un ortasında, limon ağaçlarıyla çevrili ve nefes alan bir İtalyan bahçesi yaratmak istedim. Sadece bir restoran değil, insanların anı biriktirdiği, kendilerini ait hissettikleri bir yaşam alanı olsun istedim.
Romu denince akla ne gelmeli? Mutfağınızı nasıl tanımlıyorsunuz?
Gerçek, taze ve mevsiminde hazırlanan İtalyan mutfağı. Ancak bunu Akdeniz ruhu ve Anadolu misafirperverliğiyle harmanlıyoruz. Bizde her ürün özenle seçilir. Şeflerimizle birlikte menümüzü her mevsim yeniden yorumluyor ve güncelliyoruz.

İmza lezzetleriniz neler? Misafirleriniz en çok hangi tatları seviyor?
Pancar Tartar bizim yıldız lezzetimiz. Balıkesir’den özel olarak temin edilen keçi peyniriyle, ağır ateşte fırınlanmış pancarın buluşmasından oluşuyor. Ağır Ateşte Pişmiş Dana Yanağı ve taş fırından çıkan pizzalarımız da misafirlerimizin vazgeçilmezleri arasında. Taze makarnalarımızı ise her gün kendi mutfağımızda hazırlıyoruz. Misafirlerimiz en çok lezzetlerimizin arkasındaki samimiyeti seviyor.
Ambiyansınız çok konuşuluyor. Bu ferah İtalyan bahçesi fikri nasıl doğdu?
Misafirlerimizin şehrin stresinden uzaklaşmasını istedim. Endemik bitkiler, limon ağaçları ve modern yorumlarla şekillendirilen İtalyan mimarisiyle farklı bir atmosfer oluşturmaya çalıştık. Sabah kahvesinden öğle yemeğine, akşam kokteylinden özel davetlere kadar günün her saatine uygun bir deneyim sunuyoruz. Yaz-kış yaşayan, 250 kişilik bir bahçemiz var. Burada herkesin kendisini özel hissetmesini amaçlıyoruz.

İş hayatında bir kadın girişimci olarak yeme-içme sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Oldukça zor ama bir o kadar da tutku gerektiren bir sektör. Yeme-içme dünyası 7 gün 24 saat yaşayan bir organizma gibi. Detaylara hâkim olmayı, disiplinli çalışmayı ve işinizi gerçekten sevmenizi gerektiriyor. Kadın olarak bu sektörde var olmak ise her gün yeniden en iyisini ortaya koymak demek. Ben zorluklardan besleniyorum. Zarafet ve disiplini bir arada yürütmeye çalışıyorum.
Romu, sadece bir restoran değil; önemli sosyal sorumluluk çalışmalarına da ev sahipliği yapıyor.
Evet, bugüne kadar siyaset, sivil toplum, sanat ve iş dünyasından pek çok ismi aynı masada buluşturan etkinliklere ev sahipliği yaptık. Romu’nun kapıları dayanışmaya ve toplumsal fayda yaratacak projelere her zaman açık.

Kadın dayanışması sizin için neden bu kadar önemli?
Çünkü ben de bir kadın girişimci olarak destekle büyüdüm ve güçlendim. Birbirimize alan açtığımızda, birbirimizi desteklediğimizde hep birlikte daha güçlü oluyoruz. Bu nedenle Romu’da kadın istihdamına ve kadınların kariyer yolculuklarına katkı sunmaya özellikle önem veriyorum.
Ataköy’de bu kadar sevilen bir marka olmanın sırrı ne?
Samimiyet ve tutarlılık. Ataköy’ün misafir profili oldukça seçici ve bilinçli. İnsanlar artık sadece yemek yemek istemiyor; bir deneyim yaşamak istiyor. Biz de misafirlerimize koşulsuz memnuniyet ve sürdürülebilir kalite sunma sözü verdik. En önemlisi de bu sözü her gün yerine getirmeye çalışıyoruz.

İş hayatınızda sizi en çok ne motive ediyor?
Bir masada doğum günü kutlayan bir aileyi, diğer masada önemli bir anlaşmaya imza atan iş insanlarını ya da yıllar sonra bir araya gelen dostları görmek… İnsanların hayatlarındaki en güzel anlara tanıklık etmek ve ev sahipliği yapmak benim en büyük motivasyonum.
Son olarak okuyucularımıza Romu’dan ne söylemek istersiniz?
Eğer taş fırından yeni çıkmış bir pizzanın kokusunu, limon ağaçlarının altında yudumlanan bir kadeh şarapla buluşturmak istiyorsanız sizi Romu’ya bekliyorum. Burası sizin de eviniz. Gelin, hikâyemize siz de kendi anınızı ekleyin.

#RomuRistorante #DamlaDadgar #Ataköy #İtalyanMutfağı #İstanbulRestoranları #Gastronomi #FineDining #İstanbulLezzetDurakları #KadınGirişimci #WomenInBusiness #AkdenizMutfağı #TaşFırınPizza #TazeMakarna #RestoranKültürü #Yemeİçme #Gurme #MekanÖnerisi #PauseDergi #Röportaj #Lifestyle
+90 544 455 22 63