Yazılar

Ramazan ayında sağlıklı beslenme önerileri

Ramazan ayında beslenme düzeni, sağlıklı kalmak ve oruç tutarken enerjik hissetmek için oldukça önemlidir. Doğru beslenme; gün boyunca açlık, susuzluk, halsizlik gibi sorunları azaltmaya yardımcı olur ve sindirim sistemi rahatsızlıklarının önüne geçer. Memorial Ataşehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Büşra Şen, sahur ve iftar vakitlerinde sağlıklı beslenme için dikkat edilmesi gerekenleri sıraladı.

Uz. Dyt. Büşra Şen

Uz. Dyt. Büşra Şen

Siyez unu ve karabuğdaylı yiyecekler tok tutuyor

Sahur, gün boyunca tok kalmayı sağlamak ve kan şekerini dengede tutmak için çok önemlidir.  Sahurda tüketilecek bazı gıdalar günü çok acıkmadan ve enerjik geçirmenize yardımcı olur.

  • Siyez unlu ekmek, karabuğday unlu makarna gibi uzun süre tok tutan kompleks karbonhidratlar tüketin.
  • 1 yumurta ve 1 dilim az tuzlu peynir ile protein ihtiyacınızı karşılayın.
  • Ceviz, badem, avokado gibi sağlıklı yağlar ile gün içerisindeki tokluk sürenizi uzatın.
  • Susuzluğu en aza indirmek için 2 bardak su içmeyi ve tuzlu besinlerden kaçınmayı ihmal etmeyin.

İftarda tabağınızın yarısı sebze ve salata olsun

İftarda birden mideye yüklenmek yerine dengeli ve yavaş yemek önemlidir. Bu şekilde sindirim sorunlarının ve kilo alımının önüne geçmek mümkün olabilir.

  • İftarınızı 2 hurma ya da 1 kepçe sebze çorba ile açın ve 15 dakika bekleyin.
  • Yeterli lif alımını sağlayabilmek için tabağınızın yarısını mutlaka sebze ya da salatadan oluşturmaya özen gösterin.
  • Fırında sulu köfte ya da mantarlı hindi sote gibi protein kaynaklarına öğününüzde yer vermeyi ihmal etmeyin.
  • Hızlı yemek mideyi zorlar, porsiyonları küçük tutarak yavaş yiyin. Masada 20 dakika oturmaya özen gösterin.
  • Kilo alımına neden olabilecek kızartmalar ve şerbetli tatlılardan kaçının. İftardan sonra ara öğün olarak nar, yaban mersini ya da kivi gibi antioksidan meyveler ile kombine edilmiş çiğ badem ya da elma konsantresi ile tatlandırılmış şeker ilavesiz meyveli sütlü tatlı tercih edilebilir.
  • Hazımsızlığı önlemek için yemeklerinize kimyon ekleyebilir ve yemeklerden sonra 1 fincan sıcak suda kimyon tohumu ile 15 dakika demlenmiş rezene çayı tüketebilirsiniz.
  • Ayrıca iftardan 1 saat sonrasında yapılacak hafif tempolu yürüyüşler hem kan şekerinizi dengeleyecek hem de hazımsızlığı önlemeye yardımcı olacaktır.

Ramazan ayında tatlılar da büyük öneme sahiptir. Bu dönemde tatlı yeme isteği sağlıklı ürünlerle hazırlanan lezzetlerle giderilebilir. Ramazan ayının geleneksel tadı güllacı bu şekilde deneyebilirsiniz.

Şeker ilavesiz güllaç tarifi

Malzemeler:

  • 1 paket güllaç
  • 4 su bardağı laktozsuz süt ya da Hindistan cevizi sütü
  • 1 kahve fincanı elma suyu konsantresi
  • 2 yemek kaşığı toz Antep fıstığı
  • 2 yemek kaşığı toz Hindistan cevizi
  • 1 su bardağı nar

Yapılışı:

Sütü ısıtın. Elma suyu konsantresi ve Hindistan cevizi ekleyip ılımasını bekleyin. Güllaç yapraklarının yarısını sütlü karışımla ıslatıp cam bir kaba dizin. Nar serpip üzerine kalan yaprakları sütle ıslatarak dizin. Güllaçlar sütü iyice çektiğinde Antep fıstığı ve nar ile süsleyin.

Sağlıklı bir tiroit Fonksiyonu için nasıl beslenmeli?

Sağlıklı bir tiroit Fonksiyonu için nasıl beslenmeli?

“Metabolik süreçlerin sürdürülebilmesi, ideal vücut ağırlığının korunması, kronik hastalıkların önlenmesi için temel şart; yeterli ve dengeli beslenmektir. Besin gruplarını dengeli tüketerek, tiroit hormonu üretimi ve salınımı için gerekli olan iyot, selenyum gibi minerallerin yeterli düzeyde alınması sağlanmalıdır.” diyen Liv Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Özgenaz Kazan, sağlıklı bir tiroit fonksiyonu için nasıl beslenilmesi gerektiğini anlattı.

Tiroit bezi veya tiroit hormonu işlevindeki sorunlar, birçok hastalığın gelişmesine yol açabilmektedir. Hipertiroidizm (tiroid hormonu üretiminde artış) ve hipotiroidizm (yetersiz tiroit hormonu üretimi) yaygın görülen sorunlar olup, tiroit bezinin çeşitli sebeplerden dolayı büyümesi sonucu ortaya çıkan guatr, tiroit kanseri, tiroit nodülleri ve tiroiditis (tiroit bezinin inflamasyonu) de görülebilmektedir. Haşhimato hastalığı ise bireyin bağışıklık sisteminin tiroit bezine karşı antikor üretmesi sonucu ortaya çıkabilen otoimmun bir hastalıktır.  Genetik etmenler, iyot yetersizliği veya lahana gibi guatrojen adı verilen ve iyotu bağlayarak vücutta kullanımına engel olan sebzelerin çok sık tüketilmesi tiroit hastalıklarına yol açabilmektedir. Örneğin Doğu Karadeniz Bölgesi’nde guatr görülme sıklığının yüksek olmasının, karalahana tüketimi ile ilişkili olduğu bildirilmiştir.

Diyetle iyot alımı, tiroit bezi işlevlerini doğrudan etkileyebilmektedir. Başta guatr olmak üzere ülkemizdeki iyot yetersizliğine bağlı tiroit sorunlarının önlenebilmesi için; 1998 yılından günümüze sofra tuzuna 25-40mg/kg oranında potasyum iyodat eklenerek, tuz iyot bakımından zorunlu olarak zenginleştirilmektedir. Bu doğrultuda günde 5 gram iyotlu tuz tüketimi ve haftada 2 kez balık tüketimi ile yeterli miktarda iyot alınabilmektedir. İyotlu tuz, pişirme yani ısıl işleme maruz kaldığında iyot kayıpları oluşabilmektedir, bu nedenle iyotlu tuzun yemeklere piştikten sonra eklenmesi önerilmektedir.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Özgenaz Kazan

Beslenme ve Diyet Uzmanı Özgenaz

SAĞLIKLI BİR TİROİT METABOLİZMASI İÇİN

Yeterli ve Dengeli Beslenin
Metabolik süreçlerin sürdürülebilmesi, ideal vücut ağırlığının korunması, kronik hastalıkların önlenmesi için temel şart; yeterli ve dengeli beslenmektir. Besin gruplarını dengeli tüketerek, tiroit hormonu üretimi ve salınımı için gerekli olan iyot, selenyum gibi minerallerin yeterli düzeyde alınması sağlanmalıdır. Yeterli ve dengeli beslenmenin yanında günde en az 2 litre su tüketimi sindirim ve dolaşım işlevlerini düzenleyerek tiroit bezinin işlevini desteklemektedir.

Balık Tüketimini İhmal Etmeyin
Balık, deniz ürünleri, keten tohumu ve ceviz gibi besinler omega-3 yağ asitlerinin kaynaklarıdır. Balık ve deniz ürünleri tiroit hormonunun yapısına katılan, iyot ve selenyumun bir arada bulunduğu en kaliteli kaynaktır. Omega-3 yağ asitleri aynı zamanda tiroit işlev bozukluğu olan bireylerde ortaya çıkabilen kalp damar ve şeker hastalığından korunmada etkili olabilmektedir. Haftada en az 2 kez tercihen yağlı balık tüketimi, hem iyot hem selenyum hem de omega-3 yağ asitlerinin alımına katkı sağlar.

Yeterli Düzeyde Posa Alın
Besinlerin ince barsaklarda sindirilemeyen bölümü diyet posası olarak adlandırılır. Yeterli ve dengeli beslenme ile günde 25-30g posa alımı hedeflenmektedir. Meyve, sebze, kurubaklagil ve tam tahıllar yüksek posa içeren besinlerdir ve beslenmede yer verildiğinde günlük posa ihtiyacı karşılanmasını sağlar. Yeterli posa alımı, tiroit işlevlerinin sürdürülmesi veya tiroit sorunlarına eşlik edebilen kalp damar veya şeker hastalıklarından korunmada oldukça önemlidir.

 

Karbonhidrat kısıtlamasında bu hatalara düşmeyin!

Karbonhidrat kısıtlamasında bu hatalara düşmeyin!

Kış aylarında havaların soğuması ile birlikte gerek fiziksel aktivitelerde azalma gerekse bol kalorili yiyecekler tüketilmesi derken kilo artışı kaçınılmaz oluyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, sağlıklı ve sürdürülebilir bir diyet uygulanmadığında, alınan kiloların zamanla bazı ciddi kronik hastalıklara yol açabildiğini belirterek, yaşam kalitesinin de her anlamda olumsuz etkileneceğini söylüyor. Kış aylarında diyeti zorlaştıran, kilo vermeyi engelleyebilen ya da yavaşlatabilen mevsime özgü bazı handikaplar olduğunu belirten Ozman, bu hatalardan kaçınılarak ideal kiloya ulaşılabileceğini vurguluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, kış diyetinde kaçınılması gereken 8 hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

  • Su tüketimini azaltmak

Kış aylarında havaların soğumasıyla birlikte terleme ile kaybedilen su miktarı azalmakta bu da susama hissini önleyebilmektedir. Ancak hiçbir zaman su içmek için susamanın beklenmemesi gerektiği unutulmamalıdır. Su tüketimi azaldığında kilo vermek zorlaşır. Yine susuzluk sinyalleri zaman zaman açlık hissiyle karışabildiğinden kişileri atıştırmaya yöneltebilir ve bu da kilo verme sürecini güçleştirebilir.

  • Taze meyve-sebze tüketimini azaltmak

Kış aylarında taze sebze-meyve tüketimi yaz aylarına göre daha düşük olabilmektedir. Oysa öğünlerde salata ve sebze tüketmek tokluk süresini uzatır ve iştah kontrolünü sağlar. Bu sayede kilo verme sürecinde kalorili atıştırmalıklara yönelmeyi engeller ve öğünlerde porsiyon kontrolüne yardımcı olur. Yine ara öğünlerde 1-2 porsiyon meyve tüketmek şekerli yiyeceklere ve kalorili atıştırmalıklara yönelmeyi engelleyebilir. 1 porsiyon meyve yaklaşık 1 yumruk büyüklüğünde meyveye eş değerdir.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

  • Hareketi azaltmak

Havaların soğuması ile birlikte açık hava aktiviteleri azalabilmekte ve kişiler kapalı ortamlarda hareketsiz kalabilmektedir. Hareketin azalması nedeni ile kilo vermede zorluk ya da kiloda artış görülebilmektedir. Kış aylarında da rahatlıkla kilo verebilmek için egzersizlere ara vermemek mümkün olduğunca hareketli olmak gerekmektedir.

  • Geç saatlerde yemek yemek, atıştırma yapmak

Kış mevsiminde evde hareketsiz geçen zaman artabilmektedir. Bu da kişileri keyifli, oyalayıcı ve yüksek kalorili atıştırmalıklara yönlendirebilmektedir. Özellikle akşam saatlerinde alınan yüksek kaloriler kilo verme sürecini olumsuz etkileyebilmektedir. Bu nedenle akşam geç olmayan saatlerde doyurucu ve dengeli bir akşam yemeği yedikten sonra geç saatlerde meyve ve kuruyemiş gibi keyifli atıştırmalıklardan uzak durmak, bu atıştırmalıkları gün içindeki saatlerde tüketmek önemlidir.

  • Meyve suyu tüketmek

Kış aylarında hastalıklardan korunmak için taze sıkılmış meyve suyu tüketimi sıklaşabilmektedir. Ancak taze sıkılmış dahi olsa meyve suları yoğun kalori içermektedir ve tok tutma süresi kısadır. Meyve suyu yerine meyvenin kendisini tüketmek lifli yapısı sayesinde tok tutar, bağırsakları çalıştırır ve meyve suyuna göre daha az kalorilidir.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

  • Sıklıkla dışarıda yemek yemek

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Kış aylarında havaların soğuması ile birlikte sosyal aktiviteler kısıtlanabilmekte, dışarıda yemek yemek bir sosyal aktivite halini alabilmektedir. Ancak şu unutulmamalıdır; dışarıda yenen yemekler çoğunlukla yüksek kalorili olabilmektedir. Dışarıda yemek yeme sıklığı arttıkça alınan yoğun kaloriler nedeni ile kilo verme süreci yavaş ilerleyebilmektedir” diyor.

  • Şok diyetlere başvurmak

Kış aylarında kilo vermenin zorlaşması ile birlikte kişiler zaman zaman şok diyetlere başvurabilmektedir. Kısa sürede hızlı kilo vermeyi vaad eden bu diyetler uzun vadede metabolizma hızını yavaşlatarak kilo verme sürecini zorlaştırabilmektedir. Bunun yerine kişinin yaşam tarzına uygun ve uzun vadede sürdürebileceği bir diyet modelini benimsemesi önemlidir.

  • Karbonhidratı tümden terk etmek

Nur Ecem Baydı Ozman kilo vermek istediğimizde beslenmemizden ilk çıkardığımız besin grubunun karbonhidratlar olduğunu belirtirken şu uyarıda bulunuyor: “Oysa karbonhidratlar primer enerji kaynağımız yani vücudumuz bu besin grubunu hızlı bir şekilde harcayarak enerjiye dönüştürebiliyor. Bu nedenle beslenmemizde mutlaka tahıllı ekmek, bulgur, bakliyat gibi kompleks karbonhidratlara yer vermemiz gerekmekte. Beslenmemizde karbonhidratı kısıtladığımızda diğer karbonhidratlara özellikle şekerli yiyeceklere eğilimimiz artabilmekte ve bu da kilo verme sürecimizi zorlaştırabilmektedir.”

Polonez’den sağlıklı ve fit lezzetler

Polonez’den sağlıklı ve fit lezzetler

Polonez’in, yüksek protein, düşük yağ ve yüzde 25 daha az sodyum içeren Fit Yaşam ürünleri, formda kalmak isteyenlere ve hayvansal yağ tüketimine dikkat edenlere yönelik, lezzetli alternatifler sunuyor.

Fit Yaşam serisi, içeriğindeki en fazla yüzde 2 yağ oranlarıyla hayvansal yağ tüketimine dikkat edenlerin vazgeçilmezi oluyor. Sandviçlerden salatalara, kahvaltı sofralarından atıştırmalık tabağına kadar her yemeğe lezzet katarken, düşük kalorisi sayesinde kilo alma endişesi yaratmadan rahatlıkla tüketiliyor. “Glutensiz” etiketli Fit Yaşam ürünleri, formunu koruyanların yanı sıra hem çölyak hastalarının hem de gluten tüketimine dikkat edenlerin sofralarında yerini alıyor.

Mayi, %100 sağlıklı tuz

%100  sağlıklı tuz

Dünyada nadir bulunan bir tuz olan doğal kaynak tuzu, Türkiye’de doğallığından hiçbir şey kaybettirmeden paketleyip tüketiciye ulaştıran Mayi Tuz, sofrada öğütme tuzu (yaprak tuz), değirmen sofrada öğütme tuzu, iyotlu öğütülmüş sofra tuzu ve salamura tuzları marketlerde. Sofralara lezzet ile birlikte sağlık getiren el yapımı, %100 doğal, katkısız tuzlar www.mayituz.com web sitesinde satışa sunuluyor