Yazılar

TÜRSAB Turizm Yüzyılı Batman ve Şırnak’ta Başlıyor

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB), turizmi ülke geneline ve yılın 12 ayına yaymak amacıyla başlattığı Turizm Yüzyılı projesinin ikinci etabını Gaziantep Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle hayata geçiriyor. 3-8 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek program kapsamında Batman ve Şırnak’ın turizm değerleri öne çıkarılacak.

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, projenin Güneydoğu için büyük bir fırsat olduğunu vurgulayarak, “Kültür turizminde ve inanç destinasyonlarında muhteşem bir potansiyel var. Doğa, kültür ve gastronomiyi birleştirdiğimizde bölge turizmde yeni bir cazibe merkezi haline gelecek” dedi.

TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya ise turizm hareketlerinin yalnızca birkaç şehirde yoğunlaşmasının sürdürülebilir olmadığını belirterek, “Batman ve Şırnak gibi şehirlerimizin turizm değerlerini öne çıkarmak, ülke turizmini dengeli bir şekilde geliştirmek için kritik” ifadelerini kullandı.

Program kapsamında seyahat acentalarıyla düzenlenecek konferanslar, basın lansmanları ve gezilerle Batman ve Şırnak’ın kültürel, doğal ve tarihi zenginlikleri tanıtılacak. Özellikle Hasankeyf, yeni düzenlemelerle ziyaretçilere modern bir arkeopark deneyimi sunarak bölgenin en önemli turizm destinasyonlarından biri olacak.

 

#TÜRSAB #TurizmYüzyılı #BatmanTurizm #ŞırnakTurizm #GaziantepModeli #Hasankeyf #KültürTurizmi #DoğaTurizmi #GastronomiTurizmi #TurizmHaberleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Firuz Bağlıkaya: Son 4-5 yılda kırılmış tek rekor, sayın bakanın bakanlık süresidir

EMITT Fuarında düzenlenen ‘Başkanlar Oturumu’na katılan TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, “Verilerimizle ilgili çok ciddi sıkıntı var. Nereden nereye gittiğimizi anlamak için doğru verilere ihtiyaç var. Bu veriler iki kez revize edildi. Türkiye’ye gelen turist sayısında revizyon yapılmadı ama turizm gelirinde revizyon yapıldı ve yüzde 25 oranında artış yapıldı. Dolayısıyla şu anda konuşulan veriler bizim doğru bulduğumuz veriler değil” dedi.

Firuz Bağlıkaya: Son 4-5 yılda kırılmış tek rekor, Sayın Bakanın bakanlık süresidir

TGA kurulurken, 18 tane yönetim kurulu üyelerinden sadece bir tanesini seyahat acentelerine verildiğine dikkat çeken Bağlıkaya, “Kendi otellerini seyahata acentelerini seyahat acentelerine pazarlatan oteller, neredeyse 15 kişi olarak orada. Ama biz bir kişi ile oradayız. Bizim seyahat acenteleri olarak hem verilerle hem de seyahat acentelerini konumladırılması ile ilgili sorunlarımız var.

TÜİK’e gider müdahale ediliyor

TÜİK’e gider müdahale edersiniz ve kalkıp bu verileri rakiplerimizle mukayese ederseniz olmaz. Çünkü onlarla aynı hesaplama yöntemini kullanmadan mukayeseyi onlarla yapıyorsun. Buna rağmen şok gerideyiz. TÜRSAB 5-6 senedir yok sayıldığı için bizim feryadımız biraz fazla.

Bu işi yaparken TGA’nın nasıl bir bütçe kullandığını bilen var mı? 272 Milyon Euro kullanmış 2023 yılında. Fransa 28 Milyon Euro, İtalya 32 Milyon Euro kullanmış. Yani rakiplerimizin 10 misli, 8 misli para kullanmışız ama büyüme oranımız rakiplerimizin altında” diye konuştu.

Firuz Bağlıkaya, şöyle devam etti:

“Kırılan tek rekor Sayın Bakanın görev süresi”

“Bunu aşmak için turizmin ülke sathına yayılması, pazar çeşitlemesi ve üst gelir grubunun alınamsı gerekiyor. TÜİK’in gelir düzeyi turiste ilişkin verilerini 2022’sen itibaren kapattılar. Çünkü tersine gidiyordu. Gelir düzeyi düşük turist sayısı artıyor. Pazarlama açısından geriye gittik çünkü biz doğal artışları bile yakalayamadık. Diğerleri her rakibinizde yaşanan doğal artışlardır

Sayın bakanın tek gerçek rekoru, görev süresi rekorudur. Gelen turist ve turizm gelirindeki rakamlar, devasa TGA bütçesine rağmen yapılabileceğin hem çok altındadır hem de rakiplerin artış oranlarının çok altındadır. TGA kurulurken ki haksız duruma, bu olurken de konaklama sektörü temsilcileri hiç itiraz etmediler. ‘Yahu biz kendi otellerimizi acentalara pazarlatıyoruz. Türkiye’yi nasıl tanıtıp pazarlayacağız? Bu bizim işimiz değil’ demediler.

Uçuyoruz, rekor kırıyoruz dediğiniz için geçenlerde cumhurbaşkanı çok para kazanıyorsunuz biraz yatırım yapın dedi. Hangi bankaya gitsek siz parayı koyacak yer bulamıyorsunuz diyor. Son 4-5 yıl kayıp yıllardır. Son 4-5 yılda kırılmış tek rekor var, o da sayın bakanın bakanlık süresidir.

“Acentelere tesisleri denetleyin diyeceğiz”

Yurt dışından tur operatörleri gelip Türkiye’deki otelleri denetler ve otellerden çeşitli güvenlik düzenlemeleri ister. Türkiye’de turizm şirketleri tarafından uygulanan bir şey değil bu. Tesisler yönetmeliği 13 farklı zamanda 58 kere değiştirilmiş ve bunların hiçbirinde yangın yok. Bu olayda hepimizin kendi çapımızda sorumlulularımız var.

Bundan sonra acentelere, ‘çalıştığınız otellerde bunlara dikkat edin’ diye kitapçıklar vereceğiz. Bunu İngiliz Seyahat Acentaları Birliğinin (ABTA) kitabından uyarladık. Bu kitapta sadece yangın kısmı 40 sayfa.”

TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya; “Turizmde hak ettiği değeri bulamamış destinasyonları öne çıkarmayı hedefliyoruz”

Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği’nin mevcut durumu hakkında bilgi verebilir misiniz?

1972 yılında 1618 sayılı yasayla kurulmuş olan Türkiye Seyahat Acentaları Birliği, bugün 15 bini aşkın üyesi, 34 Bölge Temsil Kurulu ve 15 İhtisas Başkanlığı ile dünyanın en büyük turizm meslek kuruluşu konumunda bulunuyor. Yarım asrı aşkın birikim ve deneyimimizle ülke turizmini ileri seviyelere taşımak ve üyemiz seyahat acentalarını çağın gereksinimlerine hazırlamak için durmaksızın çalışıyoruz.

Son dönemde yaşanan çoklu global krizler, ülkemizdeki ekonomik dalgalanmaların seyahat sektörüne etkileri nelerdir? Bu durumla başa çıkmak için ne tür stratejiler geliştiriyorsunuz?

Turizmin küresel ve yerel düzeyde yaşanan ekonomik kriz ve olaylardan etkilenme potansiyeli çok yüksek olmasına karşın sektörümüzün özellikle de ülkemizdeki sektör temsilcilerimizin kriz yönetimi konusundaki tecrübeleri bu zorlu süreçleri en hızlı şekilde atlatmamıza olanak sağlıyor. Bununla birlikte sektörümüzün uzun yıllara yayılan sorunları da bulunuyor. Ülkemiz açısından değerlendirildiğinde bu noktada en büyük sorunumuzu turizmin mevsimsellik ve sıkışmışlık etkisinden kurtulamaması oluşturuyor.

Bu bakımdan turizmin yıl ve ülke geneline yayılması stratejisi çok daha büyük bir anlam ve önem kazanmış durumda. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanımızın Türkiye Yüzyılı vizyonundan hareketle hayata geçirdiğimiz “Turizm Yüzyılı” projemizin odak noktasını da bu strateji teşkil ediyor. Bu çerçevede önemli turizm potansiyeli barındıran ancak turizmde hak ettiği değeri bulamamış destinasyonları öne çıkarmayı hedefliyoruz. Projemizi, bu tanıma fazlasıyla uyan Burdur’dan başlattık, yeni destinasyonlarla çalışmalarımıza devam edeceğiz.

Sizce bu sektördeki en büyük zorluklar neler ve bu zorlukları aşmak için hangi yenilikçi adımları atmayı planlıyorsunuz? Gelecekteki seyahat trendlerini nasıl şekillendireceksiniz?

Seyahat ve tatil dünya genelinde yaygınlaştıkça küresel turizm hareketlerindeki yükseliş de devam ediyor. Bu da keskin bir rekabeti beraberinde getiriyor. Dünya turizmi pandemi öncesi dönemin ötesine geçen bir rekabet ortamına sahne oluyor. Fransa, İspanya, İtalya, Yunanistan ve Mısır gibi Akdeniz’e kıyısı olan birçok ülke dünya turizminden daha çok pay almak için mücadele ediyor.

Birleşik Arap Emirlikleri Mısır’ın Akdeniz kıyısında, Suudi Arabistan da Kızıldeniz kıyısında hayata geçirdikleri dev projelerle deniz-kum-güneş turizmi açısından yeni bir rekabet alanı açıyorlar. Deniz, kum, güneş turizmine dinlenceyi, eğlenceyi ve aktiviteyi katarak inanılmaz bir ürün zenginliğine doğru gidiliyor. Yani git gide bizim işimiz zorlaşıyor. Bizim ülke olarak etrafımıza bakıp biraz daha vizyoner yaklaşmamız, proaktif olmamız gerekiyor. Kültürel varlıklarımızı da işin işine katarak ürün zenginliğimizi rekabette üstün olduğumuz alanlarda geliştirmemiz lazım.

Yunan adalarının kapıda vize uygulaması Türk turizmini nasıl etkiledi? TÜİK araştırmalarına göre yurtdışına giden Türk sayısı ilk defa on milyonu aşmış. Bunu nasıl yorumluyorsunuz? 

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan verilere göre; vatandaşlarımızın gerçekleştirdikleri yurt dışı seyahat sayısı 2023 yılında 11 milyona ulaştı. Yunanistan’ın kapıda vize uygulaması ise bu yıl devreye girdi. Dolayısıyla kapıda vize uygulaması üzerinden yurt dışı çıkış verilerini değerlendirmek doğru olmaz. Ancak elbette kapıda vize uygulamasının turizmi hareketlendiren yönünü de göz ardı edemeyiz.

Biz turizmin sadece incoming odaklı bir faaliyet alanı olarak görmüyor, turizm ekonomisinin bütüncül bir yaklaşımla çok daha geniş bir perspektiften ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Bu bakımdan incoming ve outgoing turizm hareketlerinin birbirini tamamlayan, destekleyen iki alan olduğunu düşünüyoruz.

Vatandaşlarımızın yurt içinde seyahat etmesi kadar yurt dışına seyahatler gerçekleştirmesi de topyekûn turizm hareketleri bakımından önem taşımaktadır. Yurt dışı turların gelişmesi, bu alanda faaliyet gösteren “outgoing acentaları” dediğimiz seyahat acentalarımızın iş hacimlerinin genişlemesini de beraberinde getirdiğinden turizm ekonomisine katkı sunan bir gelişme olarak değerlendirebiliriz.

Sağlık turizmi, Türkiye’nin uluslararası arenada öne çıkmasını sağlayan bir alan. Seyahat acenteleri olarak bu potansiyeli nasıl daha iyi değerlendirebilir? Bu alanda ne tür projeler geliştirmeyi düşünüyorsunuz?

Sağlık turizmi dünyada en hızlı gelişim gösteren turizm segmentlerinden biri konumunda bulunuyor. Türkiye de sağlık turizmi alanında son yıllarda önemli adımlar atmış durumda. Modern hastanelerimiz, nitelikli sağlık personelimiz ve seyahat acentalarımızın nitelikli hizmet sunumuyla birlikte dünyada sağlık turizminde öne çıkan ülkeler arasında yer alıyoruz. Geldiğimiz noktada 3 milyar doları aşkın sağlık turizmi gelirine ulaşmış durumdayız. TÜRSAB olarak, Sağlık Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve ilgili tüm kuruluşlarla birlikte ülkemizde sağlık turizminin gelişimi konusunda çok yoğun bir şekilde çalışıyor, sağlık turizminden elde edilen geliri en yüksek seviyesine çıkartmaya gayret ediyoruz.

Dünyanın dört bir yanından turistleri ülkemize getiren seyahat acentalarımız, sağlık kuruluşları ile uluslararası hastalar arasında adeta bir köprü görevi görüyor. Şu anda yaklaşık 1200 seyahat acentamız doğrudan sağlık turizmi alanında faaliyet gösteriyor. Seyahat acentalarımız tarafından sunulan ve misafir memnuniyetini önceleyen hizmetler Türkiye’nin sağlık turizminde başarısını artırıyor. TÜRSAB olarak biz de düzenlediğimiz çalıştay ve etkinliklerle sağlık turizminin gelişimi için üyelerimizi sürekli destekliyoruz. Sağlık turizmindeki gelişimi hızlandırabilmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Gastronomi ve sağlık turizmleri, turizmin kaçta kaçını kapsıyor? Neredeyse tüm şehirlerin gastronomi festivalleri var. Tüm şehirlerimiz gastronomide ünlü mü? Dış turizme etkisi var mı? Sadece iç turizme mi etkisi oluyor?

Gerek gastronomi gerekse sağlık turizmi harcama potansiyeli yüksek turistlerin oranının yüksek olduğu segmentler. Seyahat acentaları ise bu kategorideki turistleri ülkemize çekmek için kilit rol oynuyor. Özellikle gastronomi açısından Türkiye’deki mutfak çeşitliliği ve zenginliği de düşünüldüğünde dünyadaki rakip ülkelerle henüz tam anlamıyla yarışabiliyor değiliz. Gaziantep, Afyonkarahisar, Hatay’ın gastronomi alanında yaratıcı şehirler ağına girmesi sevindirici. Olmakla birlikte bu şehirlerimizin sayısını artırmalıyız.

Sağlık turizminde ise kişi başı gelir 2.000 dolardan başlıyor. Yetişmiş insan gücümüz ve gelişmiş sağlık altyapımızla daha fazlasını yapabilecek kapasiteye sahibiz. Bu noktaya gelinmesinde seyahat acentalarının katkısı büyük oldu. Bundan sonra da seyahat acentalarıyla sektör büyümeye devam edecek.

Yerli turizmi teşvik etmek için ne tür kampanyalar veya projeler üzerinde çalışıyorsunuz?

Yurt içi turizm, turizmin gelişmesi bakımından son derece önem arz ediyor. Turizmde bir ülkenin gelişmişliğinin değerlendirilmesinde iç pazar önemli bir parametre olarak kabul ediliyor.  Yurtiçi turizm, en zor dönemlerinde sektörümüz için can suyu olan, kıymetini bilmemiz gereken bir pazar. TÜRSAB olarak bu perspektiften hareketle yurt içi turizme büyük önem veriyoruz. Yıllar önce başlattığımız erken rezervasyon kampanya süreçleriyle birlikte vatandaşlarımızda tatil rezervasyonu kültürünün oluşmasını sağladık. Pandemi döneminde önce “Vazgeçme Ertele” ve sonra da “Erken değil tam zamanı” mottosuyla hayata geçirdiğimiz kampanyalarla iç turizm hareketlerindeki devamlılığı sağlamak için önemli adımlar attık.

Bununla birlikte TÜRSAB olarak iç pazarda vatandaşların makul fiyatlı ürüne ulaşmasının önündeki en büyük engel olan konaklama hizmetlerinin sunulmasında yaşanan tekelleşme, bir diğer ifadeyle tek yetkililik sorununun çözülmesi için de hukuki süreci başlattık. Yurt içi turizmin gelişimi için çalışmalarımıza bundan sonra da devam edeceğiz.

Gelecek yıllarda seyahat sektöründe öne çıkmasını beklediğiniz trendler nelerdir? Seyahat acenteleri bu trendlere nasıl uyum sağlayabilir?

Turizmde geldiğimiz noktada gerek küresel düzeyde gerekse de ulusal ölçekte sürdürülebilirlik kaçınılmaz bir şekilde öne çıkıyor. Sürdürülebilirlik turizmin gelişiminde önümüzdeki yıllarda da belirleyici trend olmaya devam edecek. Bu çerçevede kültürel mirasımızı ve turistik değerlerimizi geleceğe taşımak ve daha çok insanımızın turizmden gelir elde etmesini sağlamak için planlı bir turizm politikası izlememiz gerekiyor. Bunun için kamu ve özel sektörün birlikte çalışması ve halkta turizm bilinci oluşturulması son derece önemli. Öte yandan, özellikle pandemi dönemi ile ivme kazanan doğa macera turizmi, kamp-karavan turizmi gibi segmentlere yöneliş ve ilgi de sürüyor. Kişiye özel turizm ürünlerine olan ilgi artarak devam ediyor. Yeni teknolojik ve dijital imkanlarla hizmetin sunumunun kişiselleştirilmesi artık gelinen noktada daha çok aranıp talep ediliyor. Önemli gelişim kaydeden sağlık turizmi gibi alanlar başta olmak üzere pek çok segmentte kişiselleştirilmiş ürünler öne çıkıyor. Bu noktada seyahat acentalarının ve organize turların önemi daha da artıyor.

Türkiye 3-4 saatlik uçuş mesafesinde 1,5 milyar insanın ulaşabileceği yakın olarak nitelendirilebilecek destinasyonlar arasında yer alıyor. Bu anlamda Türkiye’nin konum avantajı ön plana çıkarken çevre duyarlılığı yüksek sürdürülebilir turizm türlerine olan ilgi artışına yanıt verebilecek bir stratejiyle hareket etmemiz önem taşıyor. TÜRSAB olarak biz de iklim değişikliğinin neden olacağı olumsuz etkilerin önüne geçilmesini sağlamanın yanı sıra seyahat acentalarımızın sürdürülebilir turizm konusundaki duyarlılığını artırmaya yönelik çalışmalar yapıyoruz.

Dijitalleşmenin, teknolojik yeniliklerin sektördeki rolü hakkında neler düşünüyorsunuz? Seyahat acenteleri olarak dijital dönüşüm sürecinde hangi teknolojik yenilikleri önceliklendiriyorsunuz? Gelecekteki seyahat senaryolarını nasıl hayal ediyorsunuz? Seyahat acenteleri olarak bu değişimlere nasıl hazırlıklı olmalıyız?

Dijitalleşme, çağımızın kaçınılmaz bir gerçeği. Y, Z, kuşakları derken, artık Alfa kuşağı da trendleri belirleyen süreçlere dahil olmaya başladı. Genç kuşakların davranış ve satın alma alışkanlıklarında dijital kanallar hiçbir dönemde olmadığı kadar kullanılır olmaya başladı. Seyahat acentalarının da bu dijital dönüşüme ayak uydurması önemli. Ama bu klasik manadaki seyahat acentalarının önemini de yok etmeyecek. Bunu en net şekilde pandemi döneminde gördük. Seyahat acentaları sahip oldukları organizasyon becerileri, kriz yönetimi konusunda sahip oldukları tecrübeyle misafirlerine en güzel şekilde hizmet vermeye devam ettiler. Pandemi bir kez daha gösterdi ki; turizmin tarihi seyahat acentalarıyla başladı, geleceği de seyahat acentalarıyla şekillenecek.

Bununla birlikte seyahat acentalarının da çağın gereksinimlerine uyum sağlamaları ve dijital imkanları kullanarak potansiyel zorlukları ve değişimleri yönetebilmeleri gerekiyor. Turizm şirketlerinin başarılı olma ve rekabeti sürdürebilme noktasında dijital dönüşümde aktif rol almaları kaçınılmaz görünüyor. Dijitalleşme seyahat etme ve yeni yerleri gezip görme istek ve ihtiyacını ortadan kaldırmayacak. Ancak seyahat planlaması ve rezervasyon süreçleri dijitalleşmenin etkisi ile değişip dönüşürken, bu durum gelecekte daha da ağırlık kazanacak.

TÜRSAB olarak biz de bu gerçekten hareketle sektörümüzü değişen tüketici talep ve beklentileri çerçevesinde geleceğe hazırlamak ve dijitalleşme süreçlerine katkıda bulunmak adına önemli çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Türkiye Bilişim Vakfı ile gerçekleştirdiğimiz ortak çalışma kapsamında uluslararası araştırma şirketi Ernst & Young ile altı ay süren bir çalışma neticesinde “Turizm Sektörü Dijitalleşme Yol Haritası Raporu”nu hazırlayıp sektörümüzün bilgisine sunmamız bu alanda atılan adımlar arasında yer alıyor.

Birliğimizin dijitalleştirilmesi ve üyelerimizin hizmetlerimize online sistemler üzerinden kolaylıkla ulaşabilmesini sağlayacak birçok çalışmaya da imza attık. Bu kapsamda üyelerimizin TÜRSAB KART, plaka sorgulama, plaka durum bildirimi, dijital doğrulama ve QR kod ile doğrulama sistemlerine ulaşabilecekleri TÜRSAB Mobil uygulamamızı hayata geçirdik. Üyelerimizin, TÜRSAB’daki işlemlerini daha hızlı ve kolay yapabilmeleri için özel yazılımlar geliştirdik.

Seyahat acentalarının dijitalleşen dünyada son gelişmelere uyum sağlamaları ve rekabet güçlerini artırmaları amacıyla TÜRSAB Acenta Yazılımı projesini ücretsiz olarak üyelerimizin hizmetine sunduk. Yüksek maliyetlerden dolayı acenta yazılımlarına ulaşamayan üyelerimizin bu alandaki ihtiyaçlarına yanıt verecek program; rezervasyon alma, veri bankası oluşturma, satış raporlaması yapma, internet üzerinden işlerini takip ederek rezervasyon yapabilme olanağı sağlıyor. Programı kullanan üyelerimiz, telefonla bile her yerden müşteri bilgilerine ulaşabilecek. Sürekli geliştireceğimiz programı, gelecekte online rezervasyonların da yapılabileceği bir platform haline getireceğiz.

Uluslararası seyahatlerde yaşanan (vize vd.) kısıtlamalar ve değişen kurallar hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu durum, seyahat acentelerinin iş modellerini nasıl etkiliyor?

Pandemi sonrası başlayan vize sorunu her sene giderek arttı. Vize başvurularında randevu sürelerinin uzaması yığılmalara yol açıyor ve vize başvurularının yanıtlanması çok uzun zaman alıyor. Bununla birlikte vize başvurularındaki kabul oranlarında da büyük düşüşler yaşanıyor. 2014 yılında AB üyesi ülkelerin Türkiye’den gerçekleşen Schengen vize başvurularını reddetme oranı yüzde 4,4 seviyesinde iken 2023 yılı itibariyle bu oran yaklaşık 4 kat artışla yüzde 16,1 seviyesine yükseldi. Yurt dışına tur düzenleyen üye seyahat acentalarımız bu nedenle iş yapamaz hale geldi.

TÜRSAB olarak vize başvurularında yaşanan sıkıntılarla ilgili; birçok Avrupa ülkesinin temsilcisiyle Türkiye’deki diplomatik temsilcileri ile görüşmeler gerçekleştirerek vize konusundaki mağduriyetleri aktardık ve çözüm talebinde bulunduk. Gerek medya açıklamalarımız gerekse sosyal medya üzerinden konu ile ilgili dönem dönem yürüttüğümüz kampanyalar ile konuya dikkat çekip kamuoyu oluşturduk. Vize sorununa çözüm arayışları çerçevesinde vize aracı kuruluşları ile sürekli temas halinde olmaya özen gösteriyoruz. Vize alımında aracı kuruluşlara yaptığımız ziyaretler dışında söz konusu kuruluşların yöneticilerini Birlik merkezimizde ağırlayarak üye acentalarımızla buluşturuyoruz. Vize başvuruları ve randevu süreçlerinde yaşanan sıkıntılar ve sistemsel sorunların aşılması ya da en aza indirgenmesi hususunda bilgi ve deneyim aktarımında bulunulmasına olanak sağlıyoruz.

Sektördeki iş birlikleri ve ortaklıklar hakkında neler düşünüyorsunuz? Bu tür iş birliklerinin önemi nedir?

Günümüz dünyasında turizm tanıtımı ve pazarlamasında iş birlikleri ve ortak projeler her zamankinden daha fazla önem kazanmış durumda. Buradan hareketle TÜRSAB olarak sektör paydaşlarıyla iş birliğine her zaman önem veriyoruz. Ortak aklın önemine inanıyoruz. Aynı iş kolundaki acentalarımızın birlikte iş yapma kültürlerini geliştirecek, sektörü ileri taşıyacak biçimde ihtisas başkanlıklarımızın çalışmalarını yapmalarını sağlıyoruz. Sektörümüzdeki tüm etkinlikleri destekliyoruz. İstanbul Turizm Fuarı, Antalya Turizm Fuarı ve sağlık turizmi fuarları benzeri sektörel fuarlara destek veriyoruz.

Turizmde İspanya’yı niye geçemiyoruz?

İspanya, Akdeniz çanağındaki en büyük rakibimiz. 2023 yılı itibariyle Türkiye 49.2 milyon yabancı ziyaretçi ve 55,8 milyar dolar turizm geliri elde ederken, İspanya 85.1 milyon yabancı ziyaretçi ve 117,7 milyar dolar turizm gelirine ulaştı. Dolayısıyla İspanya ile Türkiye arasındaki turizm geliri makasının önemli oranda açık olduğunu görüyoruz.

Turizmde İspanya ile yarıştığımız kulvar daha çok kitle turizmi ekseninde paket tur ağırlıklı. Bu noktada turizmde bir vizyon değişikliğine ihtiyacımız var. Türkiye’nin, tarihi ve kültürel değerleriyle İspanya’dan çok daha büyük potansiyele sahip olduğunu öne çıkartmak gerekiyor. Turizmde ürün çeşitlendirmesi büyük önem arz ediyor. Turizmimizi yıl ve ülke geneline yayabildiğimiz ölçüde rekabet gücümüz artacaktır.

Son olarak, seyahat acenteleri birliği olarak, sektörün geleceği için en büyük hayaliniz nedir? Bu hayali gerçekleştirmek için hangi adımları atmayı planlıyorsunuz?

Ülkemiz, turizmde mevcut seviyelerin çok daha üzerine çıkabilecek potansiyel taşıyor. Turizmimizi sürdürülebilir bir başarıya ulaştırmak ise biz turizmcilerin en büyük hayali. Bu noktada seyahat acentalarının rolü ve önemi çok büyük. Biz, seyahat acentalarının meslek örgütü olarak ortak akıl ve iş birliği içinde bunu gerçekleştirmeye hazırız.

Burdur’da turizm 12 aya yayılacak

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin (TÜRSAB) turizmi ülke geneline ve 12 aya yaymak hedefiyle başlattığı “Turizm Yüzyılı” projesinde çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor.

Burdur’da geniş katılımla gerçekleştirilen toplantıda konuşan TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, turizmde artan uluslararası rekabete dikkat çekerek “Tam anlamıyla keşfedilmemiş destinasyonları gündeme getirmek, hatırlatmak en verimli şekilde tanıtmak ve pazarlamak gerekiyor” dedi.

Bağlıkaya, Burdur turizmini ortak akılla geliştirmeyi hedeflediklerini açıkladı.

Turizm Yüzyılı Burdur Lansman Toplantısı; Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan, DEİK Başkanı Nail Olpak, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar’ın yanı sıra bürokratlar, akademisyenler, turizm sektör temsilcileri ve çok sayıda basın mensubunun katılımıyla Burdur’da gerçekleştirildi.

TÜRSAB Başkanı Bağlıkaya: Ortak Akılla Hareket Etmeye Büyük Önem Veriyoruz

Toplantının açılışında konuşan TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, turizmde artan uluslararası rekabete dikkat çekerek “Dünyanın dört bir yanında turizm pastasından daha fazla pay almak isteyen birçok ülke, vizyoner yaklaşımlarla yeni destinasyonlar ve yeni turizm ürünleri yaratırken biz de 4-5 şehre ve yılın belli dönemine sıkışan mevcut durumu değiştirmek, sürdürülebilir başarıyı yakalamak ve hep daha iyisini yapmak için yılmadan çalışmaya devam etmeliyiz. Turizmdeki mevcut başarıların artarak devam etmesi için ülkemizdeki paha biçilemeyen, henüz tam anlamıyla keşfedilmemiş estinasyonları gündeme getirmek, hatırlatmak en verimli şekilde tanıtmak ve pazarlamak gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Turizm Yüzyılı projesinde ortak akılla hareket etmeye büyük önem verdiklerini belirten Firuz Bağlıkaya, “Turizm Yüzyılı kapsamında düzenlediğimiz geniş katılımlı toplantılarda ortak akılla, daha önce yapılmış olan değerli çalışmalarla birlikte doğru bir yaklaşım ve strateji oluşturmaya özen gösterdik. Bu vesileyle projemize inanarak bizimle çalışmalara katılan destek veren, görüş bildiren, başta rektörümüze ve akademisyenlerimize, turizmcilerimize, Burdur halkına ve değerli basın mensuplarına teşekkür ediyorum” dedi.

Bağlıkaya: “Burdur’u kitle turizminin tahrip ediciliğinden uzak tutmalıyız”

Kitle turizminin tahrip ediciliğinden uzak tutarak ve katma değer yaratarak Burdur turizmini geliştirmek istediklerini ifade eden Bağlıkaya, sözlerini şöyle sürdürdü: “Burdur’u kitle turizminin tahrip ediciliğinden uzak tutmak çok önemli. Bu güzel kenti tarihi ve kültürel değerleri, gastronomisi, el değmemiş güzellikteki doğasıyla, öne çıkan bir destinasyon olarak konumlandırmalıyız. Turizmin kent ekonomisi için katma değer yarattığı turizm girdisinin bölgede yaşayanlara katkı sağladığı bir Burdur hayal ediyoruz. Burdur’u geçip gidilen değil, konaklanan, gezilen, vakit geçirilen bir şehir olarak görmek istiyoruz.”

Turizm geleceği, gençlerle masaya yatırıldı

Turizm geleceği, gençlerle masaya yatırıldı

Turizm Haftası kapsamında gerçekleştirilen “Turizm Buluşması”nda sektörün duayenleri gençlerle bir araya geldi. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda geçekleşen etkinlikte açılış konuşmasını TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya yaptı.

Bağlıkaya, “Ülkemiz 100 milyon yabancı ziyaretçi sayısını hedeflerken en büyük güvencemizi turizm alanında eğitim alan gençlerimiz oluşturuyor. Günümüzde 1,5 milyon düzeyinde olan turizm istihdamı en az iki katına çıkacak. Kariyer planlaması yapan tüm gençlerin turizmdeki bu büyümeye büyük katkı sağlayacağına inanıyorum” dedi.

TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya ve TÜRSAB yönetimi, turizm sektörünün geleceği olan gençlerin sektördeki rolünü güçlendirmek ve genç istihdamı artırmak amacıyla, turizm eğitimi alan gençlerle buluştu.

Sektörde herkes mutlu olmalı    

“Kendisi mutlu olmayan birinin başkasını mutlu etmesi pek mümkün değildir” diyen Bağlıkaya, “Turizmciler; patronundan çalışanına kadar tüm aktörleri ile mutluysa misafirleri de mutlu olacaktır. Turizmcileri mutlu etme görevi devletin, turizm çalışanlarını mutlu etme görevi de sektöründür. Sizlere, içinde olmaktan mutlu olacağınız bir sektör adına bu mesleğe şimdiden hoş geldiniz diyorum.” şeklinde konuştu.

Bağlıkaya, turizmin oluşturduğu ekonomik hacmi ile hem istihdam yarattığına hem de yerel kalkınmaya katkı sağladığına işret etti. Turizmdeki rekabette başarılı olmanın yolunun verilen hizmetin niteliğini yükseltmekten geçtiğini ifade etti.

Turizmin Türkiye’de hem mevsimsel hem de bölgesel olarak dar bir alana sıkıştığına işaret eden Firuz Bağlıkaya, “Bir an önce kültür, yayla, gastronomi, sağlık turizmi gibi rekabette üstün olduğumuzu bildiğimiz alanlara daha fazla ağırlık vermek zorundayız” diye konuştu. TÜRSAB olarak buradan hareketle turizm sektörünü geleceğe taşımak için ‘Turizm Yüzyılı’ projesini hayata geçirdiklerini açıklayan Bağlıkaya, bu proje ile turizm sektörünü geleceğe taşımak üzere; turizmi 12 aya yaymayı, turizmin tüm ülkeye dengeli biçimde dağılmasını sağlamayı, yüksek gelirli turist oranını artırmayı hedeflediklerini kaydetti.

Bağlıkaya “Türkiye’ye talep sürüyor”

Bağlıkaya “Türkiye’ye talep sürüyor”

Türkiye depreme rağmen turist çekmeyi sürdürüyor. TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, Türkiye’nin geleneksel olarak en yüksek turizm potansiyeline sahip olduğu pazarlardan ilginin devam ettiğini vurgulayarak, “Bu bağlamda Avrupa’da Almanya, Rusya, İngiltere, Polonya, Hollanda gibi ülkelerden gelen rezervasyon talepleri öne çıkıyor” dedi.

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya,  ITB Berlin Fuarında basın mensuplarıyla bir araya geldi.

Depremin nedeniyle rezervasyonlarda düşüş yaşandığını fakat durumun yavaş yavaş toparlanmaya başladığını belirten Bağlıkaya, “Rezervasyonların hemen deprem akabinde belli bir süre insanların o destinasyona rezervasyon yapmaması normal. Doğal olarak rezervasyonlarda düşüş oldu hatta durma noktasına geldi. Ama şu anda yavaş yavaş toparlıyor. Akşama kadar televizyonlarda depremin dışında haberin olmadığı bir yerde insanların tatil düşünmesi de zor. Tatil açısından bakıldığında her şey yavaş yavaş normale dönüyor. Rezervasyon iptali yok ama rezervasyonlarda düşüş yaşanması oldu başlarda. Onun haricinde bize gelen bir şey yok.” ifadelerini kullandı.

Alman Seyahat Birliği (DRV) ile toplantı yaptıklarını açıklayan Bağlıkaya Almanya’dan rekor sayıda turist beklediklerini kaydetti. Bağlıkaya “Türkiye’ye turist lazım, bu sene lazım. Türkiye’nin turizm açısından en çok desteklenmesi ve pozitif ayrımcılık yapılması gereken bir dönemdeyiz. 2023’te bütün pazarlarda rekor bekliyorum. Özellikle Almanya pazarından 7 milyon turistin gelmesini bekliyoruz. Ulaşılamayacak bir rakam değil. Rekor olur, rekor olacak derken de şunu söyleyelim. Almanya’da 2022 yılında tatil amaçlı 53 milyon kişi seyahat etmiş. 67 milyon da seyahat satın alınmış. Neredeyse 14 milyon kişi 2 kere tatile çıkmış. Böyle bir pazardan bahsediyoruz. 67 milyon seyahat satılan bir yerde 7 milyonu hedeflemek çok olağandışı bir şey değil. Pazarlara böyle bakmamız lazım.” dedi.

Bölgesel bazlı tanıtımın değer kazanıyor

Bölgesel bazlı tanıtımın değer kazanıyor

Şişli’nin “Turizm” açısından değerlerinin ele alındığı “Şişli Turizmi Konuşuyor” paneli, Hilton İstanbul Bosphorus Hotel’de düzenlendi.

Panelde bir konuşma yapan TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, İstanbul’un tek bir üründen fazlasını barındırdığını ve bölge bazlı tanıtımın değer kazandığını belirtti.

TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya yaptığı konuşmada, İstanbul’un tek bir üründen fazlasını barındırdığını ve bölge bazlı tanıtımın değer kazandığını belirterek, “Bakanlık belediyeler kadar bu işe hakim olabilecek mi? Bakanlık gözlerini kapatsa da Şişli Belediyesi gözlerini kapatmamalı” dedi.

Bağlıkaya, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Şişli, bizim için İstanbul’un ilçelerinden biri olsa da, dünyanın birçok şehrinden, hatta belki de Avrupa’nın bazı ülkelerinden daha büyük bir bölgeyi, daha kalabalık bir nüfusu oluşturduğu da bir gerçek. Şişli bölgesi, yabancı ziyaretçilerin İstanbul’daki turizm tesislerinde en çok konaklama gerçekleştirdikleri ilçeler arasında, Fatih ve Beyoğlu’nun ardından üçüncü sırada yer alıyor.

İstanbul’daki turizm tesislerine giriş yapan yabancıların yaklaşık %12’si, Şişli bölgesindeki otellerde konaklıyor. Pandemi öncesi dönem olan 2019 yılında Şişli’deki turizm tesislerine giriş yapan yabancı ziyaretçilerin sayısı 1,1 milyon olurken, bölgede gerçekleşen geceleme sayısı ise, 3 milyon seviyelerine yaklaştı.

Şişli’de her şey var. Gastronomi, otel, eğlence ve alışveriş…

Şişli’den küçük ülkelerin turizm bakanları, turizm meslek örgütleri, turizm bütçe planları, fuarlarda büyük standları oluyor. Biz Şişli’yi turizm açısından değerlendirirken, bölgeye özgün girişimler istiyorsak, belediyemizi ve onun diğer birimlerini ülke gibi düşünmek zorundayız. Bu nedenle bu ve benzeri toplantıların, çok önemli olduğunu ve sürekli olması gerektiğini düşünüyorum.

Turizm bir bölgeye gezmek, görmek, kongreye katılmak, tedavi olmak, dinlenip güneşlenmek yani harcama yapmak için gelenlerin oluşturduğu bir endüstridir.  Gelenler, yiyecek, içecek, konaklayacak ve alışveriş yapacaklar ki turizm endüstrisi gelişsin, o bölge gelişsin. Şişli’de her şey var. Gastronomi, otel, eğlence ve alışveriş var.

Turizm sektörünün dijital dönüşümü iyzico’ya emanet

Turizm sektörünün dijital dönüşümü iyzico’ya emanet

Turizm sektörünün dijital dönüşümünde önemli adımlardan bir yenisi daha TÜRSAB ve iyzico iş birliğiyle hayata geçirildi. Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin geçtiğimiz ay başlayan dev projesi TÜRSAB Rota’nın ödeme altyapısında iyzico’nun yapay zekalı teknolojileri kullanılacak. Bu iş birliğinin Türkiye turizm sektöründe büyümeye önemli bir katkı sunması bekleniyor.

İyzico ve Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) ile yapılan iş birliği sayesinde, turizm sektöründe ödeme kolaylığı ve güvenliğinde önemli bir aşama kat edilmiş olacak. TÜRSAB Rota Projesi, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği güvencesi ve iyzico tecrübesi seyahat severlere büyük kolaylık ve ödeme alanında güven sağlayacak. Türkiye için bir ilk olan TÜRSAB Rota Projesi’nin bölge acentelerine büyük katkı sağlaması hedefleniyor.