Yazılar

Isınmak için kuruyemiş, havuç, tarçın tüketin…

Isınmak için kuruyemiş, havuç, tarçın tüketin…

Kış mevsiminde havalar soğudukça vücudu sıcak tutacak yiyeceğe ihtiyaç da artıyor. Yılın en soğuk zamanlarında sıcak kalabilmenin daha çok ısınma sağlayan yiyecekleri tüketmekle mümkün olduğunu belirten uzmanlar, kuruyemişlerin, yulafın, sarımsak ve soğanın geleneksel ısınma gıdalarının klasik örnekleri olduğunu ifade ediyor. Uzmanlar; havuç, soğan ve sarımsak gibi sebzelerin yanı sıra kakule, zerdeçal ve tarçının da vücut ısısını yükselteceği için kullanılmasını tavsiye ediyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Diyetisyen Özden Örkcü, soğuk havalarda vücudu ısıtan yiyecek ve içecek önerilerini paylaştı.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Diyetisyen Özden Örkcü

Kuruyemiş tüketmek sıcak tutuyor

Yılın en soğuk zamanlarında sıcak kalmanın en kolay ve en sağlıklı yollarından birinin daha çok ısınma sağlayan yiyecekleri yemek olduğunu belirten Diyetisyen Özden Örkcü, “Eski Çin tıbbının ‘yang’ gıdaları olarak adlandırdığı ısınma gıdaları, genellikle kan dolaşımını artırarak veya dokularımızdan fazla suyu çıkararak çekirdek sıcaklığımızı yükseltmeye yardımcı olan bir veya daha fazla aktif bileşik içeren gıdalardır. Tohumlar, kuruyemişler, yulaf, sarımsak ve soğan geleneksel ısınma gıdalarının klasik örnekleridir.” dedi.

Sebzenin ısıtıcı gücüne dikkat…

 Soğuk havalarda sağlıklı tatlı patates, kış kabağı ve havuç gibi koyu turuncu sebzelerin bağışıklık besleyici beta-karoten ve turuncu ışının sıcaklığını sağladığını ifade eden Örkcü, “Özellikle soğuk iklimlerde yetişen soğan, turp ve şalgam gibi topraklama kökleri, roka, hardal yeşilliği ve su teresi kışın ısınmamızı destekleyici diğer yiyeceklerdendir. Kuruyemişler, tohumlar ve tereyağları mükemmel ısınma ve yalıtım atıştırmalıkları olarak tüketilebilir.” diye konuştu.

Hangi baharatlar vücudu sıcak tutuyor?

Diyetisyen Özden Örkcü, soğuk havalarda vücudu sıcak tutmaya yarayacak baharatlara ilişkin ise şunları paylaştı:

Kakule: Kanıtlanmış bir balgam söktürücü olan cineol içerir. Cineolün akciğerler üzerinde uyarıcı bir etkiye sahip olduğu biliniyor. Sahip olduğu bu özelliği ile kakule vücut sıcaklığını yükseltebiliyor.

Tarçın: Seylan tarçın ağacının iç kabuğundan elde edilen tatlı ve aromatik bir baharat olan tarçın, Batı’daki en popüler ısınma desteği olarak kabul edilebilir.

Zerdeçal: Tarçın gibi zerdeçal da dokuları sıkılaştırmaya ve vücuttan fazla suyu emmeye yardımcı olan çok sayıda büzücü tane bakımından zengindir. Bu, genel vücut ısımızı yükselten bir kurutma etkisine neden olur.

Zencefil: Mide bulantısı ve mide rahatsızlıklarının tedavisi için en ünlü olmasına rağmen, popüler zencefil bitkisinin köksapı, gingeroller ve shogaoller adı verilen yoğun ısı üreten yağ konsantrasyonları nedeniyle önemli ısınma etkilerine sahiptir.

 Arnavut Biberi: Gine baharatı olarak da adlandırılan acı biber, itüzümü ailesinin bir üyesidir ve genellikle toz halinde tüketilir. Kırmızıbiberden büyük ölçüde ısı ve ısınma etkilerinin nedeni, yüksek aktif bileşik olan kapsaisindir.

Diyetisyen Özden Örkcü, daha sıcak hissedilmesini sağladıkları için baharatlara ek olarak sarımsak, C vitamini içeriği yüksek olan hardal ve yaban turpunun da tüketilmesini tavsiye ediyor.

Bu tavsiyelere kulak verin…

Diyetisyen Özden Örkcü, dengesiz beslenme sonucu oluşan D vitamini eksikliği, demir, B12 ve folik asit eksikliğine bağlı anemilerin uzun ve soğuk kış günlerinde vücut ısısının düşmesine ve sürekli üşümeye neden olduğunu söyledi. Örkcü tavsiyelerini paylaşarak sözlerini tamamladı:

  • Vücutta sağlıklı, ısınan bir ışıltıyı teşvik etmek için çay olarak kullanın. Çaydaki otların çoğu ısınma olarak kabul edilir. Tarçın, zencefil, karabiber ve kakule tercih edilebilir.
  • Geleneksel olarak altın süt / zerdeçal sütü soğuk algınlığı, tıkanıklık, baş ağrısı ve boğaz ağrısı için kullanılmıştır. Zerdeçal da bir depresyon savaşçısıdır. Diyetlerimize daha fazlasını eklemek harika bir beyin geliştirme stratejisi olacaktır.
  • Orta ateşte bir tencereye 2 bardak süt koyun. 1 Çay kaşığı kurutulmuş zerdeçal, 1 çay kaşığı kurutulmuş zencefil, 1 çay kaşığı kadar tarçın ekleyin. Son olarak bir tutam karabiber ekleyin ve karıştırın, küçük kabarcıklar oluşmasını bekleyin ocağın altını kapatın. 10 dakika dinlendirip içebilirsiniz.

Kafein zehirlenmesine dikkat!

Kafein zehirlenmesine dikkat!

Gündelik yaşamda enerjisini artırmak isteyenlerin ilk tercihi genellikle yüksek kafein oranına sahip enerji içecekleri oluyor. Enerji içeceklerinin çoğunlukla çocuk ve gençler tarafından ders çalışırken uyanık kalabilmek ya da uzun saatler eğlenmek için kullanıldığını belirten uzmanlar, gün içinde 200 mg veya üzeri kafein tüketiminin zehirlenmeye yol açabileceğine dikkat çekiyor.  Uzmanlar kafein içeren enerji içecekleri yerine enerji artışı sağlayan sağlıklı içecek tavsiyeleri paylaşıyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Diyetisyen Özden Örkcü, çay ve kahve yerine tüketilebilecek enerji veren içecek önerilerini paylaştı.

Kafein zehirlenmesine dikkat!

Enerji içeceği tüketiminin öncelikle ergenlik çağındaki ve genç erişkin erkek nüfusun sağlık konusu olduğunu belirten Diyetisyen Özden Örkcü, “Maddelerin kötüye kullanımı ve risk alma davranışları ile bağlantılı olarak kardiyovasküler ve nörolojik sistemlerin etkilenmesi en sık görülen yan etkilerdir. Enerji içeceklerinde en yaygın bileşen kafeindir. Bu içecekler genelde çocuk ve gençler arasında ders çalışırken uyanık kalabilmek ve uzun saatler eğlenmek için kullanılıyor. Bireylerde genellikle kafein zehirlenmesinin belirtileri 200 mg üzerinde ya da eşit dozda gelişiyor. Zehirlenme durumunda ise anksiyete, uykusuzluk, gastrointestinal rahatsızlık, kas seğirmesi, huzursuzluk ve yorulmama dönemleri içeren semptomlar görülüyor.

Sağlıklı içecekler de enerji veriyor

Günlük 300 mg’dan fazla kafein tüketen kişilerde halüsinasyonlar görülebileceğine dikkat çeken Örkcü, enerji artışı sağlayan sağlıklı içecek tavsiyelerini şöyle paylaştı:

Gingseng ve Meyan Kökü Çayı

Ginseng, zihinsel yorgunluk başta olmak üzere sinir sistemi üzerine etki ederek daha dinç olmayı sağlıyor. Enerji içecekleri yerine daha sağlıklı bir alternatif olacaktır. Hazırlanışı ise oldukça basit. Ginseng ve meyan kökü bir termos veya büyük bir demliğe koyularak üzerine 4 bardak kaynar su eklenmeli. 20 dakika demledikten sonra sıvı ayrı bir kaba boşaltılmalı. Ginseng ve meyan köküne 4 bardak kaynar su daha eklenerek 20 dakika daha demlenmeli. Bu işlem aynı köklerle 5 defaya kadar tekrarlanabilir. Çay süzüldükten sonra gün boyunca tüketilebilir.

Kekik yağı ekstresi

Kekik, viral kaynaklı yorgunluklara ve bakteriyel enfeksiyonlara karşı güçlü antioksidan özelliğiyle vücutta mücadele edilebiliyor. Aynı zamanda sindirim ve bağışıklık sistemi işleyişini de artırıyor. Bir bardak suya 1-2 damla eklenip günde bir kez içilebilir. Tadında hafif acılık olduğu için sadece birkaç damla yeterli olacaktır.

Pancar Suyu

İngiltere’deki Exeter Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada pancar suyunun atletik dayanıklılığı uzattığı sonucuna ulaşıldı. Pancar ayrıca kan basıncını azaltma yeteneğine de sahip bir sebze. Pancar suyu havuç, salatalık, kereviz gibi diğer sebzelerle desteklenerek vitamin, mineral ve lif oranını artırılabilir.

Su

Su gün boyunca enerjiyi korumak için çok önemli bir içecek. Su daima her şeyden önce ilk seçenek olmalı. Çoğu zaman insanlar, ihtiyaç duydukları tek şeyin daha iyi hidrasyon olduğu günü geçirmek için şeker, kafein ve diğer katkı maddeleriyle dolu süslü enerji içecekleri arıyorlar. O yüzden su şişesi her zaman dolu tutulmalı.

Kışlık konserve, turşu yaparken nelere dikkat edilmelidir?

Kışlık konserve, turşu yaparken nelere dikkat edilmelidir?

Sonbahara geçiş yapmaya hazırlandığmız bu günlerde evlerde konserve hazırlama telaşı yaşanıyor. Bakteri ve mikroorganizmaların oluşmaması için sterilizayon işleminin önemine işaret eden uzmanlar, konserve yapılacak sebze ve meyvelerin çok iyi yıkanmasını, küflenmiş ürünlerin kesinlikle kullanılmamasını tavsiye ediyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Diyetisyen Özden Örkcü, konserve yapımında dikkat edilmesi gereken noktalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kışlık konserve, turşu yaparken nelere dikkat edilmelidir?

En temel fizyolojik ihtiyaçlardan biri olan beslenmenin, yüzyıllarca göçebe hayat süren insanoğlunun yerleşik hayata geçmesinde en önemli etken olduğunu kaydeden Özden Örkcü, “Anadolu’da geçmişten günümüze kadar devam eden bu işleme metotları artık eski önemini yitirmiş, evlerdeki yazdan kışa yapılan hazırlıklar, yerini fabrikasyon ürünlere bırakmıştır.

Tarımsal üretim aşamasından endüstriyel üretim süreçlerine kadar GDO’lu ürünler, pestisit ve antibiyotik kalıntıları, trans yağlar, aşırı tuz ve gıda katkı maddeleri modern insanın günlük yaşamında önemli bir yer tutan hazır gıdaların sağlık sorunlarına yol açmasıyla birlikte, sağlıklı doğal yaşamanın öneminin artmasıyla beraber hemen hemen herkes, yazdan kışlık hazırlıklarını kendileri yapmaya yöneliyor.”diye konuştu.

Evde güvenilir gıda üretimi önemli

“Evde gıda üretimi, her ne kadar organik ve sağlıklı ürünlerin elde edilmesi amacıyla desteklense de önemli olan tüketilebilir son ürünün güvenilir olmasıdır” diyen Özden Örkcü, “Ev ortamında gıda konservasyonunun halkın beslenmesi üzerine hem kültürel hem de ekonomik açıdan katkısının olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Mevsimlere bağlı olumsuzlukların giderilmesi, hammadde israfının önlenmesi, ürün çeşitliliğinin artması, aile ekonomisine katkı sağlaması açıcından evde güvenilir gıda üretiminin teşvik edilmesi gerekir.” diye konuştu.

Sebze konservelerinin sterilizasyonu önemli

Diyetisyen Özden Örkcü, meyvelerin asitli besinler olduğundan, ev ortamında basit kazanlarda kaynatılarak pastörizasyon besin güvenliğinin sağlanması açısından yeterli olduğunu söyledi.

Ancak alkali özelliğine sahip olan sebze konservelerinin sterilizasyona ihtiyacı olduğunu vurgulayan Diyetisyen Özden Örkcü, “Sterilizasyon işlemlerii fabrikada basınç altında 100ºC üzerindeki sıcaklık uygulamaları ile yapılmakta olup, ev ortamında basit kaynatma kazanlarında bu derecelere ulaşmak neredeyse imkânsızdır.” diye konuştu.

Asitlik artırılarak bakterilerin çoğalması engelleniyor

Evde basit kazanlarda kaynatılarak 100ºC altında yapılan pastörizasyon uygulamasının etkisini artırmak amacıyla sebze konservelerine domates, limon, sirke ilave edilerek asitlik artırıldığını kaydeden Özden Örkcü, şunları söyledi:

“Böylece PH 4.5’in altına gelişemeyen Clostridium cinsi bakterilerin çoğalmasını engelleyerek dolayısıyla konserve içinde gaz oluşumu ve bozulmasını da pH düşüşü ile önlenmiş olur. Clostridium Botulinum bakterisinin vejetatif hücreleri ve sporlu hücreleri 121.1ºC’de 15 dakikada inaktif hale gelmektedir, 90ºC’de 2 dakikada ise toksinler tahrip olmaktadır. Özellikle konserve gıdaların ısıl işlem uygulanarak, tüketilmeden önce 5-15 dakika kadar ısıtılmaları tavsiye edilmektedir.”

Konserve hazırlarken bu tavsiyelere kulak verin!

Diyetisyen Özden Örkcü, sağlıklı konserve hazırlamanın püf noktalarını da şöyle sıraladı:

Sebze ve meyveler çok iyi yıkanmalı

Taze sebze ve meyve ürünleri dalında iken dahi mantar, bakteriler, bunların sporları, çevresel kirletici etmenler ve tarım ilaçları ile bulaşık olabilirken, market ya da pazardan alacağımız besinlerde taşıma depolama işlemleriyle daha fazla bulaşa maruz kalabilir.

Sirkeli suyla yıkanmalı

Sebze ve meyveleri ev ortamında işleme öncesinde, bu besinlerin iyice yıkanması ve suda bekletilmesi ile bu kalıntıların pek çoğu uzaklaştırılabilir. Yıkama suyuna tuz ve sirke katılması besinlerin üzerindeki pestisit kalıntılarının daha iyi temizlenmesini sağlayabileceği gibi, olası insektlerin uzaklaştırılmasını da yardımcı olur.

Küflenmiş meyveler kullanılmamalıdır

Küflenmiş meyvelerin hammadde olarak kullanılmaması, çeşitli küfler ve küf mikotoksinlerinin bulaşmasının önlenmesi besin güvenliği açısından da önemlidir.

Besin güvenliğine dikkat edilmezse zehirlenmelere yol açabilir

Diyetisyen Özden Örkcü, konserve meyvelerde bazı cins bakteri ve mikroorganizmaların ekşimeye, yumuşama ve çürümeye, meyve sularında ekşime ve karbondioksit gazı oluşumuna, asitleşme ve sirkeleşmeye neden olduğunu kaydetti.

Diyetisyen Özden Örkcü, “Bu nedenle besin güvenliğine dikkat edilmezse bakterileri veya mikroorganizmaların neden olabileceği toksik yükten kaynaklı besin zehirlenmeleri görülebilir.” uyarısında bulundu.