Bu yaz tatil yaptınız mı?

Dünyanın önde gelen pazar araştırma şirketlerinden Ipsos, tüketicilerin tutum ve davranışlarını, yaşam tarzlarını ve değişen alışkanlıklarını yakından izlemeye devam ediyor.  İçinde bulunduğumuz küresel krizler, ekonomik koşullar ve değişen öncelikler, Türk halkının tatil alışkanlıklarını geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da etkiliyor. Bu araştırmada, toplumun bu yaz tatil yapma eğilimi, tatil planlarına dair tutumları ve beklentileri ile bu kararların altında yatan neden ve sonuçlar verilerle açıklanıyor. Tatil sadece deniz, kum, güneş ve otel konaklamasından ibaret olmadığını, bireyler açısından ayrı ayrı anlam ifade ettiğini veriler ışığında görüyoruz. Kimisi için lüks bir otel, gündelik işlerden kaçıp rahatlamak demekken, kimisi için doğa tatilinde kamp yapmak ya da kültür turlarıyla tarihi yerler keşfetmek, tatil anlamında büyük keyif olduğu ifade edilebiliyor. Diğer bir taraftan da ; tatil, memlekete veya köy ziyareti anlamına da geliyor.  Kısaca bireylerin kendini iyi hissettiği yerde, insan ruhuyla bedenini buluşturmaya, yenilenmeye yer açma ihtiyacını gideriyor. Geçtiğimiz yıl ve bu yılki verileri karşılaştırdığımızda; geçtiğimiz yıl olduğu gibi her on kişiden altısı bu sene yaz tatili yapmadığını ve yapmayı da düşünmediğini belirtiyor. Geçen yıla kıyasla, tatile çıkmayanlar arasında tatil planlayanların oran ise düştü. (2024 :%20 vs 2025 :%24)

Ipsos Türkiye Ipsos Türkiye

Tüm dünyada yaşanan çoklu krizler ve ekonomik dalgalanmalar, insanların bütçelerini gözden geçirmesine neden oluyor. Artan fiyatlar ve enflasyon, eskiden mümkün olan tatil seçeneklerini lüks hale getirebiliyor. Bu yüzden birçok kişi, tatil yapmak yerine mevcut birikimlerini korumayı veya temel ihtiyaçlara yönelmeyi tercih edebiliyor.

Ipsos Türkiye

Her on kişiden birinin geçen sene yurt dışında tatil yaptığını ifade etmesi de, önemli bir trende işaret ediyor. Yurt içinde tatil yapmanın maliyetinin, bazı yurt dışı destinasyonlarla karşılaştırıldığında daha yüksek olması. Özellikle komşu ülkelerde veya vize gerektirmeyen bölgelerde, uygun fiyatlı paket turlar veya konaklama seçenekleri bulunabiliyor. Yurt içinde popüler olan destinasyonların kalabalık olması veya bireylerin kişisel tatil anlayışına uymaması durumunda, insanlar daha sakin veya farklı bir atmosfer arayışıyla yurt dışı seçeneklerine yönelebiliyor. Tüketici tutum davranışlarında bu tutumlar; turizm sektörünü yurt dışı odaklı kampanyalar geliştirmeye veya yurt içi destinasyonlarda rekabetçi fiyatlar sunmaya teşvik edebilir. Aynı zamanda, seyahat alışkanlıklarının ve önceliklerinin zamanla nasıl değiştiğini de gösteriyor.

Ipsos Türkiye

Kendi gelirleriyle tatil yapabilen bireylerin sayısının artmasıyla birlikte, otel veya pansiyon gibi yerleri tercih ederek daha bağımsız ve rahat bir tatil deneyimi arayışına doğru bir geçiş olduğu rakamlara bakıldığında  net bir şekilde ortaya çıkıyor. Bu, kişisel harcama gücünün artmasının doğrudan bir yansıması. Otellerin ve pansiyonların sunduğu hazır hizmetler, özellikle yemek, temizlik ve aktivite gibi konularda tatilcilere büyük kolaylık sağlıyor. Aile evinde bu hizmetlerin genellikle kendisi tarafından karşılanması, tam anlamıyla “dinlenme” amacıyla yapılan bir tatil beklentisini karşılamakta zorlanabiliyor. Aile evinde tatil yapmak, ekonomik açıdan avantajlı olsa da, kişisel alandan feragat etmeyi gerektirdiğinden tercih sıralamasında geriliyor.

Ipsos Türkiye

Bu sene daha fazla kişinin tatil masraflarını kendi imkanlarıyla karşıladı. Kişisel finansal durumun geçen seneye göre daha farklı bir trende geçtiği de veriler arasında öne çıkan başlıklardan.  Bu durum, bireylerin gelirlerinde artış, daha iyi bir bütçe yönetimi veya tatil için daha önceden birikim yapabilme yeteneği gibi faktörlerden kaynaklanabilir. Aileden borç alma ihtiyacının azalması, genç nesillerin veya çalışan kesimin ekonomik olarak daha güçlü bir pozisyona doğru bir yükselen ivme gösteriyor denilebilir.

Ipsos Türkiye

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik, Gündeme Dair Araştırma Verilerini Şöyle yorumladı; Ipsos olarak Gündeme Dair araştırmamızda katılımcılara “Son günlerde kendinizi nasıl hissediyorsunuz?” diye sorduğumuzda uzun süredir yanıtlar değişmiyor; yorgun, bıkkın ve endişeli. Bu duygular, adeta üzerimize sinmiş durumda. Yılın yorgunluğunu geride bırakmak ve tazelenmek için ihtiyaç duyduğumuz yegane şeylerden biri ise hayatın olağan akışına ara vererek yaz tatili yapmak.

Geçtiğimiz bir kaç senedir yaz tatiline ilişkin sorular soruyoruz. Bu yıl her on kişiden altısı bu sene yaz tatili yapmadığını ve yapmayı da düşünmediğini belirtiyor. Bu oranda geçtiğimiz yıla kıyasla bir değişiklik yok.

Tatil yapanlar ya da yapabilenler bunu sürdürüyor (on kişiden sekizi), tatil yapmayan ya da yapamayanlar da buna isteyerek veya mecburen devam ediyorlar. Geçen yıl yaz tatil yapamayan her on kişiden yedisi bu yıl da yaz tatil yapamayacağını belirtiyor. Yaz tatili yapamamanın en önemli nedeni olarak geçtiğimiz seneye benzer şekilde ekonomik koşullar öne çıkıyor. Yaz tatili yapamayan her on kişiden dokuzu ekonomik sebeplerle tatil yapamadığını ifade ediyor.

Yurt içinde tatil yapanların oranı doğal olarak çok daha yüksek. Geçen sene olduğu gibi bu sene de her on kişiden dokuzu yurt içinde tatil yapmış. Ailelerinin yanında yaz tatili yapanların oranı geçtiğimiz seneye kıyasla düşerken, yurt içinde otel ve pansiyonda kalmayı tercih edenlerin oranında belirgin şekilde bir artış görüyoruz. Her on kişiden yedisi yaz tatil bütçesini kendi gelirinden karşıladığını ifade ediyor.  Geçen yıla kıyasla ailelerinden borç alanların oranı daha düşük ancak bankalardan kredi alanların oranı artmış durumda.

Ekonomik koşullar ne kadar zorlu olursa olsun, insanın kendine ayırdığı küçük bir mola hayatında büyük bir fark yaratıyor. Hayatın rutin ve yoğun akışından uzaklaşarak, tazelenmek, zihnimizi dinlendirecek anlara alan açmak her zamankinden daha kıymetli. Bulgular, yaz tatilinin pek çok kişi için ekonomik koşulların etkisiyle ertelenen veya vazgeçilen bir plan haline geldiğini ortaya koyuyor.

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Aynur Rona “Erdeniz Tren Feribotu’yla Asya ile Avrupa arasında dev bir lojistik köprü kurduk”

NEGMAR Narlı Feribot Genel Müdürü Aynur Rona deniz taşımacılığı hakkında bilgi verdi.  İstinye–Çubuklu hattı konusunda da bir açıklama getirdi.

“Biz denizi yalnızca geçilecek bir yol değil, değer üretilecek bir alan olarak görüyoruz”

“NEGMAR olarak sadece taşımıyoruz; bölgeye, çevreye ve ülkeye değer katıyoruz. Eskihisar–Yalova hattında dört feribotumuzla yılda 1 milyon aracı deniz üzerinden taşıyarak hem trafik yükünü azaltıyor hem de karbon salımını minimuma indiriyoruz.”

“Tren feribotuyla sınırları aştık”

  1. Rona, NEGMAR’ın yalnızca kısa mesafeli yolcu taşımacılığıyla sınırlı kalmadığını şu sözlerle anlatıyor:

“Erdeniz Tren Feribotu’yla Asya ile Avrupa arasında dev bir lojistik köprü kurduk. 60 vagon kapasiteli bu gemi, Çin’den Avrupa’ya uzanan stratejik bir hattın deniz ayağını oluşturuyor. Hem yük güvenliği hem çevreci taşımacılık açısından çok önemli bir proje.”

İstinye–Çubuklu hattında gerçek tablo: NEGMAR 70 milyon zarar etti ama seferleri sürdürdü

İBB’nin sıkça zarar ettiğini belirttiği İstinye–Çubuklu hattı, kamuoyunda tartışma konusu olurken, A. Rona önemli bir noktaya dikkat çekiyor:

“Bu hatta 70 milyon TL’den fazla zarar eden biziz. Ancak kamu ulaşımının devamlılığına olan inancımızla bu hattı ayakta tuttuk. Hatta belediyeye gelir sağlamak amacıyla iskeleleri kiralamak üzere teklif verdik. Ancak bu teklifimiz reddedildi.”

NEGMAR, bu hattın sürmesi için elini taşın altına koyarken, ulaşıma kesintisiz katkı sunmaya devam etti. Bu durum, özel sektörün kamu hizmetine ne ölçüde katkı sağlayabileceğini gösteriyor.

Bağlıkaya’dan tüketici mağduriyetleri önlemek için kanun güncellemesi talebi

Son dönemde yaşanan iflaslar ve “gerçekleşmeyen turlar” nedeniyle oluşan tüketici mağduriyetlerine ilişkin Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya’dan önemli bir çağrı geldi. Bağlıkaya, sektörün geleceğini ve tüketici haklarını güvenceye almak için 1618 Sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu’nun bir an önce yenilenmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya, son günlerde ortaya çıkan seyahat acentası iflaslarına ve “gerçekleşmeyen turlara” ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Seyahat acentalarıyla ilgili yasal düzenlemeleri içeren 1618 Sayılı Kanun’un 1972 yılında çıktığını hatırlatan Firuz Bağlıkaya, sektörle ilgili hukuki altyapıyı oluşturan söz konusu kanunun hem mesleki gereksinimleri karşılamak hem de tüketicileri korumak noktasında çağın gerisinde kaldığını belirtti ve güncellenmesi için uzun zamandır çaba gösterdiklerini söyledi.

“Beklediğimiz Kanun Değişikliği Yapılsaydı Tüketici Mağduriyetleri Yaşanmazdı”

TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, 1618 Sayılı Kanun’da yapılmasını bekledikleri değişikliklerin hayata geçirilmesi durumunda seyahat acentalarının itibarının yükselmesi yanında yaşanabilecek olumsuz durumlarda tüketici mağduriyetlerinin de önüne geçilebileceğini dile getirdi. Bağlıkaya, konuyla ilgili olarak yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti:

“Göreve geldiğimiz 2018 yılından bu yana 1618 Sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu’nun çağın koşullarına uygun hale getirilmesi için yıllardır mücadele ediyoruz. Birlik olarak 2018, 2019 ve 2020 yıllarında Kültür ve Turizm Bakanlığı ile birlikte yapılan yasa çalışmasında ortaya koyduğumuz görüşlerle ve bu görüşler doğrultusunda tamamlanan yasa taslağıyla bugün yaşanan mevcut sorunların önüne geçmeyi amaçlamıştık. Bu çalışmalar neticesinde oluşan taslağın sunumu bizzat Sayın Bakan tarafından tüm sektöre yapılmış ve olumlu görüşler alınmış olmasına karşın söz konusu düzenlemeler yasalaşmamıştır.

Oluşturulan taslakta; ‘tur operatörlüğü ihtisas belgesi’ ve ‘mesleki sorumluluk sigortası’ ile ilgili düzenlemeler yer alıyordu. Ancak 8 yıldır verdiğimiz tüm uğraşlara rağmen bu düzenlemeler hayata geçmedi. Bugün bu talep ve beklentilerimizin ne kadar haklı ve yerinde olduğunu da maalesef yaşanan olumsuz hadiselerle bir kez daha görüyoruz. Yapılmasını istediğimiz değişiklikler yasalaşmış olsaydı bugün karşı karşıya olduğumuz tüketici mağduriyetleri yaşanmazdı. Bu düzenlemeler; tüketicilerin haklarını korumanın yanında, mesleğimizin itibarını da yükseltecek. Beklentimiz, sektörümüzün geleceğini doğrudan ilgilendiren bu yasal düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesidir.”

TÜRSAB Tüm Seyahat Acentaları İçin Eşit Rekabet Koşulları Sağlanmasını Hedefliyor

Seyahat acentacılığının güven temeli üzerine inşa edilen bir meslek olduğunun altını çizen TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, Birlik olarak bunu sağlama hedefiyle hareket ettiklerini belirtti. Son dönemdeki bazı olumsuz gelişmelerin sektöre yönelik güvensizlik oluşturma potansiyeline dikkat çeken Bağlıkaya, “Her seyahat acentasının; eski-yeni, küçük-büyük, holding ya da KOBİ olmalarına bakılmaksızın tüketiciler için güvenilir olması seyahat acentası faaliyetinin ‘mesleki ticari faaliyet’ niteliği gereği olan bir durum. Yaşanan talihsiz olaylar nedeniyle tüm seyahat acentalarına yönelik güvensizlik, büyük reklam gücü ve finansman olanakları bulunan birkaç seyahat acentasının dışındaki seyahat acentalarının pazar payının azalmasına neden olmaktadır. Oysa bizim amacımız, her seyahat acentasının pazarda eşit koşullarda rekabet imkanına sahip olması. Bunu sağlamak için de tur operatörlüğü ihtisas belgesi ve mesleki sorumluluk sigortası ile ilgili düzenlemeler çok büyük önem arz ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRSAB Mevcut Yetkiler Çerçevesinde Tüm Aksiyonları Alıyor, Ancak Hukuki Düzenleme Şart”

Birlik olarak mevcut yetkilerin elverdiği çerçevede, tüm aksiyonları aldıklarını kaydeden Firuz Bağlıkaya, konuyla ilgili şunları söyledi: “TÜRSAB, gerek seyahat acentalığı meslek ilkelerinde yer alan düzenlemeler ve bu düzenlemelere aykırılık halinde Disiplin Kurulu tarafından uygulanan yaptırımlar, gerekse de yoğun olarak yaptığı faaliyet denetimleri ile yaşanan ve yaşanması muhtemel mağduriyetleri önlemek için tüm gücüyle çalışıyor. Ancak uzun zamandan bu yana talep ettiğimiz tur operatörlüğü ihtisas belgesi ve mesleki sorumluluk sigortası ile ilgili düzenlemeler olmaksızın bu mağduriyetlerin önüne geçilebilmesi imkânsız hale gelmektedir. Bu nedenle talep ettiğimiz hukuki altyapının vakit kaybetmeksizin oluşturulması gerekiyor. Turizmin kurucu unsuru ve lokomotifi olarak TÜRSAB, sektörümüzün itibarını ve tüketicilerimizin haklarını korumak için mücadelesini sürdürüyor. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemiz turizminin her anlamda gelişimini sağlayacak adımlar atmaya devam edeceğiz.”

VFS Global yanlış algıları önlemek için bir açıklama yayınladı

Bazı haberlerde, şirketimizin genel merkezi hakkında hatalı bilgilere yer verilmiş ve kişisel verilerin gizliliği ile veri güvenliği önlemlerimiz hakkında yanlış algı oluşturulmuştur.

Durumu netleştirmek gerekirse; VFS Global, merkezi Zürih (İsviçre) ve Dubai (Birleşik Arap Emirlikleri)’nde bulunan, İsviçre kökenli çok uluslu bir kuruluştur. Şirketimizin çoğunluk hisseleri, dünyanın en büyük alternatif varlık yöneticisi Blackstone Inc.’e aittir. Azınlık hissedarlarımız arasında ise İsviçre merkezli Kuoni ve Hugentebler Vakfı yer almakta olup, bu durum küresel kimliğimizi ve kurumsal yönetişim anlayışımızı daha da güçlendirmektedir.

Dünya genelinde 68, Türkiye’de ise anlaşmalı olduğu 28 hükümetin uzun süredir güvenilir iş ortağı olan VFS Global, faaliyetlerini söz konusu hükümetlerin hizmet yetkileri çerçevesinde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin koymuş olduğu tüm yasa ve düzenleme tam uyumuyla sürdürmektedir.

Faaliyet gösterdiğimiz 165 ülkenin tamamında olduğu gibi, tüm yasal düzenleme ve mevzuatlara tam uyum taahhüdümüzü sürdürmekteyiz. Türkiye’deki operasyonlarımız da yerel kamu otoritelerinin belirlediği yetki ve düzenlemelere, ayrıca anlaşmalı olduğumuz hükümetlerle imzalanmış sözleşmeler kapsamındaki yükümlülüklere eksiksiz şekilde uymaktadır. Türkiye’deki faaliyetlerimizi genişletmeye devam ederken, bu yükümlülüklerimizi de titizlikle yerine getirmeyi sürdürüyoruz.

Sorumlu bir kuruluş olarak VFS Global, 2010 yılından bu yana Türkiye’de ticaret odasına resmi olarak kayıtlıdır, vergilerini düzenli olarak ödemekte ve Türkiye Cumhuriyeti’nin yürürlükteki tüm yasa ve yönetmeliklerine tam uyumlu şekilde faaliyetlerini sürdürmektedir. Türkiye’deki operasyonlarımız, üst yönetim dahil olmak üzere, yaklaşık 300 Türk çalışanımız tarafından yürütülmektedir.

Veri koruma ve hizmet kalitesi, operasyonlarımızın merkezinde yer almaktadır. VFS Global, güvenli, şeffaf ve etkin vize başvuru çözümleri sunarak en yüksek uluslararası bilgi güvenliği standartlarına uymaya devam etmektedir.

Herhangi bir veriyi saklamamaktayız. Tüm başvuru verileri, müşteri hükümetlerimizin belirlemiş olduğu hizmet anlaşmaları kapsamında güvenli bir şekilde ilgili hükümetlere iletilmekte ve ardından sistemlerimizden derhal silinmektedir.

Dünya çapında 68 hükümetin güvenilir iş ortağı olan, 165 ülkede geniş bir küresel ağa sahip ve sorumlu bir kurumsal bir yapı olarak, GDPR ve Türkiye’deki KVKK yerel veri koruma yasaları da dahil olmak üzere çeşitli veri gizlilik ve koruma düzenlemelerine eksiksiz uyum sağlamaktayız. Hizmet seviyesi anlaşmalarımız doğrultusunda, başvuru verileri güvenli şekilde vize değerlendirme sürecinde kullanılmak üzere ilgili hükümetlere aktarılır ve ardından derhal sistemlerimizden otomatik olarak silinmektedir.

Veri güvenliği, süreçlerimizin tasarımına ve işleyişine tamamen entegre edilmiştir. ISO/IEC 26801:2013, UK Cyber Essentials, İspanya Ulusal Siber Güvenlik Çerçevesi, Almanya IT Grundschutz gibi en yüksek uluslararası standartlarına tam uyumlu faaliyet göstermekteyiz.  Yıllar içerisinde bu alanda çok güçlü sistemler ve kontroller oluşturmak için önemli yatırımlar yaptık. Bu çabalarımız, hizmet verdiğimiz birçok hükümet ve başvuru sahibi tarafından dünya çapında takdir edilmiştir.

Son olarak önemle belirtmek isteriz ki, randevu sağlanması veya vize karar süreçleri üzerinde hiçbir etkimiz bulunmamaktadır. Bu yetki yalnızca ilgili büyükelçilikler ve konsolosluklara aittir. Tüm randevular çevrim içi olarak alınmaktadır. VIP başvurulara ilişkin olarak ise yalnızca çevrim içi randevusunu almış olan başvuru sahipleri, Vize Başvuru Merkezi’ne geldiklerinde başvurularını VIP hizmetine yükseltebilmektedir.

Kamuoyunun bilgilerine sunarız.

Türkiye’nin incirdeki yeni yıldızı “Siyah orak” Kuzey Ege’de yayılıyor

Türkiye’nin dünya lideri olduğu kuru incirde yeni çeşitlerle döviz gelirini artırma hedefi kapsamında üreticiye tanıtılan Siyah orak cinsi kuru incirde bereketli bir sezon geçiriliyor.

Kuru incir ihracatının tamamına yakınının yapıldığı Sarılop cinsi, sadece Aydın ve İzmir’in bazı ilçelerinde üretilebiliyor. Geleneksel ihraç ürünü Sarılop, Türkiye’ye her yıl ortalama 70 bin ton ihracat karşılığı 300 milyon dolar döviz kazandırıyor. Talebi her geçen yıl artmasına rağmen bu türde üretim, özel iklim ve toprak koşulları gerektirdiği için istenen hızda artırılamıyor.

Kuru incir tarımını farklı coğrafyalara taşıma ve yeni çeşitlerle üretimi artırma hedefiyle yürütülen Siyah orak projesi ise laboratuvardan bahçeye uzanan bir başarı hikayesine imza atıyor.

Kuru meyve ihracatçısı K.F.C. Gıda’nın Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğüne (TAGEM) bağlı Erbeyli İncir Araştırma Enstitüsü, Ege Üniversitesi ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü ile birlikte yürüttüğü projeyle gen kaynağı Anadolu’da bulunan 284 incir çeşidi araştırıldı.

Araştırma sonucu “Siyah orak” olarak bilinen çeşidin, diğer türlere göre daha yüksek polifenol ve antioksidan aktivite içerdiği, özellikle ürüne rengini veren “antosiyanin” pigmentinin antidiyabetik, antikanserojen, antienflamatuvar, antihipertansif ve antimikrobiyal etkilerine ilişkin çok sayıda bilimsel veri bulunduğu belirlendi.

K.F.C. Gıda’nın İzmir’in Bergama ilçesinde oluşturduğu bahçede deneme üretimleri yapılan Siyah orak incirinin küf kaynaklı aflatoksin benzeri oluşumlara diğer çeşitlere göre daha dirençli olduğuna ilişkin veriler de elde edildi.

Laboratuvar çalışmalarıyla üstün özellikleri ortaya konan bu çeşidin Anadolu coğrafyasında yaygınlaştırılması için doku kültürü yoluyla fidan üretimi yapan K.F.C. Gıda, sözleşmeli modelle yetiştiricilik çalışması kapsamında deneme bahçesinde üretici eğitimlerini sürdürüyor.

Yellop ya da breba olarak bilinen ilk hasadın haziranın son haftası yapılarak ürünün taze olarak satışa sunulduğu Siyah orakta, ana hasat dönemi ise ağustosun ikinci yarısıyla birlikte başladı.

Bergama’daki 80 dönümlük bahçede dikili ağaçlarda olgunlaştıktan sonra kuruyarak yere düşen incirler toplanarak seraların içindeki kerevetlere serildi.

Burada ölçümlemeleri yapılan incirler, istenen nem oranına geldiğinde toplanarak incir işleme tesislerine gönderildi.

Toprak sağlığını iyileştirme ve doğal dengeyi korumaya odaklanan rejeneratif tarım uygulamalarının hayata geçirildiği bahçede organik olarak üretilen kuru incirler, uluslararası pazara sunulmaya başlandı.

Adıyaman’da da deneniyor

Anadolu’da kışın çok sert geçen ve yazın ise toplam sıcaklığı düşük olan bölgeler dışında birçok bölgede Siyah orak incirinin yetişme potansiyelinin bulunduğunu, Adıyaman’ın Besni ilçesinde de 100 fidanla deneme üretimi yapıldı.

AJet’ten evcil hayvan taşıma kurallarında düzenleme

AJet’le artık evcil hayvanlar (kedi, köpek, kuş) sadece uçak içinde taşınacak. 8 kg ağırlık ve kafes boyutu maksimum yükseklik 23 cm, genişlik 30 cm, uzunluk 40 cm olanlar rezervasyon dahilinde uçak içine kabul edilecek. Boyut ve ağırlığı daha büyük evcil hayvanlar (kafesleriyle birlikte) artık uçak içinde ve altında taşınmayacak.

Evcil hayvan rezervasyonları

Uçuş saatinden en geç 6 saat öncesine kadar çağrı merkezi üzerinden yapılmalı. Kabul için geçerli aşı ve sağlık sertifikası zorunlu. Ayrıca seyahat edilen ülkenin istediği giriş izinleri ve belgeler de eksiksiz sunulmalı.

Yurt içi uçuşlarda: 450 TL (çağrı merkezi üzerinden 540 TL)

KKTC uçuşlarında: 600 TL (çağrı merkezi üzerinden 720 TL)

Dış hatlarda: 65 Euro (çağrı merkezi üzerinden 75 Euro)

Aktarmalı uçuşlarda ise ücret, her uçuş bacağı için ayrı hesaplanacak.

Yılda kişi başı 102 kilogram yiyecek çöpe gidiyor

Türkiye Gıda Sanayi İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, son dönemde gündeme gelen ve Türkiye’deki gıda israfının boyutlarını gözler önüne seren verilere ilişkin açıklama yaptı. Sidar, “Ülkemizde her yıl 23 milyon ton gıdanın israf edildiğine ve kişi başına yıllık 102 kilogram yiyeceğin çöpe gittiğine ilişkin veriler son derece endişe verici. Özellikle, üretilen meyve ve sebzelerin yüzde 35’inin sofraya ulaşamadan israf olması, tedarik zincirindeki süreçleri yeniden gözden geçirmemiz gerektiğini ortaya koyuyor” dedi.

Her yıl 23 milyon ton gıda israf ediliyor!

Kaan Sidar, yayınlanan son verilere değinerek israfın geldiği noktayı; “Türkiye’de her yıl 23 milyon ton gıdanın israf edildiğine ve kişi başına yıllık 102 kilogram yiyeceğin çöpe gittiğine ilişkin veriler son derece endişe verici. Bu rakamlar, ekonomik bir kayıp olmanın ötesinde açlıkla mücadele eden milyonlarca insanın var olduğu bir dünyada vicdani bir sorundur. Özellikle, üretilen meyve ve sebzelerin yüzde 35’inin sofraya ulaşamadan israf olması, tedarik zincirindeki süreçleri yeniden gözden geçirmemiz gerektiğini ortaya koyuyor” sözleriyle özetledi.

“İsrafa karşı mücadeleye destek”

Gıda sanayiinin üretimin ilk halkasından tüketicinin sofrasına kadar olan zincirin en kritik aktörlerinden biri olduğunu belirten Sidar, “Bu nedenle, gıda israfıyla mücadelede en büyük sorumluluklardan birini taşıdığımızın farkındayız. Cumhurbaşkanlığı Tarım ve Gıda Politikaları Kurulu’nun başlattığı milli uyanış hamlesini ve bu konuya yönelik çalışmalarını büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz. TÜGİS olarak, bu çalışmalara işveren sendikası olarak  destek vermeye hazırız” dedi.

 “Operasyonel süreçler iyileştirilmeli”

Gıda israfıyla mücadelede atılacak somut adımlar arasında üretim, depolama ve lojistik süreçlerinde kayıpları en aza indirecek akıllı teknolojilerin teşvikinin önemli olduğunun altını çizen Sidar, kamu ve tüketici nezdinde yapılması gerekenleri de vurguladı. Sidar, “Hane halkı düzeyinde israfın önlenmesine yönelik eğitim ve bilgilendirme kampanyalarının desteklenmesi, mevcut gıda kaynaklarının daha verimli kullanılması ve tüketim alışkanlıklarımızın gözden geçirilmesi gerekiyor. Ayrıca gıda fazlasının ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasında kanuni düzenlemelerin ve operasyonel süreçlerin geliştirilmesi önem arz ediyor”  ifadelerini kullandı.

Ev ve Ofis için Dekoratif Mumlar

Ev ve ofis ortamlarını güzelleştirmek, atmosferi sıcak ve davetkar kılmak için küçük detaylar büyük fark yaratır. Detayların başında ise dekoratif mumlar gelir. Dekoratif mumlar, mekanın havasını değiştiren, şık ve estetik dokunuşlar sunan unsurlardır. Evinizde ve iş yerinizde kullanabileceğiniz ürünler, farklı renk, boyut ve tasarım seçenekleriyle her zevke hitap eder.

Evde Sıcak ve Samimi Atmosfer Yaratın

Ev ortamında dekoratif mumlar, salon, yatak odası ve banyo gibi alanlarda kullanılabilir. Mumların yumuşak ışığı, stresli günün ardından rahatlamanızı sağlar ve evinizi daha sıcak bir hale getirir. Özellikle akşam saatlerinde yanan mum, odadaki enerjiyi değiştirir ve huzurlu bir ambiyans oluşturur. Dekoratif mumlar, ev dekorasyonunu tamamlayan unsur olarak da öne çıkar. Farklı boy ve renk seçenekleri, her dekorasyon tarzına uyum sağlar. Modern, minimalist, klasik veya bohem tarzda dekore edilmiş evde bile, uygun mum ile ortam dengeli ve estetik görünüm kazanır. Küçük masa mumları, büyük pillar mumlar veya aromalı mumlar gibi seçenekler, farklı kullanım alanlarına hitap eder.

Aromalı Mumlarla Duyulara Hitap Edin

Dekoratif mumların en keyifli yönlerinden biri de aromalı seçeneklerinin bulunmasıdır. Vanilya, lavanta, sandal ağacı gibi farklı koku seçenekleri, mekanda hoş atmosfer yaratır. Aromalı mumlar sadece görsellik sunmakla kalmaz; aynı zamanda stres ve yorgunluğu azaltmaya yardımcı olur. Evde kitap okurken, banyo keyfi yaparken veya akşam yemeklerinde kullanılabilecek aromalı mumlar, ruh halini olumlu yönde etkiler. Aromalı mumların kullanım alanı sadece evle sınırlı değildir. Ofislerde de bu mumlar, çalışma ortamına huzur ve konsantrasyon getirir. Küçük, aromalı mumlar, masanın üzerinde veya toplantı odalarında hem estetik bir görünüm sağlar hem de ortamın havasını yumuşatır.

Ofis Ortamında Dekoratif Mumlar

Ofis ortamları iş odaklı ve fonksiyoneldir. Dekoratif mumlar ortamın havasını yumuşatmak için ideal çözümdür. Minimalist tasarımlı mumlar, ofis masalarına veya ortak kullanım alanlarına yerleştirildiğinde şık görünüm sağlar ve çalışanlara küçük bir rahatlama anı sunar. Ofislerde kullanılacak dekoratif mumlar, hem çalışanlar hem de misafirler için hoş bir izlenim bırakır. Örneğin, toplantı odalarına yerleştirilen küçük mumlar, ortamı sıcak ve davetkar kılar. Bu sayede iş görüşmeleri daha samimi bir atmosferde gerçekleşir. Ofis hediyeleri kapsamında düşünüldüğünde dekoratif mumlar, çalışanlara veya iş ortaklarına verilebilecek zarif ve kullanışlı seçenek olarak öne çıkar.

Mum Kullanımında Güvenlik ve Estetik

Dekoratif mum kullanırken güvenlik de göz ardı edilmemelidir. Mumları alev alan, kolay yanabilen yüzeylerden uzak tutmak, özellikle çocuklu evlerde büyük önem taşır. Bunun yanında mumlar dekoratif objeler olarak da kullanılabilir. Bazı mumlar, hiç yakılmadan sadece şık tasarımlarıyla mekana estetik katar. Aromalı mumlar kullanıldığında, kokunun odanın tamamına yayılması ve fazla yoğun olmaması için dikkatli seçim yapmak gerekir. Doğru aromalı mum, ortamı boğmadan rahatlatıcı bir hava yaratır.

Dekoratif Mumlar ile Hediye Seçenekleri

Dekoratif mumlar, hediye olarak da tercih edilir. Doğum günü, özel günler veya iş ortamı için şık ve anlamlı hediye arayışında olanlar için dekoratif mumlar ideal seçenektir. Ofis hediyeleri kapsamında düşünüldüğünde, şık bir mum seti çalışanlar veya iş ortakları için zarif hediye olabilir. Aromalı ve estetik tasarımlı mumlar, hediyeyi alan kişiye kullanışlı ve hoş deneyim sunar. Mumlar, ofis hediyeleri ve ev dekorasyonu kategorilerinde, farklı boyut ve aromalarda sunularak her tarza uygun bir seçenek yaratır. Küçük masa mumları, büyük mumlar, aromalı ve şekilli mumlar gibi ürünler kişisel kullanım ve hediye olarak değerlendirilebilir.

Atelier Rebul ile Dekoratif Mum Seçenekleri

Ev ve ofis için dekoratif mum arayışında, Atelier Rebul geniş ürün yelpazesi ile öne çıkar. Farklı boy, renk ve aromalarda sunulan dekoratif mumlar, ev ve ofis ortamlarına uyum sağlar. Aynı zamanda ofis hediyeleri kapsamında da şık ve kullanışlı seçenekler sunan Atelier Rebul, dekoratif mum deneyimini estetik ve kaliteli şekilde yaşatır.

Antik dünyanın bilgelik merkezine yolculuk devam ediyor

Antik dünyanın önemli bilgelik merkezlerinden Klaros’ta arkeolojik kazılar, geçmişi gün yüzüne çıkarmaya devam ediyor.

İzmir’in Menderes ilçesinde yer alan Klaros Antik Alanı’nda yürütülen kazı çalışmaları, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle ve Ege Üniversitesi’nin bilimsel liderliğinde devam ediyor. Saya Holding ana sponsorluğunda gerçekleştirilen kazılar, antik dünyanın bu önemli kehanet ve bilgelik merkezini yeniden görünür kılmayı hedefliyor.

Antik bilgeliğin izinde

Klaros Kazıları, yalnızca arkeolojik bir süreci değil; aynı zamanda kültür ekonomisi, yerel kalkınma ve tarih bilinci açısından çok katmanlı bir dönüşüm sürecini de temsil ediyor. Antik Çağ’da Apollon adına kehanetlerin yapıldığı bu kutsal alanda yürütülen kazıların, bölgenin kültürel potansiyelini açığa çıkarmada stratejik bir rol oynaması bekleniyor.

Beş yıldır çalışmalar iki ana alanda yürütülüyor. Son dönemde ise Geleceğe Miras Projesi kapsamında gerçekleştirilen çalışmaların ilki, İS 1. ve 4. yüzyıllar arasında Klaros’a gelen ziyaretçilerin konaklaması için inşa edilmiş, antik dönemdeki ismiyle Katagogeion’da gerçekleştirilen kazılar. Kazıların bir diğer odak noktası ise Klaros’un güneyinde, ana kent Sahildeki Kolophon tarafında ortaya çıkarılan 50 metre uzunluğunda ve 7 mekândan oluşan Roma yapısı. Ayrıca kazı çalışmalarına paralel olarak koruma ve onarım faaliyetleri de hız kazandı.

Ipsos ABD ikinci kez kadınlar için en iyi işveren seçildi

Dünyanın önde gelen pazar araştırma şirketlerinden Ipsos, Forbes tarafından Amerika’nın Kadınlar İçin En İyi İşverenleri 2025 listesinde yer aldı.

Forbes ve Statista tarafından gerçekleştirilen bağımsız araştırmanın sonucuna göre, Ipsos, tüm çalışanlarına kişisel ve profesyonel hedeflerine ulaşmaları için gerekli desteği sunan adil ve kapsayıcı bir iş yeri olarak tanımlandı. Forbes’un ABD listesinde art arda ikinci kez listede yer alan şirket, aynı zamanda global listede de yer alıyor.

Ipsos Kuzey Amerika CEO’su Mary Ann Packo görüşlerini şu şekilde ifade etti: “Ipsos’un en büyük gücü her zaman çalışanları olmuştur. Kadınlar başta olmak üzere, Ipsos’taki herkesin büyüme, liderlik etme ve etki yaratma konusunda kendini yetkin hissetmesi çok önemli. Kapsayıcı kültüre bağlılığımız, sektörün en parlak yeteneklerini çekmemizi ve uzun yıllar birlikte çalışmamızı sağlıyor. Bu özelliği Ipsos’u yenilikçi, kalıpları yıkan ve yüksek kariyer tatmini yaşatan harika bir yer yapıyor”.

Forbes ve Statista, değişime öncülük eden ve cinsiyet eşitliğini desteklemek için çalışan şirketleri belirlemek amacıyla ABD’de yüz elli binden fazla çalışan kadınla, işverenleri ve ücretler, ebeveynlik izni, eşitlik ve kapsayıcılık konularındaki uygulamaları hakkında görüşmeler yaptı. Ipsos’un bu çalışmadaki güçlü konumu, ücret eşitliği konusundaki kararlılığını ve sektöre örnek teşkil eden aile ve ebeveyn desteği politikalarının bir sonucu. Bu aynı zamanda, kadınların Ipsos’taki kariyerlerinde ilerlemelerine destek olan mentorluk programı “Gender Balance Network” (Cinsiyet Eşitliği Ağı) gibi girişimlerin başarısını da ortaya koyuyor.

Çalışanlara yönelik inisiyatiflerin yanında, Ipsos, pazarlama araştırmaları sektöründe etki yaratmak ve reklamlarda gerçek temsiliyetin gelişmesine katkı sunmak için de çalışıyor. Medya, pazarlama ve eğlence dünyasından liderleri toplumsal cinsiyet önyargısını ortadan kaldırmak amacıyla bir araya getiren SeeHer inisiyatifinin ilk araştırma üyesi olarak, müşterilerine daha adil bir medya ortamı şekillendirmelerine destek veriyor.

Pazardaki öncü yaratıcı optimizasyon çözümü Creative|Spark aracılığıyla Ipsos, kadınlar ve kız çocuklarını içeren tüm reklamları değerlendirmek için Gender Equality Measure® (GEM) çerçevesini uyguluyor. Bu veri odaklı yaklaşım, markalar ve ajansların önyargıları tespit edip azaltmalarını sağlayarak kadınların ve kız çocuklarının nasıl tasvir edildiği ve görüldüğü konusunda anlamlı bir değişim yaratıyor. Ipsos, bu hareketi ilerletmek amacıyla ANA ve SeeHer ile birlikte otantik reklamcılığın itici güçleri üzerine liderlik çalışmaları yayımlıyor.

Şirket aynı zamanda bu alanda ilerleme ve gelişmeyi hızlandırmak amacıyla çeşitli kuruluşlarla da iş birliği yapıyor. Amerika’da Reklam Araştırmaları Vakfı’nın (ARF) genç araştırmacılar için düzenlediği WIDE programına, ARF Genç Profesyoneller ve ARF Kadın Analitikçiler koalisyonuna aktif olarak katılıyor. Ayrıca The Female Quotient ile kurduğu ortaklıkla, bilgiyi güç haline getirmeyi amaçlayan çeşitli girişimlere yatırım yapıyor; sektörün sistematik değişim ve kalıcı etki yaratan içgörülerle güçlenmesini destekliyor.

Ipsos Türkiye CHRO’su Yaprak Kılıççı ise bu konudaki görüşlerini şöyle dile getirdi: Forbes tarafından Amerika’nın Kadınlar İçin En İyi İşverenleri 2025 listesinde yer almak, Ipsos’un kapsayıcı ve eşitlikçi yaklaşımının güçlü bir göstergesi. Bu vizyon, Ipsos’un faaliyet gösterdiği tüm ülkelere yayılıyor. Türkiye’de de bu kültürü en iyi şekilde yansıtacak adımları atıyoruz. Ipsos’un düzenli olarak takip ettiği Cinsiyet Eşitliği Endeksi’nde, Ipsos Türkiye olarak en yüksek skora sahip ülkeyiz. Bu endekste kadın oranı, hem toplamda hem de tüm seviyelerde; ücret artışları, bonus oranları ve terfi süreçlerindeki eşitlik gibi pek çok kriter değerlendiriliyor. Türkiye’de %70’i kadınlardan oluşan bir şirket olarak, eşitlik, temsil ve güçlenme kültürümüzün ayrılmaz bir parçası. Çalışanlarımızın, özellikle kadınların, büyüme, liderlik etme ve etki yaratma konusunda kendilerini güçlü hissetmeleri bizim için temel öncelik. 12 kişilik İcra Kurulumuzun 8’inin kadın olması da bu kararlılığın en somut göstergesi.

Destek verdiğimiz araştırma projelerimizle de eşitlikçi yaklaşım için çalışıyoruz. Çalışma hayatına ara veren kadınların yeniden çalışmaya dönmesine destek olmak için çalışan YenidenBiz ile bir çalışma gerçekleştirdik. İşe ara veren kadınların geri dönüş yolculuklarını araştırarak önemli içgörüler sağladık. KAGİDER ile yürüttüğümüz Kadınların İş Gücüne Katılım ve Girişimcilik Eğilimi Araştırması’nda Kahramanmaraş’taki girişimci kadınların ihtiyaçlarına göre eğitim içeriklerinin geliştirilmesine destek olduk. Payda Derneği ile ise iki yıldır kız çocuklarının eğitimde eşit fırsatlara sahip olması için projeler gerçekleştiriyoruz.

Hibrit çalışma modelimiz ve yılda iki ay tamamen uzaktan çalışma imkânımız, kadınların iş ve özel yaşam dengelerini korumalarına önemli ölçüde katkı sağlıyor. Esnek çalışma uygulamalarımız, çalışanlarımızın hem profesyonel hedeflerine odaklanabilmelerini hem de kişisel yaşamlarında ihtiyaç duydukları zamanı yaratabilmelerini mümkün kılıyor. Bu yaklaşım, özellikle ebeveynler ve bakım sorumluluğu olan çalışanlarımız için büyük bir destek sağlarken, iş hayatında uzun vadeli bağlılığı ve verimliliği de artırıyor. Ipsos Türkiye olarak, kapsayıcı ve destekleyici çalışma ortamımızla yetenekleri çekmeye, geliştirmeye ve güçlendirmeye; yarattığımız güven ortamı sayesinde uzun yıllar birlikte üretmeye devam edeceğiz.