Avrupa’nın kapısı 1 Temmuz’da açılacak

Avrupa’nın kapısı 1 Temmuz’da açılacak

Avrupa Birliği, Türkiye’nin de içinde yer aldığı üçüncü ülkelere, sınırlarını 1 Temmuz’da açıyor. Avrupa Birliği’nin sınırları 1 Temmuz’a kadar Türkiye’ye kapalı kalacak. AB içişleri bakanlarının yaptığı toplantıda, Fransa’nın teklifi kabul edildi. Buna göre, Avrupa Birliği’nin üçüncü ülkelere dönük seyahat uyarısı 1 Temmuz’a kadar devam edecek. AB Komisyonu önümüzdeki hafta konu ile ilgili daha detaylı bir öneri yapacak. AB ülkeleri ise aralarındaki seyahat kısıtlamasını Haziran ayı sonunda tamamen kaldıracak. İspanya dışında bütün AB ülkeleri sınırlarını 15 Haziran’dan sonra açıyor. İspanya ise 1 Temmuz’a kadar kapalı bırakıyor. Pratikte pek çok ülke diğerleri ile sınır kısıtlamalarını kaldırdı.

Güvenli Turizm Sertfikası alan oteller

Güvenli Turizm Sertfikası alan oteller

Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı, Koronavirüse karşı ‘Güvenli Turizm Belgesi’ alan ve belge için başvuran otelleri listesini açıkladı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, 131 maddeden oluşan ‘Güvenli Turizm Sertifika’ kriterlerini 10 Mayıs’ta açıklamıştı.

TGA’nın sitesinde yayınlanan listeye göre, bugüne kadar ‘Güvenli Turizm Sertifikası’ almak için başvuran otel sayısı Türkiye genelinde 239.

Belge almak için başvuran restoran sayısı 38’ken, belge alan işletme sayısı ise şimdilik 1 olarak açıklandı. Belge alan ilk restoran ise İstanbul-Beşiktaş’a bulunn CZN Burak Hatay Medeniyetler Sofrası oldu.

Sertifika alan oteller

Crowne Plaza-Antalya: Kaf Otelcilik

Eresin Sultanahmet-İstanbul: Eresin Otelcilik

Eresin Taksim&Premiere Otel-İstanbul: Eresin Otelcilik

Gönlüferah Oteli-Bursa: Gönlüferah Turizm

Grand Park Lara-Antalya: Az Otel İşl.

Hotel Bilkent-Ankara: Bilintur

Khan Otel-Antalya: Güncem Turizm

Newpark Otel-Ankra: Yenipark Turizm

Ramada Plaza Konya: Aydın Ünlüer Turizm

Sueno Deluxe Belek-Antalya: Telerko Turizm

PTT’den  Dünya Çevre Gününe özel pul

PTT’den  Dünya Çevre Gününe özel pul

PTT AŞ, “Ekosistem Köprüsü” görseline yer verilerek hazırlanan “Dünya Çevre Günü” konulu tek değerli anma pulu ve ilk gün zarfını 5 Haziran 2020 tarihinde tedavüle sundu.

Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT AŞ) tarafından, tedavüle sunulan “Dünya Çevre Günü” konulu, 3,00 TL bedelli (100×60 mm boyutunda) anma pulu, söz konusu pula ait (140×210 mm boyutunda) 5,00 TL bedelli ilk gün zarfı PTT iş yerlerinde, PTT AŞ’ye ait www.filateli.gov.tr web adresinde ve filateli cep uygulamasında satışa çıktı.

Ayrıca PTT, koronavirüs salgınından dolayı toplum sağlığını korumaya destek olmak, PTT iş yerlerinde yoğunluk yaşanmasını önlemek ve müşterilerin filatelik işlemlerini PTT iş yerlerine gelmeden yapabilmeleri için çalışmalarını sürdürüyor. ilk gün zarfını posta damgası ile talep eden müşterilere, www.filateli.gov.tr adresinden ürünün tedavül tarihi itibari ile 6 ay içerisinde satın alınması halinde posta damgalı olarak gönderilebilecek. Müşterilerin hazırlanan filatelik ürünler için ilk gün damgası ve posta damgası talepleri, 3 ay içerisinde iletildiği takdirde karşılanacak.

Metro Türkiye gıda kaybını yüzde 50 oranında azaltmayı hedefliyor

Metro Türkiye gıda kaybını yüzde 50 oranında azaltmayı hedefliyor

Dünya nüfusunun büyümesine paralel olarak artan gıda talebi sebebiyle gıda atığı ve israf konularındaki çalışmalar pandemi dönemi ile birlikte tekrar gündeme geldi. Gıda atığının önüne geçmek için üreticilere ve tüketiciler de dahil olmak üzere sektördeki tüm oyunculara büyük sorumluluk düşüyor. Metro Türkiye 2025 yılına kadar gıda kaybını yüzde 50 oranında azaltmayı hedeflerken, yeme-içme sektöründeki işletmelere gıda atığı konusunda öneriler sunuyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) Türkiye’de gıda kaybı ve israfına yönelik yaptığı çalışma Türkiye’de yılda yaklaşık 26 milyon ton gıdanın israf olduğunu ortaya koyuyor. Gıda israfındaki ürünlerin başında meyve ve sebzeler geliyor; bu ürünlerin yüzde 53’ü tarladan tüketiciye ulaşana kadar israf oluyor. 2019 yılı sonu itibarıyla 350 bin öğüne denk gelen 164 ton gıda bağışı gerçekleştiren Metro Türkiye’nin bu alandaki temel hedefi 2025 yılına kadar gıda kaybını yüzde 50 oranında azaltmak. Türkiye’de faaliyet göstermeye başladığı 1990 yılından günümüze HORECA’nın bir numaralı iş ortağı olma vizyonuyla hareket eden Metro Türkiye, gıda atığına yönelik yaptığı çalışmaların yanı sıra mutfağa dönüşte restoran ve işletmelere de gıda atığı konusunda da öneriler veriyor.

Mutfağa dönüş sürecinde gıda atık kontrolü yapabilmek ve gıda atığını en aza indirmek için işletmelerin: Servis öncesi aksiyonları için sunum ve porsiyonların boyutunun doğru belirlemesi Tercih edilmeyen ürün ve gıdaların da menülerinden kaldırması, Porsiyonların hangi ölçüde tüketildiğini ve hangi menülerin tercih edildiğini analiz etmesi, Yiyeceklerin neden ve hangi koşulda atığa dönüştüğünün ve en çok hangi ürünlerin israf olduğunun analizini yapması ve satın alma işlemlerini buna göre düzenlemesi gerekiyor.

 

Eker online marketini açtı

Eker online marketini açtı
Eker, dijital ekosistemi büyüten bir girişime imza atarak e-ticaret sitesi EKER MARKET’i kurdu. EKER MARKET sayesinde ürünler, Eker’in kendi dağıtım ekibi tarafından, Eker soğutuculu araçlarıyla fabrikadan taze taze tüketicilere ulaşıyor. Eker ayran, yoğurt veya kefir çeşitleri ile birlikte sitede; peynir, kaşar peyniri, tereyağı gibi kahvaltı çeşitlerinden, profiterol, supangle, keşkül veya höşmerim gibi tatlı çeşitlerine kadar keşfedilecek pek çok lezzet bir arada sunuluyor.

COVID-19 döneminde yatırımlarına devam eden ve operasyonlarını yeni e-ticaret sitesi EKER MARKET ile genişleten Eker, ürünlerini seven takipçilerine kendi online satış ve dağıtım kanalıyla direkt hizmet veriyor. Tüketiciler, EKER MARKET’e https://market.eker.com adresinden erişebiliyor.

Nestlé Türkiye “Artan Gıda Geleceğimizdir”  

Nestlé Türkiye “Artan Gıda Geleceğimizdir”

Dünyanın lider beslenme, sağlık ve iyi yaşam şirketi Nestlé, yaşam kalitesini artırmak ve daha sağlıklı bir geleceğe katkıda bulunmak amacı doğrultusunda önemli bir adım attı. Gezegenimizi korumak ve gelecek nesiller için daha temiz bir çevre bırakmak amacı ile sosyal teknoloji girişimi Fazla Gıda ile bütüncül atık yönetimi kapsamında iş birliği yaptı. Artan Gıda Geleceğimizdir sloganıyla yürütülen güç birliği sayesinde bugüne kadar 1.554 ton gıda israfı ve 735 ton karbon salımı engellendi, 900 bini aşkın artan ürün israf olmadan ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı.

Dünyanın 187 ülkesinde varlık gösteren ve 114 yıldır ülkemizde faaliyetlerini sürdüren Nestlé, iklim değişikliği ve gıda atığı ile mücadele etmek için teknoloji çözümleri üreten bir sosyal girişim olan Fazla Gıda ile, bütüncül atık yönetimi kapsamında iş birliği yaptı. Bugün ülkemizde 4 fabrikasında 10 kategoride 800’ün üzerinde ürün sunan Nestlé Türkiye, Ağustos 2019 tarihinden beri yürüttüğü çalışma kapsamında, artan gıda ürünlerinin tamamını Fazla Gıda’nın uzmanlığıyla çevreye ve topluma geri kazandırıyor.

Yaz Aleyna Tilki ile geliyor

Yaz Aleyna Tilki ile geliyor

Aşkın markası Cornetto, yazın habercisi olarak görülen ve heyecanla beklenen şarkısı için bu yıl da Aleyna Tilki ile anlaştı.

Cornetto ile yaza merhaba diyen Aleyna Tilki, “Güneşin içimizi ısıttığı, yazın habercisi güzel günlerin geldiğini Cornetto ile müjdeliyoruz.” diyerek, yeni şarkısının bu ay çıkacağını duyurdu.

Her yaz heyecanla beklenen, yazın müjdecisi Cornetto şarkısı, bu yıl da Aleyna Tilki’den… Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da Cornetto ile yaza damgasını vuracak olan  Aleyna Tilki, sosyal medya hesabı üzerinden sevenlerine seslenerek, yeni şarkısının yolda olduğunu duyurdu.

Cornetto’nun yeni ürünü UniCornetto’nun masalsı dünyasını anlatan şarkı, gençleri aşklarının peşinden koşmaları için cesaretlendirecek.

Ergenlerde teknoloji bağımlılığı

Ergenlerde teknoloji bağımlılığı

COVID-19 virüsünün biranda ortaya çıkmasıyla beraber hayatlarımız son birkaç aydır tabiri caizse “tepetaklak” oldu. Her gün seyirci olduğumuz can kayıpları, yaşadığımız karantina günleri ve sokağa çıkma yasakları duygu durumumuzu olumsuz yönde etkilerken bazı davranışlarımızda da artışa sebep oldu. Bu dönem artan olguların en başında teknoloji bağımlılığı geliyor. Teknoloji bağımlığının tanımı nedir? Çocuk ve ergenlerde bu tarz bir bağımlılığı engellemek için ebeveynlere düşen roller nelerdir?

Bağımlılığın İngilizce karşılığı olan “addiction” kelimesi Latince “addicere”den gelmektedir. Addicere ise “tutsaklık” demek. Dolayısıyla herhangi bir şeye karşı geliştirilen bağımlılık o şeyin tutsağı olmak anlamına gelmektedir. Bağımlılık deyince akla ilk gelen sözcükler sigara, alkol ve uyuşturucu olsa da aslında bağımlılığın yelpazesi bir hayli geniş. İnsan hayatı boyunca sigara, alkol ve uyuşturucunun dışında, kumar, internet, teknoloji, alışveriş, seks, şeker, kafein ve hatta başka bir insanın bağımlısı olabilir. Teknoloji ve internet bağımlılığı pandemi öncesinde zaten ciddi anlamda bir sorun haline gelmişken evde kalma sürecinde yetişkinlerin yanısıra özellikle çocuk ve ergenlerde de teknoloji ve internet kullanımı ne yazık ki normal sınırların fazlasıyla dışına çıktı.

 

Teknoloji bağımlılığını birkaç cümle ile tanımlamak gerekirse:

  • Biyolojik değil davranışsal bir bağımlılıktır.
  • Kişi ile teknolojik aletin iletişimi sonucu ortaya çıkar.
  • Diğer bağımlılıklarda olduğu gibi mahrumiyete bağlı kaygı yaşanır.

Bağımlılığın sinsi oluşma süreci teknoloji bağımlılığı için de geçerlidir. Her şey “masum” bir zevk alma ile başlar. Zevk alan kişinin beyninde bu zevk anlarına dair şemalar oluşur. Dolayısı ile kişi zevk veren olgudan uzak olsa da en ufak bir uyaranla bu şemalar aktive olur. Kişi o hazzı yaşamak için zevk veren şeyi yeninden kullanır/yapar/yaşar. Bu tekrarlar çoğaldıkça alışkanlık meydana gelir. Alışkanlığın sonucunda da bağımlılık gelişir. Bu süreç kiminde uzun zaman alsa da bazen bağımlılığın oluşması çok daha kısa sürelerde gerçekleşebilir.

İnternet kullanımı, 2013 yılında “Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı DSM-5”de  “İnternet Oyun Bozukluğu” başlığı altında resmi olarak bir rahatsızlık olarak kabul edilmiştir. İnternete ait diğer uygulamaların problemli kullanımını içerdiği uzun zamandır tartışılmaktadır dolayısıyla yakın gelecekte oyun dışında diğer kullanımların da bir rahatsızlık olarak tanımlanması çok da şaşırtıcı olmayacaktır. Günümüzde ve özellikle pandemi sürecinde ergenlerdeki teknoloji bağımlılığı akıllı telefonlarla bağdaştırılmaktadır. Bunun en önemli sebeplerinden biri kullanılan telefonların birer statü sembolü haline gelmiş olmasıdır. Eskiden okul ya da arkadaş çevresi gibi unsurlar kimlik oluşturmayı tanımlarken bugün gençler birbirilerini kullandıkları telefona göre sınıflandırabilmekteler. Bunun yanısıra akıllı telefonlar sağladıkları uygulamalarla önemli bir sosyalleşme aracı görevi gördükleri gibi, oyun oynayabilme, fotoğraf ve video çekebilme özellikleriyle vazgeçilmez bir eğlence aleti haline de gelmişlerdir. Sayesinde gençlerin kendilerine ait bir dünya yaratabildikleri bu avuç içi kadar aletlerin son derece kolay ulaşılabilir olmaları da onlara olan bağımlılığı arttırmaktadır. Bu bağımlılığın yalnızlıkla döngüsel bir ilişkisi vardır. Yalnız hisseden genç telefonuna odaklanır, bu odaklanma (bağımlılık) yalnızlığı tetikler. Kırılmadığı takdirde sürekli devam eden bir kısırdöngünün oluşması kaçınılmazdır.

Teknoloji bağımlılığı yalnızlığı tetiklediği gibi başka rahatsızlıkların gelişmesine de yol açabilir:

 Nomophobia (NO-MObile-phone PHOBIA): Nomofobi

Herhangi bir sebepten dolayı akıllı telefon kullanımı engellendiğinde yaşanan kaygının yol açtığı durumdur. Kişi, telefona erişimi olmaması halinde kaygı, nefes alamama, stres, gerginlik ve sıkıntı gibi bir takım fobik semptomlar sergiler. Telefona ulaşması halinde rahatlama hissi yaşar.

Netless Phobia: Netlesfobi:

Benzer fobik semptomların internete erişim sağlanamaması halinde geliştiği bir durumdur. Kişilerin gittikleri yerde wi-fi olup olmadığını sorması, otel vs gibi seçimlerde wi-fi özelliğinin ön planda tutulması gibi davranışlar gelişir.

Text neck: Cep telefonu boynu fıtığı:

Akıllı telefonların mesajlaşma, sosyal medya takibi ya da oyun oynama özelliklerinden dolayı kişinin uzun süreli ekrana bakması ve buna bağlı olarak boyun bölgesinde gelişen rahatsızlıktır. Kişi bu hastalığa bağlı olarak boyun ve omuz ağrıları çeker, duruş bozuklukları gelişir ve gün sonunda yaşanan aşırı yorgunluk gözlenir.

 

Teknoloji ile kuşatıldığımız bu çağda çocuk ve gençleri hedef alan bu bağımlılığı engellemek ebeveynlere düşüyor. Peki ebeveynler bu hassas konuda neler yapabilirler?

Kullanım çizelgesi hazırlayın: Sınır koymak her zaman işe yarar. Çocuğunuzun internet, televizyon ve bilgisayar kullanımını kademeli olarak sınırlandırmak önemlidir. Bu konuda yesilay.org tarafından önerilen süreleri kullanabilirsiniz.

Alternatif aktiviteler belirleyin: Bağımlılığı önleme ya da var olan bağımlılıkla baş etmenin önemli araçlarından biri odak dağıtmaktır. Çocuğunuza teknolojiye alternatif aktiviteler (spor, sanat ve müzik dallarından birine yönelmek gibi) önerin. Beraber yapacağınız ortak aktiviteler (piknik yapmak, sinemaya, maça gitmek gibi) bulun.

Model olun: Onlara kısıtlama ve kurallar koyarken bu kurallara en başta kendinizin uyduğundan emin olun. Örneğin yemek masasında akıllı telefon kullanımını yasakladıysanız kendi telefonunuzu da ortadan kaldırın.

Yetişkin gibi davranın: Çocuklarınıza birer yetişkinmiş gibi davranın. Teknolojinin kontrolsüz kullanımının yol açacağı zararları, bağımlılık riskini net ve açık bir dille anlatın.

Akıllı telefon ya da tabletleri teselli ya da susturmak için kullanmayın: Günümüz şartlarının en büyük getirisi olan tahammülsüzlük ebeveynlerin hatalı davranışlarına yol açabiliyor. Bu davranışlara bir örnek de ağlayan ya da susmayan çocuğun eline verilen telefon ve tabletler. Bizim ileriyi çok düşünmeden sığındığımız bu “sözde kurtarıcı”ların daha sonra bağımlılık yaratan unsurlar olacağını kendinize sıkça hatırlatın.

Gözlemleyin: Çocuğunuzun teknoloji ile ne kadar vakit geçirdiğini gözlemeden bilemezsiniz o yüzden bıkmadan, usanmadan fakat özel alanını çok ihlal etmeden gözlemleyin.

Akranları ile görüştürün: Çağımızın teması ve teknoloji bağımlılığın tetiklediği yalnızlığı engellemek için çocuklarınızın arkadaşları ile görüşmesi için fırsatlar yaratın. Gerekirse diğer ebeveynlerle bir araya gelip farklı programlar organize edin.

Aile içinde olumlu ve demokratik ortam yaratın: Kural ve yasakları olabildiğince olumlu bir ortamda şekillendirin. Bazı kuralları çocuklarınızla beraber tasarlayın. Ne kadar teşvik edici olursanız kurallara uyumsuzluğu ve sınır ihlalini engelleme olasılığınız o ölçüde artar.

 

Ve son olarak,

SEVGİNİZİ GÖSTERİN ve TUTARLI OLUN! Tüm bu önerileri bir müddet uygulayıp bir müddet sonra bırakırsanız ya da uygulamada tutarsızlık sergilerseniz çabanız boşa gider. Tutarlı olup çocuklarınıza onlara olan sevginizi her fırsatta dile getirirseniz bir ebeveyn olarak açamayacağınız kapı yoktur.

Şehnaz Tuna – Klinik Psikolog

sehnaztuna72@gmail.com

Balparmak doğal balın izini sürüyor

Balparmak doğal balın izini sürüyor

Balparmak, tüm tüketicilere doğal balın kovandan sofraya izini sürme fırsatı sunuyor. Artık yediğiniz balın analiz raporunun yanı sıra balın içinde hangi bitki ve çiçeklerin özü olduğunu da öğrenebileceksiniz. Bunun için Balparmak ambalajlarında yer alan QR kodu akıllı telefona okutmanız yeterli!

Dünyada ilk defa bir gıda maddesinde, Balparmak’ın kullandığı priospot sistemi sayesinde tüketici, satın aldığı balın analiz raporunun yanı sıra balın kaynağının hangi çiçek ve bitkiler olduğu bilgisine rahatlıkla ulaşabiliyor. Bunun için tüketicinin Balparmak ambalajlarında yer alan QR kodu akıllı telefonuna okutması yeterli oluyor.

Ürünlerle ilgili bilgilere akıllı telefonun yanı sıra, www.balparmak.com.tr/neden-analiz-edilmis-bal adresindeki forma QR kod üzerindeki rakamlar girilerek de erişilebiliyor.

Limak Otelleri huzurlu ve sağlıklı bir tatil sözü veriyor

Limak Otelleri huzurlu ve sağlıklı bir tatil sözü veriyor

Limak International Hotels & Resorts grubu, salgınına karşı bir “Hijyen Manifestosu” yayınladı. Grup, misafirlerine tatillerinin başlangıcından sonuna kadar huzurlu ve sağlıklı bir tatil sözü veriyor…

Limak International Hotels & Resorts grubu, çalışanlarının ve misafirlerinin sağlığı için koronavirüs pandemisi sürecinde yaşanabilecek olası salgın risklerinde karşı hijyen ve temizlik önlemlerini artırdı.

Limak International Hotels & Resorts grubu Türkiye ve Kıbrıs’taki toplam 8 otelde uygulanmakta olan standartlara ilaveten pandemi nedeni ile gerekli tüm hijyen önlemlerini aldığını duyurdu.

Konuyla ilgili bir “Hijyen Manifestosu” yayınlayan şirket, misafirlerinin tatilinin başlangıcından bitişine kadar mükemmel, huzurlu ve sağlıklı geçmesi için her detayı düşünerek hizmet verecek.

İnsan odaklı hizmet anlayışıyla ilk günden bu yana çalışmalarını sürdürdüklerine dikkat çeken Limak Turizm Grubu Koordinatörü Kaan Kavaloğlu, ‘’Koronavirüs vakasının ülkemizde ilk defa tespit edildiği andan itibaren oluşturduğumuz Kriz Yönetim Birimi, Departman İçi Komiteler ve İşyeri Sağlık & Güvenlik Ekibimiz ile gündemi ve gelişmeleri yakından takip ediyoruz” dedi.