Mikro devletler

Kugelmugel, Sealand ve Zakistan’ın ortak noktası hepsinin birer mikro-devlet olması. Kendi pasaportları ve para birimleriyle, ilan edilmiş prenslikler ve cumhuriyetler. Elbette hiçbiri resmi olarak tanınmıyor.

 

1 Akzivland

1971’de buldozerler İsrail’in kuzey sahillerindeki evini yıkmak için geldiğinde Eli Avivi tam zamanında yetişti ve durumu protesto etmek için 1971’de kendi devleti Akzivland’ı kurdu. Bir kamp ve müzeye sahip olan küçük mülk bugün turistik bir cazibe merkezi. Şansınız varsa Avivi pasaportunuzu damgalayacaktır.

 

2 Zakistan Cumhuriyeti

New Yorklu sanatçı Zaq Landsberg, 11 yıl önce Utah’da iki ücra araziyi satın aldı ve Zakistan Cumhuriyeti’ni kurdu. ABD’den bağımsızlık ilan etti. Bu, “toprak mülkiyetinin ve egemenliğinin sınırlarını ne kadar zorlayabileceğini” görme amacını taşıyan bir sanat projesi. Su başlıca ihraç kalemi, milli hayvanı kalamar. Boş araziyi robot nöbetçiler koruyor ve insanlar ziyaret için sıraya giriyor.

 

3 Sealand Prensliği

Muhteşem bir okyanus manzarasına sahip bu mikro-devlet iki tenis kortu büyüklüğünde. Paddy Bates ve ailesi, İkinci Dünya Savaşı’nın Kuzey Denizi uçaksavar kalesi Roughs Towers’ı 1967’de ‘işgal’ etti ve birkaç yıl sonra bağımsız bir devlet olarak ilan etti. İngiltere ile Fransa arasında yer alan, herhangi bir devlet tarafından tanınmayan Sealand’in yine de kendi bayrağı, para birimi var ve bugün Prens Michael tarafından yönetililiyor.

 

4 Kugelmugel Cumhuriyeti

Viyana’nın ünlü Prater parkında bir çitle çevrili küre şeklindeki ev Avusturyalı sanatçı Edwin Lipburger tarafından inşa edilmiş. Kugelmugel’in internet sayfasına göre burası dünyanın en küçük devleti ve 650’den fazla vatandaşının “sergilere ücretsiz erişimi” var. Devletin sitesinde “Kugelmugel’de hoş karşılanırsınız” yazılı.

 

5 Molassia Cumhuriyeti

BM tarafından ne yazık ki dikkate alınmayan, kendini cumhuriyet ilan etmiş bir başka yer Nevada’daki Molassia. Başkanı ise Kevin Baugh. 2017’de 40. kuruluş yıldönümünü kutlayan ‘cumhuriyet’ diğer bazı mikro-devletleri tanıyor. Kaliforniya’da ‘kolonileri’ var ve 2009’da plastik alışveriş torbalarını yasaklama kararı aldı.

 

6 Christiania özgür kasabası

Danimarka hippileri için bir rüya gerçekleşmiş ve Christiania’nın 1971’de Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da bir askeri arazide oluşmasıyla belki de en bilinen mikro-devlet ortaya çıkmış. Tüm Avrupa’dan sanatçılar, idealistler ve toplumun dışında kalmışlar bölgeyi özerk ilan ettiler.

 

7 Uzupis Cumhuriyeti

Uzupis Cumhuriyeti’ni 1997’de sanatçılar Litvanya’nın başkenti Vilnius’un yakınında kurdular. Diğer birçok mikro-devlet gibi kendi bayrağı, para birimi, başkanı, marşı ve anayasası var. Maddelerinden biri “herkesin benzersiz olma hakkı var” bir diğeri “mutsuz olma hakkı”. Bağımsızlık günü, şaka değil, 1 Nisan.

 

8 Forvik Egemen Devleti

Yıllık 25 euroya “bir pasaport ve Forvik’in karından pay sahibi” olmanızı sağlayan üyelik başvurusunda bulunabilirsiniz. Stuart Hill, Shetland’daki Forvik adacığını bağımsız bir hükümdarlık olarak ilan etti. Forvik Gulde para birimini tasarladı ve parlamento (Ting) kurdu. İngiltere’nin kuzeyinde bulunan adacığın havası oldukça rüzgarlı ve yağmurlu.

 

Tolga Atalay ile Chef&Chef konuğu Kemal Demirasal “Türk’e Türk yemeği tattırmak yerine gastro turizmine destek verelim”

“Türk’e Türk yemeği tattırmak yerine gastro turizmine destek verelim”

 

Bu ayki Chef&Chef konuğum mutfağın karizmatik şefi Kemal Demirasal… Mesleğe nasıl başladığını mutfak maceralarını konuştuk. Umarım beğenirsiniz. Ben onla sohbet emekten çok mutlu oldum.

 

KEMAL DEMİRASAL
–Kemal Şef nerelisin? Kaç yaşındasın? Bu mesleğe nasıl gönül verdin. Bu tutku ve yeteneğin nerden geliyor. Bu meslekte birinci nesil misin? Yoksa aileden bir şeyler sana geçti mi?
Aslen İzmirliyim. Yaşımda 37 oldu. İzmirliyim ama ailece windsurf sporuna olan tutkumuzdan dolayı 1991 yılından beri Çeşme’de yaşıyoruz.

Profesyonel olarak birinci nesilim. Evde her zaman güzel yemek pişerdi. Birazda çok zor beğenen bir sofra kültürümüz vardı. Pilav biraz fazla pişsin, köftenin suyu biraz kaçsın, kimse yemezdi.
Birde tabii ki çalışan anne ve babanın oğlu olunca, okuldan eve erken gelmek ve aile için evde yemek hazırlamak bana düştü. Yemek yapmak o zamanlar biraz oyun, biraz eğlence hemde biraz gereklilik oldu.
–Kariyerin ilk iş tecrübeni doğru kronolojide paylaşır mısın?
1996–2006 Yılları arasında ProfesyonelWindsurf Sporcusu ve 7 yıl Türkiye Şampiyonluğu, 2009 Yılında İlk Barbun Restaurant kuruluşu, 2011 Yeni Yüzüyle Modern Barbun Restaurantın açılışı. 2013 Alancha Projesi’nin Hayata Geçirilmesi, 2015 Alancha İstanbul Projesinin hayata geçirilmesi,  2017 YEK ve Atelier MALT projesinin hayata geçirilmesi, 2017 YEK SERAMIK markasının hayata geçirilmesi(Tasarım ve Kurucu Ortak), 2018 PEAK TALKS Organizasyonu (Fikir Ortağı ve Kurucusu) 2018 Single FIN yellow BEACH projesinin işletmeciliği, 2018 Blue FIN SEAFOOD&GRILL projesinin hayata geçirilmesi, 2018 KODADI ÇIRAK belgeseli, Eylül ayında yayına giriyor olacak

–Yıllar önce Barbun ile yenilikçi gastronomi hareketini ilk başlatanlardansın. Bu akımın karşılığı Türkiye’de yeteri kadar var mı? Küreselleşme sürecinde artık hedefimiz Türkiye kadar Dünya’nın her yerinde bir Türk olarak var olmak. Bugün yüksek gastronomi mekanı açsan nerede açardın?
Ülkemizde maalesef yenilikçi gastronomi anlayışı çıkışı ile plato dönemine girmesi bir oldu. Çok zengin bir mutfak kültürümüz var, ancak bunu pazarlıya bildiğimiz bir gastro turizm alt yapımız yok. Hal böyle olunca Türk’e Türk yemeğinin modernini satmakta kolay olmuyor. İlgili olan var mı? Evet var. Ama markaları küreselleştirecek, sürdürebilir kılacak bir ekonomisi olduğu bence söylenemez. Türk mutfağının yurt dışında alıcı bulması çok normal ve giderek artacağını düşünüyorum. Zira tüm dünyada sadece Türk mutfağına değil, Orta Doğu mutfağına büyük bir ilgi var. Bu doğrultuda markaların küreselleşme amacı ile stratejik olarak yurtdışına yatırım yapmaları çok doğru bir hamle olacaktır. Bir diğer yandan İstanbul gibi maliyetlerin tavan yaptığı bir metropol ile Londra gibi bir destinasyonun yatırım maliyeti, gelir gider dengesi,  yatırım geri dönüş hızı, kişi başı ortalama harcama miktarları kıyaslandığında Türk bir yatırımcı için bile İstanbul yerine yurt dışına yatırım yapması çok daha mantıklı olacaktır. Doğru adreslerin Londra, Cenevre gibi adresler olduğunu düşünüyorum.
–Şu anda Çeşme’de bir çok mekan açtın. Bunlardan bahseder misin?
Mekan adeti çok olsa da aslında birbirini tamamlayan projeler. Atelier MALT, aslında köy meydanında sosyalleşme içerikli bir gastro pub, yemekler çok iddialı değil, ancak pub kültürüne uygun, yenilikçi lezzetler. Bira yemek uyumuna önem vererek hazırladığımız bir menü içeriği var. Yine de fritöz ve kızartma içerikler yerine, daha günümüz mutfağını lezzet ile yorumlamaya çalışıyoruz.
–Singlefin neler yapıyorsunuz?

Singlefin işletmesinin bu sene gündüz beach işletmesini yapıyoruz. Burada hem sporculara yönelik hemde ‘basit olan güzeldir‘ anlayışı ile bir menü hazırladık. Yapmaya çalıştığımız şey ise, bilinen yazlık klasik tarifleri çokta yorum yapmadan doğru malzeme, doğru tarif ve içerik ile hazırlamak.

Örnek vermek gerekirse Grek yada Yunan salata olarak bilinen bizdeki karşılığı da en yakın olarak çoban salata olan bu salatı Yunanistan’da çok defa yemişimdir. İçeriğindeki malzemeler bellidir ve değişmez. Ancak Türkiye’de bu tarif bile o kadar dejenere ediliyor ki, içine mısır koyanını bile gördük. Bu kadar basit ve genel geçer bir tarifi doğru uygulamak bile, günümüzde zor bir iş haline geldi. Bizde bu klasikleri koruduğumuz bir iş yapmaya çalışıyoruz.
–Yek hikayesi nedir?
Yek aslında Ege projesi, Ege projesi ama Ege yemekleri projesi değil. Özellikle bölgemizdeki pazarlardan, balıkçılardan, kasaplardan ve güvendiğimiz tedarikçilerden aldığımız sezonundaki malzemeler ile bir sofra ve menü hazırlıyoruz. Çok iddialı bir manifestomuz, yeni Anadolu mutfağı gibi bir bakış açımız yada Avangart bir duruşumuz yok. Kısacası yaptığımız işte Ege’nin ruhu gibi biraz rahat ve telaşsız.
–O zaman, menü bol miktarda yeşillik içeriyor?

Sezonunda ot ve sebze menüde yerini alıyor. Bir çok noktada da birbirinden ayrı dünyaları malzemelerini bir araya getiriyoruz. Örneğin çok iyi bir kefal yumurtası olarak bilinen bottarga ile çok iyi bir manda peynirini aynı tabakta buluşturuyoruz. Amacımız Füzyon yapmak değil. Füzyon bir restoranda değiliz. Amacımız iyi ve adil üretildiğine emin olduğumuz malzemeleri ve üreticileri desteklemek aslında.
–Şu anda hangi işletmelerin var? Konseptleri nelerdir?
Yukarıda saydığım işletmeler dışında bir de yavru bir işletmemiz var. Bluefin. Adı Bluefin ancak soyu azalmakta olan bu balığı tabii ki menümüzde servis etmiyoruz. Burası 40 kişiye servis verebilen, deniz kenarında küçük bir balık restoranı. Menüde Ege mezeleri, ızgarada deniz mahsulleri ve balık var. Single Fin işletmesinin içinde açtığımız yeni bir restoran ve sadece akşamları servis veriyoruz.
–Yeni projelerin var mı?
Şuan yok, hali hazırda Kod adı çırak belgeseli ile gastronomi adına yeni bir bakış açısı getirecek bir proje için kolları sıvadık. Çok yakında ekranlarda izleyici ile buluşacak.

–Genç şeflere yaratıcı şef olma hakkında bir metodoloji verir misin? Aslında artık sende orta yaşa doğru adım atıyorsun?
Orta yaş olduğumuz kesin. Bence şef olmak konusunda büyük bir yanılsama dönemindeyiz. Bunu en iyi anladığımız yer ise mutfak, çünkü artık gençler başarı hikayesi olmuş şeflerin mutfaklarına değil, hayat şekillerine hayran olup bu işe giriyorlar. Sanki hepimiz Pollyanna gibi çiçek böcek toplayıp, keyifen mutfaklarda iş yapıyoruz. Hal böyle olunca mutfak okullarından çıkan öğrencilerin ne iş yapmaya hevesi, ne çalışacak gücü ve sabrı oluyor. Çok ciddi bir kültür şoku yaşayıp bir çoğunun maalesef havlu attığını görüyoruz. O yüzden bu işe gireceklerin belki de eğitimini bile almadan önce 1 hafta bir restoranda gidip bir staj yapsınlar.
Mezun olan şef adayları içinde düşüncem, başkalarının değil kendi hayatlarını ve hayallerini yaşamaları, ancak o zaman gerçek ve özgün mutfak ortaya koyabilirler. Modern ve geleneksel arasında bir tercih yapmak yerine, kendilerini ifade edebilme yetilerini geliştirmek, içsesini dinlemek bu işte başarıya giden en önemli adım diyebilirim.
–Sen bir menü veya tabağın hikayesinde yola çıkarken bu süreç nasıl oluyor? İlham nereden hangi an çıkıyor?
İlhamın nereden çıkacağı gerçekten belli olmuyor. Bazen bir nalbur dükkanına giriyorsun, orada mutfakla hiç alakasız bir malzeme bile ilham olabiliyor. Önemli olan ilhamın nerden geldiği kadar ilhama yön verebilmek, içinde kaybolmamak. İçeriğin çizgilerini, ne için yola çıktığını ve nereye varmak istediğini iyi belirlersen, zaten yanlış bir fikre adım atman çok mümkün olmuyor. Ve şayet olmayacak bir fikirse de, zaten çizgilerin önceden belirlenmiş bir yapıda, çok hızlı bir şekilde elenip gidiyor.
Yine aynı şekilde eskiden bende aynı hataya düşmüş olsam da, şeklin içeriğin önüne geçmesine artık asla izin vermiyorum. İçerik iyiyse zaten şeklen güzelleştirmek elimizde, ancak sırf elitizim  ve şekilcilik için içerikten ödün vermemek iyi bir tabağa giden en kısa yol.

Titanic İstanbul’da yeni otel açtı

 

Titanic Hotels hızla büyümeye devam ediyor. Turizm sektöründe yatırımlar yapmaya devam eden firma, Titanic Downtown Beyoğlu ile şehir otelciliğinde bende varım dedi.

Yatırımlarına devam eden Titanic Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aygün, çok merak edilen Mardan Palace hakkında bilgide verdi. Mülk sahibiyle el sıkıştıklarını, bankanın cevabını beklediklerini ifade etti.

THY, Küba’ya 50 bin kişiyi uçuracak

 

Türkiye’de Küba turlarına son dönemlerde artan ilgi Türk Hava Yolları THY’nın Havana’ya olan uçuşlarına doping etkisi yarattı. Türk Hava Yolları’nın direkt İstanbul’dan Havana’ya uçuşlar yapması da Küba’ya giden Türk vatandaşı sayısında artışa yol açtı. Bu yıl sonuna kadar THY’nin yolcu taleplerindeki artışla Havana’ya yolcu rakamı 50 bine ulaşacak. 13 saat 10 dakika süren İstanbul-Havana uçuşu sonrası aynı uçak Venezuela’nın başkenti Karakas’a devam ediyor.

Toprak Turizm’den Hanlar Yurdu Gezisi

Toprak Turizm tarafından organize edilen Özbekistan ve Kırgızistan’ı kapsayan tur Türk dünyasının kültürünü tanıtıyor. 16.Türk Dünyası Sosyal Bilimler Kongresi, kapsamında yapılacak konferansa 40’ın üzerinde öğretim görevlisinin konuşmacı olarak katılacak. Konferanların ardından Semerkant, Buhara, Taşkent gibi Türk dünyasını ve kültürünü anlatan şehirlere kültür turları yapılacak.  Gezi 3-10 Eylül arası.

Laboratuvarda üretilen et 2021’e hazırlanıyor..

 

Laboratuvar ortamında yapay olarak et üreten şirket, ürünün 2021’e kadar piyasa sürülebilmesi için 7 buçuk milyon avro fon aldı. Dünyanın kök hücre yoluyla elde edilmiş sığır etinden yapılmış ilk hamburgerini 5 yıl önce üreten Hollandalı “Mosa Meat” şirketi, restoranlara laboratuvar ortamında üretilen et satmaya yönelik planlarını sürdürmek için kaynak aldığını açıkladı. Merkezi Holland’nın Maastricht kentinde olan Mosa Meat, çoğu Almanya merkezli ilaç üretici şirketi Merck KGaA’nın Hollanda’daki bağlı kuruluşu “M Ventures” ve İsviçre merkezli “Bell Food Group”tan olmak üzere 7 buçuk milyon avro aldıklarını belirtti. Yapay etin üretimi için canlı hayvandan alınan hücre örneklerini kullanan Mosa Meat yetkilileri, 2-3 yıl sonra endüstriyel ölçekli üretime geçerek, bir hamburger köftesini yaklaşık 1 dolara mal etmeyi amaçladıklarını ifade etti.

Zıpkın; Alaçatı’ya damgasını vurdu

Bundan beş yıl önce İstanbul Arnavutköy’de başlayan Zıpkın hikayesi bu sezon Alaçatı Port’da devam ediyor. Bu yaz kapılarını açan Zıpkın, hizmeti, lezzeti ve kalitesi ile Alaçatı’ya damgasını vurdu. Erhan Görücüoğlu’nun sahibi olduğu Zıpkın Restoranın konsept danışmanlığını Tolga Atalay yaptı.

Çeyrek asırlık bir dostluğa sahip olan Tolga Atalay ve Erhan Görücüoğlu bu projede de harikalar yarattılar.

 

Tolga Atalay’ın gözünden Zıpkın ve Erhan Görücüoğlu;

Dünyada Erhan Görücüoğlu’na en çok yakışacak mekan Zıpkın’ın olduğunu söyleyen Atalay, “Görücüoğlu balık ve deniz hastası. Ton balığından kılıç balığına kadar her tür balığı avlamış, ayıklamış, pişirmiş bir deniz hastası. Türkiye’de kaç kişi Alaska’da gece -21 derecede kral yengeç avına çıkmıştır. Kaç kişi Tampa’da zıpkın ile köpek balığı avlamıştır. Erhan bunları yapan ender insanlardandır ”dedi.

Zıpkın Alaçatı Port;

Zıpkın Alaçatı Port, İstanbul’a göre daha sayfiye ruhunda bir mekan. Krem, bej ve beyaz renklerinin hakim olduğu iç mimarisi ile bizleri alıp Saint Tropez’in 1960’larda hitap ettiği yat burjuvazisinin havalarını hissettiriyor. Mekanın 50 kişilik iskelesinin dışında çok şık bir sahil üzeri oturumu mevcut. Hani vardır ya daha ana yemeğe gelmeden “puronuz var mı” diye sorduğunuz mekanlar, işte bu o mekanlardan.

Menü dingin ve berrak lezzetlere sahip. Zıpkın’ın olmazsa olmazı olan günlük ve dolap görmeyen meze kültürü. Tabii ki bu kural Alaçatı Port’da devam ediyor. Deniz mahsullerinde ne çıkarsa mantığına devam ediliyor. Kimi gün deniz kestanesi, kimi gün ise deniz yıldızı bile yenebilir. Sashimi ve traditoların servis edildiği ve imza ürün olarak ahtapot tandır, balık pastırmasından paçanga böreği gibi kendi lezzetlerini sunan bir mekan. Müdavimler Zıpkın’a hem karadan hem de denizde ulaşabiliyor. Bu güzel ve deniz severlere has mekanda mükemmel bir kokteyl menüsü de mevcut. Her hafta 2 ayrı kokteyl sunan mekanda sebzeler ve otlar bölge köylerindeki teyzelerden toplanıyor. Tatlılara gelince bir Çeşme klasiği olan ada sakızlı muhallebi kazandibinin yanı sıra çifte kavrulmuş kepekli tahinli profiterolde, balık sonrasında farklı bir tatlı çözümü olmuş. Küçük bir not; rezervasyon yapmadan gitmeyin. Hafta arası bile yoğun olan lezzet durağında yer bulamayabilirsiniz.  Şimdiden afiyet olsun.

Carême Restaurant’ta sağlıklı bir mola

 

Wyndham Grand İstanbul Levent’in bünyesinde hizmet veren Carême Restaurant, beslenme konusundaki trendleri takip ederek menüsünü güncellemeye devam ediyor. Sağlığına önem veren insanlar için menüsüne eklediği düşük kalorili alternatiflerle tercih edilen Carême Restaurant, İstanbul’un gözde mekanlarından biri olmayı sürdürüyor.

Menüsünde yer alan sağlıklı atıştırmalıklar ile formuna düşkün herkese hitap eden Carême Restaurant, sağlıklı yaşam tutkunları için hazırladığı tarifler ile menüsünü zenginleştiriyor.

Çağın getirdiklerine göre menüsünü güncelleyen arême Restaurant, hazırladığı sağlıklı alternatiflerle formuna dikkat eden herkesin ilk tercihi oluyor. Farklı atıştırmalık ve salatalardan oluşan sağlıklı alternatiflerle de beğeni toplayan arême Restaurant; şekersiz chia pudinglerin, meyveli ve sebzeli smoothielerin, kinoalı salataların, detoks sularının ve yulaflı tariflerin yoğunlaştığı menü sunumlarıyla da göz dolduruyor.

Sağlıklı alternatifleri tadarak keyifli bir gün geçirmek isteyen herkesi Carême Restaurant, Wyndham Grand Levent’e davet ediyor.

Akdamar Kilisesi’nde 3 yıl sonra ayin yapılacak

 

Van’ın Gevaş ilçesinde bulunan ve adayla aynı adı taşıyan Akdamar Kilisesi’nde güvenlik gerekçesiyle 3 yıldır iptal edilen ayin bu yıl yapılacak.

9 Eylül’de yapılacak olan ayin için hazırlıklar devam ederken, kente ayin için 200 bin turistin gelmesi bekleniyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2005 yılında restorasyon çalışmaları başlatılan Akdamar Kilisesi’nde restorasyon çalışmalarının tamamlanması ardından 2007 yılında uluslararası törenle ‘Anıt Müze’ olarak açıldı.

Kültür ve Turzim Bakanlığı tarafından yaklaşık 4 milyon lira harcanarak restore edilen ve yılda bir kez ibadete açılan tarihi Akdamar Kilisesi’nde ilk ayin 95 yıl aradan sonra 19 Eylül 2010’da yapıldı. En son 2014 yılında yapılan ayin için yurt içinden ve yurt dışından binlerce turistler Van’a geldi.

3 yıl aradan sonra ilk defa 9 Eylül’de gerçekleştirilecek

Daha sonraki yıllarda güvenlik gerekçesiyle iptal edilen ayin, 3 yıl aradan sonra ilk defa 9 Eylül’de gerçekleştirilecek. Gevaş Belediye Başkanı Sinan Hakan, Akdamar Adası’nın Van’ın ve Gevaş’ın dünyaya açılan kapısı olduğunu söyledi.

En güzel yaz ayakkabısı Espadrilles

 

Düz espadrilles ve kama espadrilles daha iyi yaz ayakkabı var mı?  Tabi ki yok. Bu hafif ayakkabılar, herhangi bir sorun olmadan gündüzden akşama kadar size hem konforu hemde şıklığı bir arada sunuyor.

Espadrilles, ipin tabanları ve geleneksel olarak bir kanvas kumaş ile yapılmış olsa da, aynı zamanda bu trendi yaratan bazı şaşırtıcı düz espadrilller buldum. Gündelik olaylar için son derece rahat ve şık bir seçenek olabilirler…  Yarı resmi etknlikler içinde espadrilles kullanılışlı olabiliyor.

 

Espadrilles nasıl giyilir

Espadrilles, dokunmuş ip tabanları sayesinde tekrarlanan görünümleriyle, genellikle daha rahat bir ayakkabı olarak kabul edilir. Üst kısım genellikle tuvalden yapılmış olsa da, tanımlayıcı özellik tekdir, bu yüzden bugünlerde daireler, slip-ons, sandalet ve daha fazlası olarak tasarlanmış espadrilles görürüz. Espadrilles düzlükler, takozlar ve hatta platformlar olarak gelebilir, bu yüzden bir yükseklik bağımlısı olsanız bile sizi memnun edecek bir çift bulacağınızdan emin olabilirsiniz.

Tasarımcılar, daha zarif ortamlara uyan çiftler oluşturmak için adımlar atıyor olsa da, Espadrilles genellikle gündelik gündüz gezileri için daha uygundur. Buna rağmen, en klasik kama espadrilles bile muhtemelen sadece yarı resmi bir gündüz olayı, bir tatil resmi olay, ya da şık bir gündelik olay için uygun olacak.

 

 

  1. İspanyol Flair ile Espadrille Takozlar

Bu zarif espadrille takozlar gündüz gündüz ve akşam eğlenceleri arasında mükemmel bir köprüdür. Onlar rahat bir 2.5-inç kama topuğa ve hem stil hem de rahatlık için bileğin etrafında saran bir kurdele var. Şeftali, sarı ve siyah renkte geliyorlar ve onların kaliteli olduklarını biliyorsunuz çünkü İspanya’da üretiliyorlar.

 

  1. Logo Nakışlı Colorblock Flat Espadrilles

Şık deri kullanan sofistike iki tonlu tasarım sayesinde bu muhteşem düz espadrilller bile ofislere takılabilir. Daha gündelik durumlar için, denim-deri karışımını tercih edebilir veya gümüş ve lacivert tasarımıyla her şeyi yapabilirsiniz.

 

  1. Püskül Ayak Bileği-Kravat Düz Espadrilles

Bu düz espadrilles tatlı kadınlıktan hoşlanır. Toz pembe renkli süet ile yapılır ve yemyeşil bir püskül ile dekore edilmiştir. Ayak bileği etrafındaki şerit, görünümün sıkı bir şekilde sofistike olmasını sağlar.

  1. Gucci Platformu Espadrilles

Bu başka bir çift İspanyol yapımı kama espadrilles. 4 inçlik bir topuğa sahip olmasına rağmen, çizgili bir deniz tasarımı ve açık uçlu bir cephesi sayesinde rahat bir vibe korurlar.

 

  1. Taraklı Süet Platformu Espadrilles

Bu Chloe platformu espadrilles, onları unutulmaz kılan üç eşsiz unsurun bir kombinasyonudur. Kadınsı taraklı kenar tasarımı, retro-fütürist platformu ve sıradan espadrille tasarımı, dikkat çekici bir ayakkabı yapmak için bir araya geldi.

 

  1. Bu platform kama espadrilles, çok tatlı ve eğlenceli, gerçekten onları kaçırmak istemezsiniz. Hem kama hem de platformun yanı sıra ayakkabının kumaşını da yansıtan sevimli bir kiraz ve arı tasarımıyla bezenmiştir.

 

  1. Süet Bağcıklı Düz Espadrilles

Süet, espadrilles için tuvalden biraz daha zarif bir seçenektir, bu da bu muhteşem düz espadrill’lerin, şık olanlar da dahil olmak üzere her türlü gündüz vakti için çalışabileceği anlamına gelir. Hardal rengi parlak ve eğlencelidir, ayak bileği etrafındaki kurdele ise bir dokunuş katmaktadır. Bu ayakkabıların arkası açık, bu yüzden en sıcak günlerde bile serin kalabilirsin.

 

  1. Logo İşlemeli Düz Espadrilles

Bu sıradan düz espadrilles için siyah veya beyaz seçin. Saint Laurent logolu markalı ürünler, sadece gerçekten basit ama iyi yapılmış bir ürünün tükenebileceği havalı ve pahalı havayı yayarlar. Bir çift chino şort ve bir polo ile mükemmel şekilde eşleştirilip, botla geçirilen bir günde giyilirlerdi.

 

  1. Dokuma-Halat Düz Espadrille Eğitmenler

Bu düz espadrilles, şık ve ultra rahat bir görünüm için sportif bir tasarımı daha organik bir tarzla birleştirir. Siyah ve parlak pembe detaylarla pembemsi pembeler ve sportif bir görünüm için kot veya şort ile giyilebilen düz, dokuma ip taban.

 

  1. Ruffled Düz Espadrilles

Michael Kors’un bu kayma düz espadrilles’leri süper elverişli ve aynı zamanda şık bir vibe için de çalışabilirler. Bu ultra-kadınsı dokunuş için karıştırılmış olan klas siyah deriden yapılmıştır.

 

  1. Espadrille Kama Sandalet

Ugg gibi markaların itibara rağmen yeni ve şık bir şey yaratmak için çaba sarf etmesini görmek her zaman güzel. Bu, kara listeye alınacak kadar karanlık ve kaygan olduğu için muhtemelen bu listede takoz espadrilles için en güzel seçeneklerden biri.

Onlar rahat bir iki inç topuk ve ayak bileği etrafında saran sağlam ama güzel bir kurdele ile geliyorlar. Koyu mavi, lacivert veya krem ​​rengi olan bir çift seçebilirsiniz.

 

  1. Kaplan Nakış Düz Espadrilles

Kenzo’ya benzersiz ve sinirli olacak şekilde kayma düz espadrilles yapmak için güvenin. Küçük bir dil-yanak arayan bir modacı, bunları sevdiğinden emin olabilirsiniz. Ön taraftaki markanın renkli kaplanıyla işleniyorlar ve mükemmel sokak stili için üç renk seçeneğiyle geliyorlar.

 

  1. Boho-Chic Espadrille Takozlar

Bu kama espadrilles sadece uygun ayakkabılardır. Onlar son derece zarif, 3.75 inç topuk ve sıcak tonlu süet ile yapılır. Onlar yuvarlak bir basık ayak parmağı ve ekstra dişilik ve sınıf için bileği etrafında bağlayan bazı kordon var. Onlar sıradan bir kıyafeti oynatmanın zahmetsiz bir yoludur.