18. Kadıköy Türk Sanat Müziği Beste yarışması

Kadıköy Belediyesi’nin Türk Sanat Müziği’ne yeni eserler kazandırmak, bestecileri özendirmek ve motive etmek amacıyla düzenlediği 18. Kadıköy Türk Sanat Müziği Beste yarışmasında ödüller sahiplerini buluyor.

13 Mayıs Pazartesi saat 21:00’de Caddebostan Kültür Merkezi’nde düzenlenen ödül töreninde seçici kurul tarafından belirlenen ilk 3 eser sahibine ödülleri verilecekken, finale kalan 10 esere de plaketleri takdim edilecek. Ayrıca salonda bulunan izleyiciler de yapacakları oylama ile “İzleyici Özel Ödülü”nü belirleyecekler.

Kadıköy Türk Sanat Müziği Beste Yarışması ödül töreni müzisyen Melda Kuyucu Kılıç’ın vereceği konserle son bulacak.

Katılımınızdan memnuniyet duyarız.

Tarih: 13 Mayıs Pazartesi

Saat: 21:00

Yer: Caddebostan Kültür Merkezi

Vural Çakır; Türkiye imajı Yönetilebilir mi ?

Brand City

Vural Çakır; Türkiye imajı Yönetilebilir mi ?

 

Fransa’da asgari ücret 1520 Euro düzeyinde. Türkiye’de asgari ücret 320 Euro düzeyinde. İlave olanakları da sayarsanız Fransa’da bir asgari ücretli olmak,  Türkiye’de orta düzeyde bir çalışan olmaya göre daha yüksek gelir sağlıyor. Satın alma gücü ile ağırlıklandırıp biraz daha iyimser sonuç bulsan bile işin özü değişmiyor.  Gelişmiş ülkeler ile kalanlar arasında yaşam standart farkı çok yüksek. Fransa bunun ileri örneklerinden.

Birçok nedeni var. Bu yazı bunların en önemlisi için.

Türkiye’deki herhangi bir vatandaş günlük hayatında yaptığı tüketim aktiviteleri ile Fransa’daki, ABD’dek deki veya gelişmiş bir başka ülkedeki asgari ücretliyi sübvanse ediyor.  Daha yüksek ücretlileri de elbette.

Sabah kalktıktan, gece yatıncaya kadar yaptığın tüketim aktivitelerini şöyle bir düşün:  banyoda kullandığın şampuan, telefonun, kullandığın aplikasyon, arama motorun, kahvaltıda tükettiğin ürünler, bindiğin araba, giydiklerin, giysileri yıkadığının deterjan, bilgisayarın…

Bunların çoğu yabancı bir markadır. Çoğu gelişmiş ülkelerden biri kaynaklıdır. Uzunca bir süredir dünyanın global bir köy olduğu, şirketlerin küresel olduğu ideolojisi egemen olsa da, aslında her şirketin bir merkez ülkesi vardır. Tükettiğin bütün o markaların da tabi.

Satın aldığın birçok ürün için bir pay o şirketlere ve o şirketlerin merkez ülkesine akar. Böylece planetin dört bir köşesinden sabah akşam başka köşelerine kaynak transferi olur.  Bazı ülke vatandaşları da diğer başka ülke vatandaşlarından daha iyi yaşarlar

Hepsi tarihsel bir sürecin sonucudur. Sanayi devrimini ve sonrasını iyi başaran ülkeler, öncü ürünler ve öncü markalar yaratıp, küresellik ideolojisi ile birlikte dünyaya yaymışlar. Dünya aynı tür hayatların yaşandığını, benzer tüketimler için aynı markaların tüketildiği “global bir köy “ olmuş.  Rekabeti teşvik eden, oligopolleşme karşıtı yasalar arttıkça, ilginç bir şekilde pazarlar daha fazla paylaşılmış.

Aynı küreselleşme ideolojisi bu paylaşılmış pazarda gelişmiş ülkelere tek bir çıkış yolu önerebiliyor: “Sen de kendi markalarını yarat, global markaların olsun”.

Türkiye 1 kg ihracatı 1,36 dolara yapıyor.  Sudan ucuz. Ürün katma değerinin düşüklüğü ve tabi marka değerinin olmayışı.

Paylaşılmış pazarlarda yeni markalar yaratmak çok zor bir iş. Yüksek düzeyde ve ısrarlı yatırımlar, çok odaklanmış sabırlı stratejiler gerektirir.   Böyle stratejiler için Türkiye’nini Ülke olarak marka değerinin, ya da Türkiye itibarının yükselmesi de şart.

Zaman zaman alevlenip sonra küllenmeye yüz tutan bir konu Türkiye marka değerinin yönetilmesi. En yalın ifadesi dünyanın özellikle satın alma gücü yüksek ülkelerinde sıradan insanların Türkiye denince pozitif bir çağrışıma sahip olabilmesi diye anla.

Zemin böyle oluşur. Devletler arası ilişkiler çeşitli gel gitlerle yürüyebilir.  Ama kamuoylarının Türkiye hakkıında pozitif çağrışımlara sahip olması 1 kg ihracat değerimizin, hiç olmazsa 4 dolara yükselmesi için, ilk bakışta çok anlaşılmasa da esaslı bir zemin sağlar.

Peki, şimdi ne aşamadayız. Özellikle satın alma gücü yüksek ülkelerdeki kamuyou nezdinde Türkiye ne çağrıştırıyor. Ülke olarak, Türkiye kökenli ürün ve markalara atfedilen imajlar olarak? Durum nedir? Nerelerde ne kadar güçlü veya zayıfız?

Hiç kuşkusuz zayıf olduğumuz birçok yan vardır. Bunların hepsini bir anda değiştiremeyiz de. Ama değiştirebileceklerimiz de olacaktır elbette, istediğimizde yapabileceklerimiz.  Şimdilik az olsa da güçlü yanlarımız da çıkacaktır.  Belki de güçlü yanlara dayanarak ilerleriz.

Evet, Ama önce bilmeliyiz. Bilmeliyiz.

Araştırma tekniklerini daha profesyonelce kullanarak Türkiye imajını anlamalı ve geliştirilmesini de bir yönetim performansı ölçüsü yapabilmeliyiz.

Paylaşılmış pazarlarda Türkiye kökenli markalara yer açmak Dünya’da, Türkiye’ye sempati ile bakan tüketici sayısını artırmadan olmaz.

 

 

 

 

 

 

 

Ekrem İmamoğlu Kadıköylülerle buluştu

İSTANBUL’UN BAŞKANI KADIKÖYLÜLERLE KUCAKLAŞTI

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kadıköy Belediyesi’ni ziyaret etti. Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı’nı tebrik eden İmamoğlu, Yüksek Seçim Kurulu(YSK)’nun Pazartesi vermesi beklenen kararına dair “Kimsenin hakkını yemeyiz ama hakkımızı da asla yedirtmeyiz. Bu anlayışla; hak, hukuk, adalet anlayışıyla sizden bir karar bekliyoruz” dedi.

ODABAŞI’NI MAKAMINDA ZİYARET ETTİ

Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı’nı makamında ziyaret eden İmamoğlu, seçim başarısı nedeniyle Odabaşı’nı tebrik etti. Kadıköy Belediyesi çalışanları ile de selamlaşan İmamoğlu belediye binası önünde toplanan Kadıköylülere seslendi. İmamoğlu’na eşi Dilek İmamoğlu’nun yanı sıra CHP’li belediye başkanları ve CHP milletvekilleri de eşlik etti.

ODABAŞI: ONLARCA YILIN ARDINDAN İBB BAŞKANI KADIKÖY BELEDİYESİ’Nİ ZİYARET ETTİ, MUTLUYUZ

Belediye bahçesinde kurulan platforma ilk olarak Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı çıktı. Odabaşı, günün önemine vurgu yaptı ve şunları söyledi: “Kadıköy, bugün daha mutlu ve daha gururlu. Onlarca yılın ardından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Kadıköy Belediyesi’ni, Kadıköy’ü ziyaret ediyor. Bunun anlamı çok farklı. Onlarca yıldır merkezi hükümet ve büyükşehir belediyesi tarafından üvey evlat muamelesi gören Kadıköy için, Ekrem İmamoğlu’nun Kadıköy’ü ziyaret etmesi düşünüldüğünden daha önemlidir. Sizi daha büyük bir yerde ağırlamak isterdik; Evlendirme Dairesi otoparkı İBB’nin, Yoğurtçu Parkı İBB’nin, eski Salı Pazarı İBB’nin… Artık Kadıköy’ün hakkını Kadıköylüye verirsiniz diye düşünüyoruz. Daha çok Kadıköy diye yola çıkmıştık, Kadıköy yetmez İstanbul’u da kazanıp Ekrem İmamoğlu’nu başkan yapacağız demiştik. Bir hayalimizdi bu, bugün bu hayal gerçek oldu. Sırada daha büyük düşler var.”

“EVLERDE İFTAR AÇACAĞIZ”

Platforma yoğun alkışlar eşliğinde çıkan İmamoğlu, Kadıköy’de olmaktan çok mutlu olduğunu belirterek “Biz İstanbul’un 39 belediye başkanına eşit şekilde yaklaşacağız, hepsini kucaklayacağız. İhmal edilmiş ne varsa telafi edeceğiz. Kadıköy’ün de sorunlarını biliyoruz. Hiçbir belediyeyi ayırt etmeyeceğiz. Ne çektiyse memleket partizanlıktan, kötü dilden çekti. Biz hepsini yok edeceğiz. O dili kullanmayacağız. O dili kullananlar siyasi alanda meydan bulamayacaklar” dedi. Ramazan ayını tebrik eden İmamoğlu, “Komşularınızı iftara davet edin. Bir çorbayı paylaşın. Bir komşunuza iftara gidin. Ben on yıldır beş yıldızlı otellerde sofralara gitmiyorum. Size de tavsiye ediyorum. Evlerde iftar açacağız. Ben pazartesi akşamı Sultanbeyli’de rastgele bir kapıya gidip iftar açacağım. Birileri bu şehrin yaşayanlarını ayırmaya çalışsa da biz birleşeceğiz. Ramazan ayının iyilik ayı olduğunu 16 milyon insanımız yaşayacak. Ramazanda yardımlaşırken bir şartımız var. Bu eldeki bir yardımı bu el görmeyecek. Kimsenin kalbini incitmeyeceğiz. Kimsenin ruhunu da incitmeyeceğiz” dedi.

VATANDAŞ MİTİNGE KAZIYLA GELDİ

İmamoğlu’nun konuşması sırasında bir vatandaşın kazlarıyla mitinge gelmesi komik diyaloglara neden oldu. Konuşması sırasında kalabalığın içindeki kazı fark eden İmamoğlu, İBB Meclisi’nin topal-ördek benzetmesine atıfta bulunarak “Kazın ne işi var burada. Beni kutlamaya mı geldi? Vallahi kaz bile beni kutlamaya gelmiş. Bütün canlılar bizim. Topalmış değilmiş yok öyle bir şey. Canları sıkılmasınlar korkmasınlar” dedi.

“KARGALAR GÜLER”

YSK’nın Pazartesi günü vermesi beklenen karara dair de konuşan İmamoğlu şöyle devam etti: “Pazartesi gününe atılmış bir YSK süreci var.Diyorlar ki bu millet İstanbul’un 39 ilçesinde 25 ilçede bize oy verdi. İlçe Belediye başkanlarını seçti. Mecliste çoğunluğuz diyorlar. Aynı zarfa atılan oylarda İstanbul Büyükşehir Belediye oylamasında usulsüzlük var diyorlar. Buna kargalar güler”. İstanbul’da ulaşım ve su indirimine yönelik atılan adımları anlatan İmamoğlu, “Öğrencilerin kartı 50 lira olacak. Annelerimiz çocukları 4 yaşına kadar ulaşım ücretsiz olacak.Suyumuzu kademeli olarak yüzde 40 ve yüzde 50 indireceğiz” şeklinde konuştu.

“BİZİ DAVET ETMESİNLER BİZ DAVET EDECEĞİZ, BU ANLAYIŞI BİTİRECEĞİZ”

Çamlıca Cami’nin açılışına davet almamasına yönelik başlayan tartışmalara ilişkin “Polemik oldu onu da söyleyeyim.Çamlıca cami ya da başka eserler biz bu memlekete bizi yönetsin diye insanlar seçiyoruz. Biz bu şehre bizim işimizi yoluna koysun diye belediye başkanları seçiyoruz. Kimse kendi cebinden bu şehirlere yatırım yapmıyor. Bu memleketin parasını çarçur etmeyeceksiniz. Bizi davet etmesinler biz davet edeceğiz. Bu anlayışı bitireceğiz. Bu ülkenin her yatırımı bu ülkenindir.” dedi. İmamoğlu konuşmasına şu sözlerle devam etti: “İnşallah yanlış yapan yöneticilerden olmayacağız. Biz bu ülkenin huzuru için bu şehirden bütün ülkeye sevgi göndereceğiz, saygı göndereceğiz. Bu ülkenin, bu şehrin bütün nimetlerini bölüşeceğiz ama asla bölünmeyeceğiz. Dolayısıyla Kadıköy Belediye başkanımıza önümüzdeki 5 yılda başarılar diliyorum. Beraber çok güzel işler yapacağız”.

“HAK, HUKUK, ADALET ANLAYIŞIYLA BİR KARAR BEKLİYORUZ”

Vatandaşların yoğun ilgisi ve sevgi gösterileri eşliğinde konuşmasını tamamlayan İmamoğlu “31 Mart seçimleriyle ilgili karar pazartesi günü verilecek. Kimsenin hakkını yemeyiz ama hakkımızı da asla yedirtmeyiz. Bu anlayışla; hak, hukuk, adalet anlayışıyla sizden bir karar bekliyoruz. Bu ülkenin demokrasi, hak, hukuk, adalet duruşu asla yıkılmayacak” dedi.

İlk iftar çocuklara

Üsküdar Belediyesi İlk iftarını çocuklara veriyor

Gerçekleştirdiği etkinliklerle çocukların dostu olan Üsküdar Belediyesi, Ramazan’ın ilk gününde çocuklara özel düzenlediği ‘’İlk Orucum İlk İftarım’’programı ile onların bu en özel gününü anlamlandıracak. Çocuklar ve aileleriyle birlikte 600 kişinin katılım göstereceği program, çocukların oruç ve Ramazan’a ilişkin farkındalıklarını artırıp, ilk oruçlarının heyecanını aileleriyle birlikte yaşamaları ve kardeşlik duygusunu özümsemelerine olanak sağlayacak.

Üsküdar’da eğitim gören tüm çocukların aileleriyle birlikte davetli olduğu programda; dualarla oruçlarını açan çocuklar, ilk oruçlarını aileleriyle birlikte unutulmaz bir deneyime dönüştürecekler

Üsküdar Belediye Başkanı Sayın Hilmi Türkmen’in katılımıyla, 6 Mayıs Pazartesi günü, Valide Sultan Gemisi’nde,İftar vaktinde gerçekleştirilecek ‘’İlk Orucum İlk İftarım’’ programında sizleri de aramızda görmekten memnuniyet duyarız.


SAAT: İFTAR VAKTİ 
TARİH: 6 MAYIS PAZARTESİ

YER: VALİDE SULTAN GEMİSİ (VALİDE SULTAN GEMİSİ İSKELESİ)

Engelsiz  hayat ve şehir

Engelsiz  hayat ve şehir

Vural ÇAKIR

Orta düzeyde  bir kültür ve vicdan için  dezavantajlı toplum kesimlerine anlayışla yaklaşmak benimsenmiş bir insani değerdir.  Ancak , bu insani değer pek  şahsi bir yükümlülük de getirmez. Biraz acıma ile karışık sempati, yeterli bir davranış  ölçütüdür.

Dezavantajlı birey, çeşitli nedenlerle hayatı  ortalama bir insandan daha zor yaşamak zorunda kalan kişi demek. Toplumsal nedenlerle  olabilir; kadınlar,mülteciler gibi. Kişisel nedenlerle olabilir; down sendromlular veya göremeyenler gibi.  Tekerlekli sandalye ile hayatını sürdürenler bu ikinci grupta  önemli bir yer tutar.

Yerel seçimleri de kapattığımız şu günlerde hem kent yöneticilerimiz ve hem de biz insan bireyler için şu ikilemi düşünmek rahatsız edici olabilir:

Engellilere sempati, ile  yaklaşıp, hele de az biraz hayırseverlik ile  vicdanlarımızı iyi mi tutacağız ?

Yoksa bir bütün olarak kenti engelsiz hale getirmeyi; yaptığımız işler her ne ise onları engellerden arındırmayı doğal,içsel bir davranış haline mi getireceğiz ?

Daha somutlayalım;   Istanbul bağdat caddesinde kaldırımdan tekerlekli sandalyesi ile giden bir omurilik felçlisi kaç mağazaya veya cafeye girebilir?   Tekerlekli sandalye geçişi yapılmadığı için kaç yere giremez ? Neden  iç dekorasyonlarına büyük yatırımlar yapan “café” işletmeleri, merdivenlerine bir rampa koymazlar ?

Nişantaşı veya teşvikiyede bir tekerlekli sandalye ile kaldırımlardan gitmek, “café”lere oturmak, bir mağazadan alışveriş etmek neden mümkün değildir ?

Eğitim,modernite gibi verilere baksanız bu semtlerden yüksek ortalamalar çıkar. Genel konuşmalarından buralardaki işletmecilerin de engellilere  sempati  ile baktıklarını çıkarabilirsiniz.

Neden bağdat caddesinde veya nişantasında yürüyen vatandaşlar burası engellilere uygun değil diye seslerini yükseltmezler ?

Alışveriş merkezleri çok şık sinemalarla doldu ? Kaçı engelliler için uygun, kaçı değil ?  İşyerleri, ofis binaları engellilerin çalışmalarına uygun olarak mı yapılmış ?  Onları iş hayatının doğal bir parçası olarak Kabul etmiş mi Şirketler ?

Binaların asansörleri engellilerin kullanımına uygun mu yapılıyor ? asansör çağırma butonları,giriş genişliği, kat düğmeleri buna ne kadar uygun ?  Omurilik felçlisi  bir arkadaş Istanbul il sağlık müdürlüğünün bulunduğu dördüncü kata  asansörle çıkılamadığını söylemişti . Oysa işlerini orada halletmeleri gerekiyor.

Geçenlerde küresel bir şirket ofislerinin tamamen engelsiz hale gelmesinin yanı sıra, insan kaynaklarının da bu şekle dönüştürülmesini hedefleyen  bir girişimi duyurmuştu. Ne aşamada, gerçekten uygulamaya geçebildi mi bilmiyorum.  İnsan Kaynaklarının dönüşümü demek şirket işe alım ilanlarından, oryantasyon programlarına kadar bir çok faaliyetin değişik engellileri kapsayacak şekilde düzenlenmesi demek.

Başa dönelim. Biraz değindiğim  engelsiz bir hayat,engelsiz bir şehir kavramının ben ve sen olarak   neresindeyiz ?  Engellilere sempati ile yaklaşıyoruz ve…

Ve  çalıştığımız işyerinin, oturduğumuz evin, bindiğimiz asansörün, gittiğimiz ‘café’nin “engelli” olup olmadığı bizi ilgilendirmiyor  mu ? Çoğunluk için rahatlıkla iddia edebilirim, evet,aynen öyle, farkında  değiliz.

Biz farkında değilsek kent yönetimleri ne kadar farkında olabilir ?   Sadece bir örnek:

Engelsizliği doğal Kabul etmiş bir kent Yönetimi bina,avm, otel, mağaza inşaat ve işletme ruhsatlarını, bu iş için uzmanlaşmış özel mimari ofislerin engelsizlik onayı olmaksızın vermez. Engelsizlik onayını sürecin doğal bir parçası haline getirir. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri içinde gördüğümüz kapsayıcı kent de burralardan geçer.

Ama, başkası üzerinden düşünmekten çok önce kendime bakmalıyım. Sorumlulukları başkası üzerinden konuşmak her zaman daha kolaydır.

“Ben bu işin neresindeyim” demeden belediye yönetimlerine topu atmak pek içime sinmiyor.

Bu nedenle herkese youtube platformunda yayın yapan “ismail’le engelsiz hayat” videolarını izlemeyi öneriyorum.

Birkaç dakikayı kişisel farkındalığa ayırmak rahatsız edecektir. Engelsiz bir şehir için önce şehirliler engellerden rahatsız olmalıdır.

Kadıköy’de yeni başkan görevi devraldı

Kadıköy’de yeni başkan görevi devraldı

 

31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimlerinde Kadıköy’de yüzde 65 oy oranı ile CHP’den Kadıköy Belediye Başkanı seçilen Şerdil Dara Odabaşı, görevi Aykurt Nuhoğlu’ndan devraldı.

 

Kadıköy’ün yeni Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı, sabah saatlerinde Kadıköy İlçe Seçim Kurulu’ndan mazbatasını aldı, ardından Kadıköy rıhtımda bulunan Atatürk Anıtı’na çelenk bıraktı. Alkışlar eşliğinde Kadıköy Belediye binasına gelen Şerdil Dara Odabaşı, başkanlık görevini eski Başkan Aykurt Nuhoğlu’ndan devraldı. Başkanlık binası önünde gerçekleşen devir teslim törenine CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, CHP Genel Başkan Yardımcıları Veli Ağbaba, Oğuz Kaan Salıcı, Onursal Adıgüzel, Tekin Bingöl, CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu, CHP Şanlıurfa Milletvekili Aziz Aydınlık, CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, CHP Parti Meclisi üyeleri Pınar Uzun, CHP Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Gülsüm Filorinalı, eski Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk, CHP Kadıköy İlçe Başkanı Ali Narin, meclis üyeleri, partililer ve belediye personeli katıldı. Şerdil Dara Odabaşı’nı eşi Rojvan, çocukları Rona ve Asmin ile annesi Nuran Odabaşı da yalnız bırakmadı.

 

NUHOĞLU: MESAİ ARKADAŞLARINA TEŞEKKÜR

2014’ten bu yana Kadıköy Belediye Başkanlığı görevini yapan Aykurt Nuhoğlu Şerdil Dara Odabaşı’nı tebrik ederek yeni görevinde başarılar diledi. Odabaşı’na çiçek takdim eden Nuhoğlu “Görevi 2014’te Selami Öztürk’ten devraldık, 5 yıl görev yaptık. Bu görevi yerine getirmenin gururu ve onuru içerisindeyim. Bu süre içerisinde hayatın her alanında insanlarla beraber olduk, birlikte projeler ürettik. Herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Gururlu ve onurlu bir şekilde görevi teslim ediyorum. Kendisine başarılar diliyoruz. Biliyorum ki çok güzel şeyler yapacak” diye konuştu.

 

ODABAŞI: KISKANANLARI ÇATLATMAK İÇİN DAHA BAŞARILI OLACAĞIZ

Kadıköy’e hizmet verecek olmanın heyecanını yaşadığını ifade eden Şerdil Dara Odabaşı “Ben çok başarılı bir belediye başkanından, Aykurt ağabeyimden görevi devralıyorum. Sosyal demokratların yönettiği bir belediyeyi devralıyorum. Benim yapacağım onların bıraktığı bayrağı daha ileriye taşımak olacak. Bundan sonra Kadıköy Belediye Başkanı olarak görevimin zorluğunun da kolaylığının da farkındayım. Herkesin gözü Kadıköy’de, kıskanılan bir belediye, kıskanılan bir kent. Biz daha iyisini yapıp, kıskananları çatlatmak için daha başarılı olacağız” dedi. Süreç boyunca kendisine verdikleri destekten ötürü eşi ve çocuklarına teşekkür eden Odabaşı, babasına “Fiziken burada değil ama gökyüzünden beni izlediğine emin olduğum babama teşekkür ediyorum” sözleriyle hitap etti. Konuşmasının ardından Şerdil Dara Odabaşı, CHP Kadıköy İlçe Gençlik Kolları Başkanı Ali Yiğit Karaca’ya CHP rozeti taktı.

Beş Yaşındaki Suriyeli Hamudi’nin Sergisi

Beş Yaşındaki Suriyeli Hamudi’nin Sergisi 20 Mart’ta sizleri bekliyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı, “Hamudi, Suriye’yi Umuduyla Aydınlatacak” başlıklı sergiyi, 20 Mart Çarşamba, saat 18.00’de, Fatih Ali Emiri Kültür Merkezi’nde açıyor. Sergide, 15 yaşındaki Suriyeli engelli ressam Muhammed Hamudi’ye ait 25 resim yer alacak.

Esed rejiminin Han Şeyhun’daki saldırılarından kaçan işitme ve konuşma engelli Hamudi, iç savaşın ilk yıllarından bu yana kendini resim yaparak ifade ediyor.

Hamudi’nin imkânsızlıklar nedeniyle resim araç gereçleri yok. O, resimlerini bulabildiğinde defterlere, diğer zamanlarda duvarlara ve çatılara kendi elde ettiği boyalarla çiziyor.

Resim Yaparak Ailesini Buldu

Hamudi, beş engelli kardeşi ve annesiyle, İdlib’de İHH İnsani Yardım Vakfı’nın yetimler için kurduğu kampta bulunan ve engelli aileler için ayrılan 20 evden birinde yaşıyor.

Hamudi’nin babası henüz savaş başlamadan (10 yıl önce) ailesini terk ediyor. Hamudi, diğer engelli kardeşleri ve annesi yaşamlarına bir şekilde devam ederken savaş patlak veriyor. Hamudi’nin bir büyüğü olan Besam ailedeki tek sağlıklı bireyken aş evine ekmek almak için giderken iki grubun çatışması arasında kalıyor. Yaralanan Besam Hamudi ile birlikte hastaneye götürülüyorlar.

Besam baygın olduğu, Hamudi ise duyup konuşamadığı için kimse nereli ve kim olduklarını bilemiyor. Hamudi, kağıt kalem alarak dayısına ulaşılabilecek bir resim çiziyor. Yetkililer Hamudi’nin resmi sayesinde dayılarına ulaşıyor ve aile tekrar bir araya geliyor. Aldığı yaralar sonucu Besam da yürüyemez hale geliyor.

Çizmiş olduğu resim sayesinde ailesine kavuşan Hamudi, o günden sonra tüm duygularını resimlere yansıtıyor.

Bakırköy’de Zülfü Livaneli rüzgarı

Bakırköy’de Zülfü Livaneli rüzgarı. Bakırköy Belediyesi’nin katkılarıyla Bakırköy Belediyesi Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşen Evrensel Müzik Topluluğu konserine Bakırköylüler büyük ilgi gösterdi.

Bakırköy Belediye Başkanı Dr. Bülent Kerimoğlu ve ünlü müzisyen Zülfü Livaneli’nin de izlediği konserde; Şef Fuat Erdener yönetimindeki Evrensel Müzik Topluluğu aralarında Zülfü Livaneli’nin 5 şarkısın da olduğu onlarca şarkıyı Bakırköylülerle beraber seslendirdiler.

Geçtiğimiz günlerde kardeşi Seyhan Livaneli’yi kaybeden Zülfü Livaneli izleyicilerden özür dileyerek,” Canımdan çok sevdiğim kardeşimi çok yakında kaybettim ve içimden şarkı söylemek gelmiyor. Ama Bakırköylülere sözüm olsun başka bir konserde şarkılarımla sizlerle birlikte olacağım. Bu akşamlık beni affetmenizi rica ediyorum” dedi.

Bakırköy Belediye Başkanı Dr. Bülent Kerimoğlu da Zülfü Livaneli’ye başsağlığı dileyerek başladığı konuşmasında şunları ifade etti: “Bakırköy’ü sanatsever Bakırköylülerin desteğiyle kültür ve sanatın başkenti yapma konusunda kararlılığımızı sürdürüyoruz. Her yıl 600’den fazla kültür ve sanat etkinliği gerçekleştiriyoruz. Önümüzdeki yıllarda kültür ve sanat merkezlerimizde;  sanatın her dalına ev sahipliği yapmaya devam edeceğiz.”

Bakırköy Belediye Başkanı Dr. Bülent Kerimoğlu daha sonra; besteleriyle, yazarlığıyla , senaristliğiyle, yönetmenliğiyle Türk sanatına ölümsüz eserler kazandıran Zülfü Livaneli’ye plaket sundu.

Adana’da Çanakkale Zaferi kutlanıyor

Adana’da Çanakkale Zaferi kutlanıyor.

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, Çanakkale Zaferi’nin 104’üncü yıldönümünü hemşehrilerinin coşku içinde kutlaması için 17 Mart Pazar akşamı Çukurova İlçesi‘nde görkemli bir konser düzenliyor. Adanalılar, Çanakkale Zaferi’ni Haluk Levent konseriyle kutlayacak

Şanlı zaferin 104’üncü yılında Haluk Levent konseri
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı Adayı Hüseyin Sözlü, 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin 104’üncü yıl dönümünde kutlamalarında ünlü sanatçı Haluk Levent’i Adanalılarla buluşturacak. 17 Mart Pazar akşamı merkez Çukurova İlçesi Güzelyalı Mahallesi Uğur Mumcu Bulvarı’ndaki ücretsiz halk konserinde Adanalı şarkıcı Haluk Levent, hit parçalarıyla büyük coşku yaşatacak.

Ücretsiz konser
Başkan Hüseyin Sözlü’nün talimatları doğrultusunda 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin 104’üncü yıl dönümünün görkemli bir konserle coşkuyla kutlanması için çalışma yürüten Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı yöneticileri, kent halkı arasındaki anket çalışmaları sonucunda ünlü şarkıcı Haluk Levent’te karar kıldı. Buna göre şanlı zaferin 104’üncü yıldönümü kapsamında sevilen şarkıcı Haluk Levent’in 17 Mart Pazar günü saat 20.00’da merkez Çukurova İlçesi akşamı merkez Çukurova İlçesi Güzelyalı Mahallesi Uğur Mumcu Bulvarı’nda ücretsiz halk konseri vereceği duyuruldu.

On binlerce katılım bekleniyor
24 yıllık müzik kariyerinde Yollarda, Bir Gece Vakti, Arkadaş, Mektup, Yine Ayrılık, Kral Çıplak, Aç Pencereni, Annemin Türküleri, Mektup, Akşam Üstü, Dostane albümlerinden parçalarını seslendirecek olan Haluk Levent, meydanı dolduracak on binlerce Adanalıyla birlikte İzmir Marşı’nı da seslendirecek.

İstanbul öykü festivaline büyük ilgi

İstanbul,  yeni bir festival daha kavuştu.   1. İstanbul Öykü Festivali Başladı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür Daire Başkanlığı ve Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi işbirliği ile bu yıl ilki gerçekleştirilen ‘İstanbul Öykü Festivali’ Kızlarağası Medresesi’nde başladı.

Enine Boyuna Öykünün Konuşulduğu Festival

Edebiyatın kadim türlerinden ve kültürümüzün vazgeçilmez bir parçası olan öykü, Türkiye’de ilk defa bir festivale tema oldu. İBB Kültür Daire Başkanlığı ile TYB İstanbul Şubesi’nin ortaklığında bu yıl ilki gerçekleşen “İstanbul Öykü Festivali”, 16 Mart’ta sona erecek. Festival kapsamında; alanında uzman isimlerin katıldığı oturumların yanı sıra; okumalar, atölyeler, sergi ve imza etkinlikleri de gerçekleşiyor. Gazeteci, yazar ve mimar Cihan Aktaş’ın onur konuğu olduğu festivalde, Ömer Seyfettin, Mustafa Kutlu ve Rasim Özdenören için de özel oturumlar düzenleniyor.

Festival TYB İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı ve onur konuğu Cihan Aktaş’ın açılış konuşmalarıyla başladı.

Açılış konuşmalarının ardından, Necip Tosun ‘Türk Öyküsünün Dünü Bugünü’ ve Ali Ural ‘Edebiyatımızın Öyküsü’ başlıklı konuşmalarını gerçekleştirdi.

Ali Ayçil’in moderatörlüğünü üstlendiği ‘Ömer Seyfeddin’ özel oturumunda ise Prof. Dr. Cüneyt Issı ‘Ömer Seyfeddin Hikâyesinde Başlık Altı Notlar’, Erhan Genç ise ‘Yerli ve Millî Bir Ses; Ömer Seyfeddin’ başlıklı konuşmalarıyla dinleyicilerle buluştular.

Başkanlığını Fatma Gülşen Koçak’ın yaptığı, ‘Şehir ve Öykü’ başlıklı oturumda; Recep Seyhan öykülerimizdeki İstanbul anlatılarına değindi.

Festivali’nin ilk günü ‘Ustaların Hikâyeleri’ başlıklı oturumla son buldu. Muzaffer Doğan’ın başkanlığında gerçekleşen oturumda; Osman Koca ‘Cahit Zarifoğlu’, Yunus Emre Özsaray ‘Necip Fazıl’, Kamil Eşfak Berki ise ‘Sezai Karakoç’ öyküleri üzerine değerlendirmede bulundu.

Okumalar, Söyleşiler ve Oturumlarla Devam Edecek

“İstanbul Öykü Festivali” ikinci günü, yarın ‘Mustafa Kutlu’ başlıklı özel oturumla, saat 11.00’de başlayacak. Bünyamin Yılmaz’ın başkanlığını üstleneceği oturumda; Salih Zengin ‘Öykümüzün Kahramanı; Mustafa Kutlu’, Mukadder Gemici ise ‘Mustafa Kutlu’nun Hikâyesi’ başlıklı konuşmalarıyla yer alacak.

Saat 14.00’teki ‘Cihan Aktaş Öykücülüğü’ özel oturumunun ardından, katılımcılarla beraber öykü okumaları gerçekleştirilecek.

Okumaların ardından, başkanlığını Fatma Kevser Sümer’in üstleneceği ‘Öykü Yazmak’ başlıklı oturumda; Güray Süngü bir konuşma yapacak.

Elif Sönmezışık başkanlığında gerçekleşecek ‘Hikâye ve Toplum’ oturumunda ise; Bekir Hergüner ‘2000 Sonrasının Hikâyesinde Tematik Yönelimler’ başlıklı konuşmasıyla yer alacak.

Festival, ‘Rasim Özdenören Öykücülüğü’ özel oturumunun ardından, ‘Dergilerde Öykü ve Öykü Dergileri’ başlıklı oturumla son bulacak.