Yazılar

Virüs bulaşma korkusu kalbi vuruyor!

Virüs bulaşma korkusu kalbi vuruyor!

Covid -19 pandemisinde yaşanan ölümler tüm dünyada korku yaratsa da, kardiyovasküler hastalıklar hala dünya çapında bir numaralı ölüm nedeni olarak yerini koruyor. Öyle ki küresel ölümlerin tümünün yaklaşık yüzde 30’unu kardiyovasküler hastalıklar oluşturuyor. Mevsimlerin kardiyovasküler olayların sıklığı üzerine yapılan çalışmalarda, özellikle sonbahar ve kış mevsimi gibi soğuk aylarda ölüm riski daha yüksek bulunmuş. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nazan Kanal, ölümlerdeki bu artışın tek bir nedeni olmadığına dikkat çekerek, “Sıcaklık değişimi, fiziksel aktivite azlığı, hava kirliliği, enfeksiyonlar ve hatalı beslenme alışkanlıkları gibi çoklu risk faktörleriyle bağlantılı oluyor. Önemli olan diğer risk faktörleri de kandaki fibrinojen, kolesterol ve vazoaktif hormonların (damar büzüşmesi nedeni olan hormonlar) soğuk aylarda yükselme eğilimi oluşudur.” diyor.

Ayrıca bir diğer faktör ise sonbahar ve kış mevsiminde mevsimsel grip ve benzeri enfeksiyonların artışıyla birlikte Covid-19’a yakalanma riskinin artması. “Bugüne kadarki tecrübeler virüs enfeksiyonu öncesi kronik sağlık sorunları olanların olmayanlara göre hastaneye yatırılma olasılığının 6 kat ve ölme riskinin 12 kat daha fazla olduğunu gösteriyor.” uyarısında bulunan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nazan Kanal, Covid-19’lu yaklaşık 3 kişiden birinde kardiyovasküler hastalık olduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Pandemi sürecinde hastanelerde daha az kalp krizi ve felç vakaları olsa da, bu tablo her iki problemin azalmakta olduğu anlamına gelmiyor. Son istatistikler, insanların hastaneye başvurularını ertelediklerini veya tamamen kaçındıklarını gösteriyor. Oysa hastane dışı ani ölüm sıklığında artış mevcut. Kalp hastalığı ve felç gibi kardiyovasküler hastalıklar hala dünyanın önde gelen ölüm nedenidir.” Peki Covid-19 pandemisinde kalp hastaları kış aylarında sağlıklarını korumak için hangi önlemleri almalılar? Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kalp Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazan Kanal kış aylarında kap hastalarının dikkat etmeleri gereken 10 kuralı anlattı, önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Sağlık kontrollerinizi ertelemeyin

Kontrollerinizi yaptırmak için pandeminin geçmesini beklemeyin. Eski normal günlere dönmek için önümüzde uzun bir yol var. Beklemeniz, geri dönüşümsüz sağlık problemi veya uzun hastane yatışlarıyla sonuçlanabilir.

Düzenli kullanmanız gereken ilaçları ve tedavileri aksatmayın

En çok da riskin arttığı bu soğuk aylarda ve pandemi ortamında kan şekeri, tansiyon, kolesterol ve tiroit gibi değerleriniz normal olmalı. Böylece tüm vücut sisteminiz daha güçlü olur.

Ani sıcaklık değişimleri damarlar için stres nedeni olabilir

Ani sıcaklık değişimleri damarlar için stres nedeni olabiliyor. Bunun sonucunda damarlarda spazm veya büzüşme atakları yaşayabilirsiniz. Çok soğukta yürüyüş yapmak, sauna, soğuğa yakın suyu olan deniz veya havuzda yüzmek ve soğuk suyla duş yapmak oldukça riskli. Soğuk havada dışarı çıkmanız gerekli olursa, kıyafetinizi sizi sıcak tutacak şekilde seçmeli ve ağır fiziksel aktiviteden kaçınmalısınız

D vitamini önemli

Pandemi nedeniyle uzun süre evde kaldınız ve artık kış mevsiminde D vitamini üretiminiz de pek olmayacak. D vitamini iskelet sistemi için önemli olduğu kadar, bağışıklık sistemi, bazı hormonların üretilebilmesi, damarlar, kalp kası ve tiroit sağlığı için de gerekli. D vitamini seviyenizi normal sınırlarda tutun.

Kilo kontrolü için çalışmanın tam zamanı

Evde kalmak çoğumuzda kilo almaya neden oluyor. İdeal kilonuzun üzerindeyseniz hem kardiyovasküler hastalıklar hem de solunum problemleri için riskiniz artıyor. Günlük kalori alımınızı düşürüp sağlıklı beslenip egzersiz yaparak kilo vermeyi deneyin. Her besinde “Sağlıklı mı ve bunu yakabilecek miyim?” diye kendinize sorun. Tek başınıza başaramayacağınızı düşünüyorsanız bir diyetisyenden yardım isteyin.

Egzersizi unutmayın

“Evde kalmak ve sosyal mesafe kuralı, hareketsiz kalmanızı gerektirmez.” diyen Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nazan Kanal, şu öneride bulunuyor: “Sağlıklı bir kalp damar sistemi için haftada 5 gün, 20-30 dakika egzersiz yapmaya özen gösterin. Evinizde veya sokağınızda maske ve sosyal mesafeye dikkat ederek yürüyebilirsiniz. İnternetteki egzersiz programlarını da doktorunuza danışıp uygulayabilirsiniz.”

Kendinizi dinleyin

Kalp krizi, felç ve Covid-19 enfeksiyonu belirtilerini kaçırmayın. Göğüs ağrısı, nefes almada güçlük, ishal, tat ve koku kaybı, boğaz ağrısı, ateş, titreme veya bilinç bulanıklığı şikayetiniz olursa, hastaneye başvurun.

Grip ve zatürre aşıları hiç olmadığı kadar önemli

Grip ve zatürre aşıları sizi Covid-19’a karşı değil ama başka virüs ve bakteri enfeksiyonundan koruyabiliyor. Hastalansanız bile hastalık sürecini daha hafif atlatmanızı sağlayabiliyor. Doktorunuz da uygun buluyorsa grip ve zatürre aşısı yaptırmanızda fayda var.

Mikroplardan korunun

Covid-19 korunma prensipleri en çok sizin için geçerli. Maske kullanımı, sosyal mesafe ve el temizliğinizin hala en güçlü koruyucularınız olduğunu unutmayın.

Aktif kalmaya çalışın

İzolasyon duygusu beden ve ruh sağlığına zarar verebiliyor. Dolayısıyla evdeyseniz ve yalnızsanız, değer verdiğiniz insanlarla ve dünya ile bağlantıda kalın. Kendinize hobiler edinin, bedeninizi ve zihninizi meşgul edecek uğraşlar bulun.

Bu belirtilerde her ‘dakika’ çok önemli

Pandemi nedeniyle acil durumlarda hastaneye başvurmaktan korkmayın. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nazan Kanal tedaviyi ertelemenin çok ciddi sorunlara neden olabileceği uyarısında bulunarak sözlerine şöyle devam ediyor: “Unutmayın ki kalp krizi ve felç ciddi sakatlığa yol açabiliyor, daha da kötüsü ölümcül olabiliyor. Dolayısıyla bu hastalıklar Covid-19 enfeksiyonundan hala daha tehlikeliler. Acil bir durumda her dakika önemlidir. Göğüs ağrısıyla birlikte bir veya iki kolda, sırtta, boyunda veya çeneye yayılan ağrı veya rahatsızlık ile nefes darlığı, kalp krizi belirtileridir. Ani yüz sarkması, kol veya bacakta güçsüzlük ya da konuşma güçlüğü de inme semptomlarıdır. Bu yakınmalarda ‘önemsizdir, geçer’ demeyin, acil yardım isteyin.”

Pandemide vücut direncinizi artıracak 5 çorba

Pandemide vücut direncinizi artıracak 5 çorba

Özellikle içinde bulunduğumuz pandemi döneminde bağışıklığımızın güçlü olması hiç şüphesiz büyük önem taşıyor. Öyle ki bağışıklık sistemi güçlü olan kişiler kendilerini bakterilere, virüslere ve birçok yabancı maddeye karşı koruyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz; bağışıklık sisteminin yanlış beslenme alışkanlıkları, alkol ve sigara kullanımı, hareketsizlik, düzensiz uyku ve hava kirliliği gibi etkenlerden olumsuz etkilendiğini belirtirken, bunlarla başa çıkabilmek için çorbaların gücünden de mutlaka faydalanmak gerektiğini söylüyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz, Covid-19’a karşı vücut direncini artırmada fayda sağlayan 5 kış çorbasını tarifleriyle anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

  • Sütlü Bal Kabağı Çorbası

Bal kabağı; alfa-beta karoten ve A vitamini içeriği sayesinde bağışıklık sisteminin destekleyicisidir. İçerisinde bulunan yüksek posa bağırsak sağlığını korur. Alınan bu posa mideyi daha geç terk ettiği için de daha uzun süre tokluk sağlar. Çorbanın içerisine kükürtlü bileşiklerden zengin içeriğiyle bir kalkan görevi gören soğan ve sarımsak da eklemeyi unutmayın.

Tarifi: 7-8 adet küp doğranmış (yaklaşık 300 gr) bal kabağını, 1 adet doğranmış kuru soğan ve 2 diş sarımsağı bir tencereye koyun. Zeytinyağında hafif soteledikten sonra üzerine 2.5 su bardağı su ilave edin. Kaynadıktan sonra karışımı homojen olması için blenderdar geçirin. Ardından içerisine 1 su bardağı süt ekleyip 1 taşım daha kaynatın. Ocaktan indirmeden tuz ve karabiber ilave edin. İsteğe göre muskat rendesi, zencefil de ekleyebilirsiniz. Sıcak su ile kıvamını ve yoğunluğunu damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz.

  • Zerdeçallı Tavuk Suyu Çorbası

 Son yıllarda sağlık üzerindeki pek çok etkisinin bilim dünyasınca kanıtlanmasıyla tüketimi artan zerdeçal, bunu içerisindeki kurkumin maddesine borçlu. Bu sayede iltihaplanma giderici ve önleyici etkisi bulunuyor. Herhangi bir sağlık sorunu bulunmayan tüm bireyler günlük olarak 1-2 kaşık zerdeçal tüketerek bağışıklık sistemlerini güçlendirebilir ve enfeksiyon hastalıklarını daha kolay atlatabilir.Demir, magnezyum ve sağlıklı yağ asitleri açısından zengin olan zerdeçal, gribe karşı da önemli bir kalkan görevi görüyor.

Tarifi: 1 adet (400 gr) tavukgöğsünü 1 litre su ile içerisine 3 diş sarımsak koyarak yaklaşık 40-45 dakika haşlayın. Haşladıktan sonra suyunu ayırıp tavukları didikleyin. Ayrı bir tencerede 1 yemek kaşığı un ve 1 yemek kaşığı tereyağını 1 dakika kavurun, kavurduktan sonra yavaş yavaş tavuk suyu ekleyin. İçine 2 yemek kaşığı tel şehriyeyi de ilave ederek pişirin. Dilediğiniz miktarda limon suyunu ve 1 yumurtanın sarısını bir kapta karıştırın, kaynayan tavuk suyundan bir kepçe alarak ılıştırıp yavaş yavaş çorbaya ilave edin. Didiklenmiş tavukları ekleyip 5 dk daha kaynatın. En son 1 tatlı kaşığı toz zerdeçalı, tuz ve karabiberi ekleyerek servis edin.

 Sebzeli Kış Çorbası

Kereviz, pırasa, brokoli, ıspanak, havuç tam kış sebzeleri. Mevsimine uygun beslenmek isteyenler bunlardan lezzetli bir sebze çorbası yapabilirsiniz. Düşük kalorili, su içeriği yüksek ve lif oranı oldukça fazla bir sebze olan “kereviz” içerdiği C vitamini,  A vitamini ve fitokimyasallar sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir ve vücudu daha dirençli hale getirir. Pırasa, güçlü bir antioksidan olan “polifenol” içerir. Bu antioksidanlar vücudumuzda bulunan ve çeşitli kronik hastalıklara zemin hazırlayan serbest radikallere karşı koruma sağlar. Brokoli içerdiği sulforan maddesi sayesinde antioksidan aktivite göstererek bağışıklığı destekler. C vitamin ve E vitamini bir arada içerdiği için bağışıklık sisteminin etkin savaşçılarından biri. 1/2 bardak pişmiş ıspanak 21 kaloridir, 1 gramdan az yağ içerir. Diyetle alınan potasyumun en iyi kaynaklarındandır. İçerisinde ayrıca C vitamini lif ve karotenoidler vardır. Havuç, A vitaminince zengin bir besindir. Yapılan bilimsel çalışmalar; A vitamini eksikliğinin bağışıklık sisteminde bozulmalara yol açtığını, bunun da enfeksiyon hastalıklarının ilerlemesini hızlandırdığını ortaya koyuyor.

Tarifi: 2 adet pırasa, 1 küçük boy kereviz, 1 parça kereviz sapı, 1 demet küçük boy brokoli,   6-7 adet kök ıspanak, 1 orta boy havuç, 1 orta boy patates, 2 diş sarımsak ve 1 orta boy soğanı temizleyip ayıklayın. Küçük küçük doğradıktan sonra tüm malzemeleri tencereye koyun. Üzerine 1,5 litre su ilave edin. Orta ateşte bütün sebzeler yumuşayıncaya kadar pişirin. İçerisine 2 yemek kaşığı zeytinyağı ekledikten sonra süzgeçten ya da blenderdan geçirin en son tuz ve karabiber ekleyin. Üzerine nane veya kırmızı biber ilave ederek servise hazırlayabilirsiniz.

  • Zencefilli Kırmızı Mercimek Çorbası

Doğanın mucizevi besinlerinden zencefil aşırıya kaçmamak koşuluyla üst solunum yolu enfeksiyonları ve gripten koruyor. Bunun yanı sıra öksürüğe de iyi gelir, balgam söktürücü etki gösterir ve mide bulantısına da faydalı. Ancak aşırı tüketimi gaz, mide yanması gibi sorunlara neden olabiliyor.

Tarifi: 2 su bardağı kırmızı mercimeği ayıklayıp yıkayın. Bir tencerede 2 yemek kaşığı zeytinyağında 1 adet küp küp doğranmış soğanı 3-4 dakika soteleyin. Ardından 2 diş ince doğranmış sarımsakları ve 1 parça (2.5 cm) dilimlenmiş taze zencefilleri de 1 dakika soteledikten sonra içerisine 1 su bardağı et suyu ve 4 su bardağı su ekleyip kaynayıncaya kadar pişirin. Ardından kırmızı mercimekleri ekleyip yaklaşıp 25 dk yumuşayana kadar pişirin. Pişen karışımı blenderdan geçirin, gerekirse sıcak su ile kıvamı açın, en son tuz ve karabiber ekleyin. Kişniş yapraklarıyla süsleyip servis edebilirsiniz.

  • Sütlü Kıymalı Tarhana Çorbası

Anadolu mutfağının vazgeçilmezi tarhana, içerdiği domates, yoğurt, biber sayesinde besleyici olduğu kadar bağışıklığı da güçlendirici bir çorba olarak karşımıza çıkıyor. B vitamini içeriği yüksektir. Ancak içerisine giren beyaz un hiç azımsanmayacak kadar çoktur. Beyaz un elde ederken buğday tanesi kabuk, liflerinden, tüm faydalı kısmından ve hatta ruşeyminden ayrıştırılıyor, dövülüp öğütülüyor. O yüzden tarhana yaparken beyaz un yerine tam buğday unu kullanın. Besin değerini arttırmak için pişirirken içine süt ve kıyma ekleyin. Bitkisel protein severler, nohut veya kuru börülce ilave ederek de protein içeriğini arttırmış olursunuz.

Tarifi: 5 yemek kaşığı toz tarhanayı 1 su bardağı su ile ıslatın. 100 gr yağsız kıymayı 2 yemek kaşığı zeytinyağında suyunu salıp çekene kadar kavurun.  Kıymanın rengi tamamen değiştiğinde içerisine 2 diş doğranmış sarımsak 1 tatlı kaşığı toz biber ekleyip 1 dakika daha kavurun. Ardından suda bekleyen tarhanayı, 1 su bardağı sütü, 1 su bardağı et suyunu ve 2 su bardağı su ilave ederek koyulaşana kadar pişirin. Kıvamı koyu olursa 1 su bardağı daha sıcak su ekleyebilirsiniz. En son tuz ve kekik ekleyip ocaktan alıp servis edebilirsiniz.

Kalın bağırsaktaki gizli tehlike

Kalın bağırsaktaki gizli tehlike

Kolonlarda oluşuyor, uzun yıllar hiçbir belirti vermiyorlar… Ancak bu sessizlik; karın ve pelvik bölgesinde şiddetli ağrı, hassasiyet ve hafif ateşle son bulabiliyor! Üstelik hayat kalitesini oldukça düşürebilecek şiddette gelişebilen bu problemler ‘ataklar’ halinde tekrarlanabiliyor. En sık bağırsak enfeksiyonu olmak üzere, önemli sağlık problemlerine yol açabilen bu balonlaşma şeklindeki cep oluşumlarının adı, kolonlarda gizli tehlike olarak nitelendirilen; divertiküller!

 Kalın bağırsakların (kolon) duvarlarında küçük balonlaşma şeklinde gelişen cep oluşumlarına ‘divertikül’ deniliyor. Divertiküller tüm kolon boyunca oluşsalar da, en sık ve yoğun olarak kalın bağırsağın son bölümlerinde gelişiyorlar. Erişkin yaşta, özellikle de 60 yaş üzerinde her 2 kişiden birinin kalın bağırsaklarında, değişen yoğunlukta divertiküller bulunuyor. Batı tipi beslenmenin yaygın olduğu ülkelerde görülme sıklığı giderek artan divertiküller genellikle sağlık problemlerine yol açmasa da ‘divertiküler hastalık’ adını alan ve nadiren de olsa hayatı tehdit edebilecek kadar şiddetlenebilen tablolara neden olabiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Emre Sivrikoz divertiküllerin en sık bağırsak iltihabına yol açtığına dikkat çekerek, “Divertikülit olarak adlandırılan bu tablo, ceplerden bir veya birkaçının delinmesi sonucu gelişiyor. Kendini genellikle karın veya pelvik bölgesinde ağrı, karında hassasiyet, gaz, şişkinlik ve ateşle belli ediyor. Bu problemler ataklar halinde tekrarlanabiliyor. Tedavide gecikilirse iltihap karın boşluğuna ilerleyerek hayatı tehdit edebiliyor. Bu nedenle şiddetli karın ağrısında durumunda zaman kaybetmeden hekime başvurmalı” diyor.

Kronik basınç sorumlu tutuluyor

Divertiküller en sık bağırsaklarda enfeksiyon olmak üzere, çapında daralma, fistüller ve makatta kanama gibi problemlere yol açıyorlar. Divertiküllerin oluşumlarıyla ilgili genel olarak kabul edilen teoride; dışkının sertleşmesi nedeniyle, dışkıyı rektuma ilerletebilmek için kalın bağırsakta oluşan ‘basınç’, bir başka deyişle ıkınma, sorumlu tutuluyor. Basınç artışıyla birlikte kolonun zayıf alanlarında bağırsak duvarı dışarı doğru bombeleşiyor ve zamanla keseciklere dönüşüyor. Kalınbağırsaktaki zayıflama çoğunlukla uzun yıllar kronik basınca maruz kalma sonucu oluştuğu için en sık 60 yaş ve sonrasında ortaya çıkıyor. Bunun yanı sıra bazı hastalarda kalınbağırsak bağ dokusunda genetik geçişli kalıtsal bir yatkınlığın gösterildiği yeni çalışmalar da mevcut.

Genellikle tesadüfen tespit ediliyor

Diverkitüller belirgin bir semptom oluşturmadıkları için genellikle farklı bir nedenle karın bölgesine yönelik çekilen bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans gibi görüntüleme yöntemleri veya kolonoskopi esnasında tesadüfen saptanıyor. Sık sık karın ağrısı atakları yaşayan, gaz ve şişkinlikten yakınan orta yaş grubundaki hastalarda, kolonoskopi divertiküllerin tanısında etkin bir yöntem olarak yerini koruyor.

Liften zengin beslenin, bolca su için

Divertiküller tespit edildiğinde kabızlık problemine karşı sebze ve meyve içeriği yüksek liften zengin beslenme ve kırmızı et tüketiminin sınırlandırılması öneriliyor. Ayrıca günde 2 – 2.5 litre su içmek de büyük önem taşıyor. Divertikülit oluşmuşsa, yani enfeksiyon gelişmişse, bu hastaların büyük bir bölümünde ataklar ağızdan ya da damardan antibiyotik tedavisiyle kontrol altına alınabiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Emre Sivrikoz, “Eğer enfeksiyona apse eşlik ediyorsa, görüntüleme altında apseye bir dren yerleştirilerek içinin boşaltılması sağlanıyor” diyerek, cerrahi tedavinin ne zaman gündeme geldiğini şöyle anlatıyor: “Cerrahi tedaviye ise kalın bağırsağın delinmesi sonucunda karın boşluğuna iltihap veya dışkı sızması, apsenin görüntüleme yöntemleriyle tam olarak boşaltılamaması, antibiyotik tedavisine rağmen yeterli kontrol sağlanamaması  ve çok sayıda atak yaşanması gibi nedenlerle başvuruluyor.”

Ameliyatla başarılı sonuçlar alınıyor
Divertikülit atakları geçmişte ilk atak damardan uygulanan antibiyotiklerle yatıştırıldıktan sonra kalın bağırsağın ameliyatla alınması ile tedavi ediliyordu. “Son dönemde yapılan çalışmalardan edinilen bilgiler doğrultusunda bu yaklaşımdan uzaklaşıldı” diyen Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Emre Sivrikoz, şunları söylüyor: “Günümüzde sık aralarla tekrarlayan ataklarda cerrahi tedaviye öncelik verilmesi benimsenmeye başlandı. Artık hastanın günlük hayatını etkileyen sancılar, bağırsakta dışkının geçiş zorluğu, sık kanama veya iltihaplanma atakları geliştiğinde, etkilenen bölgenin ameliyatla çıkarılması tercih ediliyor. Genellikle kapalı yöntemle (laparoskopik) gerçekleştirilen ameliyatlarda oldukça başarılı sonuçlar elde edilebiliyor ve hastalar bu sorunlarından kurtularak günlük hayatlarına hızlı bir şekilde geri dönebiliyor.