Yazılar

Bonfilet’ten kadınlara pozitif ayrımcılık

Bonfilet’ten kadınlara pozitif ayrımcılık

Paketlenmiş kırmızı et sektörü şirketlerinden Bonfilet, geleneksel olarak erkek egemen görülen bu sektörde klişelere ve ayrımcılığa meydan okuyarak kadın istihdamına destek oluyor.

Beyaz yaka kadın çalışan oranı %41 olan Bonfilet, %72 müdür pozisyonunda görev alan kadın çalışanları ile sadece mavi yaka değil orta ve üst yönetim pozisyonlarında da kadın istihdamını destekliyor. Et sektöründe kadınlara yer açmayı önemseyen Bonfilet, bu anlamda sektöre yön veren örnek bir marka olmayı hedefliyor.

Kadınların erkek egemen alanlarda temsil edilmesinin önemini vurgulayan Bonfilet Pazarlama Müdürü Esen Karatekin Sarı, “Et endüstrisinde kadınlar adına iyi bir gelecek sağlanması için Bonfilet kadın çalışanları olarak sorumluluğumuz büyük. İşimizi gelecek nesillere aktarmak ve rol model olabilmek için elimizden geleni yapıyoruz. Bu endüstriye artık diğer birçok meslekte olduğu gibi toplumsal cinsiyet eşitliğinin hâkim olacağına inanıyorum, çünkü farklı bakış açılarının bir araya gelerek ortaya çıkardığı nitelikli projeler üretimde çeşitliliği ve yeniliği beraberinde getiriyor.’’ ifadelerinde bulundu.

Etin yıkanması bakteri yayılımına neden olur

Etin yıkanması bakteri yayılımına neden olur

Tüketicilerin mutfakta yaptığı en yaygın hatalardan biri, eti pişirmeden önce yıkamak. Geçmişte rastlanılan et kesim şartlarının günümüzdeki teknolojilerle kıyaslanmayacak kadar ilkel şartlarda olmasına ve etin kesim esnasında toz, kıl ve tüy gibi maddelerle temas etmesine dayalı algı, eti yıkamanın temelini meydana getiriyor. Tüketicilerin eti yıkamak için farklı yöntemler kullandığını belirten Bonfilet Gastronomi Danışmanı Dr. İlkay Gök, yıkanan etin, bakteriyel zehirlenmelere ve hastalanmalara yol açabileceğine dikkat çekiyor.

Satın aldıkları etin yeterince temiz olmadığını düşünen tüketiciler, su, sirke ve limon suyunun yanı sıra deterjan ve sabun gibi tehlikeli kimyasallarla eti temizlemeyi tercih ediyor. Ancak, yıkanan ette çapraz bulaşma gerçekleşerek etin yüzeyindeki bakteriler çevreye yayılıyor ve bulaşan yüzeyler temizlenmediği takdirde, bu bakteriler insana geçerek zehirlenme ve hastalanmalara neden oluyor. Günümüzde kullanılan yüksek teknoloji, soğuk odalar ve uygulanan detaylı hijyen kuralları ile etin temiz, belirlenmiş özeliklerde ve soğuk zincir kırılmadan hazırlanarak tüketime hazır hale getirildiğini aktaran Bonfilet Gastronomi Danışmanı Dr. İlkay Gök, tüketicileri eti yıkamamaları konusunda uyarıyor.

Etin Yıkanması Çapraz Bulaşma Riski Taşıyor!

Yapılan son araştırmalar, eti temizlemek için yıkayan insanların, eti yıkadığı yüzeyin yakınında bulunan sebzelere çapraz bulaşma ile %26 oranında bakteri bulaştırdığını ve bu sebzeleri salatada çiğ tüketmenin ardından bakteriyel gıda zehirlenmesi yaşama riskinin artığını gösteriyor. İnsanların %32’si ise eti yıkamasa bile ete dokunduktan sonra elini çok iyi yıkamadığı için çapraz bulaşma ile sebzelere bakteri bulaştırıyor. Eti yıkamadan, doğru pişirme tekniğiyle hazırlamanın hastalanmaya neden olan bakterilere zarar vererek riski yok ettiğini belirten Gök, “Etteki çapraz bulaşma riskini azaltmak için, etin yıkanmaması gerekir. Günümüz teknolojileri ile paketlenmiş olan etin özel koşullarda üretildiği ve tüketime hazır olarak müşterilere sunulduğu unutulmamalı. Bonfilet’in üretim bölümüne girme yeterliliğini almış olan karkas etler, fiziki denetim ve laboratuvar kontrolünden geçirildikten sonra, parçalama bölümüne alınır ve üretim aşamasının ardından, ürünler kullanım amacına göre yüksek hijyen koşullarında ve etin ilk günkü tazeliğini koruyacak şekilde ambalajlanır. Ayrıca üretim aşamaları, insan sağlığını etkileyecek olumsuz şartların kontrol altında tutulmasını sağlayan ve bu noktaları tanımlayan HACCP (Hazard Analysis and Critical Control Point / Tehlike Analizleri ve Kritik Kontrol Noktaları) kuralları çerçevesinde düzenlendiğinden müşteriler gönül rahatlığı ile tüketebilir.’’ ifadelerinde bulunuyor.

Bonfilet’den misket köfte

Bonfilet’den misket köfte

Paketlenmiş kırmızı et sektörünün öncü şirketi Bonfilet, yeni ürünü Köftehoor ile mutfaklara pratiklik ve lezzet getiriyor. Dondurulmuş ürün grubunda bulunan Köftehoor misket köfteler özgün tarifiyle kolayca hazırlanıyor, katkısız içeriği ile sofralara zahmetsiz ve lezzetli alternatifler sunuyor.

Dana eti ve kuzu etinin lezzetli birleşiminden oluşan tadı ile tüketicisinin damak zevkine hitap eden Köftehoor; soğan, sarımsak, taze maydanoz, baharat karışımı ve tuz ile de tatlandırılıyor. 7-8 dakikada hazır olan lezzetli bir ziyafet için 150-160 °C’de ısıtılmış ve yağlanmış ızgara ya da tava yeterli oluyor.

Turizm sektöründeki gerileme et tüketiminin azalmasına neden oldu

Turizm sektöründeki gerileme et tüketiminin azalmasına neden oldu

Yetişkin bir insanın dengeli ve sağlıklı beslenmesi için yılda ortalama 25 kg kırmızı et tüketmesi gerekir. Et tüketimi, yaşam standartları, beslenme kültürü, hayvancılık faaliyetlerindeki sürdürülebilir düzenlemeler ve tüketici fiyatlarının yanı sıra makroekonomik belirsizlik ile kişi başına düşen GSMH ile ilgilidir. 2019’da dünyada ortalama kişi başına 14,4 kilogram dana ve sığır eti tüketilirken Türkiye 9,4 kilogram ile dünya ortalamasının gerisinde kalmıştı. Türkiye’nin en önemli et üreticilerinden Bonfilet’in Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Akkoyun: “Bu yıl Koronavirüs pandemisi nedeniyle sektörde %30 daralma öngörüyoruz. Türkiye’de dana ve sığır eti tüketiminde ön görülen 9,6 kilogramlık ortalamayı yakalayabilmemiz için et tüketimini teşvik edici kolektif çaba ve sektörün sürdürülebilir kalıcı hayvancılık politikaları ile desteklenmesi gerekiyor.” açıklamasında bulunuyor.

Yetişkin bir insanın dengeli ve sağlıklı beslenmesi için yılda ortalama 25 kg kırmızı et tüketmesi gerekir. Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine göre, 2019’da dünyada ortalama kişi başına 14,4 kilogram dana ve sığır eti tüketilirken Türkiye 9,4 kilogram ile dünya ortalamasının gerisinde kalmıştı. Bu yıl kırmızı et üretiminde Koronavirüs salgını nedeniyle %30 daralma öngördüklerini belirten Bonfilet Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Akkoyun, et tüketiminin %20’sini karşılayan turizm sektörünün salgından etkilenmesinin bu daralmada büyük paya sahip olduğunu belirtiyor.

Kişi Başı Et Tüketimi Dünya Genelinde Düştü

OECD verilerine göre 2020’nin son çeyreğinde kırmızı et tüketiminin en yüksek olduğu 3 ülke Arjantin (36,8 kg), ABD (26,1 kg) ve Brezilya (24,4 kg). Bu ülkelerde bir önceki yıla kıyasla kişi başı et tüketimi ortalamasında düşüş söz konusu. Et tüketiminin en fazla olduğu Arjantin’in 2019 yılında kişi başı dana ve sığır eti tüketimi ortalama 37,9 kilogramdı. Türkiye için 2020’de dana ve sığır eti tüketiminde 9,6 kilogramlık bir ön görüleri olduğunu söyleyen Hakan Akkoyun, “Bu oranı yakalayabilmemiz ya da en azından bir önceki yılın tüketim oranlarını muhafaza edebilmemiz için sektörel çabanın yanı sıra ‘düzenli olarak ve yeterli miktarda tüketilen kırmızı etin insan sağlığına faydaları’ noktasında kolektif bir bilinç yaratmamız gerekiyor. Bu fazda doğru kaynaklardan elde edilen rafine bilginin halka aktarılabilmesi için medya yayım organlarına çok iş düşüyor.” ifadelerinde bulunuyor.

Et Tüketiminin %20’si Pandemiden En Çok Etkilenen Turizm Sektöründe

Bu yıl kırmızı et tüketiminde toplamda ortalama %30 küçülme olduğunu ön gördüklerini belirten Akkoyun, “Et tüketiminin %20’si turizm sektörü kaynaklı. Turizmin pandemiden ciddi oranda etkilenmesinin yanı sıra toplu yemek üretimi yapan noktaların, catering ve restoranların kapanması ya da kapanmasalar bile mevcut kapasitelerini %80 oranında azaltmaları nedeniyle ev dışı tüketim satış kanalı sektörel bazda ciddi anlamda zarar gördü.” açıklamasında bulunuyor.

Hakan Akkoyun: Kırmızı Et Sektörü Sürdürülebilir Hayvancılık Politikaları ile Desteklenmeli

Et tüketimi, yaşam standartları, beslenme kültürü, hayvancılık faaliyetlerindeki sürdürülebilir düzenlemeler ve tüketici fiyatlarının yanı sıra makroekonomik belirsizlik ile kişi başına düşen GSMH ile ilgilidir.  Diğer ürünlerle kıyaslandığında et, yüksek üretim maliyetleri ve yüksek çıktı fiyatları ile karakterize edilir.

“Et talebi, daha yüksek gelirle ve kentleşmeye bağlı olarak hayvansal kaynakların desteklenmesi ve gıda tüketim değişiklikleri ile ilişkiliyken küresel et endüstrisinin geldiği noktaya ülkemizin içerisinde bulunduğu konjonktür itibariyle kısa sürede gelmesi maalesef oldukça zor.” ifadelerinde bulunan Akkoyun, “Döviz kurlarındaki artışa bağlı olarak hayvancılık sektöründeki artan maliyetlerin 2020 Ekim ayında yüzde 19,7 ile yüzde 60,7 aralığında arttığını unutmamak gerekiyor. Ortalama 50 ton işlenen kırmızı etin katma değer yaratacak ürün potansiyeli 35 tona düşüyor, bizim gibi üreticilerin sadece geçici teşvikler ile değil sürdürülebilir kalıcı hayvancılık politikaları ile desteklenmesi zorunluluğu ortadan kalkmadıkça ideal seviyede tüketimden söz etmek romantik bir bakış açısı olur.” diyor. Akkoyun: “Bölgesel olarak Asya toplam et üretiminin yaklaşık %40-45’ini karşılarken son yıllarda bu durum önemli ölçüde değişti. Avrupa ve Kuzey Amerika kırmızı et üretimleri yaklaşık iki katına çıktı. Kırmızı et üretiminin ve ona bağlı olarak tüketiminin yüksek gelirli ülkelerde artma eğilimi gösterdiğini söyleyebiliriz.” açıklamalarında bulundu.

Kırmızı etin 9 faydası

Kırmızı etin 9 faydası

Bağışıklık sisteminin güçlü tutulabilmesi için yediklerimize dikkat etmemiz gerekiyor ve tüketilmesi gereken besinlerin başında ise kırmız et geliyor. Türkiye’nin en önemli et üreticilerinden Bonfilet’in Gastronomi Danışmanı ve İstanbul Okan Üniversitesi Gastronomi Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi İlkay Gök, protein, demir, çinko, selenyum ve B12 vitaminine sahip olan kırmızı etin 9 faydasını sıralıyor.

  1. Et, bir aminoasit olan L-karnitini yüksek miktarda içerir. 100 gr ette ortalama 56 – 162 mg L-karnitin bulunuyor. Özellikle kilo vermek isteyenlerin son dönemde haplarını kullandığı, vücutta enerji yakımını hızlandırdığı tespit edilmiş bir amino asit olan L-karnitinin kalp sağlığına, diyabete ve kilo vermeye desteği oldukça fazla görülüyor. Bu amino asitin dışarıdan alınan sentetik haplar yerine etten alınmasının da önemli olduğunu vurgulayan İlkay Gök, etten elde edilen L-karnitinin haplara göre emiliminin daha yüksek olduğunu dile getiriyor.
  2. Et, çok güçlü antioksidanlardan glutatyon açısından en zengin kaynakların başındadır. Vücudumuzda glutatyon seviyesini yüksek tutmak sağlığımız açısından çok önemlidir. Glutatyonun yaşlanma karşıtı, uzun ömürlü yaşam, hastalıklardan koruma, kronik hastalık riskini azaltma, bağışıklık sistemini güçlendirme gibi özellikleri bulunuyor. Vücudumuzdaki her hücreyi, pek çok kronik hastalığa neden olacak hücresel hasardan koruyan glutatyon, eksikliği nedeniyle meydana gelen oksidatif stres ve enflamasyonun da önüne geçiyor. Vücudumuzun glutatyonu sentezlemek için amino aside ihtiyaç duyması ve bu amino asitlerin de ette bulunması, etin faydalarını bir kez daha kanıtlıyor.
  3. Kaliteli protein deposudur. Et, çok yüksek oranda kaliteli protein bulunduğu için kas kütlenizin artışını destekliyor.
  4. Sağlığınız için kritik önemdeki birçok mineral ihtiyacınızı karşılar. Kalsiyum, bakır, demir, magnezyum, mangan, potasyum, fosfor, selenyum, çinko açısından zengin olan et, 100 gr tüketildiğinde günlük selenyum ve çinko ihtiyacının neredeyse tamamını, demirin %26’sını, fosforun %38’ini karşılıyor.
  5. B grubu vitamin deposudur. Yaklaşık 200 gr et tüketildiğinde B12 vitamin ihtiyacımızın %82’si, B3 vitaminin %50’si, B6 vitaminin ise %36‘sı karşılanıyor.

  1. Kansızlığa iyi gelir. Kırmızı et tüketimi, vücudumuzdaki kansızlığın giderilmesine destek veriyor.
  2. Yüksek oranda karnosin (amino asit) içerir. Tavuktan %50 daha fazla oranda kırmızı ette bulunan karnosinin, oksidasyon ve glikasyonu inhibe etmenin yanı sıra; asitler, aldehitler ve ağır metalleri temizleyen, hücresel bir çöp toplayıcısı olduğu görülüyor. Antioksidan özelliğinin dışında hücreleri yaşlanmaktan koruduğu da tespit edilen karnosin, takviyesi yapılmış doku kültürlerinde, hücrelerin gençlik görüntülerini muhafaza ettikleri ve uzamış yaşam sürelerine sahip oldukları görülmüştür. Karnosinin hücresel yaşamı uzatma yetisi, yaşlı hücrelerde bile geçerli iken, gerçekleştirilen bir çalışma, karnosin takviyesinden sonra, hücre yaşam sürelerinde %67’lik bir uzama saptamıştır. Ayrıca immune sistemi aktif ederek bağışıklık sistemini de destekliyor.
  3. Konjuge linoleik asit içerir. Konjuge linoleik asit, et ürünlerinde özellikle doğal beslenenlerde yüksek miktarda bulunuyor. İnsülin hassasiyetinin düzelmesini ve yağ kaybını destekliyor.
  4. 100 gr ette yaklaşık 350 mg keratin bulunur. Keratin kas büyümesi ve gelişimini desteklerken, egzersiz performansını ve kaslara yüksek oranda enerji sağlayarak dayanıklılığı artırıyor.

Bonfilet’e online satışta

Bonfilet’e online satışta

Bonfilet, online sipariş uygulamaları ile dakikalar içinde kapınızda. Bonfilet kalitesini evine taşımak isteyenler Getir, istegelsin ve Banabi uygulamalarını kullanarak taze et ve et ürünlerine evden çıkmak zorunda kalmadan tek tıkla kolayca ulaşabiliyor.

Bonfilet’in paketlenmiş et ürünleri arasındaki Bonfresh serisi, taze kırmızı etin sabit gramajlı ve tek porsiyonluk olarak kesilip paketlenmesine olanak sağlıyor. Dana antrikottan kuzu külbastıya, steak köfteden soslu kontrfileye kadar 8 çeşidi bulunan Bonfresh lezzetleri, özel ambalajlama tekniği sayesinde besin değerleri korunarak geldiği sofraları ziyafete dönüştürüyor. Özel vakumlu paket, sızdırmazlık için uygulanan düşük sıcaklık sayesinde hassas proteinlerin dokusunu ve besin değerlerini korurken raf ömrünü de buzdolabında 28 güne kadar uzatıyor.

Bonet Döner kasap konseptiyle tüketicilerle buluştu

Bonet Döner kasap konseptiyle tüketicilerle buluştu

Bonfilet’in markalarından Bonet Döner, Beykent Şubesi’ndeki yeni kasap konseptini tüketicilerle buluşturuyor.

Bonet Döner Beykent Şubesi’ne eklenen kasap bölümü ile tüketicilerin aracısız bir şekilde kırmızı ete ulaşması hedeflenirken müşteriler, seçecekleri etleri dilerlerse pişirterek de satın alabilecekler. Bir asrı aşkın tecrübesiyle tüketiciyi sağlıklı ve güvenilir et ile buluşturan Bonfilet’in “üreticiden direkt tüketiciye” misyonuyla hayata geçirdi.

Okan Üniversitesi Gastronomi Bölümü ile Bonfilet işbirliği

Okan Üniversitesi Gastronomi Bölümü ile Bonfilet işbirliği

Kırmızı et sektörünün önemli temsilcilerinden Bonfilet, Okan Üniversitesi Gastronomi Bölümü ile yeni bir iş birliğine imza attı.

Et üreticileri arasında ilk marka-üniversite iş birliği olması açısından büyük önem taşıyan anlaşma kapsamında Bonfilet, Okan Üniversitesi Gastronomi Bölümü’nün bilimsel ve akademik faaliyetlerine katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Gerçekleştirilen iş birliği kapsamında Ar-Ge çalışmalarından ürün teminine, sertifika programlarından ders içeriklerine ve organizasyonlara kadar birçok alanda birlikte çalışılması hedefleniyor. Bilimsel ve akademik faaliyetlere katkıda bulunmayı amaçlayan anlaşma, et üreticileri arasındaki ilk marka-üniversite iş birliği olması açısından da büyük önem taşıyor.

Bonfilet’ten yeni ürün “Dana Fajita”

Bonfilet’ten yeni ürün “Dana Fajita”

Bonfilet, dünya lezzetlerini mutfağında ağırlamak isteyenleri yepyeni ürünü Dana Fajita ile tanıştırıyor. Meksika’dan gelen lezzet rüzgarı dana fajita ile karantina mutfağında maharetlerini göstermek isteyenlere Bonfilet şefleri, kızgın tavanın üstünde dumanı tüten dana fajita tarifi paylaştı.

Dünyada ve ülkemizde yaşanan Covid-19 salgını sebebiyle evde kalınan karantina günlerinde kimi ne yemek yapsak diye kara kara düşünürken kimisi de sürekli yeni keşifler yaparak birbirinden enfes tariflere imza attı. Bazılarımız ise hiç tecrübe sahibi olmadan yemek yapma sevdasına düştü. Bu günlerde mutfağında farklı lezzetleri test edenler, dünya mutfağına merakı olanlar için, kırmızı et sektörünün öncü şirketi Bonfilet yepyeni bir lezzet sunuyor. Bonfilet’in yeni ürünü dana fajita, dana but etinin uzun ince şeritler halinde doğranarak, özel biberiye sosu ile marine edilmesinden sonra paketlenerek raflarda yerini aldı.

Bon­filet’in maharetli şeflerinden tarif önerisi:

Malzemeler: 400 Gr. Bonfilet Dana Fajita, 2 adet kırmızı soğan, 1 adet yeşil biber, 1 adet kırmızı biber, 1 adet sarı biber, 1 yemek kaşığı tuz, 1 çay kaşığı karabiber, 1 yemek kaşığı zeytinyağı, 1 yemek kaşığı tereyağı

Yapılışı: Biberleri ve soğanları hemen hemen aynı boyda olacak şekilde jülyen doğrayın. Derin bir tavayı zeytinyağı ile hafif yağlayıp, bütün malzemeleri soteleyin. Güveç veya ısıya dayanıklı porselen bir kabı kısık ateşte ocağa yerleştirin. Tereyağını ilave edin ve erimesini bekleyin. Eriyen tereyağının üzerine etleri, biberleri ve soğanları ilave edin. Lavaşları üzerine kapatıp, iyice ısınmasını bekleyin. Dikkatlice ocağın üzerinden alıp servis edin. Dilerseniz üzerine taze maydanoz ilave ederek servis edebilirsiniz, afiyet olsun.