Yazılar

Marmara Deniz Günü kutlamaları başladı

Marmara Deniz Günü kutlamaları başladı

Sürdürülebilir ve temiz bir Marmara Denizi için bu yıl üçüncüsü düzenlenecek 8 Haziran Marmara Denizi Günü etkinlikleri, Marmara kıyılarında gerçekleştirilecek.

2021 yılında Marmara Denizi’nin kirlilik tehdidi ve müsilaj krizi ile karşı karşıya kalmasının ardından Marmara Denizi Bütünleşik Stratejik Planı kapsamında 8 Haziran, Marmara Denizi Günü ilan edilmişti.

Bu yıl üçüncü kez kutlanacak olan Marmara Denizi Günü’nde ana tema “Denizcilik” olarak belirlenirken Marmara Denizi’ne kıyısı olan 7 ilde belediyeler tarafından planlanan farkındalık çalışmaları eş zamanlı olarak Marmara Belediyeler Birliği koordinasyonuyla düzenlenecek.

Başta İstanbul, Bursa, Kocaeli, Balıkesir, Tekirdağ, Çanakkale ve Yalova olmak üzere Marmara Bölgesi genelinde belediyeler, sivil toplum kuruluşları, özel sektör ve diğer tüm paydaşların organize edeceği etkinliklere ilgili tüm vatandaşlar katılarak #MarmaraHepimizin mesajını verecek.

2022 yılında “mikroplastik ve deniz çöpleri” teması kapsamında 62 farklı farkındalık etkinliği ile başlayan Marmara Denizi Günü kutlamaları, 2023’te “biyoçeşitlilik” temasıyla yaklaşık 100 etkinliğe sahne olmuştu.

 

Dur Yolcu Anıtı, özel boya ile gece gündüz parlayacak

Dur Yolcu Anıtı, özel boya ile gece gündüz parlayacak

Bölgeye gelen birçok yerli ve yabancı turistin fotoğrafını çektiği, Çanakkale’nin simgesi Dur Yolcu Anıtı, Filli Boya’nın geliştirdiği özel boya sayesinde gece gündüz parlayacak.

2019 yılında başlayan ve Zafere Selam adı verilen proje kapsamında Tarihi Yarımada’nın ebedi boya sponsoru Filli Boya, anıtın bakım, temizlik ve boyasını yaptı. Anıt için 1 tona yakın özel boya kullanılırken, Tarihi Alan’da 120 bin metrekarelik boya yapıldı.

Çanakkale’ye DoubleTree by Hilton

Çanakkale’ye DoubleTree by Hilton

Açık Holding’in, yapım ve işletmesini gerçekleştirdiği DoubleTree by Hilton Çanakkale kapılarını açtı.

DoubleTree by Hilton Çanakkale, hem iş seyahatlerinin hem de tatil seyahatlerinin konaklama ihtiyacına cevap verecek. Otel, Çanakkale’nin birçok önemli ve turistik noktasına da kolaylıkla ulaşılabilir bir konumda yer alıyor.  Bünyesinde toplamda 155 oda bulunan otelde ayrıca balo salonu, çok amaçlı toplantı salonları, 2 adet yüzme havuzu, Spa, Türk hamamı, spor merkezi ve restoranlar bulunuyor.

TROYA ANTİK KENTİ

TROYA ANTİK KENTİ

Efsaneleri, aşk ve kahramanlık destanı ile anılan; Troya’ nın gizemli mitolojik hikayesini sizlerle paylaşmak istedik.

Troya antik kenti; Çanakkale, Tevfikiye köyü sınırları içinde bulunuyor. Şehrin Anadolu ve Avrupa yakaları olması sebebiyle, Asya kıtasında yer almaktadır. Binlerce yıllık geçmişi ile dünyada hep merak edilen çalışmalar yapılmış bir bölgedir. İlk yerleşimin M.Ö. 3000 yıllarında olduğu düşünülmektedir. Dönemi itibariyle şehir devletlerin kurulduğu dönemlerde varlığını sürdürmüştür. Şehir yangınlar, savaşlar ve deprem sebebiyle dokuz kez yeniden kurulduğu araştırmacılar tarafından ifade edilmektedir. Şehrin kurucuları ise ilk yerleşim sağlayan Dardanos kral soyundan gelenler olmuştur. Rivayete göre şehrin kuruluş efsanesi; Dardanos kraliyet ailesinden olan İlos katıldığı bir yarışmada benekli bir inek kazanır. Şehrin bilicileri İlos’ a ineği serbest bırakmasını ve ineğin ilk mola verdiği bölgede bir şehir kurmasını öğütlerler. İlos, öğüdü dinlemiş ve serbest bıraktığı ineği Hisarlık Tepesi’nde oturmuştur. Bu sebeple İlos’un burada bir şehir kurup şehre İlion adını verdiği rivayet edilir.”

Yüzyıllar sonra; Antik şehrin keşfediliş hikayesi de Homeros’ un eserleri sayesinde olmuştur. Heinrich Schliemann, adında Alman tüccar ve amatör arkeolog’ un İlyada’ yı defalarca okuması ve bölgeye yönelik merakı sonucu kişisel girişimi ile 1868 yılında ilk kazılar başlamıştır. Tabii ki bu merakının masum olmadığı biliniyor. Yaptığı kazılarda bölgeden çıkan kıymetli tarihi eserleri yurtdışına kaçırdığı anlaşılmıştır.

Troya antik kenti arkeolojik kazılardaki bulgulara göre; Çanakkale Boğazı’nın güney girişine yaklaşık 4,8 kilometre mesafedeki Hisarlık adlı bir tepeciğin üzerinde yer almaktadır.  Şehrin kuruluşu sonrası güçlü bir devlet olması sebebiyle, devasa surlara sahip iç kalesiyle nüfuzlu bir şehir olduğu bilinmektedir. Kazılarda Troya’nın bin yıllık dönemi süresince defalarca yıkılıp yeniden inşa edildiği tespit edilmiştir. Gelişmiş ve bölgesinde önemli bir şehir olarak varlık gösterirken, savaşlar veya doğal afetler ardından harabeye dönüşü kentin tarihinde yer almaktadır. Orta Çağ dönemine dek, Troya’nın inişlerle ve çıkışlarla dolu öyküsünün devam ettiği anlaşılmaktadır. Bölge dönemi itibariyle dünyaya yön veren hükümdarlar tarafından saygınlık görmüş bir merkez olmuştur. Savaş sonrası şehirden ayrılıp Roma imparatorluğunun kurulduğu topraklara giden Aeneas’ in, Roma’nın efsanevi kurucuları Romulus ve Remus’un atası olduğuna inanılmıştır. Bu sebeple Roma İmparatorlarının hep saygı duyduğu bir bölge olmuştur. Makedonya’ nın kurucusu döneminin güçlü imparatorlarından; Büyük İskender (MÖ 356-323) bölgeye duyduğu saygıdan dolayı önem vermiştir. Troya’yı yeniden eski ihtişamına getireceğine yemin edip, şehrin yeniden imarı ve vergiden muaf tutulması emrini vermiştir.

Troya Savaşı’na ait hikayelerden esinlenerek yaratılmış film vizyona girmesi ile son dönemlerde büyük ilgi görmüştür.

Bugüne gelirsek; günümüz arkeologları ve tarihçiler Homeros eserinde anlattığı savaşın gerçekten yaşanıp yaşanmadığı, zamanını ve nasıl gerçekleştiğini belirleme çabaları sürüyor. MÖ 1300 yılı civarında savaşın gerçekleştiğidir. Yıkıntılar arasında mancınık bulunması savaşın bu zamanda geçtiğine işaret etmektedir. Savaşın daha sonra, MÖ 1190 civarında gerçekleşmiş olması da ihtimaller dâhilindedir. Bu tarihe gelindiğinde Troya yeniden inşa edilmiş ama şehir, Akdeniz’deki birçok benzeri gibi saldırıya uğramış ve tarumar edilmiştir.

Kazıların 1865 yılından bu yana sürdüğü Troya’da şehrin mimarisi ve hazineleri gün yüzüne katmanlar halinde çıkmaktadır. Arkeologlar 4 bin yıldan da eski dönemde Troya’nın büyük bir refah içinde yaşadığını artık biliyorlar. Hükümdarların bıraktığı devasa hazineler arasında binlerce altın yüzüğün yanı sıra altın, gümüş, elektrum, bronz, bakır kaplar ve birçok silah bulunmaktadır.

Efsanevi şehir Troya antik kenti kazılarında bulunan eserler 2018 yılında hizmete açılan Troya Arkeloji müzesinde sergilenmektedir.

Efsanesi:

Troya’ da yaşananları MÖ 800 yılında yaşamış olan İonia’ lı (İzmir çevresi) Homeros’ un İlyada ve Odysseia eserlerinden biliyoruz. M.Ö. 1180’e tarihlenen Troya Savaşının anlatıldığı eserlerinde; Sparta Kraliçesi Helen, bir düğün nedeniyle şehre gelen eski Troya Prensi Paris’ e gönlünü kaptırır. Paris’ in babası Troya kralı iken, Zeus babasını cezalandırarak krallığı elinden almış ve Paris’ i İda dağlarında çoban yapmıştır.

Aşkın başlangıç hikayesi ise; Kral Peleus ile deniz tanrıçası Thetis’in düğünleri sırasında güzellik tanrıçası Afrodit, kraliçe Helen, Zeus’un kızı Athena ve Zeus’un eşi Hera, düğüne çağrılmayan nifak tanrıçası Eriş tarafından masalarına atılan, üzerinde “en güzele” yazılı altın elma için harekete geçmeleridir. Altın elma paylaşılamayınca kavga çıkar. Bu durum üzerine Zeus, seçimi Paris’ in yapmasını ister. Bu rekabet yüzünden masada ki kadınlar Afrodit, Athena ve Hera, Paris’ e vaatlerde bulunurlar. Paris, Helen’ i en güzel kadın olarak seçer. Evli olan Helen ile aralarında bu olaydan sonra yasak aşk başlar. İki aşık, Troya’ ya kaçarlar yani Antik Yunan’ dan, Asya’ ya kaçmışlardır. Sparta Kralı kendisini küçük düşüren bu olayı temizlemek için kardeşi Mykene kralı Agamemnon’ un başında olduğu Akha ve birleşik Antik Yunan ordusunu karşı kıyıya gönderir. Troya’yı savunmak için ise Troya Kralı Priamos’un oğlu Hektor’ un komuta ettiği, Anadolu’ dan gelen askeri birlikler ile savunma sağlanır. Helen’ i geri almak için harekete geçen ordular ile başlayan savaş on yıl sürer. Yıllarca süren savaşta, yorulurlar ve birbirlerine karşı üstünlük sağlayamazlar.

Akha ordusu, Kral Odysseus’un fikrini geçekleştirerek savaşın sonunu getirirler. Bugünde şehrin simgesi olan; devasa bir tahta bir at inşa ederler. İçerisine Odysseus ve seçkin askerler gizlenirler. Gece karanlığında tahta atı barış sembolü olarak Troya’nın kapısına bırakılır. Çekildikleri söylenen diğer askerleri taşıyan gemiler Bozcada arkasında kalan bölgeye saklanırlar. Savaş yorgunu, barış arzusunda olan Troyalılar; sessizlik üzerine karşı tarafın geri çekildiğini ve barış için tahta at bırakıldığına inanırlar.  Barış için bırakılan tahta atı surların içine alırlar. Gece yarılarına kadar barış kutlamaları içi şarap içip eğlenip sızarlar. Bu sebeple savunmasız kalan şehrin kapıları, atın içinden çıkan Akhalı savaşçıların saldırısı ile açılır. Savunmasız kalan Troya’nın surlarına yönelen Akha ordusunun saldırısı ile Troya şehri tamamen harabe haline gelir. Troya’ da taş, taş üstünde bırakılmadan yakılıp, yıkıldığı büyük felaket yaşanır. Bu son pusu içeren darbe ile Troya şehri ve Paris’in sonu gelmiş olur.

 

Paris’ in babasının elinden krallığın alınması ile ilgili sözü edilen kehanet gerçekleşir.

Zeus’ a iletilen kehanete göre, Paris’ in babasının yönettiği şehir yerle bir olacaktır. Bu yüzden krallık ellerinden alınmış ve Paris dağlara sürülmüştür. Bu savaş ile birlikte Troya kehanet edilen kaderini yaşamış olur. Savaş sırasında Zeus zaman, zaman her iki tarafı da desteklemiştir. Bu konuda kendisini en çok etkileyen eşi Hera olmuştur.

Zaferi kazanan Menelaos, eşi Helene’yi alarak Yunanistan’a doğru gemisi ile yolculuğa çıkar.

Yıllar süren savaşa neden olan kraliçe Helen’e olan iki erkeğin tutkusu neden olması sebebiyle; savaş sırasında Menelaos ve Paris düello yapmak istemişlerdir. Bu sayede savaşın uzamadan bir sonuca varması düşünülmüştür. Düello sonucunda kazananın ödülü Helen’e sahip olması ve savaşın bitişidir. Düelloyu istemeyen Zeus’ un eşi olan Afrodit’ in müdahalesi ile düello gerçekleşmez.

Homeros’un İlyada ve Odysseia epik şiir eserleri dilimize harika bir tercüme ile çevrilmiştir. Okurken elinizden bırakamayacağınız sürükleyici, etkileyici düşündürücü bir üsluba sahip eserlerdir.

Truva ören yeri milli park sınırları içerisinde yer almaktadır. Truva, dünyanın önemli medeniyetlerinden Roma imparatorluğunun başlangıç noktası olarak kabul edilmektedir. Bölgeye yaptığınız ziyarette; savaş kalıntıları ve surları incelemek geçmişin mitolojik hikayelerine keyifli bir yoluculuk yaptıracaktır. Mitolojide bahsi geçen tahta Truva Atı ise Çanakkale şehir merkezinde ziyaret edilebilmektedir.

 

Troya Müzesi ve Ören Yeri Hakkında:

Tevfikiye Köyü, Çanakkale: Telefon: 0 286 283 00 61

Ulaşım: Araç ile yolculuk da; Çanakkale – Ezine istikametine devam edilirken, Çıplak köyü istikametine devam edilmesi ile ulaşılmaktadır. Truva antik kentine şehir merkezinden kalkan dolmuşlar ile ulaşım mümkündür.  Şehir merkezine 30 km mesafededir.

Murat Söker  e-posta: neexss@gmail.com

Türkiye’nin en iyi kamp alanları

Türkiye’nin en iyi kamp alanları

Son yıllarda kamp tatiline olan ilgi arttı. Kalabalıklardan uzakta, doğayla baş başa bir çadır tatili ise bu yazın en çok tercih edilen tatil türlerinden biri. Dalgaların sesi, kamp ateşinin çıtırtısı ve yıldızların altında uyuma keyfi ise bu tatili unutulmaz kılan detaylardan sadece birkaçı.

Pandemi dönemi sonrası değişen tatil planlarında çoğu insan evde kalmayı tercih ederken kimileri ise farklı deneyimleri tercih ediyor. Bunlarda biri de son dönemde öne çıkan çadır tatili. Kalabalıklardan uzakta, doğayla baş başa bir çadır tatili için Türkiye, birçok seçeneğe ev sahipliği yapıyor.

Artvin – Karagöl

Artvin’in Borçka ilçesinde yer alan Karagöl, yeşilin her tonuna ev sahipliği yapıyor.  Dik ve virajlı yollarıyla kampçılara macera dolu bir serüven vadeden Karagöl’ün göl yakınlarında çadır kurabileceğiniz bir kamp alanı mevcut. Tuvalet, duş ve gıda ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz bu kamp işletmesinde çadır kiralama seçeneği bulunmadığı için kendi çadırınızı ve malzemelerinizi yanınıza almayı unutmayın. Aynı zamanda yemek için tercih edebileceğiniz göl kıyısındaki restorana gittiğiniz de küçük teknelerden birini kiralayarak çok özel bir deneyim yaşayabilirsiniz.

Muğla – Akyaka

Muğla’ya 18 kilometre uzaklıkta bulunan Akyaka hem deniz hem de orman kampı yapmak isteyenlerin tercih edebileceği bir lokasyon. Doğal sit alanı olan Akyaka’da huzurlu bir çadır tatili için tercih edebileceğiniz koylar ve kamp alanları oldukça fazla. Akyaka Orman Kampı ise bölgenin en bilinen konaklama yeri. Taş ev, karavan ve çadır alanları bulunan kamp işletmesinde market, restoran, ortak banyo ve elektrik ihtiyaçlarınızı kolayca karşılayabilirsiniz. “Daha izole bir yer” talebinde bulunursanız da Akdeniz boyunca uzanan eşsiz koylara çadır kurarak güne deniz manzarasıyla başlamanız da mümkün.

Edirne – Gökçetepe

Gökçetepe hem yazlık sitelerden günübirlik uğrayan misafirleri hem de doğa ile baş başa vakit geçirmeyi seven gezginleri ağırlıyor. Sit alanı olduğu için doğal yapısını günümüze kadar koruyan Gökçetepe Tabiat Parkı’nda tüm ihtiyaçlarınızı rahatlıkla karşılayabileceğiniz işletmeler var. Yalnızca çadır ile konaklamaya izin verilen alanda Eğitim Kampı hizmeti de veriliyor. Okçuluk, kampçılık, telsiz, ip parkuru ve balta atışı gibi eğitimleri her yaş grubundan insan alabiliyor.

Kocaeli – Ballıkayalar

“İstanbul’a yakın” ile başlayan listelerde muhakkak bulunan Ballıkayalar Tabiat Parkı, şehre yakın bir yerde doğa ile iç içe olmanın keyfini yaşatıyor. Özel araç ile İstanbul’a 45 km uzaklıkta olan Ballıkayalar’a Marmaray ve otobüs kullanarak da ulaşabilirsiniz. Ballıkayalar’ın girişindeki işletmede tuvalet ve market bulunuyor. Dilerseniz işletme sınırları içerisindeki alanda çadır kurabilir dilerseniz de kısa bir keşif turu atarak doğa içerisine yerleşebilirsiniz. Orta zorluktaki trekking rotasına da ev sahipliği yapan Ballıkayalar’daki vadinin sonunda sizi doğal bir havuz alanı karşılıyor.

Çanakkale/Balıkesir – Kaz Dağları
Mitolojide, ilk güzellik yarışmasının yapıldığı efsanevi İda Dağları olarak geçen Kaz Dağları bölgesine hem Çanakkale hem de Balıkesir üzerinden ulaşmak mümkün. Doğal hayatta yaşamı deneyimlemek için tercih edebileceğiniz Kaz Dağları’nın en çok tercih edilen rotası ise Edremit’ten başlayıp Çanakkale sınırlarında biten yol. Bu rota üzerinde istediğiniz bölgede çadır kurup konaklayabilirsiniz. “Yorulmaya değil dinlenmeye geldim” diyenlerdenseniz Kaz Dağları Milli Parkı tam size göre.

Muğla- Kabak Koyu
Babadağ’ın eteklerinde yer alan Kabak Koyu, Likya Yolu üzerinde bulunan çok sayıdaki kamp alanından yalnızca biri. Bozulmamış doğal alanını ve muhteşem denizinin yanı sıra insana huzur veren havasıyla konuklarını kendine aşık edebilir. Kamp alanı dışında çadır kurmanın yasak olduğu koyda, bungalov ve çadır kiralayabilirsiniz. Tepelik alanlara tercih ederek güne enfes bir manzara ile başlayabilir, yoga ve trekking gibi aktivitelerle tatilinizi unutulmaz kılabilirsiniz.

Antalya – Adrasan

Adrasan, deniz, doğa, spor ve kültür tatilini bir arada yaşayabileceğiniz nadir yerlerden biri. Antalya’dan Adrasan’a gitmek için özel araç kiralama veya şehir içi terminalden kalkan Adrasan otobüslerini kullanabilirsiniz. Sit alanı olduğu için yüksek yapıya izin verilmeyen beldede çok sayıda otel, pansiyon, kamp işletmesi bulunuyor. İşletmelerde çadır kurabileceğiniz gibi Adrasan merkezi ve çevresinde de kamp yapmanız mümkün.

Denizli – Çameli

Denizli’nin bir ilçesi olan Çameli, kamp alanları ve eko turizmi ile öne çıkıyor. Özellikle Kolak Gölü ve çevresini kamp için tercih edebilirsiniz. Trekking rotaları, keşfedilmeyi bekleyen doğal güzellikleri ve kalabalıklardan uzak ortamı ile Çameli’nde ister doğa içerisinde ister kamp işletmelerinin birinde konaklayabilirsiniz. Hafta sonu kaçamakları için ideal olan Çameli’nde bulunan göllerde balık tutabilir, Yaylacık Dağı’nda yamaç paraşütü yapabilir, dağ bisikleti kiralayarak alanı dolaşabilirsiniz.

Tekirdağ – Uçmakdere

Tekirdağ’ın Uçmakdere Köyü’nde bulunan kamp alanları hem huzur dolu hem de maceralı bir tatil vadediyor. Bölgede bulunan Tekirdağ Yamaç Paraşüt Kulübü’nde hem eğitim alabilir hem de eğitmen eşliğinde tek seferlik atlayışlar yapabilirsiniz. Buradaki kamp işletmelerinde tüm ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek imkanlar mevcut. Çadırınızı deniz kenarına kurarak uyanır uyanmaz serin suya atlama zevkini yaşayabilirsiniz. Ayrıca gün içerisinde eski Rum evlerini yaşatan Uçmakdere Köyü’nü ziyaret ederek yöresel lezzetleri de deneyimleyebilirsiniz.

Hazırlayan : Enuygun.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sakin şehir Assos

Sakin şehir Assos

Assos (günümüzde Behramkale), Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinin yaklaşık 17 km güneyindeki Behramkale Köyü’nde yer alan bir antik kenttir.

Antik Çağlarda Troas diye isimlendirilen bölgenin güney ucunda volkanik bir tepenin zirvesi ve yamaçlarında, Midilli adasının karşısında kurulmuştur. Tarih boyunca Lidya, Pers, Pergamon¸ Roma egemenliği altına giren bölge Orta Çağ’da terk edilmiş; 1880-1883 yıllarında Amerikan Arkeoloji Enstitüsü’nün yaptığı kazılar sırasında Amerikalı genç mimar Francis H. Bacon tarafından bulunmuştur.

Aktif olduğu zamanlarda Assos, bulunduğu bölgedeki tek büyük limana sahip olduğu için geçen gemiler sayesinde zengin olmuştu. Assos’taki andezit taşından imal edilen lahitler, içine konan cesetleri çabuk çürütmesi ile dünyaca ün yapmış; antik dönemde Lübnan, Suriye, Yunanistan ve Roma’ya ihraç edilmiştir. Antik Çağ’ın büyük düşünürlerinden Aristo’nun bu kentte üç yıl yaşamış ve felsefe okulu kurmuş olması nedeniyle felsefe tarihi açısınan önem taşır. Assos, Pavlus tarafından da ziyaret edilmiştir ve kent bu nedenle Hıristiyanlarca kutsal olarak kabul edilir.

MÖ 900’lerde kurulan bu kentin en gözalıcı yeri en tepesine yapılmış olan, Dorik yapılı Athena Tapınağı’dır. Kentin ayrıca büyük bir amfitiyatrosu da vardır. Günümüzde, şehrin olduğu dağın eteklerinde ve yamaçlarındaki Behramkale kenti halen aktiftir.

6×13 dor düzenli sütün ile çevrili Athena Tapınağı, Akropolün en önemli yapısıdır. MÖ 530 yılına ait tapınak 14×30 m. ölçüsündedir. Tapınağın bazı sütunları yerine dikilmiştir. Athena Tapınağı frizlerinden bir kısmı İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndedir. İkinci bir surla takviye edilen akropoldeki iç surlar Orta Çağ’da, Osmanlı döneminde ve günümüzde de restore edilmiştir. Assos Nekropolü, Helenistik ve Roma dönemlerinden kalmadır. Mezarlar, Helenistik çağdan Arkaik çağa kadar kesintisiz devam eder. Akropolün güney eteklerindeki teraslar üzerinde Agora inşa edilmiştir. Agoranın doğusunda meclis binası (bouleuterion), kuzey ve güneyde stoalar (revaklar) bulunur. Agora ile Batı kapısı arasındaki gymnasium Helenistik dönemde yapılmıştır. Batı kapıdan aşağı inen taş yol hamamlara ve tiyatroya ulaşır. Tiyatro, doğal bir kaya oyuğuna MÖ 3. yüzyılda inşa edilmiştir.

İstanbul’dan Assos’a arabayla gitmek için Çanakkale Boğazı’nı geçmeniz gerekiyor. Bunun için farklı noktalardan feribota binerek karşıya geçebilirsiniz. Arabayla İstanbul-Assos arası 6-7 saat, İzmir-Assos 3-4 saat sürüyor. Ayrıca İstanbul’dan Çanakkale veya Edremit’e uçakla seyahata edebilir, daha sonra Assos’a geçebilirsiniz. Assos- Edremit arası yaklaşık 60 km., Assos- Çanakkale arası 90 km’dir.