Yazılar

Her 4 çalışandan 3’ü hayat pahalılığına çözüm istiyor

Her 4 çalışandan 3’ü hayat pahalılığına çözüm istiyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 93. dönem verileriyle toplumda; salgının iş üzerinde etkisi halen nasıl, çalışanların Covid-19’a yakalanmaları ya da temaslı olmalarından dolayı ​​işgücü eksikliği oluşup oluşmadığı, çalışanların k​oron​a​virüs salgınında karantina süresinin kısaltılması devamında PCR testi istenmemesi kararından sonraki günlerde nasıl düşüncelerde oldukları ve çalışanlara bir konuya çözüm getirme imkanları olsa neyi çözmek istedikleri​ne ilişkin  ifade, tutum, davranışları​​ incelenmiştir.

HER 4 ÇALIŞANDAN 3’Ü HAYAT PAHALILIĞI / YÜKSEK ENFLASYONA ÇÖZÜM BULMAK İSTİYOR. Ipsos araştırma şirketinin gerçekleştirdiği araştırmada; ülkemizde çalışanlara bir konuya çözüm getirme imkânları olsa neyi çözmek istedikleri sorulduğunda, %76’sı hayat pahalılığı ve enflasyonu belirtiyor. Salgında vaka sayılarındaki hızlı artışa rağmen salgına çare bulmak isteyeceğini söyleyenlerin oranı %16.

Ipsos Türkiye

 

HER 2 ÇALIŞANDAN 1’İ KORONAVİRÜS SALGINININ İŞLERİ ÜZERİNDE OLUMSUZ ETKİSİ OLDUĞU GÖRÜŞÜNDE.  Ülkemizde sadece Ipsos araştırma şirketinin salgının başından bu yana, haftalık olarak gerçekleştirilen toplumun nabzına yönelik “koronavirüs Salgını ve Toplum” araştırmasında Aralık ayının sonunda, salgının işleri üzerinde olumsuz etkisi olacağını düşünenlerin oranı %43’ken geçen 1 aylık süreçte bu oran 8 puan artarak %51’e yükselmiş durumda. Salgının işleri üzerinde herhangi bir etkisi olmayacağını düşünenlerin oranı da 5 puan düşerek %35’e gerilemiş.

Ipsos Türkiye

 ÇALIŞANLARIN COVID-19’A YAKALANMALARI YA DA TEMASLI OLMALARININ İŞGÜCÜ EKSİKLİĞİ YAŞANMASINA NEDEN OLDUĞUNU BELİRTEN ÇALIŞANLARIN ORANI %56.  Çalışanların yarısından fazlası salgının işgücü üzerinde olumsuz etkisi olduğu görüşünde. Çalışanların %45’i işyerlerindeki çalışanların Covid-19’a yakalanmaları ya da temaslı olmalarından dolayı işgücü eksikliği yaşandığını ama üretime bir etkisi olmadığını, %11’i ise hem işgücü eksikliğine sebep olduğunu hem de üretimi olumsuz etkilediğini belirtmekte.

Ipsos Türkiye

 COVID 19’A YAKALANANLARIN 7 GÜN SONUNDA KARANTİNA SÜRELERİNİN BİTMESİNİ VE PCR TESTİ GEREKMEDEN İŞE DÖNMELERİ KARARINI ÇALIŞANLARIN %50’Sİ VE BU KİŞİLERLE TEMASLI OLAN KİŞİLERİN DE SEMPTOM GÖSTERMEDİKLERİ SÜRECE İŞE GİDEBİLMELERİ KARARINI ÇALIŞANLARIN %60’I YANLIŞ BULUYOR.  Çalışanların sadece 1/3’ü Koronovirüs salgınında karantina süresinin kısaltılması ve karantina sonrasında pcr testi istenmemesi kararının doğru olduğunu düşünüyor. Yanlış bulduğunu düşünenlerin oranı ise %50 oranında. Ve yine benzer oranda bir kitle işe bu şekilde dönen kişilerle aynı ortamda çalışıyor olmaktan rahatsız.

Pause Sağlık, Pause Dergi

7 GÜN SONUNDA KARANTİNA SÜRELERİNİN BİTMESİNİ VE PCR TESTİ GEREKMEDEN İŞE DÖNME KARARLARI VE BU KİŞİLERLE TEMASLI OLAN KİŞİLERİN DE SEMPTOM GÖSTERMEDİKLERİ SÜRECE İŞE GİDEBİLMELERİ KARARINI ÇALIŞANLARIN %60’I KENDİLERİNİ RAHAT HİSSETEMİYOR. YANLIŞ BULUYOR.  Temaslı olan kişilerin semptomu olmadığı takdirde işe gelebilmeleri kararının yanlış olduğunu düşünenlerin oranı ise daha yüksek (%60) ve yine çalışanların yarısı bu kişilerle aynı ortamda olmaktan dolayı kendilerini rahat hissetmediklerini belirtiyor.

Ipsos Türkiye

 BU KARARLAR SONRASINDA İŞE DÖNENLERİN İŞ GÜCÜ ÜZERİNDE HERHANGİ BİR ETKİSİ OLMADIĞINI GÖRÜŞÜNDE OLAN ÇALIŞANLARIN ORANI %71.  Her 10 çalışandan 7’si Covid-19 olmuş kişilerin 7 gün sonra işe dönüyor olmalarının ya da temaslı ama semptomu olmayanların işe gelmeye devam etmelerinin işi gücü üzerinde ne olumlu ne de olumsuz bir etkisi olduğu görüşünde. İşgücü üzerinde olumlu etkisi olduğunu düşünenlerin oranı sadece %12.

Ipsos Türkiye

 Ipsos, Sosyal Araştırmalar ve Kalitatif Araştırma Hizmet Birimleri Lideri, İcra Kurulu Üyesi Ece Ertürk verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Pandeminin kendisiyle ilgili değişen dönüşen birçok dinamiğe rağmen değişmeyen en temel şeylerden biri hayatımız üzerindeki algılanan olumsuz etkileri. Son dönem ekonomik gelişmelerle de ilişkili olarak özellikle geçtiğimiz 1 ayda 8 puanlık bir artışla toplumdaki her 2 kişiden 1’i pandeminin iş hayatları üzerinde olumsuz etkisi olacağını düşünmeye başlamış. İş hayatı üzerindeki olumsuz yansımalardan biri de salgının işgücüne olan etkisi. Çalışanların Covid-19 olmaları ya da temaslı olmalarından dolayı işgücünde olumsuz etkiler oluşmaya başladı; çalışanların yarısından çoğu artan vaka sayıları ve temas durumundan dolayı son 1 ay içinde işyerlerinde işgücü eksikliği yaşandığını düşünüyor. Ancak her ne kadar salgının işlerini olumsuz etkileyeceğini düşünenlerin oranında artış varsa da üretim kapasitesinde risk yönetilebilmiş gibi görünüyor, çünkü önemli bir kesim salgın nedeni ile ya hiç işgücü kaybı yaşanmadı ya da üretimi etkilemeyecek kadar yaşandı diyor.

Ipsos Türkiye

Ece Ertürk

İşgücünün ve üretimin olumsuz etkilenmemesi amaçlanırken son uygulama değişiklikleri doğrultusunda karantina süresinin 7 günde tamamlanması ve PCR testi olmadan işe geri dönebilmeleri kararını çalışanların yarısı yanlış bir karar olduğunu düşünüyor ve yine çalışanların yarısı işe bu şekilde dönen kişilerle aynı ortamda çalışıyor olmaktan rahatsız. Temaslı olunmasına rağmen semptom göstermeyen çalışanların da karantinasız ve işe gelebiliyor olmaları memnuniyetsizlik yaratıyor. Bu gevşemenin iş gücüne olumlu etkisi olacağını düşünenler de oldukça sınırlı. İş hayatındaki bu gevşeme ve esnekliğin çalışanları daha endişeli ve huzursuz bir ruh haline sokması muhtemel; bu sebeple önümüzdeki günlerde bu konunun yaratacağı psikolojik etkilerin ve verimliliğe etkisinin göz ardı edilmemesi gerekebilir. Çünkü salgına dair endişeler devam ediyor, insanlar gevşeyen karantina prosedürüne göre yeni hastalık geçirmiş veya temaslı arkadaşları ile aynı ortamda çalışmakta rahat değiller.

İş hayatındaki dinamikler bu yönde devam ederken, çok çarpıcı olan bir konu var ki o da salgına rağmen Türkiye’deki en önemli gündem ekonomi ve her konu da nihayetinde ekonomiye bağlanıyor. Hayat pahalılığı ve enflasyona çare bulma isteği çalışanlar nezdinde de açık ara en önde gelen konu. Söz konusu ekonomi, hayat pahalılığı, alım gücü, vs olduğunda salgının da beraberinde getirdiği sorunların da önemini bir nebze kaybettiğini görüyoruz.  Karşısında salgın gibi hayatı çok boyutlu etkileyen global bir sorun da olsa ekonomi yine ve yeniden toplumun çözüm beklediği temel konu olarak en üst sırada.  Üretebilecek durumda olan bu insanların elinde tek şans olsa salgını değil ekonomiyi düzeltmeyi yeğliyorlar. Bu da ülkemizin 2022’de imtihanı olacak.

Zaruri ihtiyaçların dışında sokağa çıkmıyoruz

Zaruri ihtiyaçların dışında sokağa çıkmıyoruz

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 82. dönem verileriyle toplumun; sosyal hayat aktivitelere yönelik risk algıları,  

Zorunlu faaliyetler dışında evden çıkıp/çıkmama durumları, salgın öncesindeki sosyal hayatlarına tamamen ya da kısmen dönebilenler, bugün için sosyal faaliyetlerde bulunma konusunda kendini tedirgin hissetmesi ile ilgili düşünce, tutum ve davranışlarına yönelik ifadeleri incelenmiştir.

 SOSYAL AKTİVİTELERE YÖNELİK RİSK ALGISI HALA ÇOK YÜKSEK. 

Koronavirüs salgınının üzerinden 20 aya yakın süre geçmiş olmasına rağmen toplumun sosyal faaliyetlere yönelik yüksek risk algısı devam ediyor. Her 10 kişiden 6’sı kalabalık ortamlarda bulunmayı çok riskli buluyor. Sinema, kafe, restoran, misafir ağırlamak ya da misafirliğe gitmek gibi faaliyetleri çok riskli bulanların da oranı %50’ye yakın.

Ipsos Türkiye

TOPLUMUN %38’İ ZORUNLU FAALİYETLER DIŞINDA SON BİR HAFTA İÇİNDE EVDEN ÇIKMAMIŞ

Tabii ki normalleşen bu salgın döneminde her 10 kişiden 9’u son bir hafta içinde evden dışarı çıktığını söylüyor. Ancak; evden dışarıya çıkma nedenlerine bakıldığında, her 10 kişiden 4’ünün sadece zorunlu ihtiyaçlar /sebeplerden dolayı dışarı çıktığı görülüyor. Keyfi, sosyal aktiviteler için dışarıya çıkanların oranı hala %60 seviyesinde.

Ipsos Türkiye

SALGIN ÖNCESİNDEKİ SOSYAL HAYATINA TAMAMEN YA DA KISMEN DÖNEBİLENLERİN ORANI SADECE %52.

Bireylerin %15’i tamamen, %37’si de eskisi kadar yoğun olmasa da salgın öncesindeki sosyal hayatlarına dönebildiklerini söylerken, toplumun diğer yarısı sosyal hayatlarını yaşama konusunda hala tedirgin. Her 10 kişiden 3’ü salgın öncesindeki sosyal hayatlarına dönmek istemesine rağmen tedirgin olduğunu, her 10 kişiden 2’si de eski hayatlarına bir daha dönemeyeceklerini düşünüyor. Aşı olmayan kişiler ise sosyal hayatlarını eskisi gibi yaşama konusunda daha rahatlar. Aşı olmayanların %63’ü salgın öncesindeki sosyal hayatlarına tamamen ya da kısmen dönebildiklerini söylerken aşı olmuş kişilerde bu oran %52.

Ipsos Türkiye

BİREYLERİN YARISI BUGÜN İÇİN SOSYAL FAALİYETLERDE BULUNMA KONUSUNDA KENDİNİ TEDİRGİN HİSSEDİYOR.

Sosyal faaliyetleri hâlihazırda yaptığını söyleyenlerin oranı maksimum %55 seviyesinde. Bugün için en fazla mağaza ya da alışveriş merkezine gidiliyor.  Ancak yine de her 10 kişiden 1’i bu tür yerlere bir daha gidemeyeceğini, yaklaşık %15’i de 1 yıldan daha uzun süre sonra gidebileceğini düşünüyor. Sinema, tiyatro ya da kafe/restoranların kapalı yerlere gidilmesi konusunda toplum daha da tedirgin.

Ipsos Türkiye

 Ipsos, Sosyal Araştırmalar ve Kalitatif Araştırma Hizmet Birimleri Lideri, İcra Kurulu Üyesi Ece Ertürk; verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Her ne kadar toplumsal olarak artık pandemiyi kabullenme ve onun şartlarına göre yaşamaya uyum gösterme kaslarımızı geliştirmiş olsak da; hayatımızdaki kısıtlamalar ve algılanan risk seviyesi toplumu mutsuz etmeye devam ediyor. İhtiyaçlar hiyerarşisinde önemli bir yere sahip olan “sosyalleşme” kısıtlı olmaya devam ettikçe bireysel ve toplumsal boyutlardaki etkilerine de her geçen gün bir yenisi ekleniyor.  Hepimiz bir şekilde pandemi öncesi hayata dönmeyi istiyoruz fakat toplumda her 2 kişiden biri eski hayatına dönemiyor; kalabalık ortamlarda bulunmak toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından hala riskli bulunuyor.

Ipsos Türkiye

İcra Kurulu Üyesi Ece Ertürk

Markete, mağazaya, alışveriş merkezlerine gitmek gibi biraz da zaruri ihtiyaçlar için yapılan ziyaretlerin algılan risk oranı sosyal ve kültürel etkinliklere göre görece daha düşük.  Bu da mecburi ihtiyaçlar dışında dışarı çıkma davranışını büyük ölçüde azaltıyor. Toplumun yaklaşık 40%’ ı mecbur kalmadıkça dışarı çıkmıyor.

Konu çocuklar ve onların sosyalleşmesi olduğunda ise durum değişiyor; çocukların sosyalleşebilmesi çocuklar için olduğu kadar anne babalar için de önemli ve hali hazırda dışarıda en çok yapılan aktivitelerden biri… Bunun aksine, tiyatroya, sinemaya gitmek gibi kültürel aktiviteler şu an yapılmadığı gibi bundan sonrası için de planlanan sosyalleşme aktiviteleri arasında maalesef son sıralarda yer alıyor.    Hepimizin belli konularda zaman zaman sorduğu “bir daha eskisi gibi olacak mı?” sorusuna ise toplumun 16%sının cevabı olumsuz. Eski günlere dönme isteği her geçen gün artarken, hala devam eden ve belirsizliğini koruyan pandemi şartları toplumun büyük kısmını eski günlere dönememe konusunda da tedirgin etmeye devam ediyor.

Yüzyüze eğitimde veliler tedirgin

Yüzyüze eğitimde veliler tedirgin

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 76. dönem verileriyle; Velilerin okulların yüz yüze eğitime geçmesi ile okullarda alınan tedbirlerin yeterliliği, bu konudan dolayı tedirginlik duyup/duymadıkları, PCR testlerinin okullarda uygulanıp uygulanmaması, ebeveynlerin bu uygulamaya izin verip vermeyeceğine dair konularda ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

EBEVEYNLERİN %46’SI ÇOCUKLARININ OKULA GİTMESİNDEN TEDİRGİN.

Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağlı olan ilkokul, ortaokul ve liselerde yüz yüze eğitim bir buçuk senenin ardından 6 Eylül itibarı ile başladı. Milyonlarca öğrenci, haftada beş gün zorunlu olarak derslerine katılım gösteriyordu. Özlem duyulan bu ortam velilerde ve öğrencilerde memnuniyet oluşturmuştu. Bu açılış sonrası son günlerde vaka sayılarının artışı ile velilerin de huzursuzlanmasına ve kaygı durumunun yükselmesine sebebiyet verdiği ifade edilebilir. Okulların açılması sonrası süreçte korona virüse yakalanan öğrenci sayılarındaki artışla beraber karantinaya alınan sınıfların olması velilerde tedirginlik oranını ve kaygı duygularını yükseltti. Ebeveynlerin yarısı %46 çocuklarının okula gidiyor olmasından dolayı daha tedirgin duygular hissettiklerini dile getirdiler.

OKULLARDA ALINAN TEDBİRLERİN YETERSİZ OLDUĞUNU DÜŞÜNEN EBEVEYNLERİN SAYISI ARTIYOR.

Okulların açıldığı ilk haftada da okullarda alınan tedbirlere yönelik ebeveynler çok olumlu değildi ama yine de tedbirlerin yeterli olduğunu düşünen ebeveynlerin oranı yetersiz olduğunu düşünenlerden daha yüksekti. Ancak bugüne gelindiğinde ebeveynlerin %39’u tedbirleri yeterli bulurken yarısı alınan tedbirlerin yetersiz olduğu kanısında.

Ipsos Türkiye

 ÇOCUKLARININ OKULA GİTMESİ KONUSUNDA DA DAHA TEDİRGİN HİSETMEYE BAŞLAMIŞLAR.

Ebeveynlerin %55’i çocuklarının okula gitmesini güvenli bulurken her 3 ebeveynden biri ise güvenli bulmadığını belirtmekte. Okulların açıldığı ilk hafta güvenli bulmadığını söyleyen ebeveynlerin oranı %27 iken, geçen 3 hafta içinde bu oran %34’e yükseliyor.

Ipsos Türkiye

ÇOCUKLARINA PCR TESTİ YAPILMASINI KABUL EDECEĞİNİ BELİRTEN EBEVEYNLERİN DE ORANI DA %37. 

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca velilerin izni olmadan çocuklara PCR testi uygulanamayacağını açıkladı. Çocuklarına PCR testi uygulanması konusunda ebeveynlerin %37’si izin vereceğini,  %50’si izin vermeyeceğini söylemekte

Ipsos Türkiye

 OKULLARDA ÇOCUKLARA PCR TESTİ YAPILMASININ DOĞRU OLDUĞUNU DÜŞÜNEN EBEVEYNLERİN ORANI %38.

Salgının seyrini görebilmek amacıyla bazı okullarda PCR testi yapılmasını ebeveynlerin %38’i doğru buluyor. Diğer taraftan bu karara karşı çıkan ebeveynlerin oranı %45.

Ipsos Türkiye

Ipsos Sosyal Araştırmalar ve Kalitatif Araştırma Hizmet Birimleri Lideri, İcra Kurulu Üyesi Ece Ertürk verilerle ilgili değerlendirmelerde bulundu; Okul çağında çocuğu olan veliler açısından okulların açık ve yüz yüze eğitimin devam ediyor olması oldukça önemli bir konu. Geçen sene çoğumuzun da tecrübe ettiği üzere ailenin genel yaşam ve çalışma düzenine etki eden okul hayatıyla ile ilgili bir belirsizlik olması veya olası sorunların önüne geçilememesi tedirginlik yaratıyor.  Bu sebeple genel beklenti planlamaların ve alınması gereken aksiyonların zamanında yapılması yönünde.

İcra Kurulu Üyesi Ece Ertürk

İcra Kurulu Üyesi Ece Ertürk 

Okullarda görülen vaka sayılarının artmasıyla birlikte alınan tedbirlerin yetersiz olduğunu düşünenlerin oranı da ilk haftalara göre artmaya başladı. Her ne kadar bu durum tedirginlik yaratmaya başlamış olsa da okul çağında çocuğu olan ebeveynlerin yarısından fazlası eğitim almaları için yüz yüze okula gitmenin güvenilir olduğunu düşünmeye devam ediyor. Diğer taraftan gerekli önlemleri doğru zamanda alabilmek ve yüz yüze eğitimin sürekliliğini sağlamak veliler için de önemli bir ihtiyaç; bu sebeple okullarda PCR testinin yapılıp yapılmaması ile ilgili düşüncelerde de bir ayrışma ve gidişata göre değişkenlik gösteren bir tutum olduğunu görüyoruz. Okullarda çocuklara PCR testi yapılıp yapılmama ve bunun uygulama şekli önümüzdeki günlerde üzerinde tartışılacak konulardan biri gibi görünüyor.

Pandemi ortalama 6.6 kilo aldık

Pandemi ortalama 6.6 kilo aldık

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasının 49. dönem verileriyle vatandaşların; salgınla beraber beslenme eğilimlerine, sağlıklı kalabilmek düşüncesi ile takviye kullanımlarına, dışarıda spor yapma durumuna, salgının başından bu yana kilo alıp verme durumuna dair değerlendirmelerine yer verildi.

 VATANDAŞLARIN SALGIN BAŞINDAN BU YANA ORTALAMA KİLOSU 3,26 KG ARTMIŞ. KİLO ALAN BİREYLERİN ALDIĞI ORTALAMA KİLO İSE 6,6 KG. Ipsos’un Şubat sonunda yaptığı araştırmada bireylere salgın öncesi ve şu anki kilolarını soruldu. Buna göre bireylerin %60’ının salgın başladığından bu yana kilo aldığı tespit edildi. Kilo verenlerin oranı çok sınırlı iken (%12), kilosunda bir değişiklik olmayanların oranı %28.

HER 10 BİREYDEN 6’SI SALGIN BAŞINDAN BU YANA KİLO ALMIŞ.. Kadınlar arasında kilo alanların oranı (%65) erkeklere kıyasla (%54) daha yüksek; bu durumun bir gerekçesi salgın döneminde kadınların erkeklere kıyasla evde daha da fazla vakit geçirmesi olabilir. Bireylerin salgın öncesi ve mevcut kiloları karşılaştırıldığında ortalama kilolarının 3,3 kg daha fazla olduğu tespit edildi. Sadece kilo alan bireylerin ortalamada aldıkları kilo incelendiğinde ise ortalama 6,6kg aldıkları ortaya çıktı.

 HER DÖRT KİŞİDEN BİRİ SON 1 HAFTA İÇERİSİNDE DIŞARIDA SPOR YAPMIŞ. Salgın döneminde beslenme alışkanlıklarının yanısıra spor alışkanlıkları da değişti. Evden spor, egzersiz yapanların oranı artarken kısıtlamalar nedeniyle spor salonlarına gidenlerin oranı ciddi derecede azaldı. Son 1 hafta içerisinde dışarıda spor yapanların oranı ise %24 düzeyinde. Her ne kadar toplumda daha sağlıklı beslenme eğilimi artmış olsa da pandemide bireylerin daha az spor yaptığı gerçeği ile karşı karşıya kalındığı tespit edildi.  Önümüzdeki dönemde, sadece virüse yakalanan bireylerin değil pandemi döneminde hareketsiz bir yaşam süren bireylerin de fiziksel sağlıkları üzerindeki araştırmalara daha çok ihtiyaç duyulacağı veriler ışığında ortaya çıktı.

VATANDAŞLAR SALGINLA BERABER DAHA SAĞLIKLI BESLENME EĞİLİMİ İÇİNE GİRMİŞ.  Evde yapılan yemekler her ne kadar daha sağlıklı görülse de evde daha sık yemek yeme, atıştırmalık tüketme veya daha hareketsiz bir hayat sürmenin etkisi bireylere kilo olarak geri dönmüş.  

TOPLUMDA VİRÜSE KARŞI EK TAKVİYE KULLANIMI YAYGIN. Vatandaşların yarısından fazlası (%56) salgın öncesine kıyasla daha sağlıklı beslendiğini ifade ediyor. Daha sağlıksız beslenenlerin ise çok küçük bir kitleyi oluşturduğunu görüyoruz (%10). Virüse karşı vücut direncini arttırmak için takviye kullanımı da oldukça yaygın. Bu oran salgın başında %29 iken, son dönemde %43’e yükseldi.

 Ipsos’un  Sosyal Araştırmalar ve Kalitatif Araştırma Hizmet Birimleri Lideri, İcra Kurulu Üyesi Ece Ertürk’ün değerlendirmesinde: “ Pandemi başından itibaren hayatımıza giren değişiklikler, yenilikler, alışmaya çalıştığımız yeni düzen beklendiği üzere beslenme alışkanlıklarımızı da önemli ölçüde etkiledi. Sürecin başında gerek karantina günlerimizi renklendirmek gerekse dışarıdan tedariğin sınırlı olması nedeniyle daha çok yöneldiğimiz evde yemek yapma, yeni tarifler deneme, mevcut tarifleri çeşitlendirme serüveni pandeminin 50. Haftasına geldiğimiz şu günlerde birçoğumuzu daha ağırlaştırmış görünüyor.

Toplumumuzun 60%’ı bu dönemde pandemi öncesine göre kilo almış. Bu oran kadınlarda (65%) erkeklere göre daha yüksek (%54). %12 gibi küçük bir kesim ise ise bu dönemde kilo vermiş. Vatandaşların ortalama kilosu salgın başından bu yana yaklaşık 3,26 kilo artarken, kilo alan kişiler arasında bu artış 6,6 kg ile neredeyse ortalamanın 2 katı kadar. Bağışıklık sistemini desteklemek ve hastalığa karşı direncimizi arttırmak amacıyla toplumda ek takviye alma oranı pandemi başına göre 19 puan yükselerek 43%’lere gelmiş durumda.

Kilo alıp verme isteğinde oldukça yüksek bir etkisi olan yaz sezonunun, restoranların da kademeli ve kısıtlı da olsa açılması, dışarıda yeme içme davranışının da arttığı bu dönemde vatandaşlarımız üzerinde nasıl bir etkisi olacağını biz de merakla takip ediyoruz.” dedi.