Yazılar

Kahan Yavaş, İzmir Marriott’un yeni Executive Chef’i oldu!

Turizm ve gastronomi alanında uzun yıllara dayanan tecrübesiyle dikkat çeken Kahan Yavaş, İzmir Marriott’un yeni Executive Chef’i olarak göreve başladı.

Kahan Yavaş kimdir?

Mutfak kariyerine küçük bir sahil kasabasında, deniz ürünlerinin başrolde olduğu samimi bir meyhanede başlayan Yavaş, yıllar içinde edindiği deneyimlerle Türkiye gastronomi dünyasında saygın bir yer edindi. 2018 yılında Chaîne des Rôtisseurs Türkiye Şampiyonu olan başarılı şef, aynı yıl ülkemizi Tayvan’da düzenlenen dünya şampiyonasında temsil ederek uluslararası platformda da Türkiye mutfağını başarıyla tanıttı. Gastronomi tutkusunu disiplinle harmanlayan Kahan Yavaş, bugüne kadar farklı segmentlerdeki mutfaklarda edindiği tecrübeyle modern teknikleri ve yerel lezzetleri ustalıkla birleştirmeyi başardı.

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Özel reçetelerle hazırlanan menüsü dikkat çekici

Four Seasons Hotel Sultanahmet’in bahçesinde konumlanan AVLU, sürdürülebilir ve yerel ürün felsefesi ile yaratıcı lezzetlerden oluşan menüsünü misafirleri ile buluşturuyor.

Executive Chef Özgür Üstün’ün Anadolu mutfağını, modern yorumlarla bir araya getirdiği menüde, her tabak bir bölgeyi temsil ediyor.

AVLU

Üstün’ün, orijinal reçeteleri referans alarak, mevsimselliği ön planda tutarak, Anadolu’nun farklı bölgelerinde yetiştirilen sürdürülebilir ve ayrıcalıklı yemeklere odaklandığı menünün kalbinde taze Aydın inciri, rezene ve pancar sos ile servis edilen Pirpirim Otu, Karadeniz Somonu yer alıyor. Sardalya filetolarının baharatlı iç pilavı ile doldurulup panelendiği, zeytinyağında kızartılan sarımsaklı mayonez, soğan turşusu ve taze otlarla servis edilen Kızarmış Sardalya Dolma paylaşımlı bir tabak olarak ön plana çıkıyor.

AVLU

Paylaşımlı bir diğer lezzet seçeneği Adana Kebap Sandviç. Kuzu etinin baharatlarla zırhtan geçirilerek Adana kebap tadında kömür ızgarasında pişirilen köfteler, zahterli yumuşak bun ekmeği arasında adeta lezzet şöleni yaşatıyor.

AVLU

Bu özel menünün odak yaratan tatlarından bir tanesi ise Enginarlı Karabiga Karides Mantı. Klasik mantı hamurunun iç dolgusunun karabiga karides ve zeytinyağında pişirilmiş İzmir enginarıyla yapıldığı, kuşkonmaz, enginar parçacıkları ve tereyağında kızarmış kıtır Bolu keşi ile servis edilen bu ayrıcalıklı lezzet hafızalarda iz bırakmaya aday.

AVLU

Ağır ateşte pişirilen dana yanağının, kızarmış patates lokmaları, tendon kıtırı, taze fasulye ve mürdüm eriği ile buluştuğu Dana Yanak etseverler için güzel bir seçenek yaratıyor.

Anadolu’nun yedi farklı bölgesinden zengin lezzet deneyimlerini bir arada yaşatan mekanın bu yaratıcı menüsünü, papatya görünümlü tatlı, Fıstık, Kayısı Papatya finalize ediyor. Beyaz çikolata ile servis edilen Antep fıstıklı ıslak kek, papatya çayı aromalı Malatya kayısı sosuyla beğeni kazanıyor.

Bilgi: 0212 402 3000

www.fourseasons.com

Octo Istanbul’un menüsü Şef Şafak Erten ile yenilendi

Octo Istanbul’un menüsü Şef Şafak Erten ile yenilendi

İstanbul’un seçkin lezzet destinasyonu Octo İstanbul, Executive Chef Şafak Erten’in yönetiminde menüsünü yeniledi.

Executive Chef’i Şafak Erten; sürdürülebilir, yerel kaynak kullanımını önemseyen ve yemeğin anlatı gücünü vurgulayan yeni bir bakış açısı getirdiği menüsünü misafirlerine sunmaya başlıyor. Denizin bereketli hazinelerinden ve doğanın zengin sunumlarından ilham alan Şef Şafak Erten, Octo İstanbul’da damakları şenlendirmeyi ve duyuları büyülemeyi vaat eden bir mutfak yolculuğuna davet ediyor.

Yenilenen menüde neler var!

Restoran, Akdeniz’in taze esintilerini yansıtan Tatlı Mısır ve Limon Otu Çorbası gibi başlangıçlarla lezzet serüvenine başlıyor. Ardından, Ev Yapımı Kuskuslu Deniz Mahsulleri Yahnisi ve Şarap Soslu Midye gibi vurucu lezzetlerle devam eden ara sıcaklar, Şefin masalsı anlatısını sürdürüyor.

Ana yemeklerde ise, yerel balıkçılardan temin edilen taptaze deniz ürünleri öne çıkıyor. Külde Ahtapot, Yöresel Porçinili Patates Kreması ve Ege’nin taze salataları ile servis edilirken; Tatlı Kereviz Püresi ve Limonlu Safranlı Risotto ile sunulan Izgara Levrek gibi başyapıtı niteliğindeki lezzetler, her bir ısırıkta misafirlere Akdeniz’in zengin mirasının özünü hissettiriyor.

Antalya’nın en seçkin Fine Dining restoranı “Asmani”

Antalya’nın en seçkin Fine Dining restoranı “Asmani”

Akra Antalya’nın panaromik terasında, Antalya’nın en seçkin Fine Dining restoranları arasında yer alan Asmani Restoran, iddialı menüsüyle yaz sezonuna hazır.

Asmani Restoran

Asmani Restoran’ın Executive Chef’i Mesut Yıldırım tarafından mevsimsel ürünlerin en tazeleriyle hazırlanan ve üç ayda bir mevsime göre yenilenen Asmani lezzetleri, rafine tatları ve şık sunumlarıyla unutulmaz bir tadım deneyimi vadediyor.

Asmani Restoran

Asmani’de gastronomi yolculuğu öğle yemeği hizmetiyle başlayarak ambiyans ve romantik esintilerin öne çıktığı akşam yemekleriyle taçlanıyor. Oturma düzeni ve şık dizaynıyla kalabalık gruplardan özel gün kutlamalarına kadar birçok farklı grubu ağırlayan Asmani Restoran, unutulmaz yaz akşamlarının bu sezon da değişmeyen adresi oluyor.

Asmani Restoran

Sushi Bar’ı, Zengin Kav’ı ve Tarladan Sofraya lezzetleriyle ayrıcalıklı bir restoran

Uzak Doğu Mutfağı’ndan tüm dünyaya yayılan suşi konusunda zengin menüsüyle suşi severlerin favorisi Asmani Restoran, Maki’den, Nigiri’ye Rolls’lardan mix tabak sunumlarına kadar geniş bir suşi seçkisi sunuyor. Sınırlı sayıda markaların yanı sıra sofra şaraplarının da yer aldığı geniş kavıyla her damak zevkine hitap eden Asmani Restoran menüsünde yerel üreticilerden tedarik edilen ürünlere de geniş yer veriyor. Menüde tarladan sofraya lezzetlere; mandıra, olta, çiftlik, değirmen ve taze kasap lezzetleri eşlik ediyor.

Asmani Restoran

 

Yaz gecelerine Asya esintisi Ukiyo Restaurant & Bar’da

Yaz gecelerine Asya esintisi Ukiyo Restaurant & Bar’da

Kentin ışıklarını seyre dalacağınız romantik atmosferiyle Ukiyo Restaurant & Bar, bu yaza da tatlı bir esinti katıyor.

Fairmont Quasar Istanbul’un beşinci katında yer alan ve aynı kattaki muhteşem sonsuzluk havuzunun yanı sıra Marcel Wanders imzalı sıradışı tasarımı ve çarpıcı Boğaz manzarasıyla da dikkat çeken Ukiyo Restaurant & Bar, “Yarının Asyası” konsepti ve yenilenen menüsü ile misafirlerini ağırlıyor.

Executive Chef Ercan Yamantürk tarafından, Asya mutfağının kadim geleneklerinden yola çıkarak yepyeni tekniklerle hazırlanan Uzak Doğu’nun otantik lezzetleri ve benzersiz malzemelerin yaratıcı sunumu Ukiyo Restaurant & Bar’da sizleri bekliyor.

Fairmont Quasar Istanbul

Menüde neler var?

Ukiyo’nun yeni menüsünde özel suşi sunumlarından tempuralara, dimsum, ton balığı tataki, gökkuşağı karidesli salata, tempura karides üçlüsü, buharda dana etli boa bun, Ukiyo “kushikatsu” tavuk, Malezya usulü wokta pişirilmiş deniz ürünlü “Char Kway Teow”, ağır ateşte pişirilmiş ördek, ananaslı ve zencefilli panna cotta, fırınlanmış alaska ve mochi çeşitlerine kadar eşsiz tatlar yer alıyor.

Bilgi: (0212) 403 85 00

Aşkım Michelin, yapma! Olmaz!

Aşkım Michelin, yapma! Olmaz!

Executive Chef / Konsept Danışmanı Tolga Atalay

Bugün bana göre hayatımın en özel yazılarından birisini yazıyorum. Michelin, Türkiye’nin ilk yılında ben ve Michelin’i de anlatmama vesile olacak.

1980 yılında 9 yaşımdayken annem beni Pierre Koffman’ın La Tante Claire ismindeki Londra’nın ilk Michelin restaurantlarından birisine götürdü. Kapıda alınmadım ve o ortamın kötü enerjisinde ağlamaya başladım. Hiç unutmam; Philip isminde bir Maitre d’hotel bana kıyamadı, bana boyum kadar bir kravat vererek beni içeri aldı. Aradan 8 yıl geçti, Lozan otelcilik okulu öncesi zorunlu staj dönemi geldiğinde Lozan Hotel de ville a Crissier de Philip Gerardet de yani  3 yıldız Michelinli bir restaurant da 45 gün bulaşıkcılık yaptım.

 Tolga Atalay

Gerardet’nin değil bulaşıkhanesi, çöpünün başında dursanız neler kazandırır anlatamam size. 9 yaşımdan bugüne kadar muhtemelen 200’ün üzerinde yıldız Michelinli restoranda yemek yedim. Hem de dünyaya ün salmışlarında… Lozan Otelcilik ve ardından Glion Otelcilik’de okuyarak iki okulun mürekkebini yalamış ilk Türk oldum. Tüm stajlarım mutfaklarda geçti. Mutfak kariyerim 1991 yılında Miami’de Festival restaurant, Ramiro’s restaurant South Beach’ de 3 sene devam etti ve sonrasında Türkiye’ye döndüm. Rol modelim halen muhteşem bulaşıkhanesi olan Hotel De ville a Crissier idi. 1994 yılında o zamanlar tekstil arazisi olan Bomonti Fırın sokaktaki tarihi bir villada Goodfellas isminde ilk restaurantımı açtım. İçinde çikolata odası, hamur odası, gastronomi kütüphanesi olan, Paris’ten bavulumda kaçak getirdiğim mercanköşk, tarhun, kıvırcık maydanoz, frenk soğanı, kişniş ve kiraz domates tohumlarını rahmetli babamın bilgisi ile ekim yaptığım arka bahçemdeki tarlam (hem de yaklaşık 20 metreye 15 metre alan)  muhtemelen “farm to table” veya “cityfarming” in belki de ilk örneklerindendir bayanlar ve beyler. 30 yılı konuşuyoruz.

 Tolga Atalay

Hedefimiz, Türk mutfağını inove edeceğiz. İdollerimiz Philip Gerardet, Alain Ducasse, Paul Bocuse, Joel Rebouchon; ne de olsa Fransız ekolüyüz. 11 yılımızı Lozan’da geçirmişiz, büyük oğlum Nice şehrinde doğmuş, daha ne kadar Fransız olabiliriz ki!

 Tolga Atalay

12 kişi mutfak, 34 kişi ekip ile toplam 60 kişiye hizmet edeceğiz. Açtık ve Türkiye’nin zengini, siyasetçisi, sanatçısı akın akın mekanımdalar; süt beyazı önlüğüm ve İsviçreli hem oda hem okul arkadaşım Frederic ile birlikte tarih yazıyoruz. Para o zaman kazanılıyormuş onu da anladım. Gelen akıllı dostlarım ve sektör büyüklerim  ‘her şey güzel ama yer sorun; burası Bomonti, manzara veya piyasa lazım’ diyorlardı. Bir gün hiç unutmam Allah rahmet eylesin Ahmet Çapa geldi.  Ahmet bey bize İstanbul Movenpick Maslak’ta night club danışmanlığı vermişti ve muhtemelen kariyerimde büyük yeri vardır. Ahmet Bey bana ‘Tolga muhteşem bir iş çıkarmışsın keşke bu işi batıda yapabilseydin, Bomonti kurgunu Türkiye daha anlamaz, en az 20 yılı var’ demişti. Kolay kolay Ahmet Çapa olunmuyor, muhteşem büyük insan, zeka, vizyon ve başarı hikayesidir Ahmet Çapa… Genç dostlarıma araştırmalarını, batı mutfağındaki payını anlamalarını, bugün  Michelin’ in İstanbul a  gelmesinde bile nasıl bir payı olduğunu  bilmelerini ve hürmet etmelerini isterim. Aradan sadece bir yıl geçti ve  popülerlik, ilk tüketme duygusu, görmek görülmek azaldı, yemek servis herşey aynı ama Nispetiye caddesi parladı… Herkes orada,  o günler TGI Fridays açılmıştı. İnsanlar kapısında sıra yapıyor. Ciplerle ve parfümlenerek kapısındalar Friday’s in; evet Amerika’da croc’s terlik ile gittiğimiz margarita içerek tavuk kanadı yediğimiz Friday’s in ta kendisi bahsi geçen yer. Goodfellas Mekanımı bozmadan kapattım. Ahmet Çapa 20 yıl demişti fakat 30 yıl sürdü Türkiye’nin 2 yıldızlı Michelin’in Bomonti’de açılması. Ogün bugün Goddfellas ın hataları ve deneyimi ile danışman olarak 1100’den fazla usta, 3000’e yakın servis elemanı eğitip, 320 işletmenin konseptini kurarak 6 ülkede hizmet verir hale geldim. Ne değerliymiş o yenilgi, bazen başarısızlık ne kadar büyük kazanılan bir sermaye olabiliyormuş…

 

 Tolga Atalay

Girişimi yaparken geniş aldım ki sonrasında yanlış anlaşılmayayım. Son 5 yıldır atıp tutan çok oluyor, yapmış gibi yapan çok oluyor, geçmişini ve tarihçesini uzatan, 5-10 yıllık kariyerini 20-30 yıla çıkaran çok oluyor. Bunlara 80’li yıllarda  edepsiz denilirdi bugün fırsat kollayanlar diye anılıyorlar. Farkımızı anlayın diye böyle uzattım konuyu…

 Tolga Atalay

Gelelim Michelin Türkiye’ye…

Türkiye’ye gelecekleri bilgisini şans eseri ilk öğrenenlerdenim, nasıl mı? Söylemem o sır… Heyecan sardı beni hatta tüm ailemi. Bu yaz küçük oğlumu da Palermo’da bir dostumun tek yıldızlı Michelin’ine götürdüm yani geleneği bozmadım. Michelin Türkiye’de büyük heyecan. Bir hafta kala bana davetiye gelmedi. Kurt düştü içime, ya dedim nasıl yani. Ben 24 yıldır danışmanlık yapıyorum, 320 ayrı işletmeyi 7 kıtada kurmuşum. 4 ayrı dergide 9 yıldır farklı dönemlerde yazıyorum. Beni nasıl atlarlar, ben nasıl o kırmızılar içinde beyaz meleklerin gülümseyeceği geceyi kaçırırım. Bu olamaz. Bir iki yakın hukukum olan dostumu aradım. Baktım ki dostluk üzeri bir olay olmuş bu gece,  nerede ise gitmememi kollar hale gelmişler. Aktif yazdığım Pause City i yani yazdığım dergimi aradım ve bana ‘Tolga bey sizlerin davetiyesi ulaşmak üzere olur mu öyle şey’ dediler. İşte bazen kim dost kim düşman adını koymakta zor velhasıl…

 Tolga Atalay

11 ekim gecesine geldik. Heyecan dorukta . Go Turkey in çok beğendiğim reklamları dönüyor salonun dev ekranlarında. Mekan Zorlu Etkinlik alanı. Kırmızı halı. Ben de gittim basın deskine,  aldım sarı kurdelamı ve hemen girdim salona. Baktım çok sevdiğim bir dünya chef ve sektör insanı giriyor salona. Ödüller başladı. Önsözde sunucu ile Michelin Genel Müdürünün ön provalı kağıt ile çalışılmış sohbetleri vardı. 5 Michelin kriterini  konuşurlarken ilk kriter olan ürün kalitesini keşke Türkçeye mutfak kalitesi olarak tercüme etmeseydi sunucumuz. Keşke Michelin bu işi 2 saat ön provalı bir iş olarak görmese ve gastronomi bilgisi yüksek bir uzman da sunucuya prova sürecinde eşlik etseydi. Hadi kabul ettik olabilir, heyecan ve dil sürçmesi olsun. Ödüller başlıyor, toplam 53 işletme 38 adet tavsiyeli nokta var. Sahnede karmaşık bir düzen ile sunuluyor.

Marka verip kimseyi zedelemek istemediğim için kategori olarak anlatayım.  4 defa ekranda ortalama 9 mekandan 38 mekanı sunuyorlar. 2  bistro çıkıyor tamam bekliyoruz bekliyoruz ama Batard , Apartman yok…Hay Allah şaka mı diyorum kendime. Ardından bir iki mekan daha çıkıyor; Hünkar lokantası yok, ardından 3 sushi’ci çıkıyor ama Dragon yok. Esnaf kebapçısı yani kebabı ortalama ama çorbası lahmacunu güçlü mekanlar vardır ya bunlardan en beğendiğim çıkıyor ama Develi, Başköşe, Fiko yok. Birkaç lokanta daha çıkıyor ama Hodan, Zennup, Muutto yok. Sonrasında bib gourmand’lar başlıyor. Bib gourmand’larda birkaç mekan olmaz ise olmaz derken, bakıyorum ki  onlar da yok. Yıldızlara geliyoruz ve genelinde doğru şekilde bir yıldız dağılımı yapılıyor ama nerede Casa lavanta, Chef Emre Şen?

Acaba jüriler doğru bir Urfa kebabının nasıl olması gerektiğini biliyorlar mı? Boğaz köprüsünü geçtiklerinde Asya kıtasının da İstanbul’un bir bölgesi olduğu bilgisini aldılar mı acaba derken Calypso balık ile Anadolu yakasını da bildiklerini anlıyorum. Böyle bir etkinlikte verilen 53 ödül içinde en çok ve adil dağıtılanın yıldızlandırma olduğunu görüyorum ki 5 adet yıldızlı işletmemiz tamamdır ve adreslerine gitmiştir. Bence yıldız ile alakalı karşı çıkan hiç bir farklı lobi veya bilirkişi yok. Fakat  son derece gayri ciddi, hakimiyetsiz ve bir turist kalabalığının 10 günlük tatilinde bilmediği bir gastronomiyi kendince derecelendirip çok zayıf bir rehber haline getirdiğini düşünüyorum çünkü düşünecek başka alternatif kalmıyor. Pardon bir tane daha alternatif var aslında; ilk yıl dudağa bal sürmek için belli bir miks yaparak piyasayı çalkalama olabilir ama ben bu çerçevede buna hadsizlik derim ki ona da Michelin gibi 120 yıllık bir müessesenin izin vereceğini düşünmüyorum. Yani gelip  bir imaj adına garip bir karma yaratıp bazı kişileri ve işletmeleri dikkate almamasını hadsizlik değil geri alıyorum terbiyesizlik olarak değerlendiriyorum, hatta değerlendiriyoruz, hatta inanılmaz bir kalabalık olarak değerlendiriyoruz bile diyebilirim. Ama dediğim gibi bu alternatif aklımda yok bile; sadece yetersiz sürede, biraz yönlendirme ve formatlar ile gerçekleşen bir süreç olmalı, yani kötünün iyisi diyelim…

 Tolga Atalay

Buradan şu çıkıyor Michelin yıldız dağıtmalı ve rehber işini bir daha gözden geçirmeli. Bilmediği bir kültür ve şehire geldiğinde, yerel birkaç kişiyi yanına takıp onların vizyonu, doğruları, menfaatleri ve en önemlisi bilmedikleri ile sınırlı kalmamalı diye düşünüyorum. Ne derler bilirsiniz, Kılavuzu Karga olanın hikayesini!!! Veya belki de orta Avrupa dışına çıkmamalı… En azından gelip yüksek gelirli bir mahallenin ortasındaki otelde kalıp oraya tavsiye yağdırıp ve “room service” hariç tüm satış noktalarını Michelinlendirip anlamsızlaşmamalı. Hangi baskı veya hangi sebepten olursa olsun buna inat etmeli hatta yetersiz keşif ve bilgi sahibiyse  bir yıl sonrasına ötelemeliydi. Bunlar ciddi işler, hele hele 120 yıllık bir yapıyı konuşuyorsak. Biz ilk yıl bunları atladık diye bir yaklaşım kabul edilemez . Neden mi, olamaz çünkü  bu ülkede 21 yıldır Gecce ödülleri var, samimiyetle Kenan Erçetingöz’ e geçen hafta yüz yüze dile getirdim şimdi de tekrarlıyorum. Gecce ödüllerini yerli malı diye yarım ağızla beğenirken,  Michelin sonrası Gecce ödüllerinin  daha sahipli yönetildiğini, heyecan ve yüksek enerjili geçtiğini ve marka atlama paylarının ne kadar daha az olduğunu anladım. Gecce ödüllerini bu sebepten dolayı canı gönülden tekrar tebrik ediyor ve dört gözle bu yılkini bekliyorum.

Diğer bir taraftan Michelin için doğacak büyük tehdit Gault Millau’ dur.  Hani 1980’lerde Türkiye’de Audi dediğinizde o nedir diyenler vardı. Bir de bugün bakın Audi’nin konumuna. Sözüm Gault Millau nedir diyenlere!!!

Gault Millau da 1960’larda iki restaurant kritiği tarafından kuruldu; birisi Henri Gault(Go diye telaffuz ediliyor) diğeri ise Christian Millau (Miyyo diye telaffuz ediliyor) Bu sistem puanlamalı bir sistem ve 20 puan üzerinden tanımlanıyor. Aslında Gault Millau bugünkü 50 best kategorisi mekanların da altyapısını yapan firmadır. Yani yeni nesil gastronomi, Nouvelle cuisine, inovasyonda, açık gastronomide 1970’lerde Michelin’in çok önünde adımlar atmıştır. Michelin o yıllar gelenekselci bir çerçevede ilerliyordu. Bu adımlar aslında bugün Gault Millau’da halen kusursuz devam etmekle beraber aynı zamanda Michelin’in de son yıllardaki çabasının altyapısıdır. Gault Millau da 20 puan ilk 49 yıllık süreçlerinde yani 1965-2004 arası verilememiştir. Çünkü puanlamada 20 kusursuzluktur ve buna rastlanmamıştır. 2004 yılında Fransa’nın Cenevre sınırındaki Megeve bölgesinde ‘La ferme de mon pere’ yani babamın çiftliği konsepti  ilk 20 puanı alanlardandır.  Tabii ki adillik ve adalet kavramı aslında bu ödüllendirmelerin raconu oluyor. Türkiye’de  adillik ve adalet kavramını dahil etmek,  sektörü, çalışanı, şefleri, resmi veya gayri resmi örgütlenmeleri ve lobileşmeleri bilmekten, dik durarak, eksiksiz, akıllıca, sahiplenerek ve gereken zamanı ayırarak işi organize etmekten geçiyor. Gault Millau’nun arkasında Sözen organizasyon var, yani işin şakası yok. Michelin’e olan tüm aşkımla rica ediyorum; lütfen gelecek yıla daha bağımsız ve daha eksiksiz yaklaşın, bu ülke hatayı yakalar ve su yüzüne çıkarır. Tarafsız, eksiksiz, yönlendirilmeden, etki ve baskı altında kalmadan.  Tüm bilirkişiler bu konuları konuşuyor ama kimsede kaleme dökecek yürek yok çünkü işin sonrası hesaplanıyor. Ben yine bana yakışanı yapmalıyım. Bir sürü  sevdiğim ve fazlasıyla hak eden kişiler şaşkınken birisi bu konuyu kaleme almalıydı, ihale bana kaldı. Eminim Michelin tüm bunları not alıp gelecek yıla daha hazır girecektir.

Teşekkürler Michelin.

METT Hotel’de lezzete yolculuk

METT Hotel’de lezzete yolculuk

METT Hotel & Beach Resort Bodrum, 26 Mart 2022’de Executive Chef Francesco Bagnato’nun ziyareti ile davetlileri bir lezzet yolculuğuna çıkarmaya hazırlanıyor.

Dubai’deki Isola Ristorante ve Jumeirah Islands Clubhouse ile birlikte METT Hotel & Beach Resort, Bodrum’da yer alan İtalyan restoranı Isola Manzara Gardens’ın da Executive Chef’i Francesco Bagnato, sofistike bir dokunuşla otantik İtalyan ev tarzı konforlu yemeklerinin yer aldığı özel menüsünü 26 Mart Cumartesi akşamı vereceği özel bir davet ile ön bir kutlamaya dönüştürüyor.

Misafirleri bir lezzet şölenine çıkaracak olan özel gece, Parma Ham, Kurutulmuş domates, Burrata ile başlıyor. Patlıcan dilimleri, Karides, Fior di latte, Domates ve Parmesan’ın enfes uyumuyla oluşturulan tabak, özel Kum midyeli bir Risotto ile devam ediyor. Ardından fıstık ve kekikli patates kreması eşliğinde çipura sarma geliyor. Çikolata soslu mini Rum Baba’nın ardından gecenin imza bitirişi ise Tiramisu D’Isola ile yapılıyor.

Scarlet Etiler menüsünü yeniledi

Scarlet Etiler menüsünü yeniledi

Et konusundaki uzmanlığı ile ünlü, lezzet anlayışı ve özgün kimliği ile alanında fark yaratan İstanbul’un gözde yeme –içme adreslerinden Scarlet Etiler, yeni menüsü ve yenilenen dekorasyonu ile ilgi görüyor.

Scarlet Etiler’in Executive Chef’i Can Akçay’ın özenle hazırladığı yeni menü lezzetleri, hem sunumlarıyla, hem de tatlarıyla iştah kabartıyor.

Scarlet Etiler’in yeni menüsünde, kendine hayran bırakan birçok seçenek bulunuyor. Mutlaka denenmesi gerekenler arasında Taze Burrata, Fırınlanmış Dana İlik, Karides Tempura, Steak Tempura, Risotto Assado, Brodetto Soslu Dana Yanak, Lavantalı Brûlée gibi lezzetler yer alıyor.

Rezervasyon: 0(212) 265 52 65  Adres: Seheryıldızı Sokak, No:3, 34337, Etiler – Beşiktaş / İstanbul

Six Senses Kocataş Mansions, İstanbul’dan doğaya saygı

Six Senses Kocataş Mansions, İstanbul’dan doğaya saygı

Six Senses Kocataş Mansions, İstanbul, Executive Chef’i Özgür Üstün liderliğindeki ekibiyle, Eat With Six Senses felsefesini tamamen doğal ve organik ürünlerden oluşan menülere yansıtarak, misafirlerine “sağlıklı yaşam deneyimi” sunmaya devam ediyor.

Executive Chef Özgür Üstün’ün liderliğinde otel bünyesindeki Defne Restoran’ın menülerinde yer alan tüm lezzetler, Eat Wit Six Senses felsefesiyle, hem besleyici hem de sağlıklı malzemelerden oluşuruken, otelin fine-dining restoranı Toro Latin Gastro Bar’da mevsiminde kullanılan malzemeler ve yerli üreticiden temin edilen meyve, seze ve et çeşitleri ile küçük üreticinin ayakta kalması için destek sağlanıyor.

Otelin organik bahçesinden toplanan sebze ve meyvelerle hazırlanan yemekleri, doğal turşuları, fermente hazırlanan gıdaları, manda sütünden yaptıkları yoğurt ve peynirler ile sürdürülebilirlik felsefesini benimsediğini ortaya koyuyor. Ayrıca mevsiminde toplanıp hazırlanan doğal domates, biber salçaları, soslar, mevsiminin en taze meyveleri ile şeker kullanılmadan hazırlanan reçeller, kurutulmuş et ve pastırma gibi bir çok doğal ürün de içerde hazırlanarak misafirlerin beğenisine sunuyor.

İstanbul’da, yerli üretime destek hedefiyle, otelin birçok mutfak alışverişi Sarıyer’in yerli esnafından yapılıyor.

Doğaya Saygı

Otel odalarında, restoran ve mutfakların %95’inde plastik ürünler, pamuklu çubuk, pipet gibi malzemeler kullanılmıyor. Banyolarda kullanılan ürünler tamamen organik ve doğaya saygılı malzemelerden elde ediliyor.

Ayrıca Six Senses’in sürdürülebilirlik ve doğaya saygı yaklaşımını içinde barındıran Earth Lab’de organik yöntemlerle taze otlar, sebzeler, meyve ve Spa bakımlarında kullanılan bitkiler yetiştiriliyor. Misafirler, sürdürülebilirlik felsefesini yaşayabilecekleri Earth Lab’deki atölye çalışmalarında, diş macunu, el kremi, vücut kremi, peeling gibi ürünleri tamamen doğal ürünlerle hazırlayarak, sağlıklı yaşam deneyimine katılabiliyor.

Hayata sarıldılar

Hayata sarıldılar

Radisson Hotel Group Türkiye Sorumlu İşletme Projeler ekibinin belirlediği çerçevede oluşturulan Hayata Sarıl Lokantası’na destek kampanyasında 2019 yılı pişirme programının son etkinliği gerçekleşti.

Radisson Hotel Group otellerinden her ay belirlenen otellerin Executive Chef’leri bir gün boyunca Hayata sarıldılar’nda belirledikleri özel bir menüyü pişirdi ve servis etti. Gün boyu gelen misafirlerin satın aldığı bu menüden elde edilen gelir Hayata Sarıl Lokantası’nın bütçesine destek olmak için kullanıldı.

2019 yılının son etkinliğinde yıl boyunca destek kampanyasına katkı sağlayan Radisson Hotel Group otellerinden Radisson Blu Hotel, Vadistanbul, Radisson Blu Hotel & Spa, Istanbul Tuzla, Radisson Blu Hotel, Istanbul Asia, Radisson Blu Hotel, İstanbul Şişli, Radisson Blu Hotel İstanbul Pera Executive Chef’leri kendilerine eşlik eden Epos 7 Derneği Başkanı Zafer Kozanoğlu ile birlikte Hayata Sarıl Lokantası’nda yeni başlangıçlar için pişirdi.