Yazılar

Zatürre ölümcül olabilir!

Zatürre ölümcül olabilir!

Aniden yükselen ateş, göğüs ağrısı, nefes darlığı ve öksürük zatürreye işaret ediyor olabilir. Halk arasında zatürre olarak bilinen pnömoni akciğer dokusunun iltihaplanması sonucu oluşur ve dünyada en sık karşılaşılan, ölüme neden olan hastalıkların başında gelir. En tehlikeli solunum yolu hastalıklarından biri olduğunu ve bu süreçte erken tanı ve tedavinin önemli olduğunu vurgulayan Avrasya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Kanan Abbaslı zatürre hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Kanan Abbaslı

Zatürre Nedir?

Tıp dilinde pnömoni olarak da bilinen zatürre akciğerin en uç yapısını oluşturan ve havadaki oksijenin vücuda girdiği bölgede bulunan hava keseciklerinin iltihaplanmasıdır. Zatürre başta bakteriler olmak üzere birçok çeşitli mikroorganizmalara bağlı olarak oluşur. Her yaştan insanda hafif ya da ağır hastalıklara neden olabilen hastalık kimi zaman karşımıza bir grip komplikasyonu olarak da çıkabilir.  Bazı pnömoni türlerinde hastalığın hasta kişilerden sağlıklı kişilere doğrudan bulaşma riski söz konusudur.  Ancak zatürre çoğunlukla hastanın kendi ağız, boğaz ya da sindirim kanalında bulunan mikropların akciğere ulaşmasıyla ortaya çıkar. Özellikle vücut savunması zayıf düşmüş kişilerde pnömoni riski daha fazladır. Bu nedenle hastalığın bulaşma riskinden çok kişinin vücut direncinin zayıf oluşu en büyük risk faktörünü oluşturur.

Zatürre belirtileri nelerdir?

Genellikle ani öksürük, iltihaplı balgam, ateş, üşüme ve titreme, halsizlik, yan ağrısı ile kendini gösterir. Ayrıca beraberinde nefes darlığı veya göğüs ağrısı gibi belirtiler de görülür.  Bazı kişilerde ise sinsi bir başlangıç söz konusudur. Birkaç gün devam eden eklem ve kas ağrıları, iştahsızlık ve halsizliğe kuru öksürük, ateş, kusma ve baş ağrısı gibi reaksiyonlar da eşlik edebilir. Özellikle çocuklarda zatürre belirtileri çocuğun yaşına ve hastalığa yol açan etkenlere göre farklılık gösterir.  Kimi zaman tek bulgu hızlı solunum olabilirken kimi zaman da ateş, karın ağrısı ya da kusma gibi şikayetler bir arada görülebilir. Göğüs ağrısının meydana geldiği kişilerde, göğüs boşluğunda bir sıvı birikmesi söz konusu olabilir. Bu durum erken tanı ve tedaviyle tamamen ortadan kaldırılabilir ancak hastalığın ilerlediği durumlarda ise yoğun bakıma yatmak ya da bir tüp aracılığıyla göğüste biriken iltihaplı sıvıyı almak gerekebilir.  Genellikle nedenleri bakteriler ve virüsler olsa da kimi zaman bazı ilaçların yan etkisi olarak da ortaya çıkabilmektedirler.

Pnömoni bulaşıcı mıdır ve risk faktöreleri nelerdir?

Zatürre hastalığına zemin hazırlayan viral solunum yolu enfeksiyonları bulaşıcıdır. Öksürük ya da hapşırıkla yayılabildikleri gibi kişinin kullanmış olduğu bardak, mendil, çatal gibi eşyalar aracılığıyla da yayılabilirler. Pnömoni çok sık rastlanılan ve ölüme sebep olabilen hastalıklar arasındadır. Özellikle de bebeklerde, yaşlılarda, çocuklarda ve hastalığı bulunan başka kişilerde ölümcül olabilmektedir.  İleri yaş, kronik hastalıklar, bağışıklık sistemi hastalıkları, yutma güçlüğü yapan durumlar, sigara kullanımı, kusmalar, alkol, geçirilmiş uzun süreli ameliyatlar erişkinlerde zatürre hastalığına yakalanmayı kolaylaştıran risk faktörleri arasındadır.

Zatürreden korunmak mümkün

  • Hastalıktan korunmak için öncelikle pnömoni oluşumuna zemin hazırlayan faktörler ortadan kaldırılmalıdır. Kronik hastalık varsa tedavisi ve kontrolü düzenli bir şekilde yapılmalıdır,
  • Stresten kaçınılmalı, dengeli beslenmeye ve hijyene önem verilmelidir,
  • Alkol, tütün kullanımı tavsiye edilmez,
  • Grip durumunda kalabalığa temasın azaltılması, maske kullanılması tavsiye edilir,
  • Gripten korunmak için aşılar geliştirilmiştir ve bir yıl süreyle koruma sağlayan bu aşılar her yıl Eylül, Ekim, Kasım aylarında bir doz kas içine yapılmaktadır. Aşının, gribe yakalanma riski yüksek veya hastalığı çok ağır atlatan kişilere uygulanması tavsiye edilir.

Pnömokok aşısı önerilen kişiler

  • 65 yaş ve üzerindeyseniz,
  • Kronik hastalığınız varsa,
  • Pnömonektomi geçirdiyseniz,
  • Beyin omurilik sıvısı kaçağı varsa,
  • Dalak bozukluğu söz konusuysa,
  • Bağışıklık yetmezliğiniz varsa,
  • Kronik alkol probleminiz varsa aşı yapmanız önerilir.

Zatürre (Pnömoni) teşhisi ve tedavisi

Öncelikle muayene sırasında stetoskopla kişinin akciğerleri dinlenir ve söz konusu hastalıktan şüphelenilirse akciğer röntgeni istenir. Röntgen zatürre olup olmadığı konusunda yeterli bilgiyi verecektir ancak kandaki oksijen miktarının, solunum yollarının ne durumda olduğunun bilinmesi adına ekstra testlere de ihtiyaç duyulmaktadır. Beyaz kan hücre sayısının kontrolü için tam kan sayımı, zatürenin boyutu ve akciğer yaprakları arasında sıvı varlığı için tomografi taraması balgam testi, akciğerlerde sıvı birikmesi söz konusu ise plevral sıvı kültürü ve balgam çıkaramayan antibiyotiklere yanıt vermeyen dirençli zatüre varlığında bronkoskopik yöntemler kullanılmaktadır.

Zatürre tedavisi öncelikle enfeksiyonun iyileştirilmesini ve mevcut komplikasyonların önlenmesini içermektedir.  Genellikle antibiyotikler, istirahat, bol sıvı alımı, ateş düşürücüler ve ağrı kesiciler kullanılır. Bazı durumlarda kişinin hastaneye yatması gerekebilir. Özellikle çok ağır zatürre söz konusu ise yoğun bakımda yatış ve solunum desteği uygulanabilir.  Hastalığa neden olan mikrobun belirlenmesi her zaman mümkün olmayabilir ancak zatürre tanısı konulduktan kısa süre sonra antibiyotik tedavisine başlanılmalıdır.  Bu nedenle hastanın yaşı, varsa kronik hastalıkları, zatürrenin şiddeti gibi durumlar dikkate alınarak tedaviye başlanır. Tedavi süreci bu etkilere göre de uzayabilir ya da kısa sürede olumlu sonuçlar elde edilebilir. Çünkü zatürre ani başlangıçlı ve genellikle tedaviyle hızla iyileşebilen bir hastalıktır.  Tedaviden 72 saat sonra ateşiniz düşmemiş, öksürüğünüz şiddetli şekilde devam ediyorsa hemen bir uzman hekime görünmelisiniz.

Öksürük ve göğüs ağrısı şikayetlerinizin nedeni plörezi olabilir!

Öksürük ve göğüs ağrısı şikayetlerinizin nedeni plörezi olabilir!

Derin bir nefes aldığınızda keskin bir göğüs ağrısı ile kendini belli edebilen plörezi nedir? Belirtileri ve tedavisi hakkında bilinmesi gerekenleri İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç Dr. Fidan Yıldız, sizler için anlattı.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç Dr. Fidan Yıldız

Plörezi nedir?

Plörezi, akciğer zarında sıvı birikmesi anlamına gelir. Sağlıklı bir bireyin akciğerlerinin dış kısmında parietal plevra ve iç duvar kısmındaysa visseral plevra olmak üzere 2 farklı zar tabakası bulunur. Bu zarlar arasında bulunan kaygan sıvı, solunum yaparken akciğerlerin sorunsuz bir şekilde şişip sönmesini sağlar. Bu sıvının salgılandığı yer akciğerin dış zarıdır ve akciğerlerin dışını örten iç zar tarafından emilir. Yaklaşık miktarı 20 ml’dir. Plevra boşluğu dediğimiz 2 zar arasında daima bir hareket halinde olup, miktar düzeyi sabittir. Bazı akciğer hastalıkları, bu sıvının artmasına veya emilimin sağlanamamasına yol açabilir. Bunun sonucunda ise sıvı miktarında artma meydana gelir.

Plörezi neden olur?

Göğüs duvarını ve akciğeri sarmalayan zar tabakaları arasında bulunan sıvı miktarı artışı olarak tanımlanan plörezinin sıklıkla görülen nedenleri; akciğer kanser, akciğer zarı kanseri, akciğer apsesi, verem ve pulmoner emboli olabilir. Bakteri ve virüslerin akciğer dokusunun iltihaplanmasına neden olması olarak tanımlanan zatürre de, plöreziye neden olan önemli bir akciğer hastalığıdır. Bu sıvı miktarındaki artışa neden olan rahatsızlıkların birçoğu aşağıda sıralanmıştır:

  • Viral ve bakteriyel enfeksiyonlar
  • Mantar enfeksiyonları
  • Pankreasta gelişen iltihap
  • Akciğerde gelişen ödem
  • Solunum esnasında akciğerdeki bir kısmın şişmemesi
  • Kalp yetmezliği durumu
  • Akciğere uzanan atardamarda meydana gelen basınç artışı
  • Böbrek ve karaciğer rahatsızlıkları
  • Kalp ameliyatından sonra meydana gelen komplikasyonlar
  • Kaburga kırıkları
  • Lenf kanseri ve yemek borusu kanseri
  • Siroz
  • Romatoid artrit
  • Tiroid hastalıkları
  • Ailevi akdeniz ateşi (FMF)
  • Travmalar
  • Bazı medikal ilaçların oluşturabileceği yan etkiler

Plörezi belirtileri nelerdir?

Plörezi hastalığında; öksürük ve göğüs ağrısı gibi şikayetler ön plandadır. Orta veya yüksek şiddette görülen ağrı sebebiyle, solunum yapmak güç bir hale gelir. Hissedilen nefes darlığı yüzünden; kişi, sırt üstü yatmayı istemez. Ateş, titreme, terleme, üşüme, yorgunluk ve iştah kaybı ise rastlanılan diğer bulgular arasındadır. Hastalığın seyri ilerledikçe; var olan kuru öksürük, yerini çok daha şiddetli ve vücüdu sarsacak öksürüğe bırakabilir. Her öksürükte, sanki sırta bıçak saplanıyor gibidir. Bazı durumlarda bu ağrı, omuz ve karın bölgesine kadar duyulabilir.

Plörezi nasıl tedavi edilir?

Göğüs Hastalıkları uzmanının tanısını netleştirmesini takiben, plöreziye neden olan rahatsızlık da tespit edilir. Çünkü plörezi için uygulanacak tedavi, altında yatan sebebe bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Örneğin;

  • Eğer, bakteriyel enfeksiyonların neden olduğu bir plörezi söz konusuysa; tedavi ve şikayetlerin azaltılması için antienflamatuar ilaçlar reçete edilir.
  • Nedeni tüberküloz ise uzun döneme yayılan bir antibiyotik tedavisi uygulanır.
  • Kalp yetmezliği söz konusuysa idrar söktürücü ilaçların kullanılması önerilir.
  • Plevra kanseri ile karşılaşılması durumunda cerrahi operasyon ile akciğerin dışında yer alan ve sıvı tüketiminden sorumlu olan doku çıkarılır.
  • Bazı vakalarda ise drenaj yapılır ve plevradaki sıvı boşaltılabilir.

Okulda masum paylaşımlar bulaş riskini artırabiliyor!

Okulda masum paylaşımlar bulaş riskini artırabiliyor!
Yüzyılın salgın hastalığı Covid-19 nedeniyle olağanüstü günlerden geçtiğimiz bu süreçte, öğrencilerin sınıfta dikkat etmesi gereken kurallar da kritik önem taşıyor. Örneğin; kalemi ağıza götürmek, farkında olmadan elini yüzüne, gözüne sürmek, hatta arkadaşlarıyla yiyecek ya da okul araç gereçlerini masumane paylaşmak bile bulaş riskini artırabiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur, gerek pandemi sürecinde, gerekse bulaş riskinin daha da arttığı kış aylarında hastalıklardan korunmak için en etkili yolların başında pandemi kurallarına uymak ve kişisel eşyaları başkalarıyla paylaşmamak geldiğini söylüyor. Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur, pandemi sürecinde Covid-19 riskine ve kış hastalıklarına karşı çocuklara mutlaka anlatılması gereken önlemlerle ilgili önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur

Elleri sık ve doğru yıkamak
Covid-19 enfeksiyonu, grip ve sarılık virüsleri, ishal, hepatitler, döküntülü hastalıklar ve bağırsak parazitleri en çok bulaş imkanını eller aracılığıyla buluyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur, temiz görünen ellerde bile hastalık yapıcı binlerce mikroorganizma bulunabildiğini belirterek “Ellerin sık ve doğru şekilde yıkanması önemli hastalıklardan korunmada oldukça etkilidir. Çocuklarımıza el yıkama alışkanlığı kazandırmak, onları birçok enfeksiyondan korumada en önemli tedbir olacaktır. Yemeklerden önce ve sonra, tuvalet öncesi ve sonrası, hapşırma ve öksürme sonrası, okul servisinden inince, kedi, köpek ve diğer hayvanlarla temastan sonra, okuldan eve geldikten sonra ve maske çıkarılıp çöpe atıldıktan sonra eller mutlaka yıkanmalıdır” diyor.

Elleri yüze, ağıza ve gözlere sürmemek
Ellerin gün içerisinde çoğu zaman farkında olmadan yüze, gözlere ve ağıza sürüldüğüne, bunun da mikropların vücuda yayılabilmesine yol açtığına dikkat çeken Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur “Ellerin yüze, ağıza ve gözlere götürülmesinden kaçınılması çok önemlidir. Bugünlerde Covid-19 enfeksiyonunun yanı sıra gribal enfeksiyonlar, hepatitler, döküntülü hastalıklar ve parazit enfeksiyonlarına da çok sık rastlıyoruz” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Maskeyi doğru bir şekilde takmak
Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur, Covid-19 enfeksiyonu ve kış aylarında artış gösteren soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklardan korunmada doğru maske kullanımının en etkili yöntemlerden biri olduğunu vurguluyor. Maskenin sadece ağızı değil, burnu da kapatacak şekilde takılması, çıkarılırken kumaşa temas edilmemesi, sadece iplerinden tutularak çıkarılması ve hemen çöpe atılıp, ardından ellerin mutlaka yıkanması gerektiğini vurguluyor.

Maskeyi nemlendiyse değiştirmek
Maskenin hapşırma ve öksürük sonrası veya yağmurda ıslanması durumunda değiştirilmesinin çok önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur “Maske ıslandığında filtreleme özelliğini kaybeder ve fayda yerine zararlı hale gelebilir. Kış mevsiminden dolayı gerek soğuk algınlığı gerekse havanın yağışlı olması sebebiyle maskenin kuru kalması daha zor. Maskenin etkin koruma sağlaması için kuru ve temiz olması önemlidir. Islak maske hemen değiştirilmeli, konuşma ve koşma sonrası hafif nemlenen maske 4 saat sonra değiştirilmelidir” diyor. Çocukların okulda gerektiği durumda yedek maskeye kolayca ulaşabilmesi, çantasında mutlaka yedek maske bulunması gerektiğini belirten Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur, her gün yeni bir maske takılmasının şart olduğunu, aynı maskenin kesinlikle ikinci gün takılmaması gerektiğini vurguluyor.

Okul araç-gereçlerini pandemi sürecinde paylaşmamak!
Pandemi sürecinde okulda çocuklar arasında yapılan silgi ve kalem gibi eşyalarla yiyecek paylaşımları bile içinde bulunduğumuz bu olağanüstü süreçte tehlikeyi artırabiliyor. Öksürme ve hapşırma ile bu eşyalara ve yiyeceklere bulaşan hastalık yapıcı mikroplar, eller aracılığıyla vücuda taşınıyor. Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur, çocuklara paylaşma ve yardımlaşmanın mutlaka öğretilmesi gerektiğini, ancak yüzyılın salgın hastalığı olan ve hızla bulaş riski bulunan Covid-19 enfeksiyonu nedeniyle bir süre tedbir ve korunma amaçlı olarak bu paylaşımlara ara verilmesi gerektiğinin anlatılması gerektiğini söylüyor.

Yemeği konuşmadan yemek
Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur, çocukların gerek oyunlarda, gerekse arkadaşlarıyla sohbetlerinde birbirlerine çok yaklaşmamaları, en azından bir kol boyu uzaklıkta durmaları, teneffüslerde koşturmamaları ve maskeyi açık hava haricinde çıkarmamaları gerektiğini belirtiyor. Yemekte de sohbet etmemek, mümkün olduğunca konuşmadan yemek yemek virüslerin solunum yoluyla bulaşmasını önlemede çok büyük rol oynuyor.

Öksürüğü hafife almayın

Öksürüğü hafife almayın

“Öksürürken adeta nefessiz kalıyorum!”, “Öyle şiddetli ki, öksürdüğümde yer yerinden inliyor!”, “Gece uykusu bırakmadı, gündüz de bana mısın demiyor!”… Son günlerde pek çok kişi, yaşam kalitesini düşüren ve geldi mi gitmek bilmeyen şiddetli öksürük şikayetiyle hastanelere başvuruyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim “Son haftalarda viral solunum yolu enfeksiyonlarında artış gözlenmektedir. Çok sayıda hasta; üst solunum yolu enfeksiyonu ve geçmeyen, yaşam kalitesini bozan, inatçı öksürük şikayeti ile polikliniklere başvurmakta; nedeni Covid-19 mu? Alerji mi? Reflü mü? Mevsimsel grip mi? diye belirlenmeye çalışılmaktadır” diyor. Hastanın öksürüğünün ne kadar zamandır devam ettiği, nasıl seyrettiği ve eşlik eden diğer şikayetlerin bu hastalıklar arasında ayırıcı tanı yapmak açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Tülin Sevim; öksürüğün altında yatan 10 nedeni, alınabilecek önlemleri ve tedavisini anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Tülin Sevim

Nezle (soğuk algınlığı) ve grip

Soğuk algınlığında öksürüğe; burun akıntısı, hapşırık, boğaz ağrısı, hafif ateş, halsizlik ve baş ağrısı gibi yakınmalar eşlik eder. Influenza virüsünün neden olduğu mevsimsel gripte ise; kuru ve inatçı öksürüğe, soğuk algınlığı belirtilerinin yanı sıra yaygın vücut ağrıları, yüksek ateş, nefes darlığı, kusma ve ishal gibi şikayetler eşlik etmektedir.

“Öksürük aşırı duyarlılığı“

Virüslerin neden olduğu viral solunum yolu (soğuk algınlığı ve grip) hastalıklarına bağlı olarak gelişen öksürük günler içinde geriler ve kaybolur. Ancak bazı hastalarda tedaviye rağmen öksürük aylarca devam edebilmektedir. Kronik inatçı öksürük olarak tanımlanan bu durumun viral enfeksiyonlardan sonra ortaya çıkan “öksürük aşırı duyarlılığı“ ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu tarz öksürük iki aydan uzun süre devam eder, genellikle kuru öksürük şeklindedir, çok az miktarda balgam görülebilir. Şarkı söylemek, gülmek, derin nefes almak, egzersiz, ısı değişikliği, soğuk hava, havadaki partiküller, kokular, kimyasal maddeler gibi faktörler öksürüğü artırır. Hastalar boğazlarına bir şey takılmış gibi hissettiklerini ve sürekli temizleme ihtiyacı duyduklarını ifade ederler. Öksürük aşırı duyarlılığı, aylarca devam eden, hastaları çok rahatsız eden, birçok kez doktora başvurmalarına neden olan, yaşam kalitesini bozan bir durumdur.

Alerji

Alerjik öksürük; özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında, belli ortamlarda veya belli tetikleyici faktörler ile karşılaşıldığında artar. Öksürükle birlikte; burun akıntısı, geniz akıntısı, hapşırık, gözlerde sulanma, kaşıntı, bazen nefes darlığı, hışırtılı solunum gibi şikayetler de mevcuttur. Ateş çok beklenen bir belirti değildir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Covid-19

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin SevimÖksürük, Covid-19’un belirtileri arasında yer almakla birlikte; Covid-19’da hastalarda öksürüğün yanı sıra; ateş, yaygın vücut ağrıları, halsizlik, kırıklık, boğaz ağrısı, tat-koku kaybı, nefes darlığı gibi şikayetler mevcuttur” diyor.

Geniz akıntısı

Kronik öksürüğün sık görülen nedenlerinden biri geniz akıntısıdır. Burun kanalından geriye, boğaza doğru akıntı hissetme durumu olarak tanımlanır. Hasta yatarken veya sabah uyandığında akıntının arttığını hissedebilir. Alerjik veya alerjik olmayan inatçı burun iltihabı (rinit) ve sinüzit ile birlikte görülebilir. Hastalarda öksürükle birlikte, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, hapşırık, damakta/burunda/boğazda kaşınma hissi bulunur, sürekli boğazlarını temizleme ihtiyacı duyarlar. Isı değişikliği, kimyasal maddeler, kokular vb öksürüğü tetikler. Alerji ile ilişkili olduğunda; belli mevsimlerde veya kişi duyarlı olduğu antijenle (ev tozu akarı, kedi, köpek tüyü, küf vb) karşılaştığında geniz akıntısı ve öksürük şikayetleri artar.

Reflü

Reflü günümüzde çok sık görülen bir hastalıktır ve kronik öksürüğün önemli nedenlerinden biridir. Reflü hastalığının tipik belirtileri göğüs kemiğinin arkasında duyulan ve aşağıdan yukarıya, boğaza doğru yayılan yanma hissi, göğüs ağrısı, yenilen yiyecek veya ekşi sıvının ağıza veya yemek borusuna geri gelmesi, boğaz ağrısı, ses kısıklığı, geğirti, hazımsızlık, midede ekşimedir. Kalp ağrısı veya astım hastalığını taklit edebilir. Şikayetler genellikle yemeklerden yarım saat sonra başlar ve öne eğilmekle artar.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Zararlı maddelerin solunması

Zararlı gaz, duman, toz, parçacık, kimyasal madde veya yabancı cisim solunması akut öksürük nedenidir. Yani ani başlar ve üç haftadan kısa sürer. Yaşadığımız ortamda, iş yerlerimizde, soluduğumuz havada bulunan bu zararlı maddeler solunum yollarını tahriş eder; maruz kalınan bu zehirli maddelerden kurtulmak, hava yollarını temizlemek, akciğerlerimizi korumak için öksürük refleksi çalışmaya başlar. Sigara dumanı, egzoz gazı, partiküller soluduğumuz havada sık karşılaştığımız zararlı maddelerdir.

Akciğer enfeksiyonu (Zatürre, Tüberküloz)

Zatürre (pnömoni); bakteri, virüs veya nadiren mantarların neden olduğu akciğer enfeksiyonudur. En sık görülen belirtiler; ani başlangıçlı ateş, titreme, öksürük, balgam, nefes darlığı ve göğüs ağrısıdır. Hafif seyredebildiği gibi özellikle risk grubundaki kişilerde ölüme neden olabilir. Tüberküloz da, üç haftadan uzun süre devam eden, kronik öksürük nedenlerinden biridir. Hastalarda öksürük ile birlikte, iştahsızlık, kilo kaybı, gece terlemesi, bazen kan tükürme görülebilir.

Hava yolu hastalıkları (Astım, kronik bronşit)

Astım, kronik öksürüğün önde gelen nedenlerinden biridir. Tipik olarak öksürükle birlikte hışıltılı solunum ve nefes darlığı da görülür. Ataklarla seyreder, ataklar dışında hasta tamamen sağlıklı olabilir. Astımın bir alt tipi olarak değerlendirilen öksürükle seyreden astımda ise hışıltılı solunum veya nefes darlığı bulunmayabilir, hastaların tek şikayeti öksürüktür. Kronik bronşit; kronik öksürük ve balgam ile karakterize bir hastalıktır. Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığının (KOAH) bir alt tipidir. KOAH büyük oranda sigara ile ilişkilidir. İlerleyici ve geri dönüşümü olmayan bir hastalıktır. Hastalığın ilk bulgusu kronik öksürüktür. Ancak hastalar bu şikayeti sigaraya bağladıkları için önemsemezler. Zaman içinde hastalık ilerler bir süre sonra nefes darlığı gelişir.

İlaçlar

Yüksek tansiyon ve kalp yetmezliği tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, bazı kişilerde kronik öksürük nedeni olabilir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Öksürüğe karşı etkili 8 öneri!

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim, öksürüğe karşı önerilerini şöyle sıralıyor;

  • Doktorunuzun verdiği ilaçları düzenli kullanın.
  • Öksürüğü tetikleyen faktörlerden (alerjen, sigara dumanı, kimyasal madde, duman, partikül vb) uzak durun, maruziyeti azaltmak için gerekli önlemleri alın. Örneğin; polen alerjiniz varsa polen yoğunluğunun fazla olduğu günlerde çok gerekmedikçe dışarı çıkmayın. Yine hava kirliliğinin yoğun olduğu günlerde de gerekmedikçe dışarı çıkmayın.
  • Sigara içmeyin, içilen ortamlarda bulunmayın.
  • Yaşadığınız ortamı nemlendirin. Hava nemlendiricisi veya sıcak buharlı bir duş, burun tıkanıklığını azaltmaya yardımcı olur, boğaz ve hava yollarını rahatlatır.
  • İstirahat edin, bol bol sıvı tüketin. Ilık su, et veya tavuk suyu, günde 2-3 fincanı geçmemek koşuluyla bitki çayı boğazı rahatlatarak öksürüğün azalmasını sağlayabilir.
  • Sıcak ballı limon öksürüğü rahatlatmakta oldukça yardımcıdır. (1 yaşın altındaki çocuklara verilmemelidir. Diyabet hastaları doktoruna danışmalıdır). Zencefil çayı, hatmi kökü çayı, kekik çayı öksürüğü rahatlatmak için aşırıya kaçmadan tüketilebilir.
  • Yemek yedikten sonra hemen yatmayın, özellikle reflüye karşı yastığınızı yükseltin.
  • Tuzlu su ile gargara yapın. Tuzlu su; boğaz ağrısını hafifletir, boğazın arkasındaki balgam ve mukusu azaltarak öksürüğü rahatlatır.

Sigara KOAH’ın baş nedeni!

Sigara KOAH’ın baş nedeni!

Günümüzde hızla yaygınlaşan, sigara içimi ve sigara dumanına maruz kalma başta olmak üzere bir çok etkene bağlı olarak gelişen bir hastalık KOAH. Akciğer dokusunda bozulmalara ve hava yollarında tıkanmaya neden oluyor; nefes darlığı, öksürük ve balgam gibi şikayetlere yol açarak kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Zekai Tarım “KOAH dünyada en yaygın görülen hastalıklardan biridir ve her 10 yetişkinden birinin bu hastalığa sahip olduğu düşünülmektedir. Hastalık, en çok ölüme neden olan hastalıklar sıralamasında kalp hastalıkları ve inmeden sonra üçüncü sıradadır. Ülkemizde sigara içenlerin artması ve hava kirliliği önümüzdeki yıllarda hastalık yükünün daha da artacağını düşündürmektedir“ diyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Zekai Tarım, 17 Kasım Dünya KOAH Günü kapsamında yaptığı açıklamada, bu tehlikeli hastalığa zemin hazırlayan 5 etkeni anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Zekai Tarım

Sigara içmek

Sigara içimi en iyi bilinen risk faktörüdür ve KOAH hastalarının büyük çoğunluğunda (yüzde 80) sigara öyküsü vardır. Tütün ürünleri kullanımı ve sigara içiminin süresi ve miktarı hastalık şiddetine katkıda bulunurken, eşik düzeyi kişiden kişiye değişir.

Sigara dumanına maruz kalmak

Sigara içmeyen kişilerin de sigara dumanına maruz kalması (pasif içicilik) KOAH gelişimi için risk faktörleridir. Bu nedenle sigara içmeseniz bile sigara içilen ortamda bulunmamaya, sigara dumanına maruz kalmamaya çalışın.

Ev içi ve dış ortamda hava kirliliği

Ev içi hava kirliliği (özellikle kapalı alanlarda  tezek, ekin artıkları, odun, çalı çırpı vb biyomas yakıtlarla ısınma ya da yemek pişirme) ile dış ortam hava kirliliği KOAH riskini artırmaktadır. Bu nedenle ev içinde de gerekirse maske takın, ortamı havalandırın.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Genetik yatkınlık

Erişkinlikte kronik akciğer hastalığı gelişimine hayatın erken dönemindeki olaylar yatkınlık yaratabilir. Gebelikte veya çocuklukta akciğer gelişimini etkileyen herhangi bir faktör KOAH riskini artırma potansiyeline sahiptir. Kronik bronşit, astım ve bronş aşırı duyarlılığı da KOAH gelişimine zemin hazırlayabilmektedir.

Mesleki maruziyet

İş yerinde duman, kimyasal maddeler ve toza kronik maruziyet KOAH gelişiminde temel risk faktörlerinden biridir. Maruziyet yoğun ve uzun süreli olduğunda, eşlik eden sigara içimi de varsa hastalık riski çok daha artar.

Dikkat! KOAH hastaları Covid-19’u daha ağır geçiriyor!

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Zekai Tarım ”Özellikle pandemi döneminde hastaların  Covid-19 virüsüyle enfekte olma korkusu nedeniyle hastane ve hekimlerine ulaşmakta gecikmesi, KOAH  hastalarının takip ve tedavisinde ciddi sorunlar yaşanmasına neden olmuş, eksik ve yetersiz tedaviler hastalığın ilerlemesine yol açmıştır. Yine KOAH, Covid-19 enfeksiyonu için bir risk faktörü olmakta ve KOAH‘lı hastalar Covid-19‘u daha ağır  geçirebilmektedirler. Pandemi nedeniyle genellikle evden dışarı çıkmayan yaşlı hastalarda, egzersiz kapasitesinde azalma, kaslarda zayıflama olmaktadır. Bu nedenle günlük düzenli yürüyüş ihmal edilmemelidir“ diyor.

Akciğer en sık görülen kanser türleri arasında ilk sırada!

Akciğer en sık görülen kanser türleri arasında ilk sırada!

Akciğer kanseri dünyada her iki cinsiyet göz önüne alındığında en sık görülen kanser türü olarak ilk sırada yer alıyor. Bilim dünyasında en son yayınlanan verilere göre; tüm yeni tanı alan kanserlerin yüzde 12.3’ünü akciğer kanseri oluşturuyor. Ülkemizde her yıl 40 bin kişiye akciğer kanseri tanısı konuyor. Erkeklerde en sık görülen akciğer kanserini sırasıyla prostat ve bağırsak kanseri takip ediyor. Kadınlarda ise meme kanseri açık arayla ilk sırada yer alırken, bağırsak ikinci ve akciğer kanseri üçüncü sıklıkta görülüyor. Akciğer kanseri genellikle erken evrede belirti vermemesi ve tipik belirtilerinden biri olan öksürük yakınmasında sigara tüketen hastaların ‘Sigara öksürtüyor’ düşüncesiyle zamanında hekime başvurmamaları nedeniyle sıklıkla ileri evrede tanı alıyor. Oysa erken tanı konulduğunda tümörün ameliyatla çıkartılma şansı oluyor ve tedaviden daha başarılı sonuçlar alınıyor.

Acıbadem Altunizade Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu, akciğer kanserinde en önemli risk faktörünün sigara tüketimi olduğunu hatırlatarak, “Sigara içen kişinin bir de aile öyküsü varsa, hava kirliliği olan yerde yaşıyor ya da çalışıyorsa, risk katlanıyor. Akciğer kanserinin erken evrede teşhis edilebilmesi için belirtilerde zaman kaybetmeden doktora başvurulması ve yakınması olmasa dahi sigara içen 40 yaş üstü kişilerin yıllık akciğer tomografilerini yaptırmaları çok önemli. Ancak radyolojik incelemelerde her ne kadar düşük dozlu cihazlar kullanılsa da, en iyisi sigara ve kirli havadan uzak durmaktır” diyor. Peki, hangi belirtilerde zaman kaybetmeden bir hekime başvurmak gerekiyor? Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu, “Dünya Akciğer Kanseri Farkındalık Ayıkapsamında akciğer kanserinin 8 belirtisini anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu

Uzamış öksürük

Özellikle sonbahar ile kış mevsiminde en sık görülen yakınmalardan biri oluyor öksürük. Genellikle üst ve alt solunum yolu enfeksiyonları, alerjiler, astım ile KOAH hastalıklarından kaynaklanıyor. “Ancak kuru ya da balgamlı öksürük, özellikle de kanlı balgam varsa akciğer kanseri için önemli bir belirti olabiliyor” uyarısında bulunan Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu, şöyle devam ediyor: “Sigara içen kişilerin çoğu KOAH hastası oldukları için öksürüğün bu hastalıktan veya sigaradan kaynaklandığını düşünüp, hekime başvurmuyorlar. Bunun sonucunda da tanıda gecikme yaşanıyor. Erken tanı için özelikle sigara içen kişilerin öksürükleri 2-3 haftayı geçtiyse, mutlaka muayene olmaları gerekiyor. Eğer balgamda kan varsa, bu sürecin beklenmemesi büyük önem taşıyor”

Kanlı balgam

Balgamda kan KOAH, zatürre ve tüberkülozun yanı sıra akciğer kanserinin de önemli belirtileri arasında yer alıyor. Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu, “Kırmızı taze kan akciğer dışındaki bir sorundan, örneğin burun ve diş etinden kaynaklanabiliyor. Kahverengi kan genellikle mide sorunlarına işaret ediyor. Kan balgamla karışık ise akciğer kanserinin belirtisi olabileceği için zaman kaybetmemek gerekiyor” diyor.

İştahsızlık ve kilo kaybı

İştahsızlık ve kilo kaybı akciğer kanserinde sık görülen belirtilerden. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu, istemsiz kilo kaybının kanserde çoğu zaman ileri evre belirtilerinden olduğunu belirterek, “Ancak burada genelleme yapılamaz, istemsiz kilo kaybı akciğer kanserinin tüm evrelerinde olabiliyor. Hatta erken evre belirtisi olarak gelişirse, erken tanı imkanı da sağlıyor” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Halsizlik

Tüm kanser türlerinde olduğu gibi, halsizlik akciğer kanserinde de oluşan önemli bir belirti. Halsizlik her evrede görülebiliyor, dolayısıyla akciğer kanserinin erken dönem habercisi olabiliyor. Kanser hücrelerinin metabolizması çok fazla çalıştığı için normal hücrelere göre kat kat fazla enerji tüketiyorlar. Akciğer fonksiyonlarını da bozarak nefes darlığı da yapmaları nedeniyle ciddi halsizliğe yol açabiliyorlar.

Sık zatürre geçirmek

“Sık sık zatürre oluyorsanız, hele birde akciğerin hep aynı bölgesinde ise sorun, altta yatan neden akciğer kanseri olabiliyor” bilgisini veren Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu, bu tabloda bronkoskopik incelemeyle hava yollarına gönderilen bir bronkoskop ile hava yolunun içinin görüntülendiğini, şüpheli durumda parça alınarak biyopsiye gönderildiğini söylüyor.

Nefes darlığı

Nefes darlığı akciğer kanserinin tipik belirtilerinden. Tümörün hava yolunu tıkaması sonucu oluştuğu için ileri evre belirtileri arasında yer alıyor. Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu akciğer kanserinde nefes darlığının şiddetinin kısa sürede, örneğin günler haftalar içinde daha da arttığı uyarısında bulunarak, “Akciğer kanseri hastalarının önemli bir çoğunluğunda aynı zamanda KOAH hastalığı da oluyor. Bu nedenle hastalar nefes darlığının KOAH’tan kaynaklandığını düşünerek maalesef hekime başvurmakta gecikebiliyorlar” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Göğüs ağrısı

Göğüs ağrısı akciğer zarının ya da kemiklerin tutulumundan kaynaklanabiliyor ve akciğer kanserinin ileri evresinde gelişiyor. Ancak öksürük sırasında göğüste yeri tanımlanamayan bir ağrı olabiliyor ki bu belirti her evrede görülebiliyor. Bunun nedeni ise akciğer kanserinde hava yollarının kitleyi yabancı bir cisim sayarak atmaya çalışması. Kitleyi atamaması sonucu da inatçı ve ağrıya yol açabilen şiddetli öksürük oluşabiliyor.

Ses kısıklığı ve yutma güçlüğü

Ses kısıklığı ve yutma güçlüğü; soğuk algınlığı ile reflü gibi daha masum nedenlerin yanı sıra genellikle larenks kanserinden kaynaklanıyor. Ancak akciğer kanserinde de görülebiliyor. Bu kanser türünde ses kısıklığı ve yutma güçlüğü sinir ya da doğrudan ana hava yolu tutulumuna işaret ediyor.

Yorgunluğunuzun nedeni alerji olabilir!

Yorgunluğunuzun nedeni alerji olabilir!

Sonbahar aylarıyla birlikte artışa geçen alerji pek çok kişide çeşitli ağrılara ve yorgunluğa neden oluyor. Vücudun alerjenlerle teması arttıkça sorunlar da şiddetleniyor. Son yıllarda küresel ısınmanın da sonucu olarak alerjik hastalıklarda önemli artış görüldüğünü belirten Acıbadem International Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nur Kaşkır Öztürk, “Dünyamızı tehdit eden en önemli sorunlardan olan küresel ısınma, alerjik hastaları daha da yakından ilgilendiriyor. Küresel ısınmanın da etkisi ile sonbahar ayları gün geçtikçe daha fazla alerji mevsimi olarak anılacaktır. Nedeni bilinmeyen yorgunluk ve vücut ağrılarının temelinde de alerji olup olmadığı araştırılmalıdır” diyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nur Kaşkır Öztürk alerji sonbahar alerjisinden korunmanın 10 yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Koku kaybına da neden oluyor!

Alerji, bir besine ya da polen, akar, kedi tüyü gibi yabancı maddelere bağışıklık sisteminin verdiği aşırı tepki olarak tanımlanıyor. Kızaran, kaşınan gözler, burunda kaşıntı, tıkanıklık, akıntı ve hapşırıklar, öksürük, göğüs kafesinde daralma hissi, nefes darlığı, vücutta kaşıntılar, kabarıklar ve döküntüler alerjiyi işaret eden bulgular olarak öne çıkıyor. Alerjilerin koku kaybına da yol açtığını kaydeden Dr. Nur Kaşkır Öztürk, bu durumu Covid-19 belirtilerinden ayıran en önemli farkı “Covid-19’da koku kaybı anidir. Alerjik hastalıkların koku kaybı ise derece derece artar. Ayrıca alerjik burun bulgularında hiçbir zaman yüksek ateş olmaz” diye anlatıyor.

Yabani ot polenleri mevsimi başladı

Sonbaharda belirginleşen polenlerin yabani otlara ait olduğunu belirten Dr. Nur Kaşkır Öztürk, havadaki nem değişiklikleri sonrası küf mantarları ve akar miktarlarının değiştiğini, yabani ot polenleri mevsiminin başladığını belirtiyor. Alerjen teması sonrasında solunum yollarından burun, boğaz ve alt solunum yolları olan bronşlardan histamin adı verilen kimyasal madde salgılandığını, alerjik kişilerde reaksiyonlara histaminin neden olduğunu söyleyen Dr. Nur Kaşkır Öztürk “Kişi, vücudunun tepki gösterdiği alerjen ile ne kadar çok karşılaşırsa yaşadığı sorunlar da o kadar artıyor. Histamin gibi kimyasallar yorgunluk hissine ve aynı zamanda yaygın vücut ağrılarına yol açabildiğinden, nedeni tanımlanamayan yorgunluk ve vücut ağrılarında alerjileri sorgulamak uygun olacaktır” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Üzüm otu tehdidi yaygınlaşıyor!

Sonbaharla birlikte ciddi alerjik ataklara yol açan yabani ot polenlerinin başında üzüm otunun (ragweed) geldiğini, üzüm otunun son 10 yılda ülkemizde yaygınlaşarak sorun oluşturduğunu kaydeden Dr. Nur Kaşkır Öztürk şöyle konuşuyor: “Avrupa Birliği Araştırma ve Yenileme Programı Horizon 2020 raporuna göre sonbaharda ılık geçen havalar (küresel ısınma) üzüm otunun atmosferdeki miktarını ve yayılma süresini uzatıyor. Böylelikle önceden alerjisi olan kişiler üzüm otu ile karşılaşınca yeni ve güçlü bir düşman ile karşılaşmış gibi olacak. Bu çok güçlü alerjen duyarlılıklarını dolayısıyla da hastalıklarını artırabilir. Bu otun tohumları ve poleni on yıllarca yaşar. Yayılımı çok hızlı olduğundan üzüm otuna karşı mücadele de oldukça zorludur. Dolayısıyla dünyamızı tehdit eden en önemli sorunlardan olan küresel ısınmanın alerjik hastalar için de büyük önemi belirmiştir. Küresel ısınmanın da etkisi ile sonbahar ayları gün geçtikçe daha çok olarak alerji mevsimi olarak anılacaktır.”

Pause Sağlık, Pause Dergi

 Alerjiye karşı bu önlemlere dikkat!

 Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nur Kaşkır Öztürk, alerjiye karşı etkili 10 önlemi şöyle sıralıyor;

  • Kişilerin hassas oldukları polenin yayıldığı dönemde mümkün olduğu kadar açık havada bulunmaktan kaçınması,
  • Yemek pişirirken mutfağın havalandırılması,
  • Çayırlardan, dökülen yapraklardan kaçınmak,
  • Ev içi bitkilerin azaltılması,
  • Yastık, yorgan, yatak için özel dokunmuş kılıfların kullanılması,
  • Yatak çarşaflarının her hafta 60 derece sıcaklıkta yıkanması,
  • Yerde halı yerine tahta döşeme kullanılması,
  • Çamaşırların açık havada kurutulmaması,
  • Dışarıdan gelince mutlaka kıyafetlerin değiştirilmesi
  • Yatmadan önce saç ve vücudun yıkanması

Klima hastalıklarına dikkat  

Klima hastalıklarına dikkat  

Yazın aşırı sıcaklarında ev, araç ve ofiste ‘imdada yetişen’ klimalar, hızla serinleterek o an serinletici etkisiyle mutluluk veriyor ancak fark ettirmeden de yatağa düşürüyor! Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Zekai Tarım “Bugünlerde klima kaynaklı hastalıklara sık rastlıyoruz. Aşırı soğuk ve kuru havaya uzun süre maruz kalınması ve vücut direncinin düşmesi, kolaylıkla üst solunum yolları, alt solunum yolları ve akciğerde bazı enfeksiyonların gelişimine zemin hazırlayabiliyor. Covid-19 ile benzer şikayetlere yol açabilmesi nedeniyle de sıkıntı yaratıyor” diyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Zekai Tarım, klima ile gelen hastalıkları ve korunma yollarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.
Yüzyılın salgın hastalığı Covid-19 pandemisinde maske kullanımı kritik önem taşırken, bunaltıcı yaz sıcaklarına aşırı nemin de eklenmesi günlük yaşamı çok büyük ölçüde olumsuz etkiliyor. Nefes aldırmayan sıcaklarda adeta imdadımıza yetişen klimalar ise, farkında olmadan hasta edip yatağa düşürebiliyor! Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Zekai Tarım, klima kaynaklı hastalıkların; klimanın fiziksel ve rezervuar etkilerine bağlı olmak üzere iki şekilde gelişebildiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Klimanın fiziksel etkilerine bağlı olarak, ani ısı değişiklikleri ve ortamın aşırı soğuması nedeniyle bazı rahatsızlıklar gelişebiliyor. Aşırı soğuk ve kuru havaya sürekli maruz kalınması ve vücut direncinin düşmesi, kolaylıkla üst solunum yolları, alt solunum yolları ve akciğerde bazı enfeksiyonların gelişimine zemin hazırlarken; bunun yanında klima ile ortama yayılan tozlar da özellikle alerjik yapısı ve astımı olan kişilerin şikâyetlerini ve krizlerini tetikliyor, astım krizlerinin ortaya çıkmasına ve şiddetli kuru öksürüklere neden olabiliyor. Ayrıca klimaların üflediği soğuk havaya direkt maruz kalmak, yüzdeki sinir kılıfını etkileyerek ödem ve yüz felci yapabiliyor, kas ağrılarına, kas tutulmalarına neden olabiliyor.”

Pause Sağlık, Pause Dergi

Belirtileri örtüşebiliyor!

Klima hastalıklarının Covid-19 enfeksiyonu ile örtüşebildiğini, bu nedenle ‘klima çarptı’ diye geçiştirmeyip doktora görünmek gerektiğini belirten Dr. Zekai Tarım “Klima hastalıkları da tedavi edilmezse ölüme sebep olabiliyor. Tedavi için en az 2 hafta süreyle bu bakterilere yönelik uygun antibiyotikler kullanılması gerekebiliyor. Kişide ilk 24-48 saat içinde halsizlik, kırgınlık, yaygın kas ve baş ağrıları, sonrasında ateş, kuru öksürük, bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı gibi şikayetler görülebilirken, hastaların küçük bir kısmında da sinir sistemi bulguları, konsantrasyon bozuklukları hatta komalık durum oluşabiliyor.” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Bağışıklık sistemini vuruyor!

Klimaların üflediği havanın, solunum yollarındaki lokal bağışıklık sistemini zayıflatarak virüs ve bakterilerin yerleşip çoğalmasına sebep olabileceğini, klimanın çalışması ile havadaki nem oranının azalarak, mekanda yoğunlaşan kuru havanın, burun içi dokularda ve boğazda tahrişe yol açabileceğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Zekai Tarım şöyle konuşuyor: “Sürekli nemli olan klima filtrelerinde zamanla virüsler, bakteriler ve mantarlar üreyebilir. Temizliği ve bakımı düzenli yapılmayan klimaların filtre sistemlerinde biriken ve klimaların açılmasıyla iç ortama yayılan mikroorganizmalar solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olabilir. Klima hastalıklarından en yaygın olarak görüleni lejyonella pnömonisidir. Lejyonella pnömonisi klima bakterilerinin neden olduğu bir zatürredir. Bu bakteri nemli ortamlarda ve klima sistemlerinde rahatlıkla yaşayabildiği için, sebep olduğu hastalığa halk arasında ‘klima hastalığı’ denir. Hastalığa neden olan bakteriler, bakım ve dezenfeksiyon koşullarına uyulmadığı takdirde klimalarda üreyip, solunan havayla akciğerlere yayılarak hastalığa neden olur. Bu bakterinin sağlıklı bir vücutta hastalık yapma potansiyeli oldukça zayıftır, ancak vücut direncinin düşüklüğü hastalık oluşumunu kolaylaştırır. Kanser, diyabet, alkolizm, kronik akciğer veya karaciğer hastalığı olanlarda, yoğun sigara kullananlarda bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla hastalığın gelişme sıklığı artar.” Pause Sağlık, Pause Dergi

Klima hastalıklarına karşı 5 etkili önlem!

  1. Klimaların bakım ve temizliği her yıl yapılmalıdır. Filtreleri değiştirilmelidir. Bakteri filtresi kullanılmalıdır.
  2. Ortamın aşırı soğutulmamasına dikkat edilmelidir. Klima kaynaklı sağlık problemleri genellikle bilinçsiz veya aşırı kullanım sonucu oluşur. Sıcak yaz günlerinde mekan içi ve dışındaki sıcaklık farkı ve ani hava değişimi vücut direncini düşürür. Ortam için en ideal sıcaklık 21-23 derecedir.
  3. Nem dengesini koruyucu klimalar tercih edilmelidir veya bulunduğunuz ortamda nemi sağlamak için 1 bardak su bulundurulabilir. Ortamdaki ideal nem oranı yüzde 40-60 arasında olmalıdır.
  4. Klimalardan düzenli örnekler alınıp, düzenli aralıklarla laboratuvarda incelenmelidir.
  5. Klima kullanırken direkt klima rüzgarına maruz kalınmamalı, karşısında oturulmamalı ve klima yeri bunlar göz önüne alınarak belirlenmelidir. Klimalar belirli zaman aralıklarıyla ısısı yavaş yavaş düşürülerek kullanılmalıdır.

Uyku apnesi trafik kazalarını artırıyor!

Uyku apnesi trafik kazalarını artırıyor!

Uykuda onlarca hatta yüzlerce kez nefesin durması veya azalması ile hayatı tehdit eden bir hastalık olan uyku apnesi, tüm yaş gruplarında görülmekle birlikte erkeklerde 40 yaş sonrası, kadınlarda ise menopoz sonrası sık görülüyor. Uyku apnesinin yorgunluktan konsantrasyon bozukluğuna, inmeden kalp krizine hatta kansere dek bir çok ciddi hastalığa yol açabildiğini belirten  Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Göğüs Hastalıkları ve Uyku Uzmanı Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu trafik kazalarını da 2- 6 kat artırdığını, bu nedenle tatil yolculuğunda araç kullanacakların dikkatli olmaları gerektiğini vurguluyor. Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu, bu sinsi hastalığın yol açtığı sorunlara ve tedavisine dek önemli açıklamalarda bulundu; bir de uyku apnesi olup olmadığınıza ışık tutacak 7 sorudan oluşan test paylaştı…

Pause Dergi, Pause Sağlık

Genellikle horlamanın eşlik ettiği, solunumun 10 saniyeden başlayıp bir dakikadan fazla durabildiği uyku apnesi dünyada ve ülkemizde son yıllarda giderek yaygınlaşan bir hastalık. Özellikle fazla kiloya sahip, sigara ve alkol tüketen, kalın boyun ve bel çevresine sahip olan kişilerde uyku apnesi riski çok daha yüksek oluyor.  Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Göğüs Hastalıkları ve Uyku Uzmanı Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu “Kilodaki yüzde 10’luk artış orta- ağır uyku apnesi gelişme riskini 6 kat arttırırken, erkeklerde bel çevresinin 102, kadınlarda 89 cm’den fazla olması riski arttırır” diyor. Uyku apnesi yorgunluk, sinirlilik ve konsantrasyon bozukluğu başta olmak üzere bir çok soruna neden olarak günlük yaşantıyı olumsuz etkilerken, uykuda ani ölüme yol açabiliyor. Özellikle tatil yolculuğunda araç kullanacakların çok dikkatli olmaları, böyle bir sorunları varsa en kısa zamanda hekime başvurmaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu “Yapılan çalışmalar; uyku apnesinin gün boyu aşırı uyku hali, dikkat eksikliği ve konsantrasyon bozukluğuna neden olarak trafik kazalarında 2- 6 kat artışa neden olduğunu gösteriyor” diyerek tedavinin ertelenmemesi gerektiğini vurguluyor.

Pause Dergi, Pause Sağlık

İnmeden kalp krizine hatta kansere!

Uyku apnesinin vücudun tüm sistemlerini etkilerken, tedavi edilmediğinde hayatı tehdit ettiğini belirten Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu şöyle konuşuyor: “Uykuda sık tekrarlayan oksijen düşüş ve yükselişleri kalp ritminin bozulmasına, hipertansiyon, kalp krizi, inme, insülin direnci, tip 2 diyabet gibi hastalıklara yol açabilir. Düşük göz kapağı, göz içi basıncında artış, göz dibinde ödem, işitme azlığı, diş eti iltihabı, reflü, alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması, dirençli hipertansiyon, atar ve toplardamarlarda pıhtılaşmaya eğilim, cinsel istekte azalma, sperm kalitesinde bozulmaya neden olur. Dirençli hipertansiyon hastalarının yüzde 80’inde uyku apnesi eşlik ettiği gösterilmiştir. Bu hastalarda uyku apnesi tedavi edildiğinde kan basıncı düşer, kullanılan tansiyon ilacı sayısı azalır. Gebelerde erken doğum ve düşük doğuma yol açabilirken, fibromiyalji hastaları sıklıkla kötü uyku kalitesinden yakınırlar. Son yıllarda uyku apnesinin kanser gelişiminde de rol oynadığı gösterilmiştir. Akciğer ve kolon kanseri ile ilişkili bulunmuştur.”

7 soruda uyku apnenizi test edin:

  1. Haftada 3 geceden fazla horluyor musunuz? Evet 2 puan, Hayır 0 puan
  2. Horlamanız çok gürültülü mü? (Yan odadan duyulma) Evet 2 puan, Hayır 0 puan
  3. Uykuda nefesiniz durduğu söylendi mi? Hayır 0 puan, Arasıra 3 puan, Sıklıkla 5 puan
  4. Boyun çevreniz kaç cm?

– Erkek 43 cm’den ince 0 puan, 43 cm’den kalın 5 puan,

– Kadında 40 cm’den ince 0 puan, 40 cm’den kalın 5 puan

  1. Yüksek tansiyon tedavisi aldınız mı? Evet 2 puan, Hayır 0 puan
  2. Meşgul olmadığınızda sıklıkla uyuyakalır mısınız? Evet 2 puan, Hayır 0 puan
  3. Araba kullanırken veya trafik ışığında beklerken ara sıra uyukladığınız oldu mu? Evet 2 puan, Hayır 0 puan

Pause Dergi, Pause Sağlık

Sonuç:

9 puan ve üzeri: Yüksek olasılıkla apneniz olabilir. Uyku çalışmasının gerekliliği açısından bir doktora başvurun.

6-8 puan: Belirsiz. Hekim tarafından klinik olarak değerlendirilmeli.

5 puan ve altı: Düşük olasılık

Pause Dergi, Pause Sağlık

Uyku apnesine karşı etkili 7 öneri!

Uyku apnesinin günlük yaşam alışkanlıklarında bazı değişiklikler yaparak, sağlıklı bir yaşam tarzı benimseyerek önlenebileceğini belirten Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu, o önlemleri şöyle sıralıyor;

  • Mutlaka kilo verin.
  • Bel çevrenizin kadınsanız 89 cm, erkekseniz 102 cm’den fazla olmamasına dikkat edin.
  • Her gün aynı saatte yatağa yatın ve sabah aynı saatte uyanın.
  • Karanlık ve sessiz odada uyuyun. Koltukta değil yatakta uyuyun.
  • Alkol ve sigara tüketmeyin.
  • Uyku ilacı, sakinleştirici ve kas gevşetici ilaçlardan uzak durun.
  • Yatmadan 3-4 saat önce yemek yemeyin.

Dünyada her yıl 1.2 milyon veremden kişi hayatını kaybediyor

Dünyada her yıl 1.2 milyon veremden kişi hayatını kaybediyor

Edebiyatımızda, romanlarda kara sevdaya düşenlerin yakalandığı “ince hastalık” olarak yansıyan verem, yani tüberküloz, en ölümcül hastalıklar arasında yer alıyor. Ülkemizde görülme sıklığı giderek düşen tüberküloz, aşıyla önlenebilir ve antibiyotikle tedavi edilebilir bir hastalık olmasına karşın, dünyada her yıl 1.2 milyon kişinin hayatını kaybetmesine neden oluyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülseren Sağcan, “İleri yaş, bağışıklığı baskılayan tedaviler ile diyabet, kronik böbrek yetmezliği, kanser ve HIV enfeksiyonu gibi hastalıklar, ayrıca sigara, ilaç ya da alkol bağımlılığı riski artıran etmenlerdir” diyerek hastalığın tedavisi için verilen ilaçların düzenli kullanılması gerektiğinin altını çiziyor. İlaç tedavisinin yarıda bırakılması halinde hastalığa yol açan bakterinin direnç kazandığını ve iyileşme sürecinin çok uzadığını kaydeden Dr. Gülseren Sağcan, korunma önlemleri arasında aşının da önemli bir yeri olduğunu söylüyor.

Pause Dergi, Pause Sağlık

Şikayetler 2-3 haftadan uzun sürerse…

Halk arasında verem olarak bilinen tüberküloz hastalığına yol açan bakteriler, insandan insana hava yoluyla bulaşıyor. Öksürme ve hapşırmayla ortama yayılan “mycobacterium tuberculosis” adı verilen basil (bakteri türü), solunum yoluyla alındığında, başta akciğerler olmak üzere tüm organları tutabiliyor. Tüberküloz hastalığının en sık görülen belirtilerini “2-3 haftadan uzun süren öksürük, ateş yüksekliği, gece terlemesi, iştahsızlık, kilo kaybı, yorgunluk, halsizlik, balgam çıkarma, kan tükürme, nefes darlığı, göğüs ve sırt ağrısı” olarak sıralayan Dr. Gülseren Sağcan, “Bu tür şikayetleri yaşayan herkesin en yakın sağlık kuruluşuna başvurmaları hem tedaviye başlanması hem de hastalığın yayılmasının önlenmesi açısından önem taşıyor. Tanısı konulmamış tüberküloz hastaları en önemli bulaş kaynağı oldukları için bu hastalıktan korunmada en etkili yöntem, bulaştırıcı olan olgulara hızla tanı konulup tedavinin başlanmasıdır” diyor.

Yıllık tanı sayısı 12 bin 46

Türkiye genelinde tüberküloz görülme sıklığı azalsa da, bu hastalık dünya genelinde enfeksiyon nedenli ölümlerin başında geliyor. Tüberküloz Daire Başkanlığı tarafından paylaşılan son verilere göre; 2017 yılında Türkiye’de tanı alan hasta sayısının 12 bin 46 kişi olduğunu belirten Dr. Gülseren Sağcan, “Ülkemizde son 10 yılda hastalık sıklığında yıllık ortalama yüzde 5 oranında azalma görülüyor. Buna karşın dünya genelinde her yıl yaklaşık 10 milyon kişiye tüberküloz tanısı konuyor. Bu hastaların 5.8 milyonunu erkekler, 3.2 milyonunu kadınlar ve bir milyonunu da çocuklar oluşturuyor. Ne yazık ki 1.2 milyon kişi de bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor. Yaklaşık 1.7 milyon kişi ise tüberküloz basili bulaşması sonucu hastalık riski taşıyor” diye konuşuyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

İlaç tedavisi uygulanıyor

Tüberkülozda tanının ardından hastalara 6 ay süreyle düzenli ilaç tedavisi uygulandığını anlatan Dr. Gülseren Sağcan, şöyle devam ediyor: “Genellikle tedaviye başlandıktan 2-3 hafta sonra bulaştırıcılık ortadan kalkıyor. Ancak ilaçlar düzenli olarak kullanılmazsa ilaç direnci gelişme riski oluyor. İlaç direnci geliştiğinde ise tedavi süresi 2 yıla kadar uzayabiliyor. Bu nedenle tanı alan hastaların ilaçlarını düzenli kullanmaları oldukça önemlidir“

Korunmak için bunları yapın!

Tüberkülozdan korunmak için yapılması gerekenler aslında bugünlerde Covid-19 nedeniyle sıklıkla duyduğumuz tedbirlere çok benziyor. Özellikle risk grubunda yer alan kişilerin dikkatli olmaları gerektiğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülseren Sağcan, alınabilecek önlemleri şöyle sıralıyor:

  • Ellerin, su ve sabunla en az 20 saniye süreyle sık sık yıkanması,
  • Dengeli, düzenli beslenmek
  • Yeterli ve kaliteli uyumak,
  • Sigara içmemek,
  • Bulunulan ortamları sık sık havalandırılmak,

Hastanın bulunduğu ortamın güneş görmesi de önemli. Güneşten yayılan ultraviyole ışınlarının havadaki tüberküloz basillerini öldürdüğünü kaydeden Dr. Gülseren Sağcan, sözlerini “Bir diğer korunma yöntemi ise BCG aşısı olup, bu aşı ülkemizde halen uygulanıyor. Aşıyla tüberkülozun ağır ve ölümcül formlarının oluşmasına karşı korunma sağlanıyor. Tüberkülozdan korunmada verilen koruyucu ilaç tedavisi; tüberküloz hastası ile aynı evde yaşayanlara, tüberküloz basili bulaşanlara ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilere tüberküloz hastası olmamaları için uygulanıyor” diye tamamlıyor.