Yazılar

Nefes darlığının nedenleri

Nefes darlığının nedenleri

Bazı hastalıklarda hafif ve geçici, bazı hastalıklarda şiddetli, bazı hastalıklarda ise uzun süre devam ediyor… Kişinin nefes alışverişini fark etmesi, solunumun zorlaşması ve güçlükle nefes alıp vermesi, ‘dispne’, toplumdaki bilinen adıyla ‘nefes darlığı’ olarak tanımlanıyor. Pandemi sürecinde nefes darlığı geliştiğinde aklımıza ilk olarak tüm dünyayı kasıp kavuran “Covid-19 enfeksiyonu” geliyor. Ancak yaşam kalitemizi oldukça düşürecek boyutlara ulaşabilen nefes darlığı her zaman Covid-19’a işaret etmiyor! Sağlıklı kişilerde de yoğun egzersiz sonrasında, yüksek rakımlı bir bölgede seyahat ederken veya önemli sıcaklık değişimlerinde nefes darlığı oluşabiliyor. Bununla birlikte nefes darlığı ciddi bir sağlık sorununun da habercisi olabiliyor! Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim nefes darlığının başlayış şeklinin önemli olduğuna dikkat çekerek, “Ani başlayan şiddetli nefes darlığında acil müdahale gerekebiliyor ve en yakın sağlık kurumuna başvurmak yaşamsal önem taşıyor. Yavaş gelişen, uzun seyirli nefes darlığı ise acil olmasa da mutlaka tetkik edilmelidir.” diyor. Nefes darlığı en sık akciğer hastalıklarında görülse de aslında pek çok farklı hastalık ve psikolojik etkenler nefes darlığına neden olabiliyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim nefes darlığına yol açan 10 sağlık problemini anlattı; önemli uyarılarda bulundu.

Pause Sağlık

Astım Astımda nefes darlığı ataklar şeklinde ortaya çıkıyor. Astımı olan hasta çeşitli alerjen ve tetikleyici faktörlerle karşılaştığında; hava yollarında daralma, nefes darlığı ve hışıltılı solunum oluşuyor. Hastanın ataklar dışında solunumu tamamen normal olabiliyor.

KOAH (Kronik Tıkayıcı Akciğer Hastalığı)

Genellikle sigara içen kişilerde görülen, hava yollarında daralma ve nefes darlığıyla karakterize bir hastalık. KOAH’ta nefes darlığı ilerleyici özellik sergiliyor ve zamanla giderek kötüleşiyor. Nefes darlığının geri dönüşümü de olmuyor. Akciğer enfeksiyonları ve ataklar hastalığın daha da ağırlaşmasına yol açıyor.

COVID-19 enfeksiyonu

“Covid-19 son bir yıldır en sık görülen hastalıklardan biridir. En çok karşılaştığımız belirtiler ise ateş, öksürük ve yorgunluktur.” diyen Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim, şöyle devam ediyor: “Ancak özellikle akciğerlerin etkilendiği durumlarda nefes darlığı da ortaya çıkabiliyor. Nefes darlığı hastalığın ciddiyetini göstermesi açısından önemli bir bulgudur. Dolayısıyla nefes darlığı yakınması olan Covid-19 hastalarının zaman kaybetmeden mutlaka doktora başvurmaları gerekiyor.”

Pause Sağlık

Anafilaksi Anafilaksi ciddi, yaşamı tehdit eden alerjik bir reaksiyon olarak tanımlanıyor. Yer fıstığı veya arı sokması gibi alerjik olduğumuz bir etkene maruz kaldıktan sonra saniyeler veya dakikalar içinde ortaya çıkan nefes darlığı acil müdahale gerektiriyor.

Kalp Yetmezliği

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim, kalp kasının gerektiği gibi kasılamadığı durumlarda kalp yetmezliği geliştiğini belirterek, “Kalp yetmezliği uzun süre sinsi bir seyir gösterebildiği gibi, aniden de ortaya çıkabiliyor. Hastalar düz yattıklarında, merdiven-yokuş çıkarken veya efor sırasında nefes darlığının arttığından yakınıyor, 2 veya daha fazla yastıkla uyumayı tercih ediyorlar.” diyor.

Obezite

Obezite ya da halk arasında bilinen adıyla şişmanlık, vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ciddi bir tablo. “Obezite sadece kozmetik bir sorun değil, kalp hastalığı, diyabet ve akciğer hastalığı gibi birçok sağlık problemine neden olabilen önemli bir hastalıktır” uyarısında bulunan Doç. Dr. Tülin Sevim şunları söylüyor: “Çok fazla kilolu olmak akciğerlerimizi zorlayarak nefes almayı güçleştirebiliyor. Bazı kilolu hastalar yanlışlıkla astım tanısı alıyor, yıllarca nefes açıcı ilaçlar kullanıyorlar. Kilo verdiklerinde ise nefes darlığı tamamen düzeliyor ve hastaların ilaç kullanma ihtiyaçları kalmıyor”

Pause Sağlık

Panik atak

Ara sıra anksiyete yaşamak olağan bir durum. Ancak anksiyete bozukluğu olan kişilerde; günlük hayatta rastlanılan durumlara karşı korku ve sürekli devam eden bir endişe hali söz konusu oluyor. Endişe “panik atak” krizleriyle kendini gösteriyor. Bu krizler sırasında kişilerde hızlı nefes alma ile nefes darlığı gelişebiliyor.

 Kansızlık (Anemi)

Dokulara oksijen taşımak için gerekli olan sağlıklı kırmızı kan hücrelerinin yetersiz oluşu kansızlık (anemi) olarak tanımlanıyor. Nefes darlığı en sık görülen belirtilerinden birini oluşturuyor. Hastalarda ayrıca yorgunluk, ciltte solukluk ve kalp atışlarında düzensizlik gibi şikâyetler de gelişebiliyor. Nefes darlığı olan hastalarda mutlaka kan sayımı yapılarak aneminin araştırılması gerekiyor.

 Akciğer embolisi

Akciğer embolisi ciddi ve hayatı tehdit eden, acil müdahale gerektiren bir tablo. Akciğer atardamarının ani tıkanması sonucu oluşuyor. Bu tıkanma genellikle bacaktaki bir toplardamardan akciğere gelen kan pıhtısı nedeniyle gelişiyor. Aniden başlayan nefes darlığı, batıcı göğüs ağrısı, çarpıntı, kan tükürme, bacaklarda şişlik ve ağrı gibi belirtilerle kendini belli ediyor.

Pause Sağlık

Akciğer Fibrozisi (Akciğer sertleşmesi)

Akciğer fibrozisi; akciğerlerdeki küçük hava keselerinin (alveoller) duvarlarının kalınlaşıp, sertleşmesi sonucu oluşuyor. Bu tabloda akciğerler vücudun oksijen ihtiyacını karşılayamaz hale geliyor. En sık görülen belirtileri ise kuru ve inatçı öksürük ile nefes darlığı oluyor. Doç. Dr. Tülin Sevim, bu hastalıkta nefes darlığının yavaş yavaş ilerlediğini belirterek, “Hastalığın erken dönemlerinde sadece efor sırasında oluşan nefes darlığı, hastalık ilerledikçe istirahat halindeyken de görülmeye başlıyor.” diyor.

Covid mutasyonuna dikkat

Covid mutasyonuna dikkat

Tüm dünya İngiltere’deki bir COVID-19 virüsünün mutasyona uğrayarak daha bulaşıcı bir hale gelmiş olabileceğinden bahsediyor. Academic Hospital Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Nilüfer Aykaç, konuyla ilgili gelişmeleri anlatıyor ve uyarılarda bulunuyor.

COVID-19 vakaları halen insanları hastalandırmaya ve can almaya devam ediyor. Dünyadaki günlük yeni vaka sayısı 500-600 bin arasında değişirken, ölümlerin 1milyon 700 bini, vaka sayısının da 77 milyonu geçtiğini belirten Academic Hospital Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Nilüfer Aykaç, Türkiye’de ise toplam vaka sayısının 2 milyonun üzerine çıkmış durumda olduğunu söylüyor. “Dünya Sağlık Örgütü’nün haftalık raporuna göre Türkiye, son bir haftalık yeni vaka sayısına bakıldığında dünyada üçüncü ve Avrupa’da birinci konumda yer alıyor. Ayrıca Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’nin tüm COVID-19 ölümlerinin yüzde 65’i Eylül – Aralık 2020 tarihleri arasında yaşandığı görülüyor. Yani Türkiye’de ve globalde COVID-19 pandemisi hala çözülebilmiş değil. Dünya 12 aydır COVID-19 ile mücadele ederken olanakları olan ülkelerdeki genetik laboratuvarlarda aşı ve mutasyon çalışmaları da hızla devam ediyor. Koronavirüs şimdiden üzerinde en çok araştırma yapılan virüs grubu haline geldi. Nisan 2020’de İngiltere’de kurulan konsorsiyum sonucu, çok sayıda virüs örneği toplandı ve virüs dizilimleri incelendi,” diyen Aykaç COVID-19 mutasyonuyla ilgili son gelişmeleri anlatıyor.

Koronavirüsteki mutasyon ve varyantlar   

Mutasyon, genetik materyalde meydana gelen rastlantısal değişim demektir ve evrimin doğal bir parçasıdır. Birden fazla mutasyon taşıyan virüsler varyant olarak adlandırılır. Özellikle RNA virüsler oldukça fazla mutasyon yapar. Mevsimsel gripte de çok sık mutasyonlar görüyoruz bu nedenle her yıl grip aşıları bu mutasyonlara göre düzenleniyor ve yenileniyor. Koronavirüs neyse ki grip kadar mutasyona uğramıyor.

Farklı ülkelerde yapılan genetik çalışmalarda Koronavirüste varyant virüsler tespit edildi ancak ilk kez bu varyant “İncelemeye değer varyant” olarak adlandırıldı. Daha sonra da “Dikkate değer varyant” olarak tanımlandı. Yani bilimsel otorite tarafından daha yakından izlenmesi önerildi. Değişime uğrayan bu yeni varyant virüs, eylül ayında Güney İngiltere’de vakaların artması ile birlikte daha da önem kazandı. 13 Aralık 2020 itibarıyla enfekte ettiği kişi sayısı arttı. Birleşik Krallık’ın 60 farklı bölgesinde bu hastalara rastlansa da en fazla vaka Güneydoğu İngiltere’de yer aldı. Galler ve İskoçya’da da vakalar görüldü. Dünya Sağlık Örgütü mutasyonu izlediğini, mutasyona uğrayan koronavirüsün Birleşik Krallık’ın dışında, Hollanda, Danimarka ve Avusturya başta olmak üzere farklı ülkelerde de görüldüğünü açıkladı.

Henüz mutasyonların hastalığı ağırlaştırdığına ya da daha fazla ölüme yol açtığına dair elimizde bilimsel bir veri bulunmuyor. Ancak bu virüsün daha bulaştırıcı olduğu konusunda öngörüler var.

COVID-19 mutasyonu aşıları etkiler mi?

Bu mutasyon, Koronavirüsün ACE2 reseptörlerine bağlanarak insan hücrelerine girmesini sağlayan ve virüse meşhur taç görünümünü veren Spike proteinlerinde meydana geldiği için oldukça önemli. Yeni varyantın sebep olduğu mutasyon, özellikle aşının hedef aldığı Spike proteinini değiştiriyor. Ne var ki aşılar Spike proteinin birçok farklı bölgesine karşı bağışıklık kazandırıyor dolayısıyla tek bir mutasyonun aşıları tamamen veya kısmen işlevsiz kılması mümkün görünmüyor. Şu ana kadar edindiğimiz bilgilerle net bir kanıya varmak oldukça güç. Daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç olduğunu söyleyebiliriz.

COVID-19 şimdi daha mı bulaşıcı?

Mutasyona uğrayan virüsün daha bulaştırıcı olabileceğine ilişkin ön raporlar ve veriler mevcut ancak henüz elimizde kesinleşmiş bir bilgi bulunmuyor. Şu anda bu yeni türün daha ölümcül olduğuna ya da mevcut aşı ve tedavileri etkileyebileceğine dair kesin bir bilgi veremeyiz. Şunu söyleyebiliriz ki; mutasyonların ortaya çıkması bilimsel olarak beklediğimiz bir durumdu. Bugün COVID-19 mücadelesi hem ülkemizde hem de dünyada sürerken bilim insanları canla başla çalışmaya devam ediyor. Vatandaşlarımıza düşen en önemli görevse bu süreçte paniğe kapılmamak olmalı. Kişisel koruyucu önlemleri ihmal etmeyelim. Maske, sosyal mesafe ve el hijyenine her zamankinden daha fazla dikkat edelim.

Korona öncesi alınacak tedbirler   

Korona öncesi alınacak tedbirler   

Dünya 11, Türkiye ise 9 aydır COVID-19 pandemisi ile mücadele ediyor. Küreselleşen ve küçülen dünyamızda hastalığın çok hızla yayıldığını belirten Academic Hospital Göğüs Hastalıkları Uzmanı ve Öğretim Üyesi Doktor Nilüfer Aykaç, tüm salgın hastalıklarda olduğu gibi Covid-19’da da kişisel önlemlerin büyük önem taşıdığını belirtiyor.

Covid-19 virüsü ilk olarak geçtiğimiz yıl aralık ayında Çin’in Vuhan şehrinde görüldü. 11 Mart 2020’de Dünya Sağlık Örgütü, bunun bir pandemi olduğunu ilan etti ve aynı gün Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı tarafından ilk koronavirüs vakası açıklandı. Bugün tüm dünyada vaka sayısı 67 milyonu, ölümler de 1,5  milyonu geçmiş durumda. Türkiye’de Sağlık Bakanlığının resmi verilerine göre vaka sayısı 553 binlere dayandı.

Ölüm sayısı da ne yazık ki 15 bini geçti.

Kışın gelmesiyle birlikte kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirmenin pandeminin yükünü artırdığını belirten Academic Hospital Göğüs Hastalıkları Uzmanı ve Öğretim Üyesi Doktor Nilüfer Aykaç, havalandırmaların yetersizliğine, virüsün güneş ışığından uzak, soğuk ve kuru koşulları sevmesine dikkat çekiyor. Tüm salgın hastalıklarda olduğu gibi Covid-19’da da kişisel önlemlerin çok önemli olduğunu söyleyen Aykaç, Covid-19 pandemisinde maske takmanın, fiziksel mesafeyi korumanın ve kişisel hijyene özen göstermenin hastalıktan korunmak için oldukça etkili olduğunu sözlerine ekliyor.

Maske takmak ve elleri sık sık yıkamak

Covid-19, hasta bireylerin öksürmeleri ve aksırmaları ile ortama saçılan damlacıklar yoluyla bulaşır. Hastaların solunum parçacıklarıyla kirlenmiş yüzeylere dokunmak, sonrasında da elleri yıkamadan yüz, göz, burun veya ağıza götürmek de virüsün yayılmasına neden olur. Dolayısıyla Covid-19’dan korunmak için alınacak en önemli tedbirlerden biri, elleri sık sık sabun ve suyla yıkamaktır. Alkol bazlı el antiseptikleri ve kolonya da elleri dezenfekte etmekte etkilidir. Ayrıca maske takmak solunum yoluyla bulaşan hastalıkları önlemenin en temel ve en kolay yoludur. Burnunuzu içine alacak şekilde maskenizi düzgün bir şekilde takarsanız, virüslerden korunabilirsiniz.

Fiziksel mesafenin korunması

Covid-19 temas ve solunum yoluyla bulaştığı için kalabalık grupların yer aldığı alanlarda bulunmamaya özen gösterin. Maskeniz yüzünüzde olsa bile yakın temastan mümkün olduğunca kaçının. Özellikle salgının arttığı şu günlerde, zorunlu olmadıkça kapalı mekanlara gitmeyin. Kutlama, tören gibi faaliyetlere katılmayın. En az iki metre fiziksel mesafeyi koruyarak ve karşılıklı maske takarak virüsün bulaşıcılığını önemli ölçüde azaltabilirsiniz.

Covid-19’da aşıların etkisi 

Dünyada ve Türkiye’de Covid-19 için aşı çalışmaları sürerken diğer aşıların önemini de vurgulamak gerekir. Kış aylarında influenza (grip) vakaları oldukça yaygınlaşır. Grip, Covid-19’la benzer klinik ve radyolojik bulgulara sahip olması nedeniyle tanı ve tedavi zorluklarını beraberinde getirir. Bu nedenle özellikle bu dönemde grip ve zatürre aşıları daha da büyük önem kazanır. Yapılan araştırmalarda grip aşısı olan kişilerde Covid-19’un daha hafif geçirildiğine ve ölüm oranlarının azaldığına dair bildirimler vardır. Özellikle sağlık çalışanlarının, altta yatan bir hastalığı olanların, 65 yaş üstü bireylerin ve kalabalık ortamlarda çalışmak zorunda kalanların aşı yaptırması büyük önem taşır. 65 yaş üstü bireylere ve özellikle kronik bronşit, astım, kronik böbrek, kanser ve kalp hastalığı bulunanlara ayrıca zatürre aşısı da yapılmalıdır.

Bulaş zincirinin kırılması

Tüm bu kişisel önlemlerin yanı sıra pandemilerde asıl önemli olan bulaş zincirinin kırılmasıdır. Bu nedenle filyasyon çalışmaları, şeffaf veri paylaşımı ve yaygın test yapılması salgını kontrol altına almanın temel yollarıdır. Ayrıca Covid-19 hastaları izole edilmelidir. Hiç akıldan çıkarılmaması gereken ana strateji salgınla mücadelenin hastanelerde değil, sahada kazanılacağıdır.