Yazılar

Capacity AVM, tüm hazırlıklarını tamamladı

Capacity AVM, tüm hazırlıklarını tamamladı

Koronavirüs tedbirleri kapsamında misafirlerinin sağlığını en üst düzeyde korumayı hedefleyen Capacity AVM, tüm hazırlıklarını tamamladı.

Sağlık Bakanlığı onaylı gümüş iyon teknolojisi ile nano temizlik, girişlerde termal kameralar ile ateş ölçümü, maske zorunluğu, %100 taze hava ile çalışan klima santrallerinde ultraviyole dezenfeksiyon sistemiyle ziyaretçilerinin sağlığını en üst düzeyde korumayı hedefleyen Capacity AVM, Haziran ayı boyunca 12:00 – 20:00 saatleri arasında “Önce Sağlık Sonra Alışveriş” mottosuyla ziyaretçileriyle yeniden buluşuyor.

Capacity AVM’nin aldığı önlemlerden bazıları;

– SAĞLIK BAKANIĞI ONAYLI GÜMÜŞ İYON TEKNOLOJİSİ İLE NANO TEMİZLİK

– %100 TAZE HAVA İLE ÇALIŞAN KLİMA SANTRALLERİNDE ULTRAVİYOLE DEZENFEKSİYON SİSTEMİ

– TERMAL KAMERALAR İLE ATEŞ ÖLÇÜMÜ

– TÜM TEMAS NOKTALARINDA BUHARLI TEMİZLİK

– MASKE ZORUNLULUĞU

– GİRİŞ NOKTALARI VE AVM İÇERİSİNDE HİJYEN DURAKLARI

– SAĞLIK UYARI VE BİLGİLENDİRMELERİ PAYLAŞIM

– YÜRÜYEN MERDİVENLER, ASANSÖRLER VE ORTAK ALANDA UYGULANMASI GEREKEN SOSYAL MESAFE KURALI BİLGİLENDİRME

Yazla gelen besin zehirlenmesi

Yazla gelen besin zehirlenmesi

Özellikle yaz aylarında dışarıda açık halde satılan yiyeceklerin tüketiminden kaçınmak, et, süt, yumurta ve balık gibi çabuk bozulma potansiyeli olan besinleri açıkta bekletmemek, besinlerin hazırlama ve pişirilme aşamalarında hijyen kurallarına azami özen göstermek hayati önem taşıyor.

Taze ürünler gerekli kurallara dikkat edilmediğinde besin kaynaklı hastalıklara neden olabileceğinden besin hijyenine çok dikkat etmek gerekiyor. Örneğin, et doğradığınız bir bıçağı ve aynı kesme tahtasını yıkamadan sebzeleri doğramak besin zehirlenmelerine neden olabilecek mikroorganizmaların çiğ tüketilen salatanıza geçmesine neden olabiliyor. Taze meyve ve sebzeler açısından zengin bir diyet, sağlığın korunması için gerekli vitamin, mineral ve lifi sağlamak için olmazsa olmaz. Temel hijyen kurallarına uyulması, taze sebze ve meyve kaynaklı besin zehirlenmelerinin önüne geçmekte oldukça etkili bir korunma sağlıyor.

Sabri Ülker Vakfı, besin kaynaklı zehirlenme riskini azaltmak için alınması gereken basit önlemleri paylaştı:

Alışveriş yaparken taze görünen ve iyi durumda olan meyve ve sebzeleri seçin. Kötü kokulu, gözle görünür şekilde hasar görmüş veya küflü besinlerden kaçının.

Sadece ihtiyacınız olan miktarda ürün satın alın ve tazeyken tüketmeye özen gösterin.

Bazı meyve ve sebzeler uzun süre bozulmadan saklanabilir ancak besin değerlerinin korunması için çoğu besini birkaç gün içerisinde tüketmek gerekiyor.

Ürünleri eve getirdiğinizde bekletmeden soğuk (5°) bir buzdolabına koyun.

Daha fazla olgunlaşma gerektiren muz, domates veya meyveler oda sıcaklığında tutulabilir.

Yemeden önce meyve ve sebzeleri akan suyun altında yıkayın. Dış yaprakları veya kabukları soyun. Kabuklarıyla tüketmek istiyorsanız sebzelerin ve meyvelerin dış yüzeylerini akan suyun altında iyice ovalayın.

Kavun, karpuz veya elma gibi sert yüzeyli sebze ve meyveler için sebze fırçası kullanın. Küçük ve daha hassas meyveler için bir kevgir kullanarak, zarar görmelerini en aza indirin. Kapsamlı şekilde iyi bir yıkama, yüzeyde kalan zararlı bakterileri, virüsleri ve kalıntıları gidermek için yeterli oluyor.

Özellikle taze et/balık/tavuk gibi ürünlerde pişirmeden önce kullanacağınız yüzeyleri, aletleri ve ellerinizi temizlediğinizden emin olun. Çapraz bulaşı önlemek için çiğ ürünleri doğradığınız tahta ve bıçağı diğer bir besin için kullanmadan mutlaka iyice yıkayın.

Hazırlanan meyve salatalarını ve diğer kesilmiş ürünleri servis edilene kadar buzdolabında saklayın. Dört saatten fazla buzdolabı dışında bekleyen besinleri tüketmeyin.

 

Tuzla Belediyesi 65 yaş üstünü Mutluluk Merkezi’nde ağırladı

Tuzla Belediyesi 65 yaş üstünü Mutluluk Merkezi’nde ağırladı
Tuzla Belediyesi, sokağa çıkma izni olan 65 yaş ve üstü Tuzlalı vatandaşları beş yıldır yaşlılar için sosyal aktivitelerin düzenlendiği ve Türkiye’nin en kapsamlı yaşlı merkezi olan “Mutluluk Merkezi”nde ağırladı.
Tuzla Belediyesi Başkanı Şadi Yazıcı, “Beş yıl önce Tuzlalı büyüklerimiz için inşa ettiğimiz Tuzla Belediyesi Mutluluk Merkezimizde, büyüklerimiz hem kendileri için hem de Tuzlalı ihtiyaç sahiplerimiz için çok anlamlı işler yapıyorlar. Burada sanattan spora kadar pek çok alanda hobi edinen büyüklerimiz aynı zamanda organik bahçede Tuzlalı ihtiyaç sahiplerimiz için sebze-meyve üretimi yapıyorlar” diye konuştu.
Tuzla Belediyesi, Korona virüsü sürecinde aylardır evlerinde kalan 65 yaş ve üstü Tuzlalıların izinli olarak dışarı çıkabildikleri her zaman diliminde onların moral ve motivasyonunu yükseltmek için birbirinden eğlenceli etkinliklere imza attı. Yine sokağa çıkma izinleri olduğu bugünde 65 yaş üstünü yalnız bırakmayan Tuzla Belediyesi, onları ikinci evleri olan hem eğlenip hem organik üretime katkıda bulundukları Tuzla Belediyesi Mutluluk Merkezi’nde ağırladı.

Çinli seyahat devi Avrupa pazarında

Çinli seyahat devi Avrupa pazarında

Çin’in en büyük turizm ve online rezervasyon şirketi Trip.com (eski adıyla CTrip), Hollanda üzerinden Avrupa pazarına girdi.

1999 yılında Ctrip ismiyle kullanılan, Çin ve Güney Asya’da 400 milyon kullanıcıya ulaşan Trip.com, Hollanda üzerinden Avrupa pazarına giriş yaptı. Ctrip ismiyle faaliyet gösterirken ABD’de Trip.com’u ve İngiltere’de Skyscanner’ı satın alan Ctrip, daha sonra ismini Trip.com olarak değiştirmişti.

Hollanda merkezli BCD Travel, şirket içindeki online acentelerin gruplandığı Travix’i Trip.com’a sattı. Son gizli yapıldığını belitilen satışın rakamı ise açıklanmadı. Trip.com artık, Travix bünyesindeki Vayama, Vliegwinkel ve CheapTickets.nl gibi bir dizi markanın sahibi oldu.

Trip.com’un CEO’su Jane Sun, önümüzdeki 3-5 yıl içindeki dönemde şirketin toplam gelirinin yüzde 40-50’sinin Çin dışındaki ülkelerden elde etmeyi hedeflediklerini açıkladı.

Avrupa’nın kapısı 1 Temmuz’da açılacak

Avrupa’nın kapısı 1 Temmuz’da açılacak

Avrupa Birliği, Türkiye’nin de içinde yer aldığı üçüncü ülkelere, sınırlarını 1 Temmuz’da açıyor. Avrupa Birliği’nin sınırları 1 Temmuz’a kadar Türkiye’ye kapalı kalacak. AB içişleri bakanlarının yaptığı toplantıda, Fransa’nın teklifi kabul edildi. Buna göre, Avrupa Birliği’nin üçüncü ülkelere dönük seyahat uyarısı 1 Temmuz’a kadar devam edecek. AB Komisyonu önümüzdeki hafta konu ile ilgili daha detaylı bir öneri yapacak. AB ülkeleri ise aralarındaki seyahat kısıtlamasını Haziran ayı sonunda tamamen kaldıracak. İspanya dışında bütün AB ülkeleri sınırlarını 15 Haziran’dan sonra açıyor. İspanya ise 1 Temmuz’a kadar kapalı bırakıyor. Pratikte pek çok ülke diğerleri ile sınır kısıtlamalarını kaldırdı.

PTT’den  Dünya Çevre Gününe özel pul

PTT’den  Dünya Çevre Gününe özel pul

PTT AŞ, “Ekosistem Köprüsü” görseline yer verilerek hazırlanan “Dünya Çevre Günü” konulu tek değerli anma pulu ve ilk gün zarfını 5 Haziran 2020 tarihinde tedavüle sundu.

Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT AŞ) tarafından, tedavüle sunulan “Dünya Çevre Günü” konulu, 3,00 TL bedelli (100×60 mm boyutunda) anma pulu, söz konusu pula ait (140×210 mm boyutunda) 5,00 TL bedelli ilk gün zarfı PTT iş yerlerinde, PTT AŞ’ye ait www.filateli.gov.tr web adresinde ve filateli cep uygulamasında satışa çıktı.

Ayrıca PTT, koronavirüs salgınından dolayı toplum sağlığını korumaya destek olmak, PTT iş yerlerinde yoğunluk yaşanmasını önlemek ve müşterilerin filatelik işlemlerini PTT iş yerlerine gelmeden yapabilmeleri için çalışmalarını sürdürüyor. ilk gün zarfını posta damgası ile talep eden müşterilere, www.filateli.gov.tr adresinden ürünün tedavül tarihi itibari ile 6 ay içerisinde satın alınması halinde posta damgalı olarak gönderilebilecek. Müşterilerin hazırlanan filatelik ürünler için ilk gün damgası ve posta damgası talepleri, 3 ay içerisinde iletildiği takdirde karşılanacak.

Gönüllüler, Çevre Günü’nde plajı temizledi

Gönüllüler, Çevre Günü’nde plajı temizledi

Sarıyer Belediyesi, SPX, GAPA ve Haliç Üniversitesi öğrencileri Dünya Çevre Günü’nde doğayı plastikten arındırma konusunda farkındalık yaratmak için Sarıyer Kısırkaya Plajı’nı temizledi. Temizlik etkinliğinde toplanan atıkların çoğunlukla tek kullanımlık plastik ürünler olduğu gözlendi.

 

Sofra/Compass Group Türkiye’de Üst Düzey Atama

Sofra/Compass Group Türkiye’de Üst Düzey Atama

30 bin çalışanıyla Türkiye’nin en fazla istihdam yaratan kuruluşlarından Sofra/Compass Group Türkiye’nin İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcılığı’na Necla Aksoy atandı.

1992 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Necla Aksoy, ticaret ve sigorta hukuku alanlarında beş yıllık avukatlık deneyiminin ardından 1998 yılında katıldığı MAPFRE Sigorta’da çeşitli yönetsel rollerde görev yaptı. 2010-2020 yılları arasında MAPFRE Sigorta’nın tüm İnsan Kaynakları süreçlerinin yanı sıra İç İletişim, Sürdürülebilirlik ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk faaliyetlerine liderlik etti.

Aksoy, 30 bin kişilik bir aile olan Sofra/Compass Group Türkiye’de insan kaynaklarındaki tüm yönetim ve geliştirme faaliyetlerini yönetecek.

 

Metro Türkiye gıda kaybını yüzde 50 oranında azaltmayı hedefliyor

Metro Türkiye gıda kaybını yüzde 50 oranında azaltmayı hedefliyor

Dünya nüfusunun büyümesine paralel olarak artan gıda talebi sebebiyle gıda atığı ve israf konularındaki çalışmalar pandemi dönemi ile birlikte tekrar gündeme geldi. Gıda atığının önüne geçmek için üreticilere ve tüketiciler de dahil olmak üzere sektördeki tüm oyunculara büyük sorumluluk düşüyor. Metro Türkiye 2025 yılına kadar gıda kaybını yüzde 50 oranında azaltmayı hedeflerken, yeme-içme sektöründeki işletmelere gıda atığı konusunda öneriler sunuyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) Türkiye’de gıda kaybı ve israfına yönelik yaptığı çalışma Türkiye’de yılda yaklaşık 26 milyon ton gıdanın israf olduğunu ortaya koyuyor. Gıda israfındaki ürünlerin başında meyve ve sebzeler geliyor; bu ürünlerin yüzde 53’ü tarladan tüketiciye ulaşana kadar israf oluyor. 2019 yılı sonu itibarıyla 350 bin öğüne denk gelen 164 ton gıda bağışı gerçekleştiren Metro Türkiye’nin bu alandaki temel hedefi 2025 yılına kadar gıda kaybını yüzde 50 oranında azaltmak. Türkiye’de faaliyet göstermeye başladığı 1990 yılından günümüze HORECA’nın bir numaralı iş ortağı olma vizyonuyla hareket eden Metro Türkiye, gıda atığına yönelik yaptığı çalışmaların yanı sıra mutfağa dönüşte restoran ve işletmelere de gıda atığı konusunda da öneriler veriyor.

Mutfağa dönüş sürecinde gıda atık kontrolü yapabilmek ve gıda atığını en aza indirmek için işletmelerin: Servis öncesi aksiyonları için sunum ve porsiyonların boyutunun doğru belirlemesi Tercih edilmeyen ürün ve gıdaların da menülerinden kaldırması, Porsiyonların hangi ölçüde tüketildiğini ve hangi menülerin tercih edildiğini analiz etmesi, Yiyeceklerin neden ve hangi koşulda atığa dönüştüğünün ve en çok hangi ürünlerin israf olduğunun analizini yapması ve satın alma işlemlerini buna göre düzenlemesi gerekiyor.

 

Tatil; reçete ile yazılabilecek en iyi ilaçtır…

Tatil; reçete ile yazılabilecek en iyi ilaçtır…

Gelişmiş ülkeler birer birer karantina sürecini sonlandırarak normalleşiyor. Ancak; evrensel karantina döneminin insan ruhunda bıraktığı iz çok taze ve derin…  İnsanız…  Toparlanacağız elbette… Ancak; bu süreçte alışkanlıklarımızın da yerini bulmasını isteyeceğiz doğal olarak. Aylardan Haziran… Yaz kapıyı çaldı… Bunaltıcı sıcaklar çok yakın… Kimimiz memleketiyle kimimiz de deniz, kum, güneşle; “iyileşmek” için buluşmak isteyeceğiz.  Normalde bu dönemlere gelindiğinde çoktan tatil programları yapılmış, erken rezervasyonlar oluşturulmuş, oteller seçilmiş, satın almalar tamamlanmış olurdu.  Peki şimdi nasıl ilerleyeceğiz? Ne yapacağız? Bu konuda yol haritamız ne olmalı? Tatile gönül rahatlığıyla çıkabilir miyiz? Ne tip önlemler alınıyor?  İnsanların tatil konusunda ne düşünüyor? Tüm bu soruları ülkemizin en güvenilir kurumsal markası olan; “Jolly”nin Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar’a sorduk. Yıllardır ülkemizde satış sonrası memnuniyet oranı ile yüksek talep gören Jolly’ inin; müşterileri için yaptığı hazırlıkları, aldıkları tedbirleri, sunmayı planladıkları ayrıcalıklarını siz değerli Pause dergi okurlarımız için konuştuk. Keyifle okumalar…

Covid – 19 salgının etkilerinin azalmaya başlaması ile yeni dönemi, salgın sonrası dönemi karşılamaya hazırlanıyorsunuz. Neler söyleyebilirsiniz?

Pandemi sürecinde özellikle hizmet sektörü çok sıkıntılar yaşadı. Ama yine de bu süreci hepimizin birtakım değerleri çok daha iyi anladığımız bir dönem olarak tanımlamak gerekiyor. Seyahat kısıtlamasının kalkmasıyla birlikte son bir haftadır hem biz hem de otelinden seyahat acentesine bütün turizm sektöründeki arkadaşlarımız çok heyecanlı bir süreç yaşıyor. Müşterilerimizin yoğun bir coşkusunu hissediyoruz. Normalleşmenin başladığı ve AVM’lerin açıldığı ilk hafta 1,7 milyon kişi ziyaret etmiş. Bu da halkımızın sosyalleşmeye daha büyük coşkuyla daha fazla vakit ayıracakları anlamına geliyor. 34 yıldır babadan turizm sektörünün içinde yer alan bir aile olarak artık daha pozitif bir dönem geleceğine, insanların birbirlerine daha sıkı sıkı bağlı olacağına, daha hoşgörülü olacağına inanıyoruz. Yakınlarımızın ne kadar değerli olduğunu, nefes alıp vermenin, yemek yemenin bile önemli olduğunu gördük. Belki bazı şeyleri unutmaya başlamıştık her şeyin değerini bilmeyi hatırladık.

 Jolly ülkemizin en deneyimli, köklü kurumsal markasısınız… Dünya genelinde kontrollü olarak normale dönüş var. Sürecin turizme yansımasını nasıl ön görüyorsunuz? Zamanlama olarak da…

Diğer ülkelerde biliyorsunuz patronlar, çalışanları psikolojik olarak daha iyi geldiği için tatile teşvik ediyor. Biz de tatili reçeteye yazalım diyoruz çünkü en iyi ilacın tatil olduğunu düşünüyoruz. Böyle bir dönemin sonunda tatilin hem aile hem sosyal hem de iş yaşantısına olumlu etkileri olacağına inanıyoruz. 10 Haziran itibariyle iç turizmde konaklamaların başlayacağını, 28 Haziran itibariyle de hızlıca hareketleneceğini bekliyoruz. Yurtdışı paket turların ise Eylül itibariyle start alacağını düşünüyorum.

Okullar kapandığında uzaktan eğitim dahi olsa… Sıcaklar bastırdığında, insanlar kontrollü de olsa alışkanlıklarının yerini bulmasını arayacaktır. Tatilcileri ne tip değişiklikler bekliyor olacak?

Bizim, 27 farklı şehirden hareket eden 68 farklı programımız bulunuyordu. Şimdi bu sayıyı 54 şehirden hareket eden 113 farklı programa çıkartıyoruz. Burada misafirlerimizin sağlığı için tur kapasitelerini 45’ten 22 koltuğa indirdik. Tüm tur programlarımızda açık havada geçirilen zamanları artırdık, otobüs içinde geçirilen zamanlamalara limitler getirdik. Tüm araçlarımızın hijyen standartlarına göre güne başlamadan dezenfekte edilecek. Tüm misafirlerimize tur esnasında kullanmaları için hijyen setleri hazırladık. Büyük gruplarla seyahat etmek istemeyen aile ve arkadaş grupları için 6 ve 12 kişilik butik deneyimler yaşayabilecekleri tur programları geliştirdik. Anadolu’daki operasyonlarımız dahil her ilde günübirlik ve doğa yürüyüşü programları hazırladık. Birlikte çalıştığımız otel partnerlerimiz de ciddi çalışmalar içindeler. Bu konuda da farklı konsept hazırlıkları içindeyiz, önümüzdeki günlerde paylaşacağız. Ayrıca uçak yolculuğu tercih etmeyen misafirlerimiz için özel transfer paketleri de hazırladık. Özel araçlarımız ve şoförlerimiz her sefer öncesi tüm hijyenik kontrollerden geçecek ve misafirlerimizin gönül rahatlığıyla seyahatlerini gerçekleştirmelerini sağlayacak.

Koronavirüs salgını sadece Türkiye’nin turizm faaliyetlerini değil, global dünyanın tamamını doğrudan etkiledi.  Bu bağlamda bu konuyu en iyi okuyan isimsiniz. Otel doluluk oranlarını, geçen yıl yaz ayları ile karşılaştırmanızı rica etsek, bu yıl için öngörünüz nedir?

Ege ve Akdeniz kıyılarında tahminimiz otellerin %70’i açılacak. Karadeniz’de, GAP’ta ülkenin tamamında tüm oteller açılmak için yoğun çaba sarfediyor ama ülke genelinde %60 otelin açılabileceğini ve doluluk oranlarının da yine bu seviyelerde kalacağını düşünüyoruz.

Yerli- yabancı turistlerin çoğunluğu seyahat ederken zamanı doğru kullanmak ya da trafikte yorulmadan tatile başlamak için “havayolu” ile yolculuk yapıyor.   Ancak; koronavirüs salgınından sonra havayolu ile seyahat kısıtlamaları ne zaman normale döner? Bir de bu kısıtlama virüs kadar olmasa da turizm sektöründe ziyaretçi oranının düşmesinde ne kadar etkilidir? 

Pandemi sonrası seyahat ile ilgili bakış açılarını öğrenmek üzere 10.000 kişi üzerinden bir araştırma gerçekleştirdik. Tüketici anket sonuçlarına göre ulaşım konusunda misafirlerimizin %45’i seyahate kendi araçlarıyla gitmeyi tercih edeceklerini belirtirken, uçak seyahati gerçekleştiririm diyenlerin oranı % 34. Belli bir süre ziyaretçi oranlarını etkileyecektir ama Eylül ayı itibariyle dünya genelinde uçuşların başlayacağını ve seyahat trafiğinin artmaya başlayacağını düşünüyoruz…

Seyahat kısıtlamaları kaldırıldığında, global ortamda insanlar doğal olarak salgının etkili olduğu ülkeler sıralamasına, verilere bakarak hareket edeceklerdir. Ve tercihlerini salgının, bulaş ve ölüm oranının en az olduğu ülkelerden biri olarak ülkemize yöneleceklerdir. Örn. İtalya, İspanya vd. yerine Türkiye’ye gelmeyi tercih edebilir mi? Siz bunu nasıl değerlendirirsiniz? 

T.C. Sağlık Bakanlığı pandemi sürecini gerçekten çok başarılı yönetti ve bu başarı hikayesi tüm dünya basınında genişçe yer aldı. Türkiye, test, takip, izolasyon ve hareket kısıtlamalarıyla salgına oldukça hızlı tepki veren ülkeler kategorisine girdi. Elbette bunun meyvelerini alacağız. Ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı’mızın çok yerinde bir girişimi ile başlatılan sertifikasyon sistemi de hem iç pazarda hem de dış pazarda Türk turizmine önemli bir değer katacak.

Ziyaretçilerin Türkiye’yi diğer ülkelere nazaran daha fazla tercih etmesi ülkemiz ekonomisine ve turizm sektörüne olumlu katkı sağlarken, tehlikeyi de berberinde getiriyor olabilir mi? Bunun için özel tedbirler olacak mı?

Türkiye, daha önce de belirttiğim gibi salgını önleme ve tedbirleri uygulama bakımından oldukça başarılı bir şekilde süreci yönetti. Sertifikasyon uygulaması vb çalışmalar ile yine aynı başarıyı yakalayacağımızı ve bir tehlike unsuru yaratmayacağını düşünüyorum.

İnsanların tatil yapmak yapmamak arasında salgın korkusu ile kararsız kaldığı talepler oluyor mu? Netice bu tip durumlara giriş de çıkış da psikolojik olarak insanlarda bir korku yaratıyor. İster istemez tutum ve davranışlar değişebiliyor. Bu anlamda neler yaşıyorsunuz?

Son bir haftadır çok yoğun bir telefon trafiğimiz var. 10 gün öncesine ağırlıklı olarak iptal ve değişiklikle ilgili telefonlara cevap verirken, bugün tarih değişikliği ile ilgili dönüşler alıyoruz. Genel olarak tatile ne zaman gidebilirim, gideceğim otel ne zaman açılacak sorularıyla birlikte yeni rezervasyon talepleriyle de karşılaşıyoruz. Bu durum bizi çok umutlandırdı. Öyle ki bu tutum ve davranışlar normalleşme dönemine yavaş yavaş girdiğimizin ve artık insanların sosyalleşmeye daha çok vakit ayıracağı anlamına geliyor

Bildiğim kadarıyla sizde hem erken hem de geç rezervasyon seçenekleri ile çok yönlü alternatifler sunuluyor. Bu yıl erken rezervasyon oldu mu?

Elbette. Erken rezervasyonda en indirimli olan dönem Mart ayına kadardı. Ancak Covid19’la birlikte 15 Mart’ta tüm rezervasyonlar durdu. Mart ayına kadar olan erken rezervasyon döneminde misafirlerimiz çok uygun fiyatlarla tatillerini satın alabiliyorlardı. Biz bu süreyi uzattık ve 10 Haziran’a kadar yine aynı şekilde erken rezervasyon fiyatlarından yararlanabilecekler.

Tatilini erken satın alanlar için indirim veya alternatif bonus sürprizler var mı?

Tatilini erken satın alıp pandemi döneminde iptal etmeyen misafirlerimize biz de bir ayrıcalık yaptık ve düşük kategorideki odalarını daha üst fiyat kategorilerine hiçbir bedel istemeden yükselttik. Ayrıca önümüzdeki döneme özel bir kampanya hazırlıyoruz. Bazı otellerimiz ilk başta belli bir zamana kadar sadece Türk misafirlerimize hizmet verecek. Bu otelleri en düşük fiyatlarla satışa çıkacağız. Hakikaten inanılmaz fiyatlar olacak.

Tatilini aylar öncesinden satın alan müşterilerin, koronavirüs salgını başladıktan sonra tatil parasının iade edilmesini talep ettiği durumlar sizde de oldu mu?

Tatilini aylar öncesinden satılan alan misafirlerimizin bir kısmı iadesini talep ederken bir kısmı ise tarih değişikliğini tercih etti.  Otellerden ve havayolu şirketlerinden henüz iadelerimizi alamamış olsak da müşterilerimizin memnuniyeti bizim için çok önemli, onları ailemizin bir parçası gibi görüyoruz ve müşterilerimizin iadelerini belirli çerçeve içerisinde ödemeye başladık. Çok yakında tüm misafirlerimizin gönlünü almış olacağız.

Gezginlerin tarzlarında değişiklikler olur mu? Her şey dahil vb. değişiklikler var. Bunlar otel tercihlerine eskiden yansıyordu. Şimdi sizce nasıl yansıyacak? Ev vb. kiralama, karavan vb. seçenekler de tercih edilir mi?
Gerçekleştirmiş olduğumuz anketin verilerine göre farklı tatil türü eğilimlerinde geçen seneye göre artışlar olmakla birlikte hala misafirlerin yönelimi %60 ile yurtiçi otel konaklaması şeklinde seyrediyor. %20 yurtiçi kültür turlarına gitmeyi planladığını belirtirken, yurtdışı turuna çıkmayı planlayanların oranı beklendiği gibi %7 ile bu sene normalin altında seyrediyor. Yurtiçi otel konaklaması tercih eden misafirlerimizin %38’i tatil köyü, %22’si ise yine geniş alanlarından faydalanabilecekleri resort otelleri tercih ediyor. Bu sene misafirlerin %22si daha küçük ve sakin butik otellere gideceklerini belirtti.
Villa kiralama, karavan gibi alternatif yöntemlere talebin artmaya başladığını gözlemlemekle beraber bu yöntemleri tercih eden tüketicilerimizin toplamı hala ancak %6’larda. Çoğunluk iyi hizmet alabileceği, hijyen önlemlerinden emin olabileceği, geniş açık hava kullanım alanlarına sahip otel konaklamalarını tercih ediyor.