Yazılar

Psikologlar İş Hayatına Entegre Oluyor

İş, Örgüt, Endüstri ve Çalışma Psikologları Derneği (IOCP) tarafından yürütülen ENTHALPY Projesi, çalışan sağlığı ve esenliğinde yeni bir dönemi başlatıyor. Türkiye’de ilk kez çalışma alanlarına psikologların entegrasyonunu hedefleyen proje, psikososyal risklerin yönetimi ve çalışan esenliğinin güçlendirilmesi için kapsamlı adımlar atıyor.

Çalışan esenliğinde yeni dönem

ENTHALPY kapsamında meslek kılavuzu, etik kılavuz ve yasa tasarısı hazırlanırken; dijital eğitim platformu iocpegitim.org, yapılandırılmış staj programı ve istihdam ağı ile uzmanların özel ve kamu sektörüne entegrasyonu hızlandırılıyor.

Psikologlar çalışma hayatına entegre ediliyor

42 saatlik etkileşimli eğitim modülleri, akademisyen ve saha uygulayıcılarının desteğiyle hayata geçirildi. ENTHALPY Staj Programı ve İstihdam Ağı sayesinde psikologlar doğrudan iş dünyasına katkı sağlıyor.

Türk Psikologlar Derneği, İş Yeri Hekimleri Derneği ve Risk Yönetimi Derneği gibi kurumlarla geliştirilen iş birlikleri, hekim-psikolog ortak çalışmalarından örgütsel psikoloji eğitimlerine kadar geniş bir yelpazede sürdürülebilir paydaş ağları oluşturuyor.

ENTHALPY Proje Yürütücüsü İdil Işık, “ENTHALPY yalnızca bir hibe dönemiyle sınırlı değil; Türkiye’de iş, örgüt, endüstri ve çalışma psikolojisi alanında uzun vadeli bir gelişim süreci olarak tasarlandı” diyerek projenin sürdürülebilirliğine dikkat çekti.

#ENTHALPY #ÇalışanSağlığı #Psikologlar #İşPsikolojisi #SağlıkHaberleri #ÇalışanEsenliği #IOCP #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Çikolata Kistinde Ameliyatsız Tedavi Dönemi

Son yıllarda teknoloji ve tıp alanında yaşanan hızlı gelişmeler, halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen endometriozis kaynaklı kistlerin tedavisinde yeni bir dönemi başlatıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fırat Tülek “Bilimsel çalışmalar; çikolata kistlerinde cerrahiye alternatif olarak uygulanabilen ‘Ethanol Skleroterapi’ yönteminin, uygun hastalarda tüp bebek tedavisinde gebelik şansını artırabildiğini gösteriyor. Ultrason eşliğinde gerçekleştirilen bu minimal invaziv girişim, hastaların aynı gün taburcu olmasına da olanak sağlıyor” diyor. Doç. Dr. Tülek, özellikle çocuk sahibi olmak isteyen kadınlarda önemli bir gelişme olarak öne çıkan yöntemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Rahim içini döşeyen dokunun rahim dışında yerleşmesiyle gelişen endometriozisin en sık görülen sorunlarından biri olan ve halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen endometriomaların tedavisinde, ameliyata alternatif yeni bir yaklaşım öne çıkıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fırat Tülek dünyada ilk kez 1988 yılında tanımlanan ve 2000’li yıllardan itibaren giderek yaygınlaşan Ethanol Skleroterapi’nin, son yıllarda Türkiye’de de başarıyla uygulanmaya başlandığını belirterek “Ultrason eşliğinde kistin içindeki sıvının boşaltılmasını ve ardından özel bir alkol uygulamasıyla kistin küçülmesini hedeflediğimiz bu minimal invaziv yöntem, yumurtalık dokusunu koruyabilmesi, hastanın aynı gün taburcu olabilmesi ve gebelik şansını artırmasıyla dikkat çekiyor” diyor.

Doç. Dr. Fırat Tülek

Doç. Dr. Fırat Tülek

Doğru hasta seçimi önemli!
Endometriozisin şiddetli ağrıya ve doğurganlığı olumsuz etkileyebildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Tülek “Çikolata kistlerinin klasik tedavisinde uzun yıllardır cerrahi uygulanıyor. Ancak ameliyat sırasında kist çıkarılırken sağlıklı yumurtalık dokusunun da zarar görebilmesi özellikle anne olmak isteyen kadınlarda yumurtalık rezervinin azalmasına yol açabiliyor. Doğru hastalarda uygulanan bu yeni tedavi yöntemiyse yumurtalık dokusunu korumayı hedefleyen, ameliyatsız bir tedavi seçeneği olarak öne çıkıyor” diye konuşuyor.

Başarılı sonuçlar yüz güldürüyor!
Doç. Dr. Tülek yöntemi şöyle anlatıyor: “Ultrason eşliğinde gerçekleştirilen işlem; vajinal ultrason eşliğinde ince bir iğne yardımıyla yapılıyor. Kistin içindeki sıvı boşaltıldıktan sonra kist boşluğuna belirli süre özel oranda etil alkol uygulanıyor. Böylece kist duvarındaki hücreler etkisiz hale getiriliyor ve zamanla kistin küçülmesi hatta tamamen yok olması sağlanabiliyor. Karında kesi yapılmıyor, dikiş gerekmiyor ve birkaç saat sonra hasta taburcu edilerek günlük yaşamlarına dönmeleri mümkün oluyor.”

Nüks oranını azaltıyor!
Daha önce ameliyat geçirmiş ama çikolata kisti yeniden oluşmuş hastalarda da ethanol skleroterapinin önemli bir alternatif oluşturduğunu belirten Doç. Dr. Tülek “Yumurtalık rezervi azalmış kadınlarda tekrar cerrahi uygulamak her zaman istenmeyebiliyor. Bu yöntemi uygun hastalarda güvenle tekrar edebiliyoruz. Üstelik çalışmalar, kistin yeniden oluşma riskinin yaklaşık yüzde 20 olduğunu, yani cerrahi tedaviyle benzer düzeyde seyrettiğini gösteriyor” diyor. Ancak yöntem, kanser şüphesi bulunan kistlerde, aktif enfeksiyonu olan hastalarda veya yaygın endometriozis nedeniyle cerrahi gerektiren olgularda uygulanamıyor. Bu nedenle tedavi kararının mutlaka ayrıntılı muayene ve kişiye özel değerlendirme sonrasında verilmesi gerekiyor.

 

#ÇikolataKisti #Endometriozis #KadınSağlığı #AnneOlmaŞansı #AmeliyatsızTedavi #EthanolSkleroterapi #TüpBebek #AcıbademSağlık #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Asimetrik Mimari 80 Feet Segmentinde

Sanlorenzo, ikonik SL serisini yeni modeli SL80A ile geleceğe taşıyor. 40 yılı aşkın tasarım mirasını modern çizgilerle buluşturan model, markanın ödüllü asimetrik mimarisini ilk kez 80 feet segmentine taşıyarak daha geniş yaşam alanları ve kullanıcı odaklı deneyim sunuyor. Türkiye’de Trio Deniz distribütörlüğünde satışa sunulacak SL80A’nın ilk teslimatlarının Ocak 2028’de yapılması planlanıyor.

Sanlorenzo

SL80A ile yeni tasarım anlayışı

Asimetrik mimari sayesinde aynı boyuttaki modellere kıyasla %20 daha fazla iç hacim sunan SL80A, suya yakın yaşam alanları ve açık güverteleriyle denizle kesintisiz bir bağ kuruyor.

Sanlorenzo

Görünmez mimari ve modern yaşam

Sanlorenzo’nun “görünmez mimari” yaklaşımıyla tasarlanan modelde yapısal unsurlar geri planda tutuluyor. Büyük cam yüzeyler, doğal malzemeler ve zamansız mobilya diliyle deniz üzerinde modern bir konut atmosferi yaratılıyor.

Trio Deniz Yönetim Kurulu Başkanı Murat Bekiroğlu, “SL80A, kullanıcıların yalnızca teknik özelliklere değil, deniz üzerinde nasıl bir yaşam deneyimi sunduğuna odaklandığını gösteriyor. Bu model, geniş yaşam alanları ve iç-dış mekân geçişini güçlendiren tasarımıyla Türkiye’de de büyük ilgi görecek” dedi.

Sanlorenzo

#Sanlorenzo #SL80A #TrioDeniz #YatHaberleri #TekneHaberleri #LüksYat #Denizcilik #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Martı Marina 30. Yılında Üyelik Programını Başlattı

Martı Hotels & Marinas bünyesinde faaliyet gösteren Martı Marina & Yacht Club, 30. yılını özel bir üyelik programıyla kutluyor. Marmaris Hisarönü Körfezi’nde 1996’dan bu yana hizmet veren Türkiye’nin ilk marina yatırımlarından biri olan Martı Marina, yeni Martı Marina Üyelik Programı ile deniz yaşamını güçlü bir topluluk kültürü ve ayrıcalıklı deneyimlerle geleceğe taşıyor.

Marina yaşamı üyelikle güçleniyor

Yeni program, yalnızca tekne bağlama hizmeti değil; sosyal buluşmalar, spor etkinlikleri ve tematik davetlerle üyeleri aktif bir topluluğun parçası hâline getiriyor.

Martı Marina & Yacht Club

Deniz yaşamına ayrıcalıklı dokunuş

Konaklama, gastronomi, moda, sağlık ve seyahat gibi farklı sektörlerden iş ortaklarıyla geliştirilen avantajlar sayesinde üyelik deneyimi marina sınırlarını aşarak günlük yaşamın farklı alanlarına da değer katıyor.

Ege’nin buluşma noktası

Marina içerisinde yer alan Martı Hemithea, denize sıfır butik konaklama deneyimi sunarken; Club Mistral Restaurant & Beach Club yaz sezonunda gastronomi ve sosyal yaşamın merkezi oluyor. Kış aylarında ise Brasserie Mistral, şef odaklı menüsüyle misafirlerini ağırlıyor.

Martı Marina & Yacht Club Genel Müdürü Barış Korkmaz, “30 yıllık kültürümüzü daha güçlü bir topluluk yapısıyla geleceğe taşıyoruz. Üyelik programımız sayesinde üyelerimiz yıl boyunca ayrıcalıklı bir yaşam deneyiminin parçası olacak” sözleriyle yeni dönemin vizyonunu paylaştı.

Martı Marina & Yacht Club

#MartıMarina #YachtClub #MartıHotels #DenizYaşamı #TurizmHaberleri #EgeTurizmi #MarinaKültürü #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Club Med Güney Afrika’da İlk Tesisini Açtı

Club Med, Güney Afrika’daki ilk tesisi Club Med South Africa Beach & Safari’yi açarak turizmde yeni bir döneme imza attı. Durban’ın kuzeyinde, Hint Okyanusu kıyısındaki Dolphin Coast şeridinde konumlanan tesis, misafirlerine aynı tatilde hem sahil hem de safari deneyimini bir arada sunuyor.

Club Med South Africa Beach & Safari

Sahil ve safari bir arada

Misafirler el değmemiş plajlarda deniz keyfi yaparken, Vikela Safari Lodge’da “Big Five” olarak bilinen aslan, leopar, Afrika mandası, fil ve gergedanı doğal ortamında gözlemleyebiliyor.

Zulu kültürüyle harmanlanmış tasarım

411 konaklama birimiyle hizmet veren tesis, Zulu kültürünün el dokuması kumaşları ve grafik motifleriyle modern çizgileri buluşturuyor. Exclusive Collection – Ilanga bölümü ise 66 özel süitiyle kişiselleştirilmiş bir tatil deneyimi sunuyor.

Club Med South Africa Beach & Safari

Spor ve wellness deneyimi

Club Med’in ilk Dalga Sörfü Okulu, padel kortları, yoga ve trapez gibi aktiviteler misafirlere zengin spor deneyimleri sunarken; spa ve özel wellness alanları dinlenme imkânı sağlıyor. Çocuklu aileler için ise doğa temelli aktiviteler ve “Amazing Family” programı öne çıkıyor.

Gastronomi yolculuğu

Oceana restoranı dünya mutfağından seçkin örnekler sunarken, Nguni Gourmet Club Güney Afrika’nın taze deniz ürünlerini yerel dokunuşlarla harmanlıyor. Dunes Beach Bar ise imza kokteylleriyle tatil keyfini tamamlıyor.

Sürdürülebilirlik vizyonuyla inşa edilen tesis, yeşil çatılar, güneş enerjili otoparklar ve su tasarruf sistemleriyle çevreye duyarlı bir model oluşturuyor. “Bye-Bye Plastics” programıyla tek kullanımlık plastikler tamamen ortadan kaldırılıyor.

Club Med South Africa Beach & Safari

#ClubMed #SouthAfricaBeachSafari #TurizmHaberleri #OtelAçılışı #SürdürülebilirTurizm #ZuluKültürü #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Bu Belirtileri Hafife Almayın

Yaz aylarında artan hava sıcaklıkları yalnızca güneş çarpması riskini değil, böbrek sağlığını da olumsuz etkileyebiliyor. Özellikle aşırı terlemeye bağlı gelişen sıvı kaybı, böbreklerin çalışma düzenini bozarak böbrek taşı ve akut böbrek hasarı riskini artırabiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi Nefroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Ali Bakan, yaz aylarında yeterli sıvı tüketiminin böbrek sağlığını korumadaki kritik rolüne dikkat çekerek, alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.

Doç. Dr. Ali Bakan

Doç. Dr. Ali Bakan

Sıcak hava böbrekleri nasıl etkiliyor?

Yaz aylarında vücut sıcaklığını dengelemek için deri damarları genişleyerek terleme artmaktadır. Terleme ile birlikte su ve elektrolit kaybı yaşanmaktadır. Kaybedilen sıvının yeterince yerine konulmaması ise vücuttaki sıvı hacmini azaltmaktadır. Bu durum böbreklere ulaşan kan akımını düşürürken idrar miktarının azalmasına neden olmaktadır. Sonuç olarak böbreklerin filtreleme sistemi daha fazla çalışmak zorunda kalıyor ve özellikle sıcak havalarda böbrek taşı ile akut böbrek hasarı riski belirgin şekilde artmaktadır.

En büyük risk fark edilmeyen sıvı kaybı

Yaz aylarında böbrekleri tehdit eden en önemli etken sıcak hava değil, fark edilmeden gelişen sıvı kaybıdır. Böbrek sağlığını korumak için herkese uygun tek bir su tüketim miktarı bulunmaz Günlük sıvı ihtiyacı; yaş, vücut ağırlığı, fiziksel aktivite düzeyi, iklim koşulları ve mevcut hastalıklara göre değişiklik gösterebilir. Sağlıklı bireylerde günlük sıvı tüketiminin kilogram başına yaklaşık 30-35 mililitre olması önerilir. Yaklaşık 70 kilogram ağırlığındaki bir kişi için bu miktar ortalama 2-2,5 litreye karşılık gelir. Ancak yaz aylarında, yoğun egzersiz yapanlarda ve aşırı terleyen kişilerde sıvı ihtiyacı daha da artar.

İdrar rengi böbrekleriniz hakkında ipucu veriyor

Yeterli su tüketilip tüketilmediğini anlamanın en pratik yollarından biri idrar rengini takip etmektir. Açık saman sarısı idrar genellikle yeterli sıvı alımını gösterirken, koyu sarı veya kehribar renk sıvı ihtiyacının arttığını düşündürür. Günlük idrar miktarında belirgin azalma da böbreklerin susuz kaldığını gösteren önemli bulgular arasında yer alır. Ancak bazı ilaçlar ve vitaminlerin de idrar rengini değiştirebileceği unutulmamalıdır.

Böbrek taşı ve idrar yolu enfeksiyonlarına dikkat

Sıvı kaybı nedeniyle yoğunlaşan idrar, böbrek taşı oluşumuna neden olan minerallerin kristalleşmesini kolaylaştırabilir. Daha önce böbrek taşı öyküsü bulunanlar, diyabet ve obezite hastaları, ailesinde böbrek taşı öyküsü olanlar, gut hastaları ile hiperparatiroidizm, hiperürisemi ve malabsorpsiyon sendromu bulunan kişiler daha yüksek risk altında bulunur. Yaz aylarında sık görülen idrar yolu enfeksiyonları da ihmal edilmemeli. Tedavi edilmeyen enfeksiyonlar böbreklere ilerleyerek akut piyelonefrite neden olabilir.

 Gazlı içecekler suyun yerini tutmuyor

Soğuk içeceklerin böbreklere zarar verdiği düşüncesi doğru değildir. Önemli olan içeceğin sıcaklığı değil, içeriğidir. Böbrek sağlığı için en doğru tercih her zaman sudur. Şekersiz maden suyu uygun miktarlarda tüketilebilir. Gazlı ve şekerli içecekler ise yüksek miktarda şeker, fruktoz, fosforik asit, sodyum ve kafein içerir. Yüksek fruktoz tüketimi ürik asit düzeyini artırırken idrarla kalsiyum atılımını yükselterek idrar sitratını azaltabilir. Bu değişiklikler böbrek taşı oluşumunu kolaylaştırırken uzun vadede obezite, diyabet, hipertansiyon ve kronik böbrek hastalığı riskini de artırabilir. Özellikle enerji içecekleri sıcak havalarda yoğun fiziksel aktivite sırasında tüketildiğinde sıvı ve elektrolit dengesini bozarak böbrekler üzerinde ek yük oluşturabilir.

Yaz meyveleri faydalı ama ölçülü tüketilmeli

Karpuz ve kavun gibi su oranı yüksek meyveler sağlıklı bireylerde sıvı alımına katkı sağlayabilir. Ancak bu besinler suyun yerine geçmez. Diyabet ve kronik böbrek hastalığı bulunan kişilerin bu meyveleri kontrollü tüketmesi gerekir. Özellikle kavunun yüksek potasyum içerdiği unutulmamalıdır. Hipertansiyon ve diyabet kronik böbrek hastalığının en sık görülen nedenleri arasında yer alır. Yaz aylarında gelişen sıvı kaybı bu hasta grubunda akut böbrek hasarı riskini daha da artırabilir.

Tatilde böbreklerinizi ihmal etmeyin

Deniz, havuz ve uzun yolculuklarda düzenli su tüketimi ihmal edilmemeli, uzun süre idrar tutulmamalı ve aşırı güneş altında kalınmamalıdır. Böbrek sağlığını korumak için yeterli sıvı tüketiminin yanı sıra tansiyon ve kan şekeri kontrolü, tuz tüketiminin sınırlandırılması ve ilaçların düzenli kullanılması da büyük önem taşır. Özellikle böbrek taşı, diyabet, hipertansiyon ve kronik böbrek hastalığı bulunan kişilerin yaz aylarında sıvı tüketimine daha fazla özen göstermesi gerekir. Böbrek sağlığını korumak için normal düzeyde kalsiyum tüketilmeli, aşırı oksalat içeren besinlerden kaçınılmalı, kırmızı ve işlenmiş et tüketimi sınırlandırılmalı, meyve ve sebze ağırlıklı beslenilmeli, şekerli ve gazlı içecekler azaltılmalıdır. Özellikle kalsiyum oksalat taşı bulunan kişilerin ıspanak, pazı, pancar yaprağı, kakao, çikolata, badem gibi kuruyemişler ve aşırı siyah çay tüketimine dikkat etmesi önerilmektedir.

 Bu belirtileri hafife almayın

Yaz aylarında aşağıdaki belirtilerin görülmesi durumunda vakit kaybetmeden bir nefroloji uzmanına başvurulması gerekir. Özellikle diyabet, hipertansiyon veya kronik böbrek hastalığı bulunan kişilerde bu bulgular kalıcı böbrek hasarının habercisi olabilir.

  • İdrar miktarında belirgin azalma
  • İdrarda kan görülmesi
  • Yüksek ateş ve yan ağrısı
  • Ani gelişen ödem
  • Kontrol altına alınamayan tansiyon yüksekliği

 

 

#BöbrekSağlığı #SuTüketimi #YazSağlığı #BöbrekTaşı #SağlıkHaberleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Her Fincanda Aynı Kalite ve Lezzet

Coffee Factory, kahveyi yalnızca bir içecek değil; çekirdek seçiminden barista eğitimine, reçetelerden servis standardına kadar bütüncül bir deneyim olarak ele alıyor. 2018’de kurulan Türk markası, “çekirdekten fincana” uzanan yolculuğu titizlikle yöneterek her mağazada aynı lezzeti sunmayı ve kahve kültürünü Türkiye’den dünyaya taşımayı hedefliyor.

Çekirdekten fincana tutarlılık

Coffee Factory, Guatemala’nın aromatik yapısını, Kolombiya’nın dengeli içimini ve Brezilya’nın çikolata-fındık notalarını harmanlayarak her fincanda aynı kaliteyi yakalıyor. Arabica ağırlıklı reçetelerle dengeli tat profilleri oluşturuluyor.

Global marka vizyonu

CEO Erol Şahin, “Misafirlerimiz hangi mağazamızı ziyaret ederse etsin aynı lezzeti ve aynı servis kalitesini yaşamalı. Bugün 65 ülkede marka tescilimizi tamamladık, uluslararası büyümemizi bu standart kalite anlayışı üzerine inşa ediyoruz” sözleriyle markanın global vizyonunu özetliyor.

Coffee Factory’nin yaklaşımı, yöresel kahve anlayışını modern reçetelerle buluşturuyor. Blend kahveler farklı bölgelerden gelen çekirdeklerin dengeli harmanıyla hazırlanırken, tek bölge kahveler yetiştikleri coğrafyanın karakteristik tatlarını doğrudan yansıtıyor. Böylece misafirler hem dengeli profilleri hem de aromatik zenginliği deneyimleyebiliyor.

 

#CoffeeFactory #KahveYolculuğu #ArabicaKahve #GurmeKahve #TürkKahveMarkası #GlobalKahve #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

L’OR’dan Yazın Tropikal Kahve Deneyimi

L’OR, yazın enerjisini tropikal bir dokunuşla buluşturan yeni ürünü Coconut Iced ile kahve severlere özel bir deneyim sunuyor. Sınırlı sayıda üretilen bu özel lezzet, hafif kavrulmuş kahvenin zarif karakterini hindistan cevizi ve vanilyanın tatlı notalarıyla bir araya getiriyor. Kakao ve kavrulmuş fındık dokunuşlarıyla zenginleşen harman, her yudumda tropikal bir esinti yaşatıyor.

Tropikal kahve deneyimi

Coconut Iced, buz ile servis edildiğinde yazın ruhunu fincanlara taşıyor. Hafif, ferahlatıcı ve yumuşak içimiyle günün her anına uyum sağlıyor.

Yaratıcı yaz tarifleri

Süt, vanilya, dondurma ve meyvelerle farklı tariflere kolayca uyarlanabilen Coconut Iced; smoothie, frappé ve dondurmalı içecekler için ideal bir seçenek sunuyor.

Soğuk kahve pazarının yükselen trendine yeni bir yorum getiren L’OR, Coconut Iced ile yaz aylarını sadece bir mevsim değil, bir ruh hali olarak yansıtan rafine bir kahve deneyimi sunuyor.

#LORCoffee #CoconutIced #SoğukKahve #TropikalLezzet #YazKahvesi #GurmeHaberleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

PizzaLazza’dan Gurme ve Tatlı Lazza Çeşitleri

PizzaLazza, zengin malzeme kombinasyonlarıyla hazırladığı Lazza çeşitleriyle her damak zevkine hitap ediyor. Geleneksel ve gurme lezzetleri bir araya getiren marka; sucuklu, tavuklu, pastırmalı ve kavurmalı Lazza seçenekleriyle doyurucu alternatifler sunarken, tatlı severler için çikolatalı ve vişneli çikolatalı Lazza çeşitleriyle fark yaratıyor.

Gurme Lazza çeşitleri

Sucuklu Lazza; sucuk ve ricotta peynirini özel sosla buluştururken, Tavuklu Lazza ızgara tavuk, közlenmiş biber ve peynir uyumuyla öne çıkıyor. Pastırmalı Lazza karakteristik lezzetiyle dikkat çekerken, Kavurmalı Lazza özel hamurla dengeli bir tat sunuyor.

Tatlı Lazza deneyimi

Çikolatalı Lazza, sıcak hamurun içinde eriyen çikolatalı fındık kremasıyla yoğun bir tatlı keyfi sunarken; Vişneli Çikolatalı Lazza, akışkan çikolatayı vişnenin ferah aromasıyla buluşturuyor. Pudra şekeri dokunuşuyla tamamlanan bu çeşitler, tatlı severlere eşsiz bir deneyim yaşatıyor.

PizzaLazza’nın Lazza serisi, San Marzano tipi domates sosu üzerine farklı lezzetleri buluşturarak hem gurme hem tatlı seçenekleriyle gastronomi tutkunlarına hitap ediyor.

#PizzaLazza #LazzaÇeşitleri #GurmeLezzetler #TatlıDeneyimi #SucukluLazza #TavukluLazza #PastırmalıLazza #KavurmalıLazza #ÇikolatalıLazza #VişneliÇikolatalıLazza #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Sabiha Gökçen’den Tarihi Rekor: 166 Bin Yolcu

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, 12 Temmuz 2026 tarihinde dört ayrı kategoride tüm zamanların günlük rekorunu kırarak Avrupa’daki “majör havalimanlar” ligindeki konumunu güçlendirdi. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü tatilini hafta sonuyla birleştiren yolcuların oluşturduğu yoğunluk, havalimanına tarihi bir gün yaşattı.

Tarihi yolcu rekoru

12 Temmuz’da toplam 166 bin 734 yolcu ile havalimanı tarihinde bir günde ulaşılan en yüksek yolcu trafiği kaydedildi. Aynı gün dış hatlarda 257 gelen uçuş, 49 bin 280 gelen yolcu ve toplam 505 dış hat uçuşuyla dört ayrı kategoride zirve görüldü.

Avrupa’nın en hızlı büyüyen havalimanı

ACI Europe’un güncel verilerine göre Sabiha Gökçen, 2026’nın ilk beş ayında %7 büyüme oranıyla Avrupa’da kendi kategorisinde en hızlı büyüyen havalimanı oldu. Mayıs 2026 raporunda ise “major” kategorisinde %2,9 büyüme ile Avrupa’nın en hızlı büyüyen 4. havalimanı unvanını aldı.

Bu başarı, HEAŞ ve ISG’nin güçlü koordinasyonu sayesinde sorunsuz yönetilen operasyonlarla mümkün oldu. Hava trafik kontrolünden apron yönetimine, terminal hizmetlerinden güvenlik ve temizlik süreçlerine kadar tüm birimler 24 saat kesintisiz çalıştı.

#SabihaGökçen #İstanbulHavalimanı #HavacılıkHaberleri #TurizmHaberleri #AvrupaHavalimanları #RekorYolcu #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity