Yazılar

Dünya Vegan Günü’nde İstanbul’da Meksika Esintisi: Vegan Taco ve Burrito Öne Çıkıyor

Dünya Vegan Günü’nde Meksika Mutfağından Bitkisel Alternatifler

İstanbul’da faaliyet gösteren Ranchero, 1 Kasım Dünya Vegan Günü kapsamında vegan beslenen misafirlerine yönelik menüsünde yer alan bitkisel seçenekleri öne çıkarıyor. Meksika mutfağının sevilen lezzetlerini vegan yorumlarla sunan restoran, geleneksel tarifleri farklı malzemelerle yeniden şekillendiriyor.

Son yıllarda dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de vegan beslenmeye olan ilginin artmasıyla birlikte restoranlar da menülerini bu yönde çeşitlendiriyor. Meksika mutfağı denildiğinde akla ilk gelen lezzetlerden taco ve burrito da artık bitkisel içeriklerle hazırlanabiliyor.

Ranchero’nun vegan menüsünde yer alan Vegan Taco, kültür mantarı, karamelize soğan, sarımsak püresi, marul, renkli biber ve kibrit patatesle hazırlanıyor. Lezzete ise soya, avokado ve borracha sosları eşlik ediyor.

Menünün bir diğer dikkat çeken ürünü olan Burrito Vegetariano ise frijoles olarak bilinen Meksika fasulye püresi, sote sebzeler, Meksika fasulyesi ve karamelize soğanla hazırlanıyor. Borracha sosla tamamlanan burrito, tostlandıktan sonra salsa festivo ile servis ediliyor. Yemeğe ayrıca Meksika usulü pilav, mantar garnitürü, kibrit pancar kızartması ve sote sebze karışımı eşlik ediyor. Ürün, acılı veya acısız olarak tercih edilebiliyor.

Dünya Vegan Günü vesilesiyle birçok restoran vegan seçeneklerini ön plana çıkarırken, Meksika mutfağını bitkisel alternatiflerle deneyimlemek isteyenler için İstanbul’daki farklı gastronomi adresleri arasında Ranchero da yer alıyor.

 

 

 

#DünyaVeganGünü #VeganBeslenme #Ranchero #MeksikaMutfağı #VeganTaco #VeganBurrito #İstanbulGurme #GastronomiHaberleri #İstanbulRestoranları #VeganLezzetler #Yemeİçme #RestoranHaberleri #FoodNews #MeksikaLezzetleri #GurmeRehberi

Jet göbeği nedir?

Uçak yolculuğu sırasında yaşanan şişkinlik hissi çoğu kişinin düşündüğünün aksine psikolojik değil, tamamen fizyolojik bir durumdur. Kabin basıncındaki değişiklikler, düşük oksijen seviyesi ve uzun süre hareketsiz kalmak sindirim sistemini etkileyerek rahatsız edici bir doluluk hissine yol açabilir. Uzmanlar bu durumu halk arasında “jet göbeği” olarak adlandırıyor.

 

Uçakta Neden Şişkinlik Oluşur?

Ticari uçaklar yüksek irtifalarda seyahat etse de kabin içi basınç, yaklaşık 8 bin fit yükseklikteki atmosfer koşullarına göre ayarlanır. Basınç değişiklikleri, vücutta bulunan hava boşluklarının genişlemesine neden olur. Bu durum yalnızca kulak tıkanıklığına değil, bağırsaklarda gaz birikmesine ve karında şişkinlik hissine de yol açabilir.

Yüksek irtifalarda oksijen seviyesinin azalması da sindirim sistemini etkileyen önemli faktörlerden biridir. Düşük oksijen seviyesi nedeniyle sindirim enzimlerinin çalışma hızı yavaşlayabilir. Bunun sonucunda yiyeceklerin sindirim süreci uzar ve şişkinlik hissi daha belirgin hale gelir.

Şişkinliği Önlemek İçin Neler Yapılabilir?

Uçuş öncesinde ve sırasında tüketilen yiyecekler, şişkinlik üzerinde doğrudan etkili olabilir. Uzmanlar, uçağa binmeden hemen önce ağır, yağlı ve aşırı tuzlu yiyeceklerden kaçınılmasını öneriyor. Bu tür besinler sindirimi zorlaştırarak mide ve bağırsaklarda rahatsızlık hissini artırabiliyor.

Uçuş sırasında küçük porsiyonlar halinde beslenmek ve daha hafif seçenekler tercih etmek faydalı olabilir. Yağsız protein kaynakları, yoğurt, kuruyemiş ve meyveler daha konforlu bir yolculuk için önerilen besinler arasında yer alıyor.

Su Tüketimi Büyük Önem Taşıyor

Kabin içindeki düşük nem oranı nedeniyle vücut daha hızlı sıvı kaybedebiliyor. Bu nedenle uçuş boyunca düzenli su içmek gerekiyor. Uzmanlar ayrıca kafeinli içecekler, alkol ve gazlı içeceklerin sınırlandırılmasını tavsiye ediyor.

Nane, zencefil ve papatya çayları ise sindirimi destekleyerek şişkinlik hissinin azalmasına yardımcı olabilir.

Hareketsiz Kalmayın

Uzun süren uçuşlarda sürekli oturmak sindirim sisteminin yavaşlamasına neden olabilir. Bu nedenle belirli aralıklarla ayağa kalkmak, kısa yürüyüşler yapmak ve hafif esneme hareketleri uygulamak sindirimin desteklenmesine katkı sağlayabilir.

Küçük önlemlerle uçuş sırasında sıkça yaşanan şişkinlik ve rahatsızlık hissini azaltmak mümkün. Özellikle uzun mesafeli yolculuklarda beslenme, sıvı tüketimi ve hareket alışkanlıklarına dikkat etmek daha konforlu bir seyahat deneyimi sunabilir.

 

 

 

#UçakYolculuğu #Şişkinlik #JetGöbeği #SeyahatÖnerileri #SağlıklıYaşam #UçuşTavsiyeleri #SindirimSağlığı #SeyahatSağlığı #UçaktaŞişkinlik #BeslenmeÖnerileri #Yolculuk #SağlıklıSeyahat #UçakSeyahati #GazSorunu #YaşamTarzı #SağlıklıBeslenme #SeyahatRehberi #Wellness #TatilTüyoları #GeziÖnerileri

Yılbaşı Gecesinde Japon Mutfağı Deneyimi: ROKA İstanbul Özel Menü Hazırladı

İstanbul’un yeme-içme ve gastronomi durakları arasında yer alan ROKA İstanbul, 31 Aralık gecesi için özel bir yılbaşı programı hazırladı. Boğaz manzarası eşliğinde gerçekleştirilecek gece boyunca misafirlere çağdaş Japon mutfağından seçkiler, özel yılbaşı tabakları ve canlı DJ performansı sunulacak.

Karaköy ve Boğaz hattının öne çıkan gastronomi adreslerinden biri olan restoran, yılbaşı gecesinde hem Premium Tadım Menüsü hem de à la carte seçenekleriyle hizmet verecek. Menüde sashimi, nigiri, deniz ürünleri ve robata ızgarasında hazırlanan özel tabaklar yer alıyor.

Japon mutfağının farklı lezzetleri aynı menüde

Yılbaşı gecesine özel hazırlanan Premium Tadım Menüsü’nde trüflü yuzu soslu akya sashimi, şefin sashimi tabağı, somon nigiri, kral yengeç ve avokado maki ile ton balığı tartar gibi deniz ürünleri ağırlıklı seçenekler bulunuyor.

Menüde ayrıca karides tempura, kral yengeçli gyoza, yuzu miso soslu morina balığı ve Kore baharatlarıyla hazırlanan kuzu pirzola gibi farklı mutfak tekniklerini bir araya getiren tabaklar yer alıyor. Gastronomi deneyimi, restoranın imza tatlı seçkileriyle tamamlanıyor.

ROKA İstanbul

Yılbaşına özel üç yeni tabak

ROKA İstanbul, yılbaşı gecesi için ayrıca üç özel tabak hazırladı. Havyar tabağı, ıstakoz tempura ve robata ızgarasında hazırlanan ıstakoz, gecenin öne çıkan lezzetleri arasında yer alıyor.

Yuzu kreması, miso bun, acılı ponzu sosları ve Japon mutfağına özgü farklı aromalarla hazırlanan bu tabaklar, restoranın yılbaşı menüsüne özel olarak sunulacak.

Boğaz manzarası eşliğinde kutlama

Restoran, 31 Aralık 2026 tarihinde öğle saatlerinden itibaren hizmet verecek. İlk oturum 17.30-20.00 saatleri arasında gerçekleşirken, yeni yılı karşılayacak ikinci oturum ise 20.30’da başlayacak. Gece boyunca düzenlenecek DJ performansı da programa eşlik edecek.

Yılbaşı döneminde gastronomi deneyimi arayanlar için hazırlanan özel menü, İstanbul’da yeni yılı farklı lezzetlerle karşılamak isteyenlere alternatif seçenekler sunuyor.

ROKA İstanbul

#ROKAİstanbul #Yılbaşı2026 #YılbaşıGecesi #İstanbulRestoranları #GurmeHaberleri #JaponMutfağı #FineDining #BoğazManzarası #İstanbulLezzetleri #Gastronomi #YeniYılKutlaması #Sashimi #Nigiri #Robata #Lobster #Havyar #ŞefMenüsü #İstanbulMekanları #LezzetDurakları #YemeİçmeHaberleri

Karataş’ın Deniz Ürünleri Potansiyeli Gastronomi Dünyasıyla Buluştu

Yerel ürünlerin korunması ve gastronomi dünyasında daha görünür hale gelmesi amacıyla çalışmalarını sürdüren Metro Türkiye, “Yerelin İzinde” projesinin yeni durağında rotasını Adana’nın Karataş ilçesine çevirdi. Akyatan Lagünü’nde gerçekleştirilen etkinlikte, bölgenin su ürünleri çeşitliliği, geleneksel balıkçılık yöntemleri ve yerel üretim kültürü mercek altına alındı.

Türkiye’nin önemli sulak alanlarından biri olan Akyatan Lagünü’nde düzenlenen program kapsamında katılımcılar, geleneksel dalyan balıkçılığı, kefal hasadı ve bölge ekonomisinde önemli bir yere sahip olan mavi yengeç avcılığı hakkında bilgi aldı. Ayrıca kırmızı karides, lagos, kıl kuyruk mercan ve diğer Akdeniz ürünlerinin üretim ve tedarik süreçleri yerinde incelendi.

Sürdürülebilir balıkçılık vurgusu

Metro Türkiye Gıda Kategori Grup Müdürü Seçil Yılmaz, deniz ürünlerinin geleceği açısından sürdürülebilir avcılık uygulamalarının önemine dikkat çekerek, yerel üreticiler ile profesyonel mutfaklar arasındaki bağı güçlendirmeyi hedeflediklerini söyledi.

Yılmaz, deniz kaynaklarının korunabilmesi için izlenebilirlik, yasal avlanma dönemlerine uyum ve sürdürülebilir tedarik modellerinin sektör için kritik önem taşıdığını belirtti.

Akyatan Lagünü’nün ekonomik değeri öne çıktı

Program kapsamında, istilacı tür olarak bilinen ancak ticari değeri yüksek olan mavi yengecin bölge ekonomisine sağladığı katkılar da ele alındı. Katılımcılar ayrıca, lagünün Akdeniz’e açıldığı noktada gerçekleştirilen geleneksel kefal avcılığını yerinde gözlemleme fırsatı buldu.

Etkinlik süresince balık işleme ve paketleme tesisleri de ziyaret edilerek deniz ürünlerinin sofraya ulaşana kadar geçtiği süreçler hakkında bilgi paylaşıldı.

Akdeniz ürünleri özel menüyle tanıtıldı

Programın gastronomi bölümünde ise Gastronometro Yönetici Eğitmen Şefi Murat İlke Özipek, bölgenin öne çıkan ürünleriyle hazırlanan özel bir tadım menüsü sundu.

Karataş’ın deniz ürünlerini yerel malzemelerle bir araya getiren menüde kırmızı karides, mavi yengeç, lagos ve kefal gibi ürünler farklı pişirme teknikleriyle yorumlandı. Böylece bölgenin gastronomik potansiyeli profesyonel mutfak perspektifiyle katılımcılara aktarılmış oldu.

Yerel üretim kültürü, sürdürülebilir balıkçılık ve bölgesel lezzetlerin tanıtımına odaklanan etkinlik, Akdeniz mutfağının öne çıkan ürünlerini gastronomi sektörünün gündemine taşımayı amaçladı.

 

 

 

#MetroTürkiye #Yerelinİzinde #AkyatanLagünü #Karataş #Adana #GıdaHaberleri #GurmeHaberleri #AkdenizMutfağı #SürdürülebilirBalıkçılık #KırmızıKarides #MaviYengeç #LagosBalığı #YerelÜretim #Gastronomi #ŞefMuratİlkeÖzipek #DenizÜrünleri #TürkMutfağı #GastronomiTurizmi #YerelLezzetler #SürdürülebilirGıda

Uzmanlar Uyardı: Sürdürülebilir Gıda İçin Organik Üretim Kritik Rol Oynuyor

Organik süt üretiminin mevcut durumu, geleceği ve sürdürülebilir tarımdaki rolü, Manisa’da düzenlenen “Organik Sütün Dünü, Bugünü ve Geleceği” panelinde sektör temsilcileri, akademisyenler ve kamu yetkilileri tarafından ele alındı. Organik süt üretiminden sertifikasyon süreçlerine, iklim değişikliğinin etkilerinden tüketici alışkanlıklarına kadar birçok konu toplantının gündeminde yer aldı.

Panelde konuşan Yaşar Holding ve Çamlı Yem Besicilik Yönetim Kurulu Başkanı Feyhan Yaşar, organik sütün yalnızca bir gıda ürünü olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, sürdürülebilir tarım, gıda güvenliği ve çevresel etkilerin birlikte ele alınmasının önemine dikkat çekti.

Yaşar, “Gelecek, doğayı rehber alanların ve doğayla uyum içinde yaşayanların olacak. Bu dönüşüm yalnızca üreticilerin değil, sanayinin ve bilinçli tüketicilerin de ortak sorumluluğu” ifadelerini kullandı.

Gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik öne çıktı

Etkinlikte konuşan uzmanlar, organik üretimin yalnızca üretim aşamasıyla sınırlı olmadığını, yem seçimi, hayvan refahı, sertifikasyon süreçleri, lojistik ve tüketiciye ulaşan son ürün kalitesine kadar uzanan bütünleşik bir sistem gerektirdiğini vurguladı.

Manisa Vali Yardımcısı Cemil Kılınç, tarım ve hayvancılığın ekonomik değerinin yanı sıra toplumun gıda ihtiyacını karşılayan stratejik bir alan olduğunu belirterek, doğal kaynakların korunarak üretim yapılmasının gelecek nesiller açısından büyük önem taşıdığını söyledi.

Organik süt sektörünün mevcut durumu değerlendirildi

Panelin ilk bölümünde organik süt üretiminin Türkiye’deki gelişimi, sertifikasyon süreçleri ve kalite standartları ele alındı. İkinci oturumda ise organik süt sektörünün geleceği, sürdürülebilir üretim modelleri ve tüketici beklentilerindeki değişim değerlendirildi.

Programın ardından katılımcılar, Manisa’da faaliyet gösteren organik süt üretim tesislerini ziyaret ederek üretim süreçleri hakkında yerinde bilgi aldı.

Türkiye’de organik süt üretimi sınırlı seviyede

Paylaşılan verilere göre Türkiye’de 2025 yılında üretilen 1,64 milyon ton içme sütünün yaklaşık yüzde 1,1’ini organik süt oluşturdu. Bu oran, organik süt üretiminin büyüme potansiyeli taşımasına rağmen sektörün halen sınırlı bir paya sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Uzmanlar, tüketici farkındalığının artırılması, üreticilerin desteklenmesi ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasıyla birlikte organik süt pazarının önümüzdeki yıllarda daha fazla gelişebileceğini değerlendiriyor.

 

 

#OrganikSüt #GıdaHaberleri #SürdürülebilirTarım #GıdaGüvenliği #FeyhanYaşar #YaşarHolding #PınarSüt #ÇamlıYem #OrganikTarım #SütSektörü #Hayvancılık #TarımHaberleri #SürdürülebilirGıda #İklimDeğişikliği #OrganikÜretim #SağlıklıBeslenme #TarımVeGıda #Manisa #GıdaSanayi #Sürdürülebilirlik

12. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi, Sektörün Tüm Paydaşlarını Bir Araya Getirecek

Gıda sektöründe sürdürülebilirlik, iklim değişikliği ve tedarik zinciri dayanıklılığı gibi kritik başlıklar, 24 Aralık’ta İstanbul’da düzenlenecek 12. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi‘nde ele alınacak. TÜGİS ve Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle gerçekleştirilecek zirve, “Gıdanın Geleceği İçin Dönüşüm” temasıyla Swissôtel The Bosphorus İstanbul’da sektör temsilcilerini buluşturacak.

Tarım, gıda sanayi, perakende, akademi ve kamu kurumlarından katılımcıların yer alacağı etkinlikte, gıda değer zincirinin tüm aşamalarını etkileyen güncel sorunlar ve çözüm önerileri değerlendirilecek.

İklim krizi ve gıda güvenliği gündemin merkezinde

Son yıllarda iklim değişikliği, kuraklık, su kaynaklarındaki azalma ve küresel tedarik zincirlerinde yaşanan sorunlar, gıda sektörünün en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Zirvede; rejeneratif tarım uygulamaları, döngüsel üretim modelleri, sürdürülebilir kaynak kullanımı, sağlıklı ve erişilebilir gıda ile teknoloji destekli dönüşüm süreçleri öne çıkan başlıklar arasında bulunuyor.

Organizasyonun amacı, sektör paydaşları arasında bilgi paylaşımını artırmak ve sürdürülebilir üretim modellerinin yaygınlaştırılmasına katkı sağlamak olarak ifade ediliyor.

“Gıdanın geleceği ortak sorumluluk”

TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, sürdürülebilirliğin yalnızca üretimle sınırlı bir konu olmadığını belirterek, tarım, sanayi, teknoloji ve kamu politikalarının birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Sidar, gıda üretiminin devamlılığı, doğal kaynakların korunması ve tüketicilerin güvenilir gıdaya erişimi gibi konuların birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, sektörün tüm bileşenleri arasında daha güçlü iş birliklerine ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

COP31 sonrası sektör değerlendirmesi yapılacak

Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi’nin ardından düzenlenecek etkinlikte, küresel iklim politikalarının tarım ve gıda sektörüne etkileri de masaya yatırılacak. Uzmanlar ve sektör temsilcileri, uluslararası iklim hedeflerinin üretim süreçlerine yansımalarını ve sektörün önündeki fırsatları değerlendirecek.

Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Üyesi ve Sürdürülebilir Gıda Platformu Başkanı Semra Sevinç ise sürdürülebilir gıda sistemlerinin oluşturulabilmesi için üreticiden sanayiciye, perakendeden ev dışı tüketim sektörüne kadar tüm paydaşların ortak hareket etmesinin önemine dikkat çekti.

Sektörde dönüşüm arayışı sürüyor

Uzmanlar, önümüzdeki dönemde gıda sektörünün yalnızca üretim kapasitesiyle değil, kaynaklarını ne kadar verimli kullandığı ve değişen iklim koşullarına ne kadar hızlı uyum sağlayabildiğiyle de değerlendirileceğini belirtiyor. Bu nedenle sürdürülebilirlik odaklı zirveler, sektörün geleceğine yönelik yol haritalarının oluşturulmasında önemli platformlar arasında gösteriliyor.

 

 

 

#SürdürülebilirGıdaZirvesi #TÜGİS #GıdaSektörü #Sürdürülebilirlik #GıdaHaberleri #Tarım #GıdaSanayi #İklimDeğişikliği #GıdaGüvenliği #RejeneratifTarım #DöngüselEkonomi #SürdürülebilirTarım #GeleceğinGıdası #SuYönetimi #COP31 #GıdaTeknolojileri #TarımTeknolojileri #SağlıklıBeslenme #SürdürülebilirÜretim #EkonomiHaberleri

Üç Ünlü Şef Telezzüz’de Aynı Masada Buluştu

Meksika’dan Anadolu’ya Uzanan Lezzet Yolculuğu Telezzüz’de Sunuldu

Türkiye’nin bitki temelli fine dining restoranları arasında yer alan Telezzüz, farklı mutfak kültürlerini bir araya getiren özel bir gastronomi etkinliğine ev sahipliği yaptı. Avis iş birliğiyle düzenlenen ve 23-24 Ekim tarihlerinde gerçekleşen “Six Hands Dinner” etkinliğinde, Telezzüz Executive Şefi Bahtiyar Büyükduman, Meksika’daki Michelin Yeşil Yıldızlı Baldío’nun şefi Daniel Vidal ve The Rabbit Hole’un kurucusu Mehmet Ali Börtücene aynı menüde buluştu.

Üç farklı mutfak anlayışını bir araya getiren özel akşam yemeğinde, mevsimsellik, yerel ürün kullanımı ve sürdürülebilir gastronomi yaklaşımı ön plana çıktı. Dokuz aşamadan oluşan tadım menüsü, farklı kültürlere ait tekniklerin ve ürünlerin ortak bir gastronomi deneyiminde yorumlanmasını amaçladı.

Üç farklı mutfak yaklaşımı aynı menüde birleşti

Etkinlikte Telezzüz’ün bitki temelli mutfak anlayışı, Baldío’nun fermentasyon ve sıfır atık odaklı yaklaşımı ile The Rabbit Hole’un Anadolu’nun yerel ürünlerini merkeze alan gastronomi felsefesi bir araya geldi.

Menüde Mısır tostada, pancar çiğ köfte, mantar tartlet, füme beyaz fasulye püresi, lakto-fermente vişne, yabani mantarlar, beyaz mole sos, mevsim sebzeleri ve çeşitli fermentasyon uygulamalarıyla hazırlanan tabaklar yer aldı. Tatlı bölümünde ise amazake sorbe ile elma, gül ve cevizden oluşan özel sunumlar servis edildi.

Sürdürülebilir gastronomi odakta

Son yıllarda dünya gastronomisinde öne çıkan sürdürülebilirlik, yerel üretici desteği ve sıfır atık yaklaşımı, etkinliğin ortak temasını oluşturdu. Şef Daniel Vidal’in temsil ettiği Baldío, Michelin Yeşil Yıldızı ile tanınırken; Mehmet Ali Börtücene de Anadolu mutfak kültürü, doğadan toplanan ürünler ve fermentasyon teknikleri üzerine çalışmalarıyla biliniyor.

Telezzüz Executive Şefi Bahtiyar Büyükduman ise bitki temelli fine dining yaklaşımını yerel ve mevsimsel ürünlerle yorumlayan mutfak anlayışını uluslararası şeflerle aynı platformda paylaşma fırsatı buldu.

Gastronomi dünyasında uluslararası iş birlikleri artıyor

Gastronomi sektöründe farklı ülkelerden şeflerin ortak menüler hazırladığı “Six Hands Dinner” konsepti son yıllarda giderek yaygınlaşıyor. Bu tür etkinlikler, farklı mutfak kültürlerinin aynı sofrada buluşmasını sağlarken şefler arasında bilgi ve teknik paylaşımına da katkı sunuyor.

İstanbul’da gerçekleştirilen bu buluşma da sürdürülebilir gastronomi, yerel ürün kullanımı ve yaratıcı mutfak uygulamalarının öne çıktığı önemli etkinliklerden biri olarak değerlendiriliyor.

 

 

#Telezzüz #BahtiyarBüyükduman #DanielVidal #MehmetAliBörtücene #SixHandsDinner #GurmeHaberleri #FineDining #BitkiTemelliMutfak #SürdürülebilirGastronomi #MichelinGreenStar #MichelinYeşilYıldız #Gastronomi #ŞefHaberleri #İstanbulRestoranları #LezzetHaberleri #Fermentasyon #YerelÜrünler #SıfırAtıkMutfak #AnadoluMutfağı #GastronomiDünyası

Hızlı Servis Restoran Pazarında Büyüme Sürüyor: TAB Gıda Çin’e Açıldı

Türkiye’nin hızlı servis restoran sektöründeki önemli oyuncularından TAB Gıda, 2026 yılının ilk dokuz ayına ilişkin finansal ve operasyonel sonuçlarını açıkladı. Şirket, yılın ilk üç çeyreğinde sistem genelinde 64 milyar TL satış hacmine ulaşırken, toplam fiş sayısı 203 milyon olarak gerçekleşti.

Aynı dönemde şirketin hasılatı yüzde 10 reel büyümeyle 48,7 milyar TL’ye çıkarken, FAVÖK (Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kâr) 10,2 milyar TL seviyesinde gerçekleşti. Net dönem kârı ise 2,5 milyar TL olarak kaydedildi.

Restoran ağı büyümeye devam etti

TAB Gıda, yılın ilk dokuz ayında 151 yeni restoran açarak operasyonel ağını genişletti. Şirket, franchise modeliyle büyümesini sürdürürken, yeni lokasyon yatırımları ve mevcut restoranların verimliliğini artırmaya yönelik çalışmalarına devam etti.

Şirketin finansal performansını değerlendiren TAB Gıda Finans, Mali İşler, Franchise ve Yatırımcı İlişkilerinden Sorumlu Genel Müdürü Özgür Çetinkaya, büyümenin yalnızca yeni restoran açılışlarından değil, operasyonel verimlilik ve maliyet yönetiminden de beslendiğini belirtti.

Çetinkaya, “Yılın ilk dokuz ayında sistem genelindeki satışlarımız 64 milyar TL’ye ulaştı. Franchise modelimizin sunduğu büyüme imkanlarını güçlü operasyonel altyapımızla birleştirerek sürdürülebilir sonuçlar elde etmeyi hedefliyoruz” dedi.

Dijital kanalların payı yükseldi

Şirketin büyümesinde dijital sipariş kanalları ve paket servis operasyonları da önemli rol oynadı. Verilere göre dijital kanalların toplam satışlar içerisindeki payı yüzde 56 seviyesine ulaştı.

TAB Gıda Pazarlama ve Strateji, Paket Servis ve Kurumsal Ticari İlişkilerden Sorumlu Genel Müdürü Sinan Ünal, dijitalleşmenin müşteri deneyimi açısından önemli bir unsur haline geldiğini belirterek, veri odaklı uygulamalar ve sadakat programlarıyla kullanıcı deneyimini geliştirmeye odaklandıklarını ifade etti.

Usta Dönerci Çin pazarına giriş yaptı

Şirketin uluslararası büyüme stratejisinde dikkat çeken gelişmelerden biri de Usta Dönerci markasının Çin pazarına açılması oldu. Daha önce KKTC, Kuzey Makedonya ve Gürcistan’da faaliyetlerini genişleten grup, böylece Asya pazarında da yeni bir adım attı.

TAB Gıda Operasyon, İnsan Kaynakları, İç Denetim, İdari İşler ve Bilgi Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdürü Gökhan Asok ise şirketin büyüme sürecinde operasyonel standartların korunmasının öncelikli konular arasında yer aldığını belirterek, yeni restoran yatırımlarıyla birlikte insan kaynağı ve teknoloji yatırımlarının da sürdüğünü söyledi.

Hızlı servis restoran sektöründe dijitalleşme, paket servis ve franchise yatırımlarının öne çıktığı bir dönemde, TAB Gıda’nın üçüncü çeyrek sonuçları sektörün büyüme eğilimini ortaya koyan veriler arasında yer aldı.

 

 

#TABGıda #EkonomiHaberleri #GurmeHaberleri #RestoranSektörü #HızlıServisRestoran #QSR #Franchise #UstaDönerci #ÇinPazarı #GıdaSektörü #Yemeİçme #PaketServis #DijitalSipariş #ŞirketHaberleri #TürkiyeEkonomisi #Yatırım #PerakendeSektörü #FinansalSonuçlar #Gastronomi #MarkaYönetimi

Mcdodo’dan yanmayan, patlamayan ilk powerbank

Mobil aksesuar markası Mcdodo, yarı katı batarya teknolojisiyle geliştirdiği yeni manyetik powerbank modeli MC-995’i tanıttı. Şirketin açıklamasına göre ürün, batarya güvenliğini artırmayı hedefleyen yapısıyla dikkat çekiyor.

10.000 mAh kapasiteye sahip MC-995, hem kablolu hem de Qi2.2 destekli kablosuz bağlantı üzerinden 25W’a kadar hızlı şarj sunuyor. Üründe kullanılan yarı katı batarya teknolojisinin, geleneksel lityum iyon bataryalara kıyasla daha yüksek güvenlik ve dayanıklılık sağlaması hedefleniyor.

Güvenlik testlerinden geçti

Şirket tarafından paylaşılan bilgilere göre MC-995; çiviyle delme, yüksek sıcaklık, basınç ve aşırı şarj testlerine tabi tutuldu. Test süreçlerinde yangın veya patlama meydana gelmediği belirtilirken, ürünün -10°C ile 55°C arasındaki sıcaklıklarda kullanılabilecek şekilde tasarlandığı ifade edildi.

Alüminyum alaşımlı gövdeye sahip olan powerbank, 203 gram ağırlığında ve 16 milimetre kalınlığında. LED gösterge sayesinde pil seviyesi de takip edilebiliyor.

Kasım ayında Türkiye’de satışta

Küresel lansmanı gerçekleştirilen Mcdodo MC-995 Yarı Katı Bataryalı Manyetik Powerbank’in kasım ayından itibaren Türkiye’de satışa sunulması planlanıyor. Ürünün seçili aksesuar mağazalarının yanı sıra Vatan Bilgisayar ve D&R mağazalarında tüketicilerle buluşacağı açıklandı.

 

 

 

#Mcdodo #Powerbank #BataryaTeknolojisi #YarıKatıBatarya #SemiSolidBattery #MobilTeknoloji #TeknolojiHaberleri #KablosuzŞarj #Qi22 #HızlıŞarj #TaşınabilirŞarj #AkıllıTelefon #TeknolojiTrendleri #Gadget #MobilAksesuar #LityumBatarya #ŞarjTeknolojileri #YeniÜrün #TeknolojiDünyası #TüketiciElektroniği

Kafeini Azaltmak İsteyenlere Yeni Seçenek: Hindiba İçeceklerine İlgi Artıyor

Soğuk havaların etkisini göstermesiyle birlikte sıcak içecek tüketimi yeniden yükselişe geçti. Son yıllarda fonksiyonel ve bitki bazlı ürünlere olan ilginin artması, kahve alternatiflerini de gündeme taşıyor. Bu alanda faaliyet gösteren Plantwise, hindiba kökünden üretilen içecek seçenekleriyle tüketicilere farklı alternatifler sunuyor.

Hindiba kökü, kavrulmasının ardından ortaya çıkan hafif karamel ve topraksı aromasıyla özellikle kahve benzeri içecekler arasında öne çıkıyor. Doğal olarak kafein içermeyen yapısı nedeniyle tercih edilen hindiba, son dönemde sağlıklı yaşam ve fonksiyonel gıda trendleriyle birlikte daha fazla tüketiciye ulaşıyor.

Hindiba bazlı ürün çeşitliliği artıyor

Plantwise ürün gamında yer alan Sade Hindiba, yüzde 100 hindiba kökünden üretiliyor ve kafeinsiz bir içecek alternatifi sunuyor. Daha yumuşak ve tatlı aromalar arayanlar için geliştirilen Hindiba Kakao, hindiba ve kakaoyu bir araya getirirken; Hindiba Kahvesi ise hindiba ile kahveyi aynı üründe buluşturuyor.

Markanın yeni ürünlerinden biri olan FOCUS ise hindiba kahvesine ek olarak Lion’s Mane (Aslan Yelesi Mantarı) içeriğiyle dikkat çekiyor. Fonksiyonel gıdalar ve bitki bazlı içeriklere yönelik talebin arttığı dönemde bu tür ürünlerin tüketiciler tarafından daha fazla ilgi gördüğü gözlemleniyor.

Farklı tariflerde kullanılabiliyor

Hindiba bazlı içecekler yalnızca sıcak tüketimle sınırlı kalmıyor. Ürünler süt veya bitkisel sütle latte olarak hazırlanabilirken, buzlu kahve ve cold brew benzeri tariflerde de kullanılabiliyor. Bu yönüyle klasik kahve alışkanlıklarını tamamen değiştirmeden alternatif tatlar denemek isteyen tüketicilere hitap ediyor.

Uzmanlar, kafein tüketimini azaltmak isteyen veya farklı bitki bazlı içecek seçenekleri arayan tüketicilerin son yıllarda hindiba bazlı ürünlere daha fazla yöneldiğine dikkat çekiyor. Özellikle kış aylarında sıcak içecek tercihleri çeşitlenirken, fonksiyonel içerikler ve doğal hammaddeler ön plana çıkmayı sürdürüyor.

 

 

 

 

#Plantwise #Hindiba #HindibaKahvesi #FonksiyonelGıda #SağlıklıYaşam #KafeinsizKahve #GurmeHaberleri #GıdaHaberleri #Kışİçecekleri #BitkiBazlıBeslenme #KahveAlternatifi #Wellness #AslanYelesiMantarı #LionMane #Latte #ColdBrew #Sağlıklıİçecekler #BeslenmeTrendleri #DoğalÜrünler #GastronomiTrendleri