Yazılar

Yaz tatili beklentisi aşı olmayı pozitif etkiledi

Yaz tatili beklentisi aşı olmayı pozitif etkiledi

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasının 38.dönem verileriyle; Covid 19 aşısının; vatandaşın yaz tatili planlamalarına etkisi, seyahat ve konaklama süreçlerinde sağlıkları ile ilgili kaygıları ve kısıtlamaların arttırılması ile toplumda zorunlu olmayan ihtiyaçlar dışında sokağa çıkıp- çıkmama eğilimi mercek altına alındı.

Ipsos; ülkemizde koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını Koronavirüs Salgını ve Toplum Kamuoyu Araştırması ile incelemeye devam ediyor. Hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip ediyor.

Vatandaşların Üçte Biri Bu Yaz Döneminde Tatil Yapmayı Planlıyor.

Ipsos araştırmasında; vatandaşlara yaz dönemi için bir tatil planları olup olmadığını sorulduğunda, vatandaşların üçte biri (%31) tatil yapmayı planladıklarını söylerken, diğer üçte birlik kesim (%32) bu sene tatil yapmayacağını belirtti. Toplumun geri kalanın ise (%37) bu sene yaz dönemi için tatil planlarını henüz netleştirmediği görüldü. Salgının bu planlar üzerinde etkisi olduğunu kuvvetle söylemek mümkün

Koronavirüs Aşısı Henüz Yaz Tatili Planları Üzerinde Etkili Değil.

Yaz tatili yapmayacağını veya henüz karar vermediğini belirten bireylere koronavirüs aşısı olmaları durumunda planlarında bir değişiklik olup olmayacağı sorusu yöneltildi.  Aşı olmaları durumunda tatil yapacaklarını söyleyenlerin oranı %12 ile kısıtlı kalırken, %54 halen bu konuda kararsız hissettiğini ifade etti. Aşının salgın üzerindeki etkilerini henüz deneyimlemediğimiz için aşı, bireylerin yakın gelecek planları üzerinde henüz etkili görünmüyor. Ancak; önümüzdeki dönemde aşı yapılan kişi sayısı arttıkça bu konuda toplumun görüşleri de değişebilir.

Çoğunluk, Uçakla Seyahat ve Otel Gibi Tesislerde Konaklamanın Sağlıkları Üzerinde Ciddi Bir Risk Oluşturduğunu Düşünüyor.

Ipsos’un gerçekleştirdiği araştırmada; bireylere bugünlerde çeşitli aktivitelerin sağlıkları üzerinde ne kadar risk oluşturduğu soruldu. Seyahatle ilgili verilen cevaplara bakıldığında, uçakla seyahat etmenin, özellikle yurtdışı uçuşların sağlık üzerinde ciddi risk oluşturduğu görüşü hakim. Her ne kadar uçuşlarda koronavirüse karşı alınan önlemler kamuoyuyla paylaşılıyor olsa da, genel kamuoyunun bu konuda ciddi endişe taşıdığı görülüyor. Benzer şekilde bir tesiste konaklamak da bugünlerde ciddi risk teşkil eden bir faaliyet olarak algılanıyor.

18 Yaş ve Üzeri Her 10 Vatandaştan 8’i Son 1 Hafta İçerisinde Sokağa Çıkmış, Öte Yandan Zorunlu Olmayan İhtiyaçlar için Dışarı Çıkanların Oranı Düşük.

Kasım ayında yeni kısıtlamaların başlamasıyla beraber dışarı çıkanların oranı birkaç puan azaldı, ancak kısıtlamaların asıl etkisi toplumda zorunlu olmayan ihtiyaçlar için dışarı çıkmama eğiliminin güçlenmesi oldu. 18 yaş ve üzeri vatandaşlar arasında son bir hafta dışarı çıktığını belirten oranı %81 iken, zorunlu olmayan ihtiyaçlar için dışarı çıkanların oranı %31 seviyesinde kaldı. Diğer bir ifadeyle vatandaşların büyük çoğunluğu zorunlu değilse evde kalmayı tercih ediyor.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmelerini şöyle iletti;

“Aşı gündeme girdiğinden beri yakında hayatımızın en azından bazı normallerine yeniden kavuşmayı umut ediyoruz. Mesela özgürce sokaklara çıkmak ve seyahat edebilmek…  Her on kişiden sekizi çeşitli mecburiyetler nedeni ile sokağa çıkarken, zorunlu olmasa bile keyif için sokağa çıkanların oranı %30’lar civarında. Geçtiğimiz aylarda toplumda yaklaşık %20’yi bulan salgını önemsemeyen, önlemleri gevşeten bir grup olduğunu da hatırlayalım. Ama yine de önemli bir kesim mecbur kalmadıkça sokağa çıkmıyor.  On kişiden dokuzu otel, pansiyon gibi tesislerde kalmayı, uçakla seyahat etmeyi tehlikeli buluyor. Tedirginlik devam ediyor, gelecek yaz için tatil planı yapanlar, yapacak olanlar ancak %30 seviyesinde. Aşı bile şu aşamada gelecek yaz tatil yapmak konusunda insanları rahatlatmıyor. Rahatlamak için biraz daha zamana ve biraz daha fazla iyi habere ihtiyacımız var.”

Aşı yapma eğilimi yükselişte

Aşı yapma eğilimi yükselişte

Ipsos’un Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasının 37. Döneminden verilerle;

  • Aşı Yaptırmayı düşünenlerin oranı Türkiye’de ve diğer ülkelerde ne durumda?
  • Aşı karşıtı haberlere maruz kalma oranı ne?
  • Okullar uzaktan eğitime devam etmeli mi?
  • Veliler çocuklarını yakın zamanda okula göndermeye hazır hissediyorlar mı?

Sorularına yanıt arandı.

Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; ülkemizde koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını incelemeye devam ediyor. Hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip ediyor…

Aşı Yaptırmayı Düşünenlerin Oranı %38’ten Tekrar %44 Seviyesine Yükseldi

Trendlerin de izlendiği araştırmanın “37. döneminde; aşı yaptırma eğiliminin ülkemizde yükselişe geçtiği görülüyor. Toplumda aşı yaptırma eğilimi Ekim sonunda %51 seviyesinde iken, Aralık ortasında %38’e kadar düşmüştü. Aşı yaptırma eğilimindeki bu azalmanın yılın son haftasında sona erdiği izlenirken, aşı yaptıracağını söyleyenlerin oranının da tekrar %44 seviyesine ulaştığı belirtiliyor.

Her 10 Kişiden 4’ü Aşı Hazır Olunca İlk 3 Ay İçinde Aşı Yaptıracağını İfade Ediyor.  Ipsos’un Koronavirüs Salgını ve Toplum Kamuoyu Araştırması kapsamında vatandaşlara aşı hazır olduktan ne kadar zaman sonra aşı yaptırmayı düşündükleri de soruldu.  Bireylerin %19’u hemen aşı olmayı düşündüklerini ifade ederken, ilk üç ay içinde aşı olacağını dile getirenlerin toplam oranı %41 düzeyinde görüldü. Toplumun beşte biri (%23) ise ne zaman aşı yaptıracağı konusunda henüz bir fikir beyan edemiyor. Diğer yandan, toplumda ne kadar süre geçerse geçsin kesin bir şekilde aşı olmayı reddeden %14’lük bir kesim var.

Çin, Brezilya ve İngiltere’de Aşı Yaptırma Eğilimi Çok Güçlü İken, Fransa ve Rusya’da Aşı Yaptırmama Eğilimi Daha Baskın. 

Her ne kadar salgın dünyada çoğu ülkeyi ciddi derecede etkilemiş olsa da salgınla mücadele konusunda dünya vatandaşları birbirinden farklı tutumlar sergiliyor. Ipsos’un koronavirüs aşısına yönelik global tutumları ortaya koymayı hedeflediği araştırmasında farklı ülke vatandaşlarının aşı yaptırma niyetlerinin değişiklik gösterdiği görülüyor. Çin, Brezilya ve İngiltere’de aşı yaptırmayı düşünenlerin oranı oldukça yüksek iken; Rusya ve Fransa’da aşı yaptırma eğiliminin daha zayıf olduğu ifade edilebilir.

Vatandaşlar Aşı Karşıtı Haberlere Sıkça Maruz Kalıyor. 

Ülkemizde salgınla ilgili başlıca gündem konusunun aşı olduğu aşikar… Öte yandan aşı konusunda sadece iyi haberler verilemiyor.  Aşı karşıtlarının argümanlarıyla da karşı karşıya geliniyor veya belirli bir aşı çalışması hakkında olumsuz açıklamalar duyulabiliyor. Ipsos’ un son dönem araştırmasında, vatandaşlara aşıyla ilgili daha çok hangi haberleri duydukları veya gördükleri soruldu. Vatandaşların %40’ı aşı yaptırmaya yönelik haberleri daha çok duyduklarını belirtiyor. Diğer taraftan; toplumun üçte birinden fazlası (%36) aşı yanlısı ve aşı karşıtı haberlerle benzer seviyede karşılaştıklarını dile getiriyor.

Genel Kamuoyu Okulların Uzaktan Eğitimle Devam Etmesini Doğru Buluyor.

Ipsos araştırmasında; okulların kapatılması ve uzaktan eğitime tümüyle geçilmesi konusunda genel kamuoyunun ve çocuğu okul çağında olan ebeveynlerin değerlendirmeleri alındı. Alınan yanıtlara bakıldığında; hem genel kamuoyu hem de ebeveynler uzaktan eğitimle devam edilmesine yönelik alınan kararı doğru buluyor (sırasıyla %78; %81). Okullar kapanmadan önce ebeveynler arasında bu konuda tam bir uzlaşma yoktu. Ancak; vaka sayılarının artması ve uygulanan diğer kısıtlamalarla beraber bugün ebeveynler de bu kararın doğru olduğu onaylıyor.

Ebeveynler Yakın Zamanda Çocuklarını Okula Göndermeye Hazır Hissetmiyor. Ebeveynlerin sadece %6’sı bir ay içinde çocuğunu okula gönderme konusunda kendisini rahat hissedeceğini belirtiyor. Diğer bir ifadeyle ikinci dönemin başında çocuğunu okula gönderme konusunda ebeveynler hazır değiller.  Hatta çoğunluk, ikinci dönem boyunca dahi çocuğunu okula gönderme konusunda hazır hissetmiyor. Ebeveynlerin üçte biri (%32) 2022 yılına işaret ederken, %28, salgının belirsizliği nedeniyle fikir beyan edemiyor.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmelerini şöyle iletti;

“Salgın nedeni ile kısıtlamalar devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı, yüz yüze sınav yapılmaması ve sömestr tatilinin bir hafta uzatılması kararını aldı. Bu da öğrencilerin yaklaşık olarak Mart ayına kadar okullara dönmeyeceği anlamına geliyor. Her on veliden sekizi bu uygulamayı destekliyor. Her dört veliden sadece biri önümüzdeki 6 ay içinde çocuğunu okula gönderme fikrine sıcak bakıyor. Eğitim yılının bitmesine de yaklaşık 6 ay kaldığını düşünürsek aslında çoğunluğun mevcut uygulamanın devam etmesini istediğini söyleyebiliriz. Kısıtlamaların gevşemesinin bir yolu kısıtlamalar ile hastalığın yayılmasını kontrol altına almak iken bir diğer yolu da kitlesel aşı uygulaması ile toplumsal bağışıklık sağlamak.   2021’e girerken aşı yaptırma eğiliminde yeniden bir yükseliş gördük. Vatandaşların %44’ü aşı olacağını belirtiyor, bu oran önceki haftalarda %38’e kadar gerilemişti. Yan etki yaşamayacağından emin olmak isteyen bir grup da var, bunu bir yıl içinde aşı olurum diyenlerin oranının %50’yi aşmasından anlayabiliyoruz. Ülkemiz bu anlamda Fransa ve Rusya ile benzer bir eğilim sergilerken Çin, Brezilya, İngiltere gibi bazı ülkelerde aşı olurum diyenlerin oranı %80’ler seviyesinde. Şüphesiz ki aşı konusunda daha fazla bilgi edinme ihtiyacımız var. Bu konuda birçok yorum, haber paylaşılıyor, ancak bu haberlerin hepsinin aşı yanlısı olduğunu düşünürsek yanılırız, vatandaşların sadece %40’ı aşıyı teşvik eden haberler ile daha sık karşılaştığını ifade ediyor. %50’si ise ya daha fazla olumsuz haber ile karşılaştığını ya da olumlu-olumsuz haberlerin aynı oranda olduğunu belirtiyor. Bu da şu dönemde aşı konusunda daha yavaş yol alınmasına yol açıyor. ” dedi…

Toplum 2021 yılı için iyimser

Toplum 2021 yılı için iyimser

Ipsos’un gerçekleştirdiği Koronavirüs Salgını ve Toplum araştırmasının 36. Döneminden derlenen verilerle salgın döneminde yeni yıla bakış ele alındı;

  • 2021 yılı için iyimser hissedenlerin oranı daha fazla
  • Toplumun üçte ikisi başka bir salgınla daha karşılaşma olasılığını yüksek görüyor
  • Vatandaşlar, Yılbaşında sokağa çıkma kısıtlamasını doğru buluyor.
  • Yaklaşık üçte birimiz; bu sene Yılbaşını kutlayacağını belirtiyor.
  • Yılbaşı akşamını daha çok televizyon izleyerek geçirmeyi planlıyoruz.

Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de salgın vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor.  Araştırmanın 36. Döneminden derlenen verilerle salgın döneminde yeni yıla bakış ele alındı. Buna göre;

2021 yılı için iyimser hissedenlerin oranın daha fazla olduğu görülüyor.  Ipsos’ un gerçekleştirdiği araştırmada salgın nedeniyle, hem dünyada hem de Türkiye’de zor bir yıl yaşandığı ve buna paralel olarak toplumun yaklaşık üçte ikisinin 2020 yılının sona erecek olmasından dolayı mutlu hissettiği tespit edildi. Ayrıca toplumun yarısının 2021 yılına ilişkin beklentileri daha olumlu (%47) iken, toplumun diğer yarısında bireylerin beşte birinin (%23) gelecek senenin daha iyi geçeceğini düşünmediği görüldü.

Bireylerin Üçte İkisi Başka Bir Salgınla Daha Karşılaşma Olasılıklarını Güçlü Görüyor.

Koronavirüs salgını, insanların hayatına girene kadar salgınlar daha çok filmlerde görülüyor veya tarih kitaplarında okunuyordu. Bu senenin başına kadar salgın “bu dönemin”, ”bireylerin” bir sorunu değildi. Ancak Çin’de ortaya çıkan bu virüsün bir anda tüm dünyaya yayılmasıyla beraber, bu tür salgınlara ne kadar kolay maruz kalınabileceği fark edildi. Bu bağlamda Ipsos’un gerçekleştirdiği araştırmada “Hayatım boyunca başka bir salgınla daha karşılaşma olasılığımı yüksek görüyorum” ifadesine bireylerin üçte ikisinin (%66) katıldığı görüldü.

Vatandaşlar, Yılbaşında Sokağa Çıkma Kısıtlamasını Doğru Buluyor. Salgınla mücadele kapsamında, yılbaşında sokağa çıkma kısıtlamasına kamuoyunun desteği çok yüksek (%87). Vatandaşlar, salgını en kısa zamanda atlatmak için genel olarak bu tür tedbirlere sıcak bakıyor. Sadece küçük bir kesim böyle bir kısıtlamayı doğru bulmadığını dile getiriyor (%9).

Bu Sene, Bireylerin Yaklaşık Üçte Biri Yılbaşını Kutlayacak.

Bu sene, salgın nedeniyle yılbaşı çoğu ülkede olduğu gibi Türkiye’de de sadece evlerde kutlanacak. Yılbaşını kutlamayı planladığını söyleyenler toplumun yaklaşık üçte birini oluşturuyor. Hem vaka sayılarının yüksekliği hem de kısıtlamaların etkisiyle büyük çoğunluk kendi evinde ev halkıyla kutlayacağını belirtiyor, başkalarıyla bir araya gelme düşüncesi bulunmuyor. Vatandaşların üçte ikisinin ise herhangi bir planının olmadığı görülüyor.

Yılbaşı Akşamını Daha Çok Televizyon İzleyerek Geçirmeyi Planlıyoruz.

Her iki bireyden birisi yılbaşı akşamını televizyon izleyerek geçireceğini söylüyor. Her ne kadar sosyal medyada yılbaşı menü ve sofralarına ilişkin paylaşımlar sıkça görülüyorsa da evde yılbaşına özel masa hazırlayacağını (%11) ve yılbaşı yemeği yiyeceğini (%13) söyleyenlerin oranı oldukça kısıtlı. Yılbaşında atıştırmalık tüketme eğilimi ise biraz daha yüksek (%20). Diğer bir ifadeyle; toplumun büyük çoğunluğunun, bu sene yılbaşı akşamında diğer günlerden farklı davranmayacağı görülüyor.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmesinde; “Covid-19 salgını bitmese de 2020 yılı bitiyor. Yılbaşı birçok insanın bir araya gelip kutladıkları özel günlerden biri. Ülkemizde de her üç kişiden biri yılbaşı gecesi özel bir kutlama yapacağını belirtiyor. Ancak salgın nedeni ile öyle bir dönemden geçiyoruz ki bir araya gelmek büyük risk yaratıyor. Birçok ülke, yılbaşı günü, öncesi ve sonrası için çeşitli kısıtlamalar uyguluyor. Türkiye de bu ülkelerden biri, uygulanacak kısıtlama toplum tarafından büyük oranda destekleniyor, her on kişiden dokuzu yani özel kutlama yapacak olanların da büyük kısmı kısıtlama taraftarı. Salgın, daha önce aşina olmadığınız bir korkuyu neslimizin kodlarına ekledi, her üç kişiden ikisi yaşamı boyunca başka bir salgın ile daha karşılaşacağını düşünüyor. 2020 belleklerimizde kara bir yıl olarak yerini alıyor, her üç kişiden ikisi bu yılın sona ermesinden memnun. O kadar kötü bir yılı bitiriyoruz ki herhalde daha kötüsü olamaz düşüncesi ile 2021’den beklentimiz yüksek. Her iki kişiden biri daha iyi bir yıl olacağına inanıyor. Tabi tedirginliği devam edenler de var, her dört kişiden biri 2021 için de karamsar, daha iyi bir yıl olmayacak düşüncesindeler, umarım yanılırlar. Ben de iyimserlerden biriyim. Aşı uygulamasının neredeyse tam yılbaşı itibarı ile başlıyor olması hoş bir rastlantı oldu. Şahsen bilim insanlarına, sağlık çalışanlarına güveniyorum ve aşının 2021’i aydınlatacağını umuyorum, bunun için bir süre daha sabır, inanç ve mücadeleye ihtiyacımız var. Tüm insanlık için sağlıklı ve mutlu bir yıl olmasını dilerim” dedi.

Yerli aşı güven veriyor

Yerli aşı güven veriyor

Ipsos’un gerçekleştirdiği Koronavirüs Salgını ve Toplum araştırmasının 35. Döneminden derlenen verilerle Koronavirüs aşısına karşı kamuoyu değerlendirmeleri alındı;

—-Toplumun aşı yaptırma eğilimi

—Türkiye’nin geliştireceği aşıya güven oranı

—Aşı yaptırmayacağım diyenlerin çekinceleri ve bu çekincelerin ne kadar süreceği

—Aşı yaptırma kararını olumlu destekleyebilecek kişi ve kanaat önderlerinin kim olduğu Ipsos’un araştırmasında ortaya koyuldu.

Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de salgın vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor.

Toplumun Aşı Yaptırma Eğiliminde Son Bir Haftada Bir Artış Yaşanmadı… Araştırmada; vatandaşların aşı yaptırma eğilimleri düzenli olarak takip ediliyor. 10-14 Aralık 2020 tarihlerinde yapılan son dönem araştırmasında toplumun aşı yaptırma eğiliminde önceki döneme kıyasla bir değişiklik olmadığı tespit edildi. Halen vatandaşların %41’i aşı yaptıracağını beyan ederken, %24’ü aşı yaptırmayı düşünmüyor. Ülkemizde aşı çalışmalarının başlamasına az bir zaman kala toplumda henüz bu konuda güven duygusunun oluşmadığı verilerle görülüyor.

Toplumun Yarısından Fazlası, Türkiye’nin Geliştireceği Yerli Aşıya Güven Duyacağını Belirtiyor.

Ipsos, Aralık ayı başında vatandaşlara 3. fazda yer alan her bir aşı çalışmasına güven duyup duymadıklarını sormuştu, bu dönem listeye Türkiye’nin geliştireceği yerli aşı da eklendi. Buna göre, vatandaşların %61 ile en çok yerli aşıya güven duyduğu görüldü. Bu güven skoru, Alman BioNTech ve Phizer’in geliştirdiği aşı ile Oxford Üniversitesi ve Astra Zeneca’nın geliştirdiği aşıların güven skorundan çok daha yüksek oldu… Çin aşısının güven skoru 5 puan artmış olsa da halen çok düşük seviyelerde seyrettiği görüldü (%16).

Aşının Etkinliğinden Ziyade Güvenilirliğine İlişkin Olumsuz Bir Algı Var

Ipsos’un Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması’nda; “aşının etkinliğinden ziyade güvenilirliğine ilişkin olumsuz bir algı olduğu tespit edildi. Ipsos; aşı yaptırmayacağını söyleyenler ile kararsız hisseden bireylere bu durumun temel gerekçesini sordu. Buna göre bu bireylerin yaklaşık yarısı aşının olası yan etkilerinden endişe ettiğini belirtti.  Bu kapsamda, ülkemizin satın alacağı aşıların açıklanan yan etkilerinin toplumla paylaşılmasına ve bu konudaki soru işaretlerinin giderilmesine yönelik ihtiyaç açığı ortaya çıkıyor. Bu gerekçeyi, ülkemizin satın alacağı aşılara veya bu aşıyı geliştiren firmalara güven duymamak takip ediyor. Son dönemde bu oran %21 olarak gerçekleşti.

Aşıya Olumsuz Bakan Veya Kararsız Hissedenler, Önümüzdeki Şubat Ayında Da Benzer Bir Görüşte Olacaklarını Düşünüyor.

Aşı yaptırmayacaklar ile kararsız hissedenlerin önümüzdeki Şubat ayında aşı yaptırma konusunda fikirlerinin değişip değişmeyeceğini anlamak üzere yöneltilen sorular oldu. Bu çerçevede bu bireylerin sadece %3’ü Şubat ayında aşı yaptıracağını beyan etti. Kararsız hissedenler o dönem için de kararsız hissediyor, aşı yaptırmayacakların sadece küçük bir bölümü o dönemde aşı yaptırma söz konusu olursa kararsız kalıyor.

Toplumda Lider Kişileri veya Sağlık Alanındaki Fikir Liderlerini Aşı Yaptırırken Görmek Vatandaşların Aşı Yaptırma Eğilimini Güçlendirebilir. Bu Konuda Verilen İsimlere Bakıldığında Sağlık Bakanı İlk Sırada Geliyor.

Ipsos; vatandaşlara “kim veya kimler aşı olursa aşı yaptırmayı düşüneceklerini” sordu. Sonuçlar, vatandaşların en çok Sağlık Bakanı’nın aşı olurken görmek istediklerini ortaya koyuyor (%60). Sağlık Bakanı’nı, %56 ile doktorlar/sağlık çalışanları ve yine %56 ile Cumhurbaşkanı takip ediyor. Aile veya akrabalarının aşı olmasının kendilerini aşı konusunda teşvik edeceğini söyleyen de %20’lik bir kitle var. Bu oran 55 yaş ve üzeri bireylerde daha yüksek. Bireylerin eğitim düzeyine göre sonuçlar incelendiğinde ise, lise ve üzeri eğitim seviyesine sahip bireyler arasında bilim insanları ve Dünya Sağlık Örgütü üst düzey yetkilileri cevabının daha yüksek olduğu görüldü. Formel eğitim almamış veya ilkokul mezunu vatandaşlarda ise akrabaların etkisi daha fazla olduğu ortaya çıktı.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmesinde; “Aylardır aşıyı bekliyorduk. Aşılar geliştirildi, testler yapıldı, ilk uygulamaların ardından kitlesel aşılamanın eşiğindeyiz.  Şimdi bir çok ülkede gündem hangi aşıların nasıl bir plan dahilinde kullanılacağı. Aşı yaptırmanın zorunlu olup olmayacağı da önemli bir tartışma konusu. Düzenli araştırmamızın son birkaç haftalık döneminde tartışılan bu konulara da yer veriyoruz. Aşı uzak bir kavram olmaktan çıkıp da kapımıza dayandığında toplumda soru işaretlerinin artmaya başladığını gördük. Son dönemde aşı yaptırmam diyenler artmasa da aşı yaptırma konusunda kafası net olmayanların oranı arttı. Somut olarak sipariş verilebilir durumda olan gündemdeki aşı markalarına duyulan maksimum güven %35 seviyesinde, o da Pfizer-BioNTech aşısı, bu arada bu markaya güven geçen haftadan bu yana azaldı. Çin aşı üreticisi Sinovac’ın ürününe olan güvende bir artış var ancak hala ancak %15 seviyesinde.  Tüm bu tedirgin yaklaşıma rağmen eğer Türkiye’de yerli bir aşı geliştirilecek olursa halkın bu ürüne güveni %60 civarında gibi görünüyor. Ki bu hali hazırda en çok güven duyulan Pfizer-BioNTech aşısına kıyasla kat be kat yüksek bir seviye. Yine de yerli aşı olsa dahi hala toplumda %40 oranında bir kitle kararsız kalmaya devam edecek gibi.  Aşı yaptırmam diyenlere ve kararsız olanlara peki biraz bekledikten sonra mesela Şubat ayında aşı yaptırır mısınız diye de sorduk. O zaman geldiğinde yaptırırım diyenler yok denecek kadar az, bu kitlenin üçte ikisi Şubat ayında aşı yaptırmak konusunda da kararsızlar.  Liderlerin, kanaat önderlerinin aşı yaptırması insanların içini rahatlatabilir diye düşünebilirsiniz, bu konuda gözlerin çevrildiği sağlık bakanının bizzat aşı olması dahi toplumun %40’ını aşı yaptırmaya ikna edemiyor. Eğer uygulama zorunlu olmayacaksa toplumsal bağışıklığa ulaşabilmemiz için kamu otoritelerinin sürekli aşıyı anlatarak toplumu bilgilendirmeleri, bizzat aşı olarak örnek olmaları gerekiyor, ama bunlar da yetmeyecek gibi. Ardından da insanların olumlu ve yan etkisiz sonuçları görerek rahatlamasını ve aşıya yönlenmesini sabırla beklemek lazım” dedi.

 

Aşı eğilimi artıyor

Aşı eğilimi artıyor

Ipsos’un gerçekleştirdiği Koronavirüs Salgını ve Toplum araştırmasının 34. Döneminden derlenen veriler bu hafta aşı konusundaki kamuoyu görüşlerine odaklandı:

Vatandaşın aşı yaptırma eğilimi

Hangi aşılara daha çok güvenildiği

Aşı yaptırmayacakların yaptırmama nedenleri

Ipsos’un araştırmasında ortaya konuldu.

Satın alınacak olan aşıya güvenmediği için aşı yaptırmayacağını belirtenlerin oranı son bir haftada artış gösterdi. Kasım ayında bu oran %10 iken, Aralık’ın ilk haftasında %18’e yükseldi.

 Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de salgın vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor.

Artan Vaka Sayıları ve Yeni Kısıtlamalarla Beraber Salgın Ülkenin En Önemli Sorununda Tekrar İlk Sıraya Yükseldi.

Koronavirüs vakasının Türkiye’de ilk kez Mart ayında görülmesiyle beraber virüs ülke gündeminde ilk sıraya yerleşmişti ve normalleşme süreci başlayana kadar vatandaşlar salgını en önemli sorun olarak tanımlamıştı. Bu dönemde salgın %84 seviyesine kadar yükselmişti. Kısıtlamaların esnetilmesiyle beraber salgınla ilgili endişeler nispeten azalmış ve bu durum ekonominin salgını geçerek tekrar ilk sıraya yerleşmesine neden olmuştu. Kasım sonuna gelindiğinde ise günlük vaka sayılarının ortalama 30bin olduğu bir döneme giriş yapıldı ve vatandaşların %45’i salgını en önemli sorun olarak işaret etti. Bugüne gelindiğinde salgın ve ekonomi arasındaki fark arttı. Ülkenin en önemli sorunu denildiğinde %49’u salgın, %38’i ekonomiye atıfta bulunuyor.

Toplumda Koronavirüs Aşılarına Yönelik Güven Henüz Oluşmadı

Aşı çalışmaları yoğun bir şekilde devam ederken, toplumda hangi aşının ne kadar etkili veya güvenilir olduğuna dair tartışmalar başladı. Ipsos’un Koronavirüs Salgını ve Toplum Kamuoyu Araştırmasında; en çok gündeme gelen 5 aşıya vatandaşların güven duyup duymadıkları soruldu. Genel itibariyle, aşılara ilişkin güven düzeyi düşük ve bu neredeyse hepsi için geçerli. Özellikle Çin’in Sinovac aşısına dair toplumda büyük bir güvensizlik hakim… Vatandaşların sadece %11’i Sinovac aşısına güven duyuyor. Tüm aşılar arasında güven skorunun yüksek olduğu tek aşı, BioNTech ve Pfizer’in birlikte geliştirdiği aşı (%41). Vatandaşları aşı yaptırma konusunda teşvik etmek için Çin Sinovac aşısının bilimsel verilerle daha iyi anlatılması gerektiği görülüyor. Aksi halde, toplumsal bağışıklık kazanmak için istenilen seviyenin yakalanamaması riski söz konusu olabilir.

Toplumda Aşı Yaptırmama Eğilimi Güçleniyor.

Salgının sona ermesine dair en büyük umut hala aşı, ancak aşı yaptırmakla ilgili toplumda bir uzlaşma olmadığını veriler net bir şekilde ortaya koyuyor. Hatta zaman içinde aşı yaptırmayı düşünenlerin oranında 8 puanlık bir düşüş görülüyor.  Vatandaşların %43’ü aşı kullanıma hazır olduğunda yaptırmayı düşünüyor, ancak %26’lık bir kesim aşı yaptırmama eğilimi içinde… Aşıyla ilgili kafalarda soru işaretlerinin zaman içinde azalıp aşı yaptırma eğiliminin güçlenmesi gerekirken, ülkemizde tam tersi bir durum yaşanıyor. Ekim sonunda aşı yaptırmam diyenler %18 iken, Aralık başında bu oran %26’ya ulaştı. Ipsos bu araştırması ile erkeklerin kadınlara kıyasla aşı yaptırmaya daha sıcak baktığını tespit etti (erkekler: %48, kadınlar: %38). Kadınlar ise erkeklere göre aşı yaptırma konusunda daha kararsız kaldığı görülüyor. (Kadınlar: %35, %27).

Satın Alınacak Olan Aşıya Güvenmediği için Aşı Yaptırmayacağını Belirtenlerin Oranı Son 1 Haftada Artış Gösterdi.

Ipsos’un Koronavirüs Salgını ve Toplum Kamuoyu Araştırmasının 34. Döneminde; satın alınacak olan aşıya güvenmediği için aşı yaptırmayacağını belirtenlerin oranın son bir haftada arttığı izlendi.  Aşı yaptırmayı düşünmeyenler veya kararsız olan bireyler, koronavirüs aşısının yeni olmasından ötürü olası yan etkilerinden endişe ettiklerini ifade ediyor. Diğer bir ifadeyle aşıların güvenirliği konusunda toplumda büyük bir tedirginlik var. Bu gerekçeyi, ülkemizde satın alınacak olan aşıya güven duyulmaması takip ediyor. Kasım ayında bu oran %10 iken, Aralık’ın ilk haftasında %18’e yükseldiği görülüyor. Sonuç olarak, satın alınması planlanan Çin aşısına düşük güvenin etkisi burada da ortaya çıkıyor..

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmesinde; “Yaz başında normalleşme konuşuyorduk. Mesela ekonomi gibi hayatımızın “normal” sorunları gündeme geri dönmüştü. Bir kaç ay önceki bu durum, karantina altındaki hafta sonunda boş sokaklara bakınca çok uzak bir geçmiş gibi görünüyor. Giderek daha fazla yakınımızın, tanıdığın hastalık veya vefat haberlerini alıyoruz. Bunun doğal bir sonucu olarak da ülkemizin en büyük sorunu hangisidir sorusuna baskın bir şekilde gelen yanıt yine salgın oldu. Yaşadığımız bu felaketten tek çıkış yolu aşı ve ileride geliştirilecek tedaviler. Ancak henüz toplumda aşı konusunda güçlü bir güven seviyesi oluşmadı. Ekim ayı sonunda her iki kişiden biri ya aşıya karşı ya da aşı yaptırma konusunda kararsızdı. Aralık ayına kadar geçen sürede aşı karşıtlarının oranı 1.5 kat arttı ve geldiğimiz son durumda her dört kişiden biri aşı yaptırmam diyor.

Aşı yaptırırım diyenlerin oranı ise %43’e kadar düşmüş durumda. En çok güvenilen Pfizer-BioNTech aşısında da tablo benzer, her dört kişiden biri yaptırmam diyor, ancak %40’lık bir güven seviyesi var. Çin firması Sinovac tarafından geliştirilen aşıya güven ise %11 oranında, bu da alternatifleri arasında en düşük güven seviyesi demek oluyor. Aşı yaptırmam diyenlerin yarısı markadan bağımsız yeni bir aşı olacağı için yan etkilerinden endişe ediyor. Çin menşeili aşıya düşük güven, aşı yaptırmam diyenlerin oranındaki artışı da açıklayan unsurlardan biri. Tedarik, dağıtım, uygulamanın normal olarak zaman alacağı aşılanma sürecinde üstüne bir de “aşı yaptırmam” diyen vatandaşların çokluğu toplumsal bağışıklığa ulaşmamızı zorlaştıracak gibi görünüyor. Yetkililerin, uzmanların gerek aşıların geliştirme süreçlerine dair bilgilendirmeler ile yol göstererek, gerekse aşı yaptırmak suretiyle örnek teşkil ederek öncülük etmeleri gerekiyor.” dedi.

İşinin ve işyerinin etkilendi diyenlerin oranı %70

İşinin ve işyerinin etkilendi diyenlerin oranı %70

Ipsos’un gerçekleştirdiği Salgın ve Toplum araştırmasının 33. Döneminden derlenen verilere bakıldığında; “Çalışanlara, Kasım ayında açıklanan yeni kısıtlama kararlarından işinin veya işyerinin etkilenip etkilenmediği”de soruldu.

Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de salgın vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor.  Araştırmanın 33. Döneminden derlenen verilerle;

  • Çalışanların kısıtlamalardan etkilenip etkilenmediği
  • İstanbulluların salgına bakışı, salgınla ilgili getirilen kısıtlamaları destekleyip desteklemedikleri
  • Toplumda İstanbul’a giriş-çıkışların kısıtlanması konusunda bir beklenti olup olmadığı değerlendiriliyor…

Çalışanların %70’i işi/işyerinin kısıtlamalardan etkilendiğini belirtiyor

Ipsos’un Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması’nda çalışanlara, “Kasım ayında açıklanan yeni kısıtlama kararlarından işinin veya işyerinin etkilenip etkilenmediği” soruldu. Verilen yanıtlar incelendiğinde; Çalışanların %70’i; işi/işyerinin bu kısıtlamalardan çok fazla veya kısmen etkilendiğini belirtiyor. Bu soru dünyanın en büyük şehirlerinden biri olan İstanbul için de sorulduğunda sonuçların oldukça benzer olduğu görülüyor.  İstanbul yanıtlarının detayına bakıldığında ise rakamlar; %30 çok etkilendiğini, %41 ise kısmen etkilendiğini dile getiriyor. 

İstanbullular, Türkiye Geneline Kıyasla Virüsü Kendileri ve Aileleri için Daha Ciddi Bir Tehlike Olarak Görüyor.

Ipsos’un yaptığı araştırmada; İstanbul halkının salgınla ilgili değerlendirmelerini ve deneyimleri de daha detaylı ortaya koyuluyor. Koronavirüsün kendileri ve aileleri için tehlike oluşturduğunu düşünenlerin oranı ülke genelinde oldukça yüksek. Toplumun %57’si ciddi bir tehlike olduğu görüşünde… Bu oran, İstanbullular arasında daha da yüksek (%65). Virüsün kısmen tehlike oluşturduğunu düşünenlerle beraber oran %90 seviyesine çıkıyor.

Salgının Gidişatının Kötü Gittiğini Düşünenler Ağırlıkta. İstanbul Halkı, Ülke Geneliyle Benzer Görüşte. Ipsos’un araştırmasında; vatandaşlara ülkemizde koronavirüsle mücadelenin gidişatına dair değerlendirmeleri soruldu.  Gidişatı kötü bulanlar %47, çok kötü bulanlar ise %25. Diğer bir ifadeyle her 10 kişiden 7’si gidişatın kötü veya çok kötü olduğunu düşünüyor. İstanbul halkı da ülke geneliyle benzer bir değerlendirme yapıyor.

Toplumda İstanbul’a Giriş-Çıkışların Kısıtlanması Beklentisi Hakim… İstanbullular Bu Uygulamayı Daha Fazla Destekliyor. Araştırmanın gerçekleştirildiği dönemde ülkemizde vaka sayısının ortalama 30bin olduğu açıklandı. Vatandaşların salgının hız kazanmasıyla beraber daha geniş kapsamlı kısıtlama beklentisi içine girdiği ortaya çıkıyor. Toplumun %80’i İstanbul’da giriş çıkışlara kısıtlama getirilmesi gerektiğini savunuyor. İstanbul halkı bu fikri daha da fazla destekliyor. %84, İstanbul için giriş-çıkış kısıtlaması getirilmesini söylerken, buna karşı çıkanların oranı %9 ile sınırlı kaldı.

Okulların Kapatılma Kararı Ülke Gelinde Destek Görüyor. İstanbul’da Destek Düzeyi Daha Yüksek.. Salgın sürecinde eğitimin nasıl devam edeceği ülkemizin en önemli konu başlıklarından birisi oldu. 31 Ağustos’ta uzaktan eğitimle başlayan yeni eğitim-öğretim yılı, 21 Eylül’de kademeli olarak yüz yüze eğitime geçiş yapılması kararıyla devam etti. Çocukların okula gidip gitmemesi ebeveynlerin tercihine bırakıldı. Ancak; yeni alınan bir kararla ara tatilden sonra okula dönülmeyeceği, tekrar uzaktan eğitime geçileceği açıklandı. Bu son karara ilişkin kamuoyunun yaklaşımını sorduğumuzda %77’si bu kararı doğru bulduğunu ifade ediyor. Karara karşı çıkanlar toplumun %15’ini oluşturuyor. İstanbul halkı, okulların kapanması kararına daha fazla destek veriyor. %83 bu kararın doğru olduğu görüşünde. Nüfus yoğunluğu, okula servisle gidip gelen veya toplu taşıma kullanmak zorunda kalan öğrencilerin sayısının İstanbul’da yüksek olması gibi etkenler bu görüşü İstanbul için daha güçlendirmiş olabilir.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmesinde;”

Korkutucu seviyelere ulaşmış olan günlük vaka sayıları hepimizi tedirgin ediyor, vatandaşlarımız gidişattan memnun değiller. Uzun zaman sonra yeniden ülke olarak sokağa çıkmadığımız bir hafta sonunu geride bıraktık. Salgınla mücadele tedbirleri geniş destek buluyor. Tabi bu önlemlerin faydalarını ancak önümüzdeki günlerde görebiliriz. Sağlık Bakanı geçtiğimiz günlerde İstanbul’daki vaka sayısında %25 düşüş gözlemlendiğini ancak mücadelenin devam etmesi gerektiğini belirtti. Ülke olarak endişeliyiz ancak İstanbul’da yaşayanların endişe düzeyi Türkiye genelinden de yüksek. Okulların uzaktan eğitime geçmesi uygulaması gibi tedbirlere İstanbul’da daha fazla destek var. İstanbul nüfus yoğunluğu nedeni ile salgın ile mücadelede çok özel bir konuma sahip, çalışan kesimin yaşadığı tüm olumsuz etkilere rağmen Türkiye genelinde her on kişiden sekizi İstanbul’a giriş çıkışa sınır getirilmesi fikrini paylaşıyor, hatta İstanbullular arasında bu oran biraz daha yüksek” dedi.

Toplumun %76 kapanmayı destekliyor

Toplumun %76 kapanmayı destekliyor

Koronavirüs Salgınıyla mücadele kapsamında; Toplumda her 4 kişiden 3’ü en az 15 günlük tam kapatma uygulanması gerektiğini düşünüyor. Hafta sonu belirli saatler arasında uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasını yeterli bulmayan vatandaş, daha kapsamlı ve uzun süreli bir sokağa çıkma kısıtlama uygulamasına geçilmesini bekliyor.

Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor.

Ipsos’un gerçekleştirdiği Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasının 32. Döneminde; salgınla mücadele kapsamında son dönemde getirilen çeşitli kısıtlamalara dair kamuoyunun nabzı tutuldu. Bu kapsamda yeni kısıtlama kararlarından sonra vatandaşlara en az 15 süreyle temel ihtiyaçlar dışında tam kapatma uygulanması gerekip gerekmediği soruldu. Toplumun %76’sı tam kapatma uygulanması gerektiğini düşünüyor. Toplumun hafta sonu belirli saatler arasında uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasının yeterli bulmadığı, daha kapsamlı ve uzun süreli bir sokağa çıkma uygulaması beklediği görülüyor. 

Belirli Yaş Gruplarına Yönelik Sokağa Çıkma Kısıtlaması Doğru Bulunuyor. Artan vaka sayıları nedeniyle 65 yaş ve üzeri vatandaşlara ve 20 yaş altı bireylere yönelik sokağa çıkma kısıtlaması getirildi.  Ipsos’un geçtiğimiz hafta yaptığı araştırmada, 65 yaş ve üzeri vatandaşlara yönelik kısıtlamanın %76, 20 yaş altına yönelik kısıtlamanın %71 düzeyinde toplumda kabul gördüğü tespit edilmişti. Toplumun genelinin salgının kontrol altına alınması için getirilen kısıtlamalara olumlu yaklaştığı bu sonuçlarla vurgulanmış oldu. 

Yeme-İçme Mekanlarına Yönelik Düzenleme Çoğunluk Tarafından Destekleniyor. Restoran, kafe gibi yeme ­içme yerlerinin sadece paket servis ve gel al hizmeti verecek şekilde faaliyetlerinin düzenlenmesi toplumda karşılık bulmuş gözüküyor. %68 bu uygulamayı doğru bulduğunu belirtiyor. Bu kısıtlama kararından önce Ipsos’un yaptığı haftalık saha çalışmalarında son 1 hafta dışarıda yeme-içme davranışı takip edildi. Buna göre Ekim-Kasım ayları boyunca her bir dönem (hafta) vatandaşların %25-30 düzeyinde café-restoranlara gittiği tespit edildi. Bu çerçevede önümüzdeki dönem; bu davranışın paket servis veya gel-al hizmetinin kullanıp kullanılmadığı izlenecek. Kısıtlama kararının yeme-içme davranışlarını nasıl şekillendireceğini anlamak açısından da önemli bir veri olacak.

Her 10 Kişiden 4’ü AVM ve Kuaför/Berberlerin Salgınla Mücadele Kapsamında Tümüyle Kapatılması Gerektiğini Savunuyor. Yeni kısıtlamalarla beraber alışveriş merkezleri ile kuaför ve berberlerin çalışma saatlerine de düzenlemeler gelmişti. Her 10 kişiden 5’i AVM çalışma saatlerine yönelik uygulamayı doğru bulduğunu belirtirken, 4’ü AVM’lerin tümüyle kapatılması gerektiğini savunuyor. Benzer bir yaklaşım kuaför ve berberler için de okunuyor. Bu iki veri; toplumun önemli bir kesiminin, artan vaka sayıları karşısında kalabalık ortamların olduğu veya sosyal mesafenin korunmasının zor olduğu işletmelere yönelik daha sert kararlar alınması gerektiğine yönelik bir beklenti olarak yorumlanabilir.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmesinde; “Tekrar uygulamaya başlanan genel tedbirler toplumda geniş destek görüyor. Vatandaşların büyük kısmı gerek hafta sonu sokağa çıkma kısıtlamasını, gerekse 65 yaş üstü ve 20 yaş altı için uygulanan kısıtlamayı destekliyor. Her on kişiden yedisi restoran ve kafelerin kapatılması kararını doğru buluyor. Ancak henüz bu tedbirlerin virüsün yayılmasını yavaşlatacağına, durduracağına dair güçlü bir kanaat oluşmadı. Her iki kişiden biri ya sınırlı etkisi olacağını ya da etkisi olmayacağını düşünüyor. Daha sert tedbirler alınması gerektiğini düşünüyoruz. AVM, berber-kuaför gibi iş yerlerinin sınırlı açık olması destekleniyor ancak tamamen kapatılması gerektiğine inananlar da hiç az değil. Tüm mevcut kısıtlamaların ötesinde her dört kişiden üçü salgının hızının ancak iki hafta sürecek tam bir kapanma ile kesilebileceğine inanıyor. Bu tedbirin ekonomi üzerinde olumsuz etkileri olacağı muhakkak, ancak günlük otuz binleri bulan ve her gün de artarak ilerleyen vaka sayısı karşısında toplumun gördüğü çözüm bu gibi” dedi.

Hastaneye bile gitmeye korkuyor

Hastaneye bile gitmeye korkuyor

Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor.

Ipsos’un gerçekleştirdiği Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasının 31. Döneminde ;  vatandaşların gündeminde olan en önemli başlıkları inceliyor.  Araştırma verilerine bakıldığında; bu dönem bireylerin sadece sosyal hayata katılırken değil, hastaneye gitme, toplu taşımaya binme gibi zorunlu ihtiyaçlarını karşılarken de kendini rahat hissmediği görülüyor.  Her 10 kişiden 7’si hastaneye gitme (%71) ve toplu taşıma  kullanma (%67) konusunda ciddi endişe taşıdığını belirtiyor. Toplam endişe düzeyine baktığımızda neredeyse tüm vatadaşların endişeli olduğu ortaya çıkıyor. (sırasıyla %95; %91). Markete-süpermarkete gitme konusunda ise kısmen endişeli olanların oranı daha yüksek (kısmen endişeli: %44; çok endişeli %38). Bu durumun bir nedeni, bu alışveriş noktalarında diğer iki faaliyete kıyasla virus bulaşma riskinin kısmen daha düşük olması şeklinde düşünülebilir.

TOPLUMUN YARISINDAN FAZLASI, 65 YAŞ ÜZERİ VATANDAŞLARA YÖNELİK SOKAĞA ÇIKMA YASAĞINI DESTEKLİYOR.

Artan vaka sayıları nedeniyle 65 yaş ve üzeri vatandaşlara yönelik sokağa çıkma kısıtlaması önce bazı illerde başlamıştı, daha sonra tüm Türkiye’de uygulanmasına karar verildi. Ipsos ; bu karara ilişkin kamoyunu desteğini sorguladığında toplumun %65’inin bu kararı doğru bulduğunu tespit etti. Karara karşı olanlar ise ağırlıklı olarak yasağın herkesi kapsaması gerektiğini, belirli bir yaş grubuyla sınırlı olmaması gerektiğini düşünenler, ayrıca sokağa çıkma yasağına tümüyle karşı olan da sınırlı bir kitle var.

SALGININ ÜLKEMİZ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ KONUSUNDA KÖTÜMSER HİSSEDENLERİN ORANI SON BİR AY İÇİNDE İKİ KATINA ULAŞTI.

Vatandaşlara son 1 hafta içinde koronavirüs salgınının ülkemiz üzerindeki genel etkileri hakkında hislerini sorduğumuzda %66’sı daha kötümser olduğunu söyledi. Bu oran Ekim ayında %33 seviyesindeydi. Kötümser hissedenlerin oranındaki bu ciddi artış dikkat çekici. Artan hasta ve vaka sayılarıyla beraber toplumdaki iyimser hava da dağılmışa benziyor. Özellikle lise ve üzeri eğitim seviyesine sahip vatandaşlarda bu olumsuz değerlendirme daha yaygın.

KORONAVİRÜS AŞISININ KULLANIMINA İLİŞKİN TOPLUMDA GÖRÜŞ BİRLİĞİ YOK. Koronavirüse karşı aşı çalışmaları yoğun bir şekilde devam ederken umut verici haberler yayılmaya başladı. Alman biyoteknoloji şirketi Biontech ile Amerikan ilaç şirketi Pfizer tarafından geliştirilen aşının koronavirüse karşı korunmada yüzde 90 etkili olduğu açıklandı. Aşının onaylanmasından sonra yıl sonuna kadar 50 milyon doz, gelecek sene ise 1.3 milyar doz aşı üretilmesi planlanıyor. Bu haberin hemen akabinde ise Moderna çalıştıkları aşının Covid-19’u engellemede yüzde 94,5 başarılı olduğunu duyurarak aşı çalışmalarının başarılı bir şekilde ilerlediğini açıklayan ikinci Amerikalı şirket oldu.

Tüm bu gelişmeler çok umut verici öte yandan kullanıma ilişkin hususlar, yani bu aşıya ülkelerin erişiminin nasıl olacağı ve kimlerin öncelikli aşı olacağı konusu henüz çok net değil.

TOPLUMDA GELİŞMİŞ ÜLKELERİN AŞIYA DAHA ÖNCE ERİŞECEĞİNE DAİR YAYGIN BİR KANAAT VAR. Geçtiğimiz hafta “vatandaşlara aşı bulunsa aşının devlet tarafından zorunlu tutulmasını mı yoksa bireylerin isteğine bırakılmasını mı tercih ettiklerini” soruldu. Bu konuda toplum ikiye ayrılmış gözüküyor. %49 aşının zorunlu olması gerektiğini savunurken, %40 bireysel tercihten yana. Vatandaşlar, aşının kullanıma hazır olduktan sonra gelişmiş ülkelerin öncelikli olarak aşıya erişeceğini düşünüyor (%68). Salgını kontrol altına almak için tüm ülkelerin aşıya ulaşması gerektiği açık. Bu hafta sonu başlayan G20 zirvesinin ana konularından birisi de aşının dünyada dağıtımı.  Bakalım gelişmiş ülkeler bu sınavdan başarıyla geçebilecek mi?

 

Toplumun %84’ü sokağa çıkma yasağını destekliyor

Toplumun %84’ü sokağa çıkma yasağını destekliyor

Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor.

Ipsos’un gerçekleştirdiği Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasının 30. Döneminden derlenen verilerle;

  • Olması durumunda hafta sonu sokağa çıkma yasakları
  • Yakın ya da uzak tanıdıklarda vaka görülümü
  • Cafe, restoran gibi işletmelerin gece 22 :00’den sonra kapatılması konularında kamuoyunun nabzını tuttu.

Ipsos’un yaptığı araştırmaya göre Toplumun % 84’ü hafta sonu tüm Türkiye’de ya  da bazı illerde bile olsa sokağa çıkma yasağının uygulamasının tekrar başlatılmasını destekliyor. 

Ipsos’un gerçekleştirdiği araştırmalarda; yaz döneminin sonundan bu yana salgının pik yaptığına dair kaygılar, ilgili sorulara verilen yanıtlardan okunuyordu. Beraberinde bu kaygı toplumun her bölümünde konuşulurken, Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı günlük vaka artışlarından da izleniyordu. Şimdi 6-10 Kasım haftasına gelindiğine her 10 kişiden 6’sının yakın ya da uzak tanıdıklarından birine korona teşhisi konulduğuna dair haber aldığının görülmesi de bütün bu verilerin gidişata yönelik gösterdiği nokta oldu.

Koronavirüs vaka sayılarındaki artış, yakın ya da uzak tanıdıklardan birine koronavirüs teşhisi konması ile birlikte geçen hafta içinde yürürlüğe konan cafe / restoran / internet cafe gibi işletmelerin saat 22’den sonra kapatılmasına yönelik alınan kararları halkın çoğunluğu destekliyor. Hatta %33’ü tüm gün kapatılması gerektiği görüşünde…

6 – 10 Kasım haftasına gelindiğinde her 10 kişiden 6’sı çevresinde yakın ya da uzaktan tanıdığı birine korona teşhisini duymaya başlamış durumda.  Hem hasta sayılarındaki artış hem de kendi çevrelerinden birinde bu teşhisi konmuş olması kişilerin yeni yasakların gelmesi konusunu da desteklediğini görüyoruz. En son alınan gece 22’den sonra bazı işletmelerin kapanmasına yönelik kararı ve hatta hala hafta sonu sokağa çıkma yasağımı toplumun çoğunluğu istiyor. Ama gerek dünyadaki koronavirüs vaka sayısındaki artış, gerekse de tüm haber kanallarında konunun ciddiyetine yönelik verilen haberlere rağmen her 5 kişiden 1’i Türkiye’de salgının ikinci pik dönemi yaşandığını düşünmüyor. Tabii ki bu kadar çok kişinin hala bu konuda tehlikeyi görmüyor olması birey olarak kendi alacağımız önlemleri daha kritik kılıyor. 

Toplumun %61’i salgının ikinci dalgasının yaşandığını düşünürken, %22’si ikinci bir pik yaşandığını düşünmüyor.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmesinde; “Sağlık Bakanlığı’nın bilgilendirmelerinden hasta sayısının her geçen gün arttığını hepimiz görüyoruz. Önlemler sıkılaşmaya başladı, 65 yaş üstü vatandaşların sokağa çıkma süresi azaldı, açık alanda sigara içme yasağı geldi. Bazı Avrupa ülkelerinde sıkı karantina düzenine geçildi. Ülkemizde her on kişiden altısı yakın veya uzak tanıdıklardan Covid pozitif haberi aldığını belirtiyor. Virüs her yerde… Ve tüm bu gelişmelere rağmen hala toplumun yaklaşık beşte biri salgında yeni bir zirve yaşandığını düşünmüyor. Daha önceki haftalarda da gördüğümüz üzere milyonlarca insan hala bu fikirde. Geri kalan vatandaşlar da ister istemez daha sıkı önlem talebinde bulunuyorlar. Restoran ve kafelerin gece 22.00’den sonra kapatılması uygulaması destekleniyor, hatta tüm gün kapatılmalı diyen bir grup da var. Neredeyse her on kişiden sekizi hafta sonu sokağa çıkma kısıtlamasının yeniden uygulanması düşüncesinde. Haksız da sayılmazlar, yoksa sorunu önemsemeyen, neredeyse inkar eden önemli bir kesim varken hastalık ile mücadele çok zor olacak. Haberini aldığımız aşı ve belki arkasından gelecek başka aşılar yaygın şekilde uygulanana kadar dayanabilmek için hem bilinçlenmek, hem de topyekun önlem almak zorundayız” dedi.

Ülkenin yüzde 21 koronavirüs yakalamayacağını düşünüyor

Ülkenin yüzde 21 koronavirüs yakalamayacağını düşünüyor

Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor.

Ipsos’un gerçekleştirdiği Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasının 29. Döneminde; Normalleşme sürecinin gidişatı, koronavirüse yakalanma konusunda kamuoyunun endişe seviyesi,bvirüse yakalanma durumunda bunu nasıl atlacaklarını düşündükleri ve olması durumunda haftasonu sokağa çıkma yasaklarına bakış mercek altına alınıyor.

Toplumda virüse yakalanırsa kolay atlatılamayacağını dair endişe duyanların sayısı artıyor (%41). Ancak; şaşırtıcı bir sonuç ise; toplumun %35’i koronavirüse yakalansa bile kolay atlatacağını düşünüyor olması. Hasta sayılarındaki artış hastalığa yakalanma endişesini artırsa da toplumun beşte biri (%21) koronavirüse yakalanmayacağını düşünüyor.

Her 10 Kişiden 7’si, normalleşme sürecinin iyi gitmediğini düşünüyor. Vaka sayılarının tüm dünyada giderek pik yapması ile beraber vatandaşlar sürece dair daha endişeli hale geldi. Her 10 vatandaştan 7’si gidişatın iyi gitmediğini düşünüyor. Haziran başında toplumun yarısından fazlası normalleşme süreci nedeniyle salgında ikinci bir dalga yaşanacağını düşünüyordu, bu yönde düşünenlerin oranı haftalar geçtikçe daha da arttı. İkinci dalga veya ilk dalganın pikinin aslında yaşanmaya başlandığının konuşulduğu dönemleri geçirirken her 10 kişiden 7’si normalleşme sürecinin kendisine göre iyi gitmediğini belirtti. 

 Hasta sayılarındaki artış hastalığa yakalanma endişesini arttırsa da toplumun beşte biri (%21) koronavirüse yakalanmayacağını düşünüyor.

Endişeli bir normalleşme ile mesafeli sosyal hayata geçilmişti. Normalleşirken endişe ve hasta sayıları arttı ama halen toplumun beşte biri % 21 koronavirüse yakalanmayacağını düşünüyor.

Toplumda, koronavirüse yakalanırsa bunu kolay atlatamayacağına dair endişe duyanların sayısı da artıyor (%41). Öte yandan toplumun %35’i koronavirüse yakalansa bile bunu kolay atlatacağını düşünüyor…

Tüm bu endişeler doğrultusunda toplumun çoğunluğu hafta sonları sokağa çıkma yasağını olumlu buluyor.  Son dönemlerdeki gerek Dünya’da gerekse de Türkiye vaka / hasta sayılarındaki artış ile beraber toplumun %70’i normalle sürecinin iyi gitmediğini düşünüyor ve endişeleri artıyor. Toplumun yarısından fazlası Koronavirüs’e yakalanacağını düşünüyor ve daha da önemlisi hastalığın kolay atlatılamayacağına dair korkuları da artıyor. Tüm bu endişe ve korkulara paralel gün içinde hissettikleri duygular da oldukça negatif. Yorgunluk, endişe ve bıkkınlık bu dönemde en yoğun hissedilen duygular. Bu olumsuz gelişmeler ve duygular da beraberinde yine toplumun çoğunluğunun getirilecek sokağa çıkma yasağına olumlu bakmasına sebep oluyor.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmesinde;  “Her on kişiden yedisi normalleşme sürecinin gidişatından memnun değil. Belki de artık bu sürece “normalleşme” demememiz lazım, çünkü pek normalleşemediğimiz ortada. İkinci dalgayı yaşıyoruz, Mart-Mayıs dönemine göre avantajlı olmamızı gerektirecek değişik bir durum da yok. Tam aksine yaş gruplarına kısıtlamalar da söz konusu olmadığı için hareketlilik daha yüksek ve buna bağlı olarak risk de daha yüksek. “Ben bu virüse yakalanmam” düşüncesi giderek zayıflıyor. Ancak yine de virüsün kendisine bulaşmayacağını düşünen %21’lik bir kitle var. %35’lik bir kesim ise hastalığa yakalansa bile kolay atlatacağına inanıyor. İşte riski korkutucu derecede büyüten de bu inanç. Toplumun hareketli olmaya devam ettiği, kış koşullarının yaşanmaya başladığı ve kapalı mekanlarda daha fazla zaman geçirilen bu dönemde hastalanmayacağını, hastalansa bile kolayca atlatacağını düşünen milyonlarca insan var. Evet çoğunluk bu şekilde düşünmese bile hastalığın yayılmasına yol açabilecek milyonlarca insandan bahsediyoruz. Bu nedenle de çoğunluk, devletin merkezi önlem almasını bekliyor. Her ne kadar ekonomik sorunlar ile boğuşuyor olsak da dört kişiden üçü kısmi veya genel sokağa çıkma yasağını destekliyor.