Yazılar

Ipsos ; Her dört kişiden üçü normalleşme sürecinin gidişatını kötü buluyor!

Ipsos ; Her dört kişiden üçü normalleşme sürecinin gidişatını kötü buluyor!

Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor. Hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip ediyor…

Ipsos’un gerçekleştirdiği Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasında; normalleşme sürecinin gidişatı kötü bulunuyor. Artan vaka sayıları ile beraber vatandaşlar sürece dair daha olumsuz bir değerlendirmede bulunmaya başladı. Yaklaşık her 4 vatandaştan 3’ü gidişatın kötü veya çok kötü olduğunu düşünüyor. Haziran başında toplumun yarısından fazlası normalleşme süreci nedeniyle salgında ikinci bir dalga yaşanacağını düşünüyordu, bu yönde düşünenlerin oranı haftalar geçtikçe daha da artış gösterdiği verilerle tespit ediliyor. Geçtiğimiz hafta Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise bu artışı ilk dalganın ikinci piki olarak tanımladı. İkinci dalga veya ilk dalganın pikinin aslında yaşanmaya başlandığı söylenebilir.

ALTMIŞ BEŞ YAŞ VE ÜSTÜ VATANDAŞLARA YÖNELİK KISITLAMALAR TOPLUMDA KABUL GÖRÜYOR. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca bayram, nişan, düğün gibi kutlamalar, asker uğurlamaları ve taziyeler esnasında gerekli bireysel tedbirlere yeteri kadar uyulmadığına dair bir açıklama yaptı. Bu kapsamda özellikle 65 yaş ve üstü vatandaşları korumak amacıyla il bazında Valilikler tarafından çeşitli sınırlandırmalar getirildi. Bu tür uygulamalar toplumun büyük kesimi (%88) tarafından desteklendiği görülüyor.

MASKE KULLANMAYANLARA YÖNELİK PARA CEZASI YETERİ KADAR UYGULANMIYOR. Ipsos’un gerçekleştirdiği bu araştırmada sıkça dile getirildiği üzere vatandaşlar, diğer vatandaşların yeteri kadar önlem almadığını düşünüyor. Bununla birlikte bu kişilere yönelik kamusal yaptırımların da yeteri kadar uygulanmadığı görüşü hakim… İçişleri Bakanlığı’nın genelgesiyle 22 Haziran’da başlayan uygulamaya göre  maske takma zorunluluğuna uymayan vatandaşlara 900 TL para cezası kesilmesi gerekiyor. Ancak bu kararın yeteri kadar uygulanmadığını düşünenlerin oranı (%59) uygulandığını düşünenlerden (%32) daha yüksek.  Bireylere son 1 haftada yaptıkları faaliyetleri ve bu faaliyetleri yaparken ne kadar süre maske taktıkları soruldu. Geçtiğimiz hafta markete veya pazara gidenlerin çoğunluğu (%87) tüm süre boyunca maske kullandığını ifade ediyor.

Maskeyi sadece bir süre, çok az bir süre veya hiç kullandığını beyan edenlerin oranı ise %8-10 aralığında… Bu oran her ne kadar küçük gözükse de nüfusu düşündüğümüzde virüsün yayılması için yeteri kadar elverişli bir ortam oluştuğunu söylemek mümkün.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik araştırmada elde edilen verilerle ilgili yaptığı  değerlendirmede “Tedbirler sorulduğunda büyük ağırlıkta bir kesim tedbir aldığını söylemeye devam ederken,  yine aynı grup toplumun genelinin bu anlamdaki performansından memnun olmadığını da söylüyor. Ayrıca maske takmayanlara yeterince yaptırım uygulanmadığı düşüncesi de hakim. Tüm bu tablo içinde vaka sayıları da her gün artıyor. Yakın veya uzak çevresinde Koronavirüs teşhisi konan insanlar olduğunu belirtenlerin oranı da doğal olarak artmaya devam ediyor. 65 yaş üstüne kısıtlamaların yeniden uygulanması fikrine destek de yüksek.Vatandaşlar olarak hiç tedbir almıyor değiliz, ancak tedbirleri uygulama seviyemiz yeterli değil, kendimiz gibi yetersiz tedbir alanları da eleştiriyoruz. Öte yandan tedbirlerin uygulanmasına yönelik denetim ve yaptırımlar da yetersiz bulunuyor. Toplumun %72’si normalleşme sürecinin kötü ilerlediğini düşünüyor.  Normalleşemedik. Haziran başından itibaren kısıtlamalar gevşetildi, normal hayata dönmeye çalıştık, ancak Eylül ayına geldiğimizde genel kanı başarılı bir şekilde normalleşemediğimiz şeklinde” dedi.

Yüz yüze eğitime evet ama tarihi erken

Yüz yüze eğitime evet ama tarihi erken

Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor. Hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip ediyor.

Ipsos’un gerçekleştirdiği Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasında; Kamuoyu yüz yüze eğitimi destekliyor, ancak tarihi erken buluyor. Okul çağında çocuğu olan hanelerin bu hafta en önemli gündemi yeni eğitim-öğretim döneminin başlaması. Bu sene eğitim-öğretimin yüz yüze mi yoksa uzaktan mı yapılması gerektiğine ilişkin uzun tartışmalar sonrasında Milli Eğitim Bakanlığı 31 Ağustos’ta uzaktan eğitimin başlayacağını ve 21 Eylül’de kademeli olarak yüz yüze eğitime geçileceğini duyurdu. Bu konuya ilişkin toplumun değerlendirmesini aldığımızda her ne kadar baskın bir görüş olmasa da yüz yüze eğitime desteğin daha yüksek olduğunu görüyoruz. Vatandaşların %22’si bu kararı doğru bulurken, %33’ü tarihin erken olduğunu düşünüyor.

EBEVEYNLER ÇOCUKLARINI OKULA GÖNDERMEK KONUSUNDA HALEN RAHAT HİSSETMİYOR. Her ne kadar 21 Eylül’de kademeli olarak okulların açılacağı ilan edilse de ebeveynlerin henüz buna hazır hissetmediklerini görülüyor. Ipsos’un araştırmasında bu konu iki dönem sorgulandığında alınan cevaplarda da pek değişiklik olmadığı izleniyor. Okul çağında çocuğu olan ebeveynlerin %68’i çocuğunu yüz yüze eğitim için okula göndermek konusunda kendilerini rahat hissetmediklerini ifade ediyor.

UZAKTAN EĞİTİM BAŞLADI ANCAK HANELERİN ÜÇTE BİRİNDE CİHAZ VE ALTYAPI HALEN YETERSİZ. Ipsos araştırmada; uzaktan eğitimin temel gereksinimlerinden biri olan bilgisayar ve internet sahipliğinde halen sıkıntı yaşandığını tespit etti. Bir önceki dönem yapılmış olan çalışmada da benzer bir durumla karşılaşılmıştı. Okulların açılmasına rağmen bu konudaki sıkıntıların henüz giderilemediği görüldü. Bu bağlamda hem Milli Eğitim Bakanlığı’nın hem de teknoloji ve telekomünikasyon şirketlerinin bir işbirliği yapmasına ihtiyaç var denilebilir.

UZAKTAN EĞİTİM DURUMUNDA HANE HARCAMALARINDA ARTIŞ RİSKİ SÖZ KONUSU. Salgın nedeniyle farklı bir eğitim modeline geçişin hane bütçe üzerinde nasıl bir etkisi olacağının incelenmesi gerekiyor. Ipsos’un gerçekleştirdiği araştırmada; uzaktan eğitimin aile bütçesine etkisi sorulduğunda, ebeveynlerin yarısı hane harcamalarının bundan olumsuz etkileneceğini dile getiriyor.  Üçte biri ise herhangi bir değişiklik olmayacağı kanısında…

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik araştırmada elde edilen verilerle ilgili yaptığı  değerlendirmede;   “Çocukların, gençlerin eğitiminin kaldığı yerden devam edip edemeyeceği veya nasıl devam edeceği de sıcak bir gündem konusu. Okulların eğitime başladığı haftanın hemen öncesinde bu konuya bakışı yeniden araştırdık.
31 Ağustos’ta uzaktan, 21 Eylül’de de yüz yüze eğitime başlanması kararı doğru bulanların oranı %22, %9’luk bir kesim ise yüz yüze eğitime de 31 Ağustos’ta geçilmeliydi diyor. %27’lik bir kesim yüz yüze eğitime hiç başlanmaması taraftarı. %33’lük bir kesim ise karara karşı değil ancak tarihi erken buluyor. Yani toplum %30 destekleyenler, %60 desteklemeyenler (%10 fikri olmayanlar)  şeklinde ayrılıyor diyebiliriz. Her üç veliden ikisi çocuğunu okula gönderme konusunda rahat hissetmiyor, bu oran Ağustos başında yaptığımız araştırma da aynı idi, aradan geçen sürede bir rahatlama olmamış görünüyor. Uzaktan veya kısmen uzaktan kısmen yüz yüze eğitim yapılmasının bir de ekonomik boyutu var. Velilerin yarısı kısmi uzaktan kısmi yüz yüze yapılacak eğitimin aile bütçelerine ek yük getireceğini düşünüyor. Öte yandan her üç veliden ikisi uzaktan eğitim için evlerinde yeterli ekipman olmadığını belirtiyor, bu çok önemli bir konu, Milli Eğitim Bakanlığı da bu konuda çözüm için çalışmalar yapıldığını açıkladı. Hiç tanımadığımız bir düşman ile savaşımızda doğal olarak kafa karışıklığımız var ve bu sisi dağıtabilecek doğru bilgiye ihtiyacımız devam ediyor, hem kendimiz için hem çocuklarımız için…” dedi.

Salgının aileler için tehlikeli oluşturduğu oranı giderek artıyor

Salgının aileler için tehlikeli oluşturduğu oranı giderek artıyor

Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor. Hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip ediyor.

Salgının Kendileri veya Aileleri için Tehlike Oluşturduğunu Düşünenlerin Oranı Artıyor.
Ipsos’un Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasında; ilk dönemden bu yana “vatandaşların salgını kendileri için ne oranda tehdit olarak algıladıkları” izleniyor. Ciddi tehlike oluşturduğunu düşünenlerin oranı salgının ilk haftalarında %58’lere ulaşmışken, daha sonra uzun bir süre %50’inin altında seyrettiği görülmüştü. Hatta bu oran, normalleşme sürecinin ilk haftasında %37’lere kadar düşüş göstermişti. Ancak; son iki hafta içinde tekrar %50’inin üzerine çıktığı görülüyor ki bu da artan vaka sayılarıyla doğrudan ilişkili.

Endişeli miyiz Rahat mı?

Hem normalleşme sürecinin başlaması hem de yaz dönemine girilmesiyle beraber bireylerin sosyal hareketliliğinde artış yaşandı. Bu esnada bazı vatandaşların bireysel tedbirleri yeteri kadar almadığına da şahit olundu. Ancak; toplumun geneline bakıldığında aslında endişeli ruh halinin salgının başından bu yana süregeldiğini görüyoruz. Vatandaşların %64’ü bugün ilk günkü kadar endişeli, %10’unun ise zaman geçtikçe endişesi daha da artmış durumda. Fotoğrafın diğer tarafına bakılacak olursa, sadece çok küçük bir kesim (%5), salgın konusunda kendisini her zaman rahat hissetmiş. Vatandaşların beşte biri ise zaman geçtikçe rahatladığını beyan ediyor. Bu rahatlamanın tedbirlerde gevşemeyi beraberinde getirip getirmediği ise önemli…

Çoğunluk 21 Eylül 2020 Tarihinde Yüzyüze Eğitimin Başlamasını Beklemiyor…

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk geçtiğimiz günlerde 2020-2021 eğitim-öğretim yılı için 31 Ağustos 2020 tarihinde okulların uzaktan eğitimle açılacağı, 21 Eylül’de ise sınıf düzeyine göre kademeli olarak yüz yüze eğitime geçileceğini açıkladı. Diğer taraftan artan vaka sayıları nedeniyle okullarda yüz yüze eğitim yapılıp yapılamayacağına dair genel kamuoyunda tartışmalar devam ediyor. Toplumun bu konuda tahminini sorduğumuzda, %63’ü 21 Eylül’de okulların açılmasını beklemediklerini ifade ediyor. Sadece dörtte birlik bir kesim bu tarihte yüz yüze eğitime geçiş yapılabileceğini düşüncesinde.

 

Salgın Sürecinde Yaz Günlerini Nasıl Geçiriyoruz?

Bu sene olağan bir yaz yaşanmadığı malum. Salgın, tatil alışkanlıklarından eğlence anlayışına kadar birçok konuya etki etti. Evde daha önce yapılmayan veya daha az sıklıkla yapılan faaliyetler birçok insan için alışkanlık haline geldi. Örneğin geçtiğimiz hafta 18 yaş ve üzeri bireylerin büyük çoğunluğu (%90) televizyon online platformlardan film- dizi izlemiş. Dikkat çekici bir nokta, vatandaşların yarısının salgın öncesine bu tür programları kıyasla daha sık izlediklerini dile getiriyor olması.

Son yıllarda oyun, eğlence sektörünün ana aktörlerinden biri olmayı başarmıştı. Salgınla beraber evde geçirilen sürenin artmasıyla oyunlara ilginin de arttığı görülüyor. Daha önceden sadece gençlerle tanımlanan sektör, farklı platformlarıyla bugün 7’sinden 70’ine herkesi hedefliyor. Geçtiğimiz hafta bireylerin %69’u bilgisayar, cep telefonu, tablet veya oyun konsolunda oyun oynamış, salgın öncesine kıyasla daha fazla yaptığını belirten de önemli bir kesim var.

Salgın özellikle normalleşme dönemi öncesinde aile ve arkadaşlardan ayrı kalmamıza yol açmıştı ve özlemimizi telefon veya bilgisayar üzerinden görüntülü görüşerek gidermeye çalışmıştık. Görülüyor ki toplumda bu alışkanlık halen devam ediyor. Tüm bu verilere bakıldığında teknolojiyi daha fazla kullandığımız söylenebilir.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik araştırmada elde edilen verilerle ilgili yaptığı  değerlendirmede;  “Vaka sayılarında bahar aylarına geri döndüğümüz gibi endişe seviyesi olarak da o zamandaki seviyeye dönmüş durumdayız. Her dört kişiden üçü endişe içinde. Daha önceki haftalarda da gözlemlediğimiz üzere normalleşme sürecinin gidişatından memnun olmayanların oranı yüksek, yaklaşık her üç vatandaştan ikisi okulların 21 Eylül’de yüz yüze eğitime geçemeyeceğini düşünüyor. Kendisi ve yakınları açısından tehlike hissedenlerin oranı Haziran başında %37’ye kadar düşmüştü ancak Ağustos ayı itibarı ile %53’e yükseldi ki bu oran Mart ayından beri ölçtüğümüz en yüksek seviye. Vaka sayılarındaki yükselişin yanı sıra toplumsal ruh halimiz de dalganın ikinci zirvesini yaşadığımızı işaret ediyor.” dedi.

COVİD ile mücadele ancak ülkeler arası dayanışma ile mümkün

COVİD ile mücadele ancak ülkeler arası dayanışma ile mümkün

Ipsos, Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koyuyor. Hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip ediyor.

Ipsos’un gerçekleştirdiği araştırmanın 16 dönem verilerinden hazırlanan çalışmada; “vatandaşlara ülkeler arası dayanışma mı, yoksa ülkenin kendi gücü mü salgınla mücadelede başarı getirir” sorusuna, her 4 kişiden 3’ü ancak ülkeler arasındaki dayanışma ile salgınla mücadelenin kazanılacağını ifade ediyor. Bu durumda salgınla mücadele ederken bireysel olarak sıkı tedbirler alınması ancak ki diğer vatandaşların da benzer şekilde tedbir alması durumunda anlamlı oluyor. Benzer şekilde bu virus dünya genelinde bir salgına yol açtığı için tek bir ülkenin başarı kazanması kısa vadede önemli iken, orta ve uzun vadede diğer ülkelerin de bu mücadeleyi kararlılıkla sürdürmesine ihtiyaç duyulduğu görülüyor.

SAĞLIK ÇALIŞANLARININ PERFORMANSINA YÖNELİK TOPLUMSAL ONAY DÜZEYİ ÇOK YÜKSEK…

Ipsos, Mart sonundan bu yana her dönem vatandaşlardan çeşitli kurum ve kişilerin salgınla mücadeledeki performansını değerlendirmelerini istedi. Belirtilen görüşlerde; tüm kurum ve kişiler arasında sağlık çalışanları genel kamuoyu nezdinde birinci sırada olduğu görüldü. Sağlık çalışanlarının performansı tüm dönemlerde %90’ın üzerinde bir onay düzeyine sahip…  Salgınla mücadelede en ön cephede yer alan bu meslek grubu aslında virüsün bulaşması konusunda çok büyük risk altındalar. Sadece kendileri için değil aileleri ve yakınları için de endişe duyuyorlar.  Ipsos’un araştırmasından elde edilen bu veriler; tüm zorluklara rağmen sağlık çalışanlarının ellerinden gelenin en iyisini yaptıklarını ve bu çabanın toplum tarafından görüldüğünü göstermesi açısından oldukça önemli.

VİRÜS UZAKLARDA DEĞİL.

Virüsün ülkemizde ilk kez görülmesinden bu yana yaklaşık 5 ay geçti. 230binin üzerinde kişiye bugüne kadar koronavirüs pozitif teşhisi konuldu. Ipsos tarafından vatandaşlara çevrelerinden birine virüs teşhisi konulup konulmadığı sorusu sorulduğunda her 10 kişiden 3’ü evet cevabı veriyor.

Resmin diğer tarafına bakıldığında, %70’in çevresinde virüs teşhisi konulmuş kimse yok. Toplumun bu kesimi, virüsün etkilerini daha çok medya üzerinden takip ediyor. Bu nedenle medyada ve ilgili kurumların açıklamalarında sadece günlük vaka ve ölüm sayılarının değil aynı zamanda insan hikayelerinin paylaşılması da riskin büyüklüğünü topluma hatırlatabilir ve yaz döneminde bireysel tedbirlerin gevşetilmesi engellenebilir..

KALABALIKLAR HALA ENDİŞE VERİYOR
Salgın nedeniyle bu Bayram, geçmişte yaşanan hatırımızda kalan eski bildiğimiz bayramlar gibi geçmiyor. Ipsos’un Bayram öncesi gerçekleştirdiği araştırmada, toplumun yarısı bu bayramda salgın nedeniyle yakınlarıyla bayramlaşma veya tatile gitme gibi planları olmadığını ifade etmiş bulunmakta. Bayramlaşmayı düşünenler ise daha çok yakın aile üyeleriyle sınırlı kalma eğilimi içinde olduğu görülüyor…

Vatandaşların çeşitli konulara ilişkin endişe düzeylerini sorulduğunda ise kalabalık ortamlarda bulunmanın büyük çoğunluk için halen endişe verici olduğunu ortaya çıkıyor. Bu durumun bayram planlarına yansıdığını söylemek de mümkün. Diğer bir endişe konusu ise aile veya yakın çevrenin kişisel tedbirlere yeteri kadar özen göstermemesi diye ifade ediliyor. Her 4 kişiden 3’ü bu konuda endişe taşıdığını belirtiyor.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik araştırmada elde edilen verilerle ilgili yaptığı  değerlendirmede; “Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı günlük vaka sayıları bir süredir 900’ün altına inmedi. Bakanın son günlerde arka arkaya yaptığı ciddi uyarılar ve gerektiğinde bölgesel önlemlerin gündeme gelebileceği yönündeki hatırlatması önemli. Diğer ülkelerde de salgının hızını kesmediğini görüyoruz. Araştırmamıza katılan her üç kişiden biri çevresinde Covid-19 tanısı konulmuş insan olduğunu belirtiyor. Hemen hemen hepimiz kalabalık ortamlara girmekte hala endişe duyuyoruz.

Bu savaşta en ön cephede görev yapan sağlık çalışanlarımıza toplum olarak güvenimiz tam. Ancak öyle büyük bir tehlike ki bu, her dört kişiden üçü ancak devletler arası işbirliği ile üstesinden gelebileceğimize inanıyor.

Özetle savaş devam ediyor, ya da daha doğru bir ifade ile savaş devam etmeli. Henüz rahatlama noktasına gelemedik. Unutmaya başladığımızı düşündüğüm şu yaklaşımı tekrar hatırlatmakta fayda var, virüsle mücadelede ancak devletler ve vatandaşlar el ele vererek kazanabilirler, bireyler olarak bizlerin de sorumluluğumuz var, bu savaşta birbirimize emanetiz” dedi.

 

Koronavirüs’den korunmak için aşı bulunsa yaptırır mıydınız?

Koronavirüs’den korunmak için aşı bulunsa yaptırır mıydınız?

Ipsos, Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koyuyor. Hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip ediyor.

Araştırmanın 13. Döneminden verilerle hazırlanan derlemede;

  • Koronavirüs aşısı bulunması durumunda aşı yaptırma eğilimleri
  • Koronavirüsün yayılmasına ilişkin komplo teorilerine kamuoyunun bakışı
  • Dünya Sağlık Örgütü’nün açıkladığı virüs hakkında gerçekler ve doğru bilinen yanışlarla ilgili Türkiye’deki kamuoyunun algısı irdelendi.

Virüsten Bu Kadar Endişe Ediyoruz, Peki Aşı Bulunsa Yaptırır mıyız?

Dünyada koronavirüs aşısıyla ilgili çalışmalar yoğun bir şekilde devam ederken, vatandaşlara farklı ülkelerde COVİD19 için aşı bulunması durumunda aşı yaptırma eğilimleri soruldu.  Tüm ülkeler arasında en çok ülkemizde aşı bulunması vatandaşlara güven veriyor. %58, Türkiye’de aşı bulunsa yaptıracağını söylüyor. Türkiye’yi %21 ile Avrupa takip ediyor. Diğer ülkeler/bölgelerin bu konuda topluma güven vermediği söylenebilir. Toplumun üçte biri bugün virüs için aşı yaptırma konusunda kararsız hissediyor. Aşıyı tümüyle reddedenler ise oldukça azınlıkta. %7 hiçbir şekilde aşı yaptırmayacağını söylüyor.

Koronavirüsün Yayılmasına İlişkin Komplo Teorilerine İnanıyor muyuz?
Salgınla mücadelede alınan bireysel ve kamusal tedbirler, salgının ne zaman biteceğine dair tahminler toplumda sıkça konuşuluyor. Gündemdeki diğer popüler bir konu ise salgının dünyaya nasıl yayıldığı?… Bu konuda çeşitli komplo teorileri dile getiriliyor. Ipsos, Koronavirüs Salgını ve Toplum Genel Kamuoyu Araştırmasının 13. döneminde virüsün yayılmasına dair iki temel görüş vatandaşlara soruldu. Buna göre; Koronavirüsün laboratuvar ortamında insanlar tarafından yayıldığını düşünenlerin oranı (%48) vahşi hayvan pazarından yayıldığını düşünenlerden (%33) daha yüksek. 26-55 yaş grubunun bu komplo teorisini daha fazla desteklediğini görüyoruz. İlginç bir şekilde üniversite mezunları da bu teoriyi toplumun diğer kesimlerine kıyasla daha fazla sahipleniyor.

Virüs Hakkında Gerçekler ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Dünya Sağlık Örgütü’nün koronavirüsle ilgili paylaştığı gerçekleri ve doğru bilinen yanlışlar listesi genel kamuoyuna soruldu. “Virüs ağız, burun ve göz yoluyla vücuda girer ve bulaşır” teorisi bugün tüm sağlık kuruluşları tarafından kabul ediliyor. İyi haber, Türkiye kamuoyunun bu konudaki bilgisi yüksek… %90’ı bu ifadenin doğru olduğunu söylüyor. “Koronavirüs, koronavirüsün bulunduğu diğer ülkelerden gönderilen kutular ve paketlerle yayılabilir” iddiası DSÖ tarafından düşük olasılıklı görülüyor ancak Türkiye’de vatandaşların %56’sı bunun doğru olduğu görüşünde. Bu noktada toplumun çoğunluğunun Çin’den gelen ürünleri satın alma konusunda çekincesi olduğunu hatırlatmakta fayda var. DSÖ virüsün plastik yüzeylerde üç güne kadar yaşayabileceğini belirtiyor Genel kamuoyunun %56’sı ise bu görüşün doğru olduğunu belirtiyor. Buna paralel olarak bireysel olarak aldığımız tedbirler arasında satın alınan ürünleri dezenfekte etme eğiliminin yüksek olduğunu görülüyor.

Türkiye’de genel kamoyu, koronavirüsün çocuklara da bulaşabileceğinin farkında. Sokağa çıkma yasaklarının toplumun geneline veya sadece yaşlılara uygulanmayıp 20 yaş altındaki bireyleri de kapsaması ve Sağlık Bakanı’nın bu konudaki hatırlatmaları bu konudaki farkındalığı arttırmış olabilir. Ülkemizde vatandaşların yarısı “evcil hayvanlar, koronavirüsü insanlara bulaştırabilir” ifadesiyle aynı fikirde değil. Öte yandan, Türkiye’de bireylerin üçte biri bu konuda bir fikir beyan edemiyor. Sadece evcil hayvanların değil kedi ve köpek gibi sokak hayvanların da sayıca çok olduğu ülkemizde bu konuda daha net bir bilgiye ihtiyaç var gibi gözüküyor.

Sağlık kuruluşları cerrahi maskelerin karbondioksit zehirlenmesine veya oksijen eksikliğine yol açabilir iddiasının doğru olmadığını söylüyor ancak toplumda bu konuda farklı görüşler hakim… Ipsos’un Koronavirüs Salgını ve Toplum Kamuoyu Araştırmasına göre; bireylerin %24’ü bunun doğru olduğunu düşünürken, %38 yanlış olduğu görüşünde. Bu konuda bir fikir beyan edemeyen %38’lik de bir kesim var.

Özellikle salgının ilk dönemlerinde sıkça duyduğumuz teorilerden birisi “nefesinizi öksürmeden veya rahatsızlık hissetmeden 10 saniye veya daha uzun süre tutabilmek, koronavirüs hastalığınız olmadığı anlamına gelir” iddiası Dünya Sağlık Örgütü’nün doğru bilinen yanlışlar listesinde yer alıyor. Türkiye toplumunun %16’sının bu teoriye inandığını görülüyor… Özellikle televizyon ekranlarında sıkça tartışılan konulardan birisi de yediğimiz besinlerin virüsü önleme konusundaki etkisi. Sarımsak özelinde de bu tartışmaları sıkça duyduk. DSÖ sağlıklı beslenmenin önemini vurgulasa da sarımsak yemenin virüsü önlemede bir etkisi olmadığını belirtiyor. Bu teorinin yanlış olduğunu ancak toplumun yarısından duyuyoruz. %13 sarımsak yemenin gücüne inanırken, %33 bu konuda net bir cevap veremiyor.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik araştırmada elde edilen verilerle ilgili yaptığı  değerlendirmede; “Covid-19 salgının çıkış noktasına, virüsten korunma biçimlerine, tedavi yöntemlerine dair farklı iddialar ile karşı karşıyayız. İnsanlığın bilgisi henüz doğru yanıtları kesin şekilde sunabilecek seviyede değil, bilimsel otoriteler de süreç içinde söylem değiştirebiliyor. Bugün doğru olarak kabul ettiğimiz bazı bilgilerin bir süre sonra yanlış olduğu gerçeği ile yüzleşebiliriz. Tevatür veya değil, bugün için eldeki verilerin toplumda nasıl algılandığı ise ayrıca incelenmesi gereken bir konu. Görünen o ki, virüsün ağız-burun yolu ile bulaşması haricinde pek çok konuda toplumda bir fikir birliği yok. Gerçek bilgiye sahip olamadıkça komplo teorileri zemin buluyor. Her iki kişiden biri virüsün insan yapısı olduğunu düşünüyor. Her dört kişiden biri cerrahi maskelerin karbondioksit zehirlenmesine yol açabileceğine inanıyor. Toplumun hemen hemen %40’ı salgının 5G şebekesi nedeni ile ortaya çıkmış olması iddiası konusunda fikir belirtemiyor. Ve yine %40’a yakın bir kesim aşı bulunsa bile ya yaptırmayacak ya da kararsız. Özetle ciddi bir kafa karışıklığı, bilgi eksikliği söz konusu. Salgın ile mücadeleye toplumsal bilinçlendirme boyutunu da ekleme ihtiyacımız var » dedi.

 

Önce Sağlık mı Ekonomi mi?

Önce Sağlık mı Ekonomi mi?

Ipsos, Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile; Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koyuyor ve hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip ediyor. Araştırmanın 11. Döneminden verilerle hazırlanan derlemede; ülkemizde normalleşme takvimi kapsamında geçici olarak faaliyetine ara verilen işletmelerin tekrar açılmasına dair iki temel yaklaşıma ilişkin vatandaşların görüşü alındı. Buna göre her 10 kişiden yaklaşık 6’sı (%58) ekonominin daha uzun sürede toparlanması anlamına gelse dahi salgınla mücadelenin birinci öncelik olması gerektiğini ve bu nedenle işletmelerin açılmasını erken bulduklarını belirtiyor. Karşıt görüş ise %32 düzeyinde ve ülke ekonomisi için işletmelerin açılmasının doğru bir karar olduğunu savunuyor.

SALGININ EKONOMİK FAALİYETLERE ETKİSİ

Genel kamuoyu en çok yeme içme (%72) ve konaklama (%67) sektörlerinin salgından olumsuz etkileneceğini öngörüyor. 2019 yılında turizm gelirini bir önceki yıla göre %17* artışla kapatan ülkemiz için bu sene turizm açısından zor bir yıl olacak. Salgının risk yarattığı diğer bir alan ise yüz yüze eğitime ara verilip uzaktan eğitime geçiş yapıldığı eğitim sektörü. Vatandaşların %66’sı önümüzdeki dönem olumsuz etkilenecek ilk 3 sektör arasında eğitim sektörünü dile getirdi. Her 10 kişiden 4’ü ise telekomünikasyon (%43) ve medya-bilgi sektörü (%42) için bir fırsat yaratacağını düşünüyor.

NORMALLEŞME DÖNEMİNDE ALIŞVERİŞ
Salgının bireylerin alışveriş davranışları üzerinde de ciddi etkileri oldu. Bu dönemde online alışveriş eğiliminin arttığını hatta daha önce hiç online alışveriş yapmamış kişilerin ilk kez bu kanalı kullandıkları gözlemlendi. Normalleşme ile beraber yeni kazandığımız alışkanlıkları sürdürüp sürdürmeyeceğimiz veya eski alışkanlıklarımıza dönüp dönmeyeceğimiz merak edilen konular arasında yer alıyor. Araştırmada bireylere mağaza ve marketten alışverişi ilk ne zaman yapmayı düşündüklerini sorduk. Buna göre toplumun yarısından fazlası (%64) halihazırda marketten alışveriş yapıyor, bu oran mağazadan alışveriş için %16 seviyesinde. Haziran-Ağustos döneminde başlayacaklarla beraber toplumun çok büyük kısmının marketten alışverişe daha çabuk adapte olduğunu görüyoruz. Öte yandan, mağazadan alışverişe daha temkinli bir yaklaşım var.

SALGIN DÖNEMİNDE HARCAMA EĞİLİMLERİ

Salgının ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerinin bireylerin alışveriş davranışlarına da yansıdığı görülüyor. %80 gibi oldukça büyük bir oranda, vatandaşlar bu dönem daha az harcama yapmaya çalıştıklarını ifade ediyor. Bu eğilimin farklı sosyo-ekonomiden bireyler arasında farklılık göstermemesi de dikkat çekici.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik araştırmada elde edilen verilerle ilgili yaptığı  değerlendirmede şunları iletti; “Her üç kişiden ikisi son hafta içinde süpermarkete giderek alışveriş yaptı, geri kalanlar ise ya bu hafta süpermarket alışverişi ihtiyacı olmayanlar, ya onlar için alışveriş yapan bir yakını olanlar ya da online alışveriş yapanlar… Geçtiğimiz haftalarda ekonomi yeniden az farkla da olsa ülkenin en önemli sorunu haline gelmişti. Araştırmamıza katılanların %80’i salgının vurduğu ekonomik darbe ile mücadele için daha az harcama yapacaklarını belirtiyorlar. Ancak ekonominin bu kadar gündem teşkil etmesi salgının yarattığı sağlık endişesinin artık yok olduğu anlamına da kesinlikle gelmiyor. Her üç kişiden biri ekonominin düzelmesi ve işsizliği önlemek amacı ile işletmelerin açılmaya başlaması fikrini destekliyor. Ancak; toplumun %60’ı ekonominin olumsuz gidişatına rağmen işletmelerin açılması için henüz erken olduğunu düşünüyor. İşin ilginç yanı bu şekilde düşünenler arasında çalıştığı iş yeri faaliyetine ara vermiş olanlar da var. Salgına dair endişelerin azalmamasında son hafta içinde vaka sayılarında yeniden artış görülmesinin de etkisi olabilir.”

Salgın Konusunda endişeli mi rahat mıyız?

Salgın Konusunda endişeli mi rahat mıyız?

Ipsos, Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile; Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koyuyor ve hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip ediyor. Araştırmanın 12. Döneminden verilerle hazırlanan derlemede Toplumun Endişe Düzeyi, Maske Kullanımına Bakışı ve YKS Gündemiyle ilgili olarak kamuoyunun nabzı tutuldu.

Salgın Karşısında Endişeli mi Yoksa Rahat mıyız?

Ipsos Koronavirüs Salgını ve Toplum Kamuoyu Araştırmasından elde edilen verilere göre; Vatandaşların yarısından fazlası (%56) salgının ilk döneminden bu yana endişeli ruh halini sürdürüyor. Tam tersine ilk günden bu yana rahat hissedenler çok daha küçük bir kesim (%7). Toplumun bir kesiminin ise zamanla ruh hali değişmiş. Her 4 kişiden 1’i (%27) endişelerinden zaman içinde sıyrılıp rahatlarken, ilk dönemdeki rahatlığın yerine endişeli ruh haline büründüklerini söyleyenlerin oranı %10 seviyesinde.

“Herkes Maske Taksın!”

Normalleşme sürecinin vaka ve ölüm sayılarında artışa neden olup ikinci dalganın yaşanabileceğine dair toplumda ciddi bir endişe var. Bu çerçevede salgınla mücadele kapsamında 45 ilde maske takma zorunluluğu getirilmesini vatandaşlar doğru buluyor. Bu görüşün altında, diğer vatandaşların aldığı bireysel önlemlerin yetersiz olduğu ve dolayısıyla bu tür kamusal tedbirlere ihtiyaç olduğu düşüncesi de yer alıyor.

Koronavirüsten korunmak için maske kullanımına dair sadece devletlerin aldığı kararlar farklılık göstermiyor, aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü, Amerika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) gibi kuruluşların da tavsiyeleri zaman için değişiklik gösterdi. Bu kuruluşların bugünkü tavsiyesi bireylerin cerrahi maske veya kumaş maske kullanmaları yönünde, yüz solunum maskelerinin sağlık uzmanlarına bırakılması gerektiği vurgulanıyor. Cerrahi maske, bugün ülkemizde virüsten korunmak için toplumda en yaygın kullanılan maske (%80). Cerrahi maskeyi, %13 ile kumaş maske ve %5 ile N95 gibi yüz solunum maskeleri takip ediyor. Uzmanlar tarafından tek kullanımlık olan bu maskelerin uzun saatler veya ertesi gün kullanılmaması tavsiye ediliyor. Bireylere tek kullanımlık bu maskeleri ne kadar süre kullandıkları sorulduğunda büyük çoğunluk sadece bir gün kullandıklarını beyan ediyor. Ancak toplumun 1/5’inin tekrar kullanmak üzere maskesini sakladığını görülüyor.
Kumaş maskelerin virüsten yeteri kadar koruma sağlayıp sağlamadığına dair farklı kurumaların farklı beyanları oldu. Her ne kadar son dönemde sağlık kuruluşları vatandaşları kumaş maskeye yönlendirse de vatandaşların kumaş maskeyi yaygın kullanmamasının bir nedeni de bu kafa karışıklığı olabilir. Tek kullanımlık maskelerin yarattığı çevre kirliliği ise başlı başına bir konu.

Türkiye’de maske kullanmanın artık bir norm haline geldiğini söylenebilir. Salgının 3. haftasından itibaren maske kullanımı çok yaygınlaştı. Bugün salgından korunmak için maske kullananların oranı %98 seviyesinde.

Öte yandan farklı okazyonlarda maske kullanımı sorgulandığında maskeyi her zaman kullanmadığını beyan edenlerin oranı %25’lere kadar yükseliyor. Her zaman maske kullanmayanların temel gerekçesi maske kullanmayı fiziksel olarak zor bulmak (%35). Bu gerekçeyi, maskenin ücretli olması, pahalı olması, ücretsiz temin edememek gibi gerekçeler takip ediyor (%24). Sosyal mesafenin korunduğu için maskeye ihtiyaç duymamak da dile getirilen gerekçeler arasında yer alıyor.

Maskenin koruyucu olduğuna inanmadığı için maske kullanmayanların oranı ise %8 ile sınırlı.

Daha önce 20-21 Haziran tarihlerinde yapılması planlanan YKS diğer bir ifadeyle üniversite sınavı salgın nedeniyle YÖK tarafından 25-26 Temmuz tarihlerine ertelenmişti. Normalleşme takvimi kapsamında sınav tarihinde tekrar değişiklik yapılarak 27-28 Haziran tarihlerinde yapılmasına karar verildi. Ipsos’un Koronavirüs Salgını ve Toplum Kamuoyu araştırmasının son döneminde; 2.5 milyona yakın öğrencinin gireceği üniversite sınavının bu tarihte yapılması konusunda genel kamuoyunun görüşü alındı. Toplumun %59’u sınavın bu tarihte yapılmasını yanlış bulduğunu ifade etti. Doğru bulanların oranı ise %27 ile sınırlı kaldı.

Sınav esnasında maske kullanımı, sınav salonuna girişte ve sınav esnasında sosyal mesafeye uyulması, sınav salonun dezenfekte edilmesi gibi kuralların toplumda gençler adına hissedilen endişeyi ancak kısmen azalttığı söylenebilir. Bu soruya verilen cevabı, gençlerin salgın nedeniyle psikolojik olarak sınava hazır olmadığı ve salgın devam ederken sınav yapılmasının doğru görülmediği şeklinde yorumlamak mümkün.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik araştırmada elde edilen verilerle ilgili yaptığı  değerlendirmede şunları iletti;  « Vatandaşların çoğunluğu hala salgına dair endişeli ve önlem alınmasını, alınan önlemlerin devam etmesi fikrini destekliyorlar. Hatta normalleşmenin biraz hızlı olduğu düşüncesi de hakim. Daha önce ertelenen üniversite sınavı tarihinde yeniden değişiklik yapılarak Haziran’a çekilmesi genel olarak yanlış bir karar olarak değerlendirildi. Geçtiğimiz haftalarda yaptığımız araştırmalarda maske-mesafe-temizlik önlemleri arasında en kritik olanların maske ve mesafe olduğunu tespit etmiştik. Bazı şehirlerde getirilen maske kullanım zorunluluğu toplumda destek bulan bir uygulama. Her on kişiden dokuzu bu kararı destekliyor. Maske kullanımı konusuna biraz daha yakından baktığımızda genel olarak cerrahi maske kullanıldığını görüyoruz. Cerrahi maskenin kullanımı bu kadar yaygın olunca tek seferlik kullanımın da yaygın olması şaşırtıcı değil, ancak şaşırtıcı olan her 5 kişiden birinin cerrahi maskeleri bir günden fazla kullanıyor olması. Her ne kadar maske kullanımını doğru bulsak da düzenli maske kullanmayan her üç kişiden biri için bu fiziksel olarak zorlayıcı. Fikren destekliyoruz ama henüz uygulamada olması gereken noktada olduğunu söyleyemeyiz. » dedi.

 

Kontrollü sosyalleşme sürecinde Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?

Kontrollü sosyalleşme sürecinde Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?

Ipsos, Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile; Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymakta ve hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip ediyor.

Koronavirüs salgını öncesi son bir yıllık dönemde vatandaşlar Türkiye’nin en önemli sorununu ekonomi olarak tanımlamaktaydı. Koronavirüs vakalarının hayatımıza girmesiyle beraber bir anda Türkiye’nin en önemli sorunu salgın halini geldi ve Mart 2020’den bu yana salgın tüm sorunların önüne geçti. Vakaların başladığından bu yana ilk kez salgının en önemli sorun olma seviyesi %39’a indi ve ekonomi salgını geçti; bugün vatandaşların %43’ü ekonomiyi Türkiye’nin en önemli sorunu olarak görüyor.

Ipsos’un Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasına göre; vatandaşlar koronavirüs salgınının hem Türkiye ekonomisi hem de kendi ekonomileri için bir tehlike oluşturduğu konusunda hemfikir. Her 10 kişiden 8’i salgının Türkiye ekonomisi için ciddi bir tehlike oluşturduğunu düşünüyor. Her ne kadar vatandaşlar salgının ülke ekonomisi için daha fazla risk taşıdığını düşünse de yarıdan fazlası salgının kendi kişisel ekonomileri için de ciddi bir tehlike oluşturduğu kanısında.

Salgın döneminde alınan tedbirler doğrultusunda bazı sektörlere yönelik kısıtlamalar söz konusu oldu. Buna göre araştırmada istihdamda yer alan vatandaşların üçte biri (%33) işyerleri geçici olarak faaliyet göstermediğini beyan etti. Diğer yandan sadece işyerleri geçici olarak kapananlar değil halen işyerleri faaliyet gösterenler de salgının işleri üzerinde olumsuz etkisi olacağı görüşüne sahip. Çalışanların yarısından fazlası (%57’si) önümüzdeki dönemde işleri üzerinde salgının olumsuz etkilerinin ortaya çıkacağını düşünüyor. Salgının işleri için bir fırsat alanı oluşturduğunu düşünenlerin oranı ise %6 ile sınırlı.

Normalleşme takvimi kapsamında restoran, kafe, pastane ve çay bahçelerinin belirli kurallar çerçevesinde hizmet vermeye başlaması konusunda genel kamuoyunda görüş birliği yok. Ipsos’un Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmaşına göre; vatandaşların %48’i açılma kararını yanlış bulurken, %41’lik bir kesim bu kararın doğru olduğuna inanıyor. 46-55 yaş arası vatandaşlar bu kararı en büyük oranda destekleyen kesim; buna rağmen 18-25 yaş arası bireylerin sadece %29’u bu kararı doğru buluyor.

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik araştırmada elde edilen verilerle ilgili yaptığı  değerlendirmede şunları iletti;   “Kendimize “hangi sorunumuz daha normal?” sorusunu sorarsak olağanüstü durumların yaşanmadığı dönemlerde yüksek ihtimalle “en önemli sorun olması en normal başlık ekonomidir” yanıtını veririz. Büyük terör olayları, sınır ötesi operasyonlar gibi çok kritik olayların söz konusu olmadığı dönemlerde ülkemizin en önemli sorunu hep ekonomi idi. Covid-19 salgınını yaşamaya başladığımız günden beri ise çok olağanüstü günler yaşadık ve doğal olarak salgın, gelip sorunlar listemizin en başına oturdu. Haftalarca en önemli sorun konumundaydı, Mayıs ayı başından sonra yavaş yavaş gerilemeye başladı, bu sırada da en önemli sorun ekonomidir diyenlerin oranı giderek yükseliyordu. Ve nihayet ekonomi az bir farkla da olsa yeniden ülkemizin 1 numaralı sorunu haline geldi. Her ne kadar ekonomiye dair endişelerimiz yükselmiş olsa da iş yerlerinin faaliyete başlamasının doğru bir karar olmadığını düşünenler hala çoğunlukta, yani bir grup insan ülkenin en büyük sorunu olarak ekonomiyi görseler de iş yerlerinin açılması fikrine henüz hazır değil. Ekonominin sorunlar listesindeki yükselişine dair aynı anda geçerli iki yorum yapabiliriz, öncelikle bu durum normalleşmenin bir sonucudur diyebiliriz, hayat normale döndükçe odağımız yeniden kadim sorunumuz olan ekonomiye yöneliyor, ikinci nokta ise salgının kendisinin de ekonomik sorunları körüklüyor olmasıdır. Şirketleri, çalışanları ve dolayısıyla istihdamı destekleyen paketlere rağmen insanların %96’sı ülke ekonomisi için, %86’sı kişisel ekonomileri için tehlike görüyorlar. Araştırmaya katılanların çalıştığı işletmelerin üçte birinin geçici olarak faaliyetine ara vermiş olması salgının ekonomiye vurduğu darbeyi net olarak ortaya koyuyor. Yaklaşık her on kişiden dördü önümüzdeki dönemde de işlerinin olumsuz etkileneceğini düşünüyor.”

 

Kontrollü Sosyal Hayat; Maske, Mesafe ve Kişisel Temizlik Konusunda Kamuoyu Ne Düşünüyor?

Kontrollü Sosyal Hayat; Maske, Mesafe ve Kişisel Temizlik Konusunda Kamuoyu Ne Düşünüyor?

Ipsos, Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile; Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymakta ve hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip etmektedir.

Geçtiğimiz hafta başlayan normalleşme sürecinde Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulunun açıklaması; bu süreci maske, sosyal mesafe ve kişisel temizlik unsurlarına dikkat ederek geçirmemiz yönündeydi. Bu kontrollü sosyal hayatın kamuoyu nezdinde nasıl bir karşılık bulduğunu Ipsos son araştırmasında masaya yatırdı. Kamuoyunun maske kullanımına ve sosyal mesafeye dair tutumlarını ve temizlik konusundaki davranışlarını inceledi.

Maske toplumda utanılacak bir şey olarak görülmüyor.
Toplumda maske kullanmanın salgın sürecinde yavaş yavaş bir norm haline geldiği görülüyor. Maske toplumda utanılacak bir şey olarak görülmüyor. Diğer yandan maske kullanmayı utanç verici bulan veya bu konuda daha ortada bir tutum sergileyenlerin oranı %13 seviyesinde. Özellikle erkekler (%17) ile formel eğitim almamış veya daha düşük formel eğitime sahip bireyler (%18) arasında bu olumsuz algı daha yaygın. Bireylerin yaşına göre bu konudaki tutumlarda farklılaşma olmaması dikkat çekici. Diğer bir ifadeyle, gençler de yaşça kıdemli vatandaşlar da bu konuda benzer bir görüşe sahip.

Toplumun üçte biri, tanıdıklarını sosyal mesafe konusunda uyarmaya çekineceklerini söylüyor

Geçtiğimiz hafta kısıtlamaların kaldırılmasıyla birlikte daha fazla sayıda vatandaş hava almak, yürüyüş yapmak, işyerine gitmek gibi amaçlarla evden dışarı çıkmaya başladı. Bu süreçte bireysel olarak alınması gereken önlemlerin başında sosyal mesafe geliyor. Öte yandan, başkalarıyla fiziksel mesafeyi koruma, öpüşme, sarılma, el sıkışmaktan kaçınma gibi davranışları içeren sosyal mesafe sadece bireysel olarak alınabilecek bir tedbir değil, diğer vatandaşların da ancak buna uyması durumunda anlamlı bir hale geliyor.

Araştırmaya katılan vatandaşlara, tanıdıkları birisi kendileriyle sosyal mesafesini korumazsa bir şey söylemekten çekinip çekinmeyeceğini sorduk. Buna göre toplumun üçte biri, tanıdıklarına bu konuda bir şey söylemeye çekineceklerini beyan ediyor.

Toplumun neredeyse tamamı virüs vakasının Türkiye’de ilk kez görülmesinden bu yana ellerini sabunla sık sık yıkıyor. Benzer şekilde kolonya veya antiseptik kullanımı çok yaygın. Dışarıda eldiven kullanımı ise Nisan ayında en yüksek seviyeye ulaştıktan sonra bugün %50 seviyesine inmiş gözüküyor.

Vatandaşlar koronavirüse yakalanma olasılıkları konusunda tam bir görüş ayrılığı içerisinde.

Üçte biri virüse yakalanmayacağını düşünürken, diğer üçte birlik kesim yakalanabileceğini düşünüyor. Geri kalan üçte bir ise bu konuda daha kararsız bir tablo çiziyor. Her ne kadar medyada virüs nedeniyle hastalanan kişilerin daha çok ileri yaş grubu olduğu ifade edilse de bu konudaki beklentide bireylerin yaşına göre bir farklılaşma gözükmüyor, farklı yaş grubundan bireyler virüse yakalanma olasılıklarını benzer görüyor.

Diğer yandan virüse yakalanma durumunda, bireylerin yaşının iyileşme sürecine dair beklentiyi şekillendirdiğini görülüyor.  36 yaş altı genç ve genç yetişkin bireylerin neredeyse yarısı (%47) hastalığı kolay atlatacağını düşünürken, bu oran orta yaş grubunda %36’ya, orta yaş üstü ve yaşça kıdemli vatandaşlarda %24’e düşüyor.
Virüsü kolay atlatamayacağını düşünenlerin oranı 46 yaş ve üstü bireylerde (%43) diğer yaş gruplarına kıyasla daha yüksek. Öte yandan, genç ve genç yetişkinler dahi bu yönde bir endişe taşıyor (%24).

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik elde edilen bulguları değerlendirdi; “ Salgının hayatlarımıza etkisi 3 aşamalı, ilk aşama bulaşmanın yüksek olduğu, can kayıplarının zirve yaptığı ve bu nedenle karantina uygulamalarının yapıldığı 1. Aşama. 2. Aşama bulaşmanın yavaşladığı, sağlık sistemi üzerindeki yükün hafiflediği ve normalleşme adımlarının atılmaya başlandığı aşama. 3. aşama ise salgının ardından hayatımıza dahil olacak yeni kavramlar, prensipler ile devam edeceğimiz yeni hayat. Şu anda ülke olarak 2. aşamanın ilk günlerindeyiz Normalleşme süreci kapsamında sokağa çıkma kısıtlamasının uygulanmadığı ilk hafta sonunu yaşıyoruz. Yaz mevsiminin de etkisi ile vatandaşlar parklara, sahillere akın ediyorlar, sosyal mesafenin ihlal edildiği görüntüler ile karşılaşıyoruz. Bu görüntüler endişe veriyor.

Sokağa çıkma kısıtlaması kalkarken vatandaşlardan dikkat etmeleri rica edilen 3 ana önlem vardı, maske, mesafe ve temizlik. El temizliği toplumumuzun salgın öncesinde de hassas olduğu bir konu olması nedeni ile bu özel dönemde de en başarılı olduğumuz önlem, el temizliği konusunda sınavı net olarak geçiyoruz. Maske kullanmaktan utanan çok küçük bir kesim hala olsa da toplumun yaklaşık %90’ı için maske kullanımı gayet normal karşılanan bir önlem, öte yandan maskeyi doğru takmak, gerektiği gibi temiz tutmak gibi detaylar hala araştırılmaya muhtaç. Mesafe konusunda gerektiğinde birbirimizi uyarmak konusunda hala çekingeniz. Görünen o ki bizim daha çok odaklanmamız gereken önlemler maske ve mesafe… Bu iki başlık altında gidilecek yolumuz hala var. Normalleşmenin gevşeme anlamına gelmediğini bilmeliyiz. İnsanlarımızın üçte biri kendisinin hastalanma ihtimalini düşük görüyor. Oysa ki gerekli önlemleri almadığımız takdirde risk hepimiz için eşit” dedi.

 

Ipsos “Araştırmada Yenilikler Konferansı 04 Haziran’da”

Ipsos “Araştırmada Yenilikler Konferansı 04 Haziran’da”

Koronavirüs salgını sonrası dünya kamuoyu yeni normal  kelimesini duymaktan bunalmışken; karar vericilerin belirsizlikleri mümkün olduğunca anlamaya ve azaltmaya her zamankinden daha çok ihtiyacı olduğu görülüyor. Bunun için de işin sırrı; bilgi ve trendlere hakim olarak, olası senaryolar ile beklenmedik olaylar arasında bir denge kurabilmek en önemli olanı…

Ipsos tarafından bu yıl yedincisi 04  Haziran 2020 gerçekleştirilecek olan Araştırmada Yenilikler Konferansında belirsizlikleri ortadan kaldırmak, bilgi ve belirsizlik arasındaki dengeyi kurabilmek beraberinde bizi geleceğe hazırlayacak öngörülere ulaşmak için en önemli aracımız olan Araştırma alanındaki çok çeşitli sıcak konulara uzmanlarıyla birlikte değinilecek.

Araştırma Yenilikler Konferansları 2003’ten günümüze her yıl bilimsel verilerle, uygulamalı, öngörülü öğretilerle tasarladığı içeriğinin yanında sosyal sorumluluk projesini de aksatmadı… Bu yıl da yıllardır sürdürdüğü geleneğini bozmadan konferanstan elde edilen gelirin tamamını sosyal porjeye aktaracak. Konferansa katılım Bütün Çocuklar Bizim Derneği’ne yapılacak minimum 250 TL bağışla gerçekleştirilecek. Her bir bağış İstanbul’da Covid-19 servis ve acillerinde çalışmakta olan hemşire ve personelin çocuklarına bir defalık eğitim burs olacak. 3 kişilik bağış yapan bir grup +1 kişiyi de davetli olarak getirebilecek.

Araştırma’da Yenilikler Konferansında Konuşulacak Bazı Başlıklar

Konferansın başkanlığını ve moderasyonunu Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik gerçekleştirecek.  4 Haziran’da online olarak gerçekleştirilecek konferansın açılış konuşmasını da Ipsos’un kurucusu, Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Didier Truchot gerçekleştirecek.

Global Trendlerle Karmaşıklığı Anlamaya Odaklanacağız…

2013’den bu yana düzenli olarak gerçekleştirilen Ipsos Global Trends Araştırması’nın 2020 Raporu “Karmaşıklığı Anlamak” üzerine odaklanıyor. 33 ülkeyi kapsayan ve 375 farklı soruya yanıt veren bu geniş kapsamlı araştırmadan öne çıkan iç görüleri, Ipsos MORI CEO’su Ben Page aktaracak.

Koronavirüs Kriziyle ilgili Çin’den neler öğrenebiliriz?…

Koronavirüs krizini tüm dünyadan önce yaşamaya başlayan ve bu konuda aksiyonları herkesten önce alan Çin’den markalar ve şirketler neler öğrenebilir? Çin’in deneyimlerini Ipsos Çin’den Yan Ho aktaracak.

Ya Sonra?” özel bir panelde tartışılacak…

Tüketicilerin salgın sonrası Türkiye’yi şekillendirecek kaygıları, umutları ve beklentileri farklı açılardan ele alınacak ve tüm bunların çeşitli sektörlerdeki yansımaları Ya Sonra? Panelinde Ipsos Türkiye CEO Sidar Gedik moderasyonunda;  Koç Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim üyesi ve TÜSİAD Ekonomik Araştırmalar Forumu Direktörü Prof. Dr. Selva Demiralp ve Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi, İstanbul Politikalar Merkezi Kıdemli Uzmanı, Araştırma ve Akademik İlişkiler Koordinatörü Prof. Dr. Senem Aydın Düzgit ile tartışacak…

Yüz yüze Araştırmaların Geleceği Ne Olacak?…

Koronavirüs salgınıyla birlikte en çok sekteye uğrayan araştırma yöntemi yüz yüze araştırmalar oldu. Yüz yüze araştırmaların geleceği ne olacak? Hali hazırda ne gibi uygulamalar hayatımıza girmeye başladı. Ipsos’un Offline Operasyonlar Başkanı Rownload Lloyd’dan dinleyeceğiz..

Dijital Ayak İzleri ve Online Alışveriş Bize Neler Söylüyor?…

Dijital aktiviteler şimdi tüketimin dilinden konuşuyor: Ipsos; bireylerin mobil dijital ayak izlerini kesintisiz olarak pasif ölçümlemeyle izliyor ve aynı bireylerin online ve offline satın alım davranışları ve marka tercihleriyle konuşturuyor. Media4Sight adlı bu çözümden en taze içgörüler

Kayıt ve daha detaylı bilgi için www.arastirmadayenilikler.com web sitesi ziyaret edilebilir.