Yazılar

Ipsos; İlaçlarımızı almayı unutuyoruz

 Ipsos’un yaptığı araştırmaya göre “Kronik Hastaların Yaklaşık %30’u İlaçlarını Almayı Unutuyor”

 

Dünyanın en büyük ve başarılı araştırma şirketi Ipsos farklı çalışma projelerini hayata geçirmeye devam ediyor.  İlaç Bilincini Geliştirme ve Akılcı İlaç Derneği önderliğinde ve global biyofarma şirketi AbbVie’nin koşulsuz katkıları ile gerçekleştirilen “Türkiye’de Kronik Hastalıklarda Tedavi Uyumu” araştırmasına göre hastaların yüzde 30’u unuttukları için, yüzde 5’i de bilinçli olarak ilaçlarını düzenli olarak almıyor.

 

Kişinin bir sağlık uzmanı tarafından onaylanmış önerileri doğrultusunda ilaç kullanımı, beslenmesi ve gerçekleştirdiği hayat tarzındaki değişiklikleri kapsayan davranışlarının tümü “ tedavi uyumu” olarak tanımlanıyor.  Dünya genelinde tedavi sürecinde yaşanan problemlerin başında ise kronik hastalardaki düşük tedavi uyumu geliyor. Düşük tedavi uyumunun etkisi, kronik hastalıkların yükü ile daha da artıyor. Uzun dönem tedavilerde yaşanan düşük tedavi uyumu, kötü sağlık sonuçları ve daha yüksek sağlık hizmetleri maliyeti ile sonuçlanıyor.

Türkiye’de Kronik Hastalıklardaki tedaviye uyumu inceledi. Araştırma 14 ilde*, 14 farklı kronik hastalık çerçevesinde “ toplam 540 hasta ve 350 doktorla” gerçekleştirilen araştırma sonuçları dikkatleri üzerine topladı.

 

“Türkiye’de Kronik Hastalıklarda Tedavi Uyumu” adlı araştırma kapsamında en az 6 aydır ilaç tedavisi alan 540 hasta ve 9 farklı uzmanlıktan “ 350 doktor ile yüz yüze” görüşmeler yapıldı. Üniversite hastanesi, eğitim ve araştırma hastanesi, devlet hastanesi ve özel hastanelerde görevli doktorlarla yapılan araştırmadan öne çıkan sonuçlar şöyle; hastaların yüzde 30’a yakını ilaçlarını almayı unutuyor. Hastaların yüzde 5’i ilaçlarını bilinçli olarak almadığını söylerken; bunu daha çok kendilerini iyi hissettikleri zamanlarda yaptıklarını ifade ediyor. 10 hastadan 4’ü ilaçlarını reçetelenen dozda ve sıklıkta almakta zorlanıyor.

Araştırmaya hastalık bazında bakıldığında; Parkinson hastalarının yüzde 47’si, ülseratif kolit hastalarının yüzde 43’ü, astım/KOAH ve Crohn hastalarının yüzde 37’si, yüksek tansiyon hastalarının yüzde 36’sı, yüksek kolesterol hastalarının yüzde 33’ü, diyabet hastalarının yüzde 28’i, kanser hastalarının yüzde 23’ü, ankilozan spondilit ve sedef hastalarının yüzde 21’i, romatoid artrit hastalarının yüzde 20’si, HIV pozitif bireylerin yüzde 13’ü, hepatit B ve tüberküloz hastalarının yüzde 7’si ilaçlarını almayı unutuyor.

Araştırmaya göre; hastaların ilaçlarını reçete edildiği gibi almak için çeşitli yöntemler geliştirdiği görülüyor, en çok kullanılan yöntemlerin başında tüm ilaçların aynı zamana planlanması ve ilaç kutusu kullanılması geliyor.

 

10 hastadan 1’i tedavi uyumsuzluğu nedeniyle yeniden hastaneye yatıyor.

Araştırmaya katılan doktorların verdiği cevaplar da oldukça dikkat çekici. Doktorlar 10 kronik hastadan 9’unun ilaçlarını reçete edilen dozda, sıklıkta ve zamanda kullandığı yanıtını veriyor. Ayrıca doktorlar hastalarının yüzde 15’inin tedaviye uyum göstermediği için daha kötü klinik sonuçlarla karşılaştığına dikkat çekiyor. 5 kronik hastadan 1’i tedavi uyumsuzluğu nedeniyle yeniden hastaneye başvururken; son bir yılda bu hastaların ortalama 4 defa yeniden doktora gittiğinin de altı çiziliyor. 10 hastadan 1’i tedavi uyumsuzluğu nedeniyle yeniden hastaneye yatıyor ve ortalama 6 gün hastanede kalıyor.

Diğer bir yandan doktorların yüzde 83’ü tedaviye uyumun, medikal maliyetlerin düşürülmesinde de etkili olduğunu düşünüyor. Araştırmaya katılan doktorlar hastalarına ilaçlarını nasıl kullanmaları gerektiğini anlatmak için ortalama 3-4 dakika zaman ayırdığını ifade ediyor ve yüzde 60’ı bu zamanın yeterli olduğunu düşünüyor.

Araştırmaya katılan hastaların yüzde 98’i doktorlarıyla olan iletişimlerinin ilaçlarını önerilen şekilde kullanmalarında etkili olduğunu ifade ederken, doktorların yüzde 77’si doktor ve hasta arasındaki iletişimin hastanın tedaviye uyumunu artırmada çok etkili olduğunu söylüyor. Araştırmaya katılan hastaların ve doktorların yüzde 99’u tedaviye uyumun hastanın psikolojik durumu üzerinde çok etkili veya etkili olduğunu ifade ediyor.

Araştırma hakkında değerlendirme yapan İlaç Bilincini Geliştirme ve Akılcı İlaç Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık sonuçlar hakkında şunları  “Çok önemli bilgiler ortaya çıkaran bu araştırmanın sonuçlarının kamuoyu, sağlık otoritesi, ilaç sanayi, eczacılar, hekimler ve hastalar gibi tüm paydaşlarla paylaşılıp, her paydaşın bu konuda üzerine düşeni yapmasını umuyor ve bunun hasta sağlığı ve ülke sağlık ekonomisi açısından çok önemli olduğunu düşünüyoruz.” söyledi.

 

 

 

Ipsos’un “Türkiye Barometresi Yeni Yıl Özel Raporu” açıklandı…

Merakla beklenen rapor açıklandı. Çarpıcı başlıklar

Ipsos’un “Türkiye Barometresi Yeni Yıl Özel Raporu” açıklandı…

 

Kamuoyu Memnuniyet ve Beklenti Düzeyi 2018 Başına Kıyasla Daha Düşük, Geçmiş Yıllara Kıyasla Daha İyi!!!

Ipsos’un her sene yeni yılın ilk haftası kamuoyuna; biten yılı değerlendirip gelen yılın iklimi konusunda bilgi vermeyi amaçlayan “Türkiye Barometresi Yeni Yıl Özel Raporu” açıklandı…  Rapor kapsamında kamuoyunun 2018 değerlendirmeleri ve 2019’dan Beklentilerine dair çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı.

 

Kamuoyu Memnuniyet ve Beklenti Düzeyi

2018 Başına Kıyasla Daha Düşük, Geçmiş Yıllara Kıyasla Daha İyi!!!

Ipsos’un her sene yeni yılın ilk haftası kamuoyuna; biten yılı değerlendirip gelen yılın iklimi konusunda bilgi vermeyi amaçlayan “Türkiye Barometresi Yeni Yıl Özel Raporu” açıklandı…  Rapor kapsamında kamuoyunun 2018 değerlendirmeleri ve 2019’dan Beklentilerine dair çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı.

Yerel seçimler yaklaşırken vatandaşların nabzını tutan Türkiye Barometresi Yeni Yıl Özel Raporu’na göre; Kamuoyunun Memnuniyet ve Beklenti Düzeyi 2018 Başına Kıyasla Daha Düşük, Geçmiş Yıllara Kıyasla Biraz Daha İyi…

  • Ipsos – Türkiye Barometresi Raporu’na göre 2018’e olumlu olarak yorumlanabilecek bir memnuniyet ve beklenti düzeyi ile girilmişti.
  • 24 Haziran seçimleri öncesinde (her seçim öncesinde gözlemlendiği üzere) memnuniyet ve beklentilerde bir gerileme oldu.
  • Seçim sonrasında yeniden bir yükseliş görülse de özellikle döviz kurlarında çalkantıların yaşandığı Ağustos ayı sonrasında yeniden bir gerileme vardı.
  • Aralık ayı itibarı ile az da olsa bir toparlanma ile 2018 yılı tamamlandı. Gelinen nokta, her ne kadar yıl başındaki duruma göre geride olsa da geçmiş yıllardaki (o dönemde yükselen terör olaylarının yarattığı) olumsuzluk seviyesinde olmadığı görüldü.

Vatandaşların, ülkenin ve kendilerinin ekonomilerine yönelik beklentilerine bakıldığında ise;

  • Ülkeyle ilgili daha olumsuz bir ruh hali hakimken, kişisel ekonomilerle ilgili beklenti düzeyi geçen yılla hemen hemen aynı görülüyor.
  • “Gelecek yıl genel olarak Türkiye ekonomisinin durumu sizce nasıl olur?” sorusuna “daha kötü olur” diyenlerin oranı 2017 sonunda %20 iken bu yıl %35. Bu artış, daha çok “aynı kalır” diyen oranının azalması ile gerçekleşiyor.

Toplumun en önemli sorunu Ekonomi…

  • Ekonomi, ilk yarısı seçim atmosferi içinde geçen 2018 yılının bahar aylarından itibaren vatandaşların gözünde ülkenin en önemli sorunu haline geldi.
  • Yaz aylarında döviz kurlarında yaşanan ani yükselişler bir ara en önemli sorun ekonomidir diyenlerin oranını %59’a kadar yükseltti. Sene sonu itibarı ile de toplumun yarısı hala bu görüşü korumaya devam ediyor.
  • Sene başında en önemli sorun terördür diyenler toplumun %51’ini oluştururken Aralık ayında bu oran %13’e kadar gerilemiş durumda.
  • Bu durum aslında sağlıklı bir durum olarak değerlendiriliyor. Normal koşullar altında yaşayan bir ülkede terör veya savaş değil ekonomi, eğitim, altyapı gibi konuların öne çıkması daha olası olarak belirtiliyor.
  • Eğitime dair sorunların ülkenin en önemli sorunu olduğunu düşünenlerin oranı (%11) en önemli sorun terördür diyenlere yakın, iki yıldır da bulunduğu seviyeyi koruyor.

 

2019 Tüm Toplum Kesimlerinde Bir Dengelenme ve

Mücadele Yılı Olacak!!!

Sonuçları değerlendiren Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik şunları iletti: “Dengelenme-Disiplin-Değişim kodları ile hazırlanan 2019-2021 dönemini kapsayan Yeni Ekonomi Programı çerçevesinde bir dengelenme yılı olacağını düşündüğümüz 2019’un tüm toplum kesimlerinde bir mücadele yılı olacağı bilimsel açıdan net okunuyor. 2018 içinde çalkantılı bir rota izleyen mevcut durumdan memnuniyet seviyesi, yaşanan enflasyon yükselişine rağmen yılın son ayındayken geçen yıldan farklı bir noktada değil. Öte yandan gelecek beklentisinin daha olumsuz olduğunu görüyoruz.

  • ‘Ekonomik kriz var’ diyebilmek için Türkiye’nin üç dönem üst üste eksi büyüme gerçekleştirmesi (küçülmesi) gerekir. Dolayısıyla bu dönem için ‘ekonomik kriz’ tanımlaması doğru bir tanımlama değil. Ancak toplum psikolojisindeki geçmiş krizlerden kalma izlerin ve mevcut bazı ekonomik göstergelerdeki değişimin, tüketiciyi bir kriz beklentisi haline soktuğu söylenebilir.
  • Sene başında gerçekleşecek maaş zamları, gelir vergisi dilimlerinin yaşattığı dönemsel avantajlar, enflasyon ile mücadele kapsamındaki vergi avantajlarının süresinin uzatılması ihtimali gibi nedenlerden dolayı bu olumsuz beklentinin tüketime yansımalarının daha çok 2. Çeyrek itibarı ile hissedilmeye başlanacağını tahmin ediyoruz.

Tüketicilerin, ekonomide yaşanan gelişmelere verdikleri reaksiyonları düzenli olarak ölçüyoruz.

  • Tüketicilerin üçte biri satın alma güçlerinin hissedilir şekilde azaldığını ifade ediyor.
  • Tüketicilerin %20’si ek bir iş yapmaya çalışacağını söylüyor, yani fazla mesai ve ek iş yapma ihtiyacı geçmişe göre iki katına çıkmış, %37’si harcamalarını daha fazla kontrol edeceğini ifade ediyor.
  • Tüketicilerin mevcut harcama dağılımı içinde toplamın % 24,7’sinin kira ve konut harcaması oluşturuyor.
  • Ulaşım ise %18,7 seviyesinde ki bunun önemli bir bölümünü şehir içi ulaşım harcamaları oluşturuyor.

Özetle toplamda %43’lük bir bölümde önemli bir kısıntıya gidilmesi mümkün değil.

  • Harcamalar içinde %19,7 ‘lik bir ağırlığa sahip olan Gıda ve Alkolsüz İçecekler tüketiminin de ağırlıklı bölümünün zorunlu harcamalardan oluşacağı dikkate alınırsa tüketicilerin diğer harcama kalemlerinde ve kısmen de “lüks gıda” ürünlerinde kesintiye gitmesi beklenir.
  • Harcamaların en çok kontrol edileceği, bir başka deyişle en fazla tasarrufun amaçlandığı tüketim kategorileri giyim, eğlence ve kişisel bakım… Fiyat artışlarının en fazla algılandığı ürün kategorisi kağıt havlu ve tuvalet kağıdı.

Tüketicideki endişenin giderilmesi için ihtiyaç duyduğumuz istikrarlı dönemi yaşayabilmenin yolu ekonomik faaliyetlerin sürekliliğinin sağlanmasından geçiyor.

  • Hane halkları harcamaları, ülkenin ekonomik büyüklüğünde çok önemli bir yer tutuyor ve bu harcamaların devamı için pazarlama yatırımlarının hız kesmeden devam etmesi gerçekten önemli.
  • Yukarıda bahsettiğim olumsuz bazı tespitlere rağmen pazarlama aktivitelerinde bir yavaşlama gözlemlemiyoruz. Hizmet verdiğimiz müşterilerimiz 2019 bütçe planlamalarında pazarlama yatırımlarında bir kesinti öngörmediler.

 

  • Firmaların ürün lansmanları, reklam ve marka yatırımları hem Türkiye içinde hem de global coğrafyalarda tam hız devam ediyor. Bu çok önemli ve doğru bir strateji… Bu zorlu dönem bu yatırımlar ile çok daha hızlı bir şekilde atlatılacaktır. Bunu gözlemlemek bizim için mutluluk verici.”

Yerel seçimler öncesi Ipsos-Türkiye Barometresi Kapsamında, vatandaşların oy tercihinde nelerin etkili olacağı da soruldu.

Buna göre 31 Mart yerel seçimlerinde adaylardan çok siyasi partilerin ağırlığı olacak gözüküyor. Seçmenlerin %56’sı siyasi parti üzerinden tercih yapıyor. Bir yıl önce sorulduğunda adaya göre karar veririm diyenlerin oranı %42 iken bu oran 2018 sonunda %27’ye gerilemiş durumda. Kararsızların oranında ise yavaş yavaş seçim atmosferine giriyor olmanın da etkisi ile %3’ten %18’e artış var.

 

 

 

Araştırma Künyesi

Her iki ayda bir yürütülen Türkiye Barometresi Araştırması Ipsos’un finansmanında Ipsos’un Sosyal Araştırmalar hizmet birimi tarafından gerçekleştirilmektedir.  2018’in Barometre Araştırmasının sahası 24 Kasım – 13 Aralık tarihlerinde yüz yüze görüşme yöntemi ile gerçekleştirildi. 12 IBBS bölgesinden seçilen 15 ilde gerçekleştirilen çalışmanın örneklem sayısı 1320 ve araştırmanın hata payı %95 güven aralığında +/- 2,5’tur.

 Ipsos Hakkında:

Ipsos, dünyanın lider araştırma şirketlerinden Ipsos Grubunun bir parçası olarak reklam, müşteri ve çalışan memnuniyeti, pazarlama, medya, kamuoyu araştırmaları ve geleceği tahmin, modelleme ve danışmanlık uzmanlıkları sunan global bir pazar araştırma şirketidir. 500’e yakın çalışanı ile Türkiye’nin en büyük araştırma şirketidir.

 

Kendisini tutkulu araştırmacıların ve araştırmanın evi olarak tanımlayan Ipsos, TÜİK’den sonra ülkemizin en fazla araştırmacıya sahip olan kuruluşudur. Deneyimli araştırmacıları ile müşterilerinin işlerini geliştirmeleri için, ilk yaratıcı aşamadan,  marka / hizmet / ürün gelişme evrelerine kadar olan tüm süreçte ileri araştırma araçlarıyla, yüksek kalitede çözüm üretir. Ipsos, hızlı tüketim, perakende, dayanıklı tüketim, sağlık, teknoloji, finans, otomotiv, medya, turizm ve daha pek çok alanda müşterileri ile çözüm ortağı olarak çalışır.

 

ISO9001:2015, ISO20252 ve Güvenilir Araştırma Belgesi (GAB) sahibi olan Ipsos, çalışmalarını bu kalite standartları ve ESOMAR kuralları çerçevesinde yürütür.

 

 

Ipsos; Tüketici Giyim, Sosyal Aktiviteler ve Kişisel Bakım’da Tasarruf Planlıyor.

Tüketici Giyim, Sosyal Aktiviteler ve Kişisel Bakım’da Tasarruf Planlıyor.

Ekonomik dalgalanma sürecinde tüketicinin nabzını daha yakından tutmak için Ipsos Araştırma şirketinin başlatmış olduğu “Anti Crisis Monitor” araştırmasının ilk raporu çıktı. Bu raporda öne çıkan verilerden bazılarını bu ayki Pause City’s okuyucularımızın ilgisine paylaşmak isteriz.

Belirsiz ekonomik süreçler tüketicilerde normal dönemlere kıyasla, çoğu ürün ve hizmet kategorisinde farklı satın alma davranışlarını tetikleyebiliyor. Ürün tercihleri, beğenileri, satın alım sıklıkları, satın alım noktaları vb bir çok açıdan tüketiciler normal zamanlarda olduğundan farklı davranış gösterebiliyorlar. Hane halkının tüketim harcamalarının GSYH içindeki payının %60 olduğunu da göz önünde bulundurursak tüketicilerin bu hassas ekonomik dönemlerdeki davranışlarını sıcağı sıcağına takip etmek oldukça önem kazanıyor.

 

Dünyanın önde gelen araştırma şirketi Ipsos; bu konuyu yakından takip edip tüketicinin nabzını daha incelikle tutacak bir çalışma başlattı. Anti Crisis Monitor adlı çalışma; finans piyasalarındaki dalgalanmalar ve enflasyon artışının tüketicilerin algı ve davranışlarına nasıl yansıdığını, önceki dönemlerde yaşanan benzer süreçlerdeki tüketici davranışlarını da detaylarıyla ortaya koyarak analiz etti.

Anti Crisis Monitor’ün ilk raporundan öne çıkan bilgilerden bazıları şu şekilde;

Tüketicilere “Tasarruf için hangi tür harcamalarınızı kısmayı planlıyorsunuz?” diye soruldu. Tasarruf planlanan ilk üç kategori giyim, sosyal aktivite ve kişisel bakım olarak karşılarına çıktığını belirten araştırmacılar; tüketicilerin %60’ı giyimde, %55’i sosyal aktivitelerde, %40’ı ise kişisel bakımda tasarrufa gitmeyi planladığını belirtiyor.

Ekonomi kötüye gidecek diyenlerin %92’si gelirlerinin mevcut harcamaları için yeterli olmayacağını tahmin ediyor. Her ne kadar toplam harcama miktarı daha az olsa da; bu dönemlerde görülen eve kapanma trendi, hane içi harcamalara daha da yoğunlaşılmasına yol açıyor.

Peki tüketiciler hane içi harcamalarında geçtiğimiz ay ne gibi aksiyon aldılar?

Anti Crisis Monitor kapsamında çeşitli kategorilerdeki hane içi harcamalarında tüketicilerin tasarruf yapmak için neler yaptığı sorulduğunda; hane içi gıda harcamalarıyla ilgili tüketicilerin %81’i indirimde olan ürünleri seçtiğini, %58’i daha ucuz opsiyonlara yöneldiğini, %57’si ise kullanım oranını azalttığını belirtti. Birçok hızlı tüketim kategorisinde tüketicilerin daha ucuz ürünleri ve promosyonları beklediğini söylenebiliyor. Öncelikle marka değiştirerek sonra da tüketim miktarı ve sıklığını azaltarak masraflarını azaltma yönünde adımlar atacaklarını öngörebiliriz. Şimdiye kadar bahsedilen veriler tüketicilerin algı ve tutumlarıyla ilgiliydi. Davranış tarafına baktığımızda ise, önceki yıla kıyasla harcamalarda bir durağanlık görülüyor fakat enflasyondan arındırılmış harcama miktarlarına baktığımızda bu durağanlığı hızlı tüketim kategorilerinde bir düşüş olarak şu aşamada değerlendirilmiyor.

 

Ipsos Hane Tüketim Paneli verilerinee göre hızlı tüketim ürünleri büyümesi son iki ayda enflasyon artışıyla birlikte hız kazanarak %23 büyüdü. Bu büyümeyi incelendiğinde sepet değerlerinin ve alışveriş sıklığının geçen seneye kıyasla sabit kaldığı, artışın enflasyondan kaynaklandığını görülmekte. Tüm yılın geneline kıyasla son 2 ayda neredeyse tüm kategorilerde İndirim Marketleri ve Market Markalarına bir kayış gözlemleniyor. Enflasyondan arındırılan değerler yılın ortalamasına kıyasla son 2 ayda incelediği zaman; İçecekler, Atıştırmalık ürünleri, Süt ürünleri, Çamaşır&Bulaşık deterjanları ve Kişisel Bakım ürünlerinde büyümenin yavaşladığı görülmektedir.

Ipsos; Gençler 1 günü 34 saat hissediyor

  

Türkiye’de 12 – 19 yaş arası gençler toplam nüfusun %13’ünü oluşturuyor. Bu genç jenerasyon markaların, reklamcıların, siyasetin ve eğitimcilerin odağına yerleşmiş durumdalar ya da beş yıl içinde yerleşecekler. Ipsos toplumun bu önemli kitlesini anlamak üzere, anlama kılavuzu niteliğinde çarpıcı bir araştırma gerçekleştirdi. Şimdiki gençleri derinlemesine analiz etti ve ortaya önemli  sonuçlar çıktı.

Araştırmayla ilgili değerlendirmelerini ileten Ipsos’un Marka Sağlığı İzleme ve Sosyal Dinleme Analizleri hizmet birimlerinin lideri Özlem Sönmezyalçın: “Ipsos olarak toplum, insanlar ve pazarlar hakkında tam bir anlayış sunmak hedefiyle yürüttüğümüz çalışmalar kapsamında; nüfusun %13’ünü oluşturan ve gelecek dönemde önemli bir hedef kitle haline gelecek olan 12 – 19 yaş aralığındaki gençlerle ilgili detaylı bir rapor hazırladık. 360’ Teens Pulse adını verdiğimiz araştırmamız sonucunda; kuşak tanımlamalarından öteye geçerek ve “duyarsızlar”, “sorumsuzlar”, “sadık değiller” vb ön yargılı değerlendirmeleri de bir kenara bırakarak bu özel kitlenin markalar, sosyalleşme alanları vb çok çeşitli konulardaki tercihlerini, değer yargılarını, beğenilerini ve dijital dünyadaki davranışlarını detaylı bir şekilde ortaya koyduğumuz bir rapor ortaya çıktı. Raporda çok detaylı bölümler olmakla birlikte bu haberde paylaştığımız verilere genel olarak baktığımızda gençlerin aile bağlarına oldukça önem verdikleri, AVM’lerin hayatlarında önemli bir sosyalleşme alanı olduğunu, yerel markaların gençlerin gönüllerinde yer edebildiğini ve çok ekranlılık ve aynı anda birçok iş yapma güdüleri nedeniyle bir günü 24 saatten fazla hissettiklerini görüyoruz. Bu araştırmanın gençlerle ilgili ön yargılarımızı kırmada önemli bir araç olacağına inanıyorum.”

Gençler 1 günü 34 saat hissediyor.

Aynı anda çok iş yaptıkları, çok ekranlı yaşadıkları için olsa gerek gençler 1 günü daha uzun hissediyorlar. Yemek yerken ders çalışmak, alışveriş yaparken atıştırmak gibi birden fazla eylemi bir arada gerçekleştirme davranışları belirgin olarak gözlemleniyor.

Gençler dış görünüşlerine önem veriyorlar

Harçlıklarının %22’sini giyime harcıyorlar. En sevilen markalar sorulduğunda ilk 10 markanın 8’ini giyim markaları oluşturuyor. Kişisel bakım ve spor aktiviteleri ise özellikle yaz aylarında 3. Ve 4. Büyük harcama kalemi olarak belirtiliyor.

Yerli markaları beğeniyorlar

Ipsos’un araştırması gençlerin yabancı marka gibi bir saplantıları olmadığını da gösteriyor. En sevdikleri markalar sıralamasında ilk 10 markanın 4′ü Türkiye’den.

Gençlerin en çok tercih ettiği sosyalleşme alanı AVM’ler…

Ipsos’un araştırması kapsamında gençlere sosyalleşme alanı olarak en çok nereleri tercih ettikleri de soruldu. Buna göre gençlerin %55’i AVM’leri tercih ediyor, %53 ise açık havada sosyalleşmeyi tercih ettiklerini belirtiyorlar.

Gençlerin aile bağları 60’lara 70’lere mi dönüyoruz dedirtecek derecede güçlü

Araştırma kapsamında 12 – 19 yaş aralığındaki gençlere bazı ifadelere ne derece katılıp katılmadıkları da soruluyor. Böylelikle onların çeşitli konulara bakış açıları belirlenmiş oldu. Bu kapsamda “Ailemin değerlerini hiçbir zaman göz ardı etmem” ifadesine katılan gençlerin oranı %72 olarak görüldü. Bu da gençlerin aile değerlerine oldukça önem verdiklerini ortaya koyuyor.

Gençler Instragmda mahremiyete önem veriyor, en çok kullandıkları emoji ise:

Gençlerin %74’ü Instagram’da gizli hesap kullanıyorlar. Bir nevi takipçilerini kendileri seçmek ve mahremiyetlerini korumak istiyorlar.

Emojiler kuşkusuz gençlerin en sık kullandıkları ifade araçlarından buna göre en sık kullanılan emojiler şu şekilde sıralanıyor:

 

 

 

 

 

Araştırma Künyesi:

Ipsos 360’ Teens Pulse Araştırması, 12 – 19 yaş aralığındaki toplam 750 gençle 23 Temmuz – 10 Ağustos tarihleri arasında online olarak yapılmıştır. Örneklemin %48’i kadın, %52’si erkektir.  Örneklemde; 12-14 yaş aralığı %38, 15 – 17 yaş aralığı %37, 18-19 yaş aralığı %25’dir. ESOMAR kuralları gereği 12-14 yaş grubu ile gerçekleştirilen anketlerde ebeveyn izni dikkate alınmıştır.

Ipsos; Dünya’da sağlığı en iyi olan ülke Hindistan, Sırbistan ve Suudi Arabistan…

Dünya’da sağlığı en iyi olan ülke Hindistan, Sırbistan ve Suudi Arabistan…

 

Nasılsınız diye sorulduğunda dünya çapında verilen klasik bir yanıt “İyilik Sağlık”…   Gerçekten de iyi miyiz? Sağlıklı mıyız? Ülkemiz dünya ülkeleri arasında sağlık sıralamasında ne durumda? Dünya bu konuda ne diyor?  Türkiye ne diyor? Dünyanın önde gelen Global Araştırma şirketlerinden biri olan Ipsos; Türkiye dahil 28 ülkede gerçekleştirdiği araştırma, bireylerin sağlıklarıyla ilgili algılarını ve pratiklerini ortaya koydu.  Proje kapsamında ilk olarak bireylerin kendi sağlık durumlarını nasıl gördükleri soruldu. Buna göre global olarak %56’lık bir kesim sağlığının iyi olduğunu belirtti. Sağlık durumunun iyi olduğunu en fazla belirtilen ülke ise Hindistan oldu. Araştırmaya Hindistan’dan katılan bireylerin %70’i sağlık durumlarının iyi olduğu yanıtını verdi. Bu konuda olumlu görüş bildiren diğer ülkeler ise sırasıyla Sırbistan (%68) ve Suudi Arabistan oldu. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %57’si sağlık durumlarının iyi olduğunu belirtirken, %17’si sağlıklarının ne iyi ne de kötü olduğunu, %16’sı ise sağlık durumlarının iyi olmadığını belirtti.

 

%49 “Sağlıklı Besleniyorum” diyor.

Son dönemlerde beslenme düzenine dikkat etmek, ağır diyetler yerine sağlıklı beslenmeyi yaşam tarzı haline getirmek neredeyse her bireyin söyleminde. Öyleyse gelin bakalım; 28 ülkeden araştırma kapsamında bireylere sağlıklı beslenip beslenmedikleri sorulduğunda ne yanıt verilmiş. Sağlıklı beslendiklerini en çok düşünen ülkeler sırasıyla Hindistan (%68) ve Çin (%65) oldu. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %49’u sağlıklı beslendiğini belirtti.

 Sağlıklı beslenmenin en önemli olmazsa olmazı egzersiz… Bu ikili berber uyum içinde uygulandığı zaman sağlıklı yaşam kalitesi yüzde yüz artıyor. Ipsos’un dünyada gerçekleştirdiği bu araştırma kapsamında; bireylere yeterli egzersiz yapıp yapmadıkları da soruldu. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %44’ü yeterli egzersiz yaptıklarını iletti. Bu konudaki global ortalama %40 olurken, yeterli egzersiz yaptıkları konusunda en çok hem fikir olan ülke ise %62 ile Hindistan oldu.

 

En sık doktora giden ülke Belçika

Sağlık algısı araştırmasında aynı zamanda aile hekimi gibi temel sağlık hizmeti veren hekimleri ne sıklıkla ziyaret ettikleri de soruldu. Buna göre global ortalamaya göre %89’luk bir kesim yılda bir kez veya daha fazla kez hekim ziyaret etmiş gözüküyor. En sık doktora giden ülke ise Belçika olarak öne çıkıyor. Araştırmaya Belçika’dan katılan bireylerin %48’i yılda üç kez veya daha fazla temel sağlık hizmetleri için aile hekimi veya doktora gittiklerini belirtiyorlar. Türkiye’deki sonuçlar da global ortalamayla paralellik gösteriyor. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %89’u en az yılda bir veya daha fazla kez doktora gittiklerini belirtiyor. Yılda üç veya daha fazla kez doktora gidenlerin oranı ise %31

 

Globalde %62’lik bir kesim hayatında hiç psikolog veya psikaytriste gitmediğini beyan ediyor

Araştırmaya Japonya’dan katılan bireylerin ise %83’ü hayatımda hiç psikolog veya psikiyatriste gitmedim derken, Türkiye’den katılan bireylerin de %54’ü de aynı şekilde bilgi veriyor.

 

Kan bağışı konusunda farkında ve aksiyonda gözüküyoruz

Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %54’ü sıklıkla kan bağışında bulunduğunu belirtiyor. Kan bağışı konusundaki global ortalama ise sadece %29 olarak görülüyor. Buna göre en az kan bağışı yapanlar ise Japonlar (%11)

 Organ Bağışı konusunda en istekli beş ülkeden biriyiz

Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %72’si “ani ölümüm durumunda ihtiyacı olan başkalarına organlarımın verilmesine izin veririm” diyor. Organ bağışı konusunda en istekli ülke ise %75 ile Kolombiya, onu %74 ile Hindistan takip ediyor.

 Dünyanın en büyük sağlık problemleri Kanser, Obezite ve Zihin Sağlığı

Araştırma kapsamında 28 ülkede bireylere; “sizce ülkenizdeki en büyük sağlık problemleri nedir” diye soruluyor. Buna global ortalamada değerlendirildiğinde; kanser, obezite ve zihin sağlığı en büyük üç problem olarak sıralanıyor. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireyler ise ülkedeki en büyük sağlık problemlerini Kanser, Obezite ve Madde Bağımlılığı olarak belirtiyor.

 Araştırma Hakkında

Araştırmanın A1-A5 kodlu soruları 20 Nisan – 4 Mayıs 2018 tarihleri arasında toplam 20,767 kişiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında sorular, Ipsos Online Paneli üzerinden toplam 27 ülkeden bireylere iletilmiştir. Araştırma kapsamındaki ülkeler: Arjantin, Avustralya, Belçika, Brezilya, Kanada, Şili, Çin, Fransa, Almanya, Macaristan, Hindistan, İtalya, Japonya, Malezya, Meksika, Peru, Polonya, Rusya, Suudi Arabistan, Sırbistan, Güney Afrika, Güney Kore, İspanya, İsveç, Türkiye, İngiltere ve ABD.

Araştırmanın B1-B13 kodlu soruları ise 25 Mayıs – 8 Haziran 2018 tarihleri arasında toplam 23,249 bireyle 28 lkede gerçekleştirilmiştir. (Yukarıda belirtilen ülkelere Kolombiya da eklenmiştir)

Şu ülkelerden yaklaşık olarak 1000’er birey araştırmaya katılmıştır: Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Malezya, İspanya, İngiltere ve ABD. Diğer ülkelerde ise 500’er bireyle araştırma gerçekleştirilmiştir.

Araştırmanın gerçekleştirildiği 16 ülkede veriler genel nüfus profiline ve temsiliyetine dönük olarak ağırlıklandırılmıştır. Brezilya, Şili, Çin, Kolombiya, Hindistan, Malezya, Meksika, Peru, Rusya, Suudi Arabistan, Güney Afrika ve Türkiye’de ise örneklem genelden ziyade orta ve üst gelir grubu ve internet erişimi olan nüfusu temsil etmektedir. Her hâlükârda bu sosyal gruplar önemli ve büyüyen bir orta sınıf olduğu için sonuçlar bu ülkelerin nabzını anlamak için önemli göstergelerdir.

 

 

 

 

Ipsos; Online Ortamda Mahremiyet Konusunda Bir Önceki Yıla Göre Daha Endişeliyiz

Hayatın hemen her ortamında ulaşımı kolaylaşan internet; en yakınından cep telefonlarına kadar girince, bilgi paylaşımları anlık, hızlı ve son derece kolay hale gelmiş oluyor. İnsanların iş hayatına yönelik yazışmaları, e-kullanımlar ve günlük hayatlarında yaşadıklarını, akıllarından geçenleri anlık olarak paylaştıkları sosyal alanlar da aynı oranda hız kazanıyor. Paylaşılan ne varsa o da aynı hızda tüketilir hale geliyor. Sosyal medyada bilginin viral olarak çok hızlı bir şekilde milyonlarca kişiye yayılabildiği göz önüne alındığında, sosyal medyanın kimi zaman fırsat, kimi zaman ise tehdit olabileceği gerçeği kendini ortaya koyuyor. Geçte olsa anlaşıldı ki; böyle ortamlarda üzerinde fazla düşünülmeden yapılan bilgi paylaşımları, mahremiyet konusunda yeni problemleri, tehlikeleri beraberinde hayatlarımıza taşıyor.
Ipsos’un Kanadalı düşünce kuruluşu CIGI ile birlikte gerçekleştirdiği, Türkiye dahil 25 ülkeyi kapsayan araştırma; internet kullanıcılarının endişelerini, tutumlarını, sosyal medyaya, arama motorlarına, online reklam ve uygulamalara mahremiyet açısından bakışlarını değerlendirdi. Buna göre internet kullanıcılarının yarısından biraz fazlası online ortamda mahremiyetleri konusunda bir yıl öncesine göre daha fazla endişeliler. Ek olarak, katılımcıların %63’ü sosyal medyanın, %57’si ise arama motorlarının çok fazla güce sahip olduğunu düşünüyorlar.
Yakın dönemde medyanın da veri sahipliği ve veri ihlalleri konusuna odaklanmasının da muhtemel etkisiyle, araştırmaya katılanların %52’si bir yıl önceye kıyasla online mahremiyetleri konusunda daha endişeliler. Bu konuda ortalamanın üzerinde endişe duyan bölgeler Latin Amerika Ülkeleri (%63) ve Orta Doğu ve Afrika Ülkeleri (%61) olarak araştırmada öne çıkıyor. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin tam olarak yarısı geçtiğimiz yıla oranla bu konuda daha endişeli olduğunu iletiyor.
Online Mahremiyette Endişenin Başlıca Sebepleri
Online mahremiyetleri konusunda bir önceki yıla göre daha endişeli olanlar; bu endişelerinin artmasındaki sebepler olarak şunları sıralıyorlar:
%81 – siber suçlar
%74 – internet şirketleri
%66 – diğer internet kullanıcıları
%63 – hükümet
%61 – genel olarak şirketler
%58 – yabancı hükümetler
Sosyal Medya ve Arama Motorları Çok Güçlü
Araştırmaya göre; her ne kadar hayatı kolaylaştırsalar da çoğunluğun inancı, sosyal medya ve arama motorlarının çok fazla güce sahip oldukları yönünde… Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %75’i de bu konuda hem fikir ve Türkiye; Nijerya (%84), Mısır (%81) ve Kenya (%79)’dan sonra bu konudaki inanca en çok katılım gösteren ülkeler arasında yer alıyor.
Her on kişiden üçü ise sosyal medyanın hayatlarını daha kötü hale getirdiğini düşünüyor.
Arama Motorları, Online Alışveriş ve Ziyaret Edilecek Web sitesi Kararlarını Etkiliyor
Diğer platformlarla kıyaslandığında arama motorları; bireylerin online alışverişlerini ve ziyaret ettikleri web sitelerini en çok etkileyen platform olarak öne çıkıyor.
Sosyal Medya Politik Görüşleri Etkiliyor
Arama motorları, online uygulamalar ve online reklamlara kıyasla sosyal medyanın bireylerin politik görüşlerinde daha etkili olduğu da araştırma kapsamında ortaya çıkan sonuçlar arasında yer alıyor. Katılımcıların tamamının %42’si, Türkiye’den katılanların da %40’ı sosyal medyanın politik görüşlerini etkilediğini belirtiyor.
İnternette Mahremiyet Konusunda Endişenin Artmasıyla Birlikte Önleyici Davranışlar da Görülüyor
Araştırmaya katılanların,
%43’ü bilmedikleri bir adresten gelen e-mailleri açmadıklarını,
%36’sı anti virüs yazılımı kullandığını,
%36’sı bazı web sitelerine özellikle girmediklerini,
%31’i şifrelerini düzenli değiştirdiklerini,
%30’u ise bazı web uygulamalarını özellikle indirmelerini belirtiyor.