Yazılar

Hane tüketimleri artış gösterdi

Haneler geçen senenin aynı dönemine göre 21 kez daha fazla alışveriş yaparak 124 kez alışverişe gittiler; böylece pandemi öncesi seviyeye yeniden gelindi. Hanelerin her bir alışverişte yaptığı ortalama harcama geçen yıla kıyasla %17 artarak 266 TL oldu.

Pazardaki Nabzı Yakalamak: Ipsos’un Tüketici Davranışları Analizi

Hızlı tüketim dünyası, her zamankinden daha dinamik ve değişken. Dünyanın ve ülkemizin önde gelen araştırma şirketi Ipsos, bu değişimin nabzını tutmak, tüketicilerin tutum ve davranışlarını, yaşam tarzlarını, alışkanlıklarını derinlemesine anlamak için sürdürüyor. Bu rapor, Türkiye temsili 14.000 hanelik dev bir örneklemden düzenli olarak toplanan hane içi satın alma verilerine dayanıyor. Her bir alışveriş sepeti, her bir satın alma kararı, tüketici davranışlarının ardındaki büyük resmi ortaya koyan değerli birer parça.  Bu raporun içeriğinde Ocak-Haziran 2024 ve Ocak-Haziran 2025 dönemlerinin karşılaştırmalı sonuçlarından derlenen bulgular yer almaktadır. Bu veriler ışığında, son bir yılda Türkiye’deki hanelerin neleri daha çok tercih ettiğini, hangi kategorilerin öne çıktığını ve tüketim alışkanlıklarının nasıl bir değişim geçirdiğini ortaya koyuyor

Ipsos Türkiye

Sepetler; hanelerin alışveriş alışkanlıklarında belirgin değişimin bilimsel ölçümleme göstergesi… Tüketici bir yandan marketlere daha sık gidiyor ama diğer yandan alışveriş sepetlerinin boyutu küçülüyor. Eskiden haftalık veya aylık büyük market alışverişleri yapılırken, artık daha küçük ama daha sık sepetler görüyoruz. Tüketiciler, büyük harcamalardan kaçınıp, daha çok ihtiyaç anı alışverişlerine yöneliyor. Bunun nedeni belki yüksek fiyatlar ya da sadece daha az israf etme çabası. Sonuç olarak, market koridorları daha sık adımlanırken, sepetlere giren ürün çeşitliliği azalıyor. Her şeyden biraz almak yerine, sadece o gün veya o hafta için en gerekli olanlar sepete atılıyor. Bu, bir nevi mikro alışveriş çağına girdiğimizin bir işareti olarak yorumlanabilir.

Ipsos Türkiye

Atıştırmalıklar Zirvede ilk altı aylık hane içi harcamalara baktığımızda, alışveriş sepetlerinin büyük bir kısmının  (%83) gıda ve içecekten oluştuğunu görüyoruz. Ancak bu ana kategorinin içinde, en dikkat çekici yükselişi atıştırmalıklar yaşadı.  Tüketiciler, ana öğünler yerine veya aralarına serpiştirilmiş küçük keyif anları için atıştırmalıklara daha sık yöneldiği şeklinde düşünülebilir. Dolayısyla bu durum atıştırmalıkların sadece ciroda değil, aynı zamanda miktar bazında da büyümesini sağladı. Bu trendin en net örneği ise bisküviler. Tüketiciler bisküvileri daha sık satın alarak frekans artışına en yüksek katkıyı sağladı. Miktar bazında büyümeye en çok destek verenler ise kuruyemişler ve dondurmalar oldu. Gıda dışı kategorilerde ise tablo şöyle: İçecekler, tıpkı atıştırmalıklarda olduğu gibi, hem fiyat artışlarından hem de alışveriş frekansındaki yükselişten güç kazandı.  Ev bakım kategorisindeki büyümeyi, hijyene verilen önemin artmasıyla popülerliği yükselen temizlik mendilleri ve çamaşır suları yönelim ağırlık kazandığı izlenmektedir. Kişisel bakım ürünlerinde ise deodorantlar, kozmetik ürünleri ve diş macunları büyümenin ana kaynakları oldu. Bu veriler, tüketicilerin küçük keyiflere daha sık harcama yaptığını ve temel ihtiyaçların yanında kişisel hijyen ve ev temizliğine de daha büyük bütçe ayırma eğiliminde olduğunun öne çıkarıyor.

Ipsos Türkiye

İndirim marketleri de markalı ürünleri tercih ediyor. Son dönemde, tüketicilerin tercihlerinde net bir değişim gözlemliyoruz: markalı ürünler her zamankinden daha popüler. Ocak-Haziran 2025 kümüle dönemine baktığımızda, hızlı tüketim ürünleri harcamalarının yarısından fazlasının markalı ürünlere ayrıldığını görüyoruz. Bu oran, geçen yıla kıyasla %4’lük önemli bir artışla %56’ya ulaştı. Bu yükseliş sadece belirli kanallarla sınırlı kalmadı. Markalı ürünler, özellikle fiyat odaklı alışverişin kalbi olan indirim marketleri de dahil olmak üzere, neredeyse tüm perakende kanallarında büyüme gösterdi. Bu durum, tüketicilerin artık sadece fiyata değil, aynı zamanda markaların sunduğu güvene ve kaliteye de daha fazla önem verdiğini ortaya koyuyor. Markalar, ekonomik zorluklara rağmen tüketicinin vazgeçilmezi olmaya devam ediyor.

Ipsos Türkiye

 Türk tüketicisinin alışveriş tercihleri, son dönemde yeni bir tüketim haritası ortaya koyuyor… Her ne kadar indirim marketleri alışveriş kanalları arasındaki liderliğini kararlı bir şekilde sürdürse de, Ocak-Haziran 2025 döneminin asıl sürprizi, yerel zincirlerin gösterdiği dikkat çekici büyüme denilebilir. Diğer yandan, ulusal zincirler istikrarlı bir şekilde büyümeyi sürdürerek ortalama pazar performansına paralel bir seyir izledi. Ancak pazarın diğer ucunda, zor zamanlar geçiren kanallar da mevcut. 2024’te başlayan bağımsız süpermarketlerin küçülme eğilimi bu dönemde hız kazandı. Tekil marketlerin oluşturduğu bu grup, pazar payını hızla kaybediyor. Aynı şekilde, bakkal ve pazar gibi geleneksel kanallardaki harcamaların da azalmasıyla, geleneksel perakendenin toplam payı geriledi. Bu genel düşüşe rağmen, geleneksel kanallar arasında bir istisna parladı: kasaplar, geçen seneki pazar payını korumayı başardı ve bu zorlu dönemde ayakta kalabildi.

Ipsos Türkiye

 Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik; Hane Tüketim Panelinin altı aylık verilerini şöyle yorumladı; 2025 yılının ilk altı ayında hanelerin hızlı tüketim ürünleri harcamaları, geçen yılın aynı dönemine göre %42 oranında arttı. Artış, geçen yıllardaki enflasyon üzerindeki seyrini bırakarak, on iki aylık ortalama enflasyon seviyesine paralel bir seviye göstermiş oldu.

Pandemi sonrası azalan alışveriş sıklığı toparlanmayı sürdürdü; haneler bu beş aylık dönemde 124 kez alışverişe çıkarak pandemi öncesindeki alışveriş sıklıklarına geri döndüler. Her alışverişte ortalama 266 TL harcayan haneler, geçen yıla kıyasla alışveriş başına %17 daha fazla ödeme yaptı. Daha sık alışveriş, aynı zamanda daha az ürün çeşidi içeren, daha küçük sepetlerin de alışverişlerde daha fazla yer tutması demek.

Bu dönemde harcama artışında en çok öne çıkan kategoriler atıştırmalıklar, vücut bakım ürünleri ve ev temizlik ürünleri oldu. Atıştırmalık büyümesinde fiyat artışlarının yanı sıra kategorinin daha sık satın alınması etkili olurken vücut ürünleri kategorisindeki büyüme fiyat artışına rağmen daha fazla talep ile gerçekleşti, ev temizlik ürünleri de özellikle temizlik bezlerine bağlı olarak büyüyor.

Alışverişte en fazla tercih edilen kanal indirim marketleri olmaya devam ederken yerel zincirler 2025’in ilk yarısında en çok pay artıran kanal olarak öne çıktı. Bu büyümede kredi kartı ve nakde ek olarak yemek çeki gibi farklı ödeme yöntemlerinin birlikte kullanılabilmesinin etkisi de var. Geleneksel kanalda ise kasaplar dışındaki tüm kanallar pay kaybetmeye devam etti.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Toplumda her 4 kişiden 3’ü iklim değişikliği etkileri konusunda endişeli!

İklim krizinin etkileri artık yalnızca bilimsel verilerle değil, günlük hayatın içinde de hissediliyor. Ipsos tarafından gerçekleştirilen “İnsan ve İklim Araştırması”, kamuoyunun iklim değişikliğine ilişkin farkındalığını, kaygı düzeylerini ve bireysel sorumluluk anlayışına dair bulguları ortaya koyuyor. Dünyanın önde gelen lider araştırma şirketi Ipsos’un; Global Advisor araştırma dosyasındaki verilere göre « toplumun büyük bir kısmının iklim değişikliğini ciddi bir tehdit olarak gördüğünü  ancak bu farkındalığın davranışa dönüşme oranının halen düşük seviyelerde olduğunu gösteriyor

Ipsos Türkiye

Geçtiğimiz yıl, dünya genelinde sıcaklıklar ilk kez 1,5˚C hedefinin üzerine çıktı. BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin yalnızca %17’sine ulaşılabildi. Aşırı hava olaylarının sayısı ve şiddeti artarken, küresel çapta kaygılar da büyüyor.

Ipsos Türkiye

Raporda öne çıkan bazı bulgular:

– Bireylerin büyük bir bölümü, son on yılın tarihteki en sıcak dönem olduğunun farkında.

Ipsos Türkiye

– Katılımcıların %74’ü, ülkelerindeki iklim değişikliği etkilerinden endişe duyuyor.

Ipsos Türkiye

– 1,5˚C hedefinin korunmasının önemine inanılıyor; ancak bireysel düzeyde harekete geçme isteği geçtiğimiz yıllara göre düşüşte.

Ipsos Türkiye

Araştırmada olumlu gelişmeler de dikkat çekiyor. Temiz enerji yatırımları artıyor, birçok ülke iklim hedeflerini yeniden yapılandırıyor.

Ipsos Türkiye

İklim krizinin etkileri artık yalnızca bilimsel verilerle değil, günlük hayatın içinde de hissediliyor. Ipsos tarafından gerçekleştirilen “İnsan ve İklim Araştırması”, kamuoyunun iklim değişikliğine ilişkin farkındalığını, kaygı düzeylerini ve bireysel sorumluluk anlayışına dair bulguları ortaya koyuyor. Dünyanın önde gelen lider araştırma şirketi Ipsos’un; Global Advisor araştırma dosyasındaki verilere göre « toplumun büyük bir kısmının iklim değişikliğini ciddi bir tehdit olarak gördüğünü  ancak bu farkındalığın davranışa dönüşme oranının halen düşük seviyelerde olduğunu gösteriyor »

Ipsos Türkiye

Geçtiğimiz yıl, dünya genelinde sıcaklıklar ilk kez 1,5˚C hedefinin üzerine çıktı. BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin yalnızca %17’sine ulaşılabildi. Aşırı hava olaylarının sayısı ve şiddeti artarken, küresel çapta kaygılar da büyüyor.

Ipsos Türkiye

Raporda öne çıkan bazı bulgular:

– Bireylerin büyük bir bölümü, son on yılın tarihteki en sıcak dönem olduğunun farkında.

– Katılımcıların %74’ü, ülkelerindeki iklim değişikliği etkilerinden endişe duyuyor.

– 1,5˚C hedefinin korunmasının önemine inanılıyor; ancak bireysel düzeyde harekete geçme isteği geçtiğimiz yıllara göre düşüşte.

Araştırmada olumlu gelişmeler de dikkat çekiyor. Temiz enerji yatırımları artıyor, birçok ülke iklim hedeflerini yeniden yapılandırıyor.

Ipsos Türkiye

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORULADI

“Ipsos’un İnsan ve İklim Araştırması raporu ile iklim krizinden kaynaklanan risklere ilişkin algıları ve iklim değişikliğine karşı harekete geçme sorumluluğu üzerinde görüşleri mercek altına aldık.

Geçtiğimiz yıl sıcaklıklar ilk kez 1,5˚ C hedefinin üzerine çıktı. BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin yalnızca %17’sine ulaşıldı, aşırı hava olaylarının etkisi de giderek artıyor. Ancak olumlu gelişmeler de var. Dünya artık temiz enerjiye çok daha fazla yatırım yapıyor, birçok ülkede küresel iklim hedeflerine ilişkin taahhütler yeniden düzenliyor. Ipsos raporunun sonuçlarında görüyoruz ki bireyler son on yılın kayıtlardaki en sıcak on yıl olduğunun farkında ve sıcaklıkları 1,5 derece hedefinin altında tutmamızın önemli olduğuna inanıyor. Ancak, bir diğer yandan bireyler daha az eylem odaklı ve bu konuya karşı geçtiğimiz yıllara göre daha az ilgili. İklim değişikliğinin etkisine ilişkin endişeler artıyor. Her dört kişiden üçü (%74) ülkelerindeki iklim değişikliğinin etkilerinden endişe duyuyor. Bu soruyu en son sorduğumuzda  2022 yılı ile karşılaştırıldığında, ankete katılan 27 ülkeden 18’inde endişenin arttığını görüyoruz. İklim değişikliğinden daha fazla risk altında olan ülkelerde endişe daha yüksek. Türkiye’de de endişe düzeyi ülkeler ortalamasının üstünde. Bireyler 1.5°C sıcaklık artışının büyük bir sorun olduğunu kabul ediyor. %17’si küresel sıcaklıkların 1.5°C’den fazla artmasının o kadar da büyük bir sorun olmadığı konusunda hemfikir olsa da, %53’ü bu düşünceye katılmıyor. İklim değişikliği ile mücadele konusunda ülkeler ortalamasında on kişiden altısı daha fazla adım atılması gerektiğini belirtiyor. Türkiye’de ise bu oran daha yüksek. Ülkemizde yaşayan her on kişiden yedisi daha fazla adımın atılması gerektiği görüşünde. Ancak bu oran, 2021 yılına kıyasla %17 oranında daha düşük. Bir diğer yandan da bu konuda yapılan fedakarlıkların çok fazla olduğunu düşünen bir kesim var. Ülkeler ortalamasında bireylerin %36’sı kendilerinden çok fazla fedakarlık beklendiğini düşünüyor. Türkiye’de de toplum benzer görüşte. Ülkelerin hükümetlerden beklentisi yüksek ancak hükümetlerin bu konuda net bir planı olduğunu düşünenlerin oranı düşük. Türkiye’de de bireylerin %28’i hükümetin bu konuda planı olduğuna inanırken toplumun yaklaşık yarısı net bir plan olmadığını düşünüyor. İklim değişikliğinin en önemli konularından biri de yenilenebilir enerji. Bireyler farklı konularda yenilenebilir enerjinin olumlu etkisinin olacağını düşünüyor. Ülkeler ortalamasında yenilenebilir enerjinin en olumlu etkisinin hava kalitesi üzerinde olacağı belirtilirken, Türkiye de hava kalitesi, hayvanlar, sağlık, gıda güvenliği, doğal afet, istihdam, güvenlik, yoksulluk, salgın hastalıklar konularının tümünde olumlu etki yaratacağı düşünülüyor. Enerji konusunun önde gelen konularından biri olan elektrikli araçlarda ise farklı görüşler var. Avrupa ülkelerinde elektrikli araçlara karşı olumsuz görüş oldukça yüksek denilebilir. Türkiye’de ise olumsuz görüşlerin oranı daha düşük. Her 4 kişiden biri elektrikli araçların benzinle çalışan araçlar kadar çevreyi kötü etkilediğini düşünüyor.

Tüm bu bulgular, iklim değişikliğine yönelik farkındalığın ve endişenin küresel ölçekte arttığını ancak bu kaygının her zaman eyleme dönüşmediğini gösteriyor. Bireylerin, kurumların ve hükümetlerin birlikte, kararlı ve sürdürülebilir adımlar atması, iklim krizine karşı mücadelede kritik önem taşıyor. “

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK

Ipsos, TikTok’un tüketici davranışlarına etkisini inceledi

Ipsos, TikTok’un seyahat, eğlence, finans, gıda & içecek ve otomotiv sektörlerindeki tüketici davranışlarını nasıl şekillendirdiğini detaylandıran “TikTok Made Me” başlıklı raporunu yayımladı.

Rapora göre, kullanıcıların yüzde 41’i TikTok içeriklerini izledikten sonra bir satın alma işlemi gerçekleştiriyor ve kullanıcıların yüzde 55’i plansız satın alma yapıyor.

Türkiye’nin önde gelen araştırma şirketlerinden Ipsos, TikTok’un seyahat, eğlence, finans, gıda & içecek ve otomotiv sektörlerindeki tüketici davranışlarını nasıl şekillendirdiğini detaylandıran “TikTok Made Me” başlıklı raporunu yayımladı. Rapor, özellikle seyahat, eğlence, gıda & içecek, finans ve otomotiv sektörlerinde TikTok’un satın alma kararlarını nasıl etkilediğini ortaya koyuyor.

Markalara TikTok topluluğunun en güncel tercihlerine dair içgörüler sağlayan rapor, pazarlama stratejilerinin şekillendirilmesine destek olmayı hedefliyor. Eğlence, yaratıcılık ve samimiyet arasındaki etkileşimi derinlemesine inceleyen rapor, TikTok’un ilham verici içerikleriyle keşif ve aksiyon süreçlerinde nasıl bir katalizör rolü üstlendiğini de ortaya koyuyor. Bu sayede markalara, hedef kitleleriyle güçlü ve anlamlı bağlar kurmaları için değerli bir rehber sunuluyor.

TikTok, Türkiye’de tüketicilerin satın alma kararlarını güçlü bir şekilde etkiliyor. Rapora göre, kullanıcıların yüzde 67’si, TikTokMadeMeBuyIt trendinden haberdar olduktan sonra satın alma kararı alıyor. Reklamlar ise yaratıcı, dikkat çekici, bilgilendirici ve içerik üreticisi odaklı bulunuyor.  Bu yaklaşım, tüketici davranışlarını yeniden şekillendiriyor. Özellikle kullanıcıların yüzde 55’i, platformda karşılaştıkları videolar veya sponsorlu içerikler sayesinde plansız alışveriş yapıyor. “TikTok Made Me” raporu, keşiften satın almaya kadar geçen süreçte TikTok’un tüketicilere nasıl rehberlik ettiğini ortaya koyarken, otantik bağlar kurarak güven ve itibar inşa etmenin yollarını da gösteriyor.

Sektörlere Göre TikTok’un Türkiye’deki Etkileri

Raporda TikTok’un Türkiye’deki farklı sektörler üzerindeki etkileri şu şekilde özetleniyor:

  • Seyahat: Son altı ayda her 2 kişiden 1’i TikTok’ta seyahatle ilgili içerik izledi. Kullanıcıların yüzde 42’si bu içeriklerin yorum ve önerilerle seyahat      planlamalarını etkilediğini ve videoda tanıtılan seyahatle ilgili   ürün/hizmeti satın aldığını belirtiyor.
  • Eğlence: Türkiye’deki TikTok kullanıcılarının 10’undan 7’si son altı ay içinde eğlenceyle ilgili videolar izlediğini ifade ediyor. Kullanıcıların yüzde      54’ü videoda tanıtılan eğlence ürününü satın alıyor. Platform, kullanıcıların favori içeriklerini keşfetmeleri ve paylaşmaları için eşsiz      bir alan sunuyor.
  • Gıda & İçecek: Yemek tarifleri ve viral akımlar Türkiye’de geniş bir kitleye ulaşıyor. Kullanıcıların yüzde 61’i bu içeriklerden etkilenerek yeni tarifler deniyor veya ürün satın alıyor.
  • Otomotiv: TikTok’ta bir otomobil videosu izleyen kullanıcıların yüzde 39’u araba veya otomobil ürününü satın aldı.
  • Finans: Son altı ayda 5 kişiden 2’si TikTok’ta yatırım veya tasarrufla ilgili videolar gördü. Bu içerikleri izleyen kullanıcıların yüzde 53’ü finansal ürün satın alarak harekete geçti.

TikTok: Keşiften Satın Almaya Uzanan Bir Yolculuk

“TikTok Made Me” raporu, TikTok’un tüketiciler için keşif ve eğlencenin bir araya geldiği bir platform olduğunu gözler önüne seriyor. Rapor, ilham verici içeriklerin tüketicilerin satın alma yolculuğunun her adımında nasıl etkili olduğunu ve markaların hedef kitleleriyle otantik bağlar kurmasına nasıl destek olduğunu vurguluyor.

Ipsos, Malatya Doğanşehir Lisesini yeniledi

Ipsos Araştırma Şirketi ve Payda Derneği iş birliğiyle gerçekleştirilen sosyal sorumluluk projesi, Doğanşehir Lisesi’nde başarıyla tamamlandı.

Deprem sonrası yaşanan zorluklara rağmen, eğitim öğretim faaliyetlerinin kesintisiz sürdürülmesi amacıyla hayata geçirilen bu proje, bölgedeki gençlerin eğitimine önemli katkılar sağlayacak.

Ipsos Türkiey’nin CEO’su Sidar Gedik, Kurumsal sosyal sorumluluk projelerinin önemine değinerek, “Araştırmada Yenilikler Konferansı, Ipsos’un ülkemizdeki hem kamuya doğru bilgi iletme, yeniliklerden dünya ile eş zamanlı haberdar etme adına akademik olarak, yılda bir kez gerçekleştirdiği bir konferanstır. Burada yol göstermek ufuk açmak araştırma sektöründeki yeniliklerden sektörü, markaları, toplumu haberdar etmek istediğimiz önemli buluşmasıdır. Bu buluşmaya ilgi gösteren tüm katılımcıların bağışlarıyla gerçekleştirdiğimiz sosyal projemiz, on beş yıldır Ipsos’un önde gelen sosyal sorumluluk projesidir. Her yıl özellikle eğitim önceliği ile ayrı ayrı kuruluşların projelerini desteklemek vesilesi ile değerli projelerin hayata geçirilmesi sağlanmıştır. Bu yıl da Payda Derneği ile gerçekleştirdiğimiz bu projeyle Malatya’daki gençlerin eğitimine katkıda bulunarak, geleceğe umutla bakmalarını sağlamayı hedefledik. Bu süreçte Doğanşehir Lisesi Okul Müdürü İbrahim beye bu süreçteki ilgi ve çalışmalarından dolayı ayrıca teşekkür ederim” dedi.

Ipsos CEO’su Sidar Gedik, projeye destek veren medya kuruluşlarına da teşekkür ederek, “Araştırmada Yenilikler Konferansı’nı, Haber Türk TV, BloombergHT Tv, YouTube kanalları, Radyo kanalları, dijital gazete ve sosyal medya tarafı ile medya sponsoru olarak yanımızda olan Ciner Holding Yayın Grubu’na teşekkür ederim. Bu süreçte sponsorumuzun dışında duyurularımızda yanımızda olan tüm basın medya mensuplarına teşekkür etmek isterim. Bu proje, emek işi; emeği geçen herkese teşekkürler” ifadelerini kullandı.

Doğanşehir Lisesi Müdürü İbrahim Başaran, yaptığı açıklamada, Ipsos’un Araştırmada Yenilikler Konferansı bağışlarıyla yenilediği atölyelerimizden sadece Lisemiz öğrencileri değil, Sağlık Meslek Lisesi öğrencileri ile köyden faydalanmak isteyen gençlerin de yararlanacak. Bundan duyduğum mutluluğu dile getirirken, proje için Ipsos’a, Ipsos bağışçılarına ve vesile olan Payda Derneği’ne teşekkür ederim” dedi.

Üniversiteli gençler ne istiyor?

Dünyanın ve ülkemizin lider araştırma şirketi Ipsos’un GÜNDEME DAİR araştırma verilerinden derlenen bu dosya içeriğinde bulunan başlıklar;

  • Geçen seneye kıyasla bu sene, üniversite öğrencileri kendi şehrinde mi farklı bir şehirde mi okumak istiyor? Oranlar ne? Veriler ne gösteriyor?
  • Her 10 üniversite öğrencisinin % kaçı ortalama burs için farklı kurumlara başvurmuş? En fazla başvurulan kurumlar hangileri?
  • Üniversite öğrencilerinin % kaçı tam zamanlı ya da yarı zamanlı çalışıyor?
  • Başka şehirde üniversiteye gidecek her  öğrenciden % kaçı yurtta kalacağını belirtiyor?
  • Yurtta kalmayı planlayanların tercihi devlet yurdu.
  • Devlet yurdunda yer gelmediği durumda öğrenciler ne yapıyor?
  • Okulunu dondurmayı düşünenlerin oranı da geçtiğimiz seneye kıyasla ne durumda?
  • 2023 yılında olduğu gibi üniversite eğitimi için gerekli olan bütçe öğrencilerin % kaçının bütçelerini zorlamaya devam ediyor.

Ipsos

Ipsos

Ipsos

Ipsos

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI

Gündeme Dair araştırmamızda, üniversiteye yeni başlayacak öğrencilere yaşadıkları şehirde mi yoksa şehir dışında bir okul mu tercih edeceklerini soruyoruz.  Son 3 yıldır kendi şehirlerindeki üniversiteleri tercih edenlerin oranı giderek arttı. Bu yıl, her iki öğrenciden biri kendi şehrindeki bir üniversiteye gideceğini belirtiyor. Yıllar içinde ülkemizdeki üniversite sayısının artması bu oranın yükselmesinde bir etken olabilir. Ancak ekonomik koşulların da öğrencilerin kendi şehirlerinde bir üniversite tercih etmesinde önemli bir sebep olup olmadığına bakmak lazım. Finansal zorlukların üstesinden gelebilmek için öğrencilerin bir kısmı burs başvurularında bulunuyor ya da çalışıyor. Her on üniversite öğrencisinin dördü ortalama iki farklı kuruma burs için başvurduğunu ya da halihazırda burs aldığını belirtiyor. Belediyeler, vakıf ya da STK’lar öğrencilerin burs için başvurmayı tercih ettikleri kurumların başında geliyor. Her on öğrenciden üçü ise tam zamanlı ya da yarı zamanlı çalışıyor.

Üniversite için başka bir şehre gitmek durumunda olanların oranı yüksek olunca doğal olarak barınma ihtiyacı ortaya çıkıyor. Yaşadığı şehirdeki bir üniversiteye gidecek olanlar içinde bile her on öğrenciden ikisi kendi evinde kalmayacağını belirtiyor. Başka şehre gidenlere baktığımızda, yurt ihtiyacının ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Her on öğrenciden yedisi yurtta kalmayı amaçlıyor.

Yurtta kalmayı planlayanların yine tercihi devlet yurdu, her on kişiden dokuzu devlet yurtlarını hedefliyor. Devlet yurdu çıkmadığında, özel yurtlar ilk tercih olmaya devam etse de, bu sene diğer konaklama alternatiflerine yönelenlerin sayısında artış var. Ayrıca, okulunu dondurmayı düşünen öğrencilerin oranı geçen yıla kıyasla %4 yükselmiş durumda. Hemen hemen tüm öğrenciler özel yurtların pahalı olduğu görüşünde. Özel yurtlara karşı düşünce böyleyken, devlet yurtlarının fiyatlarının uygun bulunduğunu düşünebiliriz. Ancak maalesef durum pek de öyle değil. Öğrencilerin yarıdan fazlası, devlet yurtlarının da beklenenden daha pahalı olduğu görüşünde.  Üniversite eğitimi için gereken bütçe, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da öğrencilerin ve ailelerin hemen hemen hepsinin bütçesini, az ya da çok zorluyor. Eğitiminin aile bütçesinin çok zorladığını belirtenlerin oranı %38.

Her iki yılda bir gerçekleştirdiğimiz Türkiye’yi Anlama Kılavuzu çalışmamızda, 18-24 yaş arasındaki gençlere yurt dışında çalışma arzularını soruyoruz. 2020 yılında yurt dışına gitmek isteyen gençlerin oranı %29 iken 2024 yılında bu oran %38’e yükseldi. Görüyoruz ki, gençlerin üniversite hayatlarını daha iyi koşullarda geçirmeleri ve yetişmiş iş gücünü ülkede tutabilmek açısında gerekli önlemlerin alınması çok kritik.

11 Baykuş ödülü Ipsos Türkiye’ye

TÜAD’ın, araştırma sektöründeki başarılı pazarlama ve sosyal araştırma projelerini ödüllendirmek için bu yıl 12.’sini düzenlediği Baykuş Ödülleri Töreni’nde Ipsos; 7 farklı kategoride 2 altın, 3 gümüş ve 6 bronz olmak üzere toplam 11 ödüle layık görüldü.
Türkiye Araştırmacılar Derneği tarafından yılın en başarılı pazarlama ve kamuoyu araştırmalarını ödüllendirmek amacıyla bu yıl 12. kez düzenlenen Baykuş Ödülleri Töreni, 5 Eylül tarihinde araştırma, reklam, pazarlama, iletişim, akademi ve marka dünyasının profesyonellerini bir kez daha buluşturdu.
Ödül alan projeler incelendiğinde; yeni bir iş alanına giriş, ürün ya da marka lansman veya relansmanında, marka konumlandırma ile yeniden konumlandırma alanında etkin kullanılan araştırmalar, müşteri ve çalışan deneyimini ölçümleyerek fark yaratan projeler, Ipsos’un yurtdışında saha çalışmasını gerçekleştirdiği ve Türkiye ekibinin raporladığı çalışmalar ile içgörüsü zengin ve etki yaratan işler dikkat çekti.

Ipsos; Alışverişçi, Genç, Global, İnatçı, Kâşif, Memnun ve Vizyoner olmak üzere yedi farklı kategoride en fazla ödülü almayı başardı. Böylelikle Ipsos, araştırma verenleri için gerçekleştirdiği projelerin iş sonuçlarına olumlu etkisini ödüllerle de göstermiş oldu. Araştırma şirketlerinin, araştırma veren firmalar ve veri toplama şirketleriyle başvurduğu Baykuş Ödülleri Töreni, 5 Eylül akşamı Hilton Bosphorus İstanbul’da gerçekleştirildi.

 

Araştırmada yenilikler konferansı 5 Haziran’da yapılacak

Araştırmada yenilikler konferansı 5 Haziran’da yapılacak

 Her yıl araştırma ve pazarlama sektörlerindeki global yeniliklerin dünya ile eş zamanlı paylaşıldığı Araştırmada Yenilikler Konferansı bu yıl 5 Haziran 2024 Çarşamba, DasDas İstanbul’da gerçekleştirilecek.

İklim krizine, ekonomik göstergelere, siyasal belirsizliklere ve yapay zekânın getirdiği tüm soru işaretlerine « rağmen » dönmeye devam eden dünyamızda « rağmenler »  aslında bir turnusol kâğıdı görevini üstleniyor. Dolayısıyla sadece dünyanın olumlu ya da olumsuz yönlerini derecelendirmemizde, anlamamızda insanlara yardımcı olmakla kalmıyor; doğru soruları sorarak dengeyi korumamızı da sağlıyor. ​ Bu yıl ki konferansımızda « rağmen » turnusol kağıtlarını, her biri kendi alanında uzman yerli/yabancı konuşmacı isimlerle birlikte, farklı olaylara/konulara daldıracağız ve “her şeye rağmen” devam eden hayatın dengeleri üzerine konuşulacak.

Konferans başkanlığını Ipsos CEO’su Sidar Gedik’in yapacağı bu değerli buluşmanın içeriği kadar kıymetli bir diğer yanı da sosyal sorumluluk Proje tarafının olmasıdır. Araştırmada Yenilikler  Konferans’ından elde edilen gelirin tamamı, her yıl eğitim alanında bir projeyi desteklemek üzere bir kuruluşa bağışlanmaktadır. Geçtiğimiz sene Kahramanmaraş depremlerinden en çok zarar gören şehirlerden biri olan Hatay’da İhtiyaç Haritası’nın gerçekleştirdiği konteyner kentte yer alan topluluk merkezinin oluşumuna destek olmak için bağışlanmıştır.

Bu sene yolumuz Payda Derneği ve zorlu koşullara rağmen hayal etmekten ve hayallerini gerçekleştirmek için çalışmaktan asla vazgeçmeyen “Doğanşehir Fen Lisesi” ile kesişti. Konferansımıza katılımdan elde edilen gelir ile depremden zarar gören bilim & teknoloji, müzik ve resim sınıflarının ihtiyaçlarını karşılayacağız. Bu okulun liderliğinde bölgedeki diğer köy okullarına ulaşarak oradaki öğrencilerin de bu olanaklardan faydalanmasını sağlayacağız.

Araştırmada yenilikler konferansı

Dijital çağda fiziksel alışverişin evrimi

Dijital çağda fiziksel alışverişin evrimi

Dijitalleşme, günlük hayatımızda birçok alanda derin ve kalıcı bir etki yaratıyor, yaratmaya da devam edecek. İletişimden bilgi erişimine, çalışma hayatından eğlenceye kadar birçok alanda hayatımızın evrilmesine neden olurken alışveriş alışkanlıklarımız ve deneyimlerimiz üzerindeki etkisi de tartışılmaz. Evimizin rahat ve sıcak ortamında, koltuğumuzda otururken birkaç tıklama ile dünyanın her yerinden ürün satın alabiliyoruz. Ancak dijitalleşmenin bize yaşattığı bu alışveriş deneyimine, rahatlığa ve pratikliğe rağmen fiziksel mağazalardan alışveriş yapmaktan da vazgeçemiyoruz. Bu makalede, tüketicilerin alışveriş kanalı tercihlerinin arkasında yatan dinamikleri ve fiziksel alışverişin kaybolmayan cazibesi ile nasıl evrimleştiğini inceleyeceğiz.

 “Güven” dijital alışveriş için hala bir bariyer

Öncelikle tüketicilerin alışveriş kanallarını nasıl değerlendirdiklerine bakacak olursak, Ipsos‘un Türkiye genelinde 1.205 kişiyle gerçekleştirdiği “Online Shopper 2023” çalışmasının raporuna göre tüketiciler online alışverişi pratik, ekonomik, stressiz ve keyifli bulurken, fiziksel mağazalardan yapılan alışverişi sorunsuz ve güvenilir olarak değerlendiriyorlar. “Güven” hala dijital alışverişte bir bariyer olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’de toplumun yarıya yakını güven sorunundan dolayı internetten alışveriş yapmaya çekiniyor. Tüm teknolojik gelişmelere ve güvenlik önlemlerine rağmen bu tutum seneler içinde çok da değişmedi. Ipsos’un “Türkiye’yi Anlama Kılavuzu 2022” raporuna göre 2018 yılında internetten alışveriş yapmaya çekinenlerin oranı yüzde 46 iken 2022 yılında sadece 3 puanlık bir düşüşle yüzde 43 olarak gerçekleşti. Internet alışverişine karşı çekimser olma durumu sadece Türkiye’ye özgü de değil; dünyada da sebepleri farklı olsa da internet alışverişine karşı çekimser bir kitle var. Ipsos’un “Global Trends 2023” raporuna göre her 10 kişiden 4’ü online alışverişi fiziksel mağazalardan yapılan alışverişe göre daha zor buluyor.

Fiziksel mağaza demek gezmek demek, dokunmak demek

Peki tüketicileri online alışverişe ya da fiziksel mağazalardan alışverişe yönlendiren şey ne? Ipsos‘un “Online Shopper 2023” raporuna göre fiziksel bir mağazaya gitmek yerine online alışverişi tercih etmedeki en temel motivasyonlar evden çıkılamayan zamanlarda ürünlerin kapıya gelmesi, 7/24 alışveriş yapma olanağı, ürünleri taşımak zorunda kalmamak, sipariş takibinin kolay olması, ürünlerin fiyatlarının anlaşılır ve net olması, sepette ek indirim ya da kupon / kod gibi fırsatlar sunulması, ürün ve fiyat çeşitliliğinin olması. Yine aynı raporda, fiziksel alışverişin başlıca motivasyonları ise ürünleri yakından görme, dokunma, inceleme fırsatı, teslimatı beklemek zorunda kalmama, mağazada gezip dolaşmanın keyfi ve kargo / teslimat ücreti ödememe olarak karşımıza çıkıyor.

Fiziksel mağazalar alışverişi bir deneyime dönüştürme konusunda benzersiz bir avantaja sahip. Mağazalar, atmosferleri, müzikleri, ürün düzenlemeleri ve genel sunumlarıyla tüketicilere online kanalların sunamadığı bir deneyim sunuyor. Son trendlere baktığımızda, birçok fiziksel mağazanın teknolojiyi kullanmaya başladığını görüyoruz. Artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik ve yapay zeka gibi teknolojiler, mağazaların tüketicilere daha interaktif ve kişiselleştirilmiş bir deneyim sunmasını sağlıyor. Bu tür yenilikler fiziksel mağazaların, online alışverişin sunduğu rahatlıkla rekabet etmelerine yardımcı oluyor.

 Fiziksel mağazacılık ölüyor mu?

Zaman zaman “Fiziksel mağazacılık ölüyor mu?” sorusu gündeme geliyor. Hayır elbette ölmüyor ancak farklılaşıyor. Pandemi dijital alışverişin kapılarını ardına kadar açsa da, pandeminin ortadan kalkması ile birlikte tüketiciler fiziksel mağaza alışverişine dönüş yaptı. Ipsos’un 15 ülkede 10.017 kişiyle yaptığı araştırmanın sonuçlarını içeren “Essentials 2022” raporuna göre, tüketiciler alışveriş zamanlarının önemli bir kısmını (kategoriye bağlı olarak yüzde 38 ile yüzde 74 arasında değişmektedir) fiziksel mağazalarda (gezinme, araştırma, satın alma) geçiriyor. Satın aldıkları ürünlerin de yüzde 29 ile yüzde 77’sini fiziksel mağazalardan alıyorlar.

Fiziksel mağazalar duyusal bir deneyim sunuyor

Fiziksel mağazaların rolü ülkeden ülkeye, kültürden kültüre, kategoriden kategoriye ve kanaldan kanala büyük farklılıklar gösteriyor. Ancak geleneksel olarak fiziksel mağazaların tarihsel rolü keşfetme, sergileme, gösterim, işlem ve belki de bazı satış sonrası hizmetler etrafında toplanmış olup, tüm bunlar değişken bir müşteri deneyimine yol açıyor. Perakendecilerin veya markaların bakış açısından fiziksel mağazalar hem satış hem de pazarlama hedeflerine hizmet etse de, alışveriş yapanların bakış açısından mağazalar bir dizi işlevsel, deneyimsel ve insani amaçlara hizmet ediyor. Fiziksel mağazaların bu rolleri zaman içinde genişlemiş olup müşterilerin marka deneyimi tüm bu yönlerden etkileniyor. Fiziksel mağazalar, artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik gibi dijital araçların tam anlamıyla sağlayamadığı bir şekilde içine çeken, etkileyici, eğlenceli ve duyusal bir deneyim sunma yeteneğine sahip. Bu, özellikle dokunma, koklama ve tat alma duyularını aktive etmesiyle meydana gelen bir durum (görme ve işitme dijital olarak taklit edilebilir). Böylece beş duyunun tümüne de sesleniyor diyebiliriz. Ürünlere dokunma, fiziksel temas kurma ve deneme üst yaş grupları için ve taze meyve-sebze ve giyim gibi belirli kategoriler için özellikle önemli.

Diğer yandan, dijital ve fiziksel alışverişin birbirine rakip değil, birbirini tamamlayıcı olduğu inkar edilemez bir gerçek. Her iki kanalın da kendi benzersiz avantajları ve dezavantajları var ve bu nedenle genellikle farklı alışveriş ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Bu iki kanalın birbirini tamamladığı birçok örnek var. Birçok tüketici, online olarak araştırma yapmayı ve daha sonra fiziksel mağazadan satın almayı tercih ediyor (“webrooming”). Öte yandan, bazı tüketiciler de bir mağazada bir ürünü denemeyi ve daha sonra online olarak daha iyi bir fiyata bulmayı tercih ediyor (“showrooming”).

 

Sonuç

Fiziksel mağazalar elbette ortadan kalkmayacak, ancak rolü evrim geçiriyor ya da dönüşüyor diyebiliriz.  Ticaret kanallarının bol olduğu, fiziksel ve çevrimiçi alışveriş arasındaki sınırların bulanıklaştığı ve alışverişin bir yer olmaktan çok bir aktivite haline geldiği bir dünyada, fiziksel mağazaların evdeki alışverişin rahatlığından daha fazla kişisel alışveriş yapma sebebi sunması gerekiyor. Ve bu sebepler işlevsel, deneyimsel ve insani bir kombinasyonla bütünleşmeli. Temel olarak işlemsel bir alan olmanın ötesine geçen fiziksel mağazalar, tüketicilerin ticaret ekosistemi ihtiyaçlarını karşılamak için rollerini, formatlarını, deneyimlerini ve operasyonlarını geliştirmeye devam etmeli. Öngörülü perakendeciler ve markalar fiziksel mağazalara yeni bir perspektifle bakıyorlar. Mağaza ziyaretlerinin, marka hikayelerini pekiştirmek, deneyimler aracılığıyla izlenimler yaratmak ve dönüşüm sağlamak için bir fırsat olduğunu anlıyorlar. Fiziksel mağazalar, müşterilerin kesintisiz ekosisteminin bir parçası, dijitalden ayrı tutulamaz. Bu, perakendecilerin ve markaların ayrı ayrı çalışan fiziksel ve dijital ekipler yerine birleşik operasyonlara bakmaları gerektiği anlamına geliyor. Tüketicilerin ticaret ekosistemlerini derinlemesine anlamak, çok kanallı müşteri yolculuklarını haritalamak, tasarlamak ve ardından ölçümlemek önemli. Bu da, alışveriş yapanların kanallar arasında nasıl gezindiğini anlamak ve farklı kategoriler için fiziksel mağazanın rollerini yeniden değerlendirmek anlamına geliyor. Fiziksel mağazanın rolleri dönüşürken, modellerin, deneyim tasarımının, uygulamanın, ölçümün ve yönetimin de dönüşmesi gerekiyor.

Yazan: Beste Yıldız

Ipsos Stratejik Araştırmalar Bölüm Lideri ve İcra Kurulu Üyesi 

Ipsos araştırması; İlaç firmaları güven sıralamasında geride kaldı!

Ipsos araştırması; İlaç firmaları güven sıralamasında geride kaldı!

İÇİNDE GÜVENİ EN ÇOK ETKİLEYEN 2 KONUDA TÜRKİYE’DE TEKNOLOJİ FİRMALARI TÜRKİYE’DE EN ÇOK GÜVEN DUYULAN SEKTÖR. Dünya’da da olduğu gibi Teknoloji firmaları Türkiye’de de en çok güvenilen sektör olarak ilk sırada belirtilen sektör. Türkiye’de bu sektöre duyulan güven Dünya ortalamasının üzerinde olsa da bu sektöre en yüksek güven Çin ve Hindistan’da.

Ipsos Türkiye

 TEKNOLOJİ FİRMALARI DÜNYA GENELİNE GÖRE DAHA İYİ DEĞERLENDİRİLİYOR. Türkiye’deki teknoloji firmalarının “güvenilir / sözünü yerine getirmesi” ve “açık ve şeffaf olması” konularına katıldığını belirten bireylerin oranı Dünya genelinde bu sektördeki firmalara verilen skorlardan daha yüksek. Yine bu konularda en yüksek katılım skorunu veren ülkeler Hindistan ve Çin.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye

 HEM DÜNYADA HEM DE TÜRKİYE TEKNOLOJİ SEKTÖRÜNDEKİ FİRMALARIN İŞLERİNİ İYİ YAPTIĞI VE İYİ YÖNETİLİYOR OLMASI, ÜLKEMİZDE BİREYLERİN EN ÇOK KATILDIĞI 2 KONU BAŞLIĞI: Teknoloji sektöründeki firmaların yaptığı işi iyi yaptığı konusunda katılım hem Dünyada hem de Türkiye’de %50’nin üzerinde. Bu sektördeki firmaların iyi yönetildiği konusu da 2. sırada katılımın yüksek olduğu diğer bir konu.

Ipsos Türkiye

ŞEFFAF OLMAK VE VERİLEN SÖZLERİN YERİNE GETİRİLMESİ GÜVENİ ETKİLEYEN EN ÖNEMLİ 2 UNSUR.  Bir sektöre / kuruma güvenmeyi etkileyen en önemli unsurlar %36 ile sözlerini yerine getirmesi, %35 ile de açık ve şeffaf olması. Türkiye’de de aynı konular daha yüksek skorla yine ilk 2 sırada belirtilen unsurlar. Dünya genelinden farklı olarak çevresel olarak sürdürülebilir politikalar izliyor olması Türkiye’deki bireyler için daha önemli bir konu olarak öne çıkarken ürün fiyat / değer ilişkisi dünya geneline göre daha az önem verilen bir konu.

Ipsos Türkiye

DÜNYADA KURUMLARA YA DA SEKTÖRLERE DUYULAN GÜVEN OLDUKÇA DÜŞÜK.  TÜRKİYE’DE EN ÇOK GÜVEN DUYULAN SEKTÖR TEKNOLOJİ.  İlaç şirketleri dünya genelinde %34 ile en çok güven duyulan sektör olarak öne çıkıyor. Ancak genel olarak sektörlere olan güvenin çok yüksek olmadığı görülüyor. Teknoloji firmaları ve yiyecek içecek firmaları ilaç şirketlerinden sonra %33 ile 2. sırada güven duyulan sektörler. Türkiye’de ise sıralama daha farklı. Türkiye’de bireylerin en çok güven duyduğu sektör %40 ile teknoloji firmaları. 2. ve 3. sırada ise Bankacılık ve Enerji sektörü geliyor (%36). Sosyal Medya şirketleri ise hem Dünyada hem de Türkiye’de güvenin en düşük olduğu sektör.

Ipsos Türkiye

 Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  Yakın zamanda Türkiye’de yaptığımız bir araştırma sonuçlarına göre mutluluk duygusunun bileşenleri içinde güvende hissetmek var.  Karşı karşıya olduğumuz birey, kurum, durum ile ilgili güven hissi içinde olmadığımızda mutlu olmak zorlaşıyor. Güven işte bu kadar kritik.  Ipsos’un 2022 Ağustos-Eylül döneminde 14 ülkede yaptığı Güvenilirlik Araştırması sonuçlarına bu bilgi ile baktığımızda daha büyük önem kazanıyor.

Dünyada da Türkiye’de de insanlar güvenebilmek için karşısındaki kurumun söz verdiğini yerine getirmesini ve bunu yaparken şeffaf olmasını bekliyor.

Ipsos Türkiye

En etkili iki kriter bunlar. Salgın dönemindeki hayatta kalma mücadelesinde önemli rol oynayan ilaç firmalarının ülkeler ortalamasında en çok güven duyulan firmalar olmasını anlayabiliyoruz. Ancak yine de Türkiye’de ilk sırada değiller, ülkemizde güven sıralamasında ilk sırada teknoloji firmaları var. Türkiye ile birlikte Çin, Hindistan, Güney Afrika Cumhuriyeti, Suudi Arabistan ve Brezilya teknoloji firmalarına en çok güven duyulan ülkeler.

Türkiye’de teknoloji firmalarının işlerini iyi yaptıkları ve bunu yaparken de iyi yönetildiklerini düşünenlerin oranı ülkeler ortalamasının üzerinde. Ayrıca Avrupa ülkeleri ile kıyasladığımızda hepsinden yüksek. Güven duygusunun iki önemli parametresi sözünü tutma ve şeffaflık konusunda da araştırmaya Türkiye’den katılanlar teknoloji firmaları için ülkeler ortalamasına göre daha olumlu fikir beyan ediyorlar. Benim ilgimi çeken noktalardan biri ise Çin ve Hindistan’dan araştırmaya katılan her on kişiden yedisinin teknoloji firmalarını sözünün eri ve şeffaf olarak değerlendirmeleri. Dünyanın en hızlı gelişen ekonomilerini oluşturan bu iki dev ülkede milyarlarca insanın teknoloji şirketlerine yönelik bu kadar güçlü bir güven duygusu içinde olmaları gelecekte neler getirecek acaba?

Ipsos’ta yeni görevlendirme

Ipsos’ta yeni görevlendirme

Ipsos Kurumsal İletişim Direktörlüğü pozisyonuna Gülşah Turutoğlu atandı.

Türkiye’nin lider araştırma şirketi Ipsos Kurumsal İletişim Direktörlüğü görevine Gülşah Turutoğlu ​getirildi. ​Ipsos Türkiye ​CEO​’su​ Sidar Gedik’e bağlı olarak çalışmaya başla​yan Turutoğlu​, Kasım 2022 itibarıyla Ipsos Kurumsal İletişim faaliyetlerinden sorumlu olacak.

Gülşah Turutoğlu kimdir ?

Gülşah Turutoğlu, Fenerbahçe Anadolu Lisesi’nin ardından İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat bölümünde eğitim hayatına devam etti. Boğaziçi Üniversitesi’nde NN Yetenek Gelişim programını tamamladı. Kariyerine sigortacılık sektöründe Allianz Hayat ve Emeklilik’te başlayan Turutoğlu, 2015 yılından itibaren NN Hayat ve Emeklilik’te Kurumsal İletişim Yöneticisi olarak çalışma hayatına devam etti. ING Emeklilik’in, NN Hayat ve Emeklilik’e marka dönüşümü projesinde yer aldı. Marka bilinirliğinin artırılmasına yönelik stratejinin oluşturulması ve hayata geçirilmesi konusunda reklam ve halkla ilişkiler faaliyetlerini yürüten Turutoğlu, İhtiyaç Haritası ve Kanser Savaşçıları işbirliği ile Kurumsal Sosyal Sorumluluk alanlanında ödüllü projeler geliştirdi. İç iletişim kapsamında çalışanların topluma katkı sağlayan faaliyetlerde yer almasını destekleyen girişimleri hayata geçiren Turutoğlu, NN Group Çeşitlilik ve Kapsayıcılık elçisi idi.