Yazılar

Yeni evli çiftler dikkat!

Yeni evli çiftler dikkat!

Yaklaşık birbuçuk yıldır devam eden Covid-19 pandemisinde gerek hareketsizlik gerekse beslenme alışkanlıklarının değişmesi nedeniyle kilo alımı hızlandı. Düğün yasaklarının kalkmasıyla evliliklerini öteleyen pek çok çift soluğu nikah dairelerinde alırken, bu süreçte ince ve fit görünmeye imkan vermeyen fazla kilolar can sıkıcı olabiliyor. Ancak yeni evli çiftler dikkat! Asıl tehlike daha sonra başlıyor zira beslenme alışkanlıkları açısından özellikle ilk yıl dikkat edilmediğinde, kurtulmaya çalışılan kilolara yenileri de eklenebiliyor! Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu “Araştırmalar evliliğin ilk yılında ortalama iki, devamında ise bekarlığa göre 6 ya da 7 kg alınabildiğini göstermiştir. Bu değişimin sebebi olarak, porsiyonların artması, verilen davetler, çay sohbetlerine eklenen tatlılar, dışarıdan söylenen yemekler ve egzersizin yapılmaması sayılabilir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu, evlenince kilo almamak için 10 önemli kuralı sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Hareketsiz kalmayın
Sağlıklı yaşamın sürdürülebilir hale gelmesinde egzersizin önemi büyük. Yeni hayatınıza adapte olurken egzersizi de rutininize almayı unutmayın. Birlikte yapabileceğiniz, yaparken iki tarafın da kendisini iyi hissedebileceği ve sürdürebileceğiniz egzersiz türlerini deneyin. Örneğin; yürüyüş yapmak, bisiklete binmek, yüzmek veya ip atlamak gibi. Sevdiğiniz egzersiz türünü kararlaştırdıktan sonra geriye, gün içerisinde sadece 30 dakika ayırmak kalıyor.

Tabaklarınızı küçük seçin
Yeni evli çiftler aile olmanın verdiği heyecan ve mutluluk ile gerek günlük beslenmelerinde gerekse eve davet ettikleri misafirlerine hazırladıkları menüde aşırıya kaçabiliyor. Bu nedenle fark edilmeden kilolar da artabiliyor. Bu durumu yaşamamak adına yemeklerinizin sağlıklı olmasına ve büyük tabaklar yerine daha küçük tabaklarda servis yapmaya özen gösterin. Tatlı tüketilecek ise meyveli keşkül gibi hafif tatlıları tercih edin.

Çay ve kahveyi artırıp, suyu ihmal etmeyin
Toplumun geneli gibi yeni evli çiftler de akşamları çay ve kahve tüketimlerini arttırabiliyor. Burada önemli olan ilk nokta çay ve kahvelerin kesinlikle şekersiz tercih edilmesi gerektiğidir. Diğer önemli nokta ise çay ve kahvenin vücuttan atabileceği suyun yerine koyulmasıdır. Bundan dolayı ne kadar çay ve kahve içilirse o kadar su içilmeli, yaz aylarında kg başına 35 – 40 ml su tüketiminin sağlanmasına özen gösterilmelidir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

“Eşime iyi bakmalıyım” derken bu hataya düşmeyin!

“Evlilik sana yaramış” cümlesini her yeni evli çift en az bir kez duymuştur. Bu cümlenin altında eşinizin size iyi baktığı anlamı yatar ve iyi bakmak düşüncesi de genellikle yemek ile ilişkilendirilir. Kadın erkek fark etmeksizin yemeklerinizde eşinize biraz daha fazla yemesi için ısrar etmeyin. “Hatırım için ye” veya “yemiyorsun beni sevmiyorsun” tarzında cümleler sarf etmeyin veya ihtiyacınızdan fazla yemeği ” yemezsem ayıp olur” düşüncesi ile tok olsanız dahi yemeyin.

Çayın yanına abur cubur eklemeyin

Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu “Günün yorgunluğunu atmak ve rahatlamak için yemek sonrası çay bir çoğumuzun vazgeçilmezi. Bir de tatlı birşeyler olsun, tek başına çay olmuyor dediğimizde devreye hamurişleri veya paketli gıda tüketimi giriyor. Tüketilen paketli gıdaların içerisindeki şeker, hamur işelerinin yapısındaki rafine karbonhidratlar; bel bölgesinin yağlanmasına, kilonun artmasına ve bunların sonucunda da insülin direncinin ortaya çıkmasına sebep olabiliyor. Bundan dolayı çayın yanına abur cubur değil, küçük miktarlarda çiğ kuruyemiş/kuru meyve atıştırmalıkları eklenebilir. Çaylar da siyah çay yerine şeker içermeyen meyve aromalı bitki çayı olarak tercih edilebilir” diyor.

Haftalık yemek listesi planlayın

Günlük rutinler arasında bir de akşam ne pişirsek diye düşünmek en zor olanı. Bu stresi yaşamamak için haftalık menü planlaması yapmak en güzel çözüm. Öncelikle dolabınızda, buzluğunuzda neler var? Son tüketim tarihi yaklaşan ürünler var mı? Bunları not edin ve gelecek hafta menüsünde önceliği bunlara verin. Eldeki ürünlerle menü planlarken, aynı malzemeleri farklı günlerde kullanmayı deneyin. Örneğin; bezelyeden hem yemek hem de enginara iç yapmak gibi. Planlamaya devam ederken protein, sebze, karbonhidrat dengesini unutmayın.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Alışverişe tok karnına gidin!

Alışverişe muhakkak tok gidin. Yapılan çalışmalar; aç bir şekilde yapılan alışverişlerde şeker oranı yüksek gıdaların alındığını net olarak kanıtlamıştır. Evlendikten sonra gerek sağlıklı bir beslenme programı hazırlayabilmek, gerekse bütçenizi düzenlemek ve israfı önlemek için alışverişe çıkmadan önce liste yapmayı alışkanlık haline getirin. Gelecek hafta menüsüne göre eksikleri belirleyin, alınacakları sıralayın. Sıralamada sebze, meyve reyonuna öncelik verin, et-tavuk gibi ürünleri en sona bırakın, karbonhidrat grubunda hep tam tahıllı ürünleri tercih edin. Özellikle pandemi de düşünüldüğünde alışverinizi yaparken ihtiyacınız olmayan reyonlara girmemeye özen gösterin.

 Akşam yemeği saatinizi ve süresini belirleyin

Tüm günün koşturmacası bitip eve gelindiğinde, eşle beraber sohbet edilerek tüketilen akşam yemekleri farkında olmadan uzuyor. Ve sofrada kalınan süre arttıkça da masada bulunan yiyeceklerden atıştırma miktarı artıyor. Bundan dolayı akşam yemeği saatini ve süresini sınırlı tutmak, yemek sonrası sofrayı beraberce toplayıp sohbete atıştırmalara maruz kalınmayacak bir ortamda devam etmek kilo yönetiminize katkı sağlayacaktır.

Yemek siparişlerinizde bu kurala dikkat edin!

Evlilik iki taraf için de yeni bir düzen ve yeni sorumluluklar demektir. Bundan dolayı alışmak ve bir rutin oluşturmak biraz zaman alabilir ki bu da gayet normaldir. İlk zamanlarda yemeklerin dışarıdan söylenme sıklığı fazlayken bu zamanla azalacaktır. Fakat ilk zamanlarda dahi tedbiri elden bırakmamakta fayda var. Dışarıdan fast food ürünler söylemek yerine, öncelik ev yemekleri yapan bir yer olmalıdır. Eğer öyle bir alternatifimiz yoksa yağsız ızgara et/tavuk/balık + salata/ızgara sebze kombinasyonu dışarıdan söylenebilecek en güzel sağlıklı alternatiflerdendir. Yanında tüketeceğiniz sıvıların da şeker içermemesine özellikle dikkat edin.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dönemsel olarak tartılın

Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu “Mutluluk, huzur ve konfor alanına ulaşmış olmak, kişilerde rahatlamaya sebep olabiliyor. Bu rahatlama ile alınan kilolar çok uzun süre sonra fark edilebiliyor. Temkinli gitmek adına, haftanın aynı günü, aynı tartıda, aynı kıyafetlerle, aynı saatte tartılın. Ve sonuçlarınızı not edin. Eğer üç hafta artmalar görüyorsanız müdahale etmenin vakti geldi demektir. Çiftlerden sadece birisi kilo almış olsa dahi iki tarafın da yediklerine dikkat etmeye başlaması ve eşine destek olarak diyetine uymasına yardımcı olması önemli” diyor.

Pandemi ile obezite de arttı 

Pandemi ile obezite de arttı 

Obezite, vücutta yağ dokusunun aşırı miktarda artması olarak tanımlanır. Besinlerle alınan enerji miktarının, metabolizma ve fiziksel aktivite ile tüketilen enerji miktarını aştığı durumlarda ortaya çıkar. Çocukluk döneminde obezite önemli bir sağlık problemidir. Bugün dünya üzerinde yüzbinlerce çocuk obezite ve obezitenin yol açtığı hastalıklarla mücadele etmek zorunda kalıyor. Her 4 çocuktan birinin kilo problemi yaşadığını söyleyen Acıbadem Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Renan Güneş “Yapılan araştırmalar 21. yüzyılın obez çocuklarının obeziteye bağlı hastalıklar nedeniyle ebeveynlerinden daha kısa yaşayacaklarını ortaya koyuyor. Obez çocukların üçte biri, obez ergenlerin de üçte ikisi erişkin dönemde de obez olarak kalıyor. Çocukluk dönemindeki obezitenin artışını durdurmak için çocukluktan itibaren önlem almak gerekiyor” dedi.

Anne baba şişmansa…

“Anne babanın şişman olması durumunda; çocuklarında %80 obez olma ihtimali artırmaktadır. Anne babadan birinin şişman olması çocuğun obez olma durumunu %50’ye düşürmektedir. İkisi de obez değilse oran %9 olarak bulunmuştur” diyen Acıbadem Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Renan Güneş sözlerini şöyle sürdürdü: “Şehirlerde yaşayan çocukların fiziksel aktivitesi daha kısıtlanmıştır. Yüksek kalorili gıdaların tüketimi ve hareketsizlik sonucunda çocuklar obeziteye eğilim gösterir. Obezite ve psikolojik etmenler arasında bir ilişki olduğu kabul edilmektedir. Anne baba çocuk arasındaki olumsuz ilişkiler çocuğun ruhsal yapısını etkileyip aşırı yemeye neden olabilmektedir.”

Pandemi obezite riskini arttırdı

Televizyon, bilgisayar ve tablet gibi teknolojik araçların günümüz çocuklarının aktivitelerini kısıtladığını söyleyen Renan Güneş “Buna bağlı olarakta enerji tüketimini azaltmaktadır. Özellikle son dönemlerde pandemi nedeniyle sokağa çıkmaları kısıtlı ve okul ortamları oturarak bilgisayar başında olduğundan hareketleri çok azalmış ve obezite riskleri artmıştır. Çocukların karbonhidrat ve yağ açısından zengin besinleri tüketmeleri obezite riskini artırmaktadır. Özellikle fast food beslenme tarzı obezite oluşumuna zemin hazırlamaktadır” ifadelerin kullandı.

Öğün sayısı büyük önem taşıyor

Tiroid hastalıkları, hormonal nedenler, böbrek üstü bezi hastalıkları ve bazı kronik hastalıkların da obezitye neden olabileceğini aktaran Güneş, beslenmede öğün sayısı ve alınan besin maddelerinin içeriğinin son derece önemli olduğunu söyledi. Güneş, beslenmenin sıklığının azalması, bir veya iki öğün yemek yeme ve yiyeceklerin yüksek kalori içermesi durumunda obezitenin arttığını belirtti. Ailesel faktörler, çevresel faktörler, beslenme ve fiziksel aktivite azlığı gibi durumların genel olarak obezite riskini artıran unsurlar arasında olduğunun altını çizdi.

Obezite bu sorunlara yol açıyor

Dr. Renan Güneş çocuklarda obezitenin yol açtığı sağlık sorunlarını şöyle sıraladı;

-İnsülin hormonunun aşırı artması diyabet hastalığına neden olur. Eğer ailede şeker hastalığı varsa şeker hastası olma olasılığı daha da artar.

-Obez çocuklarda ergenlik normalden erken gelişebilir. Obez kız çocuklarında ergenliğin erken gelişmesine bağlı olarak adet düzensizlikleri ve kıllanma gibi hormonal bozukluklar ortaya çıkar.

-Obez kız çocuklarında erken kemik gelişimine bağlı erken adet görme veya adet görememe ortaya çıkabilir.

-Obez çocuk ve gençlerde ağırlık artışına bağlı olarak, eklemlere aşırı yük binmesi nedeniyle çeşitli ortopedik bozukluklar ortaya çıkabilir.

-Obezite çocuklarda solunum fonksiyonlarını bozarak ve kalbe binen yükü artırarak hareket yeteneğini azaltır. Bu azalmaya bağlı olarak ortaya çıkan hareketsizlik enerji tüketimini azaltarak obezite riskini artırır.

-Obezite birçok psikolojik bozuklukların ortaya çıkmasına da neden olur. Obez çocuklar sosyal ilişkilerden çekinerek daha içe kapalı bir hale gelebilir ve psikolojik sorunlar ortaya çıkabilir.

-Obez çocuklarda yüksek tansiyon, hiperlipidemi, şeker hastalığı, solunum bozuklukları, kalp damar hastalıkları, karaciğer yağlanması, safra kesesi hastalıkları, ortopedik bozukluklar, polikistik over sendromu ve psikolojik bozukluklar ortaya çıkabilir.

Önlem alın!

Çocukların ve gençlerin hareketsiz yaşamlarının önüne geçilerek, fiziksel aktivite yapmalarının obeziteyi önleyeceğini aktaran Renan Güneş “Sağlıksız yiyecekler, şekerli içecekler ve yüksek kalorili yiyecekler ile beslenmeleri azaltılarak, sağlıklı besin tercihi yapmaları için programlar oluşturulabilir. Erken çocukluk döneminden itibaren çocukların sağlıklı beslenme, düzenli uyku ve fiziksel aktivite alışkanlıkları ile büyümeleri sağlanabilir. Okul çağı çocukları ve gençler için okullarda sağlıklı besinlerin tercih edilmesi sağlanabilir” dedi.

Aile desteği çok önemli

Çocuklarda obezite tedavisinin uzun süren ve sabır isteyen bir süreç olduğunu belirten Renan Güneş “Bu konuda ailenin desteği çok önemlidir. Ailenin sabırlı olması ve çocuğu doğru yönlendirmesi gerekmektedir. Asıl amaç enerji harcamasını artırmak ve alınan enerji miktarını azaltmak olmalıdır. Enerji alımını azaltırken, çocuğun büyüme ve gelişmesi de göz önünde bulundurulmalıdır. Beslenmenin düzenlenmesi için çocuğun uygulayacağı diyetin, çocuğun ve ailenin yeme alışkanlıklarına uygun olarak özel bir şekilde hazırlanmalıdır. Diyet programı hazırlanırken, çocuğun büyüme ve günlük aktivitesi göz önüne alınarak, gerekli besin öğelerini içermesine dikkat edilmelidir” açıklamasında bulundu.

Fiziksel aktivite şart

Enerji harcanması için fiziksel aktivitenin son derece önemli olduğunu kaydeden Renan Güneş sözlerine şunları ekledi: “Bu nedenle diyet tedavisi mutlaka egzersizle desteklenmelidir. Egzersiz programının da kişiye uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Çocuğun obezite tedavisinde başarılı olabilmesi için, yeme şeklini ve fiziksel aktivitelerini bir davranış biçimi ve hayat tarzı haline getirmesi gerekmektedir. Fiziksel aktivite, sadece enerji tüketimini artırmakla kalmaz aynı zamanda insülin duyarlılığını artırarak şeker hastalığının tedavisi ve iyi kolesterolü artırarak kalp damar hastalıklarının gelişimini engeller.”

Pandemi ortalama 6.6 kilo aldık

Pandemi ortalama 6.6 kilo aldık

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasının 49. dönem verileriyle vatandaşların; salgınla beraber beslenme eğilimlerine, sağlıklı kalabilmek düşüncesi ile takviye kullanımlarına, dışarıda spor yapma durumuna, salgının başından bu yana kilo alıp verme durumuna dair değerlendirmelerine yer verildi.

 VATANDAŞLARIN SALGIN BAŞINDAN BU YANA ORTALAMA KİLOSU 3,26 KG ARTMIŞ. KİLO ALAN BİREYLERİN ALDIĞI ORTALAMA KİLO İSE 6,6 KG. Ipsos’un Şubat sonunda yaptığı araştırmada bireylere salgın öncesi ve şu anki kilolarını soruldu. Buna göre bireylerin %60’ının salgın başladığından bu yana kilo aldığı tespit edildi. Kilo verenlerin oranı çok sınırlı iken (%12), kilosunda bir değişiklik olmayanların oranı %28.

HER 10 BİREYDEN 6’SI SALGIN BAŞINDAN BU YANA KİLO ALMIŞ.. Kadınlar arasında kilo alanların oranı (%65) erkeklere kıyasla (%54) daha yüksek; bu durumun bir gerekçesi salgın döneminde kadınların erkeklere kıyasla evde daha da fazla vakit geçirmesi olabilir. Bireylerin salgın öncesi ve mevcut kiloları karşılaştırıldığında ortalama kilolarının 3,3 kg daha fazla olduğu tespit edildi. Sadece kilo alan bireylerin ortalamada aldıkları kilo incelendiğinde ise ortalama 6,6kg aldıkları ortaya çıktı.

 HER DÖRT KİŞİDEN BİRİ SON 1 HAFTA İÇERİSİNDE DIŞARIDA SPOR YAPMIŞ. Salgın döneminde beslenme alışkanlıklarının yanısıra spor alışkanlıkları da değişti. Evden spor, egzersiz yapanların oranı artarken kısıtlamalar nedeniyle spor salonlarına gidenlerin oranı ciddi derecede azaldı. Son 1 hafta içerisinde dışarıda spor yapanların oranı ise %24 düzeyinde. Her ne kadar toplumda daha sağlıklı beslenme eğilimi artmış olsa da pandemide bireylerin daha az spor yaptığı gerçeği ile karşı karşıya kalındığı tespit edildi.  Önümüzdeki dönemde, sadece virüse yakalanan bireylerin değil pandemi döneminde hareketsiz bir yaşam süren bireylerin de fiziksel sağlıkları üzerindeki araştırmalara daha çok ihtiyaç duyulacağı veriler ışığında ortaya çıktı.

VATANDAŞLAR SALGINLA BERABER DAHA SAĞLIKLI BESLENME EĞİLİMİ İÇİNE GİRMİŞ.  Evde yapılan yemekler her ne kadar daha sağlıklı görülse de evde daha sık yemek yeme, atıştırmalık tüketme veya daha hareketsiz bir hayat sürmenin etkisi bireylere kilo olarak geri dönmüş.  

TOPLUMDA VİRÜSE KARŞI EK TAKVİYE KULLANIMI YAYGIN. Vatandaşların yarısından fazlası (%56) salgın öncesine kıyasla daha sağlıklı beslendiğini ifade ediyor. Daha sağlıksız beslenenlerin ise çok küçük bir kitleyi oluşturduğunu görüyoruz (%10). Virüse karşı vücut direncini arttırmak için takviye kullanımı da oldukça yaygın. Bu oran salgın başında %29 iken, son dönemde %43’e yükseldi.

 Ipsos’un  Sosyal Araştırmalar ve Kalitatif Araştırma Hizmet Birimleri Lideri, İcra Kurulu Üyesi Ece Ertürk’ün değerlendirmesinde: “ Pandemi başından itibaren hayatımıza giren değişiklikler, yenilikler, alışmaya çalıştığımız yeni düzen beklendiği üzere beslenme alışkanlıklarımızı da önemli ölçüde etkiledi. Sürecin başında gerek karantina günlerimizi renklendirmek gerekse dışarıdan tedariğin sınırlı olması nedeniyle daha çok yöneldiğimiz evde yemek yapma, yeni tarifler deneme, mevcut tarifleri çeşitlendirme serüveni pandeminin 50. Haftasına geldiğimiz şu günlerde birçoğumuzu daha ağırlaştırmış görünüyor.

Toplumumuzun 60%’ı bu dönemde pandemi öncesine göre kilo almış. Bu oran kadınlarda (65%) erkeklere göre daha yüksek (%54). %12 gibi küçük bir kesim ise ise bu dönemde kilo vermiş. Vatandaşların ortalama kilosu salgın başından bu yana yaklaşık 3,26 kilo artarken, kilo alan kişiler arasında bu artış 6,6 kg ile neredeyse ortalamanın 2 katı kadar. Bağışıklık sistemini desteklemek ve hastalığa karşı direncimizi arttırmak amacıyla toplumda ek takviye alma oranı pandemi başına göre 19 puan yükselerek 43%’lere gelmiş durumda.

Kilo alıp verme isteğinde oldukça yüksek bir etkisi olan yaz sezonunun, restoranların da kademeli ve kısıtlı da olsa açılması, dışarıda yeme içme davranışının da arttığı bu dönemde vatandaşlarımız üzerinde nasıl bir etkisi olacağını biz de merakla takip ediyoruz.” dedi.