Yazılar

Çocuklarla yolculukta şunlara dikkat edin!

Çocuklarla yolculukta şunlara dikkat edin!

Liv Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Emre Çenesiz: “Tatile çıkacaksanız ve gereksiz problemler yaşamak istemiyorsanız çocuğunuzun uyku saatleri, oyun saatleri, yemek saatleri gibi günlük yaşam aktivitelerini tatilde ve tatil öncesinde ertelemeyin.” diyerek yolculuğunuz sırasında dikkat etmeniz gerekenlerin altını çiziyor

  • Bebeğinizin oto koltuğunu almayı unutmayın ve emniyet kemerini bağlayın.
  • Yola çıkma saatinizi bebeğinizin uyku saatine göre ayarlayın.
  • Arabanıza güneşlik takın. Çocuğunuzun çok fazla güneş altında kalmamasına özen gösterin. Mutlaka 50 cc güneş kreminizi çocuğunuzun yüzüne ve vücuduna sürün.
  • Seyahat ederken çocuğunuzun yeterli sıvı tükettiğinden emin olun.
  • Seyahat esnasında çocuğunuzun yanına, kendini güvende hissettirecek yetişkin birini oturtun.
  • 2 saatlik periyotlarla yolculuğunuza ara verin ve çocuğunuzu dinlendirin.
  • Araba yolculuğunda bebeğinizi yarım saatte bir emzirin.
  • Çocuğunuzun yaşına uygun oyuncaklarıyla seyahat etmesini sağlayın.
  • Mevsime uygun kıyafetlerini bavulunuza ekleyin. Pamuklu kıyafetleri tercih ederken naylon içeren kıyafetlerden uzak durun.
  • Uçak seyahati yapacaksanız ve emziriyorsanız inişlerde ve kalkışlarda emzirmeyi tercih edin.
  • Yeni doğum yaptıysanız en az bir hafta sonra yolculuğa çıkın.
  • Deniz yolculuğunda, deniz tutması açısından doktorların tavsiye edeceği ilaçları yanınızda bulundurun.
  • Yolculuk sırasında bebeğinizin beslenme düzenini bozmayacak şekilde yanınızda kavanoz mama ve bisküvi bulundurun.

Susuzluk seviyenizi nasıl anlarsınız?

Susuzluk seviyenizi nasıl anlarsınız?

Egzersiz yaparken günde kaç bardak su tüketiyorsunuz? İçtiğiniz su miktarı vücudunuz için yeterli düzeyde mi? Peki susuzluk seviyenizin değerlendirmesini nasıl yapabilirsiniz? İdrarınızın koyu renkte olması size hangi mesajları veriyor? Egzersiz sonrası hidrasyonu sağlamak için önerilerde bulunan Liv Hospital Diyet ve Beslenme Uzmanı Semih Üresin spor, egzersiz ve su tüketimi konusundaki dengenin neden önemli olduğunu anlatıyor.

Susuz kaldığınızı nasıl anlarsınız?
Uyandığınızda susuzluk seviyenizi değerlendirin. Ardından idrarınızın rengini gözlemleyin ve sonra kıyafetsiz olarak kendinizi tartın. Değerlendirmeniz gereken durumlardan ikincisi de sabah idrarınızın açık renkli veya nispeten berrak olmasıdır. Koyu renkli olması endeksin pozitif olduğu anlamına gelir. Ağırlık da günden güne nispeten sabit kalmalıdır ve yaklaşık %1 değişir. Sağlıklı bir şekilde kilo kaybı amaçladığınız bir dönemde dahi olsanız bir günde %1’den fazla değişim olmaması gerekir. Üç endeksten yalnızca biri pozitif olduğunda hidrasyon (vücuttaki suyun belirli oranda tutulması) durumunuzun muhtemelen iyi olduğunu belirtir. Üç endeksten ikisi pozitif olduğunda, muhtemelen susuz kalmışsınızdır ve her üç endeks de pozitif olduğunda susuz kalma olasılığınız çok yüksektir. Böyle bir durumda günlük su tüketiminizi arttırmanız gerekir.

Liv Hospital Diyet ve Beslenme Uzmanı Semih Üresin

Bir su şişesi taşıyın
Çoğu insan susuzluk hissetmediğini ve su içmeyi unuttuğunu söyler. Bu nedenle yanınızda su şişesi taşımak su içmeye devam etme zorunluluğunu pekiştirir. Fakat gün içerisinde belli zamanlarda çok miktarda su içmektense, su alımınızı tüm güne yaymanızda fayda var.
Meyve ve sebze tüketimini arttırın
Sebzeler ve meyveler su içerikleri açısından yüksek besinlerdir. Çeşitli meyve ve sebzelerin su içeriği farklı olmakla birlikte hemen hemen hepsinin en az %80’i sudur. Beslenmenize daha fazla meyve ve sebze eklemek daha fazla su alımınıza ve su içeriği düşük besinlerin alımını sınırlandırmaya yardımcı olur. Karpuz, kavun, çilek, ananas, marul, domates, salatalık yüksek su içeriğine sahip besinlerdir.

Egzersiz öncesi, sırası ve sonrası hidrasyon
Egzersiz öncesi yeterli sıvı alımı önemlidir. Uzun süreli yoğun egzersizler için egzersizden 2-4 saat öncesinden başlayarak kg başına 5-10 ml sıvı tüketmelisiniz.

Egzersiz anında kaybedilen sıvı miktarı yerine konulmalıdır. Bu sebeple her 10-20 dakikada bir büyük bir yudum su almalısınız. Aşırı terlemeniz varsa kaybedilen mineralleri yerine koymak için sporcu içeceklerini tercih edilebilirsiniz.

Egzersiz sonrası hidrasyonu sağlamak için egzersiz öncesi ve sonrası kendinizi tartın ve kaybettiğiniz her kilo yerine 2 ile 3 bardak su için. Su iyi bir seçimdir, çünkü sindirim sisteminizden dokularınıza hızla geçer. Çok terliyorsanız veya 60 dakikadan fazla egzersiz yapıyorsanız, kaybedilen elektrolitleri de yerine koymanız için maden suyunu tercih edebilirsiniz. Sporcu içecekleri vücudunuzun daha verimli bir şekilde yakıt ikmali yapmasına ve yeniden su kazanmasına yardımcı olabilir.

Susama hissiniz gelmeden su tüketmelisiniz. Susama hissinin gelmiş olması vücudun çok fazla susuz kalmış olmasının bir göstergesi olabilir.

Liv Hospital Diyet ve Beslenme Uzmanı Semih Üresin

Sıvılarınızı soğuk tutun
Bu iç sıcaklığınızı düşürmeye yardımcı olacak ve sıvı tüketme isteğinizi arttıracaktır. Şişelerinizi bir gece önceden dondurun.

Düzenli öğün tüketin
Sıcakta egzersiz yaptığınızda, vücudunuz yakıt olarak karbonhidratları daha fazla kullanır. Gün boyunca düzenli öğünler ve atıştırmalıklar yapmak size elektrolitler, enerji için karbonhidratlar ve toparlanma için protein ve yağ sağlayacaktır. Yiyecekler, gün boyunca hidrate kalmanıza yardımcı olacaktır. Ana öğünlerinizi egzersizden 4 saat önce olacak şekilde planlamanız mantıklıdır, çünkü sıcak havada egzersiz yaparken kan akışı bağırsaklarınızdan çalışan kaslarınıza yeniden dağıtıldığından sindirim problemleri yaşayabilirsiniz.
Evde yapabileceğiniz sporcu içeceği tarifi
¼ su bardağı şeker
¼ çay kaşığı tuz
¼ su bardağı sıcak su
¼ su bardağı portakal suyu
2 yemek kaşığı limon suyu
3,5 su bardağı soğuk su
Şekeri ve tuzu sıcak suda eritin; meyve suyunu ve kalan suyu da ekleyin
Dört adet 250 ml’lik porsiyon
50 kalori, 12 gr karbonhidrat, 110 mg sodyum

Çocuklarda en sık kullanılan alerji testleri

Çocuklarda en sık kullanılan alerji testleri

Çocuklarda görülen alerjilerin temelinde genellikle ailesel yatkınlık yatsa da çevresel faktörler de etkendir. Alerjik hastalıklarda doğru tanının çok önemli olduğunu söyleyen Liv Hospital Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Prof. Dr. Mahir İğde alerji testleri ile ilgili bilgi verdi.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Mahir İğdeTanı nasıl konulur?

Öncelikle hastanın detaylı hikayesi ile birlikte aile hikayesi ve ailesel yatkınlıkla ilgili ipuçları aranır. Genelde alerji veya atopi aile içinde devam eden bir durumdur. Şikayetlerin ne zaman ve/veya hangi durumlarda arttığı, azaldığı tespit edilmeye çalışılır. Vücuttaki hastalık belirtileri incelenir. Şüphelenilen olası alerjenler tespit edildikten sonra deri ve/veya kanda alerji testleri yapılır.

Alerji testlerini neden önemli?

Teşhiste çok önemli bir rolü olduğu gibi tedavinin planlanmasında da çok önemlidir. Çünkü alerji neye karşı ise kaçınmak gerekir. Örneğin; ev tozu içindeki akarlara alerjisi olan bir çocuğun toz maruziyeti için önlem alması gerekir.  Alerji çok fazlaysa immünoterapi denilen aşı tedavisi yapılması gerekir. Aşı tedavisi yüzde 70-80 faydalıdır. Cilt altına enjeksiyonla yapılan aşılar olduğu gibi dilaltına sprey şeklinde aşılar da vardır. Bu aşıların seçimi de çocuk alerji uzmanlarınca yapılmalıdır.

Alerji testleri nasıl yapılmalı?

Alerji testleri çocuklara, çocuk alerji uzmanları tarafından yapılmalıdır. Çünkü alerji testleri ile sadece “Şu maddeye alerjin var, şunlara yok” demek yetmez. Test panelinde kullanılacak alerjenler doğru seçilmeli, doğru teknikle yapılmalıdır. Uzman kişilerce değerlendirilmeli ve çapraz reaksiyonlar konusunda bilgi sahibi olunmalıdır. Çocuklar ve yetişkinlerde yapılan teknik ve alerjen içerikleri çok farklı olabilir. Yanlış yorum sonrası astım olmayanların yanlışlıkla astım teşhisi konulmasına, astımlı olanların da yanlışlıkla astım olmadığına karar verilebilir.

Alerji testleri kaç yaşında yapılabilir?

Alerji testleri ciltten 2-3 aylıktan itibaren yapılabilir. Özellikle gıda alerjisine bağlı egzamalı çocuklarda ciltten deri testi 2 aylıktan itibaren yapılabilir. Astım nedeniyle yapılan alerji testlerinin ise genelde 2 yaşından sonra yapılması daha uygun olur.

Alerji testlerini kandan yapılabilir mi?

En doğru teşhis ciltten yapılan testle konulur. Kandan yapılan testler doğru sonuç vermeyebileceği gibi çok da pahalıdır. Bu sebepten kandan değil ciltten alerji testi yapılması gerekir.

En sık kullanılan alerji testleri hangileridir?

Prick testi: En sık kullanılan bu yöntemde hastanın cildinde 20-30 kadar alerjen değerlendirilebilir. Deri bütünlüğü aralıklı olarak hafifçe bozulur, bu bölgelerin üzerine damlatılan alerjene reaksiyon oluşup oluşmadığını görmek için 30 dakika beklenir. Beliren kızarıklığın çapına göre reaksiyon verilen alerjen belirlenir. Bazı ilaçlar prick testin sonucunu değiştirebildiği için test yapılmadan hastanın hekimi bilgilendirmesi gerekir.

Patch (yama) testi: Genellikle prick testi ile sonuç alınamayan durumlarda egzamaya neden olan alerjenlerin tanısında kullanılır. Hastanın sırtına, üstünde alerjenler olan bir bant yapıştırılıp 2 gün beklenir. Kızarıklık olan yerlerdeki maddeye alerji gelişip gelişmediği tespit edilir.

Kanda Spesifik IGE antikoru tayini: Alınan kanda Spesifik LGE antikorunun değeri saptanır. Prick testi kadar anlamlı olmasa da alerji varlığını ve tedavi cevabını ölçmede kullanılabilir.

Gıda alerji testi: Besin alerjisi için deriden ve kandan alerji testi yapılabilir. Deriden yapılan test daha fazla yol göstericidir ve 20-30 dakika gibi kısa zamanda sonuç verir. Ancak besin alerjilerinin tanısında altın standart besin provokasyon testidir. Çocuk alerji uzmanları, besin alerjisi yapma potansiyeli yüksek besinleri bebeğin beslenmesinden çıkartıp düzelme olup olmamasına göre alerji olup olmadığını belirler. Bebekte düzelme olursa ikinci aşamada besin yüklemesi yapılır. Daha sonra kesin olarak belirlenen alerjen bebeğin beslenmesinden çıkartılır. Anafilaksi gibi bulgularla seyreden besin alerjisinde hastada deri testi klinik bulgular ve kanda spesifik IGE düzeyi değerlendirildikten sonra verilir.

Doğru okul çantası seçilir

Doğru okul çantası seçilir

Okullar açılırken ailelerin zorlandıkları konulardan biri de doğru okul çantası seçmek oluyor. Yanlış ve ağır çanta seçimi çocuğun kemik gelişimini olumsuz etkileyebilirken omurga sağlığını da tehdit edebiliyor. Liv Hospital Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Aynur Metin Terzibaşıoğlu, doğru okul çantası seçimi konusunda önemli bilgiler verdi.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Aynur Metin Terzibaşıoğlu

Yanlış çanta seçimi neler yapabilir?

Sırt çantaları büyüme çağındaki çocuklarda en uygun seçenek gibi görünse de,  uygun olmayan çantalar; omuz, boyun, sırt ve bel ağrıları gibi çeşitli kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarına yol açabilir. Doğru kullanılmayan çantalar, omurgada orantısız yüklenme sonucu oluşabilecek omurga eğriliklerinin ortaya çıkışını hızlandırıp sinir basılarına neden olabilir.

  • Askı boyutuna dikkat edin

Çocuğunuzun boyutuna uygun sırt çantası seçin, çanta askılarının ağırlığı eşit dağıtabilmesi için geniş (yaklaşık 5 cm), yumuşak ve destekli olmasına özen gösterin, ek olarak göğüs veya bel kemeri olanlarını tercih edin. Çantanın sırtınızla temas eden kısmında desteği olması yükün dağıtılması için önemlidir.

  • Sırtla çanta arasında boşluk olmamalı

Bel altında taşınan çantalar omuz, boyun ve sırt kaslarında gerginliğe ve ağrıya neden olur. Sırt çantasının alt kısmı belin en fazla 5 cm altında olmalıdır. Sırt ile çantanın arkası arasında boşluk kalmamasına özen gösterin.

  • Tek omuzda taşımayın

Çantayı tek omuzda taşınırsa omurgada çok fazla stres oluşturur. Büyüme çağındaki çocuklarda bu durum omurga eğriliklerine yol açabilir. Çocuklarınızın çantalarını çift omuz askısı ile kullanmalarına teşvik edin, böylece ağırlığı eşit derecede dağıtarak omurga dengesini sağlamış olursunuz.

  • Çantanın ağırlığını kontrol edin

Sırt çantası ağırlığının çantayı taşıyan kişinin ağırlığının yüzde 10’unu geçmemesi gerekir. Çekçekli okul çantası için bu oran yüzde 20 olarak belirlenmiştir. Çekçekli okul çantası daha konforlu görünse de kaldırım, merdiven ve basamak gibi engeller karşısında çocukların bu çantaları rahatça hareket ettirebileceğinden emin olmak gerekir. Çocukların günlük ders programlarına uygun kitap ve defterleri çantaya koyun, gereksiz ağırlık taşımayın. Ağır olanları sırta daha yakın, hafif olanları daha uzağa yerleştirin.

  • Renkli-parlak olanları tercih edin

Çantanın parlak veya fosforlu materyallerle kaplı olmasını tercih edin. Bu da onu kışın erken kararan havalarda trafikte daha görünür kılacak ve oluşabilecek kazalardan koruyacaktır.

Süt kanser ve obeziteden koruyor

Süt kanser ve obeziteden koruyor

Sağlığın yaşam boyu korunması için çocukluk çağında yeterli ve dengeli beslenmek, özellikle de süt ve süt ürünleri tüketimine ağırlık vermek büyük önem taşıyor. Anne sütünden sonra çocuklarda en önemli besin kaynağının inek sütü olduğu uzmanlar tarafından da kabul ediliyor. Liv Hospital Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Fatih Aydın sütün faydalarını ve çocuklarda süt tüketiminin önemini anlattı.

Kalsiyum gibi spesifik besin öğesi desteği almak yerine, besin olarak süt tüketmenin sağlık açısından daha etkin olduğunu biliyoruz. Günlük diyetimizde yer alan dört önemli besin grubundan birisi olan süt ve süt ürünlerinin özellikle protein ve kalsiyum içeriği açısından tüketilmesini mutlaka öneriyoruz. Süt içerisinde bulunan B2, B12, A vitaminleri, tiamin, niasin, fosfor ve magnezyum olmak üzere birçok besin öğesi önemli kaynaktır. Ama demir miktarının da düşük olduğu unutulmamalıdır. Çocuklar için önerdiğimiz günlük süt miktarı ortalama 2 su bardağı yani 500 ml kadardır.

Pause Dergi, Pause Sağlık

Doğru süt tüketimi nasıl olmalı?

Açık sütü kaynatırken evde tam ayarlayamamak ve hava ile temas etmesi yüzde 60-100 gibi ciddi  protein ve mineral kayıplarına neden oluyor. UHT ve pastörize edilerek kullanılan sütlerde bu kayıp oranı çok az miktarda. Özellikle pastörize sütler günlük süt olarak tabir edilir ve biz bu sütlerin kullanılmasını öneriyoruz.

Hangi yaşta hangi süt tercih edilmeli?

Özellikle 1 yaşa kadar kesinlikle inek sütü verilmemeli. 2 yaşa kadar da mümkün olduğunca inek sütü kullanımından kaçınılmalı, onun yerine keçi sütü de kesinlikle kullanılmamalı. Ama kefir, yoğurt, peynir gibi sütün mayalanması ile oluşan ürünler tercih edilebilir. Birinci sırada kefir, ikinci sırada peynir, üçüncü sırada da yoğurt tercih edilmesini öneriyoruz.

Erken yaşta özellikle 1 yaş içerisinde başlanan inek sütü ciddi demir eksikliği anemisi, alerjik hastalıklara eğilim, kemik gelişiminde bozukluk, büyüme, gelişme geriliği gibi sorunlara yol açabiliyor.

Çocuk çağında tüketilen süt ömür boyu hastalıklardan koruyucu etki taşıyor

Süt içerdiği mineral, vitamin, protein, iyot, kalsiyum ile çocukların sağlıklı büyüme ve gelişmesine önemli ölçüde katkıda bulunur. Kemik gelişimi için kalsiyumun dışında yağ, karbonhidrat ve protein gibi besin öğeleri ile fosfor, magnezyum, flor, bakır ve çinko gibi besin öğeleri sütün içerisinde yeterli miktarda var. Ayrıca sütün yeterli alımı, ilerleyen yaşlarda kemik yoğunluğunun azalması ile ortaya çıkan kemik erimesi riskini azaltıyor. Aynı zamanda süt alımı iyi olan çocuklarda diş çürükleri daha az görülüyor.

Süt tüketimi, ileri yaşlarda ortaya çıkabilen hipertansiyon hastalığı riski için de önem taşıyor. Kalsiyum, magnezyum ve fosforun az tüketimi ile kan basıncı artışı arasında ilişkili olduğu saptandı. Yeterli miktarda süt içerek kan basıncının düzenlenmesine de katkıda bulunabiliriz.

Kansere karşı da koruyucu

Süt alımı ile bazı kanser türlerinde kesin olarak saptanmamış olsa da özellikle kalın barsak ve prostat kanserleri riskinde azalma görüldüğü bildiriliyor.

Ayrıca süt ile beslenen çocuklarda kalsiyumun yağ yakıcı özelliği nedeni ile kilo kontrolü daha iyi sağlanmış ve obezite sıklığında azalma saptanmıştır.