Yazılar

Kallimanis, Food Expo 2025’te

Dardanel’in global büyüme stratejileri çerçevesinde 2021 yılında satın aldığı Yunanistan’ın köklü deniz ürünleri üreticisi Kallimanis, Avrupa Birliği’nin en prestijli gıda ve içecek fuarı Food Expo 2025’te yenilikçi ürünleriyle ilgi odağı oldu.

Food Expo 2025, Yunanistan’ın başkenti Atina’da uluslararası markalar, gıda profesyonelleri ve tedarikçileri bir araya getirdi. Fuar’da 80’den fazla ülke ve 1000’den fazla global marka yer aldı.

Dondurulmuş deniz ürünleri, Yunanistan pazarına yeni sunulan Kallimanis ton balığı ve yenilikçi sushi çeşitleri, sergilenen başlıca ürünler arasında yer aldı.

Dardanel Yönetim Kurulu Üyesi ve Önen Gıda Genel Müdürü Ayşe Önen Özoğuz, “Dardanel’in yarım asra yakın bilgi birikimi, üretim ve pazarlama deneyimi, Kallimanis’in deniz ürünleri alanındaki köklü geçmişi ile birleşerek uluslararası pazardaki gücümüzü daha da pekiştirdi. Dardanel ve Kallimanis olarak, Türkiye ve Yunanistan’da, dünya çapındaki büyüme hedeflerimize ulaşmak için yatırımlarımızı artırıyor ve ürün portföyümüzü sürekli olarak yenilikçi ürünlerle geliştiriyoruz” dedi.

Yunanistan’da düzenlenen Food Expo 2025 fuarında Kallimanis’in yenilikçi ürünlerinin büyük ilgi gördüğünü söyleyen Özoğuz, “Fuara katılan perakende ve gıda sektörü profesyonelleri, katma değerli ve inovatif ürünlerimizi birinci elden deneyimleme fırsatı buldu. Bu ilgi, Kallimanis’in sektördeki yenilikçi yaklaşımının ve yüksek kaliteli ürün anlayışının bir göstergesi oldu. Fuar boyunca ürünlerimize gösterilen yoğun talep, markamızın uluslararası pazardaki güçlü konumunu bir kez daha teyit etti. Fuarda en çok ilgi gören kategorimiz ise sushi oldu. Sushida markamız ile ürettiğimiz sushi çeşitlerimiz büyük bir ilgiyle karşılandı. Yenilikçi ürünlerle hem ulusal hem de uluslararası pazarlarda dikkat çekmeyi başarıyoruz. Kallimanis’in Yunanistan pazarındaki etkisini artırmak ve küresel pazarlarda daha geniş bir kitleye ulaşması için attığımız adımlar, Dardanel’in dünya çapında bir oyuncu olma yolundaki kararlılığının da bir göstergesi” dedi.

Huawei FreeArc hafif ve konforlu

Huawei, spor ve günlük yaşamın dinamizmini birleştiren ve “en rahat spor kulaklığı” mottosuyla çıkan devrim niteliğindeki FreeArc kulaklıklarını satışa sunuldu.

Kullanıcıların “ya müzik ya çevre” ikilemine son veren FreeArc, benzersiz Açık Duyum Teknolojisi ile hem müziğin keyfini hem de dünyayla etkileşimi aynı anda yaşatıyor. Hafifliği ve kolay kullanımıyla ister spor yaparken ister toplu taşımada, isterse ofiste; FreeArc, size özgürlüğün ve güvenliğin kapılarını aralıyor.

Spordan önce kardiyolojik muayenenin önemi

Son yıllarda halı sahalarda, spor tesislerinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybedenlerin sayısındaki artış dikkat çekiyor. Özellikle çocuklarda spora başlamadan önce yapılması gerekenleri Liv Hospital Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Meki Bilici anlattı.

Spor yaparken kalbimiz normalden çok daha fazla çalışır. Bunu yapabilmesi için herşeyden önce kalbimizin sağlam olması gerekir. Bilinen kalp hastalığı bulgularında kalp taraması yapılarak hastalara teşhis ve tedavi uygulanır. Ancak bazı kalp problemleri sinsi seyredebiliyor. Bazıları da ihmal edildiği için üzücü durumlara neden olabilmektedir. Bu nedenle sporla ilgilenen herkesin yılda bir kez kardiyolojik açıdan muayene olmasında yarar vardır. Eforla ortaya çıkan göğüs ağrısı, nefes darlığı, çabuk yorulma, fazla terleme, istirahat esnasında çarpıntı, spor yaparken bayılma gibi şikayetleri olan insanların muayenelerini ve EKO çekmelerini kesinlikle öneriyoruz. Bununla beraber seyrek olarak hiçbir şikayeti olmayan bir insan,  sinsi bir kalp hastalığı nedeniyle ilk bulgusunu kalp durması olarak da gösterebilir.

Doç. Dr. Meki Bilici

Doç. Dr. Meki Bilici

Spor öncesi kalp kontrolünde hangi testler yapılır?

Sporla ilgilenen herkesin ayrıntılı bir kardiyolojik değerlendirmeden geçmesi şarttır. Bu incelemelerin en önemlisi iyi bir şekilde hastanın şikayetlerinin sorgulanması, tansiyon ölçümü, elektrokardiyografi ve ekoakardiyografik incelemedir. Bazı bireylerde efor testi, kan tahlili ve ritim holter çekilmesi de gerekebilir. Spor yapmadan önce yapılan incelemeler sayesinde hastadaki ritim problemeleri, damar darlıkları ve kalp kasındaki kalınlaşma dediğimiz hiçbir bulgu vermeyen bazı sağlık sorunlarının teşhisi ve tedavileri mümkündür. Bazı hastalar da ise efor ile ortaya çıkması ölümcül risk içeren durumlarda hastaya spor yapmamasını tavsiye etmemiz gerekebilmektedir. Bu hastalığı olan hastaların efor gerektiren yarışmalara katılması bazen ölümcül riskler içermektedir. Bu nedenle spor müsabakalarından önce kalp muayenelerinin yapılması şarttır.

Efor öncesi saptanabilecek kalp hastalıklarının tedavi edilmesi ve spor yapmasına izin verilmesi mümkündür. Çok nadiren bazı ölümcül ritmilerde ise heyecanın riskli durumlara neden olma ihtimali nendeniyle spor yapmasını yasaklayarak hastanın hayatının kurtarılması mümkündür.

Spora başlamadan önce hangi testler yapılmalı?

İlk olarak hastanın şikayetleri ve tıbbi geçmişi sorgulanır. Ardından tansiyon ölçümü, elektrokardiyografi (EKG) ve ekokardiyografi (EKO) gibi temel incelemeler yapılır. Gerekli durumlarda efor testi, ritim holter ve kan tahlilleri gibi ek tetkiklere de başvurulabilir. Bu incelemeler sayesinde ritim bozuklukları, damar darlıkları ve kalp kası kalınlaşması gibi sinsi ancak ciddi sonuçlara yol açabilecek durumlar teşhis edilebilir. Eğer yapılan değerlendirmelerde riskli bir durum tespit edilirse, uygun tedavi planlanır ve gerektiğinde kişinin spora katılımı sınırlandırılır.

Hangi durumlarda spora izin verilmez?

Efor sırasında ölümcül risk taşıyan aritmiler veya kalp hastalığı tespit edilirse spor yapılması önerilmez. Ancak tedavi edilebilir durumlarda, uygun müdahaleler sonrasında spor yapmaya izin verilebilir. Nadir durumlarda heyecanla tetiklenebilen ölümcül aritmiler görülebilir. Heyecanın neden olabileceği riskler göz önünde bulundurularak kişinin spor yapması yasaklanarak hayatı kurtarılabilir.

Kalp hastalıklarının çocuklarda görülme sıklığı ve risk faktörleri nelerdir? 

Kalp hastalıklarının toplumda görülme sıklığı yaklaşık % 1 civarındadır. Eğer bireyin anne, baba veya kardeşlerinde herhangi bir doğumsal kalp hastalığpı varsa bu risk 4-5 kat artış gösterebilmektedir.

Hangi yaş grubundaki çocukların kalp kontrolünden geçmesi gerekir?

Genellikle 7-8 yaşındna itibaren çocukaların efor gerektiren sporlara başlamaları mümkündür. Bu nedenle 7-8 yaşından itibaren yarışmalı sporlara katılan çocuklara yılda bir kez kalp kontrolü yapılması gerekmektedir. Yılda biz kez yapılmasında ki amaç, yıl içinde geçirdiği ve kalbi etkileme riski olan boğaz enfeksiyonu, covid, MİS-C ve gribal enfeksiyonların kalpte herhangi bir probleme yol açıp açmadığını kontrol etmektir.

Kalp kontrolü yaptırmayan çocuklarda oluşabilecek riskler nelerdir?

Eğer hastada riskli bir doğumsal kalp hastalığı varsa, veya önemli bir ritim problemi varsa hastanın spor yaparken bayılması veya ölme riski mevcuttur. Göğüse sert bir şekilde çarpan top, golf sopası veya sert bir çarpışma nadiren ventriküler taşikardi veya ventriküler fibrilasyon dediğimiz ölümcül aritmilere neden olabilir. Bu nedenle bu tip çarpışmalardan sonra en ufak bir şüphede hastanın 112 ile acilen kardiyoloji uzmanı bulunan bir merkeze transferi yapılmalıdır.

Oruç tutmanın faydaları neler?

Ramazan ayında tutulan oruç, vücuttaki pek çok hayati sistemde önemli değişikler meydana getirebiliyor. Bir ay boyunca ortalama olarak 13 saat boyunca hiçbir gıda ya da sıvının tüketilememesinin sindirim sistemine bazı etkileri olabileceğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Zülfikar Polat, “Oruç, sindirim sisteminin bir parçası olan tüm organların daha az çalışmalarına katkı sağlayarak bir dinlenme yaratmış olur. Ancak bu sürecin yalnızca faydalarına odaklanmadan bazı riskleri de olabileceğini unutmamak ve oruç dönemini bilinçli geçirmek büyük önem taşır” dedi.

Sindirim sisteminin dinlenmesiyle birlikte temizlenen organlar, daha verimli çalışmaya başlar. Mide ve bağırsaklar başta olmak üzere karaciğer ve pankreasın da bu sürede rahat edeceğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Zülfikar Polat, “Bu artıların yanı sıra, günlük sıvı ihtiyacının karşılanamamasıyla dehidratasyon gibi bazı risklerden de bahsetmek gerekir. Aynı zamanda reflü, gastrit ve ülser gibi mide hastalarında açlık ile mide problemleri artış gösterebilir veya kronik hastalıkları olan kişiler ise almaları gereken ilaçları alamayacakları için şikayetleri şiddetlenebilir” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Zülfikar Polat

Prof. Dr. Zülfikar Polat

Reflü hastaları oruç kararını doktora danışmalı

Oruç tutarken genel sağlığın riske atılmaması ve özellikle bazı hasta gruplarının çok dikkatli olması gerektiğinin altını çizen Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Zülfikar Polat, “Örneğin hamilelik sürecindeki anne adaylarının yetersiz beslenmesi bebeğin gelişimini olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle oruç tutacak gebelerin iftar ve sahur sofraları hem dengeli hem de zengin olmalıdır. Susuzluk nedeniyle ağır böbrek hastalarına da oruç tutmaları önerilmezken, hafif vakalara iftar ve sahurda bol su içmesi şartıyla izin verilebilir” dedi.

Gastrit, ülser, reflü ve kronik hastalıkları olan kişilerin doktor görüşü almadan kesinlikle oruç tutmamaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Zülfikar Polat, “Uzun süre aç kalmak, mide asidini artırarak ülser ve kanama gibi sorunlara neden olabilir. Bu nedenle reflü hastaları da bu dönemde yediklerine çok dikkat etmeli. Uzun süreli açlık sonrası iftarda birdenbire yoğun ve ağır yemekler tüketmek sindirimle ilgili şikayetleri artırabilir” uyarısında bulundu.

Yemek yedikten sonra uzanmak reflüyü artırıyor

Yapılan hatalardan birinin de sahurda tok tutması için yenilen ağır hamur işlerinden uzak durulması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Zülfikar Polat, “Reflü için en sakıncalı durum yemek yedikten sonra hemen yatmaktır. Çünkü yemek yedikten sonra yatma pozisyonuna geçilirse mide asidi yemek borusundan yukarıya doğru kaçabilir bu da çeşitli rahatsızlıklara yol açar. Kronik kabızlık çeken hastaların da çok dikkatli olması gerektiğini dile getiren Polat, “Bu hastalar yeterli su tüketimine ve lifli gıdalardan zengin yiyecekler seçmeye özen göstermeli. Ramazan ayını rahat atlatmak için iftarda zeytinyağlı bir sebze yemeği, sahurda ise bir kâse yoğurt içinde; kepek, yulaf, keten tohumu ve kayısı ya da erik kurusu tercih edebilirler” dedi.

Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Zülfikar Polat, oruç tutmanın 8 faydasını sıraladı.

  1. Oruç tutmak; vücudu, yağları enerji kaynağı olarak kullanmaya zorlar bu da yağ yakımını hızlandırır. Kan şekerini dengeleyerek insülini düşüren oruç aynı zamanda, kandaki yağ değerlerini de olması gereken seviyeye çeker. İnsülinin düşmesi sonucu kolesterol da kontrol altına alınır.
  2. Oruç, insülin seviyesini düşürerek büyüme hormonlarının salgılanmasını da artırır.
  3. Tüm bu faydaların yanında kilo kontrolüne de yardımcı olarak kalbi güçlendirir ve kalp hastalıkları riskini azaltabilir.
  4. Oruç tutarken yemek yemeğe ayrılan süre kısıtlandığı için toplam kalori miktarı azalır ve kilo kaybı oluşur.
  5. Oruç, vücuttaki enflamasyonu azaltıcı özelliğe sahiptir.
  6. Oruç, vücudu dinlendirir ve hücrelerin yenilenmesini destekler bu da bağışıklık sistemini güçlendirir.
  7. Oruç tutmak manevi huzura katkı sağlayacağı için psikolojik olarak rahatlamayı destekler, stresi azaltır.
  8. Açlık ve susuzluğa dayanmak kişisel iradeyi güçlendirerek daha sabırlı biri olmaya katkı sağlar.

Ramazanda tok tutacak besinler!

Ramazan’da şekerli tatlıları soframızdan eksik etmiyor, hamurlu gıdalara yöneliyor, mis gibi kokan pideye karşı koyamıyoruz…  Oysa bu besinler kan şekerimizi hızla düşürüp açlık krizlerine neden olabiliyor. Ayrıca halsizlik ve baş ağrısı gibi etkileri de enerjimizi gün boyu düşürebiliyor. Aslında bazı besinler mide boşalmasını geciktirerek ve iştah düzenleyici mekanizmaları destekleyerek daha uzun süre tok kalmamıza yardımcı olabiliyor. Dolayısıyla sahurda doğru besinleri seçerek gün içinde açlık krizlerini önleyebilir ve enerjinizi daha fazla koruyabilirsiniz. Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, oruç tutarken tok kalmanıza yardımcı olan 8 güçlü besini ve nasıl tüketmeniz gerektiğini anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz

Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz

Yumurta: Yüksek kaliteli protein içeriğiyle tokluk süresini uzatın

Yumurta, içeriğindeki yüksek kaliteli protein sayesinde mideyi geç terk ediyor ve uzun süreli tokluk sağlıyor. Aynı zamanda kas kaybını önleyerek metabolizmayı destekliyor ve gün içinde enerji seviyenizi korumanıza yardımcı oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, yumurtayı sahurda haşlanmış, omlet veya menemen şeklinde tüketebileceğinizi belirterek, “Yanında tam tahıllı ekmek, avokado veya sebzelerle birlikte dengeli bir öğün oluşturabilirsiniz. Ancak, kolesterol seviyelerini dengelemek için yumurtayı günde 1-2 adetten fazla tüketmeyin” diyor.

Yulaf ezmesi: Zengin lif içeriğiyle kan şekerini dengeliyor

Yulaf ezmesi, yüksek lif içeriği sayesinde mide boşalmasını geciktirerek uzun süre tok kalmanıza destek veriyor. Sindirimi yavaşlatan yapısı sayesinde kan şekerini dengede tutuyor ve açlık krizlerini önlüyor. Sahurda süt veya yoğurt ile tüketebilir; üzerine tarçın ekleyerek kan şekerinin ani yükselmesini önleyebilirsiniz. Ancak, fazla tüketimi bağırsaklarda gaz ve şişkinlik gibi sorunlara yol açabildiği için yulaf ezmesini ölçülü tüketmenizde fayda var.

Avokado: sağlıklı yağlar sayesinde tokluk süresini uzatıyor

Avokado, içerdiği tekli doymamış yağlar sayesinde sindirimi yavaşlatarak gün boyunca süren bir tokluk hissi sağlıyor. Aynı zamanda beyin fonksiyonlarını destekleyerek gün içinde enerjinizi dengede tutuyor. Sahurda tam tahıllı ekmek üzerine ezilmiş olarak ya da salatalara dilimlenmiş halde ekleyerek tüketebilirsiniz. Ancak, kalorisi yüksek bir besin olduğu için günlük tüketimi yarım adet avokado olarak sınırlamaya dikkat edin.

Badem ve ceviz: Sağlıklı yağ ve protein kaynaklarıyla açlık krizlerini önlüyor

Badem ile ceviz, sağlıklı yağ ve protein içerikleri sayesinde mideyi geç terk ediyor ve tokluk süresini uzatıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, badem ile cevizin aynı zamanda kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olarak ani açlık krizlerini önlediklerini vurgulayarak, “Ancak yüksek kalori içerikleri  nedeniyle tüketiminde aşırıya kaçmayın, aksi takdirde kilo kontrolünüz zorlaşabiliyor. Sahurda 10-15 adet badem veya 2-3 tam ceviz tüketmeniz ideal bir tercihtir” diye konuşuyor.

Yoğurt ve kefir: Bağırsak dostu probiyotiklerle sindirimi destekleyin

Probiyotik  içeriği sayesinde bağırsak sağlığını destekleyen yoğurt ve kefir, sindirimi düzenleyerek tokluk süresini uzatıyor. Özellikle protein içeriği yüksek olan süzme yoğurt kan şekerini dengeleyerek açlık krizlerini önlüyor. Sahurda tek başına veya yulaf, chia tohumu gibi besinlerle birlikte tüketebilirsiniz. Ancak, şekerli yoğurtlardan kaçınmalı ve sade olanlarını tercih etmelisiniz.

Tam tahıllı ekmek: Pideye göre daha uzun süre tok tutuyor

Beyaz ekmek ve pideye kıyasla daha fazla lif içeren tam tahıllı ekmek, mideyi geç terk ederek gün boyu süren bir tokluk hissi sağlıyor. Tam tahıllı ekmeğin aynı zamanda kan şekerinin ani dalgalanmalarını önleyerek açlık hissini kontrol altına aldığını belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, “Sahurda yumurta, peynir veya avokado ile birlikte tüketebilirsiniz. Ancak fazla tüketimi gereksiz kalori alımına yol açabileceğinden tam tahıllı ekmeği 1-2 dilimle sınırlandırmaya dikkat edin” diyor.

Kuru baklagiller: Yüksek lif ve protein içeriğiyle uzun süre doygunluk sağlıyor

Mercimek, nohut ve fasulye gibi kuru baklagiller, yüksek lif ve protein içerikleri sayesinde sindirimi yavaşlatarak uzun süreli tokluk hissi sağlıyorlar. Aynı zamanda bağırsak sağlığını destekleyerek sindirimi düzenliyor ve gün boyu enerjinizi korumanıza yardımcı oluyorlar.  Kuru baklagilleri sahurda çorba ya da salata içinde tüketebilirsiniz.  Ancak gaz yapıcı etkileri nedeniyle aşırı tüketmemeye dikkat edin.

Chia tohumu: Jel kıvamına gelerek tok hissetmenizi sağlıyor

Chia tohumu sıvıyla birleşerek jel kıvamına geliyor ve mideyi doldurarak uzun süre tok hissetmenizi sağlıyor. İçeriğindeki lifler bağırsak sağlığını desteklerken, omega-3 yağ asitleri de enerji seviyesini dengede tutuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, “Chia tohumunu, sahurda yoğurt veya sütle karıştırarak tüketebilirsiniz. Ancak yeterli sıvıyla tüketmeye dikkat edin, aksi halde şişkinlik yapabiliyor. Dengeli bir diyet içinde küçük porsiyonlar halinde tüketmeniz en iyi sonucu verecektir” diyor.

Ramazan’da tok kalmanın 3 altın kuralı!

Yavaş yemek: Sindirimi kolaylaştırıyor, daha uzun süre tok hissetmenizi sağlıyor.

Protein + lif kombinasyonu: Daha uzun süreli tokluk sağlıyor, kan şekerini dengede tutuyor.

Su tüketimi: İftardan sahura kadar tüketeceğiniz bolca su açlık hissinin giderilmesine destek oluyor.

Hyundai Motor Türkiye’nin yeni CEO’su belli oldu

Hyundai Motor Türkiye’nin CEO’su değişti ve bu önemli göreve marka bünyesinde 30 yıldır çalışan YongJin Alex Kim atandı. 2021’den beri Hyundai Motor Türkiye’de CEO olarak görev alan Sangsu Kim ise yeni görevine Güney Kore’de devam edecek.

YongJin Alex Kim kimdir?

Güney Kore’deki Hanyang Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan YongJin Alex Kim, kariyerinde daha önce Hyundai Motor Slovakya ve Hyundai Motor Çekya’da CEO olarak görev yaptı. 2020 yılında Hyundai Motor Avrupa’ya İş Stratejisi Başkan Yardımcısı olarak atanan YongJin Alex Kim, son görev yeri olan Hyundai Motor Company’de ise Global Satış Başkan Yardımcısı olarak çalıştı. Hyundai markasında 30 yıl boyunca çeşitli pozisyonlarda çalışarak önemli başarılara imza atan YongJin Alex Kim, Hyundai yolculuğuna Hyundai Motor Türkiye’de CEO olarak devam edecek.

Pratik kullanımı ve zengin kahve çeşitliliğiyle Sage The Oracle Jet

Enplus, Sage The Oracle Jet Espresso Makinesi ile benzersiz bir kahve deneyimi sunuyor.

Yeni nesil otomasyon, üstün performans ve hız standardı ile donatılan bu benzersiz makine, kahve severlere unutulmaz bir deneyim vadediyor. Pratik kullanımı ve zengin kahve çeşitliliğiyle yaşam alanlarını konforlu hale getiren Sage The Oracle Jet Espresso Makinesi, profesyonel kahve deneyimini herkes için ulaşılabilir kılıyor.

Profesyonel bir kahve deneyimi sunmak için son teknolojiyle donatılmış Sage The Oracle Jet Espresso Makinesi; 58 mm portafiltre ile otomatik öğütme, dozajlama ve sıkıştırma yaparak, Barista Guidance özelliği sayesinde kusursuz bir kahve deneyimi sunuyor. Auto MilQ teknolojisi, süt köpürtme işlemini eller serbest bir şekilde ipeksi mikro köpükle gerçekleştirirken; süt, soya, badem ve yulaf gibi bitkisel sütler için optimize edilmiş süt ayarları sayesinde, her kahveye mükemmel kıvamda köpük ekliyor. Auto Queue özelliği ise espresso ekstraksiyonu tamamlandıktan sonra süt köpürtme işlemini otomatik olarak başlatıyor.

ThermoJet özelliği hızlı ısınma sağlarken, %32’ye kadar daha enerji verimli bir ısıtma sistemi sunuyor. Bu ileri teknoloji, mükemmel sıcaklık kontrolü ile dengeli bir kahve akışı yaratıyor ve her fincanda kusursuz bir lezzet elde etmenizi garanti ediyor.

Şişli Belediyesi’nden WhatsApp kanalı

Şişli Belediyesi, vatandaşları daha hızlı bilgilendirmek için WhatsApp kanalı kurdu. Şişli Belediyesi’nin güncel duyurularına, etkinliklerine ve hizmetlerine ulaşmanız artık daha kolay.

WhatsApp kanalımıza katılın, etkinliklerden ve hizmetlerden haberdar olun.

Kanal linki: https://whatsapp.com/channel/0029Vb0v6o29RZAfiJHTc20d

Onur Özdemir “İlk Yara”

Onur Özdemir, yıllar sonra Sakin grubunun mirasını yeniden dinleyicileriyle buluşturmaya hazırlanıyor.

Pop dünyasında “Onurr” mahlasıyla üretimlerine devam eden sanatçı, rock kimliğiyle ise kendi adıyla müzikseverlerin karşısına çıkmaya devam ediyor. Özdemir, yakında yayınlanacak albümü “raksedip yarın yokmuşçasına”nın ilk habercisi “İlk Yara” yı yayınlıyor. Söz ve bestesi Onur Özdemir’e ait olan “İlk Yara”, Sony Music Türkiye etiketiyle tüm dijital platformlarda yayında.