Yazılar

Urla’da kış sezonu

İzmir’in özellikle de Rum mimarisiyle renkli kasaba ve köyleri, hızla değişmeye ve turizm sektörüne ayak uydurmaya devam ediyor. İzmir’in bu anlamda yeni gözde kasabası ise Urla. Urla, benzerlerinin aksine günübirlik turizm psikolojisinden uzak, kendi mantığından ödün vermeyen ama gelen ziyaretçiyi de mutsuz etmeyen bir turizm profili çiziyor.

Uçlara kaçmayan mimari restorasyonları, kültürel mekanların çokluğu, bölge halkının turizm faaliyetinin içinde doğrudan bulunuşu ve yeme-içme gibi etkinliklerin Alaçatı gibi benzerlerine kıyasla daha uygun düzeyde olabilmesi ile Urla hem günübirlik ziyaretçilerinin hem de uzun süreli konaklayacakların yeni gözdesi konumunda.

Yıllar içinde gelişen Urla turizmi, öyle canlı bir noktaya geldi ki, artık kış sezonuna bile devreden mekanların artmasına neden oldu. Oysa bu Urla turizminin birkaç yıl öncesi için hayal gibi bir şeydi. Şimdilerde kış aylarında Urla’ya giden bir turist, yeme-içmeden kültürel faaliyetlere, yöresel alışverişten eğlenceye, gastronomik keşiflerden eğitsel atölyelere kadar her imkana rahatlıkla erişebiliyor.

Sizin için yükselen İzmir trendi Urla’nın kış sezonuna da ayna tutan en iyi 10 mekanı derledik. İşte Urla’da kış böyle geçiyor…

URLADAM

URLADAM

Urla’nın geleceğine ayna tutan mekanların başında Urladam geliyor. Mekan aslında bir kültür merkezi, kurucusu da hepimizin tanıdığı Oyuncu-Yazar Ercan Kesal. Kesal’ın “Derdim ticari bir mekan olmanın ötesinde bir okul kurmaktı” diye tariflediği Urladam, içinde kafesi, restoranı, amfi tiyatrosu, butik oteli, atölyeleri, sergi salonları olan bir kompleks.

Çeşitli festivallere de ev sahipliği yapmaya başlayan Urladam, şimdiden Urlalıların sıklıkla uğradıkları bir mekana dönüşmüş durumda.

AVLU URLA

AVLU URLA

Urla’nın kalbi Sanat Sokağı’nda atar. Alaçatı’nın ünlü çarşısıyla birebir bir mimariye sahip olan Sanat Sokağı’nın kalbi ise AVLU Urla’da… Bu büyük sokağın tam ortasında yedi yıldır hizmet veren kült işletmelerinin başında gelen AVLU Urla haftanın üç günü (Çarşamba- Cuma- Cumartesi) canlı müzik performansları ile Urla’da eğlencenin merkezi haline gelmiş durumda.

AVLU Urla’nın dillere destan BİHTER’ini bir kenara not etmenizi tavsiye ederiz. Hafta içi şömine başında nefis kahveleri, meşhur Bihter tatlısı geniş içecek menüsü ile sıcak bir ortamda misafirlerini ağırlamakta AVLU Urla…

ASLINDA MEYHANE

ASLINDA MEYHANE

Ünlü Sanat Sokağı’na yürüyüş mesafesinde eski bir taş binada, kalitenin konforun ve başka bir yerde kolay kolay tadamayacağınız mezeleri deneyimleyebileceğiniz bir mekan Aslında Meyhane. Her daim güleryüzlü olan çalışanlarıyla misafirlerini ağırlamaktan büyük memnuniyet duyan Aslında Meyhane, kaybolmaya yüz tutan müdavimlik geleneğini de devam ettiren az sayıda işletmeden biri.

İSTİFÇİ

İSTİFÇİ

Yine Urla’da olduğunu hissettirecek mekanlardan biri, İstifçi Urla. Yeme-içmenin yanısıra konaklama ve sanat galerisi hizmeti de bulunan İstifçi’nin bahçesi, şehrin kalabalığından yorulanlar için cennetten bir köşe gibi. İstifçi’de Urla’ya yakışır güzel anılar istifleyebilir, bu sırada her biri sanat eseri olan kokteyllerin keyfine varabilirsiniz.

URLA SAHNE

URLA SAHNE

Urla Sahne de tıpkı UrlaDam gibi Urla’nın kompleks mekanlarından. İçinde yeni nesil meyhanesi, yerel lezzetler tadabileceğiniz restoranı, konaklama imkanı, tenis kortları olan Urla Sahne, Bülent Ersoy, Cengiz Kurtoğlu, Linet gibi isimlerin de zaman zaman konser verdikleri dikkat çekici bir mekan. Geniş alanı sayesinde çocuklar ve hayvanlar bu mekanda oldukça rahat edeceklerdir. Bir not daha düşelim, elektrikli araç sahipleri için hemen mekanın girişinde bir de elektrikli araç şarj istasyonu mevcut.

PABLO ARTISAN COFFEE

PABLO ARTISAN COFFEE

Arkadaşlarınızla Urla kışında sıcak bir kahve sohbeti yapmak ya da kahve eşliğinde bilgisayarınızı alıp çalışmaya koyulmak isterseniz, hiç tereddüt etmeden size Pablo Artisan Coffee deriz. Özenle kavrulmuş kahvelere bir de işini bilen baristaların eli değince ortaya Pablo’nun lezzetli kahveleri çıkıveriyor.

HİÇ LOKANTA

HİÇ LOKANTA

Şöyle düşünün… Zeytin diyarı Urla’dasınız ve buraya ait olan zeytinyağına ulaşmak istiyorsunuz, acıkmışsınız da. Hiç Lokanta, hem karnınızı doyurabileceğiniz hem de zeytinyağı başta olmak üzere Urla’nın yöresel lezzetlerini tadabileceğiniz başlıca mekanlardan. Çünkü Hiç Zeytin Ormanı’ndaki zeytinlerden gelmekte bu lokantada servis edilen zeytinyağları. Yemekten sonra masanıza gelen zeytinyağının aynısından satın almanız da mümkün elbette…

GİA URLA

GİA URLA

Zeytin ağaçları arasında büyükçe bir bahçede, size Urla’da olduğunuzu hissettiren mekanlardan biri de Gia Urla’dır kesinlikle. Urla’da olduğunuzu da hatırlatsın ama şık da bir akşam yemeği yiyelim diyorsanız doğru adreslerden biridir. Özenle hazırlanmış menüsü ve şefleri sayesinde siparişinizden şüphe etmeden rahat zaman geçirebilirsiniz Gia’da…

KIRMIZI OCAKBAŞI

KIRMIZI OCAKBAŞI

Hep ‘fine dining’ de olmaz tabii… Urla’nın da kebabı var, ocakbaşı var. Kırmızı Ocakbaşı, “Adana’yı Urla’ya getirdik” sloganıyla çıktığı yolda, gönülleri fethediyor. Kendi fırınlarından çıkma özel ekmekleri ve zırhla dövülmüş kıymalarıyla Urla kışında yaptığınız rakı sohbetlerinize güzel bir eşlikçidir Kırmızı Ocakbaşı.

URLA KADIKÖY KAHVALTI EVİ

URLA KADIKÖY KAHVALTI EVİ

Akşam yemeğinden çokça bahsettik ama kahvaltıyı kapanışa sakladık. Yemyeşil bahçesinde, ağaçların altında kuş sesleriyle kahvaltı yapabileceğiniz, Urla’nın yöresel lezzetlerini kahvaltıda da tadabileceğiniz bir mekandır Urla Kadıköy Kahvaltı Evi. Kahvaltının dışında saatlerde jülyen kesilip tereyağında pişirilmiş dana ciğerine de denk gelirseniz, tavsiye ederiz…

İOKİ şimdi Urla’da

İOKİ şimdi Urla’da

İstinye, Ulus ve Kandilli restoranlarının ardından Bodrum Mandarin Oriental’de Kurochan by İOKİ’yi açan İOKİ, bu kez Urla’da…

Uzakdoğu lezzetlerini sevenlerle, özenli hizmet kalitesi ve leziz yemeklerini buluşturan URLA İOKİ kapılarını mini bir davet ile açtı.

Modern ve yenilikçi menüsüyle dikkat çeken restoranın, mutfağı Şef German Salazar ile Şef Enrique Parades’e emanet. Yenilikçi sushileriyle dikkat çeken şefler, mutfaklarında yerel ürünleri, Uzakdoğu lezzetlerinin özel ve sağlıklı yemeklerine dönüştürmeyi tercih ettiğinden, spesiyal ürünler dışında tüm alışverişlerini de Urla’nın yerel üreticileri ve balıkçılarından yapmayı tercih ediyor.

Dünyada yeni mutfak akımı ‘0 km pişirme’ felsefesini uyguluyoruz

Dünyada yeni mutfak akımı ‘0 km pişirme’ felsefesini uyguluyoruz

 

Tolga Atalay ile Chef&Chef bu ay ki konuğu Odurla’nın şefi Osman Sezener oldu. Pause Dergi okurları için Sezener ile kariyeri ve yemek konusunda keyifli bir sohbet ettik. 

—-Pause Dergi okurlarına kendinizi tanıtır mısınız?

İzmirliyim. Anne-baba taraflarım farklı ülkelerden İzmir’e gelmiş. 37 yaşındayım. İkinci nesil olarak babamdan işleri devraldım. Halen beraber çalışıyoruz ve ben işin daha çok operasyon kısmını yönetiyorum. Restoranın içine doğduğumdan dolayı, çocukluğumdan beri restoranda büyüdüm ve bütün departmanlarında ve yaz tatillerinde çalıştım. Ailemde Alman, Yunan, hem de İstanbul etkisi olduğundan dolayı, sofralarımızda farklı yemekler görerek büyüdüm. Küçük yaştan beri babaannemin en az 20 kişilik geniş ve keyifli sofraları, bana bugün yaptığım iş için ana ilham kaynağı oldu.

 

—-Hem alaylı hem de okullusun değil mi?

Bilkent Üniversitesinde Turizm ve Otel İşletmeciliği üzerine, New York French Culinary Institute’da aşçılık eğitimimi tamamladım. Amerika, İstanbul ve İtalya’da farklı restoran ve otellerde çalıştıktan sonra, aile işimizin başına geçtim. Biz 40 senelik restorancıyız.

 

—-Mesleki kariyerinizden bahseder misiniz?

İlk iş tecrübem 12 yaşında kendi restoranımız olan Ristorante Pizzeria Venedik’te garson komisi olarak çalışmaktı. Sonrasında, üniversite sırasında Çırağan Hotel’in mutfakta, New York Le Cirque, New York A Voce, İstanbul Sunset, İtalya Piazza Duomo Alba olarak devam etti. Şimdi ise Venedik Catering, Pizza Venedik express 6 şubesi ile Ristorante Pizzeria Venedik ve Odurla operasyonunu yönetiyorum.

 

—Odurla’nın bir hikâyesi var mı?

Odurla, Amerika’da eğitim alırken aklımda olan projemdi. Her zaman kendi coğrafyamda doğal ürünlerle, bir şefin masası restoranı kurup; misafirlerimle sohbet ederek yemek yapmak istedim. Ayrıca misafirlerin mutfağın içini görerek, tempomuzu izlerken keyif almalarını istedim. Bundan dolayı da, 7 ay önce kendi zeytinliğimizin olduğu Urla’daki arazimizde, 5 odalı misafirhanemiz ve restoranımızı açtık. Hayalimi bu şekilde gerçekleştirmiş oldum. Her yeri zeytinlik olan ve bütün ürünleri kendi yetiştirdiğimiz tarlalarımızdan meydana gelen menüsüyle, restoranımızı açtık. Bu doğal ürünleri tamamen odun ateşinde pişirme yöntemiyle ve teknikleriyle sunuyoruz. Böylece doğaya olan saygımızı da, misafirlerime gösteriyoruz. Urla, zaten kendisi çok özel bir bölge… Bu sebeple, Toscana veya San Sebastian üzerinden tanımlamak yerine, kendisine has olarak en güzel balığın ve etin, en güzel sebzelerin ve doğanın olduğu bir coğrafya olarak tanımlamayı tercih ederim.

 

—-Urla’da tamamen organik bir mutfağa sahipsiniz değil mi?

Dünyada şu anda en önemli mutfak akımlarından olan ‘0 km pişirme’ felsefesini uyguluyoruz. Kullandığımız tüm malzemeleri, etrafımızdaki tarlalar ve kendi ektiğimiz tarlalardan kullanıyoruz. Böylece Urla’daki üreticiyi de desteklemiş oluyoruz. Ayrıca, kendi zeytinyağımız, salçamız, nar ekşimiz gibi birçok ürünü kendimiz üretiyoruz. Sosyal çalışmaya değinirsek, Urla’da son yıllarda birçok iyi restoran açıldı. Kazan-kazan mantığıyla, hep beraber omuz omuza Urla’yı Türkiye’nin ve dünyanın en önemli gastronomi bölgelerinden birisi haline getirmek için her gün aşkla çalışıyoruz.

 

—Odrula’nın mutfağında neler pişiyor?

Şu an için Odurla’da tamamen Karaburun, Mordoğan, Özbek, Çeşme bölgelerinin deniz ürünlerini kullanıyoruz ve ürünlerimizi odun ateşi, ızgarası ve fırınında sunuyoruz. Deniz ürünleri bizim olmazsa olmazımız. Örneğin, dil balığı burgerimizi veya süzgeç telinde odun ateşinde sotelenmiş kalamarımızı keşke deneyebilseniz… İleriki projemiz, sadece deniz ürünleriyle açtığımız farklı bir restoran olacak.

 

—Genç şef adaylarına ne öneriyorsun?

Çalışmak, çalışmak, çalışmak! Çünkü hem kafa hem vücut olarak çok yorucu bir sektör… Günde 14-15 saat çalışmak gerekiyor. Sadece aşçılık okulu değil; bir yandan da okula giderken farklı restoranlarda pratik yapmalarını öneririm. Sadece üst düzey restoran değil. Salaş bir balıkçı da olabilir, kasap da olabilir, köşe başındaki dönerci de… Bu kadar çalışmak istemiyorlar ise de, hızlıca çocuk yapıp, orta nesilden hızlı bir şekilde çocuklarımıza işlerimizi devrettiğimiz ve onları keyifle izlediğimiz bir nesle de geçiş yapılabilir diye düşünüyorum.

 

—Yeni bir tabağın ve menünün oluşumu nasıl oluyor?

Her an işimi düşündüğüm için, her an aklıma yeni fikirler gelebiliyor. Yeni menü yaparken öncelikle tarlalar ve balıkhaneleri gezip; önce ürünü seçtikten sonra menüyü şekillendiriyoruz.

 

—Menü çok değişken değil mi?

Odurla’da menülerimiz dört haftada bir değişiyor. Sebzelerimizin yüzde 60’lık bölümünü kendi tarlalarımızdan ve geri kalanı da Urla’daki köylerden tanıdığımız ve bildiğimiz çiftçilerden alıyoruz. Her menü değişiminde ise, el yapımı özel tabaklar ürettiriyoruz. Bu gerçekten çok hızlı ve yorucu bir süreç ama kendimizi her an yeniliyor olmanın da ayrı bir keyfi var. Misafirlerin yüzlerindeki tebessüm, tüm yorgunluğu üzerimizden alıyor.

 

—Size ve Odurla’ya özel lezzetler var mı?

Bir tanesi dana kuyruklu ve karamelize soğanlı lavaşımız. Diğeri ise, islenmiş patates kreması ve odun ateşinde pişmiş kalamarımız. Onlar artık Odurla’nın çocukları gibi oldu. Bugüne kadar menüden yalnızca iki ürün çıkmadı tabi ki… daha neler neler var.