Yazılar

COVA Pasticceria öğle molaların adresi

Cova’nın zengin menüsü, klasik İtalyan tatlarını modern dokunuşlarla harmanlıyor. Misafirler, şeflerin titizlikle seçtiği malzemelerle hazırladığı her bir yemeği, İtalyan gastronomisinin zarif dünyasına adım atarak keşfedecekler.
COVA Pasticceria, İstanbul’da misafirlerine zarif bir öğle menüsüyle İtalyan mutfağının inceliklerini ve şıklığını her lokmada yaşatıyor. Hafif ama doyurucu seçenekleriyle öğle yemeğini keyifli bir molaya dönüştürmek isteyenler için ideal bir alternatif sunuyor.

COVA PasticceriaFümé Norveç somonu, avokado ve tam buğdaylı brioche tost ekmeğiyle hazırlanan tabak, COVA’nın estetik ve lezzet anlayışını yansıtıyor. Aynı zarafet, özel tarifle hazırlanan ve brioche ekmeğiyle sunulan cheeseburgerde de kendini gösteriyor; yanında servis edilen patates kızartmasıyla bu lezzet tamamlanıyor.

COVA Pasticceria

Hafif ama lezzetli bir alternatif arayanlar için, Antep fıstığı kaplı Norveç somonu, narenciye aromaları ve ekmek kıtırlarıyla fırınlanarak taze Akdeniz yeşillikleri eşliğinde servis ediliyor. Menünün bir diğer dikkat çeken seçeneği, özel tekniğiyle hazırlanan limonlu tavuk palliard, taze baharatlar ve mevsim sebzeleriyle dengeli bir öğün sunuyor. Son olarak, fümé kaburga tabağı, tereyağlı patates püresi, kıtır dana bacon dilimleri, et sosu ve fırınlanmış kaburga sosuyla birleşerek unutulmaz bir lezzet deneyimi vadediyor.

COVA Pasticceria

COVA, öğle yemeğinde sunduğu zarif ve özgün seçeneklerle, İstanbul’un gastronomi sahnesinde yeni bir soluk yaratıyor. Her öğün, COVA’nın özenle seçilmiş şefleri tarafından hazırlanan, geleneksel İtalyan tariflerinin modern dokunuşlarla birleştiği benzersiz bir deneyim sunuyor.

Sanasaryan Han’da unutulmaz bir gastronomi deneyimi

Sanasaryan Han, A Luxury Collection Hotel, misafirlerini şehirle özdeşleşmiş tatlar ve yenilikçi lezzetler sunan Sini Restaurant’ ta ağırlıyor.

Hem geleneksel Osmanlı mutfağından ilham alan hem de modern gastronomi anlayışıyla harmanlanan menüsüyle Sini, özel reçeteleriyle yemeye doyamayacağınız lezzetlerle sizi tanıştırırken, sunumlarıyla da her yemeği bir sanat eserine dönüştürüyor. Sini Restaurant hem yerel malzemelerin korunmasına hem de geleneksel tatların modern mutfak anlayışıyla yeniden yorumlanmasına öncülük ederken, şefin özenle seçtiği tarifler sürdürülebilir gastronomi anlayışını ve yenilikçi vizyonu bir araya getiriyor.

Sanasaryan Han

Ege’nin doğasından ilham alan Zeytinyağlı Rezene, yabani rezene, kapari çiçeği ve armutun uyumunu, zeytinyağının saf ve doğal tadıyla zirveye taşırken, Bal Kabağı Çorbası ise Adapazarı’nın coğrafi işaretli beyaz kestane kabağıyla hazırlanıyor. Adaçayının tazeliğiyle zenginleştirilen bu çorba aynı zamanda sürdürülebilir tarım anlayışı ve yerel gastronomiye olan bağlılığı da vurguluyor.

Ana yemek menüsünün en özel seçeneklerinden biri olan Dana Kaburga, Osmanlı saray mutfağından ilham alarak taze baharatlar ile kök sebzelerle zenginleştiriliyor ve modern tekniklerle yeniden yorumlanıyor.

Sanasaryan Han

Geleneksel pişmaniyenin kavrulmuş susamın eşsiz aromasıyla birleşmesiyle oluşan bu tatlıya dondurma ve meyveler eşlik ediyor. İddia ediyoruz, Sini’ye sırf bu tatlı için yeniden gelecek ve tabağınızı kimseyle paylaşmak istemeyeceksiniz!

Sanasaryan Han içinde yer alan, dekorasyonu ve büyüleyici atmosferiyle beğenilen adreslerden biri olan The Library Bar; İstanbul’un ruhunu ve sokaklarının büyüsünü yansıtan özel kokteylleriyle fark yaratıyor. “Roxelena’s Secret”, “Gardens of Topkapı” ve “Sultan’s Negroni” gibi özgün kokteyller her yudumda şehrin hikayesini hissettiriyor.

Sanasaryan Han

Kokteyler

Roxelena’s Secret, İstanbul’un eski ve yeni ruhunu harmanlayan bir lezzet olarak, ev yapımı acılı ayva şurubu, taze limon ve cin ile hazırlanıyor. Gardens of Topkapı, Topkapı Sarayı’nın gül bahçelerinden ilham alarak, gülün zarafeti ve pancarın topraksı yoğunluğunu mükemmel bir uyumla birleştiriyor.

Sultan’s Negroni, Türk kahvesinin zengin aromasını Campari’nin ferahlatıcı acılığıyla buluşturarak kahve severler için benzersiz bir modern dokunuş sağlarken, Fisherman’s Delight ve Whispering Strait, İstanbul Boğazı ve Galata Köprüsü’nün tarihi ve doğal güzelliklerinden esinlenerek hazırlanıyor. Cadde-i Kebir ise İstiklal Caddesi’nin enerjik atmosferini yansıtarak, canlı ve dengeli bir lezzet sunuyor. 

Sevgiye ihtiyacımız var

‘25’inci yılımda ikinci baharımı yaşamak istiyorum’

Türk popunun güçlü seslerinden Ziynet Sali kariyerinin 25’inci yılını yeni şarkısı ‘Müptelanım Bilgine’yle kutluyor. Sali sözlerinden müziğine hatta klibine kadar buram buram nostalji kokan yeni şarkısı için “Ses rengimi, duygumu, şarkıcılığımı gösteren tam bir Ziynet Sali şarkısı oldu” diyor

Ziynet Sali kısa bir süre önce yeni şarkısı “Müptelanım Bilgine” yi yayımladı. Kıbrıs’tan İstanbul’a uzanan kariyerinde bugüne kadar ‘Ağlar mıyım Ağlamam’, ‘Beş Çayı’, ‘Daha Nasıl Sevebilirim’ ve elbette ‘Amman Kuzum’ gibi birçok hit şarkıyı yorumladı. 2024’te eserleri en çok çalınan kadın sanatçı olan Sali’yle kariyerinin kilometre taşlarını ve dijital çağla birlikte dönüşen müzik dünyasını konuştuk.

Ziynet Sali

Yeni şarkınızın söz ve müziği Mabel Matiz’in. Nasıl bir araya geldiniz?

Mabel benim zaten çok uzun zamandır tanıştığım, görüştüğümüzde de böyle sarıp sarmaladığım bir arkadaşımdı. Uzun zamandır şarkı için konuşuyorduk, araya pandemi girdi. Pandemiden sonra tekrar görüştük. Sağ olsun, şarkıyı hazırladı. Ses rengimi, duygumu, şarkıcılığımı gösteren tam bir Ziynet Sali şarkısı oldu.

Dinleyici yorumlarına baktım, çoğunluk “Bizi o eski yıllara götürdü” diye yorum yapmışlar. İnsanların eskiye, en çok da 1990’lı yıllara bir özlemi var. Sizin 90’lardan özlediğiniz şeyler var mı?

Ben 90’ların kendisini severim. Ama daha çok 70’lerin hayranıyım. O dönem, hem müzik hem dünya anlamında başlı başına bir olay. Çiçek çocuklar dönemi… Barış Manço’sundan Cem Karaca’sına, Orhan Gencebay’ından Neşe Karaböcek’ine, Ajda Pekkan’a kadar çok zengin. Bir de 1975’te doğduğum için herhalde ayrı seviyorum. 70’lerin gazinoları, müzik kültürü bana hep daha iyi geliyor. Kamuran Akkorlar, Zeki Mürenler, Müzeyyen Senarlar… Bugün bütün divalara baktığınızda o dönemden geliyorlar. 70’lerde bir yenilenme olmuş.

Ziynet Sali

Şimdilerdeyse müziğin değeri dijitaldeki tıklamalarla ölçülüyor…

Eskiden eğer siz gerçekten içi dolu ve değerli bir şeyi yaparsanız kasetiniz, albümünüz olabilirdi ve raflara öyle konurdu. Şimdi herkes evinde, evinin odasının bir köşesinde bir şeyler yapabiliyor. Bunu küçümsediğim için söylemiyorum, kolaylaştığı için söylüyorum. Teknolojinin faydaları var ama bence müziği değersizleştirdi, içini boşalttı.

Siz nasıl bir denge kuruyorsunuz o halde?

Kendi kumaşımızı, duruşumuzu, müziğimizi bozmadan orada var olabiliyorsak ne mutlu bize. Yapamıyorsak da birileri yapıyor. Bayhan bir şarkı yapıyor, iki günde viral oluyor. O, onun iyi ya da kötü olduğu anlamına gelmiyor. Ya da işte ‘Cıstak’ diye bir şeyin Türkiye’de bir yılda en çok dinlenen şarkı olması gerçek müzikseverler için büyük bir başarı olmayabilir ama başarısızlık da değil. Bu dönüşüm sürecinin nereye varacağını göreceğiz. Bu arada 2024’ün en çok eserleri çalınan kadın şarkıcısı oldum, TelifMetre’de (müzik endüstrisine ilişkin raporlama ve analiz yapan site) ilan edildi. Radyo, televizyonlarda yani analogda hâlâ önemseniyorum yani.

Ziynet Sali

Kariyerinizin 25’inci yılı doluyor. Zirveye giden yolda basamakları çıkmak mı zordu yoksa üst basamaktaki yeri korumak mı?

Varlığı korumak, onu sürdürmek daha büyük bir çaba herhalde. Çünkü en başında hem yaş olarak, hem enerji olarak, hem hedef ve hayaller olarak çok daha enerjik ve çok daha tutkulusun. Ve o heyecan, o peşinde koşma olayı bambaşka, ilktir çünkü hepsi. Bir yorgunluk da oluyor elbette 20-25 yılda.

Bundan sonra kariyerinize nasıl bir yön vermek istiyorsunuz?

Birazcık şizofrenik bir iş bizimkisi. Ozan Doğulu hep şey der, çok hoşuma gider: “Müzik iyileştirir, müzik iyileştirir deyip duruyorlar, bir yapanı iyileştirmiyor bu müzik.” Çok haklı. Artık akışa bırakmak taraftarıyım. İkinci baharımı yaşamak istiyorum 25’inci yılımda. Hem daha dingin, daha olgun, daha farkında, daha tecrübeli ve ne diyeyim kaygısız bir şeyler yapmak istiyorum. Ama bunu derken bile bilinçaltında ister istemez düşünüyorum. Bu kaygılardan kurtulduğum gün ölmüş olacağım herhalde (gülüyor). Benim çocuğum da kariyerim, şarkılarım oldu, kaygılanmam normal sanırım.

Ziynet Sali

Dönüp baktığınızda hikâyenizden mutlu musunuz?

Mutluyum. 50 olacağım nisan ayında, çok güzel bir yaş bir kadın için. Sürprizlerim var, six pack (Baklava şeklinde 6’lı karın kası) ile çıkacağım karşınıza. Şaka bir yana, bir Boğa burcu olarak yemek yemeyi çok seviyorum. Ama fit olmayı da seviyorum. Dünyanın tüm lezzetlerini seviyorum, sadece yemek değil. Güzel ortam görmek, güzel bir iş dinlemek isterim.

Dönüp baktığınızda hikâyenizden mutlu musunuz?

Mutluyum. 50 olacağım nisan ayında, çok güzel bir yaş bir kadın için. Sürprizlerim var, six pack (Baklava şeklinde 6’lı karın kası) ile çıkacağım karşınıza. Şaka bir yana, bir Boğa Burcu olarak yemek yemeyi çok seviyorum. Ama fit olmayı da seviyorum. Dünyanın tüm lezzetlerini seviyorum, sadece yemek değil. Güzel ortam görmek, güzel bir iş dinlemek isterim.

Ziynet Sali

Pandemiden önce Erkan Erzurumlu’yla evlendiniz. Nasıl gidiyor evlilik?

Evet, 2019’da evlendim… Çok şükür altı sene oldu, güzel gidiyor. O da müzisyen. Çok iyi arkadaşım, zaten öyle başlamıştı ilişkimiz. Ortak şeyler çok fazlaydı. Müzik olsun, Kıbrıs olsun. Çocukluğumuz bile aynı. İngiltere’de büyüyüp oradan Kıbrıs’a, Kıbrıs’tan İstanbul’a… Çok yakındı her şey. Müzik anlamında beni çok besliyor, kafamı açıyor.

İki müzisyenin bir arada yaşadığı eviniz çok mu neşeli, yoksa aksine çok mu sessiz?

Bizimki çok hızlandırılmış bir evlilik oldu. Evlendik, pandemi oldu ve eve kapanmak zorunda kaldık. Evde de konu hep müzik ağırlıklı oluyor. Bazen zevklerimiz ortak da olmayabiliyor. O kendi tarzını anlatıp savunurken işte ben de kendi tarafımdan, kendi dünyamı paylaşıyorum. Çok güzel hayaller kuruyoruz.

Hande Mehan “Gurur”

Yayınladığı parçalarla kısa sürede dinleyen herkesi sesine hayran bırakan Hande Mehan, yeni teklisi “Gurur”u  müzikseverlerle buluşturdu.

Yakın zamanda yayınlayacağı albümü Yirmisekiz’in yeni habercisi olan “Gurur”, Sony Music Türkiye etiketiyle tüm dijital platformlarda yayınlandı. Türk müziğinin sevilen isimlerinden Sinan Akçıl ve Miraç Yavuz’un eskimeyen parçasını yeniden yorumlayan Hande Mehan, naif ve büyüleyici sesiyle esere yeni bir soluk kazandırdı. Hande Mehan’ın etkileyici yorumu ve güncel düzenlemesiyle yeniden canlanan bu eser, hem nostalji sevenleri hem de yeni nesil dinleyicileri kendine çekiyor. Şarkının düzenlemesi Miraç Yavuz imzası taşırken, Mehan’ın vokali de bu klasikleşmiş parçaya eşsiz bir tat katıyor.

Can Bayar “Kasabadaki Yabancı”

Türk rock müziğinin başarılı sanatçılarından Can Baydar, yeni albümü “Her Şey Geçer”in ilk şarkısı “Kasabadaki Yabancı” dinleyicileriyle buluştu.

Sony Music Türkiye etiketiyle yayımlanacak olan ‘’Her Şey Geçer’’, dokuz şarkıdan oluşan, derin hikaye yapılarıyla dikkat çeken bir albüm olarak öne çıkıyor. Albüm, indie alternatif rock müziğinin köklerine inerek modern bir anlatım diliyle şekilleniyor.

Sözlerinde melankoli, kaybolmuşluk hissi, geçmişe özlem ve geleceğin belirsizliğine anlam yükleme arayışının ön plana çıktığı ‘’Her Şey Geçer’’, alışılmadık düzenlemeleriyle dinleyicilerine özgün bir müzikal deneyim sunuyor. Albüm, sıradanın ötesine geçerek farklı bir tema ve yaklaşım yaratıyor.

Indie alternatif rock müziğin köklerine duyduğu bağlılığı modern bir müzikal üslupla ele alan Can Baydar, albümdeki her parçayı, müziğiyle kurduğu ilişkiyi yeniden keşfederek, kendi sanatsal evrimini yansıttığını belirtiyor. Baydar, ‘’Her Şey Geçer’’in, ona cesaret ve ilham vererek kendini ifade etme yolunda önemli bir adım attığını söylüyor.

Albümün ilk teklisi ‘’Kasabadaki Yabancı’’, albümün kapılarını aralayan, dinleyiciyi adım adım şarkıların dünyasına davet eden bir şarkı olarak dinleyicilerin karşısına çıkıyor.

Fahriye Kuru “Ne Güzel Bildin”

Fahriye Kuru, uzun yıllar aldığı müzik eğitiminin ardından sözleri Ahmet Selçuk İlkan’a, müziği ise Ali Kemal Arapoğlu’na ait “Ne Güzel Bildin” isimli ilk single çalışmasını müzikseverlerin beğenisine sundu. İstanbul Belgrad ormanında Enes Bilal Taşçı yönetmenliğinde 24 saatte kliplendirilen çalışması için konuşan Fahriye Kuru,” Benim için çok özel bir şarkı oldu. Yıllardır aldığım eğitimin ardından müzikseverlerin karşısına çıkmak benim için oldukça gurur verici. Bundan sonra da durmadan üretmeye ve dinleyicilerle buluşmaya devam edeceğim” dedi.

Kaşıbeyaz şimdi de Zekeriyaköy’de

Kaşıbeyaz, lezzet yolculuğuna yeni bir durak daha ekledi. Geleneksel Güneydoğu Anadolu Mutfağını modern sunumlarla birleştiren Kaşıbeyaz, doğayla iç içe konumu ve benzersiz atmosferiyle misafirlerine unutulmaz bir gastronomi deneyimi yaşatıyor.

Zekeriyaköy’deki yeni şubesi hem aile yemekleri hem de özel organizasyonlar için ideal bir ortam sunarak misafirlerine konforlu bir mekan sağlıyor. Sadece Zekeriyaköy’de oturanlara değil, şehrin kalabalığından uzaklaşmak isteyenlere de hizmet sunan Kaşıbeyaz Zekeriyaköy, geniş bahçesi, modern mimarisi ve sıcak dekorasyonu ile huzurlu bir ortam yaratıyor. Özellikle hafta sonu kahvaltıları ve akşam yemekleri için tercih edilen mekan, doğanın içinde keyifli bir lezzet molası sunuyor. Özellikle lahmacun, kebap ve çiğ köfte gibi Güneydoğu Anadolu Mutfağının vazgeçilmez lezzetleri, ustalıkla hazırlanarak servis ediliyor.

Meltem Erensoylu “Aşk Olmayınca”

Fantezi Müziğin güçlü temsilcilerinden Meltem Erensoylu, sözleri İlkan Serdaroğlu müziği ise Niran Ünsal imzası taşıyan “Aşk Olmayınca” isimli yeni çalışmasını Grand Müzik etiketiyle müzikseverlerle buluşturdu.

Yapımcılığını Hayrettin Güneş’in üstlendiği çalışması için konuşan Erensoylu, “Aşk Olmayınca” aslında gizli ve geçmeyen bir yarım kalmışlık hikayesi. Severken vazgeçmek zorunda kalan bir kalbin çektiği sancının anneye anlatılan sessiz çığlığını duydum bu şarkı da. Şarkıyı yorumlarken ince bir kalp sızısını yoğun bir şekilde hissettim. Umarım dinleyen herkes benimle aynı duyguları hisseder” dedi.

Gamze Karta,Oktay Kaya “Dipsiz Kuyu”

Gamze Karta ve Oktay Kaya, dinleyicileri derin duygulara sürükleyecek yeni düetleri “Dipsiz Kuyu” ile müzik dünyasına iddialı bir giriş yaptı. Şarkının klip çekimi, 35 kişilik profesyonel bir ekibin katkısıyla 16 saatlik yoğun bir çalışma sonucunda tamamlandı. Yusufcan Özbilen yönetmenliğinde çekilen klipte ikilinin kavga sahneleri ön plana çıktı.

“Dipsiz Kuyu”, duygu yüklü sözleri ve etkileyici düzenlemesiyle dikkat çekiyor. Şarkının söz ve müziği Oktay Kaya’ya ait, düzenlemesi ise Berk Kirtiş tarafından yapıldı. Gündem Yaylı,nın keman ve Cem Şengül’ün gitar performansı şarkıya eşsiz bir derinlik katıyor. Mix ve mastering çalışmaları ise ünlü müzik prodüktörü Emre Kıral’ın imzasını taşıyor.