Emirates yolcularına 1,4 Milyar Doları geri ödeme yaptı

Emirates yolcularına 1,4 Milyar Doları geri ödeme yaptı

Emirates, bekleyen geri ödemeleri tamamlama konusunda yolcularına verdiği taahhütte güçlü ve istikrarlı bir ilerleme kaydederek, bugüne kadar COVID-19 kaynaklı iptallerle ilgili ödemelerin 5 milyar AED’den (1,4 milyar ABD $) fazlasını yaptığını açıkladı.

Mart ayından bu yana havayolunun birikmiş geri ödemelerinin %90’ına karşılık gelen 1,4 milyondan fazla geri ödeme talebi yerine getirildi. Bu tutar, bizzat inceleme gerektiren birkaç durum haricinde, dünyanın dört bir yanındaki yolculardan Haziran ayı sonuna kadar alınan tüm talepleri kapsıyor.

Pandeminin başlangıcından bu yana Emirates, işlem kapasitesini artırmak için ek kaynaklara yatırım yaptı. Havayolu ayrıca, iade işlemlerinin doğrudan küresel rezervasyon sistemleri (GDS) üzerinden yapılmasını sağlamak da dahil olmak üzere Emirates uçuş rezervasyonlarını seyahat acenteleri aracılığıyla yapan yolcuların geri ödemelerini kolaylaştırmak için sektör ortaklarıyla birlikte çalışmaya devam ediyor.

Jolly ile kültür turlarına kaldığı yerden devam

Jolly ile kültür turlarına kaldığı yerden devam

Sonbahar mevsiminin en özel rotalarından biri olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi temassız tur ve yarı kapasiteli tur seçeneğiyle Jolly’de sizleri bekliyor! 4 gece ve üzeri konaklama seçeneği, birçok şehirden katılma imkanıyla 1.229 TL’den başlayan fiyatlarla GAP turlarında tarih, lezzet ve kültürel bir deneyime tanık olmak istiyorsanız hemen rezervasyon yaptırın ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin tüm güzelliklerini bir arada yaşayın.

Üstelik, sosyal mesafenizi koruyabileceğiniz, hijyen ve güvenlik önlemini üst düzeyde tutulan Jolly’nin kültür turlarıyla; ister kendi aracınızla temassız tur deneyimi yaşayabilir, isterseniz de yarı kapasite ile gerçekleştirilen turlara katılabilirsiniz.

Temassız kültür turlarıyla kendi aracınızla katılıp, özel aplikasyon ile tur rehberlerini dinleyebilirsiniz.

İşte Jolly’nin GAP turları ile görebileceğiniz yerler;

Adana’da ilk olarak şehir merkezini keşfedecek ve ardından Sabancı Merkezi Camii, Taş Köprü, Hatay Müzesi, St. Pierre Kilisesi, Habib Neccar Camii, Uzun Çarşı ve Defne’yi göreceksiniz.

Gaziantep’te dünyanın en zengin mozaik müzelerinden birisi olan Zeugma Mozaik Müzesi’ne hayran olacaksınız. Gaziantep Kilisesi, Mutfak Kültürü Müzesi ve Bakırcılar Çarşısı’nı gezeceksiniz.

Gaziantep’ten sonra rotayı Fırat Nehri üzerinde kurulan Birecik Barajı’nın suları altında kalan Halfeti’ye çevirecek ve Rum Kale, Atatürk Barajı, Cendere Köprüsü, Nemrut Dağı ve Karakuş Tümülüsü’nü görebilme imkanı bulacaksınız.

Bir sonraki rota ise Peygamberler Şehri Şanlıurfa olacak. Cilalı Taş Devrinden kalma, son dönemde dünya tarihini bile değiştiren ve dünyanın en eski açık hava tapınağı olarak kabul edilen Göbeklitepe kendisine hayran bırakacak. Göbeklitepe sonrasında Harran sizleri karşılıyor olacak. 5000 yıllık geçmişe sahip olan Harran’da ise Harran Üniversitesi, Kale, Kervansaray ve Konik Harran Evleri, Halil-ür Rahman ve Rızvaniye Camileri, Balıklı Göl, Ayn-el Zeliha Gölü ve Hz. İbrahim Makamı’nı ziyaret edeceksiniz.

Mardin… Mardin’de ise Deyrülzafaran Manastırı, Kasımiye Medresesi, Kırklar Kilisesi, Abbaralar, Ulu Cami, Şehidiye Camii ve Şahtana Evi manzarası ve güzelliğiyle sizi büyülüyor olacak.

Son olarak Midyat, Kaymakamlık Konuk Evi, Hasankeyf, Ulu Camii, Cahit Sıtkı Tarancı Müze Evi ve panoramik olarak dünyanın ayakta kalmış en uzun ikinci Surları olan kent sularında Mardin Kapı, Keçi Burcu ve Dicle Havzası’nı görme şansı yakalayacaksınız.

Alya “Duygularımı uçlarda yaşayan biriyim”

Alya “Duygularımı uçlarda yaşayan biriyim”

Güçlü ve kadife gibi bir sesin sahibi…  Gücünün kaynağı sadece güzel sesi ya da fiziksel güzelliği değil. Müzik eğitimi de aynı oranda iddialı. Sahnede ışık ışık duruşu, dansı, repertuarı kendisini de sahnesini de fark edilir bir yıldıza dönüştürüyor. Sahne aldığı mekânlarda yer bulmak zor… Bunların hiç biri tesadüf değil elbette ABD’de ses mühendisliği müzik eğitimi almış. Ülkemizde klasik müzik eğitimiyle yetişmiş genç sanatçıyı dev bir orkestra önünde solist olarak çalarken görürseniz de şaşırmayın… Pause derginin Eylül kapak konuğu; Bodrum’da yaza güzel sesi ve sahnesi ile damgasını vuran sanatçı sevgili Alya…  Kendisi ile sizler için keyifli bir röportaj yaptık. adını çıkarın…

Avrupa’da ve ülkemizde konservatuvar, yarışmalar, dereceler…  Sizi biraz tanıyabilir miyiz?  

Mimar Sinan’da yan flüt eğitimi aldım. Dediğiniz gibi daha çok yarışmalara odaklı ve orkestramla çalarak yaşıyordum. Daha çok klasik müzik üzerine bir hayatım vardı. Çok güzel konserler veriyorduk. Hatta hiç unutmam, bir gün Aspendos’ta konser vermiştik, harikaydı.  Orkestra önünde solist olarak çaldığımda olmuştur, ama bir türlü klasik müzik tek başına yeterli olmadı benim için. Boşlukları doldurmam gerekiyordu.

Klasik müzik eğitim almanıza rağmen sahne tarzınız farklı… Nasıl bir geçiş ya da karar oldu sizin için?  

İçimde bir yerlerde müziğin sakin değil de, çılgın bölümüne doğru hep bir çekilmişliğim vardı. Bu yüzden Amerika’ya yerleştim, Los Angeles’ta ses mühendisliği ve müzik prodüktörlüğü eğitimi aldım. Üniversite projesi olarak birine albüm hazırlamam gerekiyordu, ’Bu kişi neden kendim olmayayım?’’ derken, bir baktım küçük bir albümüm var elimde ve Capitol Records şarkılarımla ilgileniyor. Yapmak istediğimin gerçekte ne olduğunu işte o zaman anladım ve ‘’Tamam’’ dedim.

 İngilizce şarkılar söyleyebilen ve sesine de yakışan bir sese sahipsiniz.  Bu alanda ilerlemeyi düşünüyor musunuz? İngilizce  albüm, klip vb.?

Benim yazdığım ve yaptığım şarkıların neredeyse tamamı İngilizce. Kesinlikle şarkılarımı değerlendirmeyi ve beğenilere sunmayı planlıyoruz. Amerika’dan ilk döndüğümde Türkiye’de İngilizce bir şarkım çıkmıştı. Bunun devamını kesinlikle getireceğiz. Ben de çok istiyorum.

Oyunculuk eğitiminiz var. Hatta ünlü komedyen Cem Yılmaz ile bir reklam filminde rol almışlığınız da var. Bu deneyim nasıldı? Ya da oyunculuğunuzu kendiniz nasıl buldunuz? Yine düşünür müsünüz? Var mı bu tarz yeni ek planlar?

Oyunculuk da sanatın bir dalı… Tabi ki bana uyan bir projede yer almak isterim. Kendime meydan okumayı, sınırları zorlamayı seven bir yapım var. Nitekim müzikle ilgilendiğim, konservatuar okuduğum zamanlar Cem Yılmaz ile reklam filmini çekmiştik. O zamanlar bir kaç dizide de rol alıyordum. Amerika’ya taşınmasaydım belki kariyerim o yöne doğru evrilirdi, kim bilir…

Şarkılarınız, sahneniz çok beğeniliyor. Repertuarınızı nasıl belirliyorsunuz? Enerji düzeyi yüksek parçalar olduğu için mi? Nedir bu sahnenin sırrı?…

Benim repertuvarım tamamıyla nabza göre şerbet üzerine kuruludur. Artık seyircimi tanıyorum, ne istediklerini hissediyorum ve kalbimden gelenin doğru olduğuna inanıp ona göre seçiyorum şarkıları. İnanır mısın sahneye çıktığımızda başlangıç ve bitiş şarkımız dışında hiç bir sıralamamız yok. İşin sırrı sanırım beraber eğlenebilmekte. Kocaman bir partiymiş, hepimiz arkadaşmışız gibi beraber gülüp eğleniyoruz. Gerçi artık çoğu arkadaşım oldu.

Dünyada dijital devrim ile haksız bir rekabet söz konusu… Satın alarak elde edilen beğeniler, tıklanmalar, gerçek olmayan rakamlar. Trend videolar listesine girmek, müzik platformlarında üst sırlarda bulunmak gibi… Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Mikro influencer dönemi başlıyormuş.Yani artık takipçi sayısından ziyade kendi kitlene ne kadar hitap edebildiğin önemli olacakmış. Hep beklediğimiz dönem bu sanırım. Ben kitleme ne kadar hitap edebildiğime bakarım, satın alınarak hissedilen bir duygu ne kadar samimi ve başarılı hissettirebilir ki?

Nasıl bir insansınız yani hassas mı, tutkulu mu, kinci mi?

Çok duygusal ve duygularımı uçlarda yaşayan biriyim. Üzüldüğümde bir daha ayağa kalkamayacakmışım gibi, mutluyken de dünyanın tepesindeymişim gibi hissediyorum. Bu sahne hayatımda bir lütuf olsa da, özel hayatımda biraz yorucu olabiliyor. Çok kolay biri olduğum söylenemez ama pozitif ve çevreme sevgi veren biri olduğumu düşünüyorum.

İş dışında kendinize zaman ayırdığında neler yaparsınız?

Resim yapmayı seviyorum, pek başarılı olmasam da playstation oynamayı çoook severim! Saatlerimi geçirebilirim bir oyun başında.

Şu anki kariyer gidişatınızdan memnun musunuz?

Evet, çok memnunum. Olması gereken hızda, emin adımlarla ilerlediğimize inanıyorum. Şans, bana göre; hayatın karşına çıkarttığı fırsatlara hazır olduğun anlardır. Benim karşıma da hep ihtiyacım olanı çıkartıyor bu sıralar. Murat Dalkılıç’la çalışmaya başladık. Kendisi projemizin yapımcılığını üstlendi. Bitmiş 3 şarkımız var. Ve durmadan üretmeye devam ediyoruz. Bana inandığı ve hayalime ortak olduğu için çok mutluyum.

Rol modeliniz var mı?

Beyonce gibi bir entertainer olmak istiyorum. Hala daha koşu bandında Beyonce’nin iki saatlik konserini açıp, şarkılarını söyleyip koşarak idman yapıyorum. Sahnede yorulmamayı buna borçlu olabilirim sanırım. Benim için sahnede göze, kulağa ve duygulara aynı anda hitap etmek önemli. Birde minik serçemiz Sezen Aksu gibi şarkılar yazabilmek isterdim.

Basında kimi zaman adınız iş dışında,  özel hayatınız ile de anılıyor? Aşk da yazılıyor.  Ne yapıyorsunuz? Nasıl karşılıyorsunuz bu tip haberleri?

Kimi zaman doğruluğunu inkar edemesem de kimi zaman saptırılmış haberlerle de karşılaşıyorum. Benim için önemli olan hayatımdaki değer verdiğim insanların nasıl hissettiği, ben çok takılmıyorum yazılanlara. Tek istediğim sevdiklerimin üzülmemesi oluyor bir haber okuduğumda. Hayatımı göz önünde yaşama fikri beni rahatsız etmiyor.

Hem yüzü hem de fiziği güzel bir insan olarak nelere dikkat edersiniz? Beslenme, spor?

Bir yemek diyetim var ama kilo vermek için değil, sesime zarar gelmemesi için. Tam tersine biraz kilo almaya çalışıyorum diyebilirim. Sahnede ve dans derslerinde yeterince spor yaptığımı düşünüyorum. Biraz genetik, biraz da çalışma hayatı, bir de biraz bakımlı olmak diyebiliriz.

 Sizce başarının sırrı nedir? 

Bir yerde okumuştum; “Başarının sırrı amaca sadakattir”. İstikrar, inanmak, ve vazgeçmemek… Biraz da şans; Hayat fırsat getirdiğinde, hazır olmak yani…

 

“Zor diye bir şey yoktur! Yeter ki onu doğru planlamayla, parçalara bölmeyi bilelim”

“Zor diye bir şey yoktur! Yeter ki onu doğru planlamayla, parçalara bölmeyi bilelim”

Marka restoranlarımızın arttığı, şeflerimizin ise markalaştığı bir dönemdeyiz. Aslında bu konuda markalaşmak hiç de kolay olmuyor. Gönülden adanmışlık, belki de çocuk yaşta mesleğe girmek ve hatta aileden genetik özellikler taşımak gerekiyor. Bodrum’da ve İstanbul’da misafirlerinden gördüğü ilgi ve övgüyle popülaritesi yükselen modern ocakbaşı, damak tadına düşkün misafirlerinin beklentisini başarıyla karşılıyor. Misafirlerine sundukları lezzetlerle sadece damakta değil akıllarda da yer eden Fiko Restoranı bu ay dergimizde mercek altına alıyoruz. Yerel ürünlerimizi üst noktaya taşıyan, fermantasyon ve dinlendirme gibi özel teknik gerektiren usullerin titizlikle uygulandığı mekanın şefi sevgili Fikret Aydoğdu; oluşturmak istediği mutfağı kurmuş… Hedeflediği başarıyı da yakalamış. Ama yine de Ar-Ge çalışmalarına ara vermeden devam ediyor. Misafirlerini lezzetli yemeklerle ağırlarken onlara nedenli değer verdiğini, lüksü, oluşturduğu atmosfer eşliğinde hissettiriyor. İşin sırrını, tadını tuzunu, başarısını ve hedeflerini Fiko Restoranın kurucu ortaklarından, aynı zamanda yönetici şef Fikret Aydoğdu’ya sizler için sorduk. Keyifli okumalar.

Meslek hayatınıza nasıl başladınız?

Meslek hayatıma kardeşim Uğur’la 12 yaşlarda babamın yanında, bulaşıkhane başta olmak üzere mutfak, salon ve bütün departmanları yaşayıp deneyimledik. Babamın özel değerlere sahip yapısından dolayı, bizlere bu işin ahlakını yol pusulası edinmemizi sağladı, babamla aramızda sadece işveren ve işçi diyaloğu vardı, asla baba oğul torpilini yaşayamadık. Bu da bize, süreçte iyi bir işveren ve işçi psikolojisine sahip olmayı sundu.

Konseptiniz ocakbaşı konseptinin dışında. Nasıl karar verdiniz, oluşturdunuz?

 

Restorancılık aile mesleğimiz olduğu için, artık genlerimize kadar işlenmiş. Bunun avantajlarını  kullanarak, yeme içmeyi de seven biri olarak yurtdışı başta olmak üzere birçok lezzeti ve mekanı deneyimledim. Dünyanın yeme içme merkezleri olan New York – Londra ve Dubai’de dikkatimizi çeken, “ paylaşım konseptinin trend” olmasıydı. Yemek kültürü bu kadar geniş ve köklü olan mutfağımızın bu trendin içinde bir markasının olmaması bizi harekete geçirdi. Japon ve Asya mutfaklarından  Nobu, Zuma, Hakkasan , Novikov gibi markalar Fransız mutfagından Le Petıt Maison , Peru mutfagından Coya , İtalyan mutfagından Chipriani varken bu ligde dünyaya kendimizi modern şık atmosferimizle yerleşmek istedik. Ocakbaşına modern dokunuşlarla Z Kuşağının’da beklentisine ve zamanın ruhuna uygun hale getirmeyi projelendirdik.  Bu konsept Fiko’nun çıkış noktası oldu. Bu başarıda geri planda ciddi bir Ar- Ge ve takım çalışması var. İşimizi tesadüfe ve popülariteye bırakmadık.  Lezzetli, genç bir restorant olsun istedik. Müziklerimiz atmosföre göre etnik eskimeyen zamansız şarkıların yeni coverları (şarkıyı dijital modern eklemler yapmak) ile çalmasını istedik, açıkçası güncel hedef kitlemizin beğenisini yakalamaktı amacımız. O yüzden Ocakbaşı’ndan daha fazlası olduğumuzu düşünmek bizim bu işte  ki temel felsefemizdi.  Şunu da dile getirmesem büyük haksızlık yapmış olurum  Bu oluşumun arkasında her metre karesinde canım kardeşim Uğur’un vizyonu ve kurgusu olmuştur.

Şuan İstanbul ve Bodrum’un en popüler restoranlarından birisiniz. Yurtdışına açılmayı da düşünüyor musunuz? Düşünüyorsanız nerede? Kariyer planlamanızda neler var?

Yurtdışı için çalışmalarımız var. Ama öncelikle süreçlerimizi planlamaktayız, markamızı yurtdışında aynı kalitede hizmet vermesi, doğru hedef kitleye ulaşması için satın alma, ürün tedariki, çoğu ürünlerimiz lokal Türkiye’den ürünler, onların temini ve saklama koşulları hassas detaylar) bunlar için çalışmalarımız sürmekte. Ortaklarımızı seçerken de aynı hassasiyet içindeyiz, marka ve vizyonumuza uygun kişilerle iletişimdeyiz, pazarlama ve marka bilinirliğimiz içinde yurt dışından güçlü bir kaç pr ve brand development (gelişmiş) şirketler ile toplantılarımız olmakta. Kebap bilindiği üzere Ortadoğu’ ya hitap etse de biz Dubai’de, Zuma ve Hakkasan gibi markalar liginde misafir kitlelerine ulaşmayı hedeflemekteyiz. Bunun için repütasyonu güçlü yabancı şeflerden menümüz ve konseptimiz ile ilgili bir çalışma yapmalarını isteyeceğiz. Yurtdısı için ocakbaşı, etnikden öte daha güçlü daha genç ve dinamik bir yapıyla, geniş bir yelpaze sunmayı düşünmekteyiz.

Tabi birde maalesef hayatımıza giren Covid-19 süreci var, zaman içinde paket servisinin önemi ve gerekliliği üstünde daha çok durmamızı sağladı. Bu da bizleri yeni bir konsept oluşturmamıza itti, yakın zamanda FİKO EKSPRES  ile çiğ ve sıcak paket servisimiz ile   misafirlerimizin beklentilerini karşılamaya devam edeceğiz.

Son birkaç yıldır marka restoran ve şeflerimiz artmaya başladı. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?

Değişen dünyada gelişen bir ülkeyiz, bilinçli bilgili ve vizyonlu bir nesil geliyor, ürettiklerini ortaya koydukça doğru ve güzel yapılan işler toplumda karşılığını buluyor. Türkiye’ de çok genç insanımız var hepsinin hayalleri ve hedefleri var. Buna birde el becerisi ve vizyon eklenince sonuç olumlu ilerlemekte. Ülkemiz adına daha çok değerler çıkarmamız gerektiğini düşünüyorum.

 Müşterilerle elinizden geldiğince birebir de ilgilenmeye çalışıyorsunuz. Bu sizin için zor olmuyor mu?

Açıkçası zor tabi… Bu kaçınılmaz, mesleğin doğasında var. Bir o kadarda keyifli!  Misafirin gözlerinde ve söylemlerinde kendilerini dost çatısı altında hissettirdiğimi gördüğümde o zor gurur verici bir keyfe dönüşmekte. Hep ekibime şunu söylerim!  Zor diye bir şey yoktur yeter ki onu doğru planlamayla parçalara bölmeyi bilelim.

 Sizce başarının sırrı nedir?

Başarının sırrı bence herkesin aksine kendini hep eksik görmek ve iyi bir ekip çalışmasındadır.

Emirates ve flydubai, kesintisiz seyahat imkânı veren ortaklığa devam

Emirates ve flydubai, kesintisiz seyahat imkânı veren ortaklığa devam

Emirates ve flydubai, her iki havayolu yolcularının Dubai üzerinden rahat ve güvenli bir şekilde bağlantı uçuşlarıyla tekrar dünya çapında geniş bir seyahat seçeneği yelpazesine erişebileceklerini duyurdu.

Dünya çapındaki noktalara yolcu uçuşlarının aşamalı olarak yeniden başlamasının ardından, Dubai merkezli iki havayolu, yolcularına daha fazla bağlantı, kolaylık ve seyahat esnekliği sunmayı amaçlayan başarılı ve stratejik ortaklıklarını yeniden canlandırdı. Emirates yolcuları artık flydubai ile aralarında Belgrad, Bükreş, Kiev, Sofya ve Zanzibar gibi favori şehirlerin de bulunduğu 30’dan fazla uçuş noktasına kod paylaşımlı uçuşlarla seyahat edebilirken, flydubai yolcularının da Emirates ile seyahat edebilecekleri 70’ten fazla uçuş noktası bulunuyor.

 

The Ritz-Carlton Residences, Bodrum, izole lüks bir yaşamın kapılarını arala

The Ritz-Carlton Residences, Bodrum, izole lüks bir yaşamın kapılarını arala

Bodrum’un en değerli lokasyonlarından Yalıkavak Tilkicik Koyu’nda benzersiz bir yarımada üzerinde Aksoy Holding tarafından inşa edilen The Ritz-Carlton Residences, Bodrum, izole lüks bir yaşamın kapılarını aralıyor.

Dünyaca ünlü Güney Afrikalı mimarlık firması SAOTA imzası taşıyan, 75 villa ve sosyal tesislerden oluşan proje, modern çizgilerinin yanı sıra ada yaşantısının sunduğu mahremiyet duygusu, sosyal alanları, doğa ve denizle iç içe yaşamı ile sakinlerine gösterişten uzak, mütevazi bir lüks hayat sunuyor.

Aksoy Holding’in, Bodrum’un en güzel koylarından Tilkicik Koyu’nda inşa ettiği The Ritz-Carlton Residences, Bodrum, sakinlerine Bodrum kalabalığından uzak, mahremiyet duygusuyla bütünleşmiş yalın bir hayat sunuyor. Doğayla uyumlu, denizle iç içe 75 eşsiz villadan oluşan proje, kendine özel plaj, havuz ve restoranıyla izole ve lüks bir hayatın kapılarını aralıyor.

Doğa ile uyumlu deniz ile iç içe

Tasarımında, dünyanın en değerli villalarına hayat veren Güney Afrikalı SAOTA imzasının yer aldığı proje, doğayla uyumu, yeşil ve mavinin eşsiz tonlarının bütünlüğüyle dikkatleri üzerine çekiyor.  Adanın özel konumu ve coğrafi özellikleri göz önünde tutularak 3 ana tipte, 10 farklı seçenek ile tasarlanan villaların her biri panoramik deniz manzarası sunan bahçelere sahip olacak şekilde yer alıyor.

Kesintisiz eğlence ve iş hayatı düşünüldü

Ege Denizi’nin muhteşem sularıyla çevrili lüks bir yaşam tarzı sunan The Ritz-Carlton Residences, Bodrum, adanın geneline yayılan güneşlenme terasları, iskeleler, kum plajları, ortak havuzları, doğal göletleri, çocuk kulübü ve restoranlarıyla villa sahiplerine eşsiz bir hayat sunuyor.  Tüm sosyal alanların yanı sıra fitness center, içerisinde lounge, mini SPA, toplantı odası ve medya odası bulunan Kulüp evi ile iş hayatının da kesintisiz devam etmesine olanak tanıyor.

Detaylarda sürdürülebilirlik prensipleri

Zamanın ötesinde bir yaşam sunmak üzere hayata geçirilen projede, adanın dokusunun verdiği hissi korumak ön planda tutuldu.  Doğal malzemeler, renk seçimleri ve özel peyzaj ile proje doğayla bütünleşiyor. Projenin tüm detaylarında sürdürülebilirlik prensipleri öne çıkıyor. Villalardaki açılabilir büyük cam kapılar ve pencereler sayesinde iç mekanlarda doğal bir havalandırma sağlanırken, mimari tasarımın sunduğu geniş olanaklar, iç aydınlatmada yapay ışığın kullanımı minimuma indiriyor.  Villalardan bağımsız olarak oluşturulan bahçe ve teras alanları Bodrum’un güzelliklerini her mevsim yaşama imkanı yaratıyor.

 

El işçiliği taş cepheler adanın doğal dokusunu yansıtıyor

Gümüşlük, Didim, Limra taşlarının yanı sıra inşaat sahasından çıkan taşların da kusursuz bir el işçiliğyle villa cephelerinde kullanılması adanın doğal dokusunu koruyor. Villa konumlarının adada bulunan doğal ağaç yapısına göre belirlendiği projede, bölgenin iklim ve doğal yapısına uyumlu peyzaj çalışması gerçekleştirildi.

 

İtalyan meşe ve mermerler projeyi taçlandırıyor

SAOTA’nın eşsiz tavan tasarımının İtalyan doğal meşe ile salonda hayat bulduğu villalarda, mutfakta Gaggenau ankastreler ve İtalyan SCIC dolaplara yer veriliyor. Villeroy & Boch ile Hansgrohe Axor vitrifiyeler ve beyaz İtalyan Carrera mermeri kaplı banyolar projeyi taçlandırıyor. Projenin iç mimarlığını Güney Afrikalı ARRCC üstlendi.

Lüksü dört mevsim kesintisiz yaşayın

The Ritz-Carlton Residences ekipleri tarafından yönetilecek projede, vale, villa içi özel yemek servisi, concierge, sosyal tesislerin yönetimi gibi hizmetler de sunulacak.  Tüm villalarda bulunan yerden ısıtma ve havuz ısıtma özellikleri sayesinde sadece yaz aylarında değil, dört mevsim boyunca kesintisiz lüksün keyfine varılabilecek.

Kolay deniz ulaşımı

Bodrum  Havalimanı’na 50 km, Bodrum merkezine 25 km, Yalıkavak merkezine 2,5 km, Palmarina’ya 3 km uzaklıkta yer alan The Ritz-Carlton Residences, Bodrum, Kos, Patmos ve Mikonos gibi gözde Yunan adalarına da 17, 38 ve 95 mil uzaklığıyla da erişilebilir bir deniz ulaşımı sunuyor.

 

 

Four Seasons Hotel Istanbul At Sultanahmet, İstanbul yenileniyor

Four Seasons Hotel Istanbul At Sultanahmet, İstanbul yenileniyor

Four Seasons Hotel Istanbul at  Sultanahmet, Eylül ayında renovasyona girerek 2021 ilkbaharında yenilenen  görünümü ile tekrar hizmete girecek.

İstanbul’un tarihi güzelliklerine birkaç adım mesafede yer alan ve 1996 yılından itibaren misafirlerini ağırlamaya başlayan Four Seasons Hotel Istanbul at Sultanahmet, kapsamlı bir yenileme projesi başlatıyor.

Four Seasons Hotels Istanbul Genel Müdürü Tarek Mourad, yenileme süreciyle ilgili düşüncelerini şu sözlerle ifade ediyor: “Yaklaşık 25 yıl önce bir Four Seasons oteli olarak kapılarımızı açtıktan sonra dünyanın dört bir yanından misafirler ağırladık ve pek çoğu yıllar içinde sürekli misafirlerimiz haline geldi. COVID-19 nedeniyle pek çok insan şu an seyahat edemiyor. Biz de bu dönemi misafirlerimize rahatsızlık vermeyecek kapsamlı bir yenileme süreci için değerlendirmeyi düşündük”  dedi.

Elite World Sapanca’dan, tam pansiyon

Elite World Sapanca’dan, tam pansiyon

Elite World Sapanca Convention & Wellness Resort, Eylül ayı itibari ile yarım pansiyon hizmet konseptinin yanı sıra dileyen misafirleri için tam pansiyon hizmeti de verecek.

İstanbul’a iki saat uzaklıkta ve doğanın kalbinde ayrıcalıklı bir konumda yer alan Güvenli Turizm Sertifikası’na sahip Elite World Sapanca Convention & Wellness Resort, bulunduğu bölgede bir ilke imza atıyor. Yarım pansiyon olan hizmet konseptinin yanı sıra, 1 Eylül  2020 tarihi itibarıyla tam pansiyon + (full board +)  konseptinde de misafirlerini ağırlayacak olan Elite World Sapanca, hizmetlerine bir yenisini ekledi.

Dileyen misafirler, zengin açık büfe kahvaltısı ve akşam yemeğinin yanı sıra öğle yemeğinin de dahil olduğu “Tam pansiyon + konsepti” ile öğle ve akşam yemeklerinde; restaurant içindeki yemek saatleri dahilinde limitsiz alkolsüz ve yerli alkollü içeceklerden tercih edebilecek.

Emirates’in uçuş ağı 77 şehre çıkıyor

Emirates’in uçuş ağı 77 şehre çıkıyor

Koronavirüs salgını nedeniyle bir çok uçuşunu askıya alan Emirates, 3 Eylül tarihi itibariyle Gine’nin Konakri ve Senegal’in Dakar şehirlerine yolcu hizmetlerine devam edeceğine ve Afrika’da hizmet verdiği şehir sayısını sekize çıkaracağını duyurdu.

Dubai’den Konakri ve Dakar’a uçuşlar Emirates Boeing 777-300ER uçaklarıyla, haftada iki kere gerçekleşecek bağlantılı uçuşlar şeklinde yapılacaktır. *

Konakri ve Dakar arasında bağlantılı uçuşların gerçekleşmesiyle, Emirates’in büyüyen uçuş ağı 77 şehre ulaşarak yolcularına, özellikle Orta Doğu, Batı Asya, Avrupa, Amerika kıtasının tamamı ve Uzak Doğu’daki destinasyonlarla hem gidiş hem de gelişler için Dubai’de tek bir duraklamayla gelişmiş küresel bağlantı sağlayacaktır. Emirates’in mevcut uçuş noktaları ve hizmetleri hakkında daha fazla bilgi https://www.emirates.com/tr/turkish/help/our-current-network-and-services/ adresinde yer almaktadır.

Dubai uluslararası iş ve tatil amaçlı ziyaretçilerine kapılarını yeniden açtığı için, yolcular şehirde duraklamayaparak şehri gezebilir -19 PCR (Polymerase Chain Reaction- Polimeraz Zincir Reaksiyonu) testleri, geldikleri ülkeden bağımsız olarak BAE vatandaşları, mukimleri ve turistler dahil Dubai’ye (ve BAE’ye) gelen ve transit geçiş yapan tüm yolcular için zorunludur.

“Temiz Katar”

“Temiz Katar”

Katar Ulusal Turizm Konseyi’nin, Halk Sağlığı Bakanlığı ile iş birliği yaparak başlattığı öncü girişim, Katar’da iç ve dış turizmi canlandırmayı hedefliyor.

Dünya çapındaki en güçlü ve üst düzey güvenilirlikteki uygulamaların kapsamlı incelenmesinin ardından geliştirilen çok aşamalı Temiz Katar programı, ülkedeki tüm turistik mekanlarda hijyen ve temizlik için olabilecek en yüksek standartların ötesine geçiyor. Temiz Katar programı ilk testlerin ardından, Katar’ın yeniden açılış planının birinci aşaması için geçen Mayıs ve Haziran aylarında başlatıldı. Detaylı inceleme ve sürekli iyileştirmelerle başlangıç aşamasına hazır hale gelen program, restoranlar ve alışveriş merkezleri gibi sektörlerde de uygulanmaya başlıyor.

“Temiz Katar” programı çerçevesindeki koşulları sağlayan oteller, turistler için güvence onayı olan “Temiz Katar” sertifikasını almaya hak kazanıyor. Programın başlamasından bu yana, yaklaşık 100 otel “Temiz Katar” sertifikasını alırken, çok sayıda tesisin de sertifikasyon için inceleme süreci devam ediyor.

Katar Halk Sağlığı Bakanı Dr. Hanan Muhammed El-Kuveyri, Temiz Katar programıyla ilgili olarak şunları söyledi: “Temiz Katar programının hayata geçirilmesinden büyük mutluluk duyuyoruz. Ülkemizin tüm otellerinde Katar sakinlerine güvenli ve sağlıklı bir turizm deneyimi sağlamak için Ulusal Turizm Konseyi ile iş birliği yaparak koronavirüsün (Covid-19) yayılımını engellemek, Katar halkının sağlığı ve refahının sürdürülebilirliği konusundaki başarımızın devamını sağlamak için bu girişimin yaygınlaşması ve diğer sektörlerde de uygulanması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”