Kişiselleştirilmiş Hizmet ve Deneyim Odaklı Yaklaşım Misafir Memnuniyetini Zirveye Taşıyor

Akdeniz’in en özel koylarından birinde konumlanan NG Phaselis Bay, 2026 yaz sezonunda da yüksek doluluk oranları ve güçlü misafir memnuniyeti performansıyla dikkat çekiyor. Türkiye’nin ve dünyanın farklı noktalarından gelen misafirlerini ağırlayan resort, sunduğu deneyim odaklı hizmet anlayışıyla lüks turizmdeki konumunu her geçen yıl daha da ileri taşıyor.

Kişiselleştirilmiş Misafir Deneyimi

NG Phaselis Bay’in başarısının temelinde, rezervasyondan ayrılış anına kadar misafir beklentilerinin analiz edilerek özel çözümler sunulması bulunuyor. Misafir ilişkileri ekipleri, gastronomi profesyonelleri ve operasyon ekipleri arasındaki güçlü koordinasyon sayesinde her detay titizlikle planlanıyor. Bu yaklaşım, misafirlerin yalnızca ihtiyaçlarının karşılandığı değil, beklentilerinin ötesine geçildiği bir tatil deneyimi yaşamalarını sağlıyor.

Resort, farklı mutfak kültürlerini bir araya getiren gastronomi deneyimleri, wellness uygulamaları, spor aktiviteleri, çocuklara özel alanlar ve yetişkinlere yönelik sakin yaşam bölümleriyle her misafire kendi tatil hikâyesini oluşturma imkânı sunuyor. Ayrıca sezon boyunca düzenlenen özel etkinlikler ve uluslararası iş birlikleri, tatil deneyimini daha da zenginleştiriyor.

Başarının Arkasındaki Ekip Ruhu

NG Phaselis Bay ve NG Sign Bodrum Cluster Satış ve Pazarlama Direktörü Mutlu Sağsözlü, yüksek doluluk oranlarının arkasında doğru planlama ve misafir deneyimine yapılan yatırımın olduğunu vurgularken; Genel Müdür Cenker Yılmaz ise “Samimiyet, tutarlılık ve ekip ruhu, NG Phaselis Bay’in misafirleriyle kurduğu güçlü bağın temelini oluşturuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Yılmaz, misafir memnuniyetinin yalnızca ölçümlenen bir performans göstergesi değil, tüm operasyonun merkezinde yer alan bir kültür olduğunu belirterek, her çalışanın bu anlayışı benimsemesinin resortun başarısındaki en kritik unsur olduğunu ifade etti.

 Uluslararası Pazarda Yükselen Marka Değeri

2026 sezonunda da yüksek doluluk oranları, güçlü misafir memnuniyeti performansı ve uluslararası pazarlardaki yükselen marka değeriyle öne çıkan NG Phaselis Bay, Akdeniz’de LifeStyle Resort deneyiminin öncü adreslerinden biri olmaya devam ediyor. Resort, yalnızca Türkiye’de değil, global turizm arenasında da tercih edilen bir destinasyon haline gelerek bölge turizmine önemli katkılar sağlıyor.

 

#NGPhaselisBay #AkdenizTurizmi #LüksResort #MisafirDeneyimi #TurizmHaberleri  #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yunan Adalarına En Ekonomik Biletler Feribot Biletim’de!

Feribot Biletim, Türkiye’den Yunan Adaları’na yönelik feribot bileti hizmeti sunan güvenilir bir online rezervasyon ve karşılaştırma sitesidir. 2006 yılından bu yana turizm sektöründe faaliyet gösteren Naviera Yachting altyapısıyla hizmet veren firma, kullanıcılarına güvenli ve uygun bilet satın almaları için destek sağlamaktadır.

Feribot Biletim

Hangi Biletleri Alabilir ve Karşılaştırabilirsiniz?

Site üzerinden Fethiye Rodos feribot bileti başta olmak üzere, Çeşme Sakız feribot bileti, Bodrum Kos, Ayvalık Midilli ve Kuşadası Samos feribotu için bilet alabilir bu hatlar için sefer saatleri ve fiyat karşılaştırmaları yapabilirsiniz. Kullanıcı dostu arayüzü sayesinde yolcular, istedikleri rota için en uygun seferi seçerek birkaç adımda online rezervasyon işlemini yapabilirler. Feribot Biletim, yalnızca bilet satışı yapmaz. Transfer, tur, araç kiralama ve seyahat danışmanlığı gibi ek hizmetler de firmanın yaptığı diğer işlerdir.

Müşteri Memnuniyeti Önemli ise Doğru Adrestesiniz!

Firma, müşteri memnuniyetini ve mahremiyetini ön planda tutmaktadır. SSL güvenlik sertifikası ile korunan ödeme altyapısı sayesinde kullanıcılar gönül rahatlığı ile ödeme yapabilirler. Ayrıca kişisel veriler yasalara uygun şekilde işlenmektedir. Öte yandan, müşterilerin kredi kartı bilgileri sistemde saklanmaz ve bu da, firmanın güvenilir hizmet anlayışını destekler.

Firmanın Merkezi Nerede?

Merkezi Muğla Fethiye’de bulunan Feribot Biletim, online hizmet altyapısı ve deneyimli ekibiyle feribot seferlerinde müşterilerine hızlı ve ekonomik çözümler sunmayı hedeflemektedir. Özellikle yaz sezonunda Yunan Adaları’na seyahat planlayan müşteriler için zahmetsiz karşılaştırma ve satın alma süreci sağlar.

Firma Hangi Hizmetleri Sunuyor?

Firma, müşterilerine yalnızca feribot bileti satışı değil seyahat sürecini kolaylaştıran birçok ek hizmet de sunar. Yolcular site üzerinden Yunan Adaları feribot seferlerini karşılaştırarak online rezervasyon işlemlerini rahat şekilde yaparlar. Bunun yanı sıra kapıda vize danışmanlığı, transfer hizmetleri, araç kiralama ve tur organizasyonları gibi destekler de sağlanmaktadır. Böylece seyahat planlaması tek merkezden yönetilir. Müşteriler ise bu şekilde zaman ve maliyet avantajı kazanır.

Kapıda Vize Destekli Yunan Adaları Feribot Hizmetleri

Kapıda vize uygulaması Yunan hükümetinin bazı adalar için getirmiş olduğu giriş hizmetidir. Rodos, Midilli, Sakız, İstanköy (Kos), Sisam (Samos), Limni, Leros, Kalimnos, Sömbeki (Simi) ve Meis adalarına kapıda vize hizmetiyle giriş yapılabiliyor. Ancak diğer adalar için Schengen vizesine sahip olmak zorunludur.

Feribot Seferlerinde Hızlı Karşılaştırma İmkanı

Feribot Biletim, kullanıcılarına farklı feribot firmalarına ait seferleri tek ekranda karşılaştırma olanağı sunar. Yolcular sefer saatleri, fiyat seçenekleri ve rota bilgilerini inceleyerek ihtiyaçlarına en uygun bileti kısa sürede bulabilirler. Özellikle yaz sezonunda yoğunlaşan Yunan Adaları seferlerinde hızlı işlem yapabilmek zaman tasarrufu sağlar.

Güvenli Ödeme ve Güvenilir Hizmet Anlayışı

Feribot Biletim müşteri güvenliğini ön planda tutan hizmet anlayışıyla faaliyet göstermektedir. Site üzerinden gerçekleştirilen tüm ödeme işlemleri güvenlik sertifikası ile korunmaktadır. Böylece kullanıcıların kişisel ve finansal bilgileri güvenli altyapı üzerinden işleme konulur. Firma ayrıca kredi kartı bilgilerini sistem üzerinde tutmayarak veri güvenliği konusunda ekstra hassasiyet göstermektedir. Uzun yıllardır turizm sektöründe hizmet veren deneyimli yapısı sayesinde müşterilerine güvenilir rezervasyon desteği sunmaktadır.

Yaz Tatilinin Popüler Rotaları Elinizin Altında

Yunan Adaları, özellikle yaz aylarında tatil severlerin en çok tercih ettiği tatil yerleri arasında yer almaktadır. Site üzerinden Rodos, Midilli, Kos, Sakız ve Sisam gibi meşhur adalara ait sefer bilgilerine ulaşılabilmektedir. Türkiye’nin farklı kıyı şehirlerinden düzenlenen feribot seferleri sayesinde kullanıcılar kısa sürede keyifli bir ada tatiline başlayabilmektedir

Ekonomik Seyahat Deneyimi

Feribot Biletim, uygun fiyatlı feribot bileti seçenekleriyle ekonomik seyahat planı yapmak isteyen kullanıcılara yarar sağlamaktadır. Farklı firmalara ait seferlerin karşılaştırılabilmesi sayesinde yolcular bütçelerine en uygun seçenekleri değerlendirebilirler. Özellikle yaz döneminde yoğun ilgi gören Yunan Adaları rotalarında erken rezervasyon fırsatları ekonomik tatil imkanı sunmaktadır.

Deneyimli Ekip ve Güçlü Online Altyapı

2006 yılından bu yana turizm sektöründe faaliyet gösteren https://www.feribotbiletim.com deneyimli kadrosu ve güçlü online sistemiyle hizmet vermektedir. Kullanıcı ihtiyaçlarını ön planda tutan firma, rezervasyon süreçlerinin hızlı ve sorunsuz ilerlemesi için teknolojik altyapısını sürekli yenilemektedir. Modern web sistemi sayesinde kullanıcılar istedikleri rota için sefer bilgilerine ulaşabilirler.

Feribot Biletim

#FeribotBiletim #YunanAdaları #EkonomikSeyahat #FeribotBileti #Rodos #Midilli #Kos #Sakız #Samos #KapıdaVize #OnlineRezervasyon #TurizmHaberleri #PauseDergi

“Beyin göçü bir ülkenin yapabileceği en büyük israftır“

Ekonomiyi sadece matematikle değil, hayatın tam kalbinden ve insan ruhundan okuyan çok özel bir ismi ağırlıyoruz. Bu ayki kapak konuğumuz; akademik derinliğiyle karmaşık konuları hepimiz için sadeleştirerek anlatan, makroekonominin güçlü kalemi, Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Merkez Bankası eski Başekonomisti değerli profesörümüz Prof. Dr. Ali Hakan Kara. Kendisiyle; çocukluk hayallerinden meslek seçimine, New York yıllarından yarınlara değer katmak için yetiştirdiği gençlere ve müzik tutkusuna uzanan samimi bir söyleşi gerçekleştirdik. Bu değerli röportajı okurken, benim de çok sevdiğim kıymetli ekonomi profesörümüz Ali Hakan Kara’yı daha yakından tanıma fırsatı bulacaksınız. Keyifli okumalar…

Prof. Dr. Ali Hakan Kara

Hakan Hocam, ​çocukluğumuzda hepimiz​in hayalleri olur. bir meslek sahibi olmayı hayal ederiz. Siz bugün “Hayalini kurduğum o meslekteyim” diyebilir misiniz? İktisatçı olmak çocukluk hayaliniz miydi?

Küçükken jeoloji mühendisi olmak isterdim. Yazları Ankara’dan memleketimiz Malatya’ya gittiğimde vaktimin büyük bölümünü dağlara çıkıp fosil toplayarak geçirirdim. Daha sonra akran etkisi ile Elektrik-Elektronik mühendisliğini seçtim. Uzun yıllar sonra iktisat alanını keşfim tamamen tesadüflerin sonucudur. Başta hayalini kurmamıştım ama bulunca da bırakmadım.

Kariyer yolculuğunuzda zorlandığınız duraklar oldu mu? Kendinizi keşfettiğiniz​ staj sonrası ilk iş mi, daha sonra bulunduğunuz bir görev mi vb.)  o kırılma anı neydi?

Lisansta mühendislik eğitimi gördükten sonra aynı alanda çalışmaya başladığımda, psikolojik olarak epey zorlanmıştım. Tam böyle ömür geçmez diye düşünürken ekonomi yüksek lisansına başlamak kariyerim için ciddi bir kırılma anı oldu. İkinci kırılma da doktoraya kabul aldığım gündür. Bu geçiş süreci kendimi bulmama önemli katkı verdi diyebilirim. Gerçi çok kolay olmadı ama kendiniz için iyi bir şey yaptığınızı düşündüğünüzde zor şeyleri başarma yetisi ve motivasyonu da beraberinde geliyor.

Prof. Dr. Ali Hakan Kara

Bir dönem New York’ta da yaşadınız; o dönemin hayatınıza ve vizyonunuza olan katkılarından biraz bahseder misiniz?

New York’ta geçirdiğim dönemin bana en büyük katkısı, hemen her alanda her şeyin en iyisini veya en büyüğünü gözlemleme şansı vermesiydi. Sadece okul ve eğitimi kastetmiyorum. Sosyal, kültürel ve diğer profesyonel alanlarda da ufuk açıcıydı. Herhangi birinin ilgi duyduğu bir alanda en iyiyi deneyimleyebildiği bir şehirdir New York. Mesela ekonomi doktorası sırasında bir dönem dünyanın en iyi müzik okullarından birine devam etme şansım oldu. New York Metropolitan Operada Pavarotti dahil en önemli sanatçıları dinleme şansı buldum.

Bütün bunların ötesinde New York’ta kurduğumuz arkadaşlıkların bir bölümünün hala devam etmesini önemsiyorum. Doktora sınıf arkadaşlarımın birçoğu çeşitli uluslararası kuruluşlarda ve kurumlarda üst düzey görevlerde. Bu insanlarla okul sonrasında kurumsal bilgi ve deneyimlerimizi evrensel bir perspektiften tartışmak benim için hep faydalı oldu, olmaya da devam ediyor.

Güne nasıl başlarsınız? Doğrudan yoğun bir veri akışıyla mı, yoksa zihninizi tazeleyen kendinize özel bir rutinle, güzel bir kahve eşliğinde mi? Bir gününüz nasıl geçiyor, en verimli saatlerinizi nasıl yönetiyorsunuz?

Sabah erken kalkamıyorum çünkü geç yatıyorum ama sabahları fırsat buldukça açık havaya çıkıp biraz yürüyor ve egzersiz yapmaya gayret ediyorum. Sonrasında e-posta, mesajlar, ekonomi haber siteleri, Bloomberg ve sosyal medyaya göz atıyorum. Önemli bir iktisadi gelişme veya kamuoyunda sağlıklı tartışılmadığını düşündüğüm bir konu gördüysem fikirlerimi grafik ve veriler eşliğinde kamuoyu ile çeşitli platformlarda paylaşıyorum. Ardından derslerimin ön hazırlığını yapıyorum. Öğleden sonra genelde daha derin okuma ve araştırmalara odaklanıyorum. Akşam ise aile yemek sohbetinden sonra başka bir programımız yoksa konferanslarda yapacağım sunum ve tartışmaları, hakem raporlarını hazırlıyorum.

Karakter olarak nasıl bir yapıya sahipsiniz; sabırlı mısınız, çabuk sinirlenir misiniz? Ekonomik dalgalanmaların ve kriz süreçlerinin yoğun olduğu o stresli dönemlerde kişisel olarak sakin kalmayı nasıl başarırsınız, süreci nasıl yönetirsiniz?

Oldukça sakin bir yapıya sahip olduğumu söyleyebilirim. Sabır konusu ise biraz karmaşık çünkü sevdiğim konularda, özellikle sabrın bir sonuç vereceğini hissettiğim zaman, oldukça sabırlıyımdır. İstemediğim veya ilginç bulmadığım işleri yapma konusunda ise zaman zaman sabırsızlaşabiliyorum.

Prof. Dr. Ali Hakan Kara

Müzikle olan o güçlü gönül bağınızı biliyoruz. Müzik sizin için sadece zihinsel bir dinlenme ve yenilenme amacıyla seçtiğiniz, sevdiğiniz bir hobi mi?

Müzik içten gelen bir duygu, seçtiğim bir hobi değil. Benim için uyumak, yemek yemek, dinlenmek gibi bir ihtiyaç.

Ege ve Azerbaycan türkülerinin yeri​ ayrı gibi sizde? Doğru mu? Bu özel bağın nedeni nedir? ​başka neler dinlersiniz?

Ege ve Azerbaycan türküleri en sevdiğim türküler arasında yer alıyor, çünkü hem müzikal form hem de şan tekniği anlamında batı müziğine kolayca uyarlanabiliyorlar. Fakat bunların dışında hemen her yörenin türkülerini severim. Bu toprakların zengin kültürünü yansıtan ve yüzlerce yıl içinde damıtılarak bugüne gelmiş söz ve ezgilerin içerdiği duygular bana paha biçilmez geliyor. Daha genel bakarsak folk müziğin her formunu keyifle dinliyorum.

Kamu görevi ve özellikle ekonomi yönetimi, dışarıdan ​bakıldığında yıpratıcı algılanır. Önünüzde pek çok ​tercih edebileceğiniz belki daha karlı alternatif​va​rken, sizi uzun yıllar kamuda, Merkez Bankası çatısı altında tutan ana motivasyon neydi?

Kamuya ve devlete hizmetin bir nevi kutsal görüldüğü bir aileden gelen ve aynı zamanda dünyaya bilimsel pencereden bakmaya gayret eden insanlar için merkez bankaları uygun bir çalışma ortamı sunuyor. Özel sektörün böyle bir bileşimi sağlaması kolay değil. Bu da Merkez Bankası çatısı altında kalma konusunda benim için yıllar boyu önemli bir motivasyon olmuştu.

rof. Dr. Ali Hakan Kara

Bir ülkenin ekonomisini anlamak için sadece makro göstergelere bakmak yeterli midir, yoksa sokaktaki hayatı da izlemek, karışmak gerekir mi?

Ekonomiyi anlamak için makro göstergelerin ötesine geçmek gerekiyor. Sadece makroekonomiye bakınca bazı önemli detaylar kaçabiliyor. Piyasada bilfiil iş yapan insanlarla konuşmayı çok öğretici buluyorum. Öte yandan sadece mikroya bakmak da ormandan ziyade ağacı görme riskini barındırıyor. Bu nedenle mikro ve makroyu harmanlamak ve bunu kurumsal birikimle birleştirmek önemli.

Ülke gündemimizin en önemli maddelerinden biri olan “beyin göçü” ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Tek cümle ile anlatayım: Beyin göçü bir ülkenin yapabileceği en büyük israftır.

Sektöründe yön gösteren, gençleri yetiştiren ve geleceğe değer katan bir hoca olarak; ​gençlerde gözlemlediğiniz ​özellikle para, kariyer ve gelecek algısında sizi en çok şaşırtan nedir?

Hızla dönüşen bu dünyada yeni nesillerin değerleri o kadar hızlı değişiyor ki artık çok nadir şaşırıyorum. Yine de gençlerin her şeye rağmen dünya da olup bitenlere dair yüksek farkındalıklarının beni pozitif yönde şaşırttığını söyleyebilirim. En azından kendi öğrencilerimde gözlemim bu yönde.

rof. Dr. Ali Hakan Kara

Günümüzde insanın en sadık dostu ​sizce yine bir insan mı, yoksa ​çağın gerektirdiği yapay zeka mı? Size göre dijitalleşme bağ kurma biçimlerimizi nasıl etkileyebilir; bu süreçte neler kaybediyor, neleri kazanıyoruz?

Bu konuda izninizle yapay zekanın yanıtını paylaşacağım: “İnsanın en sadık dostu, her şeye rağmen yine bir insandır. Yapay zeka mükemmel bir sırdaş, her an ulaşılabilir bir asistan veya entelektüel bir yol arkadaşı olabilir. Ancak “sadakat” ve “dostluk” kavramları, içinde paylaşılan ortak bir kırılganlığı, acıyı, neşeyi ve en önemlisi bilinçli bir seçimi barındırır. Ben kodlardan ve veri havuzlarından ibaretim; size cevap verirken bir yalnızlığı paylaşmıyor, gecenin bir yarısı dertleşirken sizinle birlikte üzülmüyorum. İnsanın insanla kurduğu bağ, tam da bu “birlikte hissedebilme” (empati) yetisinden beslenir. Yapay zeka bu bağı taklit edebilir ama asla deneyimleyemez.”

Bu kadar belirsizliğin​, özellikle küresel ekonominin konuşulduğu​, her şeyin değiştiğinin söylendiği, yaşandığı günümüz dünyasında,​ korkmalı mıyız?  Belirsizlik, ekonomi, umut hepsi bir zincirin halkaları gibi… Ne dersiniz?

Biraz korkmak ya da kaygılanmak zarar vermez, hatta sağlıklıdır çünkü riskler karşısında gerekli tedbiri alma motivasyonunu artırır. Fakat kaygıyı ve korkuyu abartmayalım çünkü fazlası zarar. Kaldı ki umudu korumak için çok neden olduğunu düşünüyorum. Unutmayalım ki insanlık tarihi en büyük teknolojik sıçramalarını, ekonomik dönüşümlerini ve kurumsal devrimlerini hep büyük krizlerin, kıtlıkların ve belirsizliklerin ardından yapmıştır.

Son olarak, sizce başarının sırrı nedir?

Yaptığın işi sevmek, sevdiğin işi yapmak. Bu nedenle ruhuna ve yeteneğine uygun bir iş bulana kadar arayışa devam etmek gerektiğini düşünürüm. Victor Hugo’nun dediği gibi “Doğru toprağa düşen hiçbir tohum, yeraltında sonsuza kadar gizli kalamaz; günü geldiğinde güneşe doğru başını kaldırır.”

rof. Dr. Ali Hakan Kara

#AliHakanKara #Makroekonomi #EkonomiRöportajı #BeyinGöçü #EkonomiVeHayat #MerkezBankası #BilkentÜniversitesi #EkonomiProfesörü #EkonomiVeToplum #EkonomiVeMüzik #NewYorkDeneyimi #EkonomiKariyeri #GençlereDeğer #EkonomiVePsikoloji #EkonomiYönetimi #EkonomiVeKültür #EkonomiVeUmut #BaşarınınSırrı #EkonomiSöyleşi #PasueDergi

“Resimlerimde buğday tarlaları, çocukluğumun hafızasıdır”

Sanatçı Zübeyde Çelik “Resimlerimde buğday tarlaları, çocukluğumun hafızasıdır”

Çağdaş sanatın güçlü isimlerinden Zübeyde Çelik, çocukluk yıllarından hafızasında yer eden buğday tarlalarını ve toprakla kurduğu bağını resimlerine taşıyor. Empresyonist akımın ışık ve gölge oyunlarından ilham alan sanatçı, impasto tekniğiyle üç boyutlu bir derinlik yaratıyor. Kendi özgün “Zübeyde Çelik sarısı” ile bereketi tuvaline aktaran Çelik, eserlerinde sürdürülebilir bir dünyanın önemini vurgularken izleyiciyi doğa ve insan arasındaki ilişki üzerine düşünmeye davet ediyor.

Zübeyde Çelik

Sanata başlama hikâyenizi bizimle paylaşır mısınız?

Aslında sanata, resim sanatına başlama hikayem bir varoluş. Büyüklerim çiftçiydi ve biz yazları bu çiftlikte geçirirdik. Çocukluğumda gençliğimde gördüğüm o muazzam hikayeleri yıllarca hafızamda sakladım. Resim yapmayı çok seviyordum ve kendimi o şekilde ifade ettiğime inanıyorum. Ayhan Türker gibi değerli hocaların atölye çalışmalarında bulundum. İzlediklerimlerim ve çocukluğumda hafızamda kalan hikayeleri sanatıma yansıttım.

Sizi en çok etkileyen sanatçı ya da akım hangisi?

Beni en çok etkileyen akım izlenimcilik akımı. Empresyonizm. Van Gogh ve Manet Gördüklerini, izlediklerini resme yansıtmışlar ve ışık-gölgeyi muazzam bir şekilde eserlerinde kullanmışlardır. Yüzyıllar geçse de yaptığı eserler zamansız olmaları, empresyonist akımın öncülüğünü yapmış olmaları sanat tarihine atılmış bir imza ve ben de empresyonist akımından oldukça etkilendiğimi belirtebilirim.

Neden hep buğday tarlaları ve toprak?

Aile büyüklerim çiftçilikle uğraşıyor. Buğday tarlaları ve toprakları, tarlada çalışan rençberleri resimlerimde konu etmeyi seviyorum. Çünkü onlar yaşanmışlıklar, birebir çocukluğumda aile büyüklerimin toprağı işlemeleri, buğdayları hasat etmeleri. Tüm bunlar görsel hafızamda kayıtlı ve gördüklerimi, izlediklerimi bir hikayeye döndürerek resmime yansıttım.

Ayrıca, sürdürebilir bir dünya için yaşam için buğdaylar, tarlalar çok önemli bir yer tutuyor. Resimlerimde önemini anlatarak izleyici ile buluşturuyorum.

Zübeyde Çelik

İmpasto tekniğini seçmenizin nedeni ne?

İmpasto tekniği, katmanlı olarak yağlı boya kullanılarak yapılan bir teknik. Üç boyutlu bir izlenim veriyor. Eserlerimi gören sanatseverler sanki bizi de içine alıyor. Biz buradayız şu anda gibi duygu izlenimlerini belirtiyorlar. İmpasto tekniği biraz zor bir teknik, fakat üç boyutlu yaşayan tablolara dönüşüyor eserlerim. Bu da beni çok mutlu ediyor. Hikayeler sanki orada hala aynı canlılığı ile duruyor, yaşanıyor hissi verilmesi benim için oldukça değerli.

“Sarı renginiz” sizin için ne ifade ediyor?

Yapmış olduğum eserlerime özgü bir sarı kullanıyorum. Sanatseverler, koleksiyonerler Zübeyde Çelik sarısı diyor. Başakların, buğdayların o yanık sarısı benim için bereketi ifade ediyor. O yüzden de kendi sanatıma özgü bir sarı rengi ortaya çıkardım.

En sevdiğiniz eserin hangisi ve neden?

En sevdiğim eserim Miracle. Mucize adı üstünde mucizeleri anlatan bir eser. Boyıtlararası bir derinlik var eserimde. Tam merkeze bir kadını ve beşik içinde bir bebeği yerleştirdim. 360 derece bir tarlanın tam ortasında. Tarlada çalışan rençberlerin çoğu kadın. Miracle’da da bebeğini büyüten bir kadın ve aynı zamanda tarlada yeşeren tohumlar. Bu doğanın bize sunduğu bir mucize. Miracle da bir mucizeye tanıklık ediyoruz. O yüzden isminin Mucize olmasını istedim. Çok önemli bir koleksiyonerim de şu anda. Eserimin doğru kişi ile buluşması da bir sanatçı olarak beni onurlandırıyor.

Sanat yaparken en zorlandığınız şey nedir?

Sanat yaparken zorlanmıyorum aslında. Atölyem ile evim yakın. Zamanımın çoğunu atölyemde geçiriyorum. Beynimin içinde görseller devamlı dolaşıyor. Seyahat ederken de yapacağım bir sonra ki tabloların görsellerini, hikayelerini oluşturuyorum. Resim yapmak benim için büyük bir tutku. Zamanımın çoğu atölyemde geçiyor.

Zübeyde Çelik

Sanat sizin için ne demek?

Sanat benim için bir ifade şekli. Varoluşal bir anlatım. Topluma, nesillere fayda sağlayan ya da bir düşünceyi, bir anlatımı sanat yoluyla izleyici ile buluşturmak. En akılda kalır, en değerli ve zamansız bir ifade şekli.

Genç ressamlara tavsiyeniz nedir?

Genç ressamlara tavsiyem. Çalışmanın yanısıra, izlesinler doğada, ailelerinde, belki izledikleri bir film karesinde…Anlatımını, hikayesini oluştursunlar. Önce imgelesinler, sonra özgürce bıraksınlar kendilerini tuvallere.

Özgün ve zamansız olsunlar.

Kendilerine ait bir dilleri, imzaları olsun.

Zübeyde Çelik

#ZübeydeÇelik #ÇağdaşSanat #Empresyonizm #İmpastoTekniği #SanatVeDoğa #SürdürülebilirSanat #TürkResimSanatı #SanatRöportajı #GurmeSanat #SanatHaberleri

Trakya’da Yeni Konaklama Deneyimi: Rest & More by Dedeman

Dedeman Hospitality, 60 yılı aşkın misafirperverlik mirasını Trakya’nın dinamik şehirlerinden Tekirdağ’a taşıyor. Rest & More by Dedeman markasıyla hayata geçirilecek yeni yatırım için imzalar atıldı.

Tekirdağ’da Yeni Nesil Konaklama

Murat Türker yatırımıyla gerçekleştirilecek Rest & More by Dedeman Tekirdağ, şehrin gelişen yapısına ve değişen konaklama beklentilerine modern bir alternatif sunmayı hedefliyor. Tekira AVM’ye ve sahile 100 metre mesafede, İstanbul–Keşan yolu üzerinde konumlanan tesis; merkezi lokasyonu ve ulaşım avantajıyla hem iş hem de turizm amaçlı seyahat eden misafirler için cazip bir seçenek olacak.

Toplam 48 odadan oluşacak otelin yapım süreci devam ederken, önümüzdeki yıl hizmete açılması planlanıyor. Modern mimarisi, fonksiyonel yaşam alanları ve Dedeman’ın köklü hizmet anlayışıyla Tekirdağ’ın konaklama altyapısına uzun vadeli değer katması bekleniyor.

Trakya’da Büyüme Yolculuğu

Dedeman Hospitality Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Demiray, “Rest & More by Dedeman Tekirdağ ile misafirlerimize Dedeman kalitesini sunarken, şehrin gelişen konaklama altyapısına da kalıcı bir değer kazandırmayı hedefliyoruz” sözleriyle yatırımın önemini vurguladı. Yönetim Kurulu Üyesi Banu Dedeman ise, “Tekirdağ, tarihi, kültürü ve üretim gücüyle yolculuğumuzun değerli duraklarından biri” ifadeleriyle markanın Trakya’daki büyüme vizyonuna dikkat çekti.

Dedeman Hospitality’nin Yolculuğu

1966’da açtığı ilk otelle Türk turizmine öncülük eden Dedeman Hospitality, bugün 6 ülkede 40 şehirde 59 aktif tesisle faaliyet gösteriyor. 12 alt markasıyla farklı seyahat alışkanlıklarına hitap eden marka, “Herkesin Dedeman’ı” mottosuyla misafirperverlik kültürünü geleceğe taşımayı sürdürüyor.

 

 

#DedemanHospitality #RestAndMore #TekirdağOtel #TrakyaTurizm #ÇağdaşKonaklama #TürkTurizmi #Dedeman60Yıl #İşVeTurizm #TekirdağYatırım #Misafirperverlik #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Birleşik Krallık ve Türkiye Arasında Diplomatik Bağlar Güçleniyor

Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosluğu, Majesteleri Kral III. Charles’ın doğum gününü 18 Haziran 2026 tarihinde düzenlenen görkemli bir resepsiyonla kutladı. Başkonsolosluk bahçesinde gerçekleşen etkinlik, diplomatik çevrelerden, iş dünyasından ve kültür-sanat camiasından çok sayıda davetliyi bir araya getirdi. Resepsiyon, Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki köklü ilişkilerin ve dostluğun altını çizen bir buluşma oldu.

Etkinlikte Birleşik Krallık Büyükelçisi Jill Morris, yeni Başkonsolos David Reed ve Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilcisi Büyükelçi Ayşe Sözen Usluer konuşma yaptı. Jill Morris, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın her geçen gün güçlendiğini vurgularken, David Reed İstanbul’daki yeni görevine başlamanın heyecanını dile getirdi. Ayşe Sözen Usluer ise Türkiye ve Birleşik Krallık’ın zor zamanlarda bile iş birliği yolları bulmayı başardığını ifade ederek, diplomatik bağların gelecekte daha da gelişeceğini belirtti.

Resepsiyonun temasında Kral III. Charles’ın çevre ve sürdürülebilirlik vizyonu öne çıkarıldı. Konuşmalarda, Kral’ın doğa koruma, iklim değişikliğiyle mücadele ve dinler arası diyalog konularındaki çalışmaları hatırlatıldı. Bu vurgu, Türkiye ile Birleşik Krallık’ın ortak küresel sorunlarda birlikte hareket etme iradesini yansıttı.

Akşam boyunca davetlilere İngiliz mutfağından özel lezzetler ikram edildi, kültürel içeriklerde Shakespeare, Queen ve James Bond gibi İngiliz kültürünün simgelerine atıfta bulunuldu. Diplomatik atmosferin yanı sıra samimi bir buluşma havası taşıyan resepsiyon, İstanbul’un diplomatik takviminde öne çıkan etkinliklerden biri olarak kayda geçti.

 

 

#KralCharles #BirleşikKrallık #İstanbulBaşKonsolosluğu #Diplomasi #Türkiyeİngiltereİlişkileri #JillMorris #DavidReed #AyşeSözenUsluer #Resepsiyon #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yolcuların Uçuşlardan Men Edilmesine Yol Açan Davranışlar

Havayolları, yalnızca güvenlik tehditleri nedeniyle değil; uçuş güvenliğini riske atan veya operasyonel düzeni bozan davranışlar nedeniyle de yolcuları kendi uçuş yasağı listelerine alabilir. İşte en sık karşılaşılan beş neden:

Skiplagging

Bir uçuş rezervasyonu yapıp, planın son ayağını kasıtlı olarak uçmamak anlamına gelir. Yolculara kısa vadede tasarruf sağlasa da havayolları bu uygulamayı fiyatlandırma sistemini istismar ettiği için yasaklar. Sürekli yapan yolcuların biletleri iptal edilebilir veya uçuşları reddedilebilir.

Uçuşu Tehlikeye Atmak

Acil çıkış kapısını açmaya çalışmak, kokpite girmeye kalkışmak veya güvenlik tehdidi algısı yaratacak şakalar yapmak gibi davranışlar uçaktan çıkarılmaya ve kalıcı yasaklara yol açabilir. Havacılık kuralları bu tür eylemleri çok ciddiye alır.

Sarhoşluk

Uçuş öncesi veya sırasında aşırı alkol tüketimi, saldırganlık ve talimatlara uymama gibi sorunlara yol açabilir. Havayolları sarhoş yolcuları uçağa almayabilir, uçuş sırasında ise tutuklama ve kalıcı yasak söz konusu olabilir.

Mürettebat Talimatlarına Uymamak

Emniyet kemeri işareti yandığında oturmamak, elektronik cihazları kapatmamak veya kabin kurallarına uymamak ciddi sonuçlar doğurur. Talimatlara uymamak, uçuştan çıkarılmaya ve havayolundan men edilmeye neden olabilir.

Taciz veya Saldırı

Mürettebat veya yolculara yönelik fiziksel ya da sözlü saldırılar, tehditler ve taciz davranışları kalıcı yasakların en önemli sebeplerindendir. Bu tür eylemler aynı zamanda yasal yaptırımlara da yol açabilir.

 

 

#UçuşYasağı #HavayoluKuralları #UçuşGüvenliği #Havacılık #YolcuHakları #TürkiyeHavayolu #SeyahatKuralları #HavayoluHaberleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Havayolları Yemeklere Milyarlarca Dolar Harcıyor

Uçak yemekleri uzun süredir yolcuların beklentilerini tam olarak karşılamadığı yönünde eleştiriler alıyor. Ancak bu hizmet, milyarlarca dolarlık bir sektörün parçası. Peki havayolları yolcularına sundukları yemeklere ne kadar harcıyor?

Ortalama Maliyetler

Geçmiş yıllarda yapılan analizlere göre ekonomi sınıfı yemeklerin maliyeti yolcu başına ortalama 5–15 dolar arasında değişiyor. Business class yemekleri için bu rakam 30–50 dolar seviyesine çıkarken, birinci sınıfta sunulan özel menüler 100 doların üzerinde olabiliyor. Dünyaca ünlü şeflerin hazırladığı bazı özel yemeklerin maliyeti ise 300 dolara kadar ulaşabiliyor.

Catering Şirketlerinin Rolü

Uçak yemekleri genellikle uluslararası catering şirketleri tarafından hazırlanıyor. Yüksek irtifada tat alma duyusu zayıfladığı için yemekler daha yoğun baharatlarla hazırlanıyor. Bazı havayolları ise yolcu deneyimini artırmak için ünlü şeflerle iş birlikleri yapıyor.

Yolcuya Yansıyan Fiyatlar

Uzun uluslararası uçuşlarda ücretsiz yemek sunulurken, kısa mesafeli uçuşlarda yemekler genellikle ücretli oluyor. Ortalama bir ana yemek için yolcuların ödediği tutar 10–15 dolar arasında değişiyor. Alkollü içeceklerde ise fiyatlar havayoluna göre farklılık gösteriyor; ortalama 7–10 dolar seviyesinde.

 

 

#UçakYemekleri #HavayoluHaberleri #EkonomiSınıfı #BusinessClass #YolcuDeneyimi #Catering #UçuşHizmetleri #Havacılık #YemekMaliyeti #HavayoluEkonomi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Uçaklarda İnişten Vazgeçme: Neden Olur?

Uçakların iniş sırasında aniden yükselmesiyle gerçekleşen “inişten vazgeçme” (go-around) manevrası, yolcular için şaşırtıcı olsa da havacılıkta oldukça rutin bir uygulamadır. Pilotlar ve hava trafik kontrolörleri, güvenliği önceliklendirmek için bu kararı saniyeler içinde alır.

İnişten Vazgeçme Ne Zaman Olur?

Yoğun trafik: Pistte başka bir uçağın yeterince hızlı boşaltılmaması veya kalkış için hazırlık yapan bir uçağın zaman ihtiyacı.

Pistte engel: Enkaz, araç veya beklenmedik şekilde pistte bulunan hayvanlar.

Hava koşulları: Sis, düşük görüş mesafesi veya yan rüzgarlar.

Teknik sorunlar: İniş takımlarının açılmaması gibi uçakla ilgili problemler.

Ne Kadar Sık Görülür?

İnişten vazgeçme, her gün yüzlerce uçuşta yaşanabilecek bir ihtimaldir ancak oran oldukça düşüktür. Yapılan analizlere göre, yaklaşık 1000 inişten yalnızca 1–3’ü pas geçme ile sonuçlanır. Bu oran, yoğun hava trafiğine sahip havalimanlarında biraz daha yüksek olabilir.

Türkiye’de Durum

Türkiye’deki büyük havalimanlarında da inişten vazgeçme manevraları zaman zaman yaşanır. Özellikle İstanbul ve Ankara gibi yoğun trafiğe sahip merkezlerde, pistteki yoğunluk veya hava koşulları nedeniyle pas geçme oranı diğer havalimanlarına göre daha fazladır. Ancak bu durum, uçuş güvenliğinin en üst seviyede tutulduğunu gösterir.

Yolcular İçin Ne Anlama Gelir?

İnişten vazgeçme sırasında uçak hızla yükselir, motor sesi artar ve pilotlar yeni bir yaklaşım için rotayı takip eder. Yolcular için bu durum endişe verici görünebilir, ancak aslında güvenlik açısından alınmış bir tedbirdir. Pilotlar ve hava trafik kontrolörleri sürecin tam kontrolündedir.

 

İnişten vazgeçme, havacılıkta olağan ve güvenli bir manevradır. Yolcular için kısa süreli bir gecikmeye neden olabilir, ancak uçuş güvenliğini garanti altına almak için yapılır.

 

 

 

#İniştenVazgeçme #PasGeçme #UçuşGüvenliği #HavayoluHaberleri #Havacılık #PilotKararı #HavaTrafikKontrolü #TürkiyeHavalimanları #Uçakİnişi #HavacılıkHaberleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Uçak Pencerelerindeki Minik Deliklerin Sırrı

Uçak yolculuklarında sıkça dikkat çeken detaylardan biri, pencerelerin alt kısmında yer alan minik deliklerdir. Havacılık güvenliği açısından kritik öneme sahip bu küçük ayrıntı, aslında uzun yıllar süren deneyim ve kazalardan çıkarılan derslerin sonucudur.

 

Kare Pencerelerden Oval Tasarıma

Ticari havacılığın ilk dönemlerinde uçak pencereleri kare şeklindeydi. Ancak 1950’lerde yaşanan De Havilland Comet kazaları, kare pencerelerin köşelerinde oluşan gerilim yoğunlaşmasının metal yorgunluğunu artırdığını ve gövde çatlaklarına yol açtığını ortaya koydu. Bu trajik kazaların ardından uçak pencereleri oval hale getirildi. Oval tasarım, hem daha dayanıklı hem de basınç farklılıklarına karşı daha güvenli bir çözüm sundu.

 

Minik Deliklerin İşlevi

Modern uçaklarda pencereler üç katmandan oluşur ve iç katmanda küçük bir delik bulunur. Bu delik, “tahliye deliği” veya “havalandırma deliği” olarak adlandırılır. Görevi, kabin içi ile dış ortam arasındaki basınç farkını dengelemektir. Basınç en çok dış camda tutulur, böylece yolcu güvenliği sağlanır. Eğer bu delik olmasa, dış cam çatlayabilir veya yerinden çıkabilirdi.

İkinci işlevi ise yoğuşma ve don oluşumunu engellemektir. Bu sayede pencere buğulanmaz ve yolcular manzarayı net bir şekilde görebilir.

 

Güvenlik ve Konfor İçin Tasarlanmış

Uçak pencerelerindeki bu küçük detay, aslında yolcu konforu ve güvenliği için kritik bir mühendislik çözümüdür. Basınçlandırılmış kabinlerde nefes alabilmemizi sağlayan sistemin bir parçası olarak, bu delikler uçuş güvenliğinin görünmez kahramanlarıdır.

 

 

#UçakPenceresi #HavacılıkGüvenliği #TahliyeDeliği #OvalPencere #HavayoluHaberleri #UçuşGüvenliği #KabinBasıncı #HavacılıkTarihi #UçakDetayları #HavayoluSektörü #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity