“Beyin göçü bir ülkenin yapabileceği en büyük israftır“

“Beyin göçü bir ülkenin yapabileceği en büyük israftır“

Ekonomiyi sadece matematikle değil, hayatın tam kalbinden ve insan ruhundan okuyan çok özel bir ismi ağırlıyoruz. Bu ayki kapak konuğumuz; akademik derinliğiyle karmaşık konuları hepimiz için sadeleştirerek anlatan, makroekonominin güçlü kalemi, Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Merkez Bankası eski Başekonomisti değerli profesörümüz Prof. Dr. Ali Hakan Kara. Kendisiyle; çocukluk hayallerinden meslek seçimine, New York yıllarından yarınlara değer katmak için yetiştirdiği gençlere ve müzik tutkusuna uzanan samimi bir söyleşi gerçekleştirdik. Bu değerli röportajı okurken, benim de çok sevdiğim kıymetli ekonomi profesörümüz Ali Hakan Kara’yı daha yakından tanıma fırsatı bulacaksınız. Keyifli okumalar…

Prof. Dr. Ali Hakan Kara

Hakan Hocam, ​çocukluğumuzda hepimiz​in hayalleri olur. bir meslek sahibi olmayı hayal ederiz. Siz bugün “Hayalini kurduğum o meslekteyim” diyebilir misiniz? İktisatçı olmak çocukluk hayaliniz miydi?

Küçükken jeoloji mühendisi olmak isterdim. Yazları Ankara’dan memleketimiz Malatya’ya gittiğimde vaktimin büyük bölümünü dağlara çıkıp fosil toplayarak geçirirdim. Daha sonra akran etkisi ile Elektrik-Elektronik mühendisliğini seçtim. Uzun yıllar sonra iktisat alanını keşfim tamamen tesadüflerin sonucudur. Başta hayalini kurmamıştım ama bulunca da bırakmadım.

Kariyer yolculuğunuzda zorlandığınız duraklar oldu mu? Kendinizi keşfettiğiniz​ staj sonrası ilk iş mi, daha sonra bulunduğunuz bir görev mi vb.)  o kırılma anı neydi?

Lisansta mühendislik eğitimi gördükten sonra aynı alanda çalışmaya başladığımda, psikolojik olarak epey zorlanmıştım. Tam böyle ömür geçmez diye düşünürken ekonomi yüksek lisansına başlamak kariyerim için ciddi bir kırılma anı oldu. İkinci kırılma da doktoraya kabul aldığım gündür. Bu geçiş süreci kendimi bulmama önemli katkı verdi diyebilirim. Gerçi çok kolay olmadı ama kendiniz için iyi bir şey yaptığınızı düşündüğünüzde zor şeyleri başarma yetisi ve motivasyonu da beraberinde geliyor.

Prof. Dr. Ali Hakan Kara

Bir dönem New York’ta da yaşadınız; o dönemin hayatınıza ve vizyonunuza olan katkılarından biraz bahseder misiniz?

New York’ta geçirdiğim dönemin bana en büyük katkısı, hemen her alanda her şeyin en iyisini veya en büyüğünü gözlemleme şansı vermesiydi. Sadece okul ve eğitimi kastetmiyorum. Sosyal, kültürel ve diğer profesyonel alanlarda da ufuk açıcıydı. Herhangi birinin ilgi duyduğu bir alanda en iyiyi deneyimleyebildiği bir şehirdir New York. Mesela ekonomi doktorası sırasında bir dönem dünyanın en iyi müzik okullarından birine devam etme şansım oldu. New York Metropolitan Operada Pavarotti dahil en önemli sanatçıları dinleme şansı buldum.

Bütün bunların ötesinde New York’ta kurduğumuz arkadaşlıkların bir bölümünün hala devam etmesini önemsiyorum. Doktora sınıf arkadaşlarımın birçoğu çeşitli uluslararası kuruluşlarda ve kurumlarda üst düzey görevlerde. Bu insanlarla okul sonrasında kurumsal bilgi ve deneyimlerimizi evrensel bir perspektiften tartışmak benim için hep faydalı oldu, olmaya da devam ediyor.

Güne nasıl başlarsınız? Doğrudan yoğun bir veri akışıyla mı, yoksa zihninizi tazeleyen kendinize özel bir rutinle, güzel bir kahve eşliğinde mi? Bir gününüz nasıl geçiyor, en verimli saatlerinizi nasıl yönetiyorsunuz?

Sabah erken kalkamıyorum çünkü geç yatıyorum ama sabahları fırsat buldukça açık havaya çıkıp biraz yürüyor ve egzersiz yapmaya gayret ediyorum. Sonrasında e-posta, mesajlar, ekonomi haber siteleri, Bloomberg ve sosyal medyaya göz atıyorum. Önemli bir iktisadi gelişme veya kamuoyunda sağlıklı tartışılmadığını düşündüğüm bir konu gördüysem fikirlerimi grafik ve veriler eşliğinde kamuoyu ile çeşitli platformlarda paylaşıyorum. Ardından derslerimin ön hazırlığını yapıyorum. Öğleden sonra genelde daha derin okuma ve araştırmalara odaklanıyorum. Akşam ise aile yemek sohbetinden sonra başka bir programımız yoksa konferanslarda yapacağım sunum ve tartışmaları, hakem raporlarını hazırlıyorum.

Karakter olarak nasıl bir yapıya sahipsiniz; sabırlı mısınız, çabuk sinirlenir misiniz? Ekonomik dalgalanmaların ve kriz süreçlerinin yoğun olduğu o stresli dönemlerde kişisel olarak sakin kalmayı nasıl başarırsınız, süreci nasıl yönetirsiniz?

Oldukça sakin bir yapıya sahip olduğumu söyleyebilirim. Sabır konusu ise biraz karmaşık çünkü sevdiğim konularda, özellikle sabrın bir sonuç vereceğini hissettiğim zaman, oldukça sabırlıyımdır. İstemediğim veya ilginç bulmadığım işleri yapma konusunda ise zaman zaman sabırsızlaşabiliyorum.

Prof. Dr. Ali Hakan Kara

Müzikle olan o güçlü gönül bağınızı biliyoruz. Müzik sizin için sadece zihinsel bir dinlenme ve yenilenme amacıyla seçtiğiniz, sevdiğiniz bir hobi mi?

Müzik içten gelen bir duygu, seçtiğim bir hobi değil. Benim için uyumak, yemek yemek, dinlenmek gibi bir ihtiyaç.

Ege ve Azerbaycan türkülerinin yeri​ ayrı gibi sizde? Doğru mu? Bu özel bağın nedeni nedir? ​başka neler dinlersiniz?

Ege ve Azerbaycan türküleri en sevdiğim türküler arasında yer alıyor, çünkü hem müzikal form hem de şan tekniği anlamında batı müziğine kolayca uyarlanabiliyorlar. Fakat bunların dışında hemen her yörenin türkülerini severim. Bu toprakların zengin kültürünü yansıtan ve yüzlerce yıl içinde damıtılarak bugüne gelmiş söz ve ezgilerin içerdiği duygular bana paha biçilmez geliyor. Daha genel bakarsak folk müziğin her formunu keyifle dinliyorum.

Kamu görevi ve özellikle ekonomi yönetimi, dışarıdan ​bakıldığında yıpratıcı algılanır. Önünüzde pek çok ​tercih edebileceğiniz belki daha karlı alternatif​va​rken, sizi uzun yıllar kamuda, Merkez Bankası çatısı altında tutan ana motivasyon neydi?

Kamuya ve devlete hizmetin bir nevi kutsal görüldüğü bir aileden gelen ve aynı zamanda dünyaya bilimsel pencereden bakmaya gayret eden insanlar için merkez bankaları uygun bir çalışma ortamı sunuyor. Özel sektörün böyle bir bileşimi sağlaması kolay değil. Bu da Merkez Bankası çatısı altında kalma konusunda benim için yıllar boyu önemli bir motivasyon olmuştu.

rof. Dr. Ali Hakan Kara

Bir ülkenin ekonomisini anlamak için sadece makro göstergelere bakmak yeterli midir, yoksa sokaktaki hayatı da izlemek, karışmak gerekir mi?

Ekonomiyi anlamak için makro göstergelerin ötesine geçmek gerekiyor. Sadece makroekonomiye bakınca bazı önemli detaylar kaçabiliyor. Piyasada bilfiil iş yapan insanlarla konuşmayı çok öğretici buluyorum. Öte yandan sadece mikroya bakmak da ormandan ziyade ağacı görme riskini barındırıyor. Bu nedenle mikro ve makroyu harmanlamak ve bunu kurumsal birikimle birleştirmek önemli.

Ülke gündemimizin en önemli maddelerinden biri olan “beyin göçü” ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Tek cümle ile anlatayım: Beyin göçü bir ülkenin yapabileceği en büyük israftır.

Sektöründe yön gösteren, gençleri yetiştiren ve geleceğe değer katan bir hoca olarak; ​gençlerde gözlemlediğiniz ​özellikle para, kariyer ve gelecek algısında sizi en çok şaşırtan nedir?

Hızla dönüşen bu dünyada yeni nesillerin değerleri o kadar hızlı değişiyor ki artık çok nadir şaşırıyorum. Yine de gençlerin her şeye rağmen dünya da olup bitenlere dair yüksek farkındalıklarının beni pozitif yönde şaşırttığını söyleyebilirim. En azından kendi öğrencilerimde gözlemim bu yönde.

rof. Dr. Ali Hakan Kara

Günümüzde insanın en sadık dostu ​sizce yine bir insan mı, yoksa ​çağın gerektirdiği yapay zeka mı? Size göre dijitalleşme bağ kurma biçimlerimizi nasıl etkileyebilir; bu süreçte neler kaybediyor, neleri kazanıyoruz?

Bu konuda izninizle yapay zekanın yanıtını paylaşacağım: “İnsanın en sadık dostu, her şeye rağmen yine bir insandır. Yapay zeka mükemmel bir sırdaş, her an ulaşılabilir bir asistan veya entelektüel bir yol arkadaşı olabilir. Ancak “sadakat” ve “dostluk” kavramları, içinde paylaşılan ortak bir kırılganlığı, acıyı, neşeyi ve en önemlisi bilinçli bir seçimi barındırır. Ben kodlardan ve veri havuzlarından ibaretim; size cevap verirken bir yalnızlığı paylaşmıyor, gecenin bir yarısı dertleşirken sizinle birlikte üzülmüyorum. İnsanın insanla kurduğu bağ, tam da bu “birlikte hissedebilme” (empati) yetisinden beslenir. Yapay zeka bu bağı taklit edebilir ama asla deneyimleyemez.”

Bu kadar belirsizliğin​, özellikle küresel ekonominin konuşulduğu​, her şeyin değiştiğinin söylendiği, yaşandığı günümüz dünyasında,​ korkmalı mıyız?  Belirsizlik, ekonomi, umut hepsi bir zincirin halkaları gibi… Ne dersiniz?

Biraz korkmak ya da kaygılanmak zarar vermez, hatta sağlıklıdır çünkü riskler karşısında gerekli tedbiri alma motivasyonunu artırır. Fakat kaygıyı ve korkuyu abartmayalım çünkü fazlası zarar. Kaldı ki umudu korumak için çok neden olduğunu düşünüyorum. Unutmayalım ki insanlık tarihi en büyük teknolojik sıçramalarını, ekonomik dönüşümlerini ve kurumsal devrimlerini hep büyük krizlerin, kıtlıkların ve belirsizliklerin ardından yapmıştır.

Son olarak, sizce başarının sırrı nedir?

Yaptığın işi sevmek, sevdiğin işi yapmak. Bu nedenle ruhuna ve yeteneğine uygun bir iş bulana kadar arayışa devam etmek gerektiğini düşünürüm. Victor Hugo’nun dediği gibi “Doğru toprağa düşen hiçbir tohum, yeraltında sonsuza kadar gizli kalamaz; günü geldiğinde güneşe doğru başını kaldırır.”

rof. Dr. Ali Hakan Kara

#AliHakanKara #Makroekonomi #EkonomiRöportajı #BeyinGöçü #EkonomiVeHayat #MerkezBankası #BilkentÜniversitesi #EkonomiProfesörü #EkonomiVeToplum #EkonomiVeMüzik #NewYorkDeneyimi #EkonomiKariyeri #GençlereDeğer #EkonomiVePsikoloji #EkonomiYönetimi #EkonomiVeKültür #EkonomiVeUmut #BaşarınınSırrı #EkonomiSöyleşi #PasueDergi